İsrail güvenlik birimleri Trump karşısında şaşkın

İsrail, saldırılara karşı hazırlansa da Trump’ın niyetinin tırmanış mı yoksa Tahran'a baskı mı olduğunu netleştiremiyor

Trump ve Netanyahu’nun daha önceki bir görüşmesinden (Reuters)
Trump ve Netanyahu’nun daha önceki bir görüşmesinden (Reuters)
TT

İsrail güvenlik birimleri Trump karşısında şaşkın

Trump ve Netanyahu’nun daha önceki bir görüşmesinden (Reuters)
Trump ve Netanyahu’nun daha önceki bir görüşmesinden (Reuters)

Emel Şehade

Tel Aviv ile Washington arasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile gerçekleştirmesi beklenen görüşmeye ilişkin yaşanan görüş ayrılığı, ziyareti büyük bir soru işaretinin gölgesinde bırakırken, İsrail güvenliği, Trump'ın havada yakıt ikmali yapan uçakları Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'na geri gönderme kararının ardından, Başkan Trump'ın İran'a yönelik niyet ve planlarını anlamakta güçlük çekiyor. Yapılan toplantılarda, ABD Başkanı'nın eğiliminin geniş çaplı bir harekâta mı işaret ettiği, yoksa yalnızca İran’ı nükleer dosya ve Hürmüz Boğazı konusunda müzakerelere daha iyi bir başlangıçla yeniden masaya oturtmaya zorlamayı amaçlayan medyatik bir hamlenin parçası mı olduğu tartışıldı.

Bu atmosfer, bazı ABD'li yetkililerden aktarıldığı üzere, Washington ile Tel Aviv arasındaki, özellikle de İsrail hükümeti ve Başbakanı Netanyahu ile yaşanan krizin derinleştiği bir dönemde gündeme geldi. Bu kriz, Trump-Netanyahu görüşmesine ilişkin açıklamalara da yansıdı. Netanyahu'nun ofisi, ABD'li Senatör Lindsey Graham'ın cenaze töreninin ertelenmesinin ardından Netanyahu ile Trump arasında mutabık kalınan görüşmenin ertelendiğini açıklarken, Kanal 12 muhabiri Barak Ravid, Beyaz Saray'daki üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde Netanyahu ile Trump arasında herhangi bir görüşme tarihinin belirlenmediğini aktardı. ABD'den gelen iddialar arasında, Trump'ın Netanyahu'nun Türkiye ile F-35 uçak anlaşmasına karşı yaptığı açıklamaya ve İsrail'in Lübnan ile Suriye'den çekilmeyi reddetmesine öfkelendiği de yer aldı.

“Bazı güvenlik çevreleri, en azından mevcut aşamada İsrail'in İran füzelerinin menziline dahil edilmeyeceğini öngörürken, İsrail tarafından hazırlanan başka bir güvenlik raporuna göre İran'ın şimdiye kadar İsrail'e yönelik füze fırlatmamasının caydırıcılıktan ve İsrail iç cephesine yönelik bir saldırının, İran altyapısının hedef alınmasına ve belirli hedeflere yönelik suikast operasyonlarının gerçekleştirilmesine yol açacağı bilincinden kaynaklandığını değerlendiriyor.

Amerikalılara göre Trump, Netanyahu'yu kabul etmeyi zaten kabul etti, ancak iki hafta geçmesine rağmen henüz bir görüşme tarihi belirlenmedi. Bunun da ötesinde, Ravid'in aktardığına göre Netanyahu, son dönemde ABD'de özellikle sevilen bir isim değil. Ravid, Beyaz Saray'daki yetkililerin, ‘son günlerde İsrail medyasına sızdırılan, sanki pazartesi günü Beyaz Saray'da Netanyahu ile Trump arasında bir görüşme bekleniyormuş gibi sunulan iddialar karşısında son derece şaşırdıklarını’ aktardı. İki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın önümüzdeki hafta gündeminde Netanyahu ile bir görüşmenin olmadığını vurguladı.

ABD’li yetkililerden ikisi, Trump'ın Netanyahu’nun açıklamalarını duyduğunda bundan hiç hoşlanmadığını ve öfkelendiğini, çünkü Netanyahu'nun ABD ile Türkiye arasındaki bir silah anlaşmasına neden karşı çıktığını anlamadığını belirtti. Beyaz Saray'daki üst düzey bir yetkili, Trump'ın Netanyahu'nun bu konuya müdahale etme hakkı olmadığını düşündüğünü vurguladı.

Ravid, bu nedenler arasında, Netanyahu'nun bugünlerde Washington'da ‘ne Demokratlar arasında ne de yönetimin kendi içinde’ istenmeyen bir figür haline geldiğine dikkati çekti. Ravid, "Bunun kanıtını Temsilciler Meclisi'ndeki oylamada gördük; Kongre'deki 100 Demokrat üye, yani Temsilciler Meclisi'ndeki Demokrat grubun yarısı, İsrail'e yardım sağlanmasına karşı oy kullandı" dedi.

Ravid, ABD'li yetkililerin, oylamanın İsrail'e yardım sağlanmasına karşı olmadığını, ‘aksine Demokratların Netanyahu hakkında düzenlediği bir referandumun sonucu olduğunu’ vurguladıklarını belirtti. Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Cumhuriyetçi kamptan çıkarak İsrail hükümetine karşı tavır aldı. Vance, İsrail hükümetinin Trump yönetiminin İran politikasını fiilen baltaladığını, hatta savaşın yeniden alevlenmesi yönünde baskı yaptığını ve İran ile varılan anlaşmaya karşı çıktığını değerlendirdi.

Öte yandan Tel Aviv ile Washington arasındaki İran dosyasına ilişkin koordinasyon yoğun bir tempoda sürüyor. İsrail güvenlik değerlendirmelerine göre ABD ordusunun İran'a yönelik saldırıları İran Devrim Muhafızları Ordusu’nda (DMO) endişe yaratmıyor. Bazı güvenlik çevreleri, en azından mevcut aşamada İsrail'in İran füzelerinin menziline dahil edilmeyeceğini öngörürken, başka bir İsrail güvenlik raporu, İran'ın şimdiye kadar İsrail'e yönelik füze fırlatmamasının caydırıcılıktan ve İsrail iç cephesine yönelik bir saldırının, İran altyapısının hedef alınmasına ve belirli hedeflere yönelik suikast operasyonlarının gerçekleştirilmesine yol açacağı bilincinden kaynaklandığını değerlendiriyor. Güvenlik yetkililerinden aktarılan bilgilere göre böyle bir durumda ABD'nin İsrail'i durdurması son derece zor olacak.

Haber sitesi Walla, üst düzey bir İsrailli kaynağa dayandırdığı haberinde, tırmanış atmosferini alevlendiren şeyin sadece müzakerelerin çökmesi ve İran rejiminin çifte oyunu değil, aynı zamanda rejimin üst düzey yetkililerinin açıklamaları olduğunu belirtti. Kaynağa göre birkaç gün içinde geniş çaplı bir tırmanış patlak verebilir.

Habere göre Amerikalılar, İranlıları kendi bakış açılarına göre etkili bir müzakereye geri döndürmek için tek bir geniş çaplı operasyon değil, bir dizi askeri operasyon gerçekleştirmeyi hedefliyor. Üst düzey kaynak, ‘bir adım daha ileri gidecekler. Artık her şey gelişebilir ve İsrail ordusu buna hazırlıklı olmalı’ diye ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre İsrail ordusu ise İran'ın İsrail'i hedef alma kararı alması ihtimaline karşı farklı cephelerde hazırlıklarını sürdürüyor. Hava Kuvvetleri ve hava savunma sistemleri, ani bir tırmanışa karşı hazırlık ve hazır bulunuşluğun tamamlandığını açıkladı. Askeri ve güvenlik yetkilileri, İsrail'in ‘İranlıların, Amerikalıların İsrail'i lojistik üs olarak kullandığı iddiasıyla İsrail'e saldırdıklarını öne sürecekleri bir senaryoya’ hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. Bir güvenlik yetkilisi, ‘bunun İranlıların komşu ülkelere saldırmak için kullandığı bahane olduğunu’ belirtti. Öte yandan İsrail Güvenlik Bakanı Yisrael Katz, ‘her şey olabilir senaryosu’ olarak nitelendirdiği duruma hazırlanması talimatını orduya verdi. Talimat, ‘İsrail’in İran ile yeniden hızla bir çatışmaya sürüklenebileceği’ bilinciyle verildi.

İki cephe arasında

İsrail'deki güvenlik birimlerinin öngörüleri arasında, İran'ın Lübnan'da geniş çaplı bir güvenlik tırmanışından çekindiği için şimdilik İsrail'e saldırıdan kaçındığı yer alıyor. Bu durum, ordunun Lübnan'daki hedef ve operasyonlarını sürdürmesine alan tanıyor. İsrail'in iki deneme bölgesinden çekilmesinin başlaması ve bu bölgelerin Lübnan ordusu tarafından devralınması beklenirken, İsrail, Lübnan ordusunun uygulamasını denetleyecek herhangi bir tarafın önerilmesine karşı tehditlerini sürdürüyor. Bu bağlamda, bölgeye İtalya'dan asker konuşlandırılması ve bu askerlerin bölgenin silahtan ve Hizbullah militanlarından arındırılmasını denetlemesi önerisi gündeme geldi. Bunun yanı sıra Roma görüşmelerinde, İsrail ordusunun çekilmesinin ardından Lübnan Ordusu'nun görevini yerine getirmesini izleme ve denetleme görevinin İtalyan Ordusu'na verilmesi önerisi de ortaya atıldı.

İsrail ise, Lübnan ordusunun İsrail ordusunun çekileceği bölgelere güçlerini sokacağı deneme sürecinin İsrail ordusu tarafından denetlenmesi konusunda ısrar ediyor. Buna karşılık Lübnan tarafı, bölgeden ve denetim sürecinden de Lübnan Ordusu'nun sorumlu olmasını istedi. İsrail'in Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nü (UNIFIL) reddetmesinin ardından İtalya önerisi gündeme geldi, ancak henüz kesinleşmedi. Güvenlik yetkilileri, önerinin taraflarca hâlâ değerlendirilmekte olduğunu belirtti.

Bu ortam içinde, Roma müzakerelerinin bir sonucu olarak planlanan İsrail-Lübnan-ABD sanal güvenlik toplantısı, yeni bir tarih belirlenmeden ertelendi. Bu ertelemenin gerekçeleri resmi olarak açıklanmadı, ancak İsrail medyasına sızan bazı bilgiler, ertelemeyi Tel Aviv'in çerçeve anlaşmasındaki iki deneme bölgesinden çekilme maddesinin uygulanmasına ilişkin katı şartlarıyla, özellikle de İsrail'in çekilmesinin ardından Lübnan ordusunun bölgeyi devralması ve Hizbullah'ı bölgeden silahsızlandırma sürecini denetleyecek uluslararası tarafla ilişkilendirdi.



Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı

Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı
TT

Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı

Trump, İran’la görüşme olmadığını doğruladı; Hürmüz Boğazı için ABD haritası yayımladı

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Salı), İran’la devam eden veya planlanan herhangi bir görüşmenin bulunmadığını belirterek Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile devam eden veya planlanan hiçbir görüşme yok. Deniz ablukası tamamen yürürlükte. Hürmüz Boğazı açık ve normal şekilde işliyor. Tüm deniz mayınları temizlendi veya patlatıldı” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca Truth Social hesabından, Hürmüz Boğazı’nı gösteren ve bölgeyi “yeni Amerikan toprağı” olarak tanımlayan bir harita yayımladı. Trump, son günlerde dile getirdiği bu fikri haritayla yeniden gündeme getirdi.

Bu gelişmeler yaşanırken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, “Hürmüz Boğazı, ABD geçici anlaşmanın hükümlerine uyana kadar kapalı kalacak” dedi. Galibaf ayrıca Washington’ın İran’a yönelik ablukayı kaldırmasını ve yaptırımlara son vermesini istedi.

İran Meclisi’nde konuşan Galibaf, koşullar arasında ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarına son vermesi, Tahran’ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakması ve tüm cephelerdeki tehditler ile askeri operasyonlara son vermesinin bulunduğunu belirtti.


Nijerya Ordusu, 160'tan fazla teröristin öldürüldüğünü açıkladı

Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)
Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)
TT

Nijerya Ordusu, 160'tan fazla teröristin öldürüldüğünü açıkladı

Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)
Ülkenin kuzeydoğusunda bir askeri araç, sivil araç konvoyuna eşlik etmek için hazırlanıyor (Arşiv- AFP)

Nijerya ordusu, ülkenin farklı bölgelerinde terör örgütlerine karşı yürüttüğü askeri operasyonların sonuçlarını açıkladı. Ordu, özellikle ülkenin kuzeyinde, DEAŞ’ın Batı Afrika kolunun faaliyet gösterdiği eyaletlerde yoğunlaşan operasyonlarda 160’tan fazla teröristin öldürüldüğünü bildirdi.

Savunma Bakanlığı Medya Operasyonları Direktörü Tümgeneral Michael Onouha tarafından dün yapılan açıklamada, Nijer eyaletinde (kuzey Nijerya) hava kuvvetlerinin geçen hafta Mariga bölgesindeki Sanjiku ve Baba-Duka çevresinde teröristlerin mevzilerine düzenlediği hava saldırılarında “büyük başarı” sağladığı belirtildi.

Ordu, hava saldırılarında “çoğu motosiklet kullanan çok sayıda teröristin oluşturduğu büyük bir grubun” hedef alındığını bildirdi. Açıklamada, “Uçaklar teröristleri füzeler ve makineli tüfek ateşiyle hedef aldı; böylece hareket ve faaliyetleri etkili biçimde engellendi” denildi.

cgtnht
Pazartesi günü teröristlerin bölge sakinlerine yönelik saldırısının ardından Kebbi eyaletinde devriye gezen güvenlik güçleri (Reuters)

Ordu sözcüsü Tümgeneral Onouha, ilk raporlara göre bölgede yaklaşık 120 ceset ve 300 motosiklet bulunduğunu, sahadaki sonuçlara ilişkin askeri değerlendirmelerin sürdüğünü belirtti. Sözcü ayrıca hava kuvvetlerinin başka bir operasyonda, bölge halkından çalınan hayvanlara el koymaya çalışan bir terörist grubu hedef aldığını ve 46 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Ordu, 7-13 Ağustos tarihleri arasındaki askeri operasyonların bilançosunu da açıkladı. Buna göre onlarca terörist etkisiz hale getirilirken, bölgede terörist gruplar tarafından kaçırılan 40 rehine kurtarıldı.

Açıklamada, operasyonlar kapsamında teröristlerle iş birliği yapan kişilerin ve lojistik destek sağlayanların da gözaltına alındığı; silah ve mühimmatın yanı sıra büyük miktarda çalıntı ham petrol ve yasa dışı yöntemlerle rafine edilmiş petrol ürünlerinin ele geçirildiği belirtildi.

Tümgeneral Michael Onouha, bu sonuçların “kararlı saldırı operasyonlarının ve terörle mücadele çalışmalarının” sürdürülmesi sayesinde elde edildiğini belirtti. Ordunun hedefinin “terör ağlarını zayıflatmak, lojistik ikmal hatlarını kesmek ve suçluları hareket ve manevra kabiliyetinden mahrum bırakmak” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Onouha, operasyonların kuzeydoğu Nijerya’da görev yapan Hadin Kai askeri gücü tarafından yürütüldüğünü belirtti. Söz konusu güçlerin yıllardır kuzeydoğudaki Borno ve Adamawa eyaletlerinde teröristlere yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü, bu bölgelerde DEAŞ ve Boko Haram örgütlerinin önemli mevzilerinin bulunduğunu kaydetti.

Bu eyaletlerdeki operasyonlarda çok sayıda militanın “etkisiz hale getirildiği”, örgütlerle iş birliği yaptığından şüphelenilen kişilerin gözaltına alındığı ve Mandara Dağları’ndaki bir terörist bölgesinden kaçan 5 kadın rehinenin kurtarıldığı bildirildi. Ayrıca Borno eyaletinin farklı bölgelerinde aralarında terörist militanların yanı sıra kadın, çocuk ve gençlerin de bulunduğu 19 kişinin güvenlik güçlerine teslim olduğu açıklandı.

Tümgeneral, teslim olanların kararlarını “gıda sıkıntısı, devam eden askeri baskı ve terörist gruplar arasındaki iç çatışmalar” ile gerekçelendirdiklerini söyledi.

vfgbhyj
Pazartesi günü Kebbi eyaletindeki bir güvenlik merkezini koruyan iki polis (Reuters).

Kuzeybatıda ise Fansan Yama Operasyonu güçleri Zamfara, Kebbi ve Katsina eyaletlerinde çeşitli başarılar elde etti. Askeri sözcü, Zamfara’da teröristlere aktarılmak üzere olduğu öne sürülen parayı taşıyan şüpheli bir lojistik destekçinin gözaltına alındığını açıkladı. Ayrıca Zurmi’de, el yapımı patlayıcı imalatında uzman oldukları düşünülen iki yabancının yakalandığı bildirildi.

Bu bölgede en önemli kara çatışması, Kebbi eyaletindeki Sakaba yerel yönetim bölgesine bağlı Makoko köyünde yaşandı. Askerler silahlı çatışmada 18 teröristi öldürdü. Ordu, operasyon sırasında yerel güvenlik teşkilatından bazı personelin, bir yerel güvenlik grubunun bir üyesinin ve bir sivilin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Öte yandan ordu, ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde DEAŞ militanlarının ileri bir askeri üsse düzenlediği saldırının püskürtüldüğünü ve güvenlik güçlerinin saldırganlara ağır kayıplar verdirdiğini açıkladı.

Kuzeydoğudaki Hadin Kai Ortak Görev Gücü askeri medya sorumlusunun vekili Yüzbaşı Mohammed Goni, erken uyarı ve gözetleme sistemleri üzerinden ilerleyen teröristlerin tespit edilmesinin hemen ardından, saldırganları ilerledikleri güzergâhlardan birinde durdurmak üzere bir muharebe ekibinin gönderildiğini belirtti.

Goni, çatışmanın yoğun karşılıklı ateş altında gerçekleştiğini ve muharebe ekibinin saldırganları bu hatta kesin olarak püskürtmeyi başardığını söyledi. Teröristlerden ikinci bir grubun pusu ekibinin çevresinden dolaşarak kampa sızmaya çalıştığını, ancak yoğun ateşle karşılaşarak geri püskürtüldüğünü ifade etti.

dfvg
Nijerya ordusuna ait bir helikopter, ülkenin kuzeydoğusundaki bir üste teröristlere yönelik operasyonlara katılıyor (Arşiv-AFP)

Goni, güvenlik güçlerinin çok sayıda teröristi etkisiz hale getirdiğini ve aralarında dolu şarjörleriyle birlikte Kalaşnikof tüfekleri, roketatar ve roketatar mühimmatı ile itici barutları, dijital video kamera ve çok sayıda destek ekipmanının bulunduğu önemli miktarda askeri malzeme ele geçirdiğini belirtti. Bunun sahadaki taktik kapasite ve kontrolün açık göstergesi olduğunu söyledi.

Ordu sözcüsünün açıklamasında, “Gözetleme sistemlerinden elde edilen sonraki görüntüler, teröristlerin öldürülen militanlarının çok sayıda cesedini Timbuktu Üçgeni olarak bilinen bölgeye doğru sürüklediğini gösterdi. Dikkat çekici olan, güçlerimiz arasında herhangi bir kayıp yaşanmamış olmasıdır” ifadelerine yer verildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Afrika’nın nüfus bakımından en büyük ülkesi ve Batı Afrika’nın en güçlü ekonomisine sahip Nijerya, 2009’dan beri silahlı bir isyanla mücadele ediyor. Boko Haram ve DEAŞ’ın Batı Afrika kolunun öncülük ettiği saldırılarda şimdiye kadar binlerce kişi hayatını kaybetti.


Netanyahu ve Kushner’ın görüşmesi sırasında İsrail’den sert açıklamalar

Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)
Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)
TT

Netanyahu ve Kushner’ın görüşmesi sırasında İsrail’den sert açıklamalar

Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)
Netanyahu, geçen ekim ayında Kudüs’te düzenlenen İsrail hükümeti toplantısında ortada, sağında Tikov ve Kushner ile birlikte (EPA)

İsrail, Kudüs'te Başbakan Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Jared Kushner ve beraberindeki heyetin gerçekleştirdiği görüşme sırasında Gazze ve Lübnan'a yönelik sert mesajlar gönderdi.

Kushner ile Netanyahu'nun dün dört saat süren toplantısı devam ederken, İsrail ordu sözcüsü birliklerinin Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerin yanı sıra güney Lübnan'daki Ali et-Tahir tepeleri bölgesine de hava saldırıları düzenlediğini teyit etti.

İsrail ordusu yayımladığı uyarıda, Hamas'ın sahte bir ılımlılık sergileyerek ABD'yi ve arabulucuları kandırdığını, gerçekte ise İsrail'i yok etme amacına sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ettiğini belirtti.

Görüşme sert ABD mesajlarıyla ön plana çıkarken, İsrail medyasında yer alan haberler Kushner-Netanyahu görüşmesine dair farklı bir tablo ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre Netanyahu, Hamas'ın aldatıcı bir politika izlediğini, güçlerini yeniden tahkim etmeye devam ettiğini, vergiler ve yağmalanan yardımlar yoluyla maddi kazanç elde ettiğini belirterek Kushner'i ikna etti. Bu doğrultuda, Hamas silahlarını bırakana kadar operasyonların sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.