İran'ın güney kıyısı açıklarında 30'dan fazla ada bulunuyor. Bu adalar Körfez sularına yayılarak Hürmüz Boğazı çevresinde savunma amaçlı bir yay oluşturuyor. Bu adaların çoğu küçük olsa ve birçoğu yerleşim yeri barındırmasa da Tahran bunlardan bazılarını, bölgedeki nüfuzunu pekiştirmede kritik bir rol oynayan ileri askeri ve ekonomik noktalara dönüştürdü.
İran'a karşı savaşın ilk günlerinde Tahran, ABD güçlerini Keşm Adası'ndaki bir deniz suyu arıtma tesisini hedef almakla suçladı. Bu saldırı, yaklaşık 30 köyün temiz su tedarikini kesintiye uğrattı. Bundan bir haftadan kısa bir süre sonra Washington, İran’ın petrol ağırlık merkezi olan Hark Adası'na yönelik bir dizi saldırının ilkini gerçekleştirdi. Bu ay içinde ise ABD ordusu, ihtilaflı Büyük Tunb Adası'nı vurdu.
ABD Başkanı Donald Trump'a, ABD'nin İran topraklarını ele geçirmeye hazır olup olmadığı sorulduğunda kaçamak yanıtlar verdi. Trump, 14 Temmuz'da Fox News'e yaptığı açıklamada, “Bunu size söyleyemem, çünkü bunu yaparsam aptalca bir davranış olur" dedi ve bir kara saldırısı gerçekleştirme ihtimalini de dışlamadığını ekledi. Ortadoğu genelinde, aralarında binlerce paraşütçü ve yüzlerce özel operasyon kuvveti unsurunun da bulunduğu 50 binden fazla ABD askeri konuşlu bulunuyor.
Şarku’l Avsat’ın Foreign Policy’den aktardığı analize göre Washington savaştaki en büyük tırmanışa doğru ilerlerken, birçok uzman, geniş çaplı bir istilanın İran adalarını hedef alan operasyonları da kapsayabileceğini, bunun da bölgede zararlı sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor.
Chatham House Enstitüsü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı'nda misafir araştırmacı olan Neil Quilliam, Foreign Policy dergisine gönderdiği e-postada şunları yazdı:
“Bir adaya kontrol dayatmak, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığı güvenliğini artırmaya ve İran'ı önemli bir askeri konumu kullanmaktan mahrum bırakmaya katkı sağlayabilir, ancak bu, sınırlı bir askeri operasyonu uzun süreli bir toprak işgaline de dönüştürebilir."
Ancak adaların önemi birbirine eşit değil.
İran'ın stratejik adaları rehberi
Askeri kalelerden ekonomik merkezlere, aşağıda İran'ın elindeki en önemli adalar ve ABD’nin bu adaları hedef alan bir askeri operasyonunun neler sağlayabileceğini ele alıyoruz.
Askeri merkezler
Keşm Adası: Yüzölçümü 580 mil kare olan Keşm, İran'ın en büyük ve en kalabalık adası. Hürmüz ve ülkenin başlıca limanlarından biri olan Bender Abbas'a yakın bir konumda bulunuyor. Stratejik konumu, Tahran'ın bölgesel politikalarını güçlendirmek için kullandığı ideal bir üs niteliği taşımasını sağlıyor. Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Farzin Nedimi'ye göre adanın geniş yeraltı tünel ağı ve denizaltıları doğrudan Körfez'e konuşlandırma kapasitesi, Keşm Adası’nı İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) için başlıca bir operasyon üssüne dönüştürdü.
Keşm ayrıca, uluslararası deniz taşımacılığını hedef alan İran güçleri için bir sıçrama üssü niteliği taşıyor. DMO, küçük limanları ve tersaneleri de bünyesinde barındıran bu devasa adayı, ticari gemilerden geçiş ücreti almak veya deniz geçidinden geçmeye çalışan gemilere saldırmak yoluyla İran'ın iradesini boğaza dayatmak için kullanıyor.

Tahran'ın adaya verdiği önem, ancak İran'ın onu savunma kapasitesiyle kıyaslanabilir. Londra King's Koleji’nden Andreas Krieg'e göre Keşm Adası, ABD'nin ele geçirmeye çalışabileceği en zorlu adalardan biri olacak, çünkü geniş yüzölçümü, Amerikan güçlerini geniş bir alana yayılmaya zorlayacak.
Keşm Adası'nın konumu, geniş yer altı tünel ağı ve denizaltıları doğrudan Körfez'e konuşlandırabilme kapasitesiyle Tahran için ideal bir üs niteliği taşıyor.
Ortadoğu güvenliği uzmanı Krieg, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer bazı daha küçük adaları ele geçirmeye çalışırsanız, sahada 4-5 bin askere ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak Keşm Adası gibi bir hedefe yönelmek isterseniz, sadece çıkarma operasyonunu gerçekleştirmek için muhtemelen 10 bin veya daha fazla askere ihtiyaç duyarsınız."
Aynı zamanda Keşm Adası’nın İran anakarasına yakınlığı, Amerikan güçlerini füzeler, insansız hava araçları (İHA), mayınlar ve topçu dahil olmak üzere İran silahlarının menzili içinde bırakıyor.
Kesintisiz İHA saldırılarının büyük hasara yol açtığını belirten Krieg, “Balistik füzeler de tehlike oluşturuyor, ancak İranlılar topçu ateşini kesintisiz sürdürebilir” değerlendirmesinde bulundu. Krieg, Tahran'ın güçlerine yeniden ikmal sağlamakta herhangi bir zorluk yaşamayacağını vurguladı.
Larak Adası: Larak Adası, hiçbir ticari gemiden gizlenemez; yüzölçümü 19 mil kare olan bu ileri konum, Hürmüz Boğazı'na en yakın ada. İran, Larak'ı tarihsel olarak uluslararası deniz taşımacılığı hareketliliğini izlemek ve DMO’nun faaliyetlerine ev sahipliği yapmak için kullandı. Ancak son aylarda rolü, büyük ölçüde benzersiz konumu nedeniyle önemli ölçüde genişledi.
İran’ın boğaz üzerindeki denetimini pekiştirme çabaları çerçevesinde, Tahran, gemileri adanın kuzey kıyısına bitişik dar bir rota izlemeye zorladı. Böylece Larak, geçidin tüm kapısını kontrol eder hale geldi ve bu küçük toprak parçası, yüzölçümünü çok aşan bir rol kazandı.
Bu nedenle Larak, olası bir ABD saldırısında en olası hedeflerden biri olarak öne çıkıyor. Neil Quilliam, e-mailinde “Ada üzerinde kontrol sağlamak, deniz taşımacılığı hareketliliğini izlemek ve güvence altına almak için güçlü bir platform sunacak, aynı zamanda İran'ın boğaz geçişini etkileme kapasitesini kısıtlayacaktır” diye yazdı.

Hürmüz Adası: İsminin de işaret ettiği üzere Hürmüz Adası, stratejik su geçidinin girişinde yer alıyor. İranlı yetkililer, adayı ileri bir gözetim noktasına dönüştürdü. Bu da rejime dünyanın en yoğun deniz geçitlerinden biri hakkında son derece kritik istihbarat bilgisi sağlıyor. Savaştan önce, küresel petrol ve doğalgaz sevkiyatlarının yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan geçiyordu. Hürmüz Boğazı, Keşm gibi İran anakarasına yakın konumda bulunuyor. Bu da onu Tahran'ın gözetimi ve silahlarının menzili içinde tutuyor.
BAE ile ihtilaflı olan Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları, nakliye rotalarına ve askeri tesislere yakın konumda bulunuyor. Bu da İran'a yabancı faaliyetleri izlemek için ileri bir konum kazandırıyor.
Boğazda bulunan üç ada arasında en az önem taşıyanı Hürmüz. Kişm ve Larak nüfuz alanlarını genişletirken, Hürmüz büyük ölçüde gölgede kaldı. Çarpıcı vadileri ve kırmızı sahilleri sayesinde popüler bir turistik destinasyon olması onu komşularından ayırıyor.
Ancak Krieg, “Gerçekten fark yaratmak istiyorsanız, muhtemelen bu adaların tümünü ele geçirmeniz gerekecek” değerlendirmesinde bulundu. Çünkü Krieg’e göre DMO, tek bir merkezden hareket etmiyor.
Deniz milislerinin, merkeziyetsiz bir ağ olarak faaliyet gösterdiğini söyleyen Kreig, ayrıca binlerce insanlı ve insansız platform kullandıklarının altını çizdi. Kreig, bu yüzden tek bir adanın ele geçirilmesi büyük bir fark yaratmayacağını da sözlerine ekledi.
Siyasi semboller
Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları: Bu iki ada yüzölçümü bakımından küçük olsa da sembolik önemleri vurgulamak gerekiyor. İran güçleri, 1971 yılında daha sonra Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) oluşturacak olan Emirlikler'den Büyük Tunb ve Küçük Tunb adalarını ele geçirdi. Bugün Abu Dabi, tarihsel bağlara dayanarak iki ada üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor. Ancak Tahran da kendi tarihsel bağlarına dayanıyor ve adalar üzerindeki kontrolünden vazgeçmeye herhangi bir hazır olma niyeti göstermiyor.
Bu durum kısmen konumlarından kaynaklanıyor olabilir. Keşm ve Larak'a kıyasla boğaz girişinden daha uzak olsalar da Tunb adaları önemli nakliye rotalarına ve askeri tesislere yakın konumda bulunuyor. Bu da İran'a yabancı faaliyetleri izlemek ve deniz nüfuzunu genişletmek için başka bir ileri konum kazandırıyor. Her ikisi de Devrim Muhafızları'na ait tesisler barındırıyor. Dolayısıyla önemli askeri ve diplomatik hedefler olarak değerlendirilebilirler, ancak askeri önemleri Keşm'inkine denk değil.
Bununla birlikte, büyük önemleri, İran ulusal bilincindeki konumlarından kaynaklanabilir. Tahran, son yarım yüzyıl boyunca iki ada üzerindeki kontrol hakkı konusunda ısrar etti ve İran'a karşı savaş, ülkenin toprak egemenliği iddialarına bağlılığını daha da güçlendirdi.
Hark Adası, İran'ın enerji sektöründeki en önemli darboğaz noktası niteliğinde; İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının elleçlenmesini üstleniyor
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu ay içinde, ABD tarafından Büyük Tunb Adası’na düzenlenen saldırıdan sadece iki gün sonra sosyal medya platformu X hesabından “İran, güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına vatanımızdır. Topraklarımızın her karışını son nefesimize kadar savunacağız” paylaşımında bulundu.

Ebu Musa Adası: Ebu Musa Adası, güneyde yer alan ve hem İran hem de BAE’nin egemenlik iddiasında bulunduğu bir başka ihtilaflı toprak parçası. İran'ın güç kullanarak ele geçirdiği iki Tunb adasının aksine, Tahran, Şarika Emirliği ile 1971 yılında imzalanan bir mutabakat muhtırası uyarınca Ebu Musa üzerindeki kontrolü paylaştı. Ancak taraflardan hiçbiri egemenlik iddiasından vazgeçmedi. Sonraki on yıllar boyunca İran, adadaki varlığını genişletti ve şu anda ada üzerinde fiili kontrol uyguluyor.
Adada az sayıda sivil yaşıyor. Dolayısıyla Tunb adalarında görülen aynı düzeyde bir askerileşme burada görülmüyor. Ancak bu, Devrim Muhafızları'nın burada bulunmadığı anlamına gelmiyor. Tahran, adada füze platformlarının kullanıldığı askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.
Askeri değerinin yanı sıra, Ebu Musa Adası, tıpkı Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları gibi, İran'ın ne kadar ileri gitmeye hazır olduğunu somutlaştırıyor. Bu yüzden Tahran, muhtemelen Ebu Musa Adası’nın kaybını acı bir siyasi yenilgi olarak görecektir.
Petrol devleri
Trump'ın öfkesinin büyük bölümünüı Hark Adası'na yöneltti. Küçük, ama hayati önem taşıyan bu ada, Hürmüz Boğazı'na yaklaşık 400 mil uzaklıkta bulunuyor. Hark, İran petrol ihracatının ana istasyonu niteliğinde. Yılda yaklaşık 950 milyon varil ham petrol ihraç ediliyor. Bu da İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ına denk geliyor. Hark Adası’nın ele geçirilmesi, Tahran'ın ekonomisi üzerinde muazzam bir baskı oluşturacak ve İran ordusunun moraline ağır bir darbe indirecektir.
Krieg, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Hark Adası, İran'ın enerji sektöründeki kesinlikle en önemli darboğaz noktasıdır. Bu adayı ele geçirirseniz, İranlıları esasen petrol satma ve para kazanma kapasitesinden mahrum bırakırsınız ve bu, zamanla tüm rejimin istikrarını sarsacaktır” ifadelerini kullandı.
İran'a karşı savaşın ilk günlerinde Tahran, ABD güçlerini Keşm Adası'ndaki bir deniz suyu arıtma tesisini hedef almakla suçladı. Bu saldırı, yaklaşık 30 köyün temiz su tedarikini kesintiye uğrattı
Hark Adası’nı kontrol altına alma fikrini yıllardır zihnin ölçüp tartan Trump, bu fikri en az 1988 yılından bu yana açıkça dile getiriyor. İran'a karşı savaşın şubat ayında patlak vermesinden bu yana Amerikan güçleri adayı defalarca kez bombaladı.
Ancak uzmanlar, Hark Adası’nın elde tutulmasının riskli ve maliyetli bir girişim olacağı konusunda uyarıyor. Amerikan gemilerinin adaya ulaşmak için Körfez'in tamamını geçmesi, ardından İran anakarasına sadece 19 mil uzaklıkta bir saldırı gerçekleştirmesi gerekecek.
Krieg, şunları söyledi:
“Amerikan güçleri Körfez'deki Arap müttefiklerinden ne kadar uzaklaşırsa, oraya güç indirmek o kadar zorlaşır ve Hark Adası'na en yakın ülkeler olan Suudi Arabistan, Kuveyt veya Bahreyn'in, ABD'nin kara birlikleri indirmek için topraklarını bir sıçrama üssü olarak kullanmasına izin vereceğini sanmıyorum.”
Bu ülkeler bunu kabul etseler bile, Amerikan güçlerinin engebeli ve son derece tahkim edilmiş bir arazide hareket etmesi, İran topçu ateşinden kaçınması ve adadaki petrol tesislerini yanlışlıkla vurmaktan kaçınması gerekecek. Zira bu tesisler patlayarak Amerikan güçlerine zarar verebilir. Tahran ayrıca, Amerikan askerlerini tehlikeye atmak amacıyla Hark Adası’ndaki altyapıyı kasıtlı olarak hedef alabilir.
Nedimi, bunun tehlikeli bir yüke dönüşebileceğini söyledi.

Siri ve Lavan adaları: Hark Adası’nın ele geçirilmesi, Tahran'ın ham petrol ihracat kapasitesini tamamen durdurmaya yetmeyecek. ABD, İran'ın petrol ekonomisini tamamen felç etmek isterse, Siri ve Lavan adalarını da ele geçirmesi gerekecek.
Nedimi, şunları söyledi:
“Lavan ve Siri terminalleri birlikte günde yaklaşık 300 bin varillik bir yükleme kapasitesi sağlıyor. İran, deniz platformlarından petrol üretme kapasitesine sahip olduğu sürece, bu iki ada aracılığıyla tankerlere yükleme yapabilecek."
Siri ve Lavan adaları, Hark Adası’na kıyasla Hürmüz Boğazı'na daha yakın konumda bulunuyor ve ihracat terminalleri olarak kullanılıyor.
Ancak bu adalar, İran petrol denkleminin yalnızca bir parçasını oluşturuyor.
Nedimi, son olarak “İran anakarasındaki petrol üretim sahalarını, tesisleri, pompalama istasyonlarını ve besleyici boru hatlarını kontrol altına almazsanız, Hark Adası’nı elde tutmanın hiçbir faydası olmaz” diye konuştu.
Foreign Policy