Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?

Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
TT

Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?

Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)

ABD'deki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu kaybetmesi, teknoloji milyarderi Elon Musk'ın şirketlerini de olumsuz etkileyebilir.

Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre Musk, ara seçimlerde yarışan Cumhuriyetçi adayların kampanyalarına toplamda 440 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.

Teksas'ta yaşayan Musk, Cumhuriyetçi Senatör adayı Ken Paxton'ın bu eyaletteki kampanyasını desteklemek için en az 150 milyon dolar harcadı. Ancak Paxton, Demokrat rakibi James Talarico karşısında yarışı kaybetti.

Demokrat Gina Hinojosa'nın Cumhuriyetçi Teksas Valisi Greg Abbott'u mağlup etmesi de büyük yankı uyandırdı. Bu zaferle eyalette Cumhuriyetçilerin 32 yıllık yönetimi sona ermiş oldu. Kariyerine sivil haklar avukatı olarak başlayan Hinojosa, veri merkezi inşaatlarına karşı tutumuyla Musk'ın yatırımlarını etkileyebilecek isimlerden biri.

Talarico, Austin kentinde yaptığı zafer konuşmasında Musk'ın adını anmadan, "Dünyadaki tüm paranın bile Teksas halkına karşı hiçbir şansı olmadığını az önce kanıtladık" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasına da büyük destek veren Musk, Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nda (DOGE) yaptığı kesintilerle tartışma yaratmıştı. Teknoloji milyarderi daha sonra DOGE'dan ayrılıp Tesla'ya odaklanmaya karar vermiş, çeşitli konulardaki anlaşmazlıkların ardından ikilinin tekrar yakınlaştığı gözlemlenmişti.

Musk, Cumhuriyetçilerin ağır mağlubiyetinin ardından X'te yaptığı açıklamada, "Sanırım seçimlere müdahale eden uzay lazerlerim bu sefer işe yaramadı" ifadelerini kullanmıştı.

Musk'ın elektrikli otomobil şirketi Tesla ve uzay teknolojisi firması SpaceX'in merkezi Teksas'ta yer alıyor. Ayrıca iki şirket, eyalette çip üretim tesisi Terafab'ı kurmayı da planlıyor.

WSJ ve Reuters'ın analizlerinde, Demokratların bu şirketlere yönelik denetimlerin artırılmasını isteyebileceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca Demokratlar, Musk'ın DOGE'da görev yaptığı dönemde gerçekleştirilen federal bütçe kesintileri ve işten çıkarmaları yakın merceğe alabilir. Buna ek olarak Ukrayna ordusunun SpaceX'in ürettiği askeri uydu sistemi Starshield'a erişiminin kesilmesiyle ilgili de inceleme başlatılabilir.

SpaceX, Trump'ın ikinci dönemine başlamasından bu yana federal devletten tahmini 10 milyar dolar değerinde ihale aldı. Birçok Demokrat, firmanın ulusal güvenlik alanında giderek artan rolünün soruşturulması gerektiğini savunuyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC



Fransa'dan seçim yenilgisi ve ABD ile İran arasındaki "ne savaş ne barış" durumuna ilişkin değerlendirme

Paris’te dün düzenlenen gösteride bir protestocu, Trump, Fransa Macron ve Sébastien Lecornu’nun fotoğraflarının yer aldığı, üzerinde “Savaşa hazırlanıyorlar” yazan bir pankart taşıyor. (Reuters)
Paris’te dün düzenlenen gösteride bir protestocu, Trump, Fransa Macron ve Sébastien Lecornu’nun fotoğraflarının yer aldığı, üzerinde “Savaşa hazırlanıyorlar” yazan bir pankart taşıyor. (Reuters)
TT

Fransa'dan seçim yenilgisi ve ABD ile İran arasındaki "ne savaş ne barış" durumuna ilişkin değerlendirme

Paris’te dün düzenlenen gösteride bir protestocu, Trump, Fransa Macron ve Sébastien Lecornu’nun fotoğraflarının yer aldığı, üzerinde “Savaşa hazırlanıyorlar” yazan bir pankart taşıyor. (Reuters)
Paris’te dün düzenlenen gösteride bir protestocu, Trump, Fransa Macron ve Sébastien Lecornu’nun fotoğraflarının yer aldığı, üzerinde “Savaşa hazırlanıyorlar” yazan bir pankart taşıyor. (Reuters)

Paris, ABD Başkanı Donald Trump'ın ara seçimlerde uğradığı yenilginin İran'la savaş sürecine olası yansımalarını değerlendirirken ihtiyatlı bir tutum sergiliyor. Trump'ın, Ukrayna ve İran meselelerinde olduğu gibi, Avrupa başkentlerini ve bu arada Paris'i kendi kararlarıyla defalarca şaşırtmış olması nedeniyle Fransız diplomasisi, geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaktan kaçınıyor.

Paris yönetimi de bütün başkentler gibi Trump'ın seçim yarışından zayıflamış olarak çıktığının farkında. Ancak bilinmezliğini koruyan asıl konu, Trump'ın bundan sonraki planları. Nitekim Trump, İran'a yönelik savaşın Cumhuriyetçi Partisi'nin seçim yenilgisinin nedenlerinden biri olduğunu bizzat kabul etti. Fransız başkentinde bazı çevreler, Trump'ın yakın ekibinin, hatta belki de Trump'ın kendisinin bile bu savaşın geleceğine ilişkin nasıl bir yol izleneceğini bilmediği görüşünde.

Ancak Paris, İran dosyasından elini çekmiş değil. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kısa süre önce gerçekleştirdiği ve Körfez'deki altı ülkeden beşini kapsayan geniş kapsamlı ziyaret de bunun göstergesi. Macron'un bu ziyarette, özellikle sonbahar ve kış döneminde ülkesinin petrol, doğal gaz ve türev ürün ihtiyacını güvence altına alma çabasının yanı sıra, altı ülkenin liderleriyle ele aldığı temel mesele, Paris'in aylardır bölgede hüküm sürdüğünü belirttiği "ne savaş ne de barış" durumundan nasıl çıkılacağı oldu.

Fransız kaynaklar, Fransa'nın bölgede askerî varlık göstermesine de dikkat çekiyor. Ancak bu durum, Fransa'nın İran'a karşı yürütülen savaşın tarafı olduğu anlamına gelmiyor. Paris, bölgedeki askerî angajmanının tamamen savunma amaçlı olduğunu vurguluyor.

Fransa'nın değerlendirmesi, İran'ın nükleer programının denetim altına alınması, Tahran'ın Körfez bölgesindeki istikrarı bozan uygulamalarına son vermesi ve Körfez suları, Hürmüz Boğazı ile Babülmendeb Boğazı'nda serbest deniz ulaşımının sağlanması ilkelerine dayanıyor. Paris'e göre bunlar bütün tarafların üzerinde uzlaşabileceği ortak hedefler. Bu şartlar oluşturulmadan bölgede güvenlik ve istikrarın tesis edilmesi mümkün değil.

Avrupa ile ABD arasındaki görüş ayrılığı ise bu hedeflere ulaşmada kullanılacak yöntemler konusunda ortaya çıkıyor. Paris, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin ortak bir yaklaşım benimsediğini belirtiyor. Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi sağlamak amacıyla Avrupa merkezli bir misyon başlatırken, Avrupa ülkeleri 2024'ten bu yana Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'nda gemilerin korunmasına yönelik faaliyet yürütüyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u 22 Ekim 2026'da Riyad'da karşılarken. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u 22 Ekim 2026'da Riyad'da karşılarken. (SPA)

"Ne savaş ne barış" durumuna karşı uyarı

Fransa'nın bakış açısına göre bölgede yeniden savaş çıkma riski hâlâ mevcut. Paris, bazı çevrelerin ABD'deki son iç siyasi gelişmelere rağmen bu ihtimali, İran rejimini devirmek için değerlendirilmesi gereken bir "fırsat" olarak görebileceğinin de farkında. Bu yaklaşımı savunan isimlerin başında ise Binyamin Netanyahu geliyor.

Paris ve çok sayıda Avrupa ülkesi, savaşın şubat ayında başlamasından sonra İran'a yönelik askerî harekâttan uzak durdu. Fransa, yeniden savaş ihtimaline karşı da aynı mesafeli tutumunu koruyor. Ayrıca Paris, savaşın nihai hedefi olarak gösterilen İran rejiminin devrilmesinin gerçekleşmeyeceği kanaatinde.

Fransız değerlendirmesine göre İran'a yönelik askerî saldırılar, rejimi ayakta tuttu ve daha da güçlendirdi. Söz konusu saldırılar, rejim içerisindeki en radikal unsurların kendi etrafında kenetlenmesini sağlarken, nükleer program sorununu da çözmedi.

Körfez'deki mevcut durumun devam etmesi ise fiilen "gri bölgede", yani "ne savaş ne de barış" koşullarında kalınması anlamına geliyor. Bu durum, normalleşmeye dönüşü zorlaştırırken, bölgenin uzun süre güvenlik ve istikrarsız kalmasına yol açabilir. Bunun sonucunda petrol ve doğal gaz tedariki ciddi zarar görür, bölgesel ve küresel ekonomi olumsuz etkilenir.

Paris, bu durumun sürmesinin hem siyasi hem de ekonomik sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor. Siyasi açıdan Irak'ın güvenliğini tehdit eden gelişmelere ve Bağdat yönetiminin silahları devletin kontrolünde toplama çabalarına yönelik risklere dikkat çekiliyor. Ayrıca İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki işgalinin sürmesi, Hizbullah'a silahlarını teslim etmeyi reddetmesi için gerekçe ve adeta bir "can simidi" sağlıyor.

Hürmüz Boğazı'nın Umman kıyısından 3 Kasım'da çekilmiş görüntüsü. (Reuters)
Hürmüz Boğazı'nın Umman kıyısından 3 Kasım'da çekilmiş görüntüsü. (Reuters)

Paris, savaşın yeniden başlamasının İran'ın Körfez ülkelerini tekrar hedef alması anlamına geleceğine de dikkat çekiyor. Bu ülkelerin yeni saldırılardan zarar göreceği belirtilirken, Tahran'ın bu yöndeki niyetini gizlemediği, aksine saldırıların kapsamını genişletmekle açık tehditte bulunduğu ifade ediliyor.

Ekonomik sonuçlar ise daha net. Bunların başında petrol, doğal gaz ile türev ürünlerin tedarikine yönelik tehditlerin devam etmesi ve bunun küresel ekonomi üzerindeki etkileri geliyor. Ayrıca enerji ihracatçısı Körfez ülkelerinin ekonomileri de ciddi zarar görüyor. Paris'in değerlendirmesine göre mevcut kriz, örneğin, Katar'ın doğal gaz ihracatının yüzde 75'inden mahrum kalmasına yol açarken diğer Körfez ekonomileri de süreçten olumsuz etkileniyor.

Paris, İran'ın ABD'nin taleplerine boyun eğmeyeceği konusunda oldukça emin. Özellikle İran yönetimi, ABD'ye karşı yürütülen savaştan galip çıktığına inanıyor. Her durumda Tahran'ın, rejimini tehdit eden gelişmeleri önlemek için elindeki bütün imkânları kullanmaya hazır olduğu değerlendiriliyor.

Bu yaklaşım, İran'ın bilinen tutumuyla da örtüşüyor: Ülke dış dünyaya açıldığında ekonomik kaynakları ve dolayısıyla direnme kapasitesi artıyor. Rejimin dış dünyaya kapanması durumunda ise askerî ve baskıcı uygulamalarını daha da yoğunlaştırdığı görülüyor.

Macron, geçen ay Doha, Manama ve Abu Dabi'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (Reuters)
Macron, geçen ay Doha, Manama ve Abu Dabi'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (Reuters)

Savaş çözüm getirmeyecek

Fransa'nın değerlendirmesinde değişmeyen temel görüş, savaş yoluna başvurmanın herhangi bir çözüm getirmeyeceği yönünde. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Paris çözümü, İran'la tüm ihtilaflı başlıklarda "sert ve kararlı müzakereler" yürütülmesinde görüyor.

Fransa'nın yanı sıra İngiltere ve Almanya da 2003 yılına kadar uzanan, Tahran'ın nükleer programına ilişkin uzun müzakere deneyimine sahip. Üç Avrupa ülkesi, 2015 yılında İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmaya giden süreçte önemli rol oynamıştı.

Macron, Körfez turu sırasında bölge liderleriyle ülkelerinin beklentilerini ve Tahran'la hangi konularda müzakere yürütülebileceğini ayrıntılı biçimde ele aldı. Macron, görüşmelerinde Paris'in bu süreçte kendilerine "eşlik etmeye" hazır olduğunu ifade etti.

Fransa ayrıca, 23 Eylül'de İstanbul'da gerçekleştirilen sekizli toplantıya da büyük ilgi gösterdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  toplantıya bir tarafta Avrupa üçlüsü Fransa, İngiltere ve Almanya ile İtalya'nın dışişleri bakanları, diğer tarafta ise "Mekke İttifakı" temsilcileri ve Mısır katıldı. Toplantının ardından Mekke İttifakı temsilcileri Tahran'ı ziyaret etti.

İstanbul toplantısının temel ve öncelikli amacı, askerî gerilimi düşürerek savaşın yeniden başlamasını önlemek, İran'la güçlü temellere dayanan bir diyalog ve müzakere süreci başlatmak, üzerinde uzlaşılabilecek çözümler aramak ve Kızıldeniz, Hürmüz Boğazı ile Babülmendeb Boğazı'nda deniz ulaşımının serbestisini yeniden tesis etmekti.

Katılımcılar düzenli aralıklarla bir araya gelme konusunda mutabakata varırken, Tahran ziyareti ise İran'la doğrudan iletişim kanalı açmayı hedefledi.

30 Ekim'de Umman Körfezi'nde saldırıya uğrayan Ranti adlı tankerden yükselen duman. (Reuters)
30 Ekim'de Umman Körfezi'nde saldırıya uğrayan Ranti adlı tankerden yükselen duman. (Reuters)

Bütün bu gelişmeler, Trump yönetiminin İsrail'le birlikte kontrolü altında tutmak istediği İran dosyasına Fransa ve Avrupa'nın yeniden müdahil olma arzusunu yansıtıyor. Paris ve Avrupalı ortakları, Körfez'de çıkarları bulunduğunu ve bu çıkarları savunmak için seslerini duyurmaları gerektiğini düşünüyor.

Ancak barış ve savaş konusundaki kararın Paris'in ya da Avrupalıların elinde olmadığı, nihai karar merciinin Washington olduğu da kabul ediliyor.

Bazı çevreler, seçim yenilgisinin ardından Trump'ın artık eskisinden farklı bir tutum sergileyeceğini öngörüyor. Buna göre Trump, Avrupalılarla uzlaşmaya daha yatkın hâle gelebilir ve gerek Ukrayna gerekse İran konusunda Avrupalıların yürüttüğü çalışmaları dinlemeye daha açık olabilir.

Buna karşılık, tam tersi görüşü savunanlar da var. Bu çevreler, Trump'ın salı gecesinden çarşamba sabahına uzanan saatlerde yaptığı açıklamalarda, yeniden eski savaşçı söylemine dönmesini kanıt olarak gösteriyor.

Peki, kim haklı, kim yanılıyor? Bugün için bu sorunun bir cevabı yok. Cevap, önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.


Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?

Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
TT

Cumhuriyetçilere 440 milyon dolar bağış yapan Musk'ın iş imparatorluğu Demokratların zaferinden nasıl etkilenecek?

Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)
Elon Musk'ın Trump hükümeti bünyesindeki faaliyetleri de Demokratların takibinde (Reuters)

ABD'deki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de çoğunluğu kaybetmesi, teknoloji milyarderi Elon Musk'ın şirketlerini de olumsuz etkileyebilir.

Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre Musk, ara seçimlerde yarışan Cumhuriyetçi adayların kampanyalarına toplamda 440 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.

Teksas'ta yaşayan Musk, Cumhuriyetçi Senatör adayı Ken Paxton'ın bu eyaletteki kampanyasını desteklemek için en az 150 milyon dolar harcadı. Ancak Paxton, Demokrat rakibi James Talarico karşısında yarışı kaybetti.

Demokrat Gina Hinojosa'nın Cumhuriyetçi Teksas Valisi Greg Abbott'u mağlup etmesi de büyük yankı uyandırdı. Bu zaferle eyalette Cumhuriyetçilerin 32 yıllık yönetimi sona ermiş oldu. Kariyerine sivil haklar avukatı olarak başlayan Hinojosa, veri merkezi inşaatlarına karşı tutumuyla Musk'ın yatırımlarını etkileyebilecek isimlerden biri.

Talarico, Austin kentinde yaptığı zafer konuşmasında Musk'ın adını anmadan, "Dünyadaki tüm paranın bile Teksas halkına karşı hiçbir şansı olmadığını az önce kanıtladık" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasına da büyük destek veren Musk, Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nda (DOGE) yaptığı kesintilerle tartışma yaratmıştı. Teknoloji milyarderi daha sonra DOGE'dan ayrılıp Tesla'ya odaklanmaya karar vermiş, çeşitli konulardaki anlaşmazlıkların ardından ikilinin tekrar yakınlaştığı gözlemlenmişti.

Musk, Cumhuriyetçilerin ağır mağlubiyetinin ardından X'te yaptığı açıklamada, "Sanırım seçimlere müdahale eden uzay lazerlerim bu sefer işe yaramadı" ifadelerini kullanmıştı.

Musk'ın elektrikli otomobil şirketi Tesla ve uzay teknolojisi firması SpaceX'in merkezi Teksas'ta yer alıyor. Ayrıca iki şirket, eyalette çip üretim tesisi Terafab'ı kurmayı da planlıyor.

WSJ ve Reuters'ın analizlerinde, Demokratların bu şirketlere yönelik denetimlerin artırılmasını isteyebileceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca Demokratlar, Musk'ın DOGE'da görev yaptığı dönemde gerçekleştirilen federal bütçe kesintileri ve işten çıkarmaları yakın merceğe alabilir. Buna ek olarak Ukrayna ordusunun SpaceX'in ürettiği askeri uydu sistemi Starshield'a erişiminin kesilmesiyle ilgili de inceleme başlatılabilir.

SpaceX, Trump'ın ikinci dönemine başlamasından bu yana federal devletten tahmini 10 milyar dolar değerinde ihale aldı. Birçok Demokrat, firmanın ulusal güvenlik alanında giderek artan rolünün soruşturulması gerektiğini savunuyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC


