İran, ABD güçlerine karşı “yeni füzeler” kullanacağı sinyalini verdi

ABD ve İngiltere yaptırımları İran’ın havacılık sektörünü hedef alıyor

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran, ABD güçlerine karşı “yeni füzeler” kullanacağı sinyalini verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün yeniden yapılanmaya ilişkin bir toplantıya katıldı. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran, bölgedeki ABD güçleriyle çatışmanın seviyesini yükseltebileceği mesajını verirken, Washington, İran’ın yeni füzeleri konusunda “açık bir uyarı” aldığını belirtti.

Tehdit, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’den geldi. Rızai, ülkesinin bir ABD savaş gemisine yönelik saldırıda “destroyer karşıtı” bir füzeyi test ettiğini söyledi. ABD gemileri ve üslerine yönelik operasyonel yaklaşımın “kapsamlı bir şekilde gözden geçirildiğini” belirten Rızai, İran’ın yeni bir aşamaya hazırlandığı mesajını verdi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da ülkesinin “her zaman savaşa karşı olduğunu”, ancak “saldırganlar tamamen pişman olana kadar” karşılık vermeyi sürdüreceğini söyledi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Washington ve Londra, İran’ın havacılık sektörüne yönelik yaptırımları sıkılaştırdı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ABD, 27’si havayolu şirketi olmak üzere toplam 36 kuruluşu hedef alan yaptırım paketi kapsamında, İran’ın kalan tüm havayolu şirketlerini de kısıtlamalara dahil etti.

Bu arada Birleşik Krallık; söz konusu tedbirlerin İran'ın nükleer programını dizginlemeyi amaçladığını belirterek yeni mali ve ticari kısıtlamalar getirdi, gemileri hedef alma yetkisini genişletti ve —istisnai durumlar haricinde— İran uçaklarının iniş yapmasını yasakladı.



İsrail ve İngiltere karşılıklı yaptırım uyguladı

İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)
İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)
TT

İsrail ve İngiltere karşılıklı yaptırım uyguladı

İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)
İsrail güçleri, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın Anata beldesindeki bir caddede bir Filistinliyi gözaltına alırken (AP)

Tel Aviv ve Londra karşılıklı yaptırım kararı alırken, İngiltere işgal altındaki Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerden yapılan mal ticaretine “kısıtlamalar getirme” niyetini açıkladı.

İsrail, Londra ve Paris’in yerleşimlere yönelik kararlarını beklerken, İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç’in de yer aldığı geniş bir Batılı uluslararası koalisyonla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün, İngiltere’nin Batı Şeria’daki yerleşimlere yönelik uyguladığı yaptırımlara karşılık olarak Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunun kapatılacağını açıkladı. Bakanlık ayrıca İngiltere temsilcilerinin Gazze’de ateşkesin izlenmesinden sorumlu ortak askeri merkezden çıkarılmasına ve İngiltere’nin Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarının sonlandırılmasına karar verdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tel Aviv, Londra’ya yönelik tepkisini daha da sertleştirerek, aralarında 12 seçilmiş İngiliz yetkilinin de bulunduğu bazı kişilerin yanı sıra “antisemitik ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” öne sürdüğü bazı İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini engelleyeceğini bildirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün yaptığı açıklamada, ülkesinin “yerleşimlerden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini” duyurdu. Miliband, İsrail hükümetini Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen “etnik temizliğe göz yummakla” suçladı.

Miliband, “İngiliz hükümeti, Batı Şeria’da terörist yerleşimciler tarafından etnik temizlik yapıldığını kabul ediyor” ifadelerini kullandı.


Trump, Almanya’da aşırı sağın zaferini övdü

Almanya için Alternatif partisinin bazı liderleri, partilerinin Saksonya-Anhalt'taki yerel seçimleri kazanmasının ertesi günü Berlin'de bir basın toplantısı düzenledi. (AP)
Almanya için Alternatif partisinin bazı liderleri, partilerinin Saksonya-Anhalt'taki yerel seçimleri kazanmasının ertesi günü Berlin'de bir basın toplantısı düzenledi. (AP)
TT

Trump, Almanya’da aşırı sağın zaferini övdü

Almanya için Alternatif partisinin bazı liderleri, partilerinin Saksonya-Anhalt'taki yerel seçimleri kazanmasının ertesi günü Berlin'de bir basın toplantısı düzenledi. (AP)
Almanya için Alternatif partisinin bazı liderleri, partilerinin Saksonya-Anhalt'taki yerel seçimleri kazanmasının ertesi günü Berlin'de bir basın toplantısı düzenledi. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, Almanya’da pazar günü aşırı sağın elde ettiği seçim başarısını övdü. Trump, “popülist parti” için bunun “çok iyi bir akşam” olduğunu söyledi. Trump’ın bu ifadeyle, yerel seçimlerde rakiplerine büyük fark atan Almanya İçin Alternatif (AfD) partisini kastettiği belirtildi.

Trump sosyal medya platformu Truth Social’de yaptığı paylaşımda: “Vay canına! Almanya’daki Popülist Parti gerçekten de çok büyük bir gece geçirdi. Almanya’ya büyük zarar veren son derece kötü göçmenlik kuralları ve düzenlemelerinden nihayet bıktılar. YÜKSELİŞTEDİR ve artık buna daha fazla katlanmayacaklar! MGGA!!! Başkan DJT” ifadelerini kullandı.


İngiltere'nin İsrail ile husumeti nereye varır ve hangi bedele mal olur?

İsrail, İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu kapatacağını açıkladı (Reuters)
İsrail, İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu kapatacağını açıkladı (Reuters)
TT

İngiltere'nin İsrail ile husumeti nereye varır ve hangi bedele mal olur?

İsrail, İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu kapatacağını açıkladı (Reuters)
İsrail, İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu kapatacağını açıkladı (Reuters)

Bahaa el-Avam

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avam Kamarası'nın önüne sadece bir gümrük yasağı ilan etmek için değil, onlarca yıldır İngiltere’nin resmi söyleminde sabit kalan bir ifadeyi değiştirmek için de çıktı. Miliband, hükümetinin, Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik bir etnik temizlik yaşandığını, İsrail hükümetinin ‘buna çoğu zaman göz yumduğunu’ ve hatta hükümet içerisindeki bazı üyelerin zorunlu göçü destekleyen tutumlar takındığını ‘kabul ettiğini’ söyledi. Ardından en ağır cümleyi ekleyerek “Bugün, İngiliz hükümetinin resmi görüşünün işgalin yasadışı olduğu yönünde olduğunu ilan ediyorum” dedi. Londra, onlarca yıldır işgalin tamamını değil, yalnızca yerleşim yerlerini yasadışı olarak nitelendirmekle yetiniyordu.

Tedbirler nitelemeden önce değil, sonra geldi ve Yahudi yerleşim birimlerinde üretilen malların ithalatına yasak getirilmesi, bu yerleşim birimlerinin İngiltere içinde reklamının yapılmasının engellenmesi ve inşasından finansmanına kadar Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesine hizmet sunan şirket ile bireyleri hedef alan yaptırımların yanında bunu yapanların İngiltere yaptırımlarının tüm gücüyle karşılaşacağına dair doğrudan bir uyarı yapıldı. Bu adımı iki yönlü olarak çevrelemeye özen gösteren Miliband, hedefin İsrail değil yerleşimler olduğunu belirterek, BDS (Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar) kısaltmasıyla bilinen kampanyaya ‘tüm kalbiyle’ karşı çıktığını ve ülkesinin ihtilafının ‘İsrail halkıyla değil, hükümetinin davranışlarıyla’ olduğunu ifade etti.

“İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerinden mal ithalatına yasak getirildiğini açıkladı. Ancak açıklamasındaki en vurucu unsuru ticari değildi. Çünkü İngiliz hükümetinin resmi tutumu artık işgalin kendisini yasadışı kabul ediyor ve Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde yaşananların etnik temizlik olduğu görüşünü paylaşıyor. Bu hukuki nitelendirme, onlarca milyon dolarlık yasaklı mallardan çok daha derin etkilere sahip. İngiltere’nin şu anda karşı karşıya olduğu soru, yasağın İsrail için ekonomik açıdan acı verici olup olmadığından ziyade hurma ve şarapla hiçbir ilgisi olmayan diğer dosyalarda bunun bedelini ödemeye hazır olup olmadığıdır.

Gazze konusuna gelince sol kanattan İşçi Partisi’nin taleplerine kapıyı kapalı tutan Miliband, soykırım suçlamaları karşısında İngiltere'nin tutumunun, bunun incelenmesi için ‘kapsamlı ve sağlam bir süreci’ desteklemek olmaya devam ettiğini, bu meselenin yerinin öncelikle Uluslararası Adalet Divanı olduğunu ve Londra'nın mahkemenin kararına ulaşmasını desteklediğini kaydetti.

İkinci önemli gelişme ise İngiltere'nin bu adımda yalnız hareket etmemiş olmasıydı. Aynı gün Londra, Paris ve Ottawa'nın öncülük ettiği, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç'in de katıldığı ortak bir bildiri yayımlandı. Bildiri, ulusal tedbirler ve Avrupa çapındaki eylemler aracılığıyla yerleşim yerlerindeki malların ticaretini kısıtlamaya yönelik 12 ülkenin hareketini duyururken İrlanda, İspanya, Hollanda, Norveç ve Belçika'nın attığı adımları memnuniyetle karşılıyor ve Filistin topraklarının ilhakı ile sakinlerin zorunlu göçe tabi tutulması seviyesine varan eylemlere ‘kararlılıkla’ karşı çıkıyor. İsrail'in Haaretz gazetesine göre Fransa, yerleşim ürünlerine Avrupa Birliği düzeyinde kısıtlamalar getirilmesine yönelik Fransa-İsveç girişiminin sonuçsuz kalmasının ardından İngiliz bildirisine katıldı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinin adımlarının arkasındaki doğrudan itici güç, İsrail'in geçen yıl 3 bin 400'den fazla konut için nihai onay verdiği ve son olarak yaklaşık bin 200 konut için ihale açtığı Kudüs'ün doğusundaki ‘E1’ projesidir. Avrupalılar bu projenin Batı Şeria'nın kuzeyini güneyinden ayırdığını ve Doğu Kudüs ile bağını kestiğini düşünüyor.

Raporlar, yasağın İngiltere'nin tutumunu Uluslararası Adalet Divanı'nın Temmuz 2024'te yayımladığı istişari görüşüyle uyumlu hale getirmeyi amaçladığını belirtiyor; ancak yasağın İsrail üzerindeki mali etkisi, Londra'nın bunun siyasi zahmetine katlanmasına değer mi?

Rakamların okunması, yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor. İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti, 3,5 milyar sterlini İngiltere'nin ihracatı ve 2,4 milyar sterlini ithalat olmak üzere geçtiğimiz mart ayında sona eren mali yılda yaklaşık 6 milyar sterlini (8 milyar dolardan fazla) buldu. İsrail, toplam ticaretinin yüzde 0,3'ü ile İngiltere'nin 43 ortağı konumunda. Yerleşim ürünleri ise 2005 yılından bu yana zaten imtiyazlı gümrük muamelesinden mahrum bırakılıyor ve İngiltere'nin bunlarla yaptığı toplam ticaret yaklaşık 38 milyon sterlini buluyor. Bu nedenle internet sitesi Common Dreams, İngiliz diplomatların kendi aralarındaki görüşmelerde paketin ‘çoğunlukla sembolik’ olduğunu kabul ettiklerini aktarırken, malların menşeinin Yeşil Hat içindekiler ile dışındakiler olarak ayırt edilmesi sorunu, Dışişleri Bakanlığı’nın sıklıkla arkasına sığındığı idari engel olmaya devam ediyor.

Dolayısıyla maliyet, rakiplerin aradığı yerde değil. Huckabee'nin, bu adımın Amerikan eyaletlerinin çoğunda çalışan İngilizlere, özellikle de Florida'yı işaret ederek büyük zarar vereceğini söylediği tehdidi oldukça açıktı. Cumhuriyetçi Milletvekili Randy Fine da konuyu ele alarak, eyalet yasama meclisinden geçirdiği bir yasanın, boykota uyan herhangi bir İngiliz şirketinin Florida'daki herhangi bir devlet kurumuyla iş yapmasını engellediğini yazdı ve İngiliz politikasını Londra'ya milyarlarca dolara mal olabilecek "bir kibir projesi" olarak nitelendirdi. Washington, Londra'yı gizlice geri adım atmaya çağırdı, ancak görünüşe göre Andy Burnham adımıyla ilerlemeye karar verdi.

İsrail tarafında Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İsrail'in kendisine karşı harekete geçtiği sürece İngiltere’ye karşı misilleme yapacağını ve ülkesinin bu araçlara sahip olduğunu söyledi. Ayrıca Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Netanyahu'yu Arjantin'in Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanımaya ve ‘işgal’ sürdüğü sürece Britanya'ya yaptırım uygulamaya çağırdı. ABD Başkanı Donald Trump ise GB News kanalına yaptığı açıklamada, Arjantin'in takımadaları işgal etmesi durumunda İngiltere’yi desteklemeyeceğini belirterek, bunun gerekçesi olarak Londra'nın, Washington ve Tel Aviv'in şubat ayında İran'a karşı başlattıkları savaşta yanında durmamasını gösterdi. İngiltere için gerçek maliyet, marjinal bir ticaret dosyasına misilleme olarak açılan egemenlik ve güvenlik dosyalarıdır.

İç siyasette Miliband nispeten sağlam bir zeminde duruyor. YouGov tarafından gerçekleştirilen ve 6 bin 142 kişinin katıldığı anket, katılımcıların yüzde 50'sinin yerleşimlerle ticarete yasak getirilmesini desteklediğini, yüzde 16'sının karşı çıktığını ve yüzde 34'ünün fikri olmadığını gösterdi; bu destek parti sınırlarını aşarak Muhafazakâr ve Reform partisi seçmenlerinin çoğunluğunu da kapsıyor. Opinium tarafından yapılan ve Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından yayınlanan bir başka anket ise yüzde 46 destek ve yüzde 18 karşıtlık kaydetti. Ayrıca İşçi Partisi'nden yaklaşık 140 milletvekili haziran ayında yasak talebinde bulunan bir mektup imzalamıştı.

Buna karşılık muhalefetin argümanı ekonomik değil, güvenlik odaklı. Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, İsrail'in ‘en önemli istihbarat ortaklarımızdan biri’ olduğunu ve güvenlik bakanıyken onunla yapılan iş birliği sayesinde birçok olayın yaşanmadığını söyledi. Terörle mücadele mevzuatının bağımsız denetçisi Jonathan Hall, İsrail'i parya bir devlete dönüştürerek ‘kazanı karıştırmanın’ yeniden alevlenmeye yol açabileceği konusunda uyarıda bulunarak, Manchester'daki Heaton Park saldırısının henüz bir yıl önce gerçekleştiğini hatırlatırken aynı zamanda bazı yerleşimcilerin yürüttüğü şiddetin ‘terörizm düzeyine ulaştığını’ vurguladı. Muhafazakâr Parti içindeki ‘İsrail'in Dostları’ grubu, hükümetin adımını ‘ahlaki olarak haksız’ bulurken, İşçi Partisi içindeki ‘İsrail'in Dostları’ grubu, uygulamanın zorluğuna ve bunun hem İngilizler hem de Filistinliler üzerindeki geri tepme etkisine dikkati çekti.

Burnham solundan da bir baskı söz konusu. Zack Polanski liderliğindeki Yeşil Parti yasağı yeterli bulmuyor. Aynı şekilde paketi, kapsamlı bir silah ambargosu içermediği ve Gazze'de yaşananları adıyla anmadığı sürece gecikmiş ve kusurlu olarak nitelendiren ‘Filistin Dayanışma Kampanyası’ da bu görüşü paylaşıyor.

Londra ile İsrail arasında istihbarat kanalının kesildiğine dair henüz resmi olarak açıklanan bir olay yok; bahsedilenler gerçekleşen bir etki değil, potansiyel tehlikelerdir. Ayrıca iki ülke arasındaki güvenlik iş birliği sadece tek bir tarafa değil, her iki tarafa da hizmet etmiştir. İngiltere hükümetinin Orta Doğu ve Kuzey Afrika Sözcüsü Jocelyn Waller, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkinin yeni yaklaşımının yalnızca iki devletli çözümün uygulanmasını tehdit eden unsurlarla sınırlı olduğunu ve uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen İsrail yerleşimleriyle olan ilişkiyi kapsadığını belirtti.

Burnham'ın önünde bugün uygulanması kolay olmayan ve farklı anlamlar taşıyan üç yol bulunuyor. Birincisi; hizmetleri, yatırımı, tedarik zinciri boyunca gerçek icra yetkilerini içeren ve muhtemelen Doğu Kudüs ile Golan Tepeleri'ni de kapsayacak şekilde genişletilebilecek bir temel mevzuat aracılığıyla yasağın geçirilmesidir. Bu yol, İngiltere'yi Uluslararası Adalet Divanı'nın görüşüyle uyumlu hale getirebilir ve ara seçimler öncesinde parlamentodaki baskıyı dindirebilir, ama bunun maliyeti değerli parlamento zamanı, Washington ile açık bir çatışma ve Florida gibi eyaletlerin yasaları olacaktır.

İkinci yol ise kontrollü çevreleme, yani içeriğin darlığını telafi eden yüksek perdeli bir siyasi dille birlikte, daha hızlı bir düzenleyici araçla yalnızca malların yasaklanmasıdır. Bu durum Tel Aviv ile güvenlik kanalını ve Beyaz Saray ile ilişkiyi koruyabilir, ancak maliyeti, diplomatların kendilerinin de söylediği gibi önlemin sembolik bir niteliğe bürünmesi ve Yeşiller’e hazır bir mühimmat sağlaması olacaktır.

Üçüncü yol ise Uluslararası Adalet Divanı'ndaki (UAD) duruşmalara katılmak veya kapsamlı bir silah ambargosu uygulamak suretiyle hukuki tırmanıştır. Ki bu en düşük ihtimal, çünkü bizzat Miliband, İngiliz kaynakların aktardığına göre ülkesinin Gazze süreci üzerindeki nüfuzunun sınırlılığını kabul ediyor.

Burnham, birinci ve ikinci yolun bir kombinasyonuna başvurabilir: Başlıkta iddialı bir duyuru, mallarla başlayan ve hizmetler ile yatırımı daha uzun bir yasama sürecine erteleyen kademeli bir uygulama. Londra'nın niyetlerine dair belirleyici işaret, icra araçlarının metninde, yani yasağın gerçekten finansman, sigorta ve reklamı kapsayıp kapsamayacağında, yalnızca ithalatçıları değil distribütörleri ve perakendecileri hedef alıp almayacağında ve Doğu Kudüs ile Golan Tepeleri’ni kapsayıp kapsamayacağına bağlı olacak.

Londra, en zorlu siyasi savaşa girmek için en zayıf ekonomik kozlarını seçmiş gibi görünüyor. Yasak konulan ticaret hacmi, rakamlarda neredeyse hiç görünmezken, olası faturalar; bir istihbarat kanalı, Güney Atlantik'teki adalarda egemenlik ve uzak bir Amerikan eyaletinin mevzuatı gibi hurma ve şarapla hiçbir ilgisi olmayan dosyalara asılmış durumda. İşin en kötü yanı ise iki devletli çözümü korumak için tasarlanan bir karar, Tel Aviv'de, 27 Kasım'da zorlu bir oylama ile karşı karşıya olan ve dünyaya karşı İsrail'in savunucusu rolünü üstlenen Başbakan Binyamin Netanyahu için seçim hediyesi olarak okunabilir.