35 yıl tahtta kaldı, Avrupa’nın en yaşlı kralıydı... Norveç Kralı Harald hayatını kaybetti

Norveç Kralı V. Harald (Reuters)
Norveç Kralı V. Harald (Reuters)
TT

35 yıl tahtta kaldı, Avrupa’nın en yaşlı kralıydı... Norveç Kralı Harald hayatını kaybetti

Norveç Kralı V. Harald (Reuters)
Norveç Kralı V. Harald (Reuters)

Norveç Kraliyet Sarayı, bugün yaptığı açıklamada, Kral V. Harald’ın 89 yaşında hayatını kaybettiğini duyurdu. Reformcu kimliğiyle tanınan Harald, büyük halk desteğine sahip babasının ardından otuz yılı aşkın süre önce tahta çıkmıştı.

Kraliyet Sarayı, hafta başında yaptığı açıklamada, hastanede tedavi gören Kral Harald’ın sağlık durumunun kötüleştiğini, ancak tedaviye yanıt verdiğini bildirmişti.

Kral Harald, kortizon tedavisinin yol açtığı sıvı tutulması nedeniyle iki hafta önce Oslo Üniversite Hastanesine kaldırılmış ve kendisine iki haftalık istirahat izni verilmişti.

V. Harald, 1991 yılında Norveç tahtına çıktı ve Avrupa’nın en yaşlı hükümdarı unvanını taşıyordu. Son yıllarda çeşitli sağlık sorunları yaşayan Harald, 2024 yılında yaşı nedeniyle katıldığı resmi faaliyetleri azaltacağını açıklamış, ancak tahttan çekilmeyi reddetmişti. Kral, tahta çıkarken ettiği yeminin ömür boyu süren bir sorumluluk olduğunu vurgulamıştı.

csdfv
Kral Harald, Norveç’in Oslo kentinde Norveç Parlamentosunun (Storting) 169. yasama dönemi açılış töreninde (Reuters)

Harald, daha açık ve topluma daha yakın bir monarşi anlayışıyla tanındı. Kraliyet kurumunu modern Norveç yaşamının bir parçası olarak sunmaya özen gösterirken, büyük ölçüde temsili ve törensel nitelik taşıyan anayasal rolünü korudu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında sürgünde geçen çocukluk

Prens Harald, 21 Şubat 1937’de Oslo yakınlarındaki Skaugum Sarayı’nda dünyaya geldi. Dönemin Veliaht Prensi Olav ile Prenses Märtha’nın tek oğlu ve Kral VII. Haakon’un torunuydu.

Harald, Norveç’te son 567 yıl içinde dünyaya gelen ilk prensti. O dönemde Norveç’in veraset sistemi, tahtın yalnızca erkekler aracılığıyla devredilmesini öngörüyordu.

vfgth
21 Şubat 1987’de Oslo Kraliyet Sarayı’nda 50. doğum gününü kutlayan Kral Harald’ın resmi portresi (AFP)

Ancak çocukluğu, Almanya’nın Nisan 1940’ta Norveç’i işgal etmesiyle köklü biçimde değişti. Kraliyet ailesi ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Harald, annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte önce İsveç’e, ardından da savaş yıllarını sürgünde geçirecekleri ABD’ye gitti.

Prens Harald, Almanya’nın teslim olmasının ardından Haziran 1945’te Norveç’e döndü. Ailesinin, kendi kuşağındaki diğer çocuklara yakın bir ortamda yetişmesini istemesi üzerine Oslo’daki devlet okullarında eğitim gördü.

Askerlikten veliahtlığa

Lise eğitimini tamamladıktan sonra süvari subaylığı eğitimine katılan Harald, daha sonra Norveç Askerî Akademisinde öğrenim gördü. Ardından 1960-1962 yılları arasında Oxford Üniversitesinde sosyal bilimler, tarih ve ekonomi eğitimi aldı.

gthyj
Norveç Kralı V. Harald, Oslo’daki Kraliyet Sarayı’nın Kuşlar Odası’nda (EPA)

Büyükbabası Kral VII. Haakon’un 1957’de hayatını kaybetmesinin ardından veliaht prens oldu ve bu tarihten itibaren giderek daha fazla resmi görev üstlenmeye başladı.

Tartışma yaratan evlilik

Veliaht Prens Harald, 1968 yılında dokuz yıl süren ilişkilerinin ardından halktan biri olan Sonja Haraldsen ile evlendi.

