İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a karşı açıkladığı yeni ekonomik kampanyanın Washington’ın ‘başarısız’ politikalarının devamı olduğunu söyledi. Arakçi, söz konusu politikanın ‘daha fazla yenilgiye’ ve İranlıların düşmanlığının artmasına yol açacağını savundu.
Arakçi, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Sözde ‘Ekonomik Çıkarma Günü’, ABD’nin kendi krizinden dikkati başka yöne çekme girişimidir. ABD, benzeri görülmemiş borçlarla ve hızla artan faiz maliyetleriyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.
Arakçi, “Başarısız politikalara daha fazla bel bağlamak yalnızca daha fazla yenilgiye ve İranlıların düşmanlığına yol açacaktır. ABD’nin ekonomik terörü, küresel ekonomiyi ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin egemenliğini tehdit ediyor” dedi.
Arakçi, dün akşam Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ve siyasi ve diplomatik çözüm çabalarını ele aldı. Şarku’l Avsat’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre, görüşmede Tahran ile İslamabad arasındaki istişare ve iş birliğinin güçlendirilmesi yolları da değerlendirildi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise ABD’nin açıklamasına tepki göstererek, Washington’ın askeri hedeflerine ulaşmada başarısız olmasının ardından ekonomik savaşa yöneldiğini söyledi.
Garibabadi, “İran’ın yenilginin eşiğinde olduğunu ve bir ipte asılı kaldığını iddia ediyorlar. Ancak kendilerine yardım etmeleri için tüm müttefiklerine yalvarıyorlar” dedi.
Garibabadi, “Sorun, her seferinde üzerini örtmek zorunda kaldıkları yanlış hesaplamaları. Bunun için kendilerine daha büyük bir yenilgi hazırlıyorlar. Askeri savaş herhangi bir sonuç vermedi, şimdi de bir sonraki yenilgilerine ‘ekonomik savaş’ adını verdiler” ifadelerini kullandı.
İranlı muhafazakâr milletvekili İbrahim Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomik savaşı tırmandırmasına karşılık olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilme çağrısında bulundu. Rızai, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Trump’ın ekonomik savaşı tırmandırmasına verilecek en iyi yanıt, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan çekilmektir” ifadesini kullandı. Trump, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna el koymayı ve İran’ın nükleer programına daha ağır kısıtlamalar getirecek yeni bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. Söz konusu anlaşmanın, ABD’nin 2018’de çekildiği nükleer anlaşmanın yerini alması öngörülüyor.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf ülkeler arasında yer alan İran ise nükleer programının barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunuyor.
Siyasi açıklamalar, Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) gelen askeri tehditle eş zamanlı olarak yapıldı. DMO Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, “Savaş çıkması halinde tüm alanlardaki silahlarımız geçmişten tamamen farklı olacak” dedi.
Muhibbi, söz konusu farklılığın ‘savaş başlıklarının nesli, isabet hassasiyeti, füzelerin menzili veya başka herhangi bir alanı’ kapsayabileceğini belirterek, İran’ın ‘daha hassas, daha yıkıcı ve teknolojik açıdan daha gelişmiş’ silahlar üretmek için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Trump, dün İran’a karşı yeni bir ekonomik kampanya başlattığını açıklamış ve bunun ‘herhangi bir ülkeye karşı uygulanmış en sert ekonomik operasyon’ olacağını belirtmişti. Kampanya, İran’ın ekonomik izolasyonunun ve üzerindeki baskının artırılmasının yanı sıra Tahran’a finansal veya ticari kanallar sağlayan ülke ve kuruluşlara yönelik baskının genişletilmesini içeriyor.
Değerlendirilemeyen fırsat
Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, İran’ın ABD ile anlaşmaya varma fırsatını ‘değerlendirmeyi başaramadığını’ belirterek Washington’ın ‘benzeri görülmemiş ölçekte ekonomik savaş ve izolasyon’ aşamasına geçeceğini söyledi.
İran’a ‘can damarı’ olarak nitelendirdiği desteği sağlamak amacıyla finans kuruluşlarının, şirketlerin, havalimanlarının veya kamu kurumlarının kullanılmasına izin veren her ülkenin ‘muazzam ekonomik sonuçlarla’ karşı karşıya kalacağını ifade etti.
Trump, Washington’ın hedef alacağını söylediği alanlar arasında petrol kaçakçılığı, takas hatları, nakit transferleri, döviz şirketleri, gemi kayıtları ve paravan şirketleri sıralayarak bu faaliyetlerin ‘derhal’ durdurulmasını istedi.
ABD’nin müttefiklerine İran’ın izolasyonuna katılma çağrısı yapan Trump, yeni tedbirleri ‘Ekonomik Çıkarma Günü’ olarak nitelendirdi. Bu adımların Tahran’ın sınırları dışındaki faaliyetlerini sürdürme kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını söyledi.
Trump ayrıca İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme taahhüdünü yineledi. İran’ın deniz ve hava kuvvetleriyle askeri tesislerinin geniş çaplı zarar gördüğünü öne süren Trump, ülke ekonomisi ve para biriminin de ağır baskı altında olduğunu savundu.
Kampanya, Trump’ın Tahran ile devam eden veya planlanan herhangi bir görüşme ya da temas bulunmadığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Trump ayrıca deniz ablukasının ‘hâlâ yürürlükte ve tüm gücüyle devam ettiğini’, Hürmüz Boğazı’nın ise ‘açık ve normal şekilde işlediğini’ söyledi.
Trump’ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner ise bir gün önce İran ile temasların sürdüğünü ve bu temasların belki de hiç olmadığı kadar ‘aktif’ olduğunu belirtmişti.
Trump herhangi bir ülkenin adını vermediği gibi, uyarısına aykırı hareket eden ülke veya kurumlara karşı Washington’ın hangi tedbirleri uygulayacağını da açıklamadı. Bununla birlikte, kampanya kapsamında hedef alınacağını söylediği finansal, ticari ve petrol kanallarını sıraladı.
İran, kökleri 1979 İran Devrimi sonrasına uzanan ABD ekonomik yaptırımlarıyla onlarca yıldır karşı karşıya bulunuyor. Yeni kampanyanın sonuçlarından etkilenmesi beklenen ülkeler arasında Çin de yer alıyor. Kpler şirketinin geçen yıla ait verilerine göre Çin, İran’ın petrol sevkiyatlarının yüzde 80’inden fazlasını ithal ediyordu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian bugün yaptığı açıklamada, “Yaptırımlar ve baskı sorunu çözmeyecek” dedi. Lin, ilgili taraflara ‘sorumlu tedbirler’ alma ve meseleyi siyasi ve diplomatik yollarla çözme çağrısında bulundu.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise salı günü, İran’dan fırlatılan ve düştüğü belirtilen iki füzenin tespit edilmesinin ardından bir sonraki duyuruya kadar İran ile tüm faaliyetleri, ticari alışverişleri ve mali işlemleri askıya aldığını açıklamıştı. Tahran ise BAE’nin açıklamasını yalanlayarak ‘asılsız’ olarak nitelendirmişti.
Ekonomik alandaki dikkat çekici bir gelişmede, İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, dün akşam yaptığı açıklamada, İran’ın petrol ihracatının şu anda durduğunu kabul etti. Bu, bir İranlı yetkilinin petrol ihracatının durduğuna ilişkin yaptığı ilk resmî açıklama oldu. Himmeti, televizyon röportajında ABD ile mutabakat zaptının yeniden hayata geçirilmesini ve müzakerelerin yeniden başlamasını umduğunu söyledi.
Himmeti’nin açıklaması, İran’da geçim kaynaklarına yönelik baskıların arttığına ilişkin uyarıların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. İranlı yetkililer son haftalarda yeni bir protesto dalgasının patlak verme ihtimaline karşı uyarılarda bulunurken, yönetimin olası gösterilere müdahale etmeye hazır olduğunu da dile getirmişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 19 Ağustos itibarıyla ABD güçlerinin İran’a yönelik ablukanın uygulanmasını sağlamak amacıyla 65 ticari geminin rotasını değiştirdiğini, üç gemiyi durdurduğunu ve iki gemiye çıkarak denetim yaptığını açıkladı. CENTCOM ayrıca, ablukanın uygulanması kapsamında bölge sularında seyreden USS John Paul Jones destroyerinde görev yapan bir ABD denizcisinin fotoğrafını yayımladı.

Buna karşılık, İran’ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı ve petrol yaptırımlarını kaldırması, dondurulmuş varlıkları serbest bırakması ve tüm cephelerdeki tehdit ve askeri operasyonlara son vermesine kadar boğazın kapalı kalacağını söyledi.
Açıklama, nükleer program ve yaptırımlar konusunda daha kapsamlı bir anlaşmaya varılması amacıyla 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük sürenin dolmasının ardından geldi. Trump, 7 Temmuz’da anlaşmanın ‘sona erdiğini2 açıklamasının ardından süreyi uzatmayı düşünmediğini söyledi.
İranlı yetkililer ise diplomatik temaslara kapıyı açık tuttu. DMO’ya bağlı Fars Haber Ajansı’nın daha önce İran Dini Lideri’nin Danışmanı Muhammed Muhbir’e dayandırdığı haberinde, Tahran’ın ABD ile diyaloğa hâlâ açık olduğu, ancak ‘müzakere ile teslimiyeti’ birbirine karıştırmadığı belirtildi.
Reuters, pazartesi günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, kalıcı bir anlaşmaya varılması yönündeki çabaların sonuçsuz kalması nedeniyle Tahran’ın politikasını savunmadan ‘tamamen saldırıya’ geçecek şekilde değiştirmeye karar verdiğini bildirdi. Yetkili, diplomasinin başarısız olması halinde İran’ın ‘zor kararlar’ almaya hazır olduğunu söyledi.
İranlı yetkili, İran kurumlarının Hürmüz Boğazı ve bölgede gerilimin tırmanmasına hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, Tahran’ın ABD’nin deniz ablukasını kırmak amacıyla ‘uygun zamanda ve isabetli şekilde’ askeri saldırı düzenleyebileceğini ifade etti.
Financial Times da dün yayımladığı haberde, savaşın genişlemesi halinde İran güçlerinin Güneydoğu Avrupa’daki ABD askeri unsurlarını hedef alma ihtimalini değerlendirdiğini bildirdi. Bir NATO yetkilisi ise ittifakın olası herhangi bir İran tehdidine karşı koymaya ve tüm üyelerini savunmaya hazır olduğunu söyledi.
Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Ali Abdullahi, ABD ordusuna yönelik herhangi bir ‘yardım veya kolaylaştırmanın’ Tahran tarafından ABD ile ‘iş birliğine katılım’ olarak değerlendirileceği uyarısında bulundu. Abdullahi, özellikle yakıt ikmal uçakları olmak üzere ABD askeri uçaklarının başka ülkelerin ev sahipliği yaptığı üslerde bulunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.








