Sami Amara
Rusya, Ukrayna tarafının 2022 yılının mart ayında Ukrayna krizinin çözümüne dair İstanbul'da varılan anlaşmadan geri adım atmasından bu yana, bu anlaşmanın maddelerini uygulamaya hazır olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Bununla birlikte son yıllarda bu tutumuna, ‘yeni sunulacak herhangi bir teklifin sahadaki mevcut gerçekleri dikkate alması şartıyla’ ifadesini de ekledi.
Moskova o tarihte, Ukrayna’nın seçilmiş Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'i deviren darbeye tepki olarak 2014 yılının mart ayında tek taraflı ayrılıklarını ilan eden Donetsk ve Luhansk cumhuriyetlerini tanıdığını henüz açıklamamıştı. Ayrıca, bu iki ‘cumhuriyetin’ yanı sıra Zaporijya ve Herson bölgelerini ilhak etme kararını da henüz almamış, bu kararını 30 Eylül 2022'de duyurmuştu.
İstanbul Anlaşması
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Müşaviri ve İstanbul'daki müzakerelerde Rus heyetine başkanlık eden Vladimir Medinskiy ile Ukrayna heyetinin başkanı David Arakhamia tarafından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde imzalanan bu anlaşmanın maddelerine gelince, anlaşma Ukrayna'nın NATO'ya katılma talebinden vazgeçmesini, kalıcı tarafsızlığını ilan etmesini, topraklarını bütün yabancı askeri üslerden arındırmasını ve silahlı kuvvetlerinin mevcudunu azaltmasını içeriyordu.
Bununla birlikte anlaşmada, Ukrayna'ya NATO'nun 5. Maddesi'ne benzer bir alternatif olarak güvenlik garantileri sağlanması, Kırım Yarımadası ile Donbas bölgesinin bu garantilerin dışında tutulması ve bu iki bölgenin statüsüne ilişkin kararın iki ülke liderleri arasında yapılacak doğrudan müzakerelerde ele alınmak üzere ertelenmesi de yer alıyordu.
Bunların yanı sıra, Rusçanın bu iki bölgede resmi dil statüsüne kavuşturulmasının değerlendirilmesi, Ukrayna'nın söz konusu bölgelerde Rusça konuşan çoğunluğun ulusal haklarına zarar veren birçok yasayı yeniden gözden geçirmesi ve Rusya'nın Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne (AB) katılımına onay vermesi öngörülüyordu.
Rusya ise başkent Kiev'i kuşatan birliklerini geri çekme taahhüdünde bulunmuş ve ayrıca Ukrayna'nın kuzeyindeki Harkiv ile Çernihiv bölgelerinden de güçlerini çekeceğini duyurmuştu.
Ukrayna anlaşmadan neden vazgeçti?
İstanbul’daki görüşmelerde Ukrayna heyeti başkanı ve halihazırda Ukrayna Parlamentosu'ndaki (Rada) iktidar partisi Halkın Hizmetkarı Partisi’nin meclis grup başkanı olan (David) Arakhamia, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin, eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın telkiniyle İstanbul'da imzalanan metni onaylamayı reddettiğini itiraf etti.
Rusya Devlet Başkanı Putin de ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajda, 2022 yılında Ukrayna ile yürütülen müzakerelerin fiilen tamamlandığını, ancak Rus güçlerinin Kiev'den çekilmesinin ardından Ukrayna tarafının üzerinde anlaşılan hususlardan vazgeçtiğini ve Zelenskiy'nin Rusya ile müzakereleri yasaklayan bir yasa çıkardığını ifade etmişti.
Ukraynalı kaynaklar da bu durumu doğruladı. Hatta bazı kaynaklar Kiev'in 2022 yılında İstanbul Barış Anlaşması'ndan geri adım atmasının tek bir nedene dayanmadığını, aksine birçok yerel ve uluslararası faktörün iç içe geçtiğini belirtti. Bu faktörler arasında, İngiltere'nin başı çektiği ‘Batı baskıları’ da yer alıyordu.

Ancak Johnson, tüm dünyanın aktardığı bu iddiaların aksine bir tutum sergileyerek bunları inkâr etti. Novosti haber ajansı, Johnson'ın Free Press gazetesine verdiği demeçte, “Avrupalı liderler, Kiev ziyaretimin müzakerelerin çökmesine neden olduğunu ve barış anlaşmasını imkânsız kıldığını söylediler” dediğini aktardı. Johnson, bu iddiaların ‘tamamen ve kesinlikle bir saçmalık’ olduğunu ifade etti.
