Shirley Ze Yu
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) 25. Zirvesi çerçevesinde Bişkek'e gitti. Burada Çin'in Kırgızistan ile ilişkilerinde ‘altın dönem’ olarak nitelendirdiği süreci öven Şi, Orta Asya'nın kalbinde ev sahibi ülkenin himayesinde gerçekleşen ve dünyanın en çok yaptırıma maruz kalan ekonomilerinden üçünün liderini bir araya getiren sahnede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile aynı kürsüyü paylaştı.
Avrasya'da hâlâ devam eden iki savaşın gölgesinde bu zirve, Washington'dan izin beklemeden kendi rotasını çizen bir kıta görüntüsü sunmaya hazırlanıyor gibi görünüyor.
Bişkek'teki “Şi” anı
Şanghay İşbirliği Örgütü'nün bu yılki zirvesi, Pekin'in uzun süredir peşinden koştuğu üç jeopolitik hedefi öne çıkarıyor. Bunlar Bişkek Deklarasyonu, Batılı finans sistemlerinden uzakta yerel para birimleriyle takas ve mutabakatların genişletilmesi ve uzun yıllardır askıda kalan örgüte bağlı bir kalkınma bankası projesine yeni kurumsal ivme kazandırılması.
ŞİÖ Kalkınma Bankası bu hedeflerin başında geliyor. Kırgızistan, bu bankanın kurulmasını 2026 yılındaki örgüt başkanlığının önceliklerinden biri haline getirirken, Çin fikrini ilk kez 2010 yılında ortaya atmış, Şi ise projeyi küresel jeopolitik dönüşümlere ayak uydurmak için stratejik bir adım olarak nitelendirerek 2025'teki Tianjin Zirvesi'nde yeniden canlandırmıştı.

Proje, Çin’in hâkim olması beklenen bir kuruma karşı Rusya ve Hindistan’ın çekinceleri nedeniyle bir on yıl boyunca askıda kaldı. Ancak o zamandan beri stratejik ortam değişti. ABD’nin ‘ekonomik çıkarma günü’ olarak adlandırdığı hamleyi ilan etmesinden bu yana, örgüt üyelerinin birçoğunun seçenek alanı daraldı.
Rusya büyük ölçüde Batı sermaye piyasalarının dışına çıkarken, İran geniş çaplı ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalıyor. Diğer bazı üyeler ise İran’la ticarette bulundukları için ABD yaptırımlarına uğrama ihtimaliyle yüzleşiyor. Aynı zamanda Orta Asya ülkeleri, Pekin'in sunduklarıyla yarışabilecek şartlarda hemen hiç kimsenin sağlayamayacağı devasa bir altyapı finansmanına ihtiyaç duyuyor. Buradan hareketle Çin, artan ABD baskısının projesi için pratik olarak bir destekleyici rolü üstleneceğine bahse giriyor.
Çin, yerel para birimleriyle ödemelerin genişletilmesini ve İran ile Türkiye'ye uzanan kıtasal koridorun sağlamlaştırılmasını teşvik ederken, ABD yaptırımları Rusya, İran ve Orta Asya ülkelerinin seçeneklerini daralttığı için bu durum pratikte Pekin'in projesinin lehine çalışmaya başladı.
Merkezi Çin'de bulunan Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Yeni Kalkınma Bankası'nın aksine, ŞİÖ Kalkınma Bankası'nın dolar bazlı finansal sistemin dışında faaliyet göstermesi öngörülüyor. Eğer hayata geçirilirse, bankanın rolü çok taraflı borç verme sınırlarını aşarak, yaptırım uygulanan veya yaptırımlardan çekinen ülkelerin dolar takas sisteminin dışında para transfer etmesini sağlayan bir finansal mutabakat altyapısına dönüşebilir.
Şi'nin Kırgızistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret, deniz yoluyla yaklaşık bir ay süren sevkiyatları Xian'dan Tahran'a 15 günde ulaştıran kıtasal koridorun güney omurgasını oluşturan Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolu projesini güçlendiriyor.
Kırgızistan, mali kırılganlığı ve Moskova'nın güvenlik şemsiyesiyle olan tarihi bağı göz önüne alındığında, bu koridordaki en zayıf halka olmaya devam ediyor. Putin'in de aynı şehirde bulunduğu sırada, uzun süre Rusya’nın nüfuzu altında kalmış bir bölgeye Çin tarafından gerçekleştirilen resmi ziyaret, “Pekin, Orta Asya'daki ekonomik şartları giderek daha fazla belirliyor ve Moskova'nın bu yeni gerçeğe uyum sağlamasını bekliyor” şeklinde net bir mesaj taşıyor.
Şi ile Putin'in masasındakiler arasında, 30 yıl boyunca yılda 50 milyar metreküp gaz taşıması beklenen ve Avrupa’nın ödediğinden daha düşük fiyatlarla tedarik edilecek olan ‘Sibirya’nın Gücü 2’ doğalgaz boru hattı projesi de vardı. Avrupa doğalgaz pazarının büyük bir kısmını kaybettikten sonra Moskova, kayıp gelirleri telafi etmek için Çin büyüklüğünde bir alıcıya ihtiyaç duyuyor. Pekin'in çıkarı ise daha uygun ticari şartlar koparmasına olanak tanılayacak şekilde Rusya'yı daha zayıf bir müzakere konumunda tutuyor.

Şi'nin İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile birlikte görünmesi, Tahran'a Batı'nın tecrit edilmiş ve dışlanmış bir devlet olarak zihinlere yerleştirdiği imajdan farklı bir görünüm kazandırıyor ve onu dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ını barındıran bir blokta tam statülü bir üye olarak yeniden konumlandırıyor. Pekin'in Washington'a gönderdiği mesaj açık: Yaptırımlar İran'ı tecrit etmeyi başaramadı, aksine onu Avrasya coğrafyasına daha derinlemesine entegre olmaya itti. Aynı zamanda Çin, Küresel Güney ülkelerine, Amerikan baskısı altındaki hükümetlerin hâlâ güvenilebilecek pratik alternatiflere sahip olduğu yönünde bir mesaj iletiyor.
Üç kıtanın Akdeniz'deki çapa noktası olarak Mısır
Şi'nin, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 70. yıl dönümünde gerçekleşen ve bir on yıldır Mısır'a yaptığı ilk ziyaret; Kahire'nin şiddetli mali baskılarla karşı karşıya olduğu, Kızıldeniz savaşının nakliye ve ticaret rotalarını yeniden çizdiği, ayrıca Mısır'ın dolar cinsinden borçların yüksek maliyeti ve enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç bağlamıyla mücadele ettiği bir dönemde gerçekleşiyor.
Ziyaret, Pekin'in Washington'un boy ölçüşmekte zorlanacağı bir paket sunduğu zamanda gerçekleşiyor: Uzun vadeli sanayi yatırımları, teknoloji transr, Avrasya sisteminin Akdeniz'deki çapa noktasını oluşturuyor; nitekim Çin, Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'ndeki yatırımların yarısını karşılıyor ve Çin'e ait savaş uçakları "Medeniyet Kartalları" tatbikatıyla ilk kez Kuzey Afrika'ya ulaştı.
Çin, son yıllarda Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'ne akın eden yaklaşık 11,6 milyar dolarlık yatırımların neredeyse yarısını halihazırda karşıladı. Mısır, Çin tarafından yönetilen sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi CIPS’e entegre edilirken, Kahire Çin piyasalarında yuan cinsinden borç toplamak için Panda Tahvilleri ihraç etti.
İlişki aynı zamanda bir güvenlik boyutu da kazandı. Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’nda, J-16 tipi Çin savaş uçakları ilk kez Akdeniz'e kıyısı olan Kuzey Afrika'ya ulaşmak için 6 bin kilometreden fazla yol kat etti.
Mısır, Çin'in Avrasya projesindeki altyapı ve ticaret halkasını tamamlıyor. Xi'an'dan Orta Asya üzerinden İran ve Türkiye'ye uzanan kıtasal koridorun Avrupa ve Afrika pazarlarına açılan batı ucunda bir noktaya ihtiyacı var. Mısır, Süveyş Kanalı üzerindeki konumuyla tam olarak bu noktayı sağlıyor.

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, Washington ve ortaklarının baskı uygulayabileceği iki koridoru temsil ediyorsa, Çin'in yanıtı yolun her iki ucundaki endüstriyel ve finansal altyapıyı güçlendirmek ve aralarındaki ticaret hareketliliğini genişletiyor.
Pekin'in bakış açısına göre Mısır'ın önemi, Çin'in Ortadoğu politikasının sınırlarını aşıyor. Mısır, Amerikan deniz hakimiyetinin etrafından dolaşmak üzere tasarlanmış bir Avrasya lojistik sisteminin Akdeniz'deki çapa noktasını oluştururken, aynı zamanda Çin'in geniş ticari ve yatırım ilişkileriyle bağlı olduğu üç kıtanın kapılarını aralıyor.
Washington'ın önleyici hamlesi neyi başaramıyor?
Bunun için Washington'ın geçtiğimiz hafta eş zamanlı olarak devreye soktuğu rotaları incelemek yeterli. ABD Hazine Bakanlığı, 25 Ağustos'ta İran'a ve ticaret ortaklarına karşı ‘Ekonomik Çıkarma Günü’ adını verdiği hamleyi başlatarak, hiç kimsenin ABD yaptırımlarından muaf olmadığını duyurdu. Onlarca Çinli kurumun hedef alınmasının ardından, Çinli mali kuruluşlar da daha fazla yaptırıma maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Üç gün sonra ise Venezuela ayrıcalığı geldi. ABD güçlerinin Nicolas Maduro'yu gözaltına almasından 8 ay sonra Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının müzakere ettiği, ABD'ye, 65 milyar varile varan rezervlerin üretiminden fiilen yüzde 55 pay veren 100 yıllık bir anlaşma yapıldı. Birinci rota erişimden mahrum bırakma siyasetine dayanırken, ikincisi güç yoluyla kontrol dayatmayı esas alıyor.
En derin hata ise finansal alanda yatıyor. Büyük bir Çin bankasının dolar takas sisteminden koparılması, Washington'ın Pekin'e karşı alabileceği en tehlikeli ekonomik önlemlerden biri olacaktır; bu aynı zamanda Hazine Bakanlığı'nın kullanmaktan kaçınmak için son derece ihtiyatlı davrandığı araçlardan biridir. Hazine Bakanı Bessent'e mevcut en güçlü araç neden kullanılmıyor diye sorulduğunda verdiği "Küresel finans sistemini neden havaya uçurmak isteyeyim ki?" şeklindeki yanıt dikkat çekiciydi. Sistemik öneme sahip bir Çin bankasına yaptırım uygulanması tam olarak bu sonuca yol açabilir ve bu şok, Şi ile Trump arasında yapılması beklenen zirveden sadece birkaç hafta önce gerçekleşebilir.
Washington, küresel finans sistemini sarsma korkusu ve Çin'in nadir toprak elementleriyle vereceği olası bir karşılıktan çekindiği için büyük bir Çin bankasını dolar sisteminden koparma konusunda tereddüt ediyor. Öyle ki Washington ne zaman yaptırım tehdidinde bulunsa, kendi sisteminin dışında yuan cinsinden alternatif kıtasal sistemin inşası o kadar hızlanıyor.
Önemi az olmayan bir diğer kısıtlama da dikkati çekiyor. Çin, ABD'nin gerçek anlamda açık verdiği noktalarda karşılık verebilir. Zira Pekin, ABD'nin savunma ve teknoloji endüstrilerinin dayandığı nadir toprak elementleri tedarik zincirlerini domine etmeye devam ediyor ve bu kartı kullanmaya hazır olduğunu daha önce göstermişti. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre büyük bir Çin bankasına yaptırım uygulanması ise bu alanda misillemeyle sonuçlanabilir.
Ayrıca finansal yaptırım tehdidi, Çin'e dolara olan bağımlılığını azaltma sürecini hızlandırması için ek bir motivasyon sağlıyor. Sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi CIPS, bugün yaklaşık bin 800 kuruluşu birbirine bağlarken, geçtiğimiz mart ayı itibarıyla yuan cinsinden 245 trilyon dolar değerinde yıllık işlemi takas etmiş bulunuyor. İran ile ticaret ise halihazırda dolar sisteminin dışında, yuan ve takas yoluyla yürütülüyor.

Hazine Bakanlığı ne zaman SWIFT sistemini bir silah olarak kullanma tehdidinde bulunsa, diğer ülkeler gelecekteki ticaretlerinin bir kısmını Pekin'in sağladığı finansal rotalar aracılığıyla güvence altına almak için ek bir neden buluyor. Eğer Washington en güçlü araçlarını fiilen kullanırsa, sonuç umduğunun tam tersi istikamette gerçekleşebilir; bu durum, Küresel Güney ülkelerinin Amerikan finansal yaptırımlarına katlanabileceğine ve alternatif sistemlerden yararlanarak büyümeye devam edebileceğine dair uzun vadeli bir kanıt sunabilir.
Bişkek'te Pekin'in Washington'a cevabı
1- Alternatifin kurumsallaştırılması
ŞİÖ Kalkınma Bankası, yerel para birimleriyle ödemelerin genişletilmesiyle birlikte, çok sayıda gayri liberal rejimi barındıran gevşek bir Avrasya koalisyonunu, giderek artan bir şekilde dolar sisteminin dışında faaliyet gösteren bölgesel bir ekonomik bloğa dönüştürmeye katkıda bulunuyor. Böylece gelecekteki ABD yaptırımları, bu sistemin kendi tasarımı gereği daha az etkili hale geliyor.
2- Kıtasal koridorun uçtan uca sağlamlaştırılması
Şi'nin Kırgızistan'a yaptığı resmi ziyaret, İran ve Türkiye'ye uzanan demiryolu koridorunun omurgasını güçlendirirken; Mısır Akdeniz'deki bitiş noktasını güvence altına alıyor, İran ise ağın merkezinde yer alıyor. Bu altyapı, deniz yollarının abluka altına alınması durumunda Çin'in ticaretinin ve enerji arzının bir kısmını sürdürmesine yardımcı oluyor.
3- Dolar sonrası dünya anlatısının kazanılması
Washington'ın Ekonomik Çıkarma Günü’nü ilan etmesinden sadece birkaç gün sonra, dünyanın en çok yaptırıma maruz kalan ekonomilerinden üçünün bu şekilde açıkça saf tutması sayesinde Pekin, ABD baskısını, yaptırım uygulanan veya yaptırımlardan çekinen devletleri daha yakın bir birlikteliğe ve hizalanmaya iten güç olarak tasvir edebiliyor.
Bişkek günleri ve bunu izleyen resmi Çin ziyaretleri, finansman ve yuan cinsinden ödemelere olan bağımlılığı artan, altyapısı demiryolları ve boru hatlarına dayanan, rotaları ise ABD Donanması tarafından denetlenen su yollarının etrafından dolaşmak üzere tasarlanan yeni bir kıtasal Avrasya projesinin hatlarını gözler önüne seriyor.
Ancak Avrasya dönüşümü hâlâ tamamlanmaktan uzaktır. Zira Çin petrolünün çoğunu hâlâ deniz yoluyla ithal etmekte olup, ABD Hazine tahvillerini satması doğrudan bir jeopolitik meydan okumadan ziyade riskten korunmaya daha yakın durmaktadır. Yeni Kuzey Kutbu rotaları ve Orta Asya ile İran arasındaki demiryolu koridorları deniz ticaretine kıyasla hâlâ sınırlı hacimler taşıyor. ŞİÖ Kalkınma Bankası ise 15 yıldır ‘yakında kurulacağı’ söylenmesine rağmen halen Hindistan’ın itirazlarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

Öte yandan Washington'ın bazı üye ülkelerin Amerikan sermayesine, dolara ve uluslararası ticarete erişimine getirdiği kısıtlamalar, Çin'in yeni ortaklar kazanma çabalarına hizmet eden en etkili araçlardan birine dönüştü.
Petrol, dolar ve enerji ticareti altyapısının coğrafyasında derin anlam taşıyan bir sonuç öne çıkıyor. 80 yıldır ilk kez küresel ticaret ve finans alanında birbirine paralel iki sistem şekilleniyor. Bunlardan biri deniz yoluyla yapılan, dolar cinsinden olan ve büyük ölçüde ABD tarafından finanse edilen sistem, diğeri ise yerel para birimlerinin kullanımının yayıldığı ve temel olarak Çin finansmanına dayanan kıtasal sistemdir.
Washington birinci sistemin gücünü ne zaman bir baskı aracı olarak kullansa, ikinci sistemin inşası o kadar hız kazandı ki Çin'in enerjiye ve finansal kanallara erişimini ne zaman daraltsa, istemeden de olsa dünyaya Amerikan bağımlılığını azaltabilecek bir ticaret modeli sunuyor. Zaten Pekin kendisi için bundan daha elverişli koşullar da tasarlayamazdı.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."



