ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer programhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5307031-abdnin-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1nda-%C3%B6ncelik-s%C4%B1ras%C4%B1-de%C4%9Fi%C5%9Fti-%C3%B6nce-petrol-sonra-n%C3%BCkleer-program
ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer program
TT
TT
ABD'nin İran savaşında öncelik sırası değişti: Önce petrol, sonra nükleer program
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran'la savaşta Washington'ın birinci önceliğinin nükleer program değil, petrol arzının yeniden güvence altına alınması ve akaryakıt fiyatlarının düşürülmesi olduğunu söyledi. Trump yönetimi, yaklaşık altı aydır süren çatışmada askeri saldırıları artırmak yerine İran üzerindeki ekonomik baskıyı yoğunlaştırmaya hazırlanıyor.
Bu kapsamda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Perşembe günü bir televizyon programında yaptığı açıklamada İran'ı yeni ekonomik yaptırımlarla tehdit etti. Washington'ın Tahran'a karşı 40 yılı aşkın süredir uyguladığı baskı politikasının daha da sertleştirileceğinin işaretini verdi.
Vance, Fox News kanalına yaptığı açıklamada, önceliğin petrol arzının Hürmüz Boğazı üzerinden yeniden akışının sağlanması olduğunu ve bunun nükleer meselenin önüne geçtiğini belirtti.
Vance, “Birinci hedef, ülkemizin her yerindeki Amerikalılar için petrol ve gaz fiyatlarının düşük kalmasını sağlamak. İkinci hedefin ise İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak olduğu açık” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Hazine Bakanı Bessent, İran'ı ekonomik izolasyonla karşı karşıya bırakma tehdidinde bulunarak gelecek hafta yeni yaptırımların açıklanabileceğinin sinyalini verdi. Bessent, alınacak önlemlerin dünyanın daha önce benzerini görmediği bir ekonomik izolasyonun bileşimi olacağını söyledi.
Bessent ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden ablukanın İran limanlarına herhangi bir şeyin girmesini veya limanlardan çıkmasını engelleyeceğini belirtti.
Diğer yandan uydu görüntüleri ve video kayıtları, İran karasularında iki petrol sızıntısı bulunduğunu ortaya koydu. Tahran ile Washington arasında petrol tankerleri ve diğer gemilere yönelik karşılıklı saldırıların sürdüğü bir dönemde, söz konusu gelişme Körfez'de meydana gelebilecek çevresel zararlara ilişkin endişeleri artırıyor.
Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonlarıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5307039-londrada-l%C3%BCks-saat-h%C4%B1rs%C4%B1zl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-s%C4%B1n%C4%B1r-a%C5%9Fan-%C3%A7eteler-ve-gizli-polis-operasyonlar%C4%B1
Londra'da lüks saat hırsızlığı... Sınır aşan çeteler ve gizli polis operasyonları
Londra'nın lüks semtlerinden birinin merkezindeki Jermyn Street'te yavaşça yürüyen ve yoldan geçenlerin bileklerini gözleyen bir kişi, sivil kıyafetli dört polis memurunun dikkatini çekti. Polislerden biri sivil bir araçtan inerek şahsi takibe aldı. Birkaç dakika sonra şüpheli elektrikli bir bisiklete bindi, bir kişinin arkasından yaklaştı ve yaklaşık 250 bin sterlin değerindeki Richard Mille marka saati bileğinden çekip almaya çalıştı.
Polis memuru peşinden koştu ve bir vatandaşın yardımıyla şüpheliyi yakalamayı başardı. Diğer polisler de birkaç dakika içinde olay yerine ulaştı. Saat sahibine iade edildi.
Şüphelinin, 29 yaşındaki İbrahim Kaddad olduğu belirlendi. Kaddad, 7 Ağustos Cuma günü Southwark Mahkemesi tarafından hırsızlığa teşebbüs suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Bu olaydan birkaç gün sonra Şarku’l Avsat, Londra'da lüks saat hırsızlıklarının en yoğun yaşandığı bölgelerden biri olan Knightsbridge'de İngiliz Metropolitan Polisi'ne bağlı bir devriyeye eşlik etti. Devriyeye, Kaddad hakkındaki soruşturmayı yürüten ve son yıllarını bu tür suçların faillerini takip etmeye adayan dedektif Andy Swindells de katıldı.
Polisin ele geçirdiği Richard Mille saat ile saati çalmaktan hüküm giyen İbrahim Kaddad'ın birlikte yer aldığı kompozit fotoğraf (Londra Polisi tarafından dağıtılan fotoğraflar)
1997'de polis teşkilatına katılan ve 23 yıl dedektif çavuş olarak görev yapan Swindells, yalnızca saat hırsızlıkları konusunda uzman bir dedektif değil, aynı zamanda saatlere ilgi duyan biri. Koleksiyoncuların ve hırsızların peşinde olduğu markaların ayrıntılarını ve fiyatlarını yakından biliyor.
Kârlı bir pazar
Swindells, lüks saat hırsızlıklarının yaygınlaşmasını, bazı modellerin ikinci el piyasasında fahiş fiyatlara ulaşmasına bağlıyor.
Swindells, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bir dönem 30-40 bin sterlin arasında satılan Patek Philippe Nautilus'un fiyatının, alıcıların bu saatlere normal fiyatının birkaç katını ödemeye hazır hale gelmesiyle 150 bin, hatta 200 bin sterline kadar çıktığını söyledi.
Fiyatlardaki artışın hızı gerilemiş olsa da suçlular lüks saatleri hedef almaya devam ederek, faaliyetlerini genişletti. Swindells'e göre bir saat “çalınması zor bir eşya değil”; nispeten kolay taşınıp satılabiliyor. Hırsızın saatin değerinin yalnızca küçük bir bölümünü elde etmesi bile operasyonu kârlı hale getiriyor. Zamanla bazı hırsızlar adeta “uzmanlara” dönüştü.
On yıl önce Rolex'in Submariner ve Daytona modelleri en belirgin hedefler arasındaydı. Bugün ise hırsızlar, bazılarının değeri yüz binlerce sterline ulaşabilen Patek Philippe, Richard Mille, Audemars Piguet, Vacheron Constantin ve Jacob & Co. gibi markalara yöneliyor.
Görev paylaşımı
Şarku’l Avsat'ın Knightsbridge'de eşlik ettiği devriye sırasında Swindells, çevredeki insanları bir dedektif gözüyle izliyor: Kim insanların bileklerine bakıyor? Kim ortada görünür bir neden yokken elektrikli bir bisikletin yanında duruyor? Kim lüks bir mağazadan yeni çıkan bir kişiyi takip ediyor?
Çünkü çok sayıda vakada hırsızlık doğrudan saldırıyla başlamıyor. Önce “gözcü” görevi yapan deneyimli bir kişi Mayfair, Bond Street ve Harrods çevresinde dolaşarak değerli bir hedef arıyor.
Londra Polisi tarafından Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde gerçekleştirilen bir hırsızlık olayına ilişkin şüphelilerin yakalanması amacıyla yayımlanan güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare
Hedef belirlendikten sonra ekibin başka bir üyesi kurbanı takip ediyor, diğer ortakları ise birkaç metre ötede bekliyor. Bazıları iletişim kurmak için AirPods ve grup görüşmelerinden yararlanıyor. Swindells'e göre bu yöntem, polisin gözetleme operasyonlarına benziyor; ancak geleneksel telsizler yerine WhatsApp kullanılıyor.
Ardından saldırı gerçekleşiyor. Günümüzde en yaygın yöntem kap-kaç. Bu nedenle deri kayışlı veya kompozit malzemeden üretilmiş saatler metal bilezikli modellere kıyasla daha cazip hale geliyor. Dedektife göre kayış en zayıf noktasından koparılabiliyor ve saat bir veya iki saniye içinde alınabiliyor.
Londra'da giderek yaygınlaşan elektrikli bisikletler de bu operasyonlarda daha fazla kullanılıyor. Swindells, şu anda ilgilendiği saat hırsızlığı vakalarının yaklaşık yarısında elektrikli bisiklet kullanıldığını tahmin ediyor. Bisikletler ya kurbana yaklaşmak ya da saati aldıktan sonra hızla kaçmak için kullanılıyor.
