İsrail ordusu, perşembeyi cumaya bağlayan gece Güney Lübnan’daki tarihi Şekif Kalesi çevresinde ‘çok büyük’ patlamalar gerçekleştirdi. Lübnan resmi basını olayı duyururken, İsrail ise Hizbullah’a ait tünelleri imha ettiğini açıkladı.
Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail güçlerinin gece yarısı özellikle Şekif Kalesi çevresinde ‘çok büyük patlamalar’ gerçekleştirdiğini bildirdi. UNESCO tarafından acil prosedür kapsamında Dünya Mirası Listesi ile Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi’ne alınan kale, İsrail askerlerinin halen konuşlu bulunduğu Güney Lübnan bölgesinde yer alıyor.
Lübnan Kültür Bakanlığı, saldırıların ‘kalenin karşısındaki bölgeyi’ hedef aldığını, kalenin kendisinin ise yıkıma uğramadığını açıkladı.
Bakanlık, patlamaların oluşturduğu sarsıntıların kale çevresinde hasara yol açmış olabileceğini belirterek, hasarın boyutunun ancak doğrudan sahada yapılacak incelemeyle tespit edilebileceğini, ancak İsrail güçlerinin bölgede bulunması nedeniyle bunun şu aşamada mümkün olmadığını kaydetti.
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, patlamaları kınayarak, bunun ‘sessiz kalınmaması, suskunlukla karşılanmaması ve fiili durum olarak kabul edilmemesi gereken’ bir gelişme olduğunu söyledi.
NNA, patlamaların Güney Lübnan’ın geniş bir kesiminde ‘benzeri görülmemiş’ şekilde yankılandığını ve çevredeki bazı yerleşimlerde evlerin camlarının kırılmasına neden olduğunu aktardı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre yakındaki bir kasabada gece boyunca şiddetli patlamalar duyuldu ve bölgedeki ormanlık alanların geniş bir bölümünü beyaz toz bulutu kapladı.
700 ton patlayıcı
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz, ortak açıklamalarında ordunun yaklaşık 700 ton patlayıcı kullanarak Şekif bölgesindeki ‘terör tünellerini’ imha ettiğini duyurdu.
Açıklamada, söz konusu patlamaların çarşamba günü Hizbullah’ın ateşkesi ‘açık şekilde ihlal etmesinin’ ardından gerçekleştirildiği belirtildi.
İsrail ordusu çarşamba günü Hizbullah’ı Güney Lübnan’da askeri bir aracı insansız hava aracıyla (İHA) hedef alarak ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçlamıştı. İran destekli Hizbullah ise 20 Haziran’dan bu yana herhangi bir saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.
İsrail ordusu ayrıca yaptığı açıklamada, Şekif Tepeleri bölgesindeki yer altı tünel ağının ana güzergâhlarından bir kısmını imha ettiğini bildirdi.
Açıklamaya göre söz konusu tünel ağı, Hizbullah’ın Bedir birimine bağlı merkezi komuta kompleksi olarak kullanılıyor ve çatışmalar buradan yönetiliyordu.
Hizbullah’ın 2 Mart’ta İsrail’e karşı başlattığı savaşın ardından İsrail’in yürüttüğü yıkıcı askeri operasyonlarda, Lübnan makamlarına göre 4 bin 300’den fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail, Güney Lübnan’ın geniş kesimlerini işgal ederken, Hizbullah silahsızlandırılıncaya kadar bölgedeki askerî varlığını sürdüreceğini vurguluyor ve kontrolü altındaki alanlarda patlatma ve yıkım operasyonlarına devam ediyor.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) salı günü yaptığı açıklamada, 2 Temmuz’da Güney Lübnan’daki Hula beldesi yakınlarında gerçekleştirilen devriye sırasında terk edilmiş bir binada yaklaşık 4 bin kilogram patlayıcı madde içeren 385 konteyner bulunduğunu duyurdu. Açıklamada, patlayıcıların büyük bölümünün amonyum nitrat bileşiklerinden oluştuğu belirtildi.
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bilgi sahibi bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, amonyum nitrat konteynerlerinin üzerinde İbranice yazılar bulunduğunu söyledi. Kaynak, bu malzemelerin büyük olasılıkla İsrail’in yürüttüğü yıkım faaliyetlerinde kullanıldığını değerlendirdi.
Geçtiğimiz ay ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerin sürmesiyle eş zamanlı olarak bölgedeki şiddet olaylarında önemli ölçüde azalma yaşandı.
Lübnan ile İsrail, 26 Haziran’da bir çerçeve anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında İsrail’in çekileceği ‘pilot bölgelerde’ Lübnan ordusunun konuşlanması, bu bölgelerde Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve devlet güçleri dışında hiçbir silahlı grubun varlığına izin verilmemesi öngörülüyor. Bu uygulamanın, İsrail’in diğer bölgelerden kademeli çekilmesine model oluşturması hedefleniyor.