Ukraynalı müzakere heyeti başkanı Arakhamia daha önce, Kiev'in anlaşmadan vazgeçme kararının, eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın, eski ABD Başkanı Joe Biden ile görüştüğü kısa ve sürpriz Washington ziyaretinin ardından Kiev'e gelmesinin sonrasında alındığını söylemişti. Moskova'nın, Washington ve Londra'yı "Moskova'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla anlaşmayı sabote etmekle" suçlarken dayandığı nokta da buydu.
Öte yandan, Ukrayna tarafının anlaşmayı reddetmesini ‘belirsiz güvenlik garantilerine’ ve iki tarafın Ukrayna'nın tarafsızlığı karşılığında kendisine sunulacak güvenlik garantileri konusunda temelden anlaşmazlığa düşmesine -ki bu durum Kiev açısından anlaşmayı uygulanamaz hale getiriyordu- bağladığını söyleyenler de var.
Bunun yanı sıra 2022 mart ayı sonlarında Rus güçlerinin Kiev çevresinden çekilmesinin ardından ‘sahadaki dengelerin değişmesi’ ve çatışmayı sürdürmenin daha iyi kazanımlar sağlayabileceğine inanan Ukrayna'nın pozisyonunun güçlenmesi de anlaşmanın reddedilme gerekçeleri arasında gösteriliyor.
Bu noktada Zelenskiy’nin, Johnson'ın Kiev ziyaretinden sonra -Ukrayna'nın bakış açısına göre- ordusunun büyüklüğünün sınırlandırılması ve kalıcı tarafsızlık gibi, egemenliğinin ihlali olarak değerlendirilen ağır maddeler içeren anlaşma taslağına işaret ederek, bunları ‘Rusya’nın imkânsız şartları’ olarak nitelendirdiğini hatırlatmakta fayda var.
Buna ek olarak Kiev, daha önce müzakerelerde vazgeçmeyi reddettiği topraklar konusundaki tutumuna geri döndü. Zira Zelenskiy, Rusya'ya yapılacak herhangi bir bölgesel tavizin -özellikle Kırım ve Donbas konusunda- ancak referandum yoluyla gerçekleşebileceğini açıklamıştı, ki Ukrayna'nın içinden geçtiği mevcut koşullarda böyle bir ihtimal uzak görünüyordu.
Görüş ve tutum farklılıkları
Böylece tüm bu faktörler bir araya gelerek, Moskova'nın ‘Batı aldatmacasından’ söz ettiği, Kiev'in ise anlaşmayı ‘silah zoruyla teslim olmak’ gibi gördüğü karşılıklı suçlamaların ortasında Ukrayna'nın, heyetinin İstanbul'da daha önce imzaladığı metinden geri adım attığını duyurmasının arkasındaki nedenleri oluşturdu. Belki de asıl tuhaf olan, İstanbul'da varılan anlaşma metinlerine yönelik anlaşmazlıkların, görüş ayrılıklarının ve alevlenen tartışmaların sadece Ukrayna tarafıyla sınırlı kalmasıydı. Üstelik bu metin hem Rusya hem de Ukrayna taraflarıyla iyi ilişkilere sahip olduğu bilinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde imzalanmışken.
Bu durum, Ukrayna krizinin karmaşık denklemlerinden biri ve ilerideki bir raporda ayrıca üzerinde durulmayı hak ediyor.
Ne var ki Ukrayna heyetinin önde gelen üyelerinden bazıları, İstanbul’daki görüşmelerin ilk turunun sonuçlarını hızlıca değerlendirmişti. Örneğin, istifa edip Ukrayna'dan kaçarak ABD'ye sığınmadan önce o dönem Devlet Başkanı Zelenskiy'nin ofisinde danışman olarak görev yapan Aleksey Arestoviç, ‘imzaların yüzde 90 oranında tamamlandığını’ söylemişti. Başka üyeler ‘bu anlaşmanın açık ara en önemli anlaşma olduğunu’ ifade ederken, bir diğer görüş ‘bunun iyi bir fikir olduğunu’ belirtiyordu. Daha sonraki görüşmelerde heyet başkanlığından uzaklaştırılmadan önce Ukrayna heyeti başkanı David Arakhamia'nın da vardığı sonuç buydu.
Bu değerlendirmelerin dış siyaset çevrelerinde, örneğin Doğu Avrupa ülkelerinden Slovakya ve Macaristan'da, hatta bizzat ABD'de olumlu yankı bulması da dikkati çekiyor. O dönem Senato üyesi olan J.D. Vance'in 2022 yılında ‘barışın artık yakın olduğuna’ dair iyimserliğini dile getirdiği belirtiliyor.
Rusya’nın özellikle Devlet Başkanı Putin'in Rus güçlerini Ukrayna'nın başkenti çevresinden ve Harkiv ile Çernihiv bölgelerinin kuzeyinde ele geçirilen bazı alanlardan çekme kararının ardından, Ukrayna tarafındaki değerlendirmelerin ‘tutarsızlıklarını’ büyük bir şaşkınlıkla izlediğini belirtmek gerekir. Rusya’nın resmi tutumuna gelince, Devlet Başkanı Putin bu tutumu, Zelenskiy'nin anlaşmayı reddettiğini açıklamasının ardından aldığı kararlarla özetledi. Bu kararlar, Rusya'nın Donetsk ve Luhansk cumhuriyetlerini tanımasını, Zaporijya ve Herson bölgeleriyle birlikte bu iki cumhuriyetin Rusya Federasyonu'na katıldığını ilan etmesini ve aynı yılın Eylül ayında bu durumu tescilleyen anayasa değişikliklerinin yapılmasını kapsıyordu. Birçok gözlemcinin değerlendirmesine göre bu tablo, ‘asıl trajedi; Rusya'nın ileride öne süreceği şartlar, çatışmanın ilk aylarında sağlanması mümkün olan barıştan çok daha ağır olacak olması’ anlamına geliyordu.
İşte bu noktadan itibaren Kremlin, ‘yeni tekliflerin sahadaki mevcut durumu dikkate alması gerektiği’ ibaresini şart koşmakta ısrar etmeye başladı. Bunun yanı sıra Devlet Başkanı Putin, Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk cumhuriyetlerinin geri kalan topraklarından ‘gönüllü’ olarak çekilme şartını reddetmesi halinde, buraları askeri güç zoruyla bırakmak zorunda kalacağını ifade ediyordu. Bu durum, Rus güçlerinin ilerleyişini sürdürerek Donetsk ve Luhansk cumhuriyetleri içinde daha fazla toprak ele geçirme niyetine işaret ediyordu.
Tüm bunlar, Arestoviç'in ABD'ye kaçmadan önce İstanbul’da varılan anlaşmanın ‘açık ara en faydalı anlaşma’ olduğu yönündeki sözleriyle ve Ukraynalı siyasetçi, eski diplomat ve İstanbul görüşmelerindeki Ukrayna heyeti üyesi Aleksandr Çaliy'nin ‘iki tarafın Nisan 2022'de çatışmayı barışçıl bir çözümle bitirmeye çok yakın olduğu’ yönündeki ifadeleriyle örtüşüyor. Aynı görüşü dile getiren başka birçok isim de bulunuyor.
Sebep Batı ve Zelenskiy
‘İstanbul Antlaşması’ adını taşıyan bu anlaşmaya ev sahipliği yapan ve garantör olan ülke sıfatıyla Türkiye üzerinde durmak da gerekiyor. Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da aralarında bulunduğu bazı yetkililerin, ‘müzakerelerin sistematik bir şekilde engellenmesinin arkasında Batı'nın yattığı’ yönündeki vurgularına işaret etmeliyiz.
Çavuşoğlu'nun bu konudaki şu sözlerini aktarabiliriz:
“Antalya'da ve İstanbul'da umutlanmıştık. Fakat daha sonra NATO dışişleri bakanları toplantısında şunu gördüm; NATO içinde savaşın devam etmesini isteyen ülkeler var. Savaş devam etsin, Rusya zayıflasın istiyorlar. Umurlarında değil Ukrayna'nın durumu.”
Bu durum, çatışmanın patlak vermesinden bu yana ‘Batı'nın savaşı son Ukraynalı askere kadar sürdürmek istediğini’ dile getiren Rus liderlerin dikkatinden de elbette kaçmamıştı.
Ayrıca AK Parti Genel Başkanvekili ve Haziran 2023'ten bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı olan Numan Kurtulmuş da o dönemde şu açıklamada bulundu:
“ABD'nin çatışmaların uzamasını kendi çıkarına gördüğüne dair raporlar var. Çatışmanın sürmesini isteyenler bulunuyor. Putin ve Zelenskiy imzalayacaktı. Ancak birileri bunu istemedi.”
En önemli tespiti ise, İstanbul görüşmelerinin anlaşmayla sonuçlanan ilk turunda Ukrayna heyeti başkanı olan Arakhamia'nın itiraflarını değerlendiren Putin'in sözlerine dair Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamalarda görebiliriz. Rusya Devlet Başkanı Putin'in bir röportajında, Türkiye'nin arabuluculuğunda Ukrayna ile yaşananlara dair “Tam anlaşmaya varıyorduk İngiltere Başbakanı Boris Johnson girdi devreye. Ukrayna'yı yanlış yönlendirdi ve barış olmadı” sözleri hatırlatılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin'in bu açıklamalarında açık söylemem gerekirse samimiyet var. İstanbul süreci diye değerlendireceğimiz bu görüşmelerde bizler, her türlü samimi adımları attık. Bu konuda ilgili Bakan arkadaşlarım Rusya tarafıyla görüşmelerini yaptılar. Biz sonuç odaklı çalıştık ancak barış bir şekilde tesis edilemedi. Fakat biz, buradan netice alamadık diye bırakıp gidemeyiz. Barış arayışının peşini bırakmayacağız” açıklamasında bulunmuştu.

Amerikalı analist Ted Snider ise bir makalesinde şu değerlendirmede bulundu: “Rusya savaş cephelerinde ilerlemeyi sürdürürken Ukrayna'nın sonunda müzakere masasına geri dönmek zorunda kalacağı açıkça görülmektedir. Orada dört yıl önce vazgeçmek zorunda bırakıldığı anlaşmadan kesinlikle daha kötü bir anlaşma bulacaktır. O günden bu yana yüz binlerce Ukraynalı hayatını kaybetti ya da felç oldu, milyonlarca kişi ülkeden kaçtı ya da yerinden edildi, ekonomi, çevre ve altyapı yerle bir edildi. Savaşın ilk aylarındaki müzakerelerden uzaklaştırılarak yanıltılan Ukraynalılardan özür dilemelerinin zamanı geldi.”
Zelenskiy, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i arabulucu olmaya davet etmiş ve ateşkes için bir fırsat olduğunu vurgulamıştı, ancak Batı buna engel oldu. Her ne kadar bazı kaynaklara göre Bennett daha sonra bu açıklamalarının bir kısmından geri adım atmış olsa da konuyla ilgili olarak “O aşamada ateşkes an meselesiydi ama bilhassa İngiltere ve ABD, bu süreci durdurdu ve çatışmaları sürdürmeyi tercih etti" demişti.
Öte yandan bu hafta American Conservative dergisinde yayımlanan makalesinde Ted Snider'ın aktardığı bazı ikincil kaynaklar da bulunuyor. Bunlar arasında, Boris Johnson'ın müzakereleri sonlandırma kararında ‘etkili olduğunu’ belirten Zelenskiy'nin eski basın sözcüsü Iuliia Mendel de yer alıyor. Ayrıca, 2014 yılındaki ‘Yevromaydan (Avrupa Meydanı) Devrimi’ sırasında ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Ukrayna politikasını yürüten eski ABD Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland'ın, İstanbul görüşmelerinin, 'Ukrayna dışından bazı kişilerin' anlaşmaya şüpheyle yaklaşması üzerine başarısızlıkla sonuçlandığını’ söylediği aktarıldı.
Peki ya Zelenskiy?
2024 yılının mayıs ayında ‘görev süresi dolan’ Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin başta İngiltere, Fransa ve Almanya liderleri olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkeleri yöneticilerinin doğrudan telkiniyle, Ukrayna’daki savaşın uzamasından en çok fayda sağlayanların başında geldiğini söyleyenler de var. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Zelenskiy’nin yakın çevresindeki yolsuzluk vakalarına dair ortaya çıkanlar, bu çemberin her geçen gün daraldığını gösteren ve ‘vahim sonuçların habercisi olan’ pek çok delil barındırıyor.
Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu'nun, Zelenskiy’nin hükümetindeki bazı bakanların ve aralarında Başbakan Yardımcısı Olga Stefanishyna'nın da bulunduğu yurt dışındaki bazı temsilcilerinin ‘haksız kazanç sağlama’ suçlamalarına karıştığını ortaya çıkarmasından bu yana Zelenskiy, birçok gözlemcinin deyimiyle ‘sefil sonunu’ bekliyor. Zira onlardan önce de Zelenskiy'nin ‘Kvartal 94’ adlı tiyatro grubundaki eski ortağı olup İsrail'e kaçan iş insanı Timur Mindich, Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak ve daha pek çok üst düzey temsilcisi ve yardımcısı bu skandallara karışmıştı.
Kısa bir süre önce YouTube üzerinden yayımladığı videoyla Zelenskiy'yi, görev süresinin dolduğu Mayıs 2024'ten bu yana yapmaktan vazgeçtiği devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye çağıran eski Başbakan Yardımcısı ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, önümüzdeki günlerde başta Amerikalı milyarder Elon Musk olmak üzere bir dizi üst düzey yetkiliyle görüşmek üzere ABD'ye doğru yola çıkıyor.
Bu ziyaret, Ukrayna'da durumun patlama noktasına geldiği ve başkent Kiev ile diğer büyük şehirlerin cadde ve meydanlarını dolduran karton kutulara yazılmış pankartlara atıfla ‘karton protestolarının’ devam ettiği bir dönemde gerçekleşirken, Ukrayna'da iktidarın en üst kademesindeki tabloya dair bazı gerçekleri de gün yüzüne çıkarabilir. Söz konusu protestolar, Fedorov'un eski görevine dönmesine destek vermek ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin birçok politikasını protesto etmek amacıyla düzenleniyor.
* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.
