Atlantik ötesi anlaşmazlıklar: Biriken sorunlar Washington ile Avrupa'yı uzaklaştırıyor

Savunma harcamalarından Ukrayna'ya, Grönland'dan Diego Garcia'ya

NATO liderlerinin Ankara'da 8 Temmuz'da düzenlenen zirvenin ardından çekilen toplu fotoğrafı (EPA)
NATO liderlerinin Ankara'da 8 Temmuz'da düzenlenen zirvenin ardından çekilen toplu fotoğrafı (EPA)
TT

Atlantik ötesi anlaşmazlıklar: Biriken sorunlar Washington ile Avrupa'yı uzaklaştırıyor

NATO liderlerinin Ankara'da 8 Temmuz'da düzenlenen zirvenin ardından çekilen toplu fotoğrafı (EPA)
NATO liderlerinin Ankara'da 8 Temmuz'da düzenlenen zirvenin ardından çekilen toplu fotoğrafı (EPA)

Atlantik ötesi ilişkiler, ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana Avrupa liderleri ile Washington arasındaki anlaşmazlıkların derinleşmesi ve kapsamının genişlemesiyle en karmaşık dönemlerinden birini yaşıyor. Trump, Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'nde "benzeri görülmemiş bir birlik" vurgusu yapsa da bazı müttefiklerine yönelik sert açıklamaları, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının boyutunu ortaya koydu.

İşte bugün Atlantik'in iki yakası arasındaki başlıca anlaşmazlık başlıkları:

Savunma harcamaları baskısı

Trump, NATO'nun Ankara Zirvesi'ne Avrupalı müttefiklere yönelik bir dizi eleştiriyle geldi. ABD Başkanı, İran'la yürüttüğü savaşta ittifakın ülkesine destek vermemesinden dolayı "çok öfkeli" olduğunu söyledi. Ayrıca Grönland'ın kontrolü konusundaki taleplerini yineledi ve İspanya'ya yönelik sert eleştirilerini sürdürdü.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Washington'un bağlılığı konusunda liderlere güvence vermeye çalışmasına rağmen, Trump'ın açıklamaları temel bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: ABD'nin savunma şemsiyesi hâlâ garanti altında mı?

Rutte, Trump'ın baskılarının Avrupalılar ve Kanadalıları savunma harcamalarını artırmaya yönelttiğini ve NATO ülkelerinin güvenlik için gayrisafi yurt içi hasılalarının en az yüzde 5'ini ayırma taahhüdünde bulunduğunu vurgulasa da Avrupa'daki endişeler devam ediyor. Zira Washington'un taleplerinin kalıcı bir siyasi baskı aracına dönüşmesinden korkuluyor.

Bu kaygılar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in haziran ortasında Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının altı ay içinde gözden geçirileceğini açıklamasıyla daha da arttı. Bu açıklama, kıtadaki ABD askerlerinin azaltılabileceği endişelerini yeniden gündeme getirdi.

Ukrayna... dayatılan tavizler mi?

Ukrayna meselesi, Trump'ın dış politikasına ilişkin Avrupa'daki en büyük endişe kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. ABD Başkanı, Rusya ve Ukrayna'nın "anlaşmaya varmak istediği" görüşünü tekrarlıyor. Bu açıklamalar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği ve "çok iyi" olarak nitelendirdiği görüşmenin sonrasında yapıldı.

Ancak Avrupalılar, Trump'ın hızlı çözüm arayışının, Kiev'i yeterli güvenlik garantileri almadan taviz vermeye zorlayabileceğinden endişe ediyor.

Tarafların uzlaşmaya hazır olduğuna dair somut işaretlerin bulunmadığı bir dönemde Avrupa ülkeleri, yeni askeri yardım paketleri ve yenilenen siyasi taahhütlerle Ukrayna'ya desteklerini yinelemeye çalışıyor.

İran savaşı

ABD ve İsrail'in İran'la savaşı, Trump ile Avrupalı müttefikleri arasında yeni bir gerilim kaynağına dönüştü. ABD ve İsrail'in şubat sonunda İran'a yönelik saldırılarından bu yana Trump, çatışmadan uzak duran Batılı ülkeleri daha sık eleştirmeye başladı.

Trump, Ankara'da yaptığı açıklamada, NATO'dan memnun olmadığını belirterek, müttefiklerin İran karşısında "kendilerine yardım etmek istemediğini" söyledi ve İran'ı "terörizmi destekleyen başlıca ülke" olarak nitelendirdi.

Bu anlaşmazlık, Atlantik dayanışmasının NATO'nun geleneksel coğrafyasının dışındaki sınırlarını ortaya koyuyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Avrupalılar, kendileriyle önceden koordine edilmediğini düşündükleri ve özellikle enerji ile deniz ulaşımı alanındaki güvenlik ve ekonomik çıkarlarına zarar verebilecek bir savaşa dahil olma konusunda temkinli davranıyor.

Trump ise Avrupa'nın tutumunu, stratejik bir karşı karşıya gelme anında Washington'u yalnız bırakmak olarak değerlendiriyor.

İspanya tehdidi

İspanya, son haftalarda Trump'ın Avrupalı müttefiklerine yönelik doğrudan eleştirilerinin başlıca hedefi oldu. Trump, İspanya'yı "kaybedilmiş bir dava" olarak nitelendirdi ve NATO içindeki savunma harcamalarına yeterince katkı sağlamamakla suçladı. Daha sonra ABD'nin İspanya ile tüm ticari ilişkileri durdurabileceğini söyledi.

Madrid ile Washington arasındaki anlaşmazlık, ittifak içinde savunma yükünün paylaşımı tartışmasından, NATO ve Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye yönelik doğrudan ekonomik tehdide dönüştü.

Bu konu, İspanya'nın İran savaşı konusundaki tutumuyla da bağlantılı hale geldi. Madrid'in ABD operasyonlarına destek vermeyi reddetmesi, Trump'ın gözünde onu savunmaya yeterince katkı sağlamayan ve Washington'a askeri destek vermeyen bir Avrupa müttefiki konumuna getirdi.

Grönland'ın egemenliği

Trump, kendisi için "önemli bir mesele" olarak nitelendirdiği Grönland konusunu yeniden gündeme taşıdı ve Danimarka'ya bağlı adanın ABD için "çok önemli" olduğunu vurguladı.

Açıklamalar, Trump'ın yıl başında Grönland'ı gerekirse güç kullanarak ele geçirme tehdidinde bulunmasının ardından Kopenhag ile yaşanan gerilimi yeniden canlandırdı. Trump, haftalar süren sert söylemlerin ardından bu çıkışlarından geri adım atmıştı.

Avrupalılar açısından mesele yalnızca Grönland ile sınırlı değil; ittifak içindeki egemenlik ilkesiyle ilgili. Danimarka NATO üyesi ve Grönland, Danimarka Krallığı içinde özerk bir bölge statüsünde.

Bu nedenle Trump'ın açıklamaları, Washington'un stratejik çıkarlarının bunu gerektirdiğini düşündüğü durumlarda müttefiklerin de ABD baskısının hedefi haline gelebileceği yönündeki geniş kaygıları artırdı.

Diego Garcia Üssü

Trump, Mauritius ile Chagos Adaları konusunda yapılan anlaşma nedeniyle İngiltere ile karşı karşıya geldi. ABD Başkanı, Hint Okyanusu'ndaki stratejik öneme sahip İngiliz-Amerikan askeri üssü Diego Garcia'dan "vazgeçilmesi" konusunda uyarıda bulundu.

Anlaşmazlık, üssün özellikle İran'a yönelik Ortadoğu askeri planlamasındaki rolü nedeniyle daha hassas bir boyut kazandı.

Bu konu Londra'yı zor bir durumda bırakıyor: İngiltere bir yandan Chagos Adaları üzerindeki uzun süreli egemenlik anlaşmazlığını çözmeye çalışırken, diğer yandan Diego Garcia'nın ABD-İngiltere askeri yapısındaki önemini korumak istiyor.

Trump ise üssün statüsündeki herhangi değişikliği katı bir güvenlik perspektifinden değerlendiriyor ve bunu Washington'rn askeri çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak niteliyor.

Meloni'nin fotoğrafı

Trump, geçen ay Fransa'da düzenlenen G7 Zirvesi sırasında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin kendisiyle fotoğraf çektirmek için "yalvardığını" iddia ederek Roma ile diplomatik bir kriz yaşanmasına neden oldu.

Meloni bu iddiayı reddederek "uydurma" olarak nitelendirdi. Açıklamalar İtalya'da, Washington'a yakın Avrupalı bir müttefike yönelik kişisel ve siyasi bir hakaret olarak değerlendirildi.

Anlaşmazlık görünüşte kişisel bir tartışma gibi görünse de Trump'ın Avrupalı liderlerle ilişkilerindeki daha geniş bir yaklaşımı yansıtıyor. Diplomatik hesapların kişisel saldırılarla iç içe geçmesi, siyasi olarak kendisine yakın hükümetlerle bile ikili ilişkiler üzerinde olumsuz etki yaratıyor.

Gümrük vergileri

Güvenlik alanındaki anlaşmazlıkların yanı sıra Trump'ın Avrupa Birliği'ne yönelik ticari tehditleri, Atlantik ötesi ticaret savaşı endişelerini yeniden gündeme getirdi.

Brüksel açısından Washington'un savunma talepleri ekonomik baskılardan ayrı değerlendirilmiyor: Müttefiklerden daha fazla savunma harcaması yapmaları, piyasalarını daha fazla açmaları ve yapay zekâ ile sosyal medya şirketlerinin özgürlüğü gibi alanlarda ABD'nin temel tercihleriyle karşı karşıya gelmemeleri bekleniyor.

Bu durum, Trump yönetimiyle ilişkileri daha karmaşık hale getiriyor. Gerilimler artık yalnızca NATO, Ukrayna veya İran dosyalarıyla sınırlı değil; ticaret, gümrük vergileri ve tedarik zincirlerine de uzanıyor. Bu da Avrupa'da Washington'un güvenlik ve ekonomi araçlarını birlikte kullanarak, kendi gündemini dayattığı yönündeki algıyı güçlendiriyor.



Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.


Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
TT

Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)

İran Genelkurmay Başkanlığı, yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından bugün yayımlanan açıklamasında, Katar’ın elinde bulunduğunu öne sürdüğü üç İranlı pilotun serbest bırakılmasının sağlanması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden yardım talep ettiğini duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, pilotların mart ayında İran’ın Katar’daki “düşman askeri üssü” olarak nitelendirdiği hedefe yönelik operasyon sırasında uçaklarının vurulmasının ardından alıkonulduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İran tarafı, pilotların Katar tarafından tutulduğunu iddia ediyor.

İran Ordusu Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Mesud Caferi ise geçen hafta İran’ın ISNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Katar’daki El Udeyd Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından, cenazesi İran’a getirilen Mecid Kazımi dışında operasyona katılan diğer üç pilotun akıbetinin netlik kazanmadığını söylemişti.

Caferi, söz konusu operasyonun, THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra ABD ve Katar’a ait hava devriyelerinin bulunduğu bir ortamda, iki adet Su-24 savaş uçağıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Pilotların Körfez üzerinde son derece alçak irtifada uçtuğunu belirtti.

Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ayrıca İranlı pilotların operasyonu GPS kullanmadan, aldıkları eğitim ve sahip oldukları yerli imkân ve kabiliyetlere dayanarak gerçekleştirdiğini ifade etti.


ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
TT

ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)

ABD'nin İran savaşında kullandığı USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle ilgili lojistik sorunlar çatışmanın ilk günlerinde başlamış.

New York Times'ın aktardığına göre gemiyle ilgili ikmal sorunları, İran'ın 28 Şubat'ta Bahreyn'deki ABD üssüne düzenlediği füze ve drone saldırılarının ardından ortaya çıktı.

Tahran yönetimi, bu operasyonu ABD'yle İsrail'in aynı gün savaşı başlattığı saldırılara misilleme olarak yapmıştı.

Haberde, saldırıda ağır hasar gören Bahreyn Deniz Kuvvetleri Destek Üssü'nün ABD donanması için önemli bir lojistik merkez olduğu vurgulanıyor.

Bunun ardından Pentagon, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan ABD üssünü yeni ikmal ve lojistik merkezi olarak belirlemiş. Ancak Britanya Denizaşırı Toprağı olan adadaki üssün, bu konuda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Ayrıca İran, adadaki üsse 20 Mart'ta füze saldırısı düzenlemişti. Füzelerden biri Hint Okyanusu'na düşmüş, diğeriyse Amerikan savaş gemisi tarafından havada vurulmuştu.

Yaklaşık 9 aydır karaya yanaşmayan USS Abraham Lincoln'da görev yapan askerlerin ruh sağlığına ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin haberler de ABD kamuoyunda tartışma yarattı.

CNN, 13 Ağustos'taki haberinde iki denizcinin gemiden atlayarak intihar etmeye kalkıştığını öne sürmüştü.

Uzatılan görev süresi boyunca mürettebatın temel malzeme eksikliği, hijyen sorunları, posta dağıtımında aksamalar ve ciddi gıda kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edilmişti.

Savunma Bakanı Hegseth ise iddiaları reddederek uçak gemisindeki koşullara ilişkin haberleri "çarpıtma" diye nitelemişti. ABD Senatosu'nun Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer ise gemideki durumla ilgili haberlerin ardından Hegseth'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında iddiaların asılsız olduğunu savunurken, USS Abraham Lincoln'ın yakın zamanda benzer bir savaş gemisiyle değiştirileceğini söyledi.

Amerikan basınına göre USS Abraham Lincoln'ın yerine USS George Washington gönderilecek. Ancak uçak gemisinin bölgeye ne zaman varacağına dair bilgi paylaşılmıyor.

ORtadoğu'da görev yapan ABD donanmasına ait uçak gemisi USS George H.W. Bush da 31 Mart'tan bu yana karaya yanaşmadı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN