İsrail’de önümüzdeki ekim ayında yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken, kampanya süreçlerine küçümsenemeyecek düzeyde dezenformasyon içeren propaganda yöntemleri damgasını vuruyor. Öyle ki Likud Partisi'nin üst düzey isimlerinden biri, mevcut durumu açıklamak için “Hayatımda siyasi yaşamda bugünkünden daha alt bir seviyeye şahit olmadım” ifadelerini kullandı.
Söz konusu tepkiyi gösteren ve kısa bir süre öncesine kadar hükümette Medya ve Propaganda Dairesi Başkanı olarak görev yapan Dr. Ran Baratz, “Başbakan Binyamin Netanyahu ile onun bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey bürokratlardan oluşan yakın çevresinin ön seçimlerde, seçim listesinin oluşturulmasında ve genel olarak diğer konularda yaptıkları utanç verici”değerlendirmesinde bulundu.
Seçim yarışında patlak veren en son skandallardan biri ise Netanyahu’nun çarşamba sabahı yaptığı bir paylaşım oldu. Netanyahu, Kudüs’teki dev Malha alışveriş merkezine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında çekilen ve etrafındaki çok sayıda kişinin kendisine yönelik tezahüratta bulunarak güçlü desteklerini ilan ettiği bir video görüntüsünü yayımladı.
Netanyahu videoda, kendinden emin gözlerle kameraya bakarak şu ifadeleri kullanıyordu:
“Muhteşem bir halkımız var, onlarla karşılaşmak ne kadar güzel. Çocuklarıyla anneleri, Yahudileri ve Arapları, askerleri ve engellileri, benimle fotoğraf çektirmek isteyen o harika çocuğu gördüm.”
Ancak gazeteciler bu videoyu dikkatle inceleyip görüntüleri analiz ettiklerinde, Netanyahu ile birlikte görünen herkesin bileğinde, tıpkı otellerin konuklarını konaklama süreleri boyunca ayırt etmek için taktığı siyah bilekliklerden olduğunu tespit ettiler. Bu durum, Netanyahu'ya yaklaşmasına izin verilen herkesin önceden özenle seçildiği anlamına geliyor. Basında, bu kişilerin Likud Partisi üyeleri ya da Netanyahu'yu alkışlamak üzere tutulmuş kişiler olduğuna dair değerlendirmeler yer aldı.
Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen sağcı gazeteci Amit Segal ise imzasını taşıyan bir haberde, Başbakan Netanyahu’nun 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısından birkaç ay sonra Likud Partisi içinden bir darbe girişimine maruz kaldığını ortaya koydu.
Segal'a göre işin garip yanı, bu darbe girişimine liderlik eden kişinin bizzat Netanyahu hükümetinin üyelerinden biri olan Ekonomi Bakanı Nir Barkat olmasıydı.
Dev bir servete sahip büyük bir iş insanı olan Barkat, 10 yıl boyunca Kudüs Belediye Başkanlığı yapmış, geniş ilişki ağlarına sahip ve parti üyelerine sunduğu görkemli ziyafet masalarıyla tanınan bir isim.
Segal'ın aktardığına göre Barkat, bakanlar ve milletvekilleriyle birçok kez iletişim kurarak genel bütçe kanununu hükümsüz hale getirmek suretiyle Netanyahu'yu devirmek gerektiğine onları ikna etmeye çalıştı. Zira kanun, bütçeyi meclisten geçirememesi durumunda hükümetin düşeceğini öngörüyordu.
Barkat, bu girişiminde koalisyon dışındaki milletvekilleriyle de koordinasyon kurmaya çalıştı ve kendisinin Netanyahu'nun yerine başbakan ile Likud Partisi lideri seçilmesini öngören planı hayata geçirmek için yüksek ücretlerle çalışan bir danışman ekibi kurdu.
Ancak Netanyahu'ya sadık bakanlardan Haim Katz, vakit kaybetmeksizin Netanyahu'ya giderek planı haber verdi. İkili, bu girişimi akamete uğratmak için sessizce çalışmaya başladı ve nitekim bunda başarılı oldu.
Gazeteci Segal, masum olduğunu düşünüyorsa kendisini hakaret ve iftira suçlamasıyla mahkemeye vermesi konusunda Barkat'a meydan okusa da bazı siyasi çevreler bu komplonun ifşası için iki yıl beklenmiş olmasını şüpheyle karşıladı. Söz konusu açıklamanın, Netanyahu'nun kendisine karşı komplo kurulan mağdur rolünü oynama ve iç seçimlerde Barkat'ın konumunu zayıflatma çabalarının bir parçası olma ihtimalini güçlü gördüler.
Segal, Netanyahu'nun Barkat'ı neden cezalandırmadığı ve bakanlık görevinde tutmaya devam ettiği yönündeki bir soruya “Belki de o dönemde konuyu büyütmek istemedi ve Barkat'ın Knesset'teki koltuğunu kaybetmeyi göze alamadı. Belki de Barkat o sıralarda Likud üyelerini desteklemek için mali bir fon oluşturduğu içindi” yanıtını verdi.
Yorumcular, Likud Partisi'nin önümüzdeki pazartesi günü gerçekleştirilecek ön seçimler öncesinde şiddetli bir iç gerilimle karşı karşıya olduğunu belirtti.


