ABD ablukası İran’ın petrol ihracatını durma noktasına getirdi

Hark Adası durgunluktan muzdarip

ABD Merkez Komutanlığı'na bağlı bir ABD Donanma Özel Kuvvetler (SEAL) askeri, İran limanlarına uygulanan deniz ablukası sırasında gözetleme yapıyor
ABD Merkez Komutanlığı'na bağlı bir ABD Donanma Özel Kuvvetler (SEAL) askeri, İran limanlarına uygulanan deniz ablukası sırasında gözetleme yapıyor
TT

ABD ablukası İran’ın petrol ihracatını durma noktasına getirdi

ABD Merkez Komutanlığı'na bağlı bir ABD Donanma Özel Kuvvetler (SEAL) askeri, İran limanlarına uygulanan deniz ablukası sırasında gözetleme yapıyor
ABD Merkez Komutanlığı'na bağlı bir ABD Donanma Özel Kuvvetler (SEAL) askeri, İran limanlarına uygulanan deniz ablukası sırasında gözetleme yapıyor

Deniz taşımacılığı ve uydu verilerine göre, İran’ın başlıca petrol ihracat terminalinin bulunduğu Hark Adası’nda en az bir haftadır hiçbir petrol tankerine yükleme yapılmadı. Bu durum, ABD’nin deniz ablukasının İran’ın ham petrol satışlarını durdurduğuna işaret ediyor.

Washington, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik geçici anlaşmanın çökmesinin ardından, temmuz ayının ortasında İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koydu. Gemi takip şirketi Kpler ve danışmanlık şirketi Energy Aspects’in verilerine göre Hark Adası’ndaki petrol sevkiyatları 31 Temmuz’da durdu.

Denizcilik istihbarat şirketi Windward, uydu görüntülerinin Hark Adası’ndaki üç yükleme rıhtımının “bir süredir boş” olduğunu gösterdiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Financial Times’ten aktardığı habere göre Windward ayrıca salı günü Hark çevresindeki demirleme bölgesinde yalnızca 16 geminin bulunduğunu ve bunun geçen ayın başından beri görülen en düşük sayı olduğunu belirtti.

İran’ın ihraç ettiği ham petrolün yaklaşık her 10 varilinden 9’u, Basra Körfezi’nin kuzeyindeki bu küçük mercan adasından yükleniyor. Bunun nedeni, İran kıyılarının büyük bölümünün büyük tankerlerin yanaşmasına izin vermeyecek kadar sığ olması.

Energy Aspects’in jeopolitik biriminin başındaki Richard Bronze, “Abluka etkili; zira bölgeye giren veya çıkan tankerlerin hareketliliğinde ciddi bir azalma söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Bronze, ihracatın durmasının Tahran’ı ABD ile yürüttüğü müzakerelerde taviz vermeye kısa vadede zorlamasının pek olası olmadığını belirtti. Bronze, “İranlıların Hürmüz Boğazı konusunda üstünlüğe sahip olduklarına inandıkları açık. Bu avantajdan yararlanmak için ciddi ekonomik sıkıntılara katlanmaya hazırlar” ifadelerini kullandı.

İran, ABD ve İsrail’le altı ay süren savaş boyunca Hark Adası’nda gemilere petrol yüklemeyi sürdürdü. Bu nedenle mevcut kesinti, savaşın başlamasından sonra yaşanan en uzun duraklamalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Washington merkezli ve İran’ın petrol sevkiyatlarını takip eden United Against Nuclear Iran (UANI) adlı kuruluş, 12 Temmuz’dan beri İran ham petrolü yüklü hiçbir tankerin Körfez’den başarıyla ayrıldığını tespit etmediğini açıkladı.

İran şu anda, ateşkes döneminde Körfez’den ayrılan ve Asya’daki alıcılara ulaşmaya başlayan sevkiyatlardan gelir elde etmeyi sürdürüyor. UANI, İran bayraklı 26 petrol tankerinin Malezya açıklarına ulaştığını bildirdi. İran petrolü, Çin’deki rafinerilere gönderilmeden önce genellikle bu bölgede gemiden gemiye aktarılıyor.

Bronze, Tahran’ın bu varilleri nihai olarak satmadan önce petrol fiyatlarının yükselmesi durumunda bundan fayda sağlayabileceğini belirtti. Ancak gelir akışının önümüzdeki haftalarda kaçınılmaz olarak kesileceğini ifade etti.

Abluka, İran’ın Hark Adası’nda yükleme için hazır bulunan boş tanker filosunu yenilemesini de engelliyor. Asya’da yüklerini boşaltan tankerler İran sularına geri dönmedi. UANI, çok sayıda tankerin Sri Lanka açıklarında beklediğini, bazılarının ise Umman ve Pakistan yakınlarında görüldüğünü açıkladı.

Energy Aspects, Hark Adası’ndaki faaliyetlerin durmasının adadaki petrol depolama tanklarının belirgin şekilde dolmasına yol açmadığını belirtti. Bu durum, Tahran’ın depolama kapasitesinin tamamen dolmasını önlemek amacıyla petrol sahalarındaki ham petrol üretimini azaltmaya başladığına işaret ediyor.

İran ile Umman arasındaki görüşmeler ikili düzeyde yürütülürken, gelişmeler hakkında bilgi sahibi bir kişi, kabul edilebilir bir anlaşmaya varılması halinde ABD’nin ablukayı kaldıracağını ve alıcıların İran ham petrolünü serbestçe satın almasına izin veren petrol yaptırımı muafiyetini yeniden uygulamaya koyacağını belirtti.



Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.


Trump, “Nobel Barış Ödülü”nü hak ettiğini savundu ancak ödülü alma ihtimalini sorguladı 

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
TT

Trump, “Nobel Barış Ödülü”nü hak ettiğini savundu ancak ödülü alma ihtimalini sorguladı 

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada Nobel Barış Ödülü’nü kazanmayı hak ettiğini söyledi, ancak ödülü alma ihtimali konusunda şüpheler bulunduğunu da kabul etti.

Norveç Nobel Komitesi tarafından cuma günü açıklanacak 2026 ödülüne ilişkin konuşan Trump, “Kararlarının ne olacağını bilmiyorum. Benim gibi insanlara ödülü vermemeleriyle tanınıyorlar” ifadelerini kullandı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana, dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olarak nitelendirdiği Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini defalarca dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Artık zamanı geldi... Ancak geçen sefer ödülü kazanan kişinin bunu dolaylı olarak bana takdim etmesinden büyük onur duydum. Kendisi tarihte bu ödülü Başkan Trump’tan daha fazla hak eden hiç kimsenin olmadığını söyledi” dedi.

Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado, Venezuela’daki çabaları için ABD desteği sağlamaya çalıştığı dönemde, 2025 Nobel Barış Ödülü madalyasını ocak ayında Trump’a vermişti.

Trump, göreve başlamasından bu yana sekiz çatışmanın çözümüne yönelik girişimlerde bulunması nedeniyle ödülü hak ettiğini düşünüyor.

Kamboçya, İsrail ve Pakistan liderleri Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiklerini açıkladı. Ancak bu iddiaların doğruluğunu teyit etmenin bir yolu bulunmuyor.

Trump’ın çözdüğünü söylediği bazı çatışmalardaki taraflar, ABD Başkanı’nın diplomatik rolünü sorguluyor. Bu bölgelerin bazılarında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Kamboçya-Tayland sınırı da dahil olmak üzere, çatışmalar yeniden başladı.

Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk gününde sona erdireceğini vaat ettiği Rusya-Ukrayna savaşını ise çözüme kavuşturamadı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da yedi aydır devam eden bir çatışmayı tetikledi; bu durum küresel enerji arzında aksamalara ve kasım ayındaki ara seçimler öncesinde gaz fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Bu yılki Nobel Barış Ödülü için öne çıkan adaylar arasında Papa Leo, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Filistin toprakları için Birleşmiş Milletler Özel Raportörü de bulunuyor.