Gine-Bissau, 6 Aralık’ta yapılması planlanan ve sivil yönetime dönüşü hedefleyen genel seçimler öncesinde, cumhurbaşkanına daha geniş yetkiler verilmesini öngören anayasa değişikliğine ilişkin düzenlenen referandumun sonuçlarını bekliyor.
Afrika meseleleri uzmanı bir kişi, muhalefetin boykot ettiği referandumun Gine-Bissau’nun geleceğini belirleyeceğini belirterek, Şarku'l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, ilk gerçek sınavın yaklaşan seçimler olacağını söyledi. Uzman, bu seçimlerin yeni anayasanın gerçek reformlar gerçekleştirme amacı mı taşıdığını, yoksa askeri darbenin ardından cumhurbaşkanının yetkilerini ve yeni bir siyasi hakimiyeti genişletmeyi mi amaçladığını ortaya koyacağını ifade etti.
Ordu, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç gün sonra, Kasım 2025’te Gine-Bissau’da yönetime el koyarak devlet başkanını devirdi ve seçim sürecini askıya aldı. Dünyanın en yoksul ülkeleri arasında yer alan Gine-Bissau’da 1974’ten bu yana 5 darbe ve çok sayıda darbe girişimi yaşandı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre seçmenler bugün şu soruya ‘evet’ veya ‘hayır’ yanıtı verecek: “Geçiş Konseyi tarafından kabul edilen yeni anayasanın yürürlüğe girmesini onaylıyor musunuz?”
Mevcut anayasa, Gine-Bissau’da başbakanın yasama organı tarafından atanmasını, başbakanın da hükümet üyelerini belirlemesini öngörüyor. Yeni anayasa ise cumhurbaşkanına başbakanı ve hükümet üyelerini atama ve görevden alma yetkisi verecek.
Reuters’ın ulaştığı bir nüshaya göre cumhurbaşkanı ayrıca bakanlık kurma veya kaldırma, Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme, ciddi bir siyasi kriz yaşanması halinde parlamentoyu feshetme ve belirli koşullarda hükümeti görevden alma yetkisine sahip olacak.
Yeni anayasa ayrıca parlamentodaki sandalye sayısını 102’den 65’e, seçim bölgelerinin sayısını ise 29’dan 12’ye indirecek.
Yeni anayasa, cumhurbaşkanı adaylarının son 5 yıl boyunca Gine-Bissau’da sürekli ikamet etmiş olmasını şart koşuyor. Bu şart, mevcut anayasada yer almıyor. Mevcut anayasa, adayların doğuştan Gine-Bissau vatandaşı olmasını, en az 35 yaşında bulunmasını ve medeni ve siyasi haklarının tamamına sahip olmasını öngörüyor.
Dönüm noktası
Çadlı siyasi analist ve Afrika meseleleri uzmanı Salih İshak İsa, Gine-Bissau’da bugün yapılacak referandumun, Kasım 2025’teki askeri darbenin ardından başlayan geçiş sürecinde kritik bir dönüm noktası olduğunu ve yeni siyasi sistemin de ana hatlarını belirleyeceğini düşünüyor. İsa, cumhurbaşkanlığı makamına daha geniş yetkiler veren anayasa tasarısının, yönetim kurumları arasındaki ilişkileri de yeniden şekillendireceğini belirtiyor.
İsa’ya göre yeni anayasa, özellikle cumhurbaşkanı, başbakan ve parlamento arasındaki yetki paylaşımına ilişkin kronik anlaşmazlığı çözebilirse, prensipte istikrara katkı sağlayabilir. Zira Gine-Bissau’da yıllardır, özellikle yarı başkanlık sisteminde, kurumlar arasında tekrarlanan yetki mücadeleleri yaşanıyor. Yetkilerin iç içe geçmesi hükümet krizlerine, parlamentonun feshedilmesine ve zaman zaman ordunun müdahalesiyle sonuçlanan gerilimlere yol açtı.
Sorumluluğun netliği
Bu nedenle yürütme sorumluluğunun netleştirilmesi, siyasi tıkanıklık ihtimalini azaltabilir. Ancak İsa’ya göre önerilen çözüm, bizzat yeni bir sorunun kaynağı olma riski taşıyor.
İsa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, tasarının ülkeyi daha başkanlık ağırlıklı bir sisteme doğru yönlendirdiğini, cumhurbaşkanına başbakanı ve hükümeti atama ve görevden alma konusunda daha geniş yetkiler verdiğini belirtti. Tasarı ayrıca parlamentodaki sandalye sayısını 102’den 65’e, seçim bölgelerinin sayısını ise 29’dan 12’ye indirirken, adaylar ve siyasi partiler için daha ağır mali ve idari şartlar getiriyor.
İsa, bu değişikliklerin pratikte cumhurbaşkanlığı makamı karşısında parlamentonun ve siyasi partilerin ağırlığının azaltılması anlamına geldiğini düşünüyor. İsa’ya göre burada bir paradoks söz konusu: Yeni anayasa kısa vadede istikrar sağlayabilir, ancak iktidarın paylaşılması yerine tek elde toplanmasına yol açması halinde uzun vadeli istikrarsızlığın tohumlarını da atabilir.
İsa, uzun bir darbe ve ordunun siyasete müdahale geçmişine sahip bir ülkede, cumhurbaşkanı etrafında aşırı derecede merkezileşmiş bir modele dönüşün, Gine-Bissau’yu başlangıçta iktidar paylaşımına dayalı bir sistemi benimsemeye iten nedenlerden birini yeniden ortaya çıkarabileceğini ifade ediyor.
Ancak Batı Afrika’nın kıyı ülkesi Gine-Bissau’da, sık sık yaşanan darbelerin de etkisiyle siyasi atmosfer gerginliğini koruyor. Muhalefet, kamu özgürlüklerine yönelik kısıtlamaların sürdüğü bir ortamda seçmenlere referandumu boykot etme çağrısı yaptı.
1974’te ülkenin Portekiz’den bağımsızlığını kazanmasına öncülük eden Gine ve Yeşil Burun Adaları Afrika Bağımsızlık Partisi (PAIGC) yaptığı açıklamada, “Siyasi faaliyetler askıya alındı, parti merkezleri kapatıldı ve siyasi grupların referanduma katılması engellendi” ifadesini kullandı.
İstikrarın sağlanması
Askeri konsey ise değişikliğin, iktidarın sivillere devredilmesini amaçlayan ve 6 Aralık’ta yapılması planlanan yeni cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesinde kurumlarda istikrarın sağlanmasını hedeflediğini belirtiyor.
Bu kapsamda Afrika meseleleri uzmanı, muhalefetin önde gelen güçlerinden PAIGC’nin referandumu boykot çağrısının temel bir soru ortaya çıkardığını ifade etti. Uzman, anayasanın ‘evet’ oylarının çoğunluğunu alması halinde bile, muhalefetin önde gelen güçlerinin sürecin meşruiyetini baştan sorguladığı bir ortamda yeni anayasanın yeterli siyasi meşruiyete sahip olup olmayacağının sorgulanması gerektiğini belirtti.
İsa, “Bu nedenle anayasanın değerlendirilmesinin yalnızca referandum sonucuyla sınırlı tutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Belirleyici unsur, özellikle aralık ayında yapılması planlanan genel seçimlerin ardından yaşanacaklar olacak” dedi.
İsa’ya göre anayasanın rekabetçi seçimlere, cumhurbaşkanını denetleyebilecek bir parlamentoya, bağımsız bir yargıya ve ordunun siyasete müdahale etmesini önleyecek gerçek güvencelere zemin hazırlaması halinde, bu düzenleme kurumsal istikrara doğru atılmış bir adım olabilir. Ancak anayasanın geçiş dönemindeki yönetimin nüfuzunu kalıcılaştırmak ve gelecek cumhurbaşkanına etkili denetim mekanizmaları olmaksızın geniş yetkiler vermek amacıyla kullanılması halinde, demokratik açıdan daha istikrarlı bir sistem kurmaktan ziyade iktidarın cumhurbaşkanlığı lehine yeniden dağıtılması söz konusu olacak. İsa’ya göre asıl tehlike de burada yatıyor.
İsa, aralık ayında yapılacak seçimlerin yeni anayasa için gerçek bir sınav olacağı görüşünde. Yeni kurallar geniş bir siyasi rekabete ve dengeli bir temsile imkân verirse, seçimler istikrarsızlık döneminin sona ermesine katkı sağlayabilir. Ancak rakiplerin dışlanmasına, hâkim partilerin güçlenmesine ve parlamentonun rolünün zayıflatılmasına yol açması halinde seçimler, siyasi çoğulculuğun yeniden tesis edilmesi yerine yürütme erkinin hakimiyetinin pekiştirilmesine zemin hazırlayabilir.