Bu evlilik, köklü kraliyet geleneklerinin dışına çıkılması anlamına geliyordu. Tahtın varisinin Avrupa’daki başka bir kraliyet ailesinden ya da soylu bir aileden biriyle evlenmesi beklenirken Harald, öğrencilik yıllarından bu yana birlikte olduğu sevgilisiyle evlenmeyi tercih etti.

Kararı dönemin Norveç kamuoyunda geniş tartışmalara yol açtı. Hatta bazı eleştirmenler, bu evliliğin monarşiyi zayıflatabileceğini öne sürdü.

gthy
Norveç Veliaht Prensi Harald ve eşi Sonja Haraldsen, Oslo’daki düğünlerinin ardından (Reuters)

Ancak Kral Olav, parlamento ve hükümetle yapılan istişarelerin ardından evliliğe onay verdi. Çiftin düğünü Ağustos 1968’de Oslo Katedrali’nde yapıldı. Sonja, Harald’ın tahta çıkmasının ardından Norveç Kraliçesi oldu.

Harald ve Sonja’nın iki çocuğu dünyaya geldi: 22 Eylül 1971 doğumlu Prenses Märtha Louise ve 20 Temmuz 1973 doğumlu, Norveç tahtının varisi olan Veliaht Prens Haakon.

Kraliyet ailesinin genişlemesiyle Harald ve Sonja, beş torun sahibi oldu. Haakon ve eşi Mette-Marit’in 2004 doğumlu Prenses Ingrid Alexandra ile 2005 doğumlu Prens Sverre Magnus adlı iki çocuğu bulunuyor.

Prenses Märtha Louise’in ise eski eşi, yazar Ari Behn ile evliliğinden üç kızı dünyaya geldi: 2003 doğumlu Maud Angelica, 2005 doğumlu Leah Isadora ve 2008 doğumlu Emma Tallulah. Märtha Louise, 2024 yılında Amerikalı Durek Verrett ile evlendi.

Norveçlilere yakın bir kral

Uzun süren saltanatı boyunca Harald, monarşiyi topluma daha yakın hale getirmeye çalıştı ve özellikle ülkenin yaşadığı kriz dönemlerinde üstlendiği rolle öne çıktı.

Norveç Kraliyet Ailesinin resmi internet sitesine göre Harald, ulusal kutlamalarda olduğu kadar derin yas ve kriz anlarında da halkın karşısında yer aldı. Kamuoyu önündeki görünürlüğü, modern Norveç monarşisinin önemli unsurlarından biri haline geldi.

dbghynju
17 Ekim 2016’da Kraliyet Sarayı’nda çekilen aile fotoğrafında, 80. yaş günlerini kutlayan Kral Harald ve Kraliçe Sonja torunlarıyla birlikte görülüyor (AFP)

Harald ayrıca dini hoşgörü ve azınlık hakları gibi sosyal konularda daha açık tutumuyla tanındı. Bu yaklaşımı, geleneksel monarşi anlayışına kıyasla onun reformcu bir kral olarak algılanmasını güçlendirdi.

Deniz ve spor tutkusu

Harald, spordan uzak duran geleneksel bir hükümdar değildi. Yelkene büyük ilgi duydu ve Norveç’i birçok uluslararası organizasyonda temsil etti.

1964 Tokyo Olimpiyatları’nın açılış töreninde Norveç bayrağını taşıdı. Harald ve ekibi 1987 yılında yelkende dünya şampiyonu olurken, 2005 yılında Avrupa şampiyonluğunu kazandı.

ghjukfv

2022 yılında rekabetçi yelken kariyerine son verdiğini açıklayana kadar ulusal ve uluslararası yarışlara katılmayı sürdürdü. Ayrıca doğaya, avcılığa ve yaban hayatına ilgi duyan Harald, yaşamının bir döneminde Dünya Doğayı Koruma Vakfının Norveç şubesinin başkanlığını da yaptı.

Tahttan çekilmeyi reddeden kral

Harald’ın yaşamının son yıllarında sağlık sorunları giderek arttı. 2003 yılında mesane kanseri nedeniyle ameliyat geçiren kralın kalbine 2024 yılında kalp pili takıldı. Son yıllarda da hastaneye kaldırılmasını gerektiren çeşitli sağlık sorunları yaşadı.

Buna rağmen Harald, tahttan feragat etme fikrini defalarca reddetti ve parlamento önünde ettiği yeminin ömür boyu süren bir taahhüt olduğunu vurguladı.

vghyju
Norveç Kralı V. Harald, 1 Temmuz 1992’de Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen Bir Tonluk Tekneler Dünya Yelken Şampiyonası’na “FRAM XI” adlı yatıyla katıldı (EPA)

Kral Harald, ölümünden önce 17 Ağustos’tan bu yana hemolitik anemi nedeniyle Oslo Üniversite Hastanesinde tedavi görüyordu. Hemolitik anemi, kırmızı kan hücrelerinin vücudun yenilerini üretme hızından daha hızlı parçalanması sonucu ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanıyor.

Uzun bir dönemin sonu

V. Harald’ın ölümüyle Norveç’te otuz yılı aşkın süren bir dönem sona erdi. Harald, geleneksel monarşi anlayışı ile topluma açıklığı bir araya getiren yaklaşımıyla Norveç kraliyet ailesinde belirgin bir iz bıraktı.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, ülkenin Norveç halkıyla güçlü bağlar kuran, kriz dönemlerinde istikrar ve birlik kaynağı olan bir kralı kaybettiğini söyledi.

V. Harald’ın ölümünün ardından oğlu Veliaht Prens Haakon, otomatik olarak Norveç’in yeni kralı olacak ve VIII. Haakon adıyla tahta çıkacak.



WFP, Gazze Şeridi’ndeki yarım milyon kişiye yönelik yardımları askıya aldı

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
TT

WFP, Gazze Şeridi’ndeki yarım milyon kişiye yönelik yardımları askıya aldı

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bir aşevinin önünde yemek bekleyen Filistinliler, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), finansman yetersizliği nedeniyle bu ay Gazze Şeridi’nde yaklaşık 500 bin kişiye sağladığı aylık yardımları durduracağını açıkladı. WFP, ihtiyaçların hâlâ son derece acil olduğu uyarısında da bulundu.

WFP Filistin Direktörü Shaun Hughes AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu aydan itibaren 500 bin kişiyi yardım alanlar listemizden çıkaracağız” dedi.

Bu kesintiyle birlikte WFP’den gıda veya nakit yardımı alan Filistinlilerin sayısı 1,1 milyona düşecek. Bu sayı, savaşın ağır tahribatına uğrayan Gazze Şeridi nüfusunun yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

İki günde bir öğün yemek

Bu kesintiler, kış mevsiminin yaklaşması ve Gazze Şeridi’ndeki çok sayıda ailenin kendi gıdasını temin etmekte zorlanmasıyla aynı döneme denk geliyor. Kesintilerin sonuçlarından biri olarak, aşevlerinin hâlihazırda dağıttığı sıcak yemek sayısı günlük 250 binden 150 bine düşürülecek.

u7ık8l
Gazze Şeridi nüfusunun üçte ikisi hayatta kalabilmek için gıda yardımına muhtaç (Reuters)

İsrail’in askerî kontrol alanını belirleyen ve ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın yakınları gibi erişimin zor olduğu bölgelerde yaşayan ailelere ise her gün bir öğün yerine iki günde bir öğün yemek verilecek.

Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre, Gazze Şeridi’nde yaşayan 2,1 milyon kişinin neredeyse tamamı yerinden edilmiş durumda. Nüfusun üçte ikisi ise hayatta kalabilmek için gıda yardımına bağımlı.

Az olan daha da azalacak

WFP’nin kararını BBC’ye değerlendiren, Han Yunus’un el-Mevasi bölgesindeki bir kampta yaşayan ve beş çocuk annesi olan yerinden edilmiş Filistinli Mirfet es-Satri, “Bu bir felaket! Azaltılan gıda yardımlarıyla ne yapacağız? Küçük çocukların ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağız?... Bazen yemek yiyebilmek için bu öğünleri bekliyoruz” dedi.

Yine el-Mevasi bölgesinde yaşayan üç çocuk annesi Suzan Behlül de kararın kendilerini ciddi şekilde etkileyeceğini belirterek, “Bu durum bizi çok etkileyecek. Günlük yardımlar asgari ihtiyaçlarımızı bir ölçüde karşılıyordu, ancak artık iki günde bir verilecek” dedi. Behlül, aşevinden sağlanan ve genellikle makarna veya mercimekten oluşan, bazen de patates ve patlıcanın eklendiği yemeklerin ailesini doyurmaya zaten yetmediğini ifade etti.

WFP’den hâlihazırda gıda yardımı alan aileler de BBC’ye yaptıkları açıklamalarda, yardımların zaten yetersiz olduğunu ve beslenme açısından kayda değer bir çeşitlilik sunmadığını dile getirdi.

vfghyju
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından dağıtılan yemekleri bekleyen çocuklar, 18 Ekim 2026 (Reuters)

Gazze kentinde, evlerinin enkazı arasında ailesinin sekiz üyesiyle birlikte yaşayan Delal ed-Dahduh, “Un miktarı da gıda kolileri de yeterli değil” dedi. Ed-Dahduh, yeni kesintilerin ‘ciddi sonuçlara’ yol açmasından endişe duyduğunu belirtti.

Yaşadıkları mevcut trajik durumu savaş öncesindeki hayatlarıyla karşılaştıran anne, “Geçmişte, Allah’a şükür, kendi evimiz ve harika bir hayatımız vardı. Taze sebzelere, uygun sağlık hizmetlerine ve bize ait bir araziye sahiptik. Bugün ise WFP’nin sağladığı gıdalar da dahil olmak üzere tamamen yardımlara bağımlıyız” ifadelerini kullandı.

Hughes ise kesintilerin ihtiyaçların azalmasından veya ihtiyaç sahiplerine ulaşmada karşılaşılan engellerden kaynaklanmadığını vurgulayarak, “Bu kesintiler mali nedenlerle yapılıyor. İhtiyaçlar azalmadı ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmamızın önünde bir engel yok; onlara ulaşabiliyoruz” dedi.

Para transferlerinin azaltılması

Temmuz ayından bu yana yaklaşık 500 bin kişiye yapılan nakit yardımları zaten azaltılmış durumda. Bu da söz konusu kişilerin yerel pazarlardan gıda satın almak için artık daha az paraya sahip olduğu anlamına geliyor. WFP’den un çuvalları ve gıda kolileri alan Gazze sakinlerinin sayısı da aylık 1,1 milyondan 600 bine düşürülecek.

WFP, 2026 yılında Filistin topraklarındaki faaliyetleri için önceki yıllarda aldığı finansmanın yarısından azını temin edebildi. WFP, önümüzdeki altı ay boyunca ‘hayati önem taşıyan’ faaliyetlerini sürdürebilmek için acilen 450 milyon dolara ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Son derece kötü insani koşullar

Hamas ile İsrail arasında bir yıl önce ateşkes anlaşmasına varılmasına rağmen Gazze Şeridi’ndeki insani koşullar son derece kötü olmaya devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın BBC’den aktardığına göre bölgede hiçbir yeniden imar çalışması yapılmadı ve toparlanma süreci son derece sınırlı kaldı. İsrail, sınır kapılarından giren mallar üzerinde sıkı denetim uyguluyor. Gıda pazarları bugün ürünlerle dolu olsa da bölge sakinlerinin yalnızca çok küçük bir bölümü bunları satın alabiliyor. Gazze nüfusunun yüzde 80’inden fazlası işsiz olduğu için halkın büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

dfgthyj
Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktör Vekili Carl Skau, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta WFP’nin finanse ettiği bir aşevine yaptığı ziyaret sırasında (Reuters)

Gazze Şeridi’nde yemek pişirmek için kullanılan gaz da bulunmuyor. İsrail hükümeti, Hamas’ın bu gazı askerî amaçlarla kullanabileceği gerekçesiyle gazı ‘çift kullanımlı’ malzemeler arasında sınıflandırıyor. Odunun pahalı olması nedeniyle çok sayıda aile, hamur pişirmek veya yemek ısıtmak için yakıt olarak kullanmak üzere çocuklarını sokaklarda plastik ve karton toplamaya gönderiyor.

Hughes, “İnsani durum hâlâ son derece endişe verici. İnsanlar ağır koşullarda yaşıyor ve çoğunun uygun bir barınağı yok. Çadırlarda kalıyorlar; suya, sağlık ve temizlik hizmetlerine ve tıbbi bakıma erişimleri ise son derece kısıtlı… Gıda yardımlarının azaltılması, bu ailelerin üç yıldır yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştıracak” ifadelerini kullandı.

Nüfusun üçte ikisi gıda kriziyle karşı karşıya

Dünyanın önde gelen gıda güvenliği uzmanlarını bir araya getiren Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) temmuz ayında yaptığı açıklamada, nüfusun üçte ikisini oluşturan 1,4 milyon kişinin Temmuz-Aralık 2026 döneminde kriz düzeyinde veya daha ağır akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalmasının beklendiğini bildirdi.

WFP, hâlihazırda Gazze Şeridi’nin ekmek ihtiyacının üçte birini karşılayan fırınları desteklemeyi ve yaklaşık 300 bin kadın ile çocuğa gıda yardımı sağlamayı sürdürebildiğini belirtiyor. WFP ayrıca, yaklaşık 200 bin çocuğa beslenme amaçlı atıştırmalıklar dağıtıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’da ise WFP, eylül ayında yardım alanların sayısını yarıya indirmesinin ardından yaklaşık 200 bin Filistinliye yardım sağlamayı sürdürüyor. Kurum, bölgedeki gıda güvensizliğinin giderek arttığını ve bunun başlıca nedenlerinin İsrailli yerleşimcilerin şiddetindeki artış ile Filistinlilerin yerlerinden edilmesi olduğunu belirtiyor.


DMO: Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir petrol tankeri mayına çarptı

Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

DMO: Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir petrol tankeri mayına çarptı

Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayeti açıklarında Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi, Hürmüz Boğazı’nın güneyinde kurallara aykırı hareket eden bir petrol tankerinin mayına çarptığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, DMO Deniz Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan açıklamada, “Kurallara aykırı hareket eden bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki bölgede deniz mayınına çarpmasının ardından makine dairesinde patlama ve yangına maruz kaldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Hürmüz Boğazı’ndan çıkmak isteyen bu gemi, hareket noktasından itibaren tüm konum belirleme ve seyir sistemlerini kapattı. Hürmüz Boğazı’nın kurallarını hiçe sayarak boğazın geçişe izin verilmeyen güney güzergâhından geçmeye çalıştı ve bu nedenle söz konusu olay meydana geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “Hürmüz Boğazı ve Körfez bölgesinde seyreden gemilerin seyir ve tanımlama sistemlerini kapatmaları hâlinde bu gemilere karşı kararlı ve kesin bir tutum sergilenecektir” uyarısında bulunuldu.


Wall Street Journal: Putin, Ukrayna konusunda bir anlaşmayı görüşmek üzere Trump ve Şi ile zirve düzenlenmesini önerdi

Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
TT

Wall Street Journal: Putin, Ukrayna konusunda bir anlaşmayı görüşmek üzere Trump ve Şi ile zirve düzenlenmesini önerdi

Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)
Moskova’daki bir hediyelik eşya dükkanında, ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping’in resimlerinin yer aldığı matruşkalar (EPA)

Wall Street Journal gazetesi, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Moskova’nın çıkarlarına hizmet edecek şekilde dört yıldır devam eden Ukrayna savaşını sona erdirmek üzere müzakere etmek amacıyla gelecek ay ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir zirve düzenlenmesini önerdiğini bildirdi.

Zirve önerisi, özellikle ABD Başkanı’nın Rusya’dan dizel satın alınmasına yönelik bir anlaşma duyurması ve cuma günü Moskova’yı başlıca yaptırımlardan muaf tutan bir kararname imzalamasının ardından Trump ile Putin arasındaki ilişkilerin iyileştiği bir dönemde gündeme geldi.

Gazete, konuyla ilgili bilgi sahibi eski bir Rus istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberinde, Putin’in önerisinin 9 Ekim’de Trump ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında geldiğini ve görüşmenin iki ülke arasında dizel konusunda bir anlaşmayla da sonuçlandığını aktardı.

Gazete ayrıca, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Kremlin’in üçlü diyaloğun, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi kapsamında gerçekleştirilmesini önerdiğini bildirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazeteye yaptığı açıklamada, olası bir toplantı konusunda görüşmelerin sürdüğünü doğruladı. Peskov, “Toplantının kendisi veya olası gündemi konusunda henüz net bir anlayış bulunmuyor. Ancak üç taraf da böyle bir toplantının mümkün olduğu varsayımını kabul ediyor” dedi.

Üst düzey bir ABD’li yetkili ise gazeteye yaptığı açıklamada, Trump’ın henüz böyle bir zirve düzenlenmesini kabul etmediğini, ancak fikre sıcak bakabileceğini söyledi.

Trump’ın Putin ile dizel konusunda vardığı anlaşma ve Moskova’yı yaptırımlardan muaf tutan başkanlık kararnamesi, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin tepkisine yol açtı. Zelenskiy, bu adımların Putin’i cesaretlendireceği ve savaşın uzamasına neden olacağı uyarısında bulundu.