Savaşın başlamasının üzerinden 6 ay geçerken İran yönetimi, uzun yıllardır iktidar sisteminin içinde yer alan üst düzey generaller ve din adamlarından oluşan sert bir çekirdek etrafında yeniden şekillendi. Bu isimler, ABD ile uzun sürebilecek bir karşılaşmaya hazır olduklarını ortaya koyarken, ülke içinde herhangi bir huzursuzluğun yaşanmasını engelleme konusunda kararlı görünüyor.
Bu tablo, ABD Başkanı Donald Trump’ın başlangıçta İran’daki yönetim kurumunu devirmeye yönelik umutlarından ve daha sonra “rejim değişikliğinin”, uzlaşmaya daha yatkın yetkilileri ön plana çıkardığı yönündeki iddialarından oldukça uzak. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı analize göre İran’ın yeni liderleri, ülkelerinin müzakereler yürütürken iki kez saldırıya uğramasının ardından Trump ile bir anlaşmaya varılabileceğine pek güvenmiyor. ABD’nin önleme füzeleri stoklarını yeniden doldurmasının ardından yeni bir saldırıya hazırlıklı oldukları da değerlendiriliyor.
İranlı liderler aynı zamanda savaşı tırmandırmakla tehdit ediyor. Bu durum, devam eden ABD kuşatmasının ve Trump’ın yeni yaptırımlar uygulama planlarının, giderek daha fazla kötüleşen İran ekonomisini boğma tehdidi oluşturduğu bir döneme denk geliyor.

İran’ın yeni Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, geçen hafta sonu yaptığı açıklamada, “Eğer (Trump) bir şey yapmak isterse, biz de sarsıcı bir şekilde karşılık veririz” dedi. Rızai, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Ekonomik savaş devam ederse Körfez’den bir damla petrol bile ihraç edilmeyecek” ifadelerini kullandı.
İçeride teyakkuz
Rızai’nin atanması, İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in kısa süre önce yayımladığı ve İran’ın yeni üst düzey yönetimini, aralarında kilit askeri makamların da bulunduğu şekilde resmen belirleyen bir dizi kararname kapsamında gerçekleşti. Hamaney’in babası ve rejimin çok sayıda üst düzey yetkilisi, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından başlatılan bombardıman sırasında öldürülmüştü.
En dikkat çekici atamalardan biri, ülke genelinde ocak ayında düzenlenen ve binlerce kişinin öldürüldüğü protestoların bastırılmasında kilit rol oynayan Devrim Muhafızları’nın seferberlik gücü Besic’in yeni komutanının belirlenmesi oldu.
Bu görev, 2009 yılında protestolara yönelik ilk büyük baskı operasyonlarından birini yöneten, radikal din adamı ve deneyimli istihbarat yetkilisi Hüseyin Taib’e verildi.
Taib’in atanması, ekonomik koşullara yönelik hoşnutsuzluğun artmasıyla birlikte yönetimin yeni bir toplumsal huzursuzluğu önleme konusunda kararlı olduğuna işaret ediyor.
56 yaşındaki Hamaney, babası Ali Hamaney’in öldürüldüğü İsrail saldırılarından bu yana kamuoyu önüne çıkmadı; herhangi bir görüntülü veya sesli kayıt da yayımlanmadı. Ali Hamaney, yaklaşık 37 yıl boyunca İran’ın dini liderliğini yürütmüştü.
Hamaney’in oğlunun söz konusu saldırılarda yaralandığına inanılıyor. Kamuoyu önündeki yokluğu, İsrail’in muhtemel hedeflerinden biri olması nedeniyle etrafındaki güvenlik önlemlerinin boyutunu veya yaralarının ciddiyetini yansıtıyor olabilir.
Dini lider kendisini sertlik yanlısı müttefiklerle çevreliyor
Hamaney, 11 ve 12 Ağustos’ta açıklanan atamalarla birlikte kendisini Rızai ve Taib’in de aralarında bulunduğu eski kişisel müttefikleriyle çevreledi.
Bahreyn’deki Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün Orta Doğu ofisinde görev yapan analist Sasha Broachman, söz konusu isimlerin “geçtiğimiz on yıllar boyunca birlikte görev yapmış, daha yaşlı üst düzey subaylardan oluşan bir grup” olduğunu söyledi.
71 yaşındaki Rızai, Devrim Muhafızları’nı kuruluş yıllarında ve 1980-1988 arasındaki İran-Irak Savaşı boyunca yönetti ve 1997’ye kadar örgütün başında kaldı. Ayrıca 2009’dan itibaren radikal muhafazakâr bir aday olarak birkaç kez cumhurbaşkanlığına aday oldu.
68 yaşındaki Tuğgeneral Ahmed Vahidi ise selefinin Ali Hamaney’le birlikte öldürülmesinin ardından vekâleten yürüttüğü Devrim Muhafızları Komutanlığı görevine asaleten getirildi.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutan Vekili Tümgeneral Ali Azmai ile Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ali Abdullahi de mevcut görevlerinde asaleten görevlendirildi.
Rızai’nin uzun yıllar Vahidi’nin komutanlığını yaptığını belirten Broachman, atamalarda önceliğin birlik ve bütünlüğün güvence altına alınmasına verilmiş göründüğünü söyledi. Broachman, “Bu, iç bütünlükle ilgili görünüyor. Sert çekirdekten isimler iç çevreye dahil ediliyor” dedi.
İtidal çağrıları
Küresel ticaret istihbaratı şirketi Kpler’in kıdemli petrol analisti Homayoun Falakshahi, Rızai ve Vahidi’nin atanmasının “daha sert bir tutumla bağlantılı yetkililerin etkisinin arttığını” gösterdiğini yazdı.
Bununla birlikte, gerilimin tırmanması kaçınılmaz değil. Falakshahi’ye göre İran, “durumunu daha da kötüleştirecek bir misillemeye yol açmadan caydırıcılığını yeniden tesis edecek ölçüde gerilimi tırmandırmakta” zorlanabilir.
Haziran ayında varılan ateşkes anlaşması, karşılıklı saldırılar sürerken kısa sürede çöktü. Anlaşmaya göre İran, dondurulmuş varlıklarından milyarlarca doların serbest bırakılmasını ve Hürmüz Boğazı üzerinde resmi yetki verilmesini talep etmişti.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, müzakere yoluyla çözüm çağrısını sürdüren en önde gelen seslerden biri. Müttefikleri, savaş devam ederken ekonomisi zorlanan İran’ın elindeki kozları olduğundan fazla değerlendirme riski taşıdığını belirtiyor.
Pezeşkiyan geçen hafta, “Savaşı sona erdirmek daha iyi olacaktır. Çünkü bugün güce ve onura sahibiz, tüm dünya zaferimizi kabul etti ve ABD’den nefret ediliyor” dedi.
Pezeşkiyan ayrıca, radikal muhafazakârların gereğinden fazla taviz verdiği yönündeki suçlamalarına karşı haziranda varılan ateşkes anlaşmasını savundu.
Her türlü müzakereyi reddeden aşırı sertlik yanlılarının aksine Rızai, ABD’nin geri adım atması halinde bir anlaşmaya varılabileceği ihtimaline kapıyı açık bıraktı.
Rızai, pazartesi günü Pakistanlı arabulucu General Asım Münir’e yaptığı açıklamada, ABD’nin yaklaşımını değiştirmesi ve ateşkes anlaşmasının şartlarının uygulanması konusunda somut adım atması gerektiğini söyledi.
Tahran merkezli siyasi analist Ahmed Zeydabadi ise ülkenin gelecekte izleyeceği yol konusunda “ciddi görüş ayrılıkları” bulunduğunu belirtti. Zeydabadi, Pezeşkiyan’a yakın Hem-Mihan gazetesinde kaleme aldığı yazıda, radikal muhafazakârların ABD ile ilişkilerin normalleşmesine karşı çıktığını, çünkü varlıklarını çatışma ve düşmanlığın sürmesine borçlu olduklarını ifade etti.
Huzursuzluk endişesi
Şu ana kadar yeni protestoların patlak verdiğine dair herhangi bir işaret görülmedi. Ancak İranlıların temel ihtiyaç maddelerinin artan maliyetlerini karşılamakta yaşadığı zorluklar giderek büyüyor.
Broachman, Taib’in Besic’in başına getirilmesinin yönetimin olası toplumsal huzursuzluğu “daha ortaya çıkmadan önce” önlemeye çalıştığını gösterdiğini söyledi. Broachman, “Baskıyı uygulayacak gücün başına istihbarat geçmişine sahip birinin getirilmesi mantıklı” dedi.
63 yaşındaki din adamı Taib, Besic’in 2009 yılında radikal muhafazakâr Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın yeniden seçilmesine karşı ülke genelinde düzenlenen geniş çaplı protestoların bastırılmasında kilit rol oynadığı dönemde örgütün başındaydı. O dönemde onlarca kişi öldürülmüştü.
Taib kısa süre sonra Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı’nın başına getirildi. İsrail’in casusluk operasyonlarında elde ettiği başarıların ardından gerçekleştirildiği belirtilen değişiklikler kapsamında 2022’de görevden alınana kadar yaklaşık 13 yıl boyunca teşkilatı yönetti.

Besic, ülke genelinde bir gönüllüler ağı işletiyor. Örgütün sokaklarda, devlet kurumlarında ve kültür merkezlerinde varlığı bulunuyor ve İran’daki iktidardaki dini sisteme bağlılığı ve ideolojik sadakati güvence altına almaya çalışıyor.
Hamaney, Taib’i Besic’in başına getiren kararnamede, örgütün İran toplumundaki varlığını güçlendirmesini, yeni teknolojilerden yararlanmasını ve Siyonist-Amerikan emperyalizmine karşı Besic’i dünya genelinde tanıtmasını emretti. Bu ifade, gücün İran’ın yurt dışındaki müttefik gruplarıyla ilişkiler kurmaya başlayabileceği ihtimaline işaret ediyor.
Besic, savaş sırasında da sahadaki varlığını güçlendirdi. Radikal muhafazakârlar, destek toplamak ve olası muhalifleri sindirmek amacıyla Tahran ve diğer kentlerde gece mitingleri düzenledi.
Taib’in Besic’in rolünü tam olarak nasıl güçlendireceği henüz netlik kazanmış değil. Ancak son konuşmalarından birindeki ifadeleri, toplum üzerindeki kontrolün artırılabileceğine işaret etti.
Taib, ABD’nin ekonomi üzerindeki baskısının İran içinde bölünmeler yaratmayı hedeflediği uyarısında bulunarak, “Cami mahallenin merkezi haline gelirse millet birliğini korur ve bu, herhangi bir füzeden daha büyük bir caydırıcılık olur” dedi.


