İran, savaşı sona erdirmek için Katarlı arabulucular tarafından sunulan yeni bir anlaşmayı değerlendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5334624-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-sona-erdirmek-i%C3%A7in-katarl%C4%B1-arabulucular-taraf%C4%B1ndan-sunulan-yeni-bir
İran, savaşı sona erdirmek için Katarlı arabulucular tarafından sunulan yeni bir anlaşmayı değerlendiriyor
Tahran’da bir caddede İran Dini Lideri’nin resminin asılı olduğu bir tabelanın önünden araçlarıyla geçen insanlar (Reuters)
Müzakereler hakkında bilgi sahibi bir yetkili, Katarlı araabulucuların pazar günü İran’a, ABD ve İsrail’in ülkeye yönelik savaşını sona erdirmeyi amaçlayan yeni bir anlaşma taslağı sunduğunu, Tahran’ın taslağı değerlendirdiğini ve hafta sonuna kadar yanıt vermesinin beklendiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre yetkili, pazar günü Tahran’da gerçekleştirilen görüşme öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu hafta İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatabileceğine dair endişelerin bulunduğunu belirtti. Bölge ülkelerinin tırmanışı kontrol altına almak için yoğun çaba gösterdiğini ifade eden yetkili, savaşın sona erdirilmesi ve sükûnetin yeniden sağlanması için İran’ın öne sürdüğü şartların bu çabaların önündeki engellerden biri olduğunu kaydetti.
Tahran’da, Hürmüz Boğazı’ndaki ABD güçlerini tehdit eden bir propaganda pankartının asılı olduğu bir meydan (EPA)
Üst düzey bir İranlı yetkili dün yaptığı açıklamada, ülkesinin nükleer programını görüşmeyeceğini belirterek ABD’nin, Tahran’ın ‘savaşı kesin olarak sona erdirme’ şartlarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. İran Dini Lideri Mücteba Hamaney de Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüşmesinde ‘ne savaş ne barış’ durumunu sona erdirmek için çaba gösterilmesinin önemine dikkat çekerek, ‘Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün korunması’ gerektiğini ifade etti.
Buna karşılık Katar Dışişleri Bakanlığı, İran’a iyi niyetini ortaya koyması, Körfez ülkelerine yönelik tehditleri durdurması ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması çağrısında bulundu. Bakanlık, bu adımların arabuluculuk girişimlerinin başarıya ulaşması ve krizin diplomatik yollarla çözülmesi için gerekli koşulları oluşturacağını belirtti.
Moskova’da ise Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede müzakerelerdeki son gelişmeleri, Hürmüz Boğazı’nı ve enerji tedarikini ele aldı. Pezeşkiyan, ABD’nin bölgedeki askeri faaliyetleri ve adımlarının küresel enerji arzını ve piyasalarını ciddi biçimde aksattığını söyledi.
Düşmanlıktan ittifaka: Afganistan İran için nasıl stratejik bir derinliğe dönüştü?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5334640-d%C3%BC%C5%9Fmanl%C4%B1ktan-ittifaka-afganistan-i%CC%87ran-i%C3%A7in-nas%C4%B1l-stratejik-bir-derinli%C4%9Fe-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC
Düşmanlıktan ittifaka: Afganistan İran için nasıl stratejik bir derinliğe dönüştü?
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, Tahran (AFP)
Kemal Allam
1998 yılında, Taliban'ın kuzeydeki Mezar-ı Şerif şehrinde 10 İranlı diplomatı ve bir gazeteciyi öldürmesinin ardından İran güçleri Afganistan'ı işgal etmenin eşiğine gelmişti. Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani, 11 Eylül 2001 saldırılarına kadar 1990'ların büyük bir bölümünde Pakistan destekli Taliban'a karşı bir vekalet savaşı yürüttü. Amerikalı diplomatlar, Süleymani'nin bizzat ABD'ye sahada kritik istihbarat ve operasyonel destek sağlayarak Taliban'ı devirmesine yardım ettiğini doğruladı. İran ve Taliban arasındaki düşmanlık, Washington ve İran Devrim Muhafızları'nın ortak bir düşmana karşı iş birliği yaptığı bir noktaya ulaşmıştı.
Bugün, neredeyse otuz yıl sonra ise, denklem tersine döndü. İran, Taliban'ın en önde gelen askeri ve bölgesel müttefiki haline gelerek Pakistan'ı uzun süredir sahip olduğu etki konumundan uzaklaştırdı. Rusya ve Çin ise, Orta ve Güney Asya'daki Amerikan etkisine karşı koymak için Tahran-Kabil eksenine güveniyor. Amerika Birleşik Devletleri, ara dönem kongre seçimlerinin ardından İran'a karşı savaşını yeniden başlatmaya hazırlanırken, Tahran ve Taliban arasında gelişen ilişki, İran rejimine yeni bir stratejik derinlik sağlıyor.
Taliban gibi Şii karşıtı bir İslamcı hareket, İran ile bu kadar yakın bir ittifaka nasıl girdi? Cevap, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık ve aynı zamanda Tahran ile el-Kaide arasındaki uzun süreli bağları da ortaya koyuyor.
İran, Taliban'ın birincil müttefiki konumunu Pakistan'dan nasıl aldı?
Yaklaşık olarak 2010 yılında, üst düzey Amerikalı komutanlar, İran'ı Afganistan'daki NATO güçlerine karşı Taliban isyanını desteklemekle suçlamaya başladılar. Pakistan hareketi kucaklamış, ona güvenli bir sığınak sağlamış ve koalisyon güçlerine karşı zaferine katkıda bulunmuş olsa da, hareket üzerindeki kontrolü giderek azalırken, İran hem Pakistan hem de Amerikan istihbaratına karşı manevralarda üstünlük kazandı.
Amerikalılar, Afganistan'daki en önde gelen Şii gruplardan biri olan Hazara'lardan çok sayıda kişiyi yanlarında savaşmaları için saflarına kattılar; bu da İran'ın onları en azından Afganistan arenasında kendi tarafına çekmesini zorlaştırdı
Süleymani ve Devrim Muhafızları tarafından desteklenen ve Taliban rejiminin devrilmesine neden olan ABD liderliğindeki işgalden kısa bir süre sonra, Tahran ve Washington arasında Afganistan'ın gelecekteki yönetimi konusunda anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başladı ve Süleymani ile ABD ordusu arasındaki iş birliğini baltaladı. Ancak, bu ortaklığın çöküşünde en önemli faktör Irak oldu. Orada da Süleymani, Amerikalıların Saddam Hüseyin'i devirmesine yardım etmişti; ancak birkaç yıl sonra iki taraf, ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda farklı görüşlere sahipti.
Irak'taki çatışmanın doğasını büyük ölçüde Sünni-Şii ayrımı açıklarken, Afganistan'daki durum çok daha karmaşıktı. 11 Eylül saldırılarından sonra iktidara gelen ve Farsça konuşan Tacikler, Sünni Müslümanlardır ve İranlılarla yakın kültürel bağlarına rağmen, dini olarak aynı mezhebi paylaşmıyorlar. Buna karşılık, Amerikalılar, Afganistan'daki en önde gelen Şii gruplardan biri olan Hazara'lardan çok sayıda kişiyi yanlarında savaşmaları için saflarına kattılar; bu da İran'ın, en azından Afganistan arenasında, onları kendi tarafına çekmesini zorlaştırdı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'da Afganistan konusunda istişareler için düzenlenen “Moskova Formatı” toplantısında Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki'yi kabul ediyor, 5 Ekim 2026 (Reuters)
Bu arada, Molla Abdusselam Zaif'in “Taliban'la Hayatım” adlı kitabında anlattığı gibi, Taliban'ın Pakistan'a olan güveni azalıyordu. Zira Pakistan ordusu, Zaif de dahil olmak üzere birçok Taliban liderini tutuklamış ve onları Guantanamo’ya gönderen Amerikalılara teslim etmişti. Taliban liderliği, kendisine yönelik baskı arttığında Pakistan'ın liderlerini Amerika Birleşik Devletleri'ne teslim etmekten çekinmeyeceğini anladı.
Böylece hareket, yeni müttefikler ve hamiler aramaya başladı ve en şiddetli düşmanlarından ikisi olan İran ve Rusya'da potansiyel ortaklar buldu. Buna paralel olarak, Taliban Şii karşıtı ideolojik duruşunu gözden geçirmeye ve Afganistan içindeki Şii Müslümanlara karşı daha fazla hoşgörü göstermeye başladı.
Afganistan'daki artan Rus ve Çin yatırımlarıyla birlikte, özellikle Pekin, Pakistan'ın şahit olduğu karışıklıkların aksine, bu ülkenin istikrar kazanması için gayret etmeye yöneldi; zira Pakistan'daki karışıklık, Pekin'in Belucistan'daki yatırımlarını sekteye uğratmıştı
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Taliban'ın bakış açısına göre, Pakistan nihayetinde Batı destekli bir ordu tarafından yönetilen ve her zaman Amerikan politikalarıyla uyumlu hareket etmeye hazır bir ülkeydi. Tahran da burada bir fırsat yattığını gördü. Doksanlı yıllarda Pakistan'ın Afganistan’da baskın hale gelmesi ve İran'ın Afganistan arenasından dışlanmasının ardından, İran ve Süleymani bu yenilginin intikamını almak istediler. Bu durum, Afganistan-Pakistan sınırını aşan dağlarda saklanan el-aKaide'yi desteklemeyi de gerektiriyordu.
İran'ın Taliban ve el-Kaide'ye verdiği destek, güç dengesini değiştiriyor
Irak ve Afganistan'daki ABD askeri istihbaratının başında bulunan Korgeneral Michael Flynn, İran'ın el-Kaide'ye verdiği desteğe ve örgütün kalıntılarını Afganistan'dan Irak'a taşıma rolüne dair kanıt sunan ilk Amerikalı generaldi.
Adrian Levy, “Sürgün: Usame bin Ladin'in Kaçışı” adlı kitabında, İran Devrim Muhafızları'nın bin Ladin'in ailesini ve aralarında şu anda örgütün lideri olan ve hâlâ İran'da ikamet eden Seyfül Adl'in de bulunduğu diğer el-Kaide liderlerini koruma ve barındırma rolünü ayrıntılarıyla anlatıyor.
Afganistan'ın Herat eyaletinin Zinda Jan bölgesinde, Afganistan ve İran'ı birbirine bağlayan Herat-Khaf demiryolunun raylarının yakınındaki bir Taliban güvenlik görevlisi, 28 Eylül 2026 (AFP)
Kitap ayrıca, kaçan Taliban ve el-Kaide liderlerinin başlangıçta Pakistan'da nasıl kendilerine bir sığınak bulduklarını ve İran'ın onlar üzerindeki etkisini nasıl genişlettiğini de inceliyor.
2021'de Afganistan'daki Amerikan savaşı sona yaklaşırken, Tahran zaten Rusya ve Çin ile birlikte Afganistan'ın başlıca hamisi olarak ABD'nin yerini almaya çalışıyordu. Taliban liderliği, ordusunun hareketin liderlerinin aleyhine dönmesinden sonra Pakistan'dan intikam almak için yirmi yıl beklemişti. Taliban'a güvenli sığınaklar ve üsler sağlamasına rağmen, İslamabad, ABD'ye karşı ortak düşmanlık yoluyla hareketi başarıyla kendi safına çeken İran'a karşı zemin kaybetmeye başlıyordu.
Afganistan'daki artan Rus ve Çin yatırımlarıyla birlikte, özellikle Pekin, Pakistan'ın şahit olduğu karışıklıkların aksine, bu ülkenin istikrar kazanması için gayret etmeye yöneldi; zira Pakistan'daki karışıklık, Pekin'in Belucistan'daki yatırımlarını sekteye uğratmıştı. Çin, Çin-Afganistan sınırından Kabil'e ve oradan da İran'ın Bender Abbas Limanı’na uzanan yol ve demiryollarının inşasını finanse etti.
Rusya da, çatışmaların durduğu dönemlerde İran'a ikmal sağlamak için Afganistan üzerinden geçen kara koridorunu kullanıyor.
Tahran için ise Afganistan, Suriye üzerindeki kontrolünü kaybetmesinin ve Hizbullah'ın gücündeki keskin gerilemenin ardından İran'ın yeni bir stratejik derinliğe umutsuzca ihtiyaç duyduğu bir dönemde öne çıktı.
2022'de İran, Tacikistan'da Ebabil-2 insansız hava araçlarının üretildiği ve yaklaşık 6 bin Rus askerinin bulunduğu bir fabrika açtı. Bu düzenleme, İran'ı Kabil üzerinden Orta Asya'ya bağlamak için Afganistan topraklarına güveniyor.
İran'a karşı savaş yeniden başlarsa, Afganistan onun stratejik derinliği haline gelecektir. Tahran ve Kabil arasındaki ilişki, dini veya mezhepsel bağlardan ziyade güvenlik çıkarları ve karşılıklı bağımlılığa dayanıyor.
İronik bir şekilde, Taliban, Farsça konuşan gruplara ait olmayan Peştunların hakim olduğu bir hareket; yazarın Farsça konuşan Afgan gruplar olarak sınıflandırdığı Tacikler, Özbekler ve Hazarlar ise artık İran’ın destek hesaplarının dışında kaldılar.
İran'a karşı savaşın yeniden başlaması, Afganistan'ı bölgesel çatışmanın ön saflarına geri getirecektir.
İran, savaşı sona erdirmek için Katarlı arabulucular tarafından sunulan yeni bir anlaşmayı değerlendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5334624-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-sona-erdirmek-i%C3%A7in-katarl%C4%B1-arabulucular-taraf%C4%B1ndan-sunulan-yeni-bir
İran, savaşı sona erdirmek için Katarlı arabulucular tarafından sunulan yeni bir anlaşmayı değerlendiriyor
Tahran’da bir caddede İran Dini Lideri’nin resminin asılı olduğu bir tabelanın önünden araçlarıyla geçen insanlar (Reuters)
Müzakereler hakkında bilgi sahibi bir yetkili, Katarlı araabulucuların pazar günü İran’a, ABD ve İsrail’in ülkeye yönelik savaşını sona erdirmeyi amaçlayan yeni bir anlaşma taslağı sunduğunu, Tahran’ın taslağı değerlendirdiğini ve hafta sonuna kadar yanıt vermesinin beklendiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre yetkili, pazar günü Tahran’da gerçekleştirilen görüşme öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu hafta İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatabileceğine dair endişelerin bulunduğunu belirtti. Bölge ülkelerinin tırmanışı kontrol altına almak için yoğun çaba gösterdiğini ifade eden yetkili, savaşın sona erdirilmesi ve sükûnetin yeniden sağlanması için İran’ın öne sürdüğü şartların bu çabaların önündeki engellerden biri olduğunu kaydetti.
Tahran’da, Hürmüz Boğazı’ndaki ABD güçlerini tehdit eden bir propaganda pankartının asılı olduğu bir meydan (EPA)
Üst düzey bir İranlı yetkili dün yaptığı açıklamada, ülkesinin nükleer programını görüşmeyeceğini belirterek ABD’nin, Tahran’ın ‘savaşı kesin olarak sona erdirme’ şartlarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. İran Dini Lideri Mücteba Hamaney de Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüşmesinde ‘ne savaş ne barış’ durumunu sona erdirmek için çaba gösterilmesinin önemine dikkat çekerek, ‘Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün korunması’ gerektiğini ifade etti.
Buna karşılık Katar Dışişleri Bakanlığı, İran’a iyi niyetini ortaya koyması, Körfez ülkelerine yönelik tehditleri durdurması ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması çağrısında bulundu. Bakanlık, bu adımların arabuluculuk girişimlerinin başarıya ulaşması ve krizin diplomatik yollarla çözülmesi için gerekli koşulları oluşturacağını belirtti.
Moskova’da ise Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede müzakerelerdeki son gelişmeleri, Hürmüz Boğazı’nı ve enerji tedarikini ele aldı. Pezeşkiyan, ABD’nin bölgedeki askeri faaliyetleri ve adımlarının küresel enerji arzını ve piyasalarını ciddi biçimde aksattığını söyledi.
Oyların yüzde 50’si sayıldı: Netanyahu’nun ittifakı öndehttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5334593-oylar%C4%B1n-y%C3%BCzde-50%E2%80%99si-say%C4%B1ld%C4%B1-netanyahu%E2%80%99nun-ittifak%C4%B1-%C3%B6nde
İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, Kudüs’teki parti genel merkezinde, genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından basın mensuplarına açıklama yaptığı sırada bir yardımcısı kendisiyle konuşuyor (Reuters)
Oyların yüzde 50’si sayıldı: Netanyahu’nun ittifakı önde
İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, Kudüs’teki parti genel merkezinde, genel seçimlerde sandık çıkış anketlerinin açıklanmasının ardından basın mensuplarına açıklama yaptığı sırada bir yardımcısı kendisiyle konuşuyor (Reuters)
Seçim günü sandık çıkışında yapılan anketler, Binyamin Netanyahu’nun ittifakı ile rakibi Gadi Eisenkot’un liderliğindeki blok arasında büyük bir çekişme yaşandığını ortaya koydu. İki bloktan hiçbiri parlamentoda çoğunluğu elde etmeye yaklaşamadı.
İsrail Seçim Komisyonu tarafından bugün yayımlanan verilere göre görev süresi sona eren Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini belirleyecek seçimlerin ardından oyların yarısının sayılmasıyla Netanyahu’nun ittifakı muhalefet blokunun önüne geçti.
Oyların yüzde 50,1’inin sayılmasının ardından Netanyahu liderliğindeki sağcı Likud Partisi ve müttefikleri, 120 sandalyeli Knesset’te 56 sandalye elde etti. Muhalefet bloku 49 sandalyeyle ikinci sırada yer alırken Arap partileri 15 sandalye kazandı.
Ancak kısmi sonuçların önemli ölçüde değişebileceği belirtiliyor. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre sandık çıkışında yapılan çeşitli anketler iki siyasi blok arasındaki yarışın son derece çekişmeli geçtiğini ve taraflardan hiçbirinin parlamentoda çoğunluğu sağlayamadığını gösteriyor.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, bir gün önce düzenlenen ve oy sayımının hâlâ sürdüğü İsrail seçimlerinde Netanyahu’ya verdiği desteğin Başbakan’a önemli ölçüde yardımcı olduğunu söyledi.
Başkanlık uçağında gazetecilere konuşan Trump, Netanyahu hakkında, “Desteğimi açıkladığımda bunun ona çok yardımcı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة