ABD’nin Güney Carolina eyaletindeki nükleer laboratuvarda çıkan yangın, hava ve demir yolu ulaşımını aksattıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335013-abd%E2%80%99nin-g%C3%BCney-carolina-eyaletindeki-n%C3%BCkleer-laboratuvarda-%C3%A7%C4%B1kan-yang%C4%B1n-hava-ve-demir
ABD’nin Güney Carolina eyaletindeki nükleer laboratuvarda çıkan yangın, hava ve demir yolu ulaşımını aksattı
Güney Carolina eyaletinin Aiken kentindeki Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nın havadan görünümü (ABD Enerji Bakanlığı’nın internet sitesi)
ABD’nin Güney Carolina eyaletindeki Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nda dün çıkan yangın, hava ve demir yolu ulaşımında kısıtlamalara yol açtı. Daha önce nükleer bombaların temel bileşenlerinin üretiminde kullanılan bir kompleksin içinde bulunan laboratuvardaki yangının ardından acil durum prosedürleri devreye sokuldu ve bölgeye gelen yollar trafiğe kapatıldı.
Yangın, ABD Enerji Bakanlığına bağlı Savannah River Kompleksi bünyesindeki Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nda çıktı. Yerel saatle 17.39’da acil durum ilan edilirken, yangının daha sonra söndürüldüğü bildirildi.
Savannah River Kompleksi tarafından yapılan açıklamada, hasar gören tesisin dışında herhangi bir radyoaktif kirlilik tespit edilmediği belirtildi.
Açıklamada ayrıca, yangından etkilenen bölgelerde bulunan ve söndürme çalışmalarına katılmayan personelin güvenli alanlara tahliye edilerek koruma altına alındığı kaydedildi.
Savannah River Kompleksi, federal hükümetin başta trityum ve plütonyum-239 olmak üzere nükleer silahlarda kullanılan maddeleri ürettiği geniş bir tesis olarak biliniyor. Laboratuvar, kompleksin kuzeybatısında yer alıyor.
Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında, Sovyetler Birliği’ne karşı yürütülen nükleer silah programı kapsamında atom bombalarının çekirdeğinde kullanılan plütonyum bileşenlerini üretmek amacıyla kurulan kompleks, 1950’lerin başında faaliyete geçti.
Şarku’l Avsat’ın ABD Enerji Bakanlığından aktardığına göre kompleks, günümüzde çevresel iyileştirme ve temizlik çalışmalarının yanı sıra nükleer atıkların yönetimi, nükleer maddelerin işlenmesi ve bertaraf edilmesi alanlarında faaliyet gösteriyor.
İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerden benzeri görülmemiş katılımhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335019-i%CC%87srail-se%C3%A7imlerinde-arap-se%C3%A7menlerden-benzeri-g%C3%B6r%C3%BClmemi%C5%9F-kat%C4%B1l%C4%B1m
İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerden benzeri görülmemiş katılım
Arap İsrailli bir kadın seçmen, salı günü İsrail’in kuzeyindeki Ümmü’l-Fehm kentinde kurulan sandıkta oy kullanıyor (Reuters)
İsrail’deki Arap partileri, parlamento seçimlerinde medya kuruluşları ve strateji uzmanlarının “sarsıcı sürpriz” olarak nitelendirdiği bir başarı elde etti. Partilerin ilk sonuçlara göre sandalye sayısını 10’dan 19’a çıkardığı, ancak resmî sonuçların açıklanmasıyla bu sayının değişebileceği belirtiliyor. Bu sonuçlar, Arap siyasetinin İsrail siyasi sahnesindeki varlığını da benzeri görülmemiş bir düzeye taşıdı.
Ancak bu gelişme yalnızca rakamlardan ibaret değil. Aynı zamanda toplumsal bilincin şekillendirdiği nesnel gerekçeleri, bilinçli tercihleri ve hesaplanmış riskleri yansıtıyor. İsrail’in Arap vatandaşları kitlesel biçimde sandığa gitti. Katılım oranı yüzde 80’e ulaşarak yüzde 79’da kalan Yahudi toplumundaki katılımı geride bıraktı. Bu durum bazı İsrailli yorumcuların sonucu “tarihî bir zafer, ancak ölçüyü aşan bir zafer” olarak nitelendirmesine yol açtı.
Yorumcular bu ifadeyle, parti haritasına hâkim olan sağ kanadın, muhalefetteki bazı güçler de dâhil olmak üzere, bu sonuçla başa çıkmak için ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağına işaret ediyordu.
Birleşik Arap Listesi lideri Mansur Abbas, salı günü İsrail’deki seçimlerde oy kullanıyor (Reuters).
Bu siyasi hareketliliğin, yaşanan acıların büyüklüğü kadar umutların da gücünü yansıttığı söylenebilir.
İsrail’in Arap vatandaşları, Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümetin 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından bu yana kendilerine karşı anlaşılması güç, düşmanca bir politika izlediğini düşünüyor. O gün Hamas’ın ilk saldırılarına maruz kalanlar arasında Arap vatandaşlar da vardı. Savaşta 22 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kaçırıldı. Evlerine önce Hamas’ın, ardından Hizbullah’ın fırlattığı roketler düştü.
Savaş sırasında Arap vatandaşlar, İsrail’in Gazze’de çocuklara, kadınlara, yaşlılara, kiliselere, camilere ve üniversitelere yönelik saldırılarına duydukları acıyı dile getirdikleri için sert baskılarla karşılaştı.
İsrail hükümetinin, Arap toplumunun içinde ağır şiddet uygulayan suç örgütlerine destek verdiği öne sürülürken, hükümetteki bakanlar da onları Gazze’de, Batı Şeria’da ve Lübnan’ın güneyinde yaşananlara benzer biçimde yerlerinden etmeye yönelik planlar konusunda adeta yarıştı. Hastaneler ve üniversiteler gibi iş yerlerinde toplu işten çıkarmalar başladı. Arap vatandaşlar arasında kendi topraklarında ve evlerinde yaşamanın bile tehlikeli hâle geldiği yönünde bir kaygı oluştu.
İsrail’in Arap vatandaşları, Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman liderliğindeki muhalefet partilerinin, Netanyahu’nun İsrail’i tahrip etmekle suçlanmasına rağmen, herhangi bir Arap partisinin desteğine dayanan hükümet kurmayı reddetmesine de tepki gösterdi. Muhalefet, bu tutumuyla Netanyahu’nun başbakan olarak kalmasını göze almış oldu.
Netanyahu, dün ilk seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Kudüs’te destekçilerine el sallıyor (AFP).
Bu nedenle Arap seçmenler hem hükümete hem de muhalefete yönelik barışçıl bir protesto gerçekleştirmek ve siyasi sahnedeki varlıklarını ortaya koymak amacıyla sandığa gitmeyi tercih etti. Bu katılımı, baskıcı politikalara karşı uzun soluklu mücadelelerinin bir aşaması olarak görüyorlar. Bu mücadelenin İsrail içinde ve dışında başka siyasi adımlarla da devam edeceğini düşünüyorlar.
Aynı zamanda bu siyasi varlıklarıyla İsrail toplumuna iyi niyet mesajı da veriyorlar. Aşırı sağın iktidarını sona erdirme çabalarına önemli katkıda bulundular ve her düzeyde diyalog ve iş birliği köprüleri kurmaya hazır olduklarını gösterdiler. Bu köprünün, Filistin halkını ve Arap dünyasını İsrail’e bağlamasını hedefliyorlar.
Arap vatandaşlarla barışçıl ilişkiler kurulmasından endişe duyduğu belirtilen Netanyahu ise ilk seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı “zafer” konuşmasında onlara özel bir bölüm ayırdı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Netanyahu, “İsrail’in düşmanlarıyla özdeşleşen” Arap partilerinin yer almadığı bir hükümet kuracağını söyledi.
Buna karşılık İsrail’de birçok kişi, Arap seçmenlerin bu katılımla kendi toplumlarında da bir farkındalık yarattığını dile getirdi.
Kanal 12’de yorum yapan Tzipi Shafir, “Yüzyıllar boyunca ayrımcılık ve baskıya maruz kalan Yahudiler, başka bir halkın benzer acılar yaşamasına neden olmaktan kaçınmalı” ifadelerini kullandı.
Shafir sözlerini şöyle sürdürdü:
“Arap partileri bugün bize insanlığımıza yeniden dönmemiz ve onlarla gerektiği gibi ilişki kurmamız için bir ders veriyor.”
İsrailli sol siyasetçi Yair Golan da dün, kısmi seçim sonuçlarının bir hükümet koalisyonu kurmak için Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyulacağını göstermesi üzerine, muhalefetteki müttefiklerine Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için Arap partileriyle iş birliği yapma çağrısında bulundu.
Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, salı günü Roş HaAyin kentindeki seçim merkezinde oy kullanırken (DPA)
Golan, X platformundaki paylaşımında, “Netanyahu’nun Yahudi oyları ile Arap oyları arasında uyguladığı ırkçı ayrımı artık kabul etmemeliyiz” ifadelerini kullandı.
Golan, “İsrail’deki Arap vatandaşlarla ortaklık içinde bir değişim hükümeti kurmak bizim sorumluluğumuz ve önümüzde bir fırsat var” dedi.
ABD’nin Güney Carolina eyaletindeki nükleer laboratuvarda çıkan yangın, hava ve demir yolu ulaşımını aksattıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335013-abd%E2%80%99nin-g%C3%BCney-carolina-eyaletindeki-n%C3%BCkleer-laboratuvarda-%C3%A7%C4%B1kan-yang%C4%B1n-hava-ve-demir
ABD’nin Güney Carolina eyaletindeki nükleer laboratuvarda çıkan yangın, hava ve demir yolu ulaşımını aksattı
Güney Carolina eyaletinin Aiken kentindeki Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nın havadan görünümü (ABD Enerji Bakanlığı’nın internet sitesi)
ABD’nin Güney Carolina eyaletindeki Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nda dün çıkan yangın, hava ve demir yolu ulaşımında kısıtlamalara yol açtı. Daha önce nükleer bombaların temel bileşenlerinin üretiminde kullanılan bir kompleksin içinde bulunan laboratuvardaki yangının ardından acil durum prosedürleri devreye sokuldu ve bölgeye gelen yollar trafiğe kapatıldı.
Yangın, ABD Enerji Bakanlığına bağlı Savannah River Kompleksi bünyesindeki Savannah River Ulusal Laboratuvarı’nda çıktı. Yerel saatle 17.39’da acil durum ilan edilirken, yangının daha sonra söndürüldüğü bildirildi.
Savannah River Kompleksi tarafından yapılan açıklamada, hasar gören tesisin dışında herhangi bir radyoaktif kirlilik tespit edilmediği belirtildi.
Açıklamada ayrıca, yangından etkilenen bölgelerde bulunan ve söndürme çalışmalarına katılmayan personelin güvenli alanlara tahliye edilerek koruma altına alındığı kaydedildi.
Savannah River Kompleksi, federal hükümetin başta trityum ve plütonyum-239 olmak üzere nükleer silahlarda kullanılan maddeleri ürettiği geniş bir tesis olarak biliniyor. Laboratuvar, kompleksin kuzeybatısında yer alıyor.
Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında, Sovyetler Birliği’ne karşı yürütülen nükleer silah programı kapsamında atom bombalarının çekirdeğinde kullanılan plütonyum bileşenlerini üretmek amacıyla kurulan kompleks, 1950’lerin başında faaliyete geçti.
Şarku’l Avsat’ın ABD Enerji Bakanlığından aktardığına göre kompleks, günümüzde çevresel iyileştirme ve temizlik çalışmalarının yanı sıra nükleer atıkların yönetimi, nükleer maddelerin işlenmesi ve bertaraf edilmesi alanlarında faaliyet gösteriyor.
ABD’de öğretmenler, yapay zekâya karşı koymak için eğitim yöntemlerini değiştiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5335012-abd%E2%80%99de-%C3%B6%C4%9Fretmenler-yapay-zek%C3%A2ya-kar%C5%9F%C4%B1-koymak-i%C3%A7in-e%C4%9Fitim-y%C3%B6ntemlerini-de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor
ABD’de öğretmenler, yapay zekâya karşı koymak için eğitim yöntemlerini değiştiriyor
Kaliforniya’nın Los Angeles kentinde, okul bilgisayarının başında bir öğrenci (Reuters)
Yapay zekânın küresel başkenti olarak anılan San Francisco’da, altıncı sınıflara beşerî bilimler dersi veren öğretmen Tristen Chang, öğrencilerinin sohbet robotlarına başvurarak ödevlerini yapmalarını önleyecek şekilde derslerini yeniden düzenliyor.
Chang, geçen yıldan bu yana evde yazılan kompozisyon ödevlerini kaldırarak öğrencileri değerlendirmek için sözlü sınavlar uygulamaya başladı. Öğrencilere karakterler, olay örgüsü, temalar ve mecazlar hakkında 15 soru yöneltiyor ve bu soruları yanıtlamaları için yalnızca beş dakika veriyor.
Chang, “Teknoloji, öğretim yöntemlerini değiştiren uzun bir geçmişe sahip ancak yapay zekâ bunların en köklü değişimi. Önceki yöntemlerin tamamı artık geçmişte kaldı” dedi.
Üretken yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte ABD’deki ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenler, öğrencilerin öğrenme düzeylerini nasıl değerlendireceklerini yeniden ele alıyor. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ajansın ülke genelinde onlarca öğretmen ve eğitim uzmanıyla yaptığı görüşmelerde öğretmenlerin ev ödevlerini azalttıkları ve sınıf içi yazma etkinlikleri ile tartışmalara daha fazla zaman ayırdıkları görüldü. Ayrıca görevleri, öğrencilerin yalnızca yanıtlarını değil, düşünme becerilerini de ölçebilecek şekilde yeniden tasarlıyorlar.
Bir akıllı telefonda çeşitli yapay zekâ uygulamaları görüntüleniyor (DPA).
Eğitim sistemleri yapay zekâ konusunda henüz ortak bir yaklaşım geliştirebilmiş değil. Bu durum, birçok öğretmenin geçiş sürecini büyük ölçüde kendi başına yönetmesine neden oluyor. Bazı öğretmenler yapay zekâyı sınıflara entegre etmek isterken bazıları kullanımını sınırlandırmayı tercih ediyor. Pek çok öğretmen ise iki yaklaşım arasında bir yol izliyor.
Stanford Üniversitesi Eğitim Fakültesi profesörü ve Ulusal İngilizce Öğretmenleri Konseyi Başkanı Antero Garcia, “Birçok yetişkin bu araçları iş ortamlarında kendilerine çeşitli şekillerde yardımcı olması için kullanıyor. Ancak bunun eğitim açısından ne anlama geldiğini henüz tam olarak kavrayabilmiş değiliz” dedi.
Eğitimin temel bir unsuru
San Francisco’da bir ortaokulda İngilizce öğretmenliği yapan Rusty Shabey, öğrencilerin ev ödevlerinin yoğunluğundan bunaldıklarında sıklıkla yapay zekâya başvurduğunu söyledi. Shabey, bu eğilimi tersine çevirmek amacıyla sınıf içinde yazma çalışmalarına daha fazla zaman ayırıyor. Örneğin, yedinci sınıf öğrencileriyle bir kompozisyon üzerinde çalışmak için bir ayını harcıyor.
New York’ta bir lisede matematik öğretmeni olan Bobson Wong ise artık daha az sayıda ev ödevi sorusu veriyor ve öğrencilerinin performanslarını daha yakından takip edebilmek için sınıf içi alıştırmaları artırıyor.
Wong, “Yapay zekâ yalnızca öğrencilerin matematik problemlerini çözme biçimini değil, benim bu dersi anlatma biçimimi de kesinlikle değiştirdi” ifadelerini kullandı.
Yapay zekânın yalnızca matematik problemlerini çözmekle kalmayıp çözümün tüm aşamalarını da gösterebildiği bu alanda Wong, artık öğrencilerine hangi çözüm yöntemini tercih ettiklerini ve nedenini soruyor.
Yapay zekânın öğrenme üzerindeki etkileri ise tartışılmaya devam ediyor. Harvard Üniversitesinin 2025 yılında gerçekleştirdiği rastgele (randomize) bir deney, yapay zekâ destekli sanal bir özel öğretmenin öğrenme kazanımlarını ve öğrenci katılımını artırabildiğini ortaya koydu. Buna karşılık Massachusetts Teknoloji Enstitüsünün (MIT) Medya Laboratuvarı tarafından geçen yıl yürütülen küçük ölçekli bir araştırma, kompozisyon yazmak için ChatGPT kullanan kişilerin görevlerini daha hızlı tamamladığını, ancak yeterince zihinsel çaba göstermemiş olabileceklerini gösterdi.
Buna rağmen yapay zekâ, eğitimde artık temel araçlardan biri hâline geldi. RAND kuruluşunun 2025 yılında yaptığı bir araştırma, ABD’deki öğrencilerin ve İngilizce, matematik ve fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunluğunun okul çalışmalarında yapay zekâ kullandığını ortaya koydu.
Öğretmenler ezberlenebilir sorulardan uzaklaşıyor
Bazı öğretmenlere göre yapay zekâyla başa çıkmanın en etkili yolu, yanıtları önceden tahmin edilebilen sorulardan kaçınmak. Yapay zekâ, karakterler ve olay örgüsü gibi konulardaki geleneksel soruları yanıtlamakta oldukça başarılı olduğundan, bazı öğretmenler öğrencilerden yaygın düşünce kalıplarının dışına çıkan yorumlar yapmalarını istiyor.
New York’un Bronx bölgesindeki bir lisede İngilizce öğretmeni olan Bian Rockfield, “En azından şu an için yapay zekânın eksiksiz biçimde yanıtlayamayacağı sorular hazırlamak için büyük çaba harcıyorum” dedi.
Rockfield’ın kullandığı yöntemlerden biri de öğrencilerden, erişmek için genellikle ücretli abonelik gerektiren ve sohbet robotlarının kolayca ulaşamadığı akademik makaleleri okumalarını gerektiren konularda yazı yazmalarını istemek.
Yapay zekâ sınıfta bir yardımcıya dönüşüyor
Yapay zekânın kötüye kullanılmasına ilişkin endişelere rağmen bazı öğretmenler bu teknolojiyi sınıfta bir araç olarak benimsiyor. Öğretmenler, yapay zekânın belirli bir konuyla ilgili makaleler bulmalarına, sınıf için afişler hazırlamalarına ve sunumlarda kullanılacak görseller oluşturmalarına yardımcı olabildiğini belirtiyor.
New York yakınlarındaki bir banliyöde bulunan lisede sosyal bilgiler öğretmenliği yapan Michael Zagari, tarihî belgelerdeki kelimeleri farklı okuma seviyelerindeki öğrencilere uygun hâle getirmek ve sınıfta açıklayabilmek için makaleleri özetlemek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor.
Zagari ayrıca öğrencilerini araştırma projelerine başlarken yapay zekâ kullanmaya teşvik ediyor. Ona göre öğrenciler, yapay zekâya etkili talimatlar vermeyi öğrenerek eleştirel düşünme becerilerini geliştiriyor.
Zagari, “Yapay zekâ ortadan kaybolmayacak. Tıpkı internetin sorumlu kullanımını öğrettiğimiz gibi, yapay zekânın nasıl kullanılacağı konusunda da dijital yurttaşlık sorumluluğunu öğretmeliyiz” ifadelerini kullandı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة