Venezuela depremleri: Bürokratik engeller can kaybına yol açtıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5294619-venezuela-depremleri-b%C3%BCrokratik-engeller-can-kayb%C4%B1na-yol-a%C3%A7t%C4%B1
Venezuela depremleri: Bürokratik engeller can kaybına yol açtı
Büyük yıkım yaşanan La Guaira kentindeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor (Reuters)
Venezuela'yı sarsan depremlerin ardından ülkeye gitmeye çalışan yabancı arama kurtarma ekipleri, Karakas yönetiminin bürokratik engellerine takılmış.
Wall Street Journal (WSJ), bürokratik gecikmeler nedeniyle arama kurtarma ekiplerinin afetin ilk günlerindeki kritik müdahale aralığını kaçırdığını, bunun çok sayıda can kaybına yol açtığını yazıyor.
Afetlerde arama kurtarma çalışmaları sağlayan ABD'li Strategic Response Partners'a bağlı 7 kişilik bir ekip, Miami'den özel ekipmanlarla yola çıkmasına rağmen Venezuela makamlarının izin süreçlerindeki aksamalar yüzünden günlerce beklemek zorunda kalmış.
Ekip, iniş izinlerinin son anda iptal edilmesi nedeniyle Dominik Cumhuriyeti'ne yönlendirilmiş. Bu sebeple arama kurtarma çalışanları, 24 Haziran'da meydana gelen depremlerle sarsılan ülkeye ancak 30 Haziran'da varabilmiş.
Ekip direktörü Michael Saavedra, "Bizi daha erken ülkeye alsalardı gerçekten çok daha fazla kişinin hayatını kurtarabilirdik" diyor.
Strategic Response Partners'ın CEO'su Steve Slepcevic ise 35 yılı aşkın süredir Haiti, Şili ve Meksika gibi çeşitli ülkelerdeki afet bölgelerinde çalıştığını belirterek, "Kariyerimdeki en kötü deneyimi Venezuela'da yaşadım" diyor.
Slepcevic, binalarının çoğunun sağlam inşa edilmediği için çöktüğüne dikkat çekiyor. Bazı yapılarda beton plakalar arasında dolgu malzemesi olarak plastik köpük kullanıldığını ve yeterli çelik bulunmadığını söylüyor. Bunun enkazda çalışan ekipler için de büyük risk oluşturduğunu ifade ediyor.
Bazı ekipler de Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'le fotoğraf çektirmeye zorlandığını öne sürüyor.
Şubat 2023'teki Kahramanmaraş depremlerinde de görev yapan Meksikalı Topos Azteca Uluslararası Kurtarma Tugayı'ndan Hector Mendez, Venezuela devlet medyasından bir kişinin Rodriguez hakkında olumlu açıklamalar yapmasını istemesine tepki göstererek "Ben siyasetçi değilim, kurtarma görevlisiyim" dediğini anlatıyor.
Haberde, Karakas yönetiminden kaynaklı koordinasyon eksiklikleri nedeniyle ABD'nin yanı sıra Birleşik Krallık, Fransa ve Hollanda'dan ekiplerin de arama kurtarma çalışmalarında zorluk yaşadığı savunuluyor.
ABD'nin ocak ayında düzenlediği baskınla Nicolas Maduro'yu kaçırmasının ardından ülkenin başına geçen Rodriguez, 2 Temmuz'daki açıklamasında, afet yardımlarının yetersizliği nedeniyle gelen eleştirileri "propaganda" diye niteleyerek tepki göstermişti.
ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran'da Venezuela'da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem olduğunu belirtmişti.
Karakas yönetiminin son verilerine göre ölü sayısı 3 bin 900'e yaklaşırken, 16 bin 700'den fazla kişi de yaralandı.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Deutsche Welle
İran savaşı, Afrikalı petrol zenginine yaradıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5294620-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-afrikal%C4%B1-petrol-zenginine-yarad%C4%B1
Aliko Dangote'nin Ocak 2024'te faaliyete geçen rafinerisi, Afrika kıtasındaki en büyük petrol işleme tesisi (Reuters)
Afrika'nın en zengin kişisi olan petrol rafinerisi sahibi Aliko Dangote, İran savaşıyla servetine servet kattı.
İran savaşının yarattığı enerji şoku, Ortadoğu'daki kesintilerden etkilenmeyen üreticilere önemli fırsatlar sundu.
Wall Street Journal'ın aktardığına göre Nijeryalı iş insanı Dangote'nin dev petrol rafinerisi, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarıyla patlak veren savaşın ardından tam kapasite çalışmaya başladı.
Nijerya'nın ham petrol ve rafine petrol ürünlerine yönelik talebin artması ülke ekonomisini desteklerken, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişi de sınırladı.
2024'te üretime başlayan Dangote Petrol Rafinerisi, savaşın etkisiyle hızla büyüdü. Şirket, Sahraaltı Afrika'dan gelen talebin büyük ölçüde arttığını ve Avrupa'ya jet yakıtı ihracatının yükseldiğini belirtti. S&P Global verilerine göre tesis, nisandan bu yana dünyanın en büyük jet yakıtı ihracatçısı konumunda.
Dangote Industries Başkan Yardımcısı Devakumar V.G. Edwin, firmayı bu yıl Nijerya borsasında halka arz etmeyi planladıklarını ve en az 50 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Daha sonra New York borsasında ikinci bir halka arz yapılması da planlar arasında.
Şirket ayrıca Lagos açıklarındaki mevcut rafineriyi genişletmek ve Kenya'da yeni bir tesis inşa etmek için yaklaşık 28 milyar dolarlık ek yatırım yapmayı değerlendiriyor.
Artan talebi karşılamak isteyen yetkililer, rafinerinin günlük işleme kapasitesini 2028'e kadar iki katına çıkararak 1,4 milyon varile yükseltmeyi planlıyor.
Diğer yandan Nijerya devletine ait Nijerya Ulusal Petrol Şirketi (NNPC), rafinerinin ihtiyaç duyduğu miktarda ham petrol sağlamakta zorlanıyor. Analize göre bunun başlıca nedeni hükümetin, petrol teminatlı kredileri ödemek ve uzun vadeli ihracat sözleşmelerini yerine getirmek için ham petrol satışına devam etmek zorunda olması.
Bloomberg Milyarderler Endeksi'ne göre, artan talep sayesinde Dangote'nin serveti yıl başından bu yana yaklaşık 4,86 milyar dolar yükselişle 34,8 milyar dolara ulaştı. Böylece 69 yaşındaki iş insanı dünyanın en zengin 65'inci kişisi oldu.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Forbes Africa
Trump Ateşkesin sona erdiğini açıkladı... Gerilim tırmanırken diplomatik trafik hızlandıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5294607-trump-ate%C5%9Fkesin-sona-erdi%C4%9Fini-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1-gerilim-t%C4%B1rman%C4%B1rken-diplomatik-trafik-h%C4%B1zland%C4%B1
Trump Ateşkesin sona erdiğini açıkladı... Gerilim tırmanırken diplomatik trafik hızlandı
ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü İran ile yeni müzakerelerin yapılmasına onay verdiğini açıkladı. Ancak Nisan ayından bu yana yürürlükte olan ateşkesin artık sona erdiğini bir kez daha vurguladı.
İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin bu süreçte "teslim olmayacağını" ifade ederken, ABD ile İran arasındaki arabuluculuğu yürüten Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise taraflara, haftalar süren savaş ve müzakereler sonucunda "büyük zorluklarla elde edilen barış kazanımlarının korunması" çağrısında bulundu.
Bu gelişmelerin gölgesinde Katar'dan bir heyet, Hürmüz Boğazı'nda son dönemde yaşanan saldırılar ve Tahran ile Washington arasındaki karşılıklı operasyonların ardından diplomatik çabaların sürdürülmesi amacıyla İran'a ulaştı.
İran devlet televizyonunun Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'ne dayandırdığı açıklamaya göre, "İran, ABD ile müzakere talebinde bulunmadı ancak Katar heyetinin ziyaretini kabul etti."
Sözcü ayrıca, "Tahran, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının güvenliğini sağlamaya kararlıdır ve Umman Sultanlığı ile iş birliğini sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.
Açıklamada, "ABD'nin yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde buna aynı şekilde karşılık verileceği" uyarısı da yapıldı.
Arakçi Umman'a gidiyor
Diplomatik temaslar kapsamında İran resmi haber ajansı IRNA, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin cumartesi günü diplomatik bir heyetin başında Umman Sultanlığı'na gideceğini duyurdu.
Arakçi'nin temaslarında ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmelerin, özellikle de Hürmüz Boğazı'ndaki durumun ele alınacağı bildirildi.
Washington'dan yeni İran yaptırımları
Öte yandan Washington yönetimi İran üzerindeki baskıyı artırmayı sürdürdü.
ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki uluslararası deniz trafiğine yönelik saldırılarını yeniden başlatmasının ardından İran bağlantılı yeni yaptırımlar açıkladı.
Yaptırımların, daha önce İngiltere tarafından da İran Devrim Muhafızları'na mali destek sağladığı gerekçesiyle yaptırım uygulanan İranlı bankacı ve iş insanı Ali Ansari'nin yanı sıra çok sayıda kişi ve kurumu hedef aldığı belirtildi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün açıklamaları
Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişini sağlayacak uygun mekanizmaların oluşturulmasını görüşmek üzere Umman'a gidecek.
ABD ile müzakere yapılması yönünde herhangi bir talepte bulunmadık.
Tahran, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının güvenliğini sağlamaya kararlıdır ve Umman Sultanlığı ile iş birliğini sürdürmektedir.
İran, ABD ile müzakere talebinde bulunmadı ancak Katar heyetinin ziyaretini kabul etti.
ABD'nin yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde buna aynı şekilde karşılık verilecektir.
Washington, mutabakat zaptının 22 gün önce imzalanmasının ardından hükümlerini sürekli ihlal etti.
ABD'nin İran petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırma kararını geri çekmesi, mutabakat zaptının ihlali anlamına gelmektedir.
Altın geriledi
Altın fiyatları, Orta Doğu'da tırmanan gerilim ve faiz artırımı beklentilerinin güçlenmesi nedeniyle cuma günü gerileyerek haftalık bazda düşüşe yöneldi.
Ham petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini artırması, ABD'de para politikasının daha da sıkılaştırılacağı beklentilerini güçlendirdi.
Petrol fiyatlarında düşüş
Petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki son çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin normale dönebileceğine yönelik iyimserlikle cuma gününü düşüşle tamamladı.
Buna karşın petrol fiyatları haftalık bazda güçlü yükseliş kaydetti.
Güney Lübnan'da İsrail İHA saldırısı
Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığına göre, İsrail'e ait insansız hava araçlarının cuma günü Güney Lübnan'a düzenlediği iki ayrı saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi ise ağır yaralandı.
Ajansın haberine göre, Nebatiye kentinden bir genç, Kefrerman beldesinin Doha yolu üzerinde motosikletiyle seyir halindeyken düzenlenen İHA saldırısında yaşamını yitirdi.
Aynı bölgede otomobili hedef alınan bir başka kişi ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.
İsrail'in Trump'a yönelik İran suikast planı iddiası tartışma yarattıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5294604-i%CC%87srailin-trumpa-y%C3%B6nelik-i%CC%87ran-suikast-plan%C4%B1-iddias%C4%B1-tart%C4%B1%C5%9Fma-yaratt%C4%B1
Cenaze törenine katılanlardan biri, üzerinde ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun fotoğrafları ve "İntikam kaçınılmazdır" yazısı bulunan pankart taşıyor. (AFP)
İsrail'in Trump'a yönelik İran suikast planı iddiası tartışma yarattı
Cenaze törenine katılanlardan biri, üzerinde ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun fotoğrafları ve "İntikam kaçınılmazdır" yazısı bulunan pankart taşıyor. (AFP)
ABD'nin önde gelen gazetelerinden The Wall Street Journal, İsrail istihbaratının Washington'a, İran'ın son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik yeni bir suikast planı hazırladığına ilişkin bilgi ilettiğini yazdı. Habere göre iddia, iki ülke arasındaki askeri gerilimin tırmandığı ve ABD'nin İran hedeflerine yönelik yoğun saldırılar düzenlediği bir dönemde gündeme geldi.
Gazete, İsrail'in uyarıda bulunduğu iddia edilen suikast planının ayrıntılarına ise yer vermedi.
Konuya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, ABD'nin söz konusu istihbaratı bağımsız olarak doğrulamadığını belirtti. Ancak Washington'un son haftalarda Trump'a yönelik olası suikast planlarına ilişkin sürekli istihbarat aldığı, İsrail'den gelen son uyarının ise "yeni" olduğu ve "belirli bir komploya" işaret ettiği ifade edildi.
Buna karşın bazı ABD'li yetkililer, İsrail raporunun Trump yönetimine yakınlaşma ve ABD'yi İran'a karşı askeri operasyonlarını yoğunlaştırmaya ikna etme amacı taşıyor olabileceğini değerlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD'li yetkililer, söz konusu tehditlerin İran'ın, Trump'ın talimatıyla 2020 yılında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin intikamını alma yönündeki uzun süredir dile getirdiği söylemlerle bağlantılı olduğunu düşünüyor.
ABD Adalet Bakanlığı da o tarihten bu yana Trump da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililere yönelik İran bağlantılı olduğu öne sürülen çok sayıda suikast planının engellendiğini açıklamıştı. İran ise bu suçlamaları reddediyor. Eski İran lideri Ali Hamaney'in cenaze töreni sırasında ise bazı katılımcılar Trump'ın öldürülmesini isteyen pankartlar taşımıştı.
Hassas zamanlama
The Wall Street Journal'ın yeni suikast planına ilişkin istihbarat haberinin zamanlaması da dikkat çekti. İddialar, Trump yönetiminin Tahran üzerindeki askeri baskıyı sürdürürken krizin geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlemeye çalıştığı hassas bir dönemde gündeme geldi.
İsrail, ABD ve İran'dan herhangi bir resmi makam söz konusu istihbarat raporlarını doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmadı. İsrail'in Washington Büyükelçiliği ile İran'ın diplomatik temsilciliği de haber hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Bu durum, Tel Aviv'in Trump'ı İran'a karşı savaşı yeniden başlatmaya ikna etmeye çalıştığı yönündeki iddiaları güçlendirdi.
Eski dini lider Ali Hamaney'in cenazesine katılan İranlılar, Trump'ın öldürülmesini isteyen pankart taşıyor. (Reuters)
Beyaz Saray da The Wall Street Journal haberine doğrudan yanıt vermedi. Bunun yerine Trump'ın Türkiye'den ABD'ye dönüş yolunda başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamalara işaret edildi.
Trump gazetecilere, "Amerikan liderini, yani beni ortadan kaldırmak istiyorlar. Adım onların bütün listelerinde yer alıyor. Bu sabah da bunu gördüm. Şimdiye kadar biraz şanslıydım ama bu şans sonsuza kadar sürmeyebilir." ifadelerini kullandı.
Başkanlık uçağındaki değişiklik dikkat çekti
Diğer ABD medya kuruluşları ise İsrail kaynaklı istihbarat raporlarını Trump'ın NATO Zirvesi'nin ardından başkanlık uçağını değiştirmesiyle ilişkilendirdi.
CNN, ismini açıklamadığı kaynaklara dayandırdığı haberinde, Washington'un Trump'a yönelik olası suikast planlarına ilişkin "sürekli bir istihbarat akışı" izlediğini, ancak İsrail'den gelen son uyarının "belirli bir komploya ilişkin yeni bilgiler" içerdiğini aktardı.
Trump, zirvenin düzenlendiği Türkiye'den ayrılırken eski Air Force One uçağını kullandı. Yeni başkanlık uçağı ise önceden İngiltere'ye gönderildi ve Trump burada uçak değiştirerek Washington yolculuğunu sürdürdü.
Yeni başkanlık uçağının ilk yurt dışı ziyaretinde değiştirilmesi, yeterli güvenlik donanımına sahip olmadığı yönünde spekülasyonlara yol açtı.
The New York Times, çarşamba gecesi yayımladığı haberinde, uçak değişikliğinin ABD Gizli Servisi'nin talebi üzerine "önleyici bir güvenlik tedbiri" olarak gerçekleştirildiğini yazdı.
Trump-Netanyahu görüşmesi
İsrail'in uyarısı, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında İran'a yönelik sonraki adımlar konusunda görüş ayrılıklarının arttığına ilişkin haberlerin yayımlandığı bir döneme de denk geldi.
Netanyahu'nun askeri baskının sürdürülmesini ve savaş hedeflerinin genişletilmesini istediği, Trump'ın ise ABD'nin askeri üstünlüğünü kullanarak Tahran'ı mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye, Hürmüz Boğazı'ndaki tehditleri sonlandırmaya ve savaşın daha da genişlemesini önlemeye odaklandığı belirtiliyor.
Netanyahu'nun ofisi, iki liderin perşembe akşamı telefonda görüştüğünü ve koordinasyonu sürdürme konusunda mutabık kaldığını açıkladı.
Açıklamaya göre Trump, İsrail Başbakanı'na ABD'nin Körfez bölgesindeki son askeri adımları hakkında bilgi verdi.
The Wall Street Journal ise Trump ile Netanyahu'nun savaşın başlamasından bu yana sık sık görüştüğünü, koordinasyonun İran hedefleri ve İsrail istihbaratını da kapsadığını, telefon görüşmelerinde zaman zaman gerginlik yaşansa da iki lider arasındaki temasların sürdüğünü aktardı.
Öte yandan perşembe günü USS Abraham Lincoln uçak gemisinde savaş uçakları olası operasyonlar için silahlandırıldı ve pilotlar muhtemel saldırı görevlerine yönelik tatbikat gerçekleştirdi. Geminin komutanı Dan Keller, mürettebata bölgedeki gerilimin giderek tırmandığını söyledi.
Güvenlik önlemleri artırıldı
Tartışmalara rağmen Beyaz Saray yetkilileri, Trump'ın korunmasına yönelik tüm güvenlik önlemlerinin artırıldığını açıkladı. Beyaz Saray muhabirlerine de cuma günü Gizli Servis'in Beyaz Saray çevresinde güvenlik tatbikatı yapacağı bildirildi.
Trump yönetiminin bu istihbarat raporlarını güvenlik önlemlerini artırmak, İran üzerindeki askeri baskının sürdürülmesini gerekçelendirmek ve İran tehdidinin devam ettiğini göstermek amacıyla kullandığı değerlendiriliyor. Yönetim, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yalnızca nükleer programdan değil, aynı zamanda ABD Başkanı'nın güvenliği ve ABD'nin bölgedeki çıkarlarından kaynaklandığı mesajını vermeye çalışıyor.
Bununla birlikte Trump yönetimi, İran'ın kendisine yönelik suikast planlarını olduğundan daha büyük göstermemeye ve istihbarat raporlarını aşırı şekilde öne çıkarmamaya da özen gösteriyor. Bunun temel nedenlerinden biri, ara seçimlere yalnızca birkaç ay kalmış olması.
Bir yandan bu haberler Trump'ın kendisini dış tehditlerle karşı karşıya kalan bir lider olarak seçmene sunmasına ve Cumhuriyetçi tabandaki desteğini güçlendirmesine yardımcı oluyor. Diğer yandan Cumhuriyetçiler, bu tehdidin aşırı vurgulanmasının İran'la daha kapsamlı bir askeri çatışmayı meşrulaştırabileceğinden ve Trump'ın "sonsuz savaşlardan kaçınma" yönündeki önceki vaatleriyle çelişebileceğinden endişe ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة