Venezuela'ya dönen aktivist Machado seçim çağrısı yaptı

ABD, Maria Machado üzerinden Venezuela hükümetine seçim baskısını artırıyor

Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
TT

Venezuela'ya dönen aktivist Machado seçim çağrısı yaptı

Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)

ABD'nin devreye girmesiyle Venezuela'ya dönen muhalif Maria Corina Machado ülkede seçim yapılmasını talep etti.

Machado, perşembe günkü açıklamasında "Demokrasiye geçiş geri döndürülemez" diyerek Delcy Rodriguez hükümetine seçimlerin yapılması çağrısında bulundu.

Aynı gün Machado'nun konuşmasından önce yayımlanan önceden kaydedilmiş video mesajında Venezuela'nın geçici devlet başkanı Rodriguez, ekonomi ve yargı alanındaki reformları öne çıkararak ülkede seçim yapılacağını söyledi ancak net bir takvim açıklamadı.

Machado, Rodriguez'den kendisine herhangi bir mesaj ya da görüşme daveti gelmediğini, hükümetle muhalefet temsilcileri arasındaki seçim görüşmelerine bizzat katılmayacağını açıkladı.

59 yaşındaki siyasetçi, Aralık 2025'te Venezuela'dan gizlice tekneyle ayrılarak önce Karayipler'deki Curaçao adasına geçmiş, ardından özel uçakla Norveç'e giderek Oslo'da Nobel Barış Ödülü'nü almıştı.

10 aylık sürenin büyük kısmını ABD'de geçiren Machado, farklı ülkelerdeki Venezuelalı muhaliflerle de temas kurmuştu. Venezuela'da haziranda meydana gelen ve 6 bin 500'den fazla kişinin yaşamını yitirdiği depremlerin ardından ülkesine dönmek istediğini söylediğinde Panama'daydı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Ekim'de yaptığı açıklamada Machado'nun Venezuela'ya dönüşü için Rodriguez hükümetiyle haftalar öncesinden görüştüklerini söylemişti. Bakan ayrıca Venezuela'da Yüksek Mahkeme ve Ulusal Seçim Konseyi'nde gerekli reformların tamamlanmasını ve seçime gidilmesini beklediklerini ifade etmişti. Machado toplamda 7 kez ülkesine dönmeyi denemişti ancak Amerikan basını Trump yönetiminin aktivisti engellediğini ileri sürmüştü. Rubio ise açıklamasında bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Machado, konuşmasında seçimlerin 2027'de yapılacağını öne sürdü ancak detaylı bir takvim paylaşmadı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

O dönemki Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez ise ABD'nin de desteğiyle 5 Ocak'taki yemin töreni sonrasında ülkenin başına geçmişti.

Washington yönetimine yakınlığıyla bilinen Machado'nun, Maduro'nun devrilmesinin ardından Venezuela'nın başına getirilmemesi dikkat çekmişti.

Trump, Nobel Ödüllü aktivistin ülkede "saygı görmediğini" savunarak bu göreve uygun olmadığını belirtmişti. Diğer yandan aktivist ödülünü Trump'a vermiş, ABD Başkanı da bunu "çok güzel bir jest" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC, Merco Press



İspanya'daki tren faciası Başbakan Sanchez'in seçim hesaplarını altüst edebilir

Tren kazasının ardından radikal sağcı gruplar, hükümet karşıtı protestolar düzenledi (Reuters)
Tren kazasının ardından radikal sağcı gruplar, hükümet karşıtı protestolar düzenledi (Reuters)
TT

İspanya'daki tren faciası Başbakan Sanchez'in seçim hesaplarını altüst edebilir

Tren kazasının ardından radikal sağcı gruplar, hükümet karşıtı protestolar düzenledi (Reuters)
Tren kazasının ardından radikal sağcı gruplar, hükümet karşıtı protestolar düzenledi (Reuters)

İspanya'da meydana gelen ve en az 69 kişinin hayatını kaybettiği tren kazası, Pedro Sanchez hükümetine yönelik eleştirileri artırdı.

29 Kasım'da yapılacak genel seçimlere haftalar kala yaşanan facia, demiryollarının bakımı, yatırımlar ve personel eksikliği konusundaki endişeleri gündeme taşıdı.

Madrid-Sevilla arasındaki hızlı tren hattının Toledo geçişinde 28 Ekim'de yaşanan kaza, İspanya'da bu yıl gerçekleşen ikinci ölümcül hızlı tren kazası oldu.

Olayın ardından üç gün yas ilan edilirken, hükümet karşıtı protestolar patlak verdi. Facianın yaşandığı akşam Madrid ve Barselona'da düzenlenen eylemlerde göstericiler "Yolsuzluk öldürür" ve "Defolun" yazılı pankartlar taşıdı.

Sanchez bir yıldan kısa sürede iki hızlı tren kazası yaşanmasını "kabul edilemez" diye nitelerken, benzer olayların tekrarlanmaması için güvenlik önlemlerinin artırılacağını söyledi. Ocak ayında Kurtuba'da aynı hat üzerinde meydana gelen kazada 40'tan fazla kişi hayatını kaybetmişti.

Diğer yandan özellikle Ulaştırma Bakanı Oscar Puente'nin, tren kazasının bilgisayar sistemindeki arıza ve insan hatasından kaynaklandığını söylemesi büyük tepki çekti.

Madrid'de Ulaştırma Bakanlığı'nın önünde radikal sağcıların örgütlediği eylemlerde Puente'ye istifa çağrısında bulunuldu.

Bakanın açıklaması, kazanın tüm yönleriyle soruşturulmasını isteyen sendikaların da tepkisini çekti. El Pais'nin aktardığına göre, İspanya'nın en büyük işçi sendikası konfederasyonlarından UGT'den Vicente Almenar, "İnsan hatası mı? Bakan bunu nasıl söyleyebilir?" dedi ve ekledi:

İnsan hataları, işinizi yapmak için gerekli ekipmana sahip olmadığınızda ortaya çıkar. Suçu başkalarına yıkıyorlar. Burada gerekli yatırımlar yapılmadı, personel ve deneyimli çalışan sıkıntısı var. Bu açıklamaların tek yaptığı şey çatışma yaratmak.

Sanchez, ülkedeki konut krizine çözüm içeren kararnamelerin Meclis'te muhalefetteki sağ partiler tarafından reddedilmesinin ardından erken seçime gitme kararı aldığını bu ay başında açıklamıştı.

Sağ kanattaki partiler, tren kazasının ardından Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) hükümetine baskıyı iyice artırdı.  

Muhafazakar çizgideki Halk Partisi (PP) lideri Alberto Núñez Feijóo, dünkü açıklamasında kazadan sorumlu siyasetçilerin hesap vermesi gerektiğini belirterek, "Böyle devam edemeyiz. Bu yönetim anlayışı artık sürdürülemez" dedi.

Radikal sağcı Vox ise Sanchez yönetimini çok daha sert ifadelerle hedef aldı. Parti, hükümeti kazada hayatını kaybedenleri "öldürmekle" suçlarken kötü yönetim ve kayırmacılık iddialarını gündeme taşıdı. Ayrıca Yüksek Mahkeme'den Ulaştırma Bakanı Puente hakkında taksirle öldürme ve ağır ihmal sonucu yaralanmaya neden olma şüphesiyle soruşturma başlatılmasını talep etti.

Independent Türkçe, CNN, Guardian, El Pais, Telegraph


ABD istihbaratına göre İran'la anlaşmanın anahtarı Muhsin Rızai

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)
TT

ABD istihbaratına göre İran'la anlaşmanın anahtarı Muhsin Rızai

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)

Amerikan istihbaratı, Tahran'la anlaşma için İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'yle diyaloğun en iyi seçenek olduğunu düşünüyor.

David Ignatius, Washington Post'ta bugün yayımlanan yazısında Amerikan istihbaratının, eski Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Rızai'nin İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'le düzenli temas halinde olduğunu düşündüğünü belirtiyor.  

Wall Street Journal, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in müzakerelerin yeniden başlatılması için Rızai'ye mektup gönderdiğini 28 Ekim'de yazmıştı. Haberde, mektubun ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla gönderildiği ileri sürülmüştü.

Ancak Trump mektubun barış müzakereleriyle ilgili olmadığını, İran'ın "tıbbi malzeme ihtiyaçları hakkında görüşüldüğünü" savunmuştu.

İran basını, Tahran yönetiminin mektubu aldığını ancak Washington'a henüz yanıt göndermediğini yazıyor. Rızai geçen haftaki açıklamasında İran'ın temel şartları kabul edilmeden ABD'yle müzakerelere dönülmeyeceğini duyurmuştu.

Ignatius'un yazısında, Vance'in mektubunun ardından Rızai ve Hamaney'in görüştüğü ileri sürülüyor. ABD ve İran heyetleri arasında muhtemel bir toplantı için Türkiye ve Katar'ın değerlendirildiği aktarılıyor.

Suudi Arabistan merkezli medya kuruluşu El Arabiya da olası bir toplantının Türkiye'de düzenlenebileceğini yazmıştı.

Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, nisanda Pakistan'ın başkenti İslamabad'da görüşmüştü.

Makalede, ABD istihbaratının o görüşmeden bu yana Rızai'yi İran yönetimindeki en etkili karar merkezlerinden biri olarak değerlendirdiği belirtiliyor. Eski Devrim Muhafızları mensupları arasındaki nüfuzunun yanı sıra Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni kendi ekibinden isimlerle yeniden yapılandırarak gücünü pekiştirdiği aktarılıyor.

Rızai'nin İran ekonomisini yöneten yetkililerle de yakın çalıştığı, ülkenin ABD yaptırımları ve Hürmüz Boğazı'ndaki abluka nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntıların farkında olduğu ifade ediliyor.

Ignatius'un köşe yazısına göre Beyaz Saray, İran'la çatışmanın "kritik bir eşiğe yaklaştığını" ve Tahran'a diplomatik girişim çabalarının ciddi olduğunu göstermek istiyor. Diğer yandan Rızai'nin askeri ve siyasi kariyerini "ABD ve İsrail'e karşı muhalefet üzerine kurduğu" hatırlatılıyor. Rızai'nin de girişimiyle Washington'la anlaşmaya varılmasının, Tahran yönetiminde önemli bir politika değişikliği anlamına geleceği yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Washington Post, Wall Street Journal, Tesnim


Venezuela'ya dönen aktivist Machado seçim çağrısı yaptı

Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
TT

Venezuela'ya dönen aktivist Machado seçim çağrısı yaptı

Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)

ABD'nin devreye girmesiyle Venezuela'ya dönen muhalif Maria Corina Machado ülkede seçim yapılmasını talep etti.

Machado, perşembe günkü açıklamasında "Demokrasiye geçiş geri döndürülemez" diyerek Delcy Rodriguez hükümetine seçimlerin yapılması çağrısında bulundu.

Aynı gün Machado'nun konuşmasından önce yayımlanan önceden kaydedilmiş video mesajında Venezuela'nın geçici devlet başkanı Rodriguez, ekonomi ve yargı alanındaki reformları öne çıkararak ülkede seçim yapılacağını söyledi ancak net bir takvim açıklamadı.

Machado, Rodriguez'den kendisine herhangi bir mesaj ya da görüşme daveti gelmediğini, hükümetle muhalefet temsilcileri arasındaki seçim görüşmelerine bizzat katılmayacağını açıkladı.

59 yaşındaki siyasetçi, Aralık 2025'te Venezuela'dan gizlice tekneyle ayrılarak önce Karayipler'deki Curaçao adasına geçmiş, ardından özel uçakla Norveç'e giderek Oslo'da Nobel Barış Ödülü'nü almıştı.

10 aylık sürenin büyük kısmını ABD'de geçiren Machado, farklı ülkelerdeki Venezuelalı muhaliflerle de temas kurmuştu. Venezuela'da haziranda meydana gelen ve 6 bin 500'den fazla kişinin yaşamını yitirdiği depremlerin ardından ülkesine dönmek istediğini söylediğinde Panama'daydı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Ekim'de yaptığı açıklamada Machado'nun Venezuela'ya dönüşü için Rodriguez hükümetiyle haftalar öncesinden görüştüklerini söylemişti. Bakan ayrıca Venezuela'da Yüksek Mahkeme ve Ulusal Seçim Konseyi'nde gerekli reformların tamamlanmasını ve seçime gidilmesini beklediklerini ifade etmişti. Machado toplamda 7 kez ülkesine dönmeyi denemişti ancak Amerikan basını Trump yönetiminin aktivisti engellediğini ileri sürmüştü. Rubio ise açıklamasında bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Machado, konuşmasında seçimlerin 2027'de yapılacağını öne sürdü ancak detaylı bir takvim paylaşmadı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

O dönemki Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez ise ABD'nin de desteğiyle 5 Ocak'taki yemin töreni sonrasında ülkenin başına geçmişti.

Washington yönetimine yakınlığıyla bilinen Machado'nun, Maduro'nun devrilmesinin ardından Venezuela'nın başına getirilmemesi dikkat çekmişti.

Trump, Nobel Ödüllü aktivistin ülkede "saygı görmediğini" savunarak bu göreve uygun olmadığını belirtmişti. Diğer yandan aktivist ödülünü Trump'a vermiş, ABD Başkanı da bunu "çok güzel bir jest" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC, Merco Press