Kaddad'ın birkaç gün önce mahkûm edilmesine yol açan olayda da aynı yöntem kullanılmış, ancak polis memuru kendisini yakalamayı başarmıştı.
Keskin düşüş
Sosyal medya platformlarının Londra'daki saat hırsızlığı olaylarına ilişkin çizdiği karanlık tablonun aksine polis verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Veriler, bu suçlarda belirgin bir düşüş yaşandığını gösteriyor.
Şarku’l Avsat'ın incelediği verilere göre Swindells'in ekibinin sorumluluk alanında kayda geçen saat hırsızlıklarının sayısı 2026'nın ilk altı ayında 97'ye geriledi. Bu sayı 2025'in aynı döneminde 189'du. Böylece yaklaşık yüzde 50'lik bir düşüş yaşandı.
Londra Polisi'nin, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde meydana gelen bir hırsızlık olayının şüphelilerini yakalamak amacıyla yayımladığı güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare
Tarihsel olarak hırsızlıkların zirve yaptığı aylardan biri olan haziran ayındaki rakamlar da düşüşün boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Bu yıl yalnızca 21 hırsızlık kaydedilirken, bu sayı Haziran 2025'te 52, 2024'te 75, 2023'te 74 ve 2022'de 68 olarak kaydedilmişti.
Bu rakamlar Londra polisi verileriyle de örtüşüyor. Westminster, Kensington and Chelsea ile Hammersmith and Fulham bölgelerinde saat hırsızlıkları yılın ilk yarısında yüzde 50'den fazla azaldı ve 2025'teki 213 vakadan 97 vakaya geriledi.
Londra genelinde kişilere yönelik hırsızlık suçları da yüzde 23 oranında, yani 23 binden fazla vaka azaldı. Kişilere yönelik soygunlarda ise yüzde 11'lik, yaklaşık 3 bin vakalık düşüş kaydedildi.
Ancak Swindells, bu rakamların tablonun tamamı olarak değerlendirilmemesi konusunda uyarıyor. Özellikle Londra'da yalnızca birkaç gün geçiren turistlerden bazıları polise başvurmuyor. Dedektif, polis ekiplerinin zaman zaman TikTok'ta saat hırsızlığı görüntülerine rastladığını, ardından olayın resmi olarak kayda geçirilmediğini tespit ettiklerini söylüyor.
Londra'dan Dubai ve Hong Kong'a
Polisin işi hırsızı yakalamakla bitmiyor. Londra'da bir kişinin bileğinden alınan saat, bir süre sonra binlerce kilometre uzakta ortaya çıkabiliyor.
Swindells, Las Vegas, Hong Kong ve Dubai'den saatler geri aldığını, İngiliz polisinin de başka ülkelerde çalınan saatleri yeniden ele geçirdiğini söylüyor. Ülkeler arasındaki sınırlar, veri tabanlarının farklılığı ve hukuki sistemlerdeki ayrışmalar ise saatlerin takibini daha karmaşık hale getiriyor.
Londra Polisi tarafından, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde gerçekleşen lüks saat hırsızlığı girişimine ilişkin yayımlanan güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare
Şüphelilerin bazıları da İngiltere'de sürekli yaşamıyor. Dedektifler, ülkeye kısa süreliğine gelen, bu süre içinde çok sayıda hırsızlık gerçekleştiren ve ardından ülkeyi terk eden kişileri tespit etti. Bu durum özellikle Fransa, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa'daki polis teşkilatlarıyla iş birliğini daha önemli hale getiriyor.
Swindells soruşturmalardaki sorunlardan birini basit bir karşılaştırmayla anlatıyor: Bir kilogram uyuşturucuyu havalimanından geçirmek şüphesiz denetçilerin dikkatini çeker. Buna karşılık yüz binlerce, hatta milyonlarca sterlin değerindeki bir saat bilekte taşınabilir ve herhangi bir şüphe uyandırmadan uçağa sokulabilir. Üstelik kimse saatin nereden geldiğini bilmeyebilir.
Çeteler ve sahte kimlikler
Swindells, saat hırsızlarının tek bir gruba mensup olmadığını belirtiyor. Polisin İngiltere'nin yanı sıra Avrupa'nın farklı bölgelerinden, Doğu Avrupa'dan ve Kuzey Afrika'dan gelen şüphelilerle karşılaştığını anlatıyor.
Ancak Swindells'e göre günümüzde Londra'daki lüks saat hırsızlıklarında şüphelilerin çoğu Kuzey Afrika kökenli ve İngiltere'ye çoğu zaman Fransa ve İrlanda üzerinden geliyor.
Bazıları ülkede kısa süre kalıyor, bu süre içinde hırsızlıklar gerçekleştirip ardından yeniden ayrılıyor. Bazıları ise sahte belgeler ve farklı ülkelerde farklı kimlikler kullanıyor.
Londra Polisi tarafından, Ekim 2024'te Londra'nın Mayfair bölgesinde sivil polislerce yürütülen bir operasyon sırasında kaydedilen güvenlik kamerası görüntüsünden bir kare
Swindells, Avrupa'daki polis teşkilatlarıyla DNA verilerinin paylaşılmasının bazı vakalarda aynı kişinin farklı ülkelerde farklı isimlerle kayıtlı olduğunu ortaya çıkardığını söylüyor.
Polis ayrıca, Swindells'in aktardığına göre aynı yöntemleri kullanan organize suç grupları ve çeteler tespit etti. Birbirlerini tanımadıkları açıkça görülen kişilerin bir araya geldiği de gözlemlendi. Bu durum, söz konusu kişilerin bir araya getirilmiş olabileceğine veya aynı kaynaktan bu yöntemleri öğrenmiş olabileceklerine işaret ediyor.
Ancak Swindells, bu kişilerin bazılarının insan ticaretine maruz kalıp kalmadığını veya zorla getirildiklerini doğrulayamayacağını özellikle vurguluyor.
Gizli operasyonlar
Londra polisi bu tabloya karşı gizli operasyonlara da başvuruyor. Bunlardan biri 2025'te Soho'da, diğeri ise 2024'te Mayfair'de gerçekleştirildi. Operasyonlarda sivil polisler, hırsızları tuzağa düşürmek amacıyla lüks saatler taktı.
Düzenlenen bir operasyonda 40 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandığını belirten Swindells, “Gözaltına alınan 40 kişi de hüküm giydi” diyor.
Teknoloji de soruşturmalarda temel bir rol oynamaya başladı. Yüz tanıma programları, bazen düşük kaliteli güvenlik kamerası görüntülerinden bile bir şüphelinin belirlenmesini sağlıyor. Telefon verileri ise zanlıların hareketlerinin yeniden oluşturulmasına yardımcı oluyor.
Bir vakada polis, Harrods'da 73 bin sterlin değerinde Patek Philippe saat satın alan Orta Doğulu bir ziyaretçiyi iki saat boyunca takip eden üç erkeğin izini sürdü. Şüphelilerden birinin kimliği belirlendikten sonra telefon verileri polisi diğer iki kişiye götürdü. Soruşturma kapsamında bu kişilerin çalıntı saatleri takarken çekilmiş fotoğrafları da bulundu.
Ancak Swindells, tüm bu teknolojik araçların çok daha basit bir adımla başladığını vurguluyor: Polise ihbarda bulunmak.
Bazı mağdurlar, saatlerini geri alsalar bile şikâyette bulunmak veya adli süreci desteklemek konusunda tereddüt ediyor. Bu durum, şüphelinin yeniden sokağa çıkmasına ve başka bir kişiyi hedef almasına imkân sağlayabiliyor.
Filistinli bir çiftçi, Gazze şehrinin Şeyh Aclin mahallesinde üzüm toplarken yanında boş bir mermi kovanı görülüyor, 13 Ağustos 2026. (AFP)
İsrail, Gazze Şeridi’ndeki güvenlik durumuna ilişkin, Filistinli kaynakların ‘uydurma’ olarak nitelendirdiği ve saldırıların tırmandırılmasını, ayrıca bölgede son günlerde yaşanan görece sakinliğin sona erdirilmesini amaçladığını belirttiği iddiaları yeniden gündeme getirdi. Söz konusu görece sakinliğin, Gazze Barış Kurulu’nun Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetini, Hamas’ın kontrolündeki bölgelerin derinliklerine yönelik hava saldırılarını durdurmaya zorlamasının ardından oluştuğu ifade ediliyor.
İsrail, bu iddiaların gölgesinde saldırılarını sürdürürken, dün düzenlenen saldırılarda en az iki kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden birinin, Hamas hükümetine bağlı Gazze Emniyet Müdürü olduğu belirtildi.
Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi lideri Avigdor Liberman, çarşamba günü tartışma yaratan bir açıklama yaptı. Liberman, Başbakan Netanyahu’nun, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları bünyesindeki Nuhbe birliklerinden, Gazze Şeridi çevresindeki bir İsrail yerleşimine saldırı düzenlemek ve burayı ele geçirmek üzere eğitim almış 50 militanın kimliklerinin tespit edilmesine ilişkin bilgileri gizlediğini öne sürdü.
Liberman, seçim kampanyası kapsamında Gazze Şeridi çevresindeki yerleşim ve kasabaları ziyaret ettiği sırada, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ın en doğusunda yer alan Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda konuştu. İsrail ordusunun söz konusu militanları hedef almak üzere derhal harekete geçmek istediğini, ancak siyasi kademeden bu kişilere dokunulmaması yönünde talimat aldığını söyledi.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların önünden geçen Filistinli bir genç, 11 Ağustos 2026 (AFP)
Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi, Liberman’ın iddialarını hızla yalanlarken İsrail ordusu ise söz konusu bilgilerin doğruluğuna işaret eden bir açıklama yaptı. Ordu, salı akşamı Gazze Şeridi’nde silahlı kişilerin eğitim gördüğüne ilişkin bilgi ulaştığını, durum değerlendirmesinin ardından istihbari hazırlıkların güçlendirilmesine karar verildiğini bildirdi. Ancak istihbarat araçlarıyla herhangi bir aşamada silahlı kişilere veya örgütsel bir faaliyete rastlanmadığı belirtildi. Ordu ayrıca, herhangi bir tehdidin ortadan kaldırılmasına yönelik ateş açma talimatlarının değişmeden yürürlükte olduğunu vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın İsrail Ordu Radyosu’ndan aktardığına göre, silahlı kişilerin bir araya geldiğine ilişkin istihbarat alınmasının ardından alarm durumuna geçildi ve konumlarının belirlenmesi amacıyla bölgeye bir insansız hava aracı (İHA) gönderildi. Ancak herhangi bir hareketlilik tespit edilmedi. Bunun üzerine alarm durumunun gece boyunca sürdürülmesine ve olası senaryolara karşı güvenlik önlemlerinin artırılmasına karar verildi. Daha sonra durum normale döndü.
Saldırılar ve yaralanmalar
Bu medya açıklamalarıyla eş zamanlı olarak İsrail ordusu, Hamas mensubu bir kişiyi, Gazze Şeridi’nin kuzeyinden saldırılar planlayan bir hücrenin komutanı olduğu iddiasıyla hedef aldı. Çarşamba akşamı kuzeydeki Beyt Lahiya beldesinin Batı Kavşağı bölgesinde bulunan Hamas mensubunun, İsrail’in Sarı Hat olarak adlandırdığı hattın yaklaşık 1 kilometre uzağında düzenlenen saldırıda ağır yaralandığı bildirildi.
Saha kaynakları ise hedef alınan kişiyle ilgili İsrail’in iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Kaynaklar, söz konusu iddiaların ateşkesin başlamasından bu yana İsrail tarafından öne sürülen ve silahlı grupların mensuplarını hedef almayı gerekçelendiren suçlamaların devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Bu sürecin aşamalı şekilde ilerlediği ve sonunda Gazze Şeridi’nin derinliklerindeki üst düzey saha komutanlarına yönelik suikastlara kadar uzandığı kaydedildi.
Kaynaklar, hedef alınan Hamas mensubunun Beyt Lahiya’nın kuzeybatısındaki bölgede yerinden edilmiş kişilere hizmet sunmak amacıyla bir su kuyusu açma çalışmalarını denetlediğini aktardı.
Dün düzenlenen bir diğer saldırıda ise Kassam Tugayları’na bağlı bir saha komutanının, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta elektrikli bisikletle seyir halindeyken İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğü açıklandı. İsrail ayrıca Gazze kentinin güneyine bir hava saldırısı düzenledi. Saldırıda, Gazze Emniyet Müdürü Cemal Ebu Kemil hayatını kaybetti.
Hamas taahhüdünü yineledi
Hamas’tan siyasi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın askeri kanadına herhangi bir askeri faaliyette bulunulmaması yönünde talimat verildiğini belirtti. Kaynak, bu husustaki teyitlerin arabuluculara ve Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’a iletildiğini ifade etti.
Kaynak, Hamas ve diğer Filistinli grupların Ekim 2025’te varılan anlaşmaya ve ardından yapılan yazılı ve sözlü mutabakatlara tam bağlılıklarını teyit ettiğini söyledi. Bu mutabakatlar arasında, bölgede sükûnetin korunmasına ilişkin son ‘yol haritasının’ da bulunduğu kaydedildi.
Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Han Yunus’taki çadırların arasında, su doldurmak için boş kap taşıyan yerinden edilmiş iki Filistinli, 11 Ağustos 2026 (AFP)
Kaynak, İsrail’i ‘Gazze Şeridi’ndeki ortamı yeniden germe, hedefleri vurma ve asılsız güvenlik gerekçeleriyle, acil tehditleri ortadan kaldırma iddiası altında suikastlar düzenleme’ amacıyla güvenlik gerekçeleri uydurmakla suçladı. Filistinli grupların ateşkes sürecinin başarıya ulaşması ve sivillere yardım ulaştırılmasıyla ilgilendiğini belirten kaynak, grupların şu aşamada Gazze halkının hayatını kurtarmak için yalnızca siyasi sürece odaklandığını ifade etti.
Filistinli gruplar, İsrail’in ateşkesi ihlal etmek ve daha önceki ateşkeslerde defalarca yaptığı gibi sürpriz suikastlar düzenlemek amacıyla istihbarat toplama faaliyetlerini yoğunlaştırdığı uyarısında bulunarak mensuplarını dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.
İsrail ise Hamas’ın silah üretimi ve yeni militanların saflara katılması yoluyla yeniden yapılanmaya çalıştığını sürekli olarak öne sürüyor. Hamas ise bu iddiaları reddediyor.
İsrail’in suçlamaları, Netanyahu hükümetinin Hamas’ın ‘yol haritası’ anlaşmasında silahlarını sınırlandırma konusunda ortaya koyduğu niyetlere ilişkin şüphelerinin sürdüğü bir dönemde geldi. Bu durum, iki taraf arasında karşılıklı güvensizliğe yol açarken, sürecin karmaşıklığı, aşamalı bir anlaşmaya ulaşmaya çalışan Mladenov tarafından da dile getirildi. Taraflar, Mladenov’un girişiminin başarılı olup olmayacağını bekliyor.
Rapor: ABD Kongresi’ndeki bir komite, Çin’in Birleşik Krallık’taki İsrail karşıtı protestoları desteklediğini iddia ediyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5307020-rapor-abd-kongresi%E2%80%99ndeki-bir-komite-%C3%A7in%E2%80%99-birle%C5%9Fik-krall%C4%B1k%E2%80%99taki-i%CC%87srail-kar%C5%9F%C4%B1t%C4%B1
Rapor: ABD Kongresi’ndeki bir komite, Çin’in Birleşik Krallık’taki İsrail karşıtı protestoları desteklediğini iddia ediyor
ABD Kongresi (Arşiv – EPA)
İngiliz Telegraph gazetesinin dün bildirdiğine göre, ABD Kongresi’ndeki bir komite, ABD’de kurulan sol görüşlü feminist protesto grubu Code Pink’e yönelik gizli Çin desteği iddialarını araştırıyor. Komite üyelerinin, dış müdahale soruşturması kapsamında örgütün Birleşik Krallık’taki faaliyetlerini de incelediği belirtildi.
Şarku’l Avsat’ın aktardığı haberde, Code Pink’in Birleşik Krallık’ta, ülkenin ‘Gazze Şeridi’ndeki soykırıma’ dahil olmasına karşı protestolar düzenlediği, aktivistlerini Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üslerinin önünde gösteri yapmaya teşvik ettiği ve İngiliz liderlerin ‘Siyonizm tarafından satın alındığını’ öne süren açıklamalar yayınladığı kaydedildi.
Soruşturmanın; Pekin’in, Batı’daki tartışmalı konuları toplumsal gerilimleri tırmandırmak ve eleştirmenlerin ifadesiyle rakiplerine karşı bir ‘siyasi savaş’ yürütmek amacıyla kullanmaya çalıştığına dair endişelerin ortasında geldiği vurgulandı.
Şarku’l Avsat’ın Telegraph’tan aktardığına göre, ABD Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi, dünya genelinde Çin propagandasını finanse etmekle suçlanan teknoloji devi Neville Roy Singham ile bağlantılı şirketlerden, Code Pink’in Birleşik Krallık’taki uzantısıyla ilişkili bir firmaya ödeme yapıldığı iddialarını inceliyor.
Büyük Halk Salonu’nda asılı olan ABD ve Çin bayrakları (Arşiv – AP)
Komite ayrıca Singham’ı, ‘ilerici savunuculuk ile Çin Komünist Partisi (ÇKP) söylemini harmanlayan gruplara yüz milyonlarca dolar aktararak ÇKP propagandasını etkili bir şekilde beslemek ve yurt dışındaki ideolojik aşılama çabalarını finanse etmekle’ suçladı. ABD Adalet Bakanlığı da Çin ile bağlantıları nedeniyle Singham hakkında bir soruşturma başlattı.
Çin ile yakın ilişkileri bulunan Singham, Şanghay’da yabancılara ‘Çin’in küresel alanda imza attığı mucizeleri’ tanıtmayı amaçlayan devlet bağlantılı bir şirketle aynı ofisi paylaşıyor.
The New York Times tarafından yapılan bir araştırmaya göre Singham, 2023 yılında ÇKP’nin partinin uluslararası alanda tanıtımına ilişkin düzenlediği bir çalıştaya katıldı.
Singham’ın ağına yönelik incelemeler, Pekin’in yalnızca Çin hakkında olumlu bir imaj çizmekle kalmayıp, Batılı demokrasilerdeki siyasi bölünmelerden yararlanmaya çalıştığına dair geniş çaplı endişelerin ortasında yürütülüyor.
Çin, daha önce de Batı’daki mevcut gerilimleri tırmandırmak amacıyla gizli sosyal medya kampanyaları yürütmekle suçlanmıştı.
ABD Kongresi Bütçe Komitesi Başkanı Jason Smith, Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, “Komitemizin yürüttüğü soruşturma, Singham’ın parasının ve nüfuzunun ABD sınırlarıyla sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Komite, Singham’ın sağladığı finansmanın yalnızca ABD’de değil, Birleşik Krallık da dahil olmak üzere yurt dışında da Hamas ve komünizm yanlısı unsurları desteklediğinin farkındadır” ifadelerini kullandı.
Kongre’den bir kaynak ise gazeteye yaptığı değerlendirmede, müfettişlerin Birleşik Krallık’taki gruplara yönelik Çin finansmanı iddialarından haberdar olduğunu ve bu hususun soruşturmanın bir parçası olduğunu belirtti. Kaynak, “Çin’in Birleşik Krallık ve ABD’deki Hamas destekçilerini ve solcu grupları finanse ettiğinin farkındayız. Bu nedenle konuyu araştırıyoruz ve araştırmaya devam edeceğiz” dedi.
ABD’deki Code Pink örgütü, ağının Pekin’deki komünist rejim lehine Çin yanlısı propaganda ürettiği gerekçesiyle çok sayıda soruşturmayla karşı karşıya kalan Singham’dan milyonlarca dolar fon sağladı. Kongre Komitesi, Singham’ın eşi Jodie Evans tarafından kurulan Code Pink örgütünün “Singham ve Çin Komünist Hükümeti tarafından finanse edildiği ve yönlendirildiği” iddiasında bulundu.
Telegraph’ın aktardığına göre Code Pink ile bağlantılı İngiliz bir şirket, 2020 ve 2021 yıllarında Singham’ın ağına mensup olduğu öne sürülen kuruluşlardan 250 bin dolardan fazla ödeme aldı.
Söz konusu şirket, 2024 yılında ise Singham ağıyla ilişkili olduğundan şüphelenilen bir diğer kuruluş olan People’s Support Foundation’dan ‘danışmanlık hizmetleri’ karşılığında 94 bin 950 dolar ek finansman temin etti.
7 Ekim’in ardından binlerce Filistin destekçisi Londra sokaklarında gösteri düzenledi. (Arşiv – Reuters)
Code Pink örgütü, aktivistleri Filistin yanlısı kitlesel yürüyüşlere katılmaya teşvik ederken; Londra’da Savunma Bakanlığı ile bir savunma sanayii şirketinin ofisi önünde gösteriler düzenledi.
Örgüt, kendisini savaşları ve emperyalizmi sona erdirmek, barış ile insan haklarını desteklemek amacıyla faaliyet gösteren taban tabana yayılmış bir feminist kuruluş olarak tanımlıyor.
Birleşik Krallık’ın yurt dışındaki askeri üslerinin kapatılması çağrısında bulunan Code Pink, RAF’ın Gazze Şeridi üzerindeki keşif uçuşları için kullandığı Kıbrıs’taki Ağrotur Üssü’nde de protesto gösterisi düzenlemişti.
Londra’daki Parlamento Meydanı’nda Big Ben saatinin yanında dalgalanan İngiliz bayrakları (Reuters)
Geçen yılın mayıs ayında kuruluş, İngiliz hükümetinin İsrail’e verdiği desteği kınamıştı. İsrailli bakanların, askeri operasyonlarını ‘dünyanın durduramayacağına’ ilişkin açıklamalarına yanıt veren Code Pink, “Siyonizm tarafından satın alınan liderlerimiz bunu kesinlikle yapmayacak, ancak halk yapacak” ifadesini kullanmıştı.
Gazeteye göre kuruluş, finansman kaynakları ve Pekin yanlısı tutumu nedeniyle Washington’da inceleme altına alındı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili Telegraph’a yaptığı açıklamada, “Code Pink hem ABD’nin hem de müttefiklerinin çıkarlarına karşı kışkırtıcılık yapmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu iddialar, İngiliz milletvekillerinin durumun doğruluğunun yetkili makamlarca soruşturulmasını talep etmesine yol açtı. İşçi Partisi Milletvekili Sarah Champion, “Birleşik Krallık, yapılan ödemeleri, bunların etki derecesini ve nihai sorumlularını araştırmak üzere ABD ile ortak hareket etmelidir. ABD ile tek bir cephe oluşturmalı ve sıfır tolerans göstermeliyiz” dedi.
Muhafazakâr Parti Milletvekili Alicia Kearns ise, “ÇKP’nin oluşturduğu tehdit teorik ya da soyut bir tehdit değildir. Demokrasimize müdahaleyi sistematik ve geniş çaplı bir operasyona dönüştüren, ÇKP’nin kışkırtıcı söylemlerini papağan gibi tekrarlayan grupları organize edip fonlayan bu aracılarda somutlaşmaktadır” ifadelerini kullandı.
Kearns ayrıca, “Sözleriyle ve eylemleriyle demokrasimizi, güvenliğimizi ve egemenliğimizi baltalıyorlar. Hükümet bu ağları acilen soruşturmalı ve ÇKP adına hareket eden kayıtsız kişileri yargılamak için Ulusal Güvenlik Yasası'nı tümüyle uygulamalıdır” çağrısında bulundu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة