Fransa’nın başkenti Paris ve diğer büyük kentlerde toplumsal gerilimin yeni bir aşaması yaşandı. Yüzlerce lisenin çevresi, güvenlik güçleri ile binlerce protestocu öğrencinin karşı karşıya geldiği alanlara dönüştü.
Gerilimin hızla artması, Başbakan Sébastien Lecornu hükümetinin sunduğu kemer sıkma bütçesine karşı kamu sektöründe ülke çapında düzenlenen grevle eş zamanlı olarak gerçekleşti.
Çatışmalarda çöp konteynerlerinden barikatlar kuruldu, güvenlik güçlerine çeşitli cisimler ve havai fişekler atıldı. Polis ise kalabalıkları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve cop kullandı. Resmî raporlara göre olaylarda onlarca kişi yaralanırken, yüzlerce genç gözaltına alındı.
Protestoların ilk kıvılcımı başkent çevresindeki Île-de-France bölgesinde ortaya çıktı. Ardından hareket kısa sürede Lille, Rennes, Lyon, Grenoble ve Nice gibi büyük kentlere yayıldı.
Fransa Millî Eğitim Bakanlığı, ülkede yaklaşık 400 lisenin olaylardan ve kapatma girişimlerinden etkilendiğini açıkladı. ÖGöstericiler, onlarca okulun girişini tahta kasalar ve konteynerlerle tamamen kapatarak öğrencilerin ve idari personelin içeri girmesini engelledi.
Eğitimde gözaltı: Krizin kökenleri ve öğrencilerin talepleri
Öğrenci hareketindeki bu patlama tesadüfi değildi. 15-18 yaş arasındaki lise öğrencilerinin uzun süredir dile getirdiği sorunların birikiminin ardından geldi.
Hareketin taleplerinin merkezinde eğitim kurumlarındaki koşulların kötüleşmesi bulunuyor. Paris’teki Lamartine Lisesi öğrencileri, krizin boyutunu yansıtan “Uyuduğumuzdan daha fazla ders saatimiz var” yazılı pankartlar taşıdı ve “Biz öğrenci miyiz, yoksa tutuklu mu?” diye sordu.

Protestocular, sınıflardaki aşırı yoğunluğa, öğretmen kadrosundaki ciddi eksikliğe ve izinli öğretmenlerin yerine yeterli sayıda yedek öğretmen bulunmamasına tepki gösteriyor. Ders programlarının da zaman zaman sabah 08.00’den akşam 18.00’e kadar uzandığı belirtiliyor.
Bazı okulların özellikle yoksul banliyölerdeki fiziksel koşullarının kötüleşmesi de krizi derinleştirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre öğrenciler, yeterli donanıma sahip olmayan ve son sıcak hava dalgalarında aşırı ısınan sınıflarda eğitim görmek zorunda kaldı. Talepler yalnızca öğrencilerin sorunlarıyla sınırlı kalmadı; öğrenciler, ağır çalışma yüklerine karşılık düşük ücret aldıklarını savundukları öğretmenlerine de destek verdi.

Seine-Saint-Denis: Banliyöler sınıfsal eşitsizliğin boyutunu test ediyor
Protestolar, başkentin düşük gelirli banliyölerinde, özellikle de tarihsel olarak ekonomik açıdan dezavantajlı olan kuzeydeki Seine-Saint-Denis bölgesinde daha sert bir hal aldı.
Saint-Denis kentindeki Paul Éluard Lisesi önünde yüzlerce maskeli öğrenci ile çevik kuvvet polisi arasında çatışma çıktı. Güvenlik güçlerine yoğun biçimde havai fişek atılırken, polis de kalkan ve coplarla karşılık verdi.
Siyasi yangın: Hükümet ile sol arasındaki karşılıklı suçlamalar
Okullardaki öfke kısa sürede Fransız Parlamentosu ve medyadaki siyasi tartışmaların merkezine yerleşti. Başbakan Sébastien Lecornu da krize müdahil olarak eğitim kurumlarındaki protestoların artmasını “sorumsuz ve kabul edilemez bir davranış” olarak nitelendirdi.
Lecornu, doğrudan radikal sol çizgideki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisini hedef aldı ve milletvekillerinin sokaktaki gerilimi körüklemede ve gençleri kaosa teşvik etmede rol oynayıp oynamadığını sorguladı.

Buna karşılık sol muhalefet ve işçi sendikaları hükümetin anlatısını reddetti. Genel İş Konfederasyonu (CGT) Genel Sekreteri Sophie Binet, gençler ile çalışanların öfkesinin “büyük ve meşru” olduğunu söyledi. Binet, hükümetin kemer sıkma bütçesi planlarının ülkeyi doğrudan “ekonomik durgunluk duvarına” sürüklediği uyarısında bulundu.
Sendikalar ayrıca yönetimin güvenlikçi yaklaşımını eleştirdi. Çevik kuvvet ve müdahale birliklerinin (CRS), masa ve öğretmen talep eden reşit olmayan öğrencilerle karşı karşıya getirilmesini “daha fazla şiddet olayının habercisi olan mutlak bir skandal” olarak nitelendirdi.
