İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Avrupa ülkelerinin İran'a karşı yürütülen savaşa katılımına ilişkin açıklamalarına tepki göstererek, "Avrupa sorumluluk üstlenmeli" dedi.
Şarku’l Avsat’ın, Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Bekayi bugün (Perşembe) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Rutte'nin açıklamalarını değerlendirdi.
Bekayi paylaşımında, "Mark Rutte'nin Avrupa ülkelerinin İran'a yönelik askeri saldırıya katıldığını defalarca kabul etmesi, Avrupa'nın bu saldırgan savaşta tarafsız olmadığını bir kez daha teyit etmektedir" ifadelerini kullandı.
Avrupa toprakları, askeri üsleri ve altyapısının ABD-İsrail ortak askeri operasyonuna tahsis edildiğini belirten Bekayi, "Topraklarını, üslerini ve altyapısını ABD-İsrail saldırganlığına açan taraflar, bu iş birliğinin ve sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. ABD'nin zorbalığını ve saldırgan savaşını desteklemekle övünmek, güç ve özgüven göstergesi olmaktan ziyade; efendisinin kibirli bakışını dalkavuklukla değiştirebileceğine inanan bir zihniyetin yansımasıdır" ifadelerini kullandı.
ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı
Washington ile Tahran arasında eşi benzeri görülmemiş askeri gerilim, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) bugün (Perşembe) sabah saatlerinde İran'ın iç kesimlerine yönelik yeni bir hava saldırısı dalgasını tamamladığını duyurmasının ardından bölgeyi kapsamlı bir çatışmanın eşiğine getirdi.
İran devlet medyası ve Sağlık Bakanlığı'na göre ABD hava saldırılarında en az 14 kişi hayatını kaybetti, 78 kişi yaralandı. Saldırıların ardından yetkililer, Tahran-Meşhed demir yolu hattındaki seferleri durdurdu.
İran ise buna hızlı bir karşılık vererek Devrim Muhafızları aracılığıyla Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD askeri üslerini hedef aldığını açıkladı. Bahreyn ve Kuveyt yönetimleri ise hava sahalarına giren füzelerin ve diğer mühimmatın etkisiz hale getirildiğini bildirdi.
CENTCOM, X platformundan yaptığı açıklamada ABD güçlerinin İran'da yaklaşık 90 askeri hedefi vurduğunu duyurdu. Hedefler arasında hava savunma sistemleri, kıyı gözetleme unsurları, füze ve insansız hava aracı depoları, deniz kuvvetlerine ait askeri kapasite ile İran kıyıları boyunca bulunan askeri lojistik altyapı yer aldı.
Washington, son saldırı dalgasının amacının "İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere ve masum sivil denizcilere yönelik saldırı kapasitesini daha da zayıflatmak" olduğunu belirtti. Açıklamada, operasyonların önceki gece gerçekleştirilen başarılı hava saldırılarının devamı niteliğinde olduğu ifade edildi.
Sahadaki çatışmalar sürerken diplomatik cephede de dikkat çekici gelişmeler yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yönetimiyle temasa geçerek bir "anlaşma" yapma isteğini ilettiğini açıkladı.
Trump'ın bu açıklamalarıyla eş zamanlı olarak İran Devrim Muhafızları, saldırıların tekrarlanması halinde bölgedeki diğer ABD üslerinin de hedef alınacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, askeri karşılığın genişletilebileceği belirtilirken, bölgenin karşılıklı caydırıcılık ile gerilimi arka kapı diplomasisi yoluyla kontrol altına alma çabaları arasında kritik bir dönemece girdiği vurgulandı.
İsrail Güney Lübnan'da saldırılar düzenledi
İsrail ordusu, bugün (Perşembe) sabahın erken saatlerinde ve dün gece Güney Lübnan'daki Hıyam beldesinde saldırılar gerçekleştirdi. Ordu ayrıca gece saatlerinde Tayyibe beldesini hedef alan bir başka saldırı düzenledi.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığına göre İsrail ordusu gece ve sabah saatlerinde Hıyam beldesi içinde art arda saldırılar gerçekleştirdi. Patlamaların sesi Güney Lübnan'ın birçok bölgesinde duyuldu.
