Trump, doğumla kazanılan vatandaşlık hakkını kaldırmakta ısrarlı

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Şubat'ta Kongre binasında Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts ile birlikte (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Şubat'ta Kongre binasında Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts ile birlikte (Reuters)
TT

Trump, doğumla kazanılan vatandaşlık hakkını kaldırmakta ısrarlı

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Şubat'ta Kongre binasında Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts ile birlikte (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Şubat'ta Kongre binasında Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts ile birlikte (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, doğumla vatandaşlık hakkını iptal etmeyi hedefleyen ancak yargıdan dönen başkanlık kararnamesiyle ilgili olarak Yüksek Mahkeme'den kararı yeniden değerlendirmesini isteyeceğini açıkladı. ABD'nin en üst yargı organı olan Yüksek Mahkeme yargıçlarının, hukuk çevrelerinde bu talebe olumlu yanıt vermesi uzak ihtimal olarak görülüyor.

Trump, geçtiğimiz hafta Yüksek Mahkeme'deki dokuz yargıcın çoğunluğunun, ABD topraklarında doğan bütün çocuklara vatandaşlık verilmesinin Anayasa tarafından güvence altına alındığına hükmettiği karardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Konuyu "derhal" yeniden yargıya taşımak istediğini belirten Trump, yargıçları hedef alarak, "Eğer bu çılgınca kararı tamamen değiştirmezlerse, Amerika'yı mahvedecekler" ifadesini kullandı. Yönetim avukatlarının mahkemeye yeni bir dilekçe sunup sunmayacağı ise henüz netlik kazanmadı.

Yüksek Mahkeme kurallarına göre tarafların, esas hakkındaki hüküm verildikten sonra mahkemeden kararı yeniden incelemesini talep etme hakkı bulunuyor. Ancak Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre mahkemenin bu tür talepleri kabul etmesi son derece nadir görülen bir durum.

Mahkemenin kararının ardından açıklama yapan ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche, Trump yönetiminin "doğum turizmi" olarak adlandırılan uygulamaya karşı kampanyayı sertleştireceğini duyurdu. Blanche, ABD makamlarının doğum yapmak amacıyla ülkeye gelen yabancı uyruklu kişilere yönelik prosedürleri daha sıkılaştıracağını ifade etti.



Trump Ateşkesin sona erdiğini açıkladı... Gerilim tırmanırken diplomatik trafik hızlandı

Trump Ateşkesin sona erdiğini açıkladı... Gerilim tırmanırken diplomatik trafik hızlandı
TT

Trump Ateşkesin sona erdiğini açıkladı... Gerilim tırmanırken diplomatik trafik hızlandı

Trump Ateşkesin sona erdiğini açıkladı... Gerilim tırmanırken diplomatik trafik hızlandı

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü İran ile yeni müzakerelerin yapılmasına onay verdiğini açıkladı. Ancak Nisan ayından bu yana yürürlükte olan ateşkesin artık sona erdiğini bir kez daha vurguladı.

İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin bu süreçte "teslim olmayacağını" ifade ederken, ABD ile İran arasındaki arabuluculuğu yürüten Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise taraflara, haftalar süren savaş ve müzakereler sonucunda "büyük zorluklarla elde edilen barış kazanımlarının korunması" çağrısında bulundu.

Bu gelişmelerin gölgesinde Katar'dan bir heyet, Hürmüz Boğazı'nda son dönemde yaşanan saldırılar ve Tahran ile Washington arasındaki karşılıklı operasyonların ardından diplomatik çabaların sürdürülmesi amacıyla İran'a ulaştı.

İran devlet televizyonunun Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'ne dayandırdığı açıklamaya göre, "İran, ABD ile müzakere talebinde bulunmadı ancak Katar heyetinin ziyaretini kabul etti."

Sözcü ayrıca, "Tahran, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının güvenliğini sağlamaya kararlıdır ve Umman Sultanlığı ile iş birliğini sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.

Açıklamada, "ABD'nin yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde buna aynı şekilde karşılık verileceği" uyarısı da yapıldı.

Arakçi Umman'a gidiyor

Diplomatik temaslar kapsamında İran resmi haber ajansı IRNA, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin cumartesi günü diplomatik bir heyetin başında Umman Sultanlığı'na gideceğini duyurdu.

Arakçi'nin temaslarında ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmelerin, özellikle de Hürmüz Boğazı'ndaki durumun ele alınacağı bildirildi.

Washington'dan yeni İran yaptırımları

Öte yandan Washington yönetimi İran üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürdü.

ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası deniz trafiğine yönelik saldırılarını yeniden başlatmasının ardından İran bağlantılı yeni yaptırımlar açıkladı.

Yaptırımların, daha önce İngiltere tarafından da İran Devrim Muhafızları'na mali destek sağladığı gerekçesiyle yaptırım uygulanan İranlı bankacı ve iş insanı Ali Ansari'nin yanı sıra çok sayıda kişi ve kurumu hedef aldığı belirtildi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün açıklamaları

  • Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişini sağlayacak uygun mekanizmaların oluşturulmasını görüşmek üzere Umman'a gidecek.
  • ABD ile müzakere yapılması yönünde herhangi bir talepte bulunmadık.
  • Tahran, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının güvenliğini sağlamaya kararlıdır ve Umman Sultanlığı ile iş birliğini sürdürmektedir.
  • İran, ABD ile müzakere talebinde bulunmadı ancak Katar heyetinin ziyaretini kabul etti.
  • ABD'nin yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde buna aynı şekilde karşılık verilecektir.
  • Washington, mutabakat zaptının 22 gün önce imzalanmasının ardından hükümlerini sürekli ihlal etti.
  • ABD'nin İran petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırma kararını geri çekmesi, mutabakat zaptının ihlali anlamına gelmektedir.

Altın geriledi

  • Altın fiyatları, Orta Doğu'da tırmanan gerilim ve faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi nedeniyle cuma günü gerileyerek haftalık bazda düşüşe yöneldi.
  • Ham petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini artırması, ABD'de para politikasının daha da sıkılaştırılacağı beklentilerini güçlendirdi.

Petrol fiyatlarında düşüş

  • Petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki son çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin normale dönebileceğine yönelik iyimserlikle cuma gününü düşüşle tamamladı.
  • Buna karşın petrol fiyatları haftalık bazda güçlü yükseliş kaydetti.

Güney Lübnan'da İsrail İHA saldırısı

Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığına göre, İsrail'e ait insansız hava araçlarının cuma günü Güney Lübnan'a düzenlediği iki ayrı saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi ise ağır yaralandı.

Ajansın haberine göre, Nebatiye kentinden bir genç, Kefrerman beldesinin Doha yolu üzerinde motosikletiyle seyir halindeyken düzenlenen İHA saldırısında yaşamını yitirdi.

Aynı bölgede otomobili hedef alınan bir başka kişi ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.


İsrail'in Trump'a yönelik İran suikast planı iddiası tartışma yarattı

Cenaze törenine katılanlardan biri, üzerinde ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun fotoğrafları ve "İntikam kaçınılmazdır" yazısı bulunan pankart taşıyor. (AFP)
Cenaze törenine katılanlardan biri, üzerinde ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun fotoğrafları ve "İntikam kaçınılmazdır" yazısı bulunan pankart taşıyor. (AFP)
TT

İsrail'in Trump'a yönelik İran suikast planı iddiası tartışma yarattı

Cenaze törenine katılanlardan biri, üzerinde ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun fotoğrafları ve "İntikam kaçınılmazdır" yazısı bulunan pankart taşıyor. (AFP)
Cenaze törenine katılanlardan biri, üzerinde ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun fotoğrafları ve "İntikam kaçınılmazdır" yazısı bulunan pankart taşıyor. (AFP)

ABD'nin önde gelen gazetelerinden The Wall Street Journal, İsrail istihbaratının Washington'a, İran'ın son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik yeni bir suikast planı hazırladığına ilişkin bilgi ilettiğini yazdı. Habere göre iddia, iki ülke arasındaki askeri gerilimin tırmandığı ve ABD'nin İran hedeflerine yönelik yoğun saldırılar düzenlediği bir dönemde gündeme geldi.

Gazete, İsrail'in uyarıda bulunduğu iddia edilen suikast planının ayrıntılarına ise yer vermedi.

Konuya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, ABD'nin söz konusu istihbaratı bağımsız olarak doğrulamadığını belirtti. Ancak Washington'un son haftalarda Trump'a yönelik olası suikast planlarına ilişkin sürekli istihbarat aldığı, İsrail'den gelen son uyarının ise "yeni" olduğu ve "belirli bir komploya" işaret ettiği ifade edildi.

Buna karşın bazı ABD'li yetkililer, İsrail raporunun Trump yönetimine yakınlaşma ve ABD'yi İran'a karşı askeri operasyonlarını yoğunlaştırmaya ikna etme amacı taşıyor olabileceğini değerlendirdi.

87l90ş
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD'li yetkililer, söz konusu tehditlerin İran'ın, Trump'ın talimatıyla 2020 yılında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin intikamını alma yönündeki uzun süredir dile getirdiği söylemlerle bağlantılı olduğunu düşünüyor.

ABD Adalet Bakanlığı da o tarihten bu yana Trump da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililere yönelik İran bağlantılı olduğu öne sürülen çok sayıda suikast planının engellendiğini açıklamıştı. İran ise bu suçlamaları reddediyor. Eski İran lideri Ali Hamaney'in cenaze töreni sırasında ise bazı katılımcılar Trump'ın öldürülmesini isteyen pankartlar taşımıştı.

Hassas zamanlama

The Wall Street Journal'ın yeni suikast planına ilişkin istihbarat haberinin zamanlaması da dikkat çekti. İddialar, Trump yönetiminin Tahran üzerindeki askeri baskıyı sürdürürken krizin geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlemeye çalıştığı hassas bir dönemde gündeme geldi.

İsrail, ABD ve İran'dan herhangi bir resmi makam söz konusu istihbarat raporlarını doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmadı. İsrail'in Washington Büyükelçiliği ile İran'ın diplomatik temsilciliği de haber hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Bu durum, Tel Aviv'in Trump'ı İran'a karşı savaşı yeniden başlatmaya ikna etmeye çalıştığı yönündeki iddiaları güçlendirdi.

dfgth
Eski dini lider Ali Hamaney'in cenazesine katılan İranlılar, Trump'ın öldürülmesini isteyen pankart taşıyor. (Reuters)

Beyaz Saray da The Wall Street Journal haberine doğrudan yanıt vermedi. Bunun yerine Trump'ın Türkiye'den ABD'ye dönüş yolunda başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamalara işaret edildi.

Trump gazetecilere, "Amerikan liderini, yani beni ortadan kaldırmak istiyorlar. Adım onların bütün listelerinde yer alıyor. Bu sabah da bunu gördüm. Şimdiye kadar biraz şanslıydım ama bu şans sonsuza kadar sürmeyebilir." ifadelerini kullandı.

Başkanlık uçağındaki değişiklik dikkat çekti

Diğer ABD medya kuruluşları ise İsrail kaynaklı istihbarat raporlarını Trump'ın NATO Zirvesi'nin ardından başkanlık uçağını değiştirmesiyle ilişkilendirdi.

CNN, ismini açıklamadığı kaynaklara dayandırdığı haberinde, Washington'un Trump'a yönelik olası suikast planlarına ilişkin "sürekli bir istihbarat akışı" izlediğini, ancak İsrail'den gelen son uyarının "belirli bir komploya ilişkin yeni bilgiler" içerdiğini aktardı.

Trump, zirvenin düzenlendiği Türkiye'den ayrılırken eski Air Force One uçağını kullandı. Yeni başkanlık uçağı ise önceden İngiltere'ye gönderildi ve Trump burada uçak değiştirerek Washington yolculuğunu sürdürdü.

Yeni başkanlık uçağının ilk yurt dışı ziyaretinde değiştirilmesi, yeterli güvenlik donanımına sahip olmadığı yönünde spekülasyonlara yol açtı.

The New York Times, çarşamba gecesi yayımladığı haberinde, uçak değişikliğinin ABD Gizli Servisi'nin talebi üzerine "önleyici bir güvenlik tedbiri" olarak gerçekleştirildiğini yazdı.

Trump-Netanyahu görüşmesi

İsrail'in uyarısı, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında İran'a yönelik sonraki adımlar konusunda görüş ayrılıklarının arttığına ilişkin haberlerin yayımlandığı bir döneme de denk geldi.

Netanyahu'nun askeri baskının sürdürülmesini ve savaş hedeflerinin genişletilmesini istediği, Trump'ın ise ABD'nin askeri üstünlüğünü kullanarak Tahran'ı mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye, Hürmüz Boğazı'ndaki tehditleri sonlandırmaya ve savaşın daha da genişlemesini önlemeye odaklandığı belirtiliyor.

Netanyahu'nun ofisi, iki liderin perşembe akşamı telefonda görüştüğünü ve koordinasyonu sürdürme konusunda mutabık kaldığını açıkladı.

Açıklamaya göre Trump, İsrail Başbakanı'na ABD'nin Körfez bölgesindeki son askeri adımları hakkında bilgi verdi.

The Wall Street Journal ise Trump ile Netanyahu'nun savaşın başlamasından bu yana sık sık görüştüğünü, koordinasyonun İran hedefleri ve İsrail istihbaratını da kapsadığını, telefon görüşmelerinde zaman zaman gerginlik yaşansa da iki lider arasındaki temasların sürdüğünü aktardı.

Öte yandan perşembe günü USS Abraham Lincoln uçak gemisinde savaş uçakları olası operasyonlar için silahlandırıldı ve pilotlar muhtemel saldırı görevlerine yönelik tatbikat gerçekleştirdi. Geminin komutanı Dan Keller, mürettebata bölgedeki gerilimin giderek tırmandığını söyledi.

Güvenlik önlemleri artırıldı

Tartışmalara rağmen Beyaz Saray yetkilileri, Trump'ın korunmasına yönelik tüm güvenlik önlemlerinin artırıldığını açıkladı. Beyaz Saray muhabirlerine de cuma günü Gizli Servis'in Beyaz Saray çevresinde güvenlik tatbikatı yapacağı bildirildi.

Trump yönetiminin bu istihbarat raporlarını güvenlik önlemlerini artırmak, İran üzerindeki askeri baskının sürdürülmesini gerekçelendirmek ve İran tehdidinin devam ettiğini göstermek amacıyla kullandığı değerlendiriliyor. Yönetim, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yalnızca nükleer programdan değil, aynı zamanda ABD Başkanı'nın güvenliği ve ABD'nin bölgedeki çıkarlarından kaynaklandığı mesajını vermeye çalışıyor.

Bununla birlikte Trump yönetimi, İran'ın kendisine yönelik suikast planlarını olduğundan daha büyük göstermemeye ve istihbarat raporlarını aşırı şekilde öne çıkarmamaya da özen gösteriyor. Bunun temel nedenlerinden biri, ara seçimlere yalnızca birkaç ay kalmış olması.

Bir yandan bu haberler Trump'ın kendisini dış tehditlerle karşı karşıya kalan bir lider olarak seçmene sunmasına ve Cumhuriyetçi tabandaki desteğini güçlendirmesine yardımcı oluyor. Diğer yandan Cumhuriyetçiler, bu tehdidin aşırı vurgulanmasının İran'la daha kapsamlı bir askeri çatışmayı meşrulaştırabileceğinden ve Trump'ın "sonsuz savaşlardan kaçınma" yönündeki önceki vaatleriyle çelişebileceğinden endişe ediyor.

 


Mücteba Hamaney'in yokluğu İran yönetimi için nasıl bir yüke dönüştü?

Tahran sokaklarından birinde yer alan dev Mücteba Hamaney afişi. (EPA)
Tahran sokaklarından birinde yer alan dev Mücteba Hamaney afişi. (EPA)
TT

Mücteba Hamaney'in yokluğu İran yönetimi için nasıl bir yüke dönüştü?

Tahran sokaklarından birinde yer alan dev Mücteba Hamaney afişi. (EPA)
Tahran sokaklarından birinde yer alan dev Mücteba Hamaney afişi. (EPA)

İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in nerede olduğu, babasının Şubat ayı sonunda düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmesinden bir hafta sonra göreve getirilmesinden bu yana hem İran'da hem de uluslararası kamuoyunda gizemini koruyor.

Mücteba Hamaney, babası Ali Hamaney'in cenaze törenlerinin hiçbir aşamasında kamuoyu önüne çıkmadı. Ne cenaze merasimine katıldı ne de yazılı bir mesaj yayımladı. Bu durum, İran'ın devrimden bu yana geçen 47 yılın en çalkantılı dönemlerinden birinde ülkeyi nasıl yöneteceğine ilişkin spekülasyonları artırdı.

Üst düzey kaynaklar, güçlü Devrim Muhafızları desteğiyle göreve gelen Mücteba Hamaney'in saldırıda yüzünden ağır yaralandığını ve çeşitli fiziksel yaralanmalar geçirdiğini belirtti. Aynı kaynaklara göre kararları almaya devam ediyor ancak sağlık durumu kamuoyu karşısına çıkmasına elverişli değil. Bu hafta ABD ile çatışmaların yeniden başlamasının ardından ise hem rolü hem de sağlık durumu daha büyük bir endişe kaynağı haline geldi.

ghyju
Meşhed'de eski dini lider Ali Hamaney'in cenaze törenine katılanlar, mevcut dini lider Mücteba Hamaney'in posterini taşıyor. (AFP)

İsfahan'da mağaza işleten ve güvenlik gerekçesiyle soyadının açıklanmasını istemeyen 47 yaşındaki Taki, "Güvenlik açısından kamuoyu önüne çıkmamasını anlayabiliyorum. Ancak ülke çok zor bir dönemden geçiyor" dedi.

"Ülkenin dini liderinin görünmesi gerekiyor. Yaralı olsa bile insanların bir lider olduğunu ve ülkeyi yönettiğini görmeye ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.

Aileyi başkaları temsil ediyor

Perşembe günü gerçekleştirilen defin töreninde Ali Hamaney'in diğer üç oğlu babalarının naaşı başında cenaze namazını kıldırdı. Bu görüntü, İran yönetiminde aile bağlarının önemini bir kez daha ortaya koydu.

Mücteba'nın üç erkek kardeşi de üst düzey din adamı olsalar da İran siyasetinde etkili isimler olarak görülmüyor ve gelecekte böyle bir rol üstlenmeleri de beklenmiyor. Buna karşın, 1979 İran Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin torunu Ali Humeyni'nin cuma günkü taziye töreninde Mücteba adına konuşma yapması, aile bağlarının rejimin sürekliliğini vurgulamak amacıyla kullanıldığı şeklinde değerlendirildi.

ghtyj
Meşhed'de İran bayrağı üzerine işlenmiş Mücteba Hamaney portresi. (AFP)

İran'da, Mücteba Hamaney'in en azından babasının defin töreninde kayıtlı bir video mesaj ya da yeni fotoğraflarla kamuoyu karşısına çıkacağı yönünde beklentiler oluşmuştu. Ancak üst düzey İranlı kaynaklar, 8 Mart'ta göreve getirilmesinden bu yana yeni bir görüntü veya ses kaydının yayımlanmamasını sağlık ve güvenlik gerekçelerine bağladı.

Bu güvenlik kaygılarının temelinde ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşının ilk gününde babası Ali Hamaney'in suikasta uğraması yatıyor. Saldırı, üç ülke arasındaki krizi diplomatik yollarla çözmeye yönelik girişimlerin sürdüğü sırada gerçekleşmişti.

İran'da mutlak siyasi, dini ve devrimci otoriteyi temsil eden dini liderin, mevcut iyileşme sürecinde sağlık durumunun izin verdiğinden daha güçlü bir görüntü sergilemesi gerektiği belirtiliyor.

Sağlık durumuna ilişkin son resmi açıklama ise Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'dan gelmişti. Pezeşkiyan, Mayıs ayında dini liderle görüştüğünü ve sağlık durumunun iyileştiğini söylemişti.

Bununla birlikte, Devrim Muhafızları ülke üzerindeki sıkı kontrolünü sürdürse bile bir dini devlet liderinin ne kadar süre kamuoyundan uzak kalabileceği belirsizliğini koruyor.

İskoçya'daki St Andrews Üniversitesi Modern Tarih Profesörü Ali Ansari, "Halef ortada yokken etkileyici bir iktidar devri nasıl gerçekleştirilebilir? Şimdilik bunun üstesinden gelseler bile bu onlar için ciddi bir sorun olacaktır. Bu durum uzun vadede sürdürülebilir değil." değerlendirmesinde bulundu.

Devrim Muhafızları ile yakın ilişkiler

Mücteba Hamaney'in uzun süredir ortalarda görünmemesi İran toplumunda da endişeleri artırıyor. Reuters'ın son haftalarda görüştüğü 20'den fazla İranlı, ülkenin siyasi geleceğine ilişkin kaygılarını dile getirdi.

Tahran'da öğretmenlik yapan 51 yaşındaki Muhammed Rıza, "Savaşın sona ermesinin ardından dini liderin görünmemesi, özellikle de eski liderin defnedilmesinden sonra ülkedeki belirsizlik ve karmaşayı daha da artıracaktır." dedi.

İran'da dini liderin konumu, diğer devlet başkanlarından farklı bir niteliğe sahip bulunuyor. Resmi ideoloji, bu makamı işgal eden kişiyi "Velayet-i Fakih" olarak kabul ediyor.

Mücteba Hamaney'in bu görevi nasıl yürüteceği ise belirsizliğini koruyor. Devrimin kurucusu Ayetullah Humeyni, karizmatik kişiliği ve dini otoritesi sayesinde tartışmasız bir lider olarak kabul edilmişti.

Onun ardından göreve gelen Ali Hamaney ise dini lider seçildiğinde cumhurbaşkanıydı ancak başlangıçta Humeyni kadar güçlü bir dini otorite olarak görülmüyordu.

Buna rağmen Ali Hamaney, 37 yıllık liderliği boyunca rakiplerini etkisiz hale getirdi ve özellikle Devrim Muhafızları ile kurduğu güçlü ittifak sayesinde ülkenin siyasi yaşamının hemen her alanında mutlak otoritesini tesis etti.

Mücteba Hamaney ise dini yeterlilik açısından babasının gerisinde bulunuyor. Babasının aksine, kendi siyasi ağırlığını oluşturan bağımsız bir figür olmadı. Daha çok Ali Hamaney'in geniş ofisini ve ülke genelindeki ilişkiler ağını yönetti; bu süreçte Devrim Muhafızları ile yakın ilişkiler geliştirdi.

Görüşleri, otoritesi ve liderlik kapasitesi hakkında hâlâ çok az şey bilinse de, yönetim tarzında Devrim Muhafızlarının belirleyici rolünü sürdürmesi bekleniyor.

İran'ın ateşkes ihlallerine rağmen çatışmaları sürdürmesi, ekonominin yaptırımlar nedeniyle ağır baskı altında kalmaya devam etmesi ve Ocak ayında güvenlik güçlerinin sert yöntemlerle bastırdığı protestolara benzer yeni toplumsal huzursuzluk ihtimalinin gündemde olması, ülkenin yeni lideri Mücteba Hamaney hakkındaki belirsizliği daha da artırıyor. Bu nedenle Mücteba Hamaney, bugün hem İran kamuoyu hem de dış dünya açısından çözülmeyi bekleyen en büyük siyasi bilmecelerden biri olmayı sürdürüyor.