Hamaney Meşhed'de toprağa verildi, halefi defin töreninde yer almadı

Eski İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar ve aile üyeleri, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilen defin töreni sırasında, (AFP)
Eski İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar ve aile üyeleri, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilen defin töreni sırasında, (AFP)
TT

Hamaney Meşhed'de toprağa verildi, halefi defin töreninde yer almadı

Eski İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar ve aile üyeleri, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilen defin töreni sırasında, (AFP)
Eski İran dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar ve aile üyeleri, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde gerçekleştirilen defin töreni sırasında, (AFP)

İran devlet televizyonunun haberine göre, İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney'in naaşı, bugün doğduğu şehir olan Meşhed'de toprağa verildi. Cenaze töreninde, yerine geçen oğlu ise kamuoyu önüne çıkmadı.

İran Radyo ve Televizyon Kurumu, "Şehit Devrim Lideri'nin mübarek naaşı, İmam Rıza Türbesi'ndeki Dârü'z-Zikr revakında defnedildi" ifadelerini kullandı.



AGİT: Rusya'nın kontrolü altındaki 1,6 milyon Ukraynalı çocuk ideolojik beyin yıkamaya maruz kalıyor

Ukrayna'nın dört bölgesinden en az 2 bin 442 çocuk Belarus'a nakledildi (EPA)
Ukrayna'nın dört bölgesinden en az 2 bin 442 çocuk Belarus'a nakledildi (EPA)
TT

AGİT: Rusya'nın kontrolü altındaki 1,6 milyon Ukraynalı çocuk ideolojik beyin yıkamaya maruz kalıyor

Ukrayna'nın dört bölgesinden en az 2 bin 442 çocuk Belarus'a nakledildi (EPA)
Ukrayna'nın dört bölgesinden en az 2 bin 442 çocuk Belarus'a nakledildi (EPA)

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından görevlendirilen bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre Rusya’nın kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan yaklaşık 1,6 milyon Ukraynalı çocuk, "insanlığa karşı suç" teşkil edebilecek sistematik bir askeri ideolojik eğitimle karşı karşıya bulunuyor.

Viyana'da AGİT'in "Moskova Mekanizması" çerçevesinde dün sunulan raporda, Rusya'nın bu çocukları "beyin yıkama ve ideolojik telkin" sürecine tabi tutan kurumsal bir sistem oluşturduğu sonucuna varıldı.

Fransız Uzman Herve Ascensio, "Bu sistemin insanlığa karşı suç teşkil edebileceğine inanıyoruz" değerlendirmesinde bulunarak, çocukların ve ailelerinin Ukrayna kimliklerini korumaya çalıştıklarında hedef alındıklarını belirtti.

Letonyalı Uzman Elina Steinerte ise işgal altındaki bölgelerde gençlere yapılan askeri hizmet çağrılarının, Rusya’nın diğer bölgelerine kıyasla çok daha erken yaşta başladığına dikkat çekti. Steinerte, görüştükleri birçok gencin, zorunlu askerlikten kaçmak amacıyla ailelerine haber vermeden bu bölgelerden ayrıldığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına raporda, silah eğitimi dersleri ve askeri eğitim kamplarının varlığı belgelenirken; gençlerin orduya dahil edilerek cephe hattına gönderildiği vakalara da yer verildi.

Uzmanlar, çocukların durumunun her türlü ateşkes veya barış müzakeresinin ayrılmaz parçası haline getirilmesini ve ailelerin yeniden bir araya gelebilmesi için insani koridorların açılmasını öneriyor.

Steinerte'ye göre Ukrayna, çocukların topluma kazandırılması için bazı "yeniden entegrasyon programları" başlatsa da yapılması gereken çalışmaların boyutu oldukça "büyük".

Uzmanlar, söz konusu ihlallerin Kırım Yarımadası ve Rusya tarafından kısmen işgal edilen Ukrayna topraklarında yaşayan yaklaşık 1,6 milyon çocuğu etkilediğini tahmin ediyor. Kiev yönetimi ise 20 bin 610 çocuğun Rusya topraklarına zorla nakledildiğini belirtiyor.

Söz konusu rapor, AGİT'e üye 41 ülkenin katılımıyla 14 Mayıs'ta işletilen ve insan hakları durumunu araştırmayı amaçlayan "Moskova Mekanizması" kapsamında hazırlandı.


Güney İran yeniden bombalandı

ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait bir F-35C hayalet savaş uçağı, Umman Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanıyor (Centcom)
ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait bir F-35C hayalet savaş uçağı, Umman Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanıyor (Centcom)
TT

Güney İran yeniden bombalandı

ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait bir F-35C hayalet savaş uçağı, Umman Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanıyor (Centcom)
ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait bir F-35C hayalet savaş uçağı, Umman Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanıyor (Centcom)

İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, dün gece geç saatlerde ülkenin güneyindeki Kunarak Limanı'nın yeniden bombalandığını duyurdu. Bu gelişme, çoğu kıyı kesiminde yer alan Buşehr, Çabahar ve Bender Abbas başta olmak üzere güney kentlerinden peş peşe patlama seslerinin geldiğine ilişkin haberlerle birlikte, İran'ın güneyindeki saldırıların kapsamının genişlediğini gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Mehr Ajansı’ndan aktardığına göre, Hürmüz Boğazı'nın doğusunda bulunan Kunarak Limanı'nda üç patlama meydana geldi. İran medyası ise Buşehr yakınlarındaki Cegadek kenti çevresinde iki patlama sesi duyulduğunu belirtti. Hedef alınan noktaların niteliği ve saldırılarda oluşan hasarın boyutu henüz netlik kazanmadı.

Yerel kaynaklar, Ahvaz, Buşehr, Kunarak ve Çabahar'ın yanı sıra Bender Abbas ile Kasım ve Ebu Musa adalarında da şiddetli patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Ayrıca sosyal medya ve yerel kaynaklarda Kirman eyaletinde de bir patlama meydana geldiği yönünde iddialar yer aldı. Ancak bu bilgiye ilişkin resmi makamlarca henüz doğrulama yapılmadı.

Mehr Haber Ajansı, Basra Körfezi'ndeki İran petrol ihracatının merkezi konumundaki Hark Adası'nda patlama meydana geldiği yönündeki haberleri ise yalanladı.

İran resmi haber ajansı IRNA ise ABD ve İsrail'e ait bir füzenin Buşehr'in banliyölerinde bulunan bir askeri karargâhı vurduğunu öne sürdü. Haberde, Buşehr Vali Yardımcısı İhsan Cihaniyan'ın, "Buşehr'in banliyölerindeki bir askeri karargâh kısa süre önce ABD-Siyonist düşman tarafından ateşlenen bir füzenin hedefi oldu" ifadelerine yer verildi. Buna karşın bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, Amerikan ordusunun şu anda İran'a yönelik herhangi bir saldırı düzenlemediğini söyledi.

Söz konusu gelişmeler, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) yaklaşık 90 İran askeri noktasının hedef alındığını açıkladığı geniş çaplı saldırıların ardından yaşandı. CENTCOM, ikinci saldırı dalgasıyla birlikte son iki günde vurulan hedef sayısının yaklaşık 170'e ulaştığını duyurmuştu.

Washington'a göre saldırılarda hava savunma sistemleri, füze ve insansız hava aracı depoları, deniz unsurları ile Hürmüz Boğazı kıyıları boyunca uzanan lojistik altyapı hedef alındı.


İran'la yaşanan çatışma Cumhuriyetçiler için seçimlerde bir yük haline mi gelecek?

Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
TT

İran'la yaşanan çatışma Cumhuriyetçiler için seçimlerde bir yük haline mi gelecek?

Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)
Trump, 8 Temmuz'da Joint Base Andrews'e dönüş yolunda yeni Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yaptı (AFP)

Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylar, Başkan Donald Trump'ın kaçınma sözü verdiği İran savaşının parti açısından en büyük siyasi sınavlardan birine dönüşmesinden endişe duyuyor.

Karşılıklı saldırıların yeniden başlaması ve onlarca hedefin vurulmasının ardından Cumhuriyetçi çevrelerde, seçim vaatleri arasında yer almayan bir savaşı savunmak zorunda kalabilecekleri yönündeki kaygılar artıyor. Kamuoyu araştırmaları da seçmenlerin dış politikadan ziyade enflasyon ve hayat pahalılığına öncelik verdiğini gösteriyor.

Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonların geleceğine ilişkin çelişkili açıklamaları da endişeleri artırdı. ABD'nin geniş kapsamlı askeri operasyonlara yeniden dönüp dönmeyeceği sorusuna Trump, "Bilmiyorum. Onlar (İranlılar) gerçekten anlaşma yapmak istiyor. Ama buna layık olup olmadıklarını ve anlaşmaya uyup uymayacaklarını bilmiyorum. Sorun da bu" cevabını verdi.

Kapsamlı bir askeri çatışmaya dönülüp dönülmeyeceği sorulduğunda ise Trump, "Bilmiyorum. Çok hızlı kazanacağız... Kazanmanın birçok yolu var" dedi. İran'ın herhangi bir saldırısına ABD'nin "20 kat daha güçlü" karşılık vereceğini belirten Trump, dün akşam Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında yaptığı açıklamada, "Bir günde İran'daki bütün köprüleri yok edebiliriz. Buna karşı hiçbir şey yapamazlar... Gerekirse bunu yaparız. Tuzdan arındırma tesisleri var, gerekirse onları da yok ederiz. Belki de Hark Adası'nın kontrolünü ele geçiririz" ifadelerini kullandı.

Axios gazetesinin üst düzey yönetim yetkililerine dayandırdığı habere göre, ABD'nin askeri operasyonlarının birkaç gün, hatta haftalar sürebileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği yeniden büyük ölçüde dururken, İran'ın baş müzakerecisi boğazın yalnızca Tahran'ın talimatıyla yeniden açılacağını söyledi.

Çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte ABD'de dizel vadeli işlemleri son dört yılın en hızlı yükselişini kaydetti. Bu durum, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Trump üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.

Karmaşık siyasi denklem

Beyaz Saray, İran'a yönelik ABD saldırılarının başarılı olduğunu ve Washington'ın caydırıcılığını güçlendirdiğini savunurken, İran'ın ABD üslerine saldırması veya uluslararası deniz ulaşımını engellemesi halinde daha sert karşılık verileceğini kabul ediyor.

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayınlanan ve 9 Temmuz'da İran'a yönelik saldırıları gösteren videodan, (AFP)ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayınlanan ve 9 Temmuz'da İran'a yönelik saldırıları gösteren videodan, (AFP)

Bu durum, başlangıçta planlanmayan ancak kamuoyu yoklamalarında Amerikalıların çoğunluğunun karşı çıktığı bir savaşa kademeli olarak sürüklenme riskini artırıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells, Şarku'l Avsat’ın sorularına e-postayla verdiği yanıtta, "Başkan Trump bu kararları değişken kamuoyu yoklamalarına göre değil, Amerikan halkının yüksek çıkarlarına göre alıyor" diyerek İran'a yönelik saldırıları savundu.

Beyaz Saray, saldırıların askeri hedeflerine ulaştığını vurgulasa da operasyonların sürmesi ve krizin nasıl sona ereceğine ilişkin net bir perspektif bulunmaması Trump yönetimini zor bir siyasi denklemle karşı karşıya bırakıyor.

Yönetim, bir yandan İran'ı caydırabilecek güçlü lider imajını korumaya çalışırken, diğer yandan kamuoyu desteğini azaltabilecek uzun süreli bir savaşa sürüklenmekten kaçınmaya çalışıyor. Böyle bir senaryo, Trump'ın siyasi söyleminin önemli bölümünü üzerine kurduğu uzun dış savaşlara karşı duruşuyla da çelişiyor.

Cumhuriyetçilerin kaygıları

Cumhuriyetçi Parti içinde tartışmalar, askeri operasyonların başarısından çok siyasi maliyetine odaklanıyor. Çatışmalar uzadıkça bunun yıpratma savaşına dönüşebileceği, Trump'ın seçmen tabanındaki desteğini azaltabileceği ve Cumhuriyetçi adayları seçim kampanyalarında savunma pozisyonuna itebileceği değerlendiriliyor.

Parti içinde ayrıca Demokratların ekonomik kötüleşmeden Trump ve Cumhuriyetçileri sorumlu tutarak, bunu seçim kampanyalarında kullanabileceği endişesi dile getiriliyor.

Washington Post, askeri çatışmanın genişlemesinin ABD yönetimini kamuoyunda geniş destek görmeyen bir savaşa sürükleyebileceğini, bunun da ara seçimlere aylar kala Cumhuriyetçi Parti içinde kaygıları artırdığını yazdı.

Cumhuriyetçilerin büyük bölümü İran'a yönelik sınırlı askeri operasyonlara karşı çıkmasa da uzun süreli bir çatışmaya sürüklenilmesine mesafeli yaklaşıyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Ryan Mackenzie, partinin "sonu gelmeyen bir savaşa sürüklenmemek konusunda son derece dikkatli olması gerektiğini" söyledi. Bu açıklama, özellikle ekonomi ve göç yerine savaşın seçimlerin temel gündemi haline gelmesinden çekinen kritik seçim bölgelerindeki Cumhuriyetçilerin kaygılarını yansıtıyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie ise Kongre onayı olmadan İran'a yönelik askeri operasyonların genişletilmesini sınırlamayı amaçlayan bir girişime öncülük ediyor. Massie, yeni bir savaşa girmenin "Önce Amerika" anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, X hesabından yaptığı paylaşımda "ABD savaşı genişletmek yerine sona erdirmeye çalışmalıdır" ifadelerini kullandı.

Eski Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene de savaşın sürmesinin ara seçimlerde Cumhuriyetçilere kaybettirebileceği uyarısında bulundu. Greene, X platformundaki paylaşımlarında Trump'ın "dış savaşlara girmeme ve rejim değiştirme girişimlerinden kaçınma vaatlerinden vazgeçmiş gibi görünmesi halinde seçmen tabanının bir bölümünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu" savundu.

Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise (solda) ile Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 30 Haziran'da Kongre Binası'nda (Capitol) görüntülendi, (AP)Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise (solda) ile Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 30 Haziran'da Kongre Binası'nda (Capitol) görüntülendi, (AP)

Bu açıklamalar, parti içinde sınırlı askeri müdahaleyi destekleyenlerle daha fazla gerilimin Trump'ı yeniden Beyaz Saray'a taşıyan siyasi mesajı zayıflatacağından endişe edenler arasındaki görüş ayrılığını ortaya koyuyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki olası aksaklıkların petrol fiyatlarını yükseltmesi, ABD'de akaryakıt fiyatlarının artmasına, enflasyon baskısının güçlenmesine, ulaşım ve temel tüketim maliyetlerinin yükselmesine ve ABD Merkez Bankası'nın (FED) olası faiz indirimlerini geciktirmesine yol açabilir.

Demokratlar harekete geçti

Demokratlar da bu dosyayı seçim kampanyalarında kullanmaya başladı. Parti, Trump yönetimini net bir strateji olmadan askeri maceraya girişmekle suçlarken, gerilimin sürmesinin Amerikalılara yeni ekonomik yükler getireceğini savunuyor.

Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen, İran'la yaşanan askeri gelişmeleri "tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirerek, bunun "Başkan'ın bir planı, savaşın nasıl biteceğine dair vizyonu ve kalıcı bir anlaşma sağlama kapasitesi olmadan bu savaşa girdiğinin açık kanıtı" olduğunu söyledi.

Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Dan Goldman ise savaşın sürmesinin hava yolu ulaşımı ve enerji maliyetlerini artırdığını belirterek, yönetimin hayat pahalılığını düşürme vaatlerini yerine getirmediğini ve ABD'yi ekonomiye doğrudan yansıyacak bir çatışmanın içine soktuğunu ifade etti.

Demokratlar, bu gelişmelerin kendilerine seçim kampanyalarını yalnızca Trump'ın ekonomi politikalarını eleştirmekle sınırlamayıp, aynı zamanda onu halk desteği bulunmayan bir dış çatışmaya ABD'yi sürüklemekle suçlama fırsatı verdiğini değerlendiriyor.