Ayrıca İsrail güçleri, Tayyibe beldesinde de saldırılar düzenlerken, eş zamanlı olarak Deyr Seryan beldesinin çevresi topçu ateşiyle hedef alındı.
Fransa Dışişleri Bakanı: ABD saldırılarının nedeni İran'ın taahhütlerini ihlal etmesi
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarının, Tahran'ın taahhütlerini ihlal etmesinin sonucu olduğunu söyledi.
Fransız TF1 kanalına konuşan Barrot, saldırıların meşruiyetine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, "İran, Umman açıklarında seyreden gemileri hedef alarak hem Washington ile son imzaladığı mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini hem de uluslararası hukuku ihlal etti" ifadelerini kullandı.
Barrot, İran'ın geçen ay ABD ile varılan anlaşmayı ihlal ettiğini belirterek, "Bu tür girişimlerin derhal sona ermesi gerekiyor ki kritik müzakereler mümkün olan en iyi şartlarda yeniden başlayabilsin" dedi.
Katar Dışişleri Bakanlığı
Katar Başbakanı, İran Dışişleri Bakanı ile telefonda görüştü.
Görüşmede Washington ile Tahran arasında yaşanan son askeri gerilim ele alındı.
Katar Başbakanı, İran Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadı.
Katar Başbakanı, tüm tarafların diplomatik diyaloga bağlı kalmasının önemini vurguladı.
Katar Başbakanı, mutabakat zaptı kapsamında üzerinde uzlaşılan hususların uygulanması gerektiğini ifade etti.
Katar'ın gerilimin kontrol altına alınması ve kapsamlı bir anlaşmaya varılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik girişimleri desteklemeyi sürdüreceğini yineledi.
Gazze Barış Konseyi, Gazze'de pilot insani bölge oluşturmayı planlıyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5293982-gazze-bar%C4%B1%C5%9F-konseyi-gazzede-pilot-insani-b%C3%B6lge-olu%C5%9Fturmay%C4%B1-planl%C4%B1yor
İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
Gazze Barış Konseyi, Gazze'de pilot insani bölge oluşturmayı planlıyor
İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
Reuters haber ajansı ABD Başkanı Donald Trump'ın kurduğu Gazze Barış Konseyi’nden bir yetkilinin, konseyin Trump'ın tıkanan barış planını yeniden canlandırmak amacıyla Hamas ile ikinci aşama anlaşmasına ilerleme sağlanıp sağlanamadığından bağımsız olarak Gazzeliler için pilot bir insani bölge oluşturmayı planladığını açıklamasını aktardı.
Gazze Barış Konseyi içindeki konumunu belirtmeyen yetkili, konseyin Gazzelilerden oraya geçmek isteyenlerin insani ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal ve hizmetlerin genişletilebileceği ve on binlerce kişiyi ağırlayabilecek güvenli bölgeler belirlediğini söyledi.
Gazze, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik saldırılarının ardından patlak veren ve iki yıl süren topyekun bir savaşın yol açtığı yıkımın ortasında kalmaya devam ediyor.
Ateşkes anlaşmasına varılmasının ardından Trump, insani yardımların artırılmasını, Gazze Şeridi’nin Filistinli teknokratlardan oluşan bir grup tarafından yönetilmesini, Hamas'ın silahsızlandırılmasını ve İsrail ordusunun çekilmesini öngören Gazze planını açıkladı. Ancak plan tıkandı ve ‘Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ olarak bilinen teknik uzmanlar heyeti de şeritte henüz faaliyete geçemedi.
İsrail, 2 milyonu aşkın nüfusun açlık, hastalık ve yerinden edilmeyle boğuştuğu şeritte askeri saldırılarını sürdürüyor. İsrail ayrıca Gazze'nin yüzde 70'ini kapsayacak şekilde kontrolünü genişleteceğini ilan etti.
Ateşkesin ardından ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Vakfı tarafından yürütülen yardım programı kapatıldı. Program, dağıtım noktalarına ulaşmaya çalışan Filistinlilerin hayatını kaybetmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer kuruluşlardan yoğun eleştiri almıştı.
Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları 5 kattan fazla arttıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5293962-yerle%C5%9Fimcilerin-filistinlilere-y%C3%B6nelik-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1-5-kattan-fazla-artt%C4%B1
Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Salem köyünde yerleşimcilerin buğday tarlalarında çıkardığı yangını söndürmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları 5 kattan fazla arttı
Cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Salem köyünde yerleşimcilerin buğday tarlalarında çıkardığı yangını söndürmeye çalışan Filistinliler (AFP)
İsrailli Bakan İtamar Ben-Gvir önderliğindeki İç Güvenlik Bakanlığı, son aylarda resmi verileri gizlemeye çalıştıysa da dün bu verileri açıklamak zorunda kaldı. Açıklanan veriler, hükümetin Gazze, Lübnan, İran, Suriye ve diğer cephelerde sürdürdüğü savaşlar döneminde yerleşimci saldırılarının beş kattan fazla arttığını ortaya koydu.
Polis verilerine göre 2019 yılında ‘Filistinlilere yönelik milliyetçi suçlar’ olarak sınıflandırılan bu tür saldırılar için 139 dosya açılmıştı. Bu sayı 2025'te 779'a fırlayarak yüzde 560'lık bir artış kaydetti.
2026 yılında saldırıların hızı daha da artarken tablonun daha vahim bir boyutu olarak açılan soruşturma dosyalarının yalnızca yüzde 6'sını oluşturan 52 iddianame düzenlenebildi.
Yerleşimciler ve İsrail askerleri Batı Şeria'nın el-Halil şehri yakınlarındaki Sair köyünde bir tarlada beklerken Filistinli çiftçiler zeytin hasadından alıkonuluyor (Arşiv - AFP)
İsrail gazetesi Haaretz’e konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisi şiddet olaylarındaki artışın yasadışı çiftliklerin ve yerleşim noktalarının çoğalmasından kaynaklandığını söyledi. Üst düzey güvenlik yetkilileri aynı gazetede ‘hükümetin ve ordunun bu saldırılarda masum olmadığını’ belirterek ‘bazı yasadışı çiftliklerin ve yerleşim noktalarının hükümetin desteği ve İsrail ordusunun teşvik ve korumasıyla kurulduğunu’ teyit etti.
İlhak sürecinin hızlandırılması
Bu yayınla eş zamanlı olarak İsrailli sivil toplum kuruluşları Barış Şimdi (Peace Now) Hareketi ve Kerem Navot Derneği, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin Batı Şeria'daki arazilerin İsrail'e ilhakını hükümet sistemi yapısını değiştirerek, yerleşimleri genişleterek, nüfusu göç ettirerek ve A ile B Bölgeleri üzerindeki İsrail denetimini derinleştirerek hızlandırdığına işaret eden bir bildiri yayımladı.
Rapor, hükümetin yerleşim noktalarını cömertçe finanse ettiğini, donatıp donattığını ve arazilere el koyduğunu ortaya koyuyor.
Raporun hazırlayıcıları Hagit Ofran, Yonatan Mizrahi ve Dror Etkes'e göre bu hükümetin görev süresi boyunca Batı Şeria'da yaşanan değişiklikler emsalsiz bir nitelik taşıyor.
Aralarında arazi sahiplerinin de bulunduğu Filistinliler, geçtiğimiz cuma günü işgal altındaki Batı Şeria'da Dura beldesi yakınlarında bir yerleşimde mülklerinin el konulmasını protesto ederken İsrail ordusunun attığı biber gazından kaçmaya çalışıyor (AFP)
2023-2025 yılları arasında Batı Şeria'da büyük bölümü çiftlik ve dağ yerleşim noktalarından oluşan 185 yeni yerleşim noktası kuruldu. Bu çiftlikler, Batı Şeria'nın toplam yüzölçümünün yüzde 18'ine karşılık gelen bir milyondan fazla dönümü kontrol altında tutuyor. El konulan arazilerin yalnızca yüzde 40'ı resmi olarak ‘devlet arazisi’ olarak sınıflandırılıyor. Bakan Orit Struk liderliğindeki Yerleşim ve Ulusal Görevler Bakanlığı bu yerleşim noktalarına her yıl on milyonlarca şekel tahsis etti.
Rapora göre üç yıl içinde 118 köy ve ‘çoban topluluğu’ ile bunlara bağlı bazı yerleşim yerleri sistematik biçimde boşaltıldı. Sakinler, yerleşimci şiddeti, suya erişimlerinin engellenmesi ve yetkililer tarafından korunmamaları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Filistinlilerin geri dönüşünü engellemek amacıyla yerleşimciler yollar boyunca en az 51 kilometre uzunluğunda çit kurdu. Bu çitler ağırlıklı olarak Ürdün Vadisi'nde ve yerel toplulukların kullandığı alanlarda inşa edildi. Bu durum yüz binlerce dönüm arazinin fiilen kapatılmasına yol açtı.
Rapor ayrıca yerleşimcilerin tarla, bahçe ve bağlardan oluşan en az 11 bin 520 dönüm tarım arazisine el koyduğuna dikkati çekti. Bu arazilerin büyük bölümü yakın zamana kadar bölgeden sürülen ya da erişimi engellenen Filistinliler tarafından işleniyordu.
Salı günü Batı Şeria'da Halil yakınlarındaki bir yerleşime yönelik Filistin protestosu sırasında İsrail askerleri nöbet tutarken İsrailli bir yerleşimci telefonu ile fotoğraf çekiyor (Reuters)
Rapor, resmi izin alınmadan 223 kilometre arazi yolu açıldığını ve bunların yaklaşık yarısının Filistinlilere ait özel araziler, ‘devlet arazisi’ olmayan alanlar ya da zaman zaman B Bölgesi toprakları üzerinde yer aldığını da ortaya koydu. Rapora göre bu yolların açılması devlet bütçesinden on milyonlarca şekele mal olacak. Filistinlilerin kendi topraklarına erişimini kısıtlayan diğer yöntemler arasında ordu ve yerleşimcilerin rastgele kurduğu yüzlerce kontrol noktası ve barikat da yer alıyor.
Rapor ayrıca son üç yılda C Bölgesi'nde izinsiz inşa edilen Filistin yapılarının yıkımında yüzde 80 artış yaşandığını kaydetti.
Yerleşimlerde 40 bin 64 konut birimi inşaatı için planlar sunuldu. Filistin'in gelişimini engellemek amacıyla alınan bakanlar kurulu kararları 100'den fazla yeni yerleşim kurulmasına onay verdi. Bunlar arasında meşrulaştırılan 50 yerleşim noktası, geliştirilen 15 mahalle ve tamamen yeni 37 yerleşim yer alıyor. Bu yerleşimlerin büyük çoğunluğu, bugüne kadar hiçbir İsrail varlığının bulunmadığı Batı Şeria'nın iç bölgelerinde konumlanıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria'da Sebastiye’deki arkeolojik alanı ziyaret eden İsrailli yerleşimciler ve İsrail ordusu kuvvetleri bulunurken bir Filistinli adam İsrail askeri aracının yanında zafer işareti yapıyor. (Reuters)
Rapora göre Oslo Anlaşması'nı geçersiz kılmak amacıyla el koyma operasyonları C Bölgesi'nden anlaşma kapsamında Filistin Otoritesi'nin sivil kontrolündeki A ve B Bölgelerine doğru yöneldi.
Bu bağlamda 2025 yılı sonuna kadar Otorite'nin kontrolündeki bölgelerde yaklaşık 20 yerleşim noktası kuruldu. Aynı zamanda C Bölgesi'ne yakın yerleşim noktalarının sakinleri, sistematik şiddet yoluyla Filistinlilerin A ve B Bölgelerindeki arazilere erişimini engelliyor. Raporu hazırlayanlara göre yerleşimciler Filistin Otoritesi bölgelerindeki yaklaşık 100 bin dönüme Filistinlilerin erişimini engelliyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة