BRICS Zirvesi bugün Yeni Delhi’de başlıyor

Yeni Delhi’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping için hazırlanan bir afiş (AFP)
Yeni Delhi’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping için hazırlanan bir afiş (AFP)
TT

BRICS Zirvesi bugün Yeni Delhi’de başlıyor

Yeni Delhi’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping için hazırlanan bir afiş (AFP)
Yeni Delhi’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping için hazırlanan bir afiş (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bugün Yeni Delhi’ye gelerek Hindistan, Rusya ve İran liderleriyle birlikte, gündeminde çatışmalar, ticaret ve enerji dosyalarının öne çıkacağı BRICS Zirvesi’ne katılacak.

Zirvenin bugün başlayıp iki gün sürmesi beklenirken, şubat sonlarında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan Ortadoğu savaşı ile Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana devam eden savaşın, küresel ticaret ve petrol fiyatlarında yol açtığı dalgalanmalarla birlikte görüşmelere damga vurması bekleniyor.

Şi’nin ziyareti başlı başına önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Zira bu, Çin liderinin 2019’dan bu yana Hindistan’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olacak. Ziyaret, Himalayalar’daki ihtilaflı sınır boyunca iki ülke arasında yaşanan ve altı yıl önce kanlı çatışmalara sahne olan askeri gerilimin ardından, rakip iki ülke arasındaki yavaş ilerleyen yakınlaşma sürecinde önemli bir adım niteliği taşıyor.

Yeni Delhi’deki Bharat Mandapam Kongre Merkezi’nde BRICS ülkelerinin bayrakları (AP)
Yeni Delhi’deki Bharat Mandapam Kongre Merkezi’nde BRICS ülkelerinin bayrakları (AP)

Nükleer silahlara sahip iki Asya devi arasındaki ilişkiler, uçuşların yeniden başlatılması, üst düzey temasların ve vize işlemlerinin yeniden devreye alınması konusunda varılan anlaşmaların ardından kademeli olarak iyileşme gösterdi. Pekin yönetimi dün yaptığı açıklamada, “Çin, iletişimi güçlendirmek, iş birliğini pekiştirmek ve farklılıkları uygun şekilde ele almak suretiyle Hindistan ile birlikte çalışmaya hazır” ifadesini kullandı.

Bununla birlikte, devam eden sınır anlaşmazlıklarının gölgesinde ilişkilerdeki güvensizlik büyük ölçüde varlığını koruyor. İki ülke, Çin’in Tibet bölgesinin sınırında yaklaşık 3 bin 500 kilometre boyunca uzanan ihtilaflı sınır hattında askeri konuşlanmalarını sürdürüyor.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı’na göre Şi, bugün Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile doğrudan görüşmeler gerçekleştirecek.

Onlarca Tibetli ise dün Yeni Delhi’de Şi’nin ziyaretini protesto etti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre göstericiler, Çin liderinin ziyaretine karşı çıkan pankartlar taşıdı. Göstericiler, 1959’da Çin’in baskı kampanyasından kaçarak Hindistan’a yerleşen ve sürgünde yaşayan ruhani liderleri Dalay Lama gibi Tibet’ten sürgün edilmiş durumda.

BRICS, 2009’dan beri

BRICS, ABD ve Batılı güçlerin hâkim olduğu G7 gibi oluşumların dışında, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'den oluşan büyük gelişmekte olan ekonomileri bir araya getirmek amacıyla 2009’da kuruldu. Güney Afrika da kısa süre sonra oluşuma katıldı.

Oluşum daha sonra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İran’ın yanı sıra diğer ülkeleri de kapsayacak şekilde genişledi.

Yeni Delhi’de bir polis devriyesi (EPA)
Yeni Delhi’de bir polis devriyesi (EPA)

Zirvenin düzenlenmesinden önce Modi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ı kabul etti. Pezeşkiyan, “Bir ülke ticareti, enerjisi, altyapısı ve finans sistemi üzerinde siyasi ve ekonomik baskılara maruz kaldığında, bunun sonuçları sınırlarını aşar” dedi.

İran, savaşın başlamasından bu yana küresel enerji arzı açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutuyor. Bu durum petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açarken, Brent petrolünün varil fiyatı bu hafta yeniden 100 doların üzerine çıktı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 23 Ekim 2024 tarihinde Rusya’da düzenlenen bir önceki zirvede (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, 23 Ekim 2024 tarihinde Rusya’da düzenlenen bir önceki zirvede (Reuters)

Bu savaş, BRICS üyeleri arasında bölünmeye yol açıyor. Rusya ve Çin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Tahran’a ve İran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülkelere yönelik, İran ekonomisini boğmayı amaçlayan ağır yaptırımlarına rağmen İran’la ticaret yapmayı sürdürüyor.

Hindistan hükümetine yakın Observer Research Foundation’da analist olarak görev yapan Harsh Pant, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu çatışma, zirvedeki temel ayrışma noktası olacak” dedi.

Öte yandan Modi dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Rus liderin Hindistan’a gerçekleştirdiği son ziyaretin üzerinden altı ay geçtikten sonra yapıldı. Yeni Delhi yönetimi, iki liderin Ortadoğu ve Ukrayna konusunda ‘görüş alışverişinde bulunduğunu’ belirterek, Modi’nin ‘çatışmaların yalnızca diyalog ve diplomasi yoluyla çözülebileceğini’ bir kez daha vurguladığını bildirdi.

Hindistan, Moskova’nın geleneksel müttefiklerinden biri olarak öne çıkarken, petrol gelirlerinin Moskova’nın Ukrayna’daki savaşını finanse etmesine imkân sağladığı gerekçesiyle ABD’nin uyguladığı yaptırımlara rağmen Rus petrolü ithalatını sürdürdü.

Bu durum, Yeni Delhi’nin Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı enerji krizini aşmasına yardımcı oldu.



Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra bitecek

ABD Başkanı Donald Trump Dublin'de (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump Dublin'de (EPA)
TT

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra bitecek

ABD Başkanı Donald Trump Dublin'de (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump Dublin'de (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Dublin'de gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile yaşanan savaşın kasım ayında yapılması planlanan Kongre ara seçimlerinin hemen ardından sona ereceğine inandığını ve savaşın bitimiyle birlikte petrol fiyatlarının keskin bir şekilde düşeceğini yineledi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Trump'ın açıklamalarında, "Bence bu çok yakında gerçekleşecek. Muhtemelen ara seçimlerin hemen ardından olacaktır. Seçimleri zorlaştırmak için mümkün olduğunca direnmeye çalışıyorlar. Ancak sanırım insanlar bunun farkında. Bu gerçekleştiğinde petrol fiyatları çökecek" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, savaş sona erdiğinde petrol fiyatlarının keskin bir şekilde düşeceğini ve piyasanın normale döneceğini söyledi.


Grönland ve Hakikat saati: Avrupa Washington’dan stratejik olarak bağımsızlaşabilir mi?

 (Google Haritalar)
(Google Haritalar)
TT

Grönland ve Hakikat saati: Avrupa Washington’dan stratejik olarak bağımsızlaşabilir mi?

 (Google Haritalar)
(Google Haritalar)

Antoine el Hac

İlk bakışta Grönland, dünyanın en kuzeyinde yer alan, iki milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümüne karşın yalnızca 57 bin kişinin yaşadığı, uzak ve buzlarla kaplı bir ada gibi görünebilir. Ancak ada çevresinde yaşananlar artık Danimarka Krallığı içinde özerk yönetime sahip bölgenin geleceğiyle sınırlı bir mesele olmaktan çıktı. Grönland giderek Avrupa’nın, stratejik çıkarlarını Amerikalı müttefikine tamamen bağımlı olmadan savunma kapasitesinin gerçek bir testine dönüşüyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in kısa süre önce adanın başkenti Nuuk’a yaptığı ziyaretin önemi de buradan kaynaklanıyor. Von der Leyen’in iletişim, temiz enerji ve kritik ham maddelerin araştırılması gibi alanları kapsayan Grönland projelerine 200 milyon avro tahsis edileceğini açıklaması yalnızca ekonomik bir girişim değildi. Bu aynı zamanda açık bir siyasi mesajdı: Avrupa, Arktik bölgesinde daha güçlü bir varlık göstermek, jeopolitik önemi giderek artan bu bölgede nüfuz sahibi olmak ve Grönland ile Danimarka’nın dış baskılar karşısında yanında durmak istiyor. Buradaki dış baskının adresi ise ABD.

Grönland’ın konumu ve Arktik buzullar

Von der Leyen, “Avrupa, Grönland ve Arktik bölgesinde daha fazla varlık göstermeyi ve angaje olmayı seçti” dedi. Grönland’ın geleceğine, “başka hiç kimsenin değil”, Grönland halkının ve Danimarka’nın karar vereceğini vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın adını doğrudan anmaktan kaçınsa da mesajının muhatabının Washington olduğu açıktı.

Trump’ın yılın başında Grönland’ın kontrolünü ele geçirme yönündeki isteği Avrupa’da şok etkisi yarattı. Sorun, ABD’nin bu yöndeki talebinden çok, Cumhuriyetçi başkanın “projesini” ifade etme biçimiydi. Özellikle de hedefine ulaşmak için güç kullanımını dışlamaması, Avrupa’da büyük tepki yarattı.

Avrupalılar bir anda göz ardı edilmesi zor bir çelişkiyle karşı karşıya kaldı: Güvenlik ve savunma açısından bel bağladıkları müttefik, aynı zamanda NATO ve Avrupa Birliği üyesi Danimarka’ya, kendisine bağlı özerk bir bölgenin geleceği konusunda baskı uyguluyordu.

Grönland’ın önemi, Arktik bölgesine açılan güneybatı kapısı olmasından kaynaklanıyor. Küresel ısınmanın etkisiyle buzulların erimesi, ticari açıdan büyük önem taşıyan yeni deniz rotalarının açılmasına yol açarken, bölge aynı zamanda zengin mineral kaynaklarına ve stratejik ham maddelere ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle büyük güçler, gelecekte ortaya çıkabilecek jeopolitik ve jeoekonomik gelişmeleri öngörerek Arktik bölgesini askerileştirme yarışına giriyor.

Dolayısıyla Grönland yalnızca Avrupa’nın Danimarka’yı koruma ya da toprak bütünlüğü ve egemenlik ilkesini savunma kapasitesini sınamıyor. Ada, Avrupalıların uzun süredir yanıtlamaktan kaçındığı daha büyük bir soruyu da gündeme getiriyor: Avrupa, ABD’den bağımsız bir stratejik güç haline gelebilir mi?

Avrupa Birliği’nin girişimi

Avrupa, Arktik bölgesinin kaynaklarının gelecekteki sanayi ve teknoloji rekabetinde belirleyici olacağının farkında. Nadir toprak elementleri ve kritik ham maddeler, yeşil dönüşüm ve dijital endüstriler açısından hayati önem taşıyor. Antoine el Hac'ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre bunun yanı sıra Arktik deniz yollarının dünya ticareti ve küresel güvenlik açısından önemi de giderek artıyor. Bu nedenle Avrupa bölgeyi ABD, Rusya veya Çin’e bırakmak istemiyor.

Brüksel’in Grönland’a yönelik açıkladığı 200 milyon avroluk paket de bu çabanın yalnızca başlangıcı. Avrupa Komisyonu, Grönland’a ayrılan finansmanın 2034 yılına kadar iki katından fazla artırılarak 530 milyon avroya çıkarılmasını önerdi. Bunun yanında eğitim, altyapı, balıkçılık, turizm, enerji, araştırma, siber güvenlik ve iklim değişikliğiyle mücadele alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi planlanıyor.

Ancak para tek başına Avrupa’nın bağımsızlığını sağlayamaz. Grönland bir sınavsa, Avrupa’nın bu sınavdaki başarısı, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını aşmasına, ekonomik gücünü siyasi ve güvenlik alanlarında nüfuza dönüştürmesine ve çıkarlarının en büyük müttefikinin çıkarlarıyla çatıştığı durumlarda hareket edebilmesini sağlayacak savunma ve sanayi kapasitesini oluşturmasına bağlı.

Bu, Ukrayna savaşının Avrupa’ya bıraktığı en önemli derslerden biri. Avrupa, kritik kapasite ve kaynaklarda başkalarına bağımlı olmanın siyasi bağımsızlığını sınırladığını ve karar alma yeteneğini kısıtladığını gördü. Grönland’da yaşananlar ise bu derse yeni bir bölüm ekliyor: Stratejik bağımsızlık, Atlantik’in diğer yakasıyla mutlaka kopuş anlamına gelmiyor; çıkarların çatıştığı durumlarda “hayır” diyebilecek kapasiteye sahip olmak anlamına geliyor.

Coğrafya, kaynaklar ve güvenlik

Bu nedenle Grönland, yüzölçümü ve nüfusunun ortaya koyduğundan çok daha önemli bir konuma sahip. Ada; coğrafyanın kaynaklar, güvenlik ve egemenlikle kesiştiği, ABD, Avrupa, Rusya ve Çin’in çıkarlarının karşı karşıya geldiği kritik bir noktada bulunuyor. Daha da önemlisi, Grönland Avrupa’yı adeta aynanın karşısına geçirerek bir dönüm noktasıyla yüzleştiriyor.

Brüksel, Grönland’daki varlığını gerçek bir ekonomik, siyasi ve güvenlik ortaklığına dönüştürebilir; Danimarka’nın ve ada halkının çıkarlarını Washington’la ciddi bir çatışmaya girmeden savunabilirse, uzun süredir özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından dile getirilen stratejik bağımsızlık hedefi doğrultusunda önemli bir adım atmış olacak.

Buna karşılık Avrupa yalnızca açıklamalar ve sınırlı yatırımlarla yetinir, güvenlik açısından ABD’nin gücüne bağımlı olmaya devam ederse, “stratejik bağımsızlık” siyasetçilerin tekrarladığı bir slogandan öteye geçemeyecek.

Grönland, dolayısıyla buzlarla kaplı bir ada uğruna verilen mücadeleden çok daha fazlası. Asıl mesele, Avrupa’nın Amerikan şemsiyesi altında öncelikle ekonomik bir güç olarak kalmayı mı sürdüreceği, yoksa nihayet kendi çıkarlarını koruyabilecek jeopolitik bir güce mi dönüşeceği.


Putin: Ukrayna'ya Avrupa Birlikleri konuşlandırılması "Rusya'ya karşı savaş anlamına gelir"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin: Ukrayna'ya Avrupa Birlikleri konuşlandırılması "Rusya'ya karşı savaş anlamına gelir"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yaptığı açıklamada, Ukrayna'ya Avrupa birliklerinin konuşlandırılmasının "Rusya'ya karşı savaş anlamına geleceği" uyarısında bulunurken, Moskova'nın Avrupa ülkeleri için "bir tehdit oluşturmadığını" vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Rus haber ajanslarından aktardığına göre Putin, "(Avrupalı liderler) şu anda Ukrayna topraklarına asker gönderme yollarını müzakere ettiklerini söylüyorlar. Bu, Rusya'ya karşı savaş demektir" ifadelerini kullandı.