ABD'nin İsrail'e 2,8 milyar dolarlık yeni silah satışına onay vermesi bekleniyor

Kiev yakınlarındaki bir askeri havalimanına ulaşan ABD silah sevkiyatı (Arşiv- Reuters)
Kiev yakınlarındaki bir askeri havalimanına ulaşan ABD silah sevkiyatı (Arşiv- Reuters)
TT

ABD'nin İsrail'e 2,8 milyar dolarlık yeni silah satışına onay vermesi bekleniyor

Kiev yakınlarındaki bir askeri havalimanına ulaşan ABD silah sevkiyatı (Arşiv- Reuters)
Kiev yakınlarındaki bir askeri havalimanına ulaşan ABD silah sevkiyatı (Arşiv- Reuters)

ABD'nin, İsrail'e yaklaşık 2,8 milyar dolar değerinde yeni bir silah satışına onay vermeye hazırlandığı ve pakette 40 bin adet 2 bin librelik (yaklaşık 1 ton) bomba bulunduğu bildirildi.

ABD basınında yer alan haberlere göre, Amerikan vergi mükelleflerinin ödediği kaynaklarla finanse edilecek paket, Batı'nın cephaneliğindeki en ağır yıkıcı mühimmatlar arasında yer alan silahları içeriyor. Pakette 20 bin adet MK-84 tipi bomba, 20 bin adet BLU-117 tipi bomba ve tahkimatları delmek amacıyla kullanılan I-2000 Penetrator tipi 20 bin savaş başlığı bulunuyor.

The New York Times'ın bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre, Başkan Donald Trump yönetiminin söz konusu silah satışına onay verdiği belirtildi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili ise yaptığı açıklamada, "Tüm dış askeri satışlar, yürürlükteki prosedürler doğrultusunda ilerlemektedir" dedi. Yetkili, henüz tamamlanma aşamasında olan satışlara ilişkin ise yorum yapmaktan kaçındı.

Silah paketine ilişkin haberler, ABD Savunma Bakanlığının İran'daki savaşla bağlantılı olarak mühimmat sıkıntısı yaşandığını kabul ettiği bir dönemde gündeme geldi. Washington yönetiminin 28 Şubat ile 30 Haziran tarihleri arasında mühimmat için 22,3 milyar dolar harcadığı bildirildi.

Trump yönetimi, Şubat 2025'te İsrail'e bomba, füze ve bunlarla bağlantılı ekipmanların da yer aldığı 7,4 milyar dolarlık silah satışına onay verdi. Söz konusu pakette MK-84 tipi mühimmat da bulunuyordu.

Joe Biden yönetimi, Gazze'de sivil kayıplara ilişkin endişeler nedeniyle 2 bin librelik bombaların sevkiyatlarından birini askıya almıştı. Trump yönetimi ise 2025'in başında göreve gelmesinin ardından söz konusu bombaların İsrail'e teslim edilmesine onay verdi.



Trump, “Nobel Barış Ödülü”nü hak ettiğini savundu ancak ödülü alma ihtimalini sorguladı 

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
TT

Trump, “Nobel Barış Ödülü”nü hak ettiğini savundu ancak ödülü alma ihtimalini sorguladı 

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada Nobel Barış Ödülü’nü kazanmayı hak ettiğini söyledi, ancak ödülü alma ihtimali konusunda şüpheler bulunduğunu da kabul etti.

Norveç Nobel Komitesi tarafından cuma günü açıklanacak 2026 ödülüne ilişkin konuşan Trump, “Kararlarının ne olacağını bilmiyorum. Benim gibi insanlara ödülü vermemeleriyle tanınıyorlar” ifadelerini kullandı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana, dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olarak nitelendirdiği Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini defalarca dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Artık zamanı geldi... Ancak geçen sefer ödülü kazanan kişinin bunu dolaylı olarak bana takdim etmesinden büyük onur duydum. Kendisi tarihte bu ödülü Başkan Trump’tan daha fazla hak eden hiç kimsenin olmadığını söyledi” dedi.

Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado, Venezuela’daki çabaları için ABD desteği sağlamaya çalıştığı dönemde, 2025 Nobel Barış Ödülü madalyasını ocak ayında Trump’a vermişti.

Trump, göreve başlamasından bu yana sekiz çatışmanın çözümüne yönelik girişimlerde bulunması nedeniyle ödülü hak ettiğini düşünüyor.

Kamboçya, İsrail ve Pakistan liderleri Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiklerini açıkladı. Ancak bu iddiaların doğruluğunu teyit etmenin bir yolu bulunmuyor.

Trump’ın çözdüğünü söylediği bazı çatışmalardaki taraflar, ABD Başkanı’nın diplomatik rolünü sorguluyor. Bu bölgelerin bazılarında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Kamboçya-Tayland sınırı da dahil olmak üzere, çatışmalar yeniden başladı.

Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk gününde sona erdireceğini vaat ettiği Rusya-Ukrayna savaşını ise çözüme kavuşturamadı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da yedi aydır devam eden bir çatışmayı tetikledi; bu durum küresel enerji arzında aksamalara ve kasım ayındaki ara seçimler öncesinde gaz fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Bu yılki Nobel Barış Ödülü için öne çıkan adaylar arasında Papa Leo, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Filistin toprakları için Birleşmiş Milletler Özel Raportörü de bulunuyor.


Hürmüz, ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendiriyor

USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Hürmüz, ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendiriyor

USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)

Hürmüz Boğazı, tarafların karşılıklı açıklamalarıyla ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendirdi. Söz konusu açıklamalar, dünyadaki en önemli enerji geçiş noktalarından birinde seyrüseferin geleceğinin dışında, Tahran'ın "kırmızı çizgi" olarak nitelediği uranyum zenginleştirme konusuna kadar uzandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün yaptığı açıklamada, İran'ın boğaz üzerindeki "tam kontrolü kaybettiğini" belirterek, stratejik su yolundaki petrol trafiğinin savaşın patlak vermesinden önceki seviyelere yaklaştığını vurguladı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD Başkan Yardımcısı JD Vance verdiği demeçte, İran'ın ticari gemileri hedef alarak petrol ve gaz akışını aksatma girişimlerinin sevkiyatı geniş çapta durdurmayı başaramadığını ifade etti.

Washington, nükleer dosya üzerindeki baskısını sürdürüyor. Vance, İran'ın uranyum zenginleştirme konusunda somut taahhütlerde bulunması gerektiğini belirterek, nükleer silah üretimine yol açabilecek düzeydeki zenginleştirmenin durdurulmasını olası bir uzlaşmanın temel şartı olarak değerlendirdi.

Üst düzey bir İranlı yetkili ise Vance'e cevap vermekte gecikmedi. Reuters’da yer alan açıklamasında yetkili, ABD'nin İran'ın uranyum zenginleştirme hakkını tanımasının Tahran için kırmızı çizgi olduğunu ve İran'ın bu ilkeden "esneklik göstermeyeceğini" belirtti; ancak zenginleştirmenin detayları ve seviyelerinin daha sonraki bir aşamada müzakere edilmesine açık kapı bıraktı.


Engellere ve yaptırımlara rağmen Hizbullah'a İran parası

Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
TT

Engellere ve yaptırımlara rağmen Hizbullah'a İran parası

Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)

Konu hakkında bilgili kaynaklar, ABD'nin Tahran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırmasına ve Lübnanlı müttefikine para ulaştırmanın giderek zorlaşmasına rağmen, Lübnan Hizbullahı'nın İran'dan fon aldığını bildirdi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Hizbullah, bu yıl İsrail ile yaşanan savaştan ötürü yerinden edilen Lübnanlılara yardım etmek amacıyla geçen ay İran'dan 200 milyon dolar aldı. Parayı aktaran aracılar, normal komisyonun dört katı olarak %20 oranında bir komisyon aldıklarını ifade etti. Hizbullah'tan bir yetkili ise yorum talebine cevaben, kaynağının ayrıntılarına girmeden bir miktar paranın tedarik edilebildiğini belirtti.

İlgili bir bağlamda, bakanlık düzeyindeki bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Lübnan'ın, bu ayın 20-22 Ekim tarihleri arasında ABD himayesinde Florida'da düzenlenecek Lübnan-İsrail askeri toplantısında, İsrail'in "Şakif" (Beaufort) Kalesi çevresindeki kasabalardan çekilmesini gündeme getireceğini ve böylece Lübnan ordusunun bu bölgelere konuşlanmasına imkân tanınmasını isteyeceğini vurguladı.

Kaynak, İsrail ordusunun "Sarı Hat" içinde yer alan kasabaları dozerlerle yıkmaya devam etmesinin ve buralarda kalan evleri sistematik olarak tahrip etmesinin de toplantının gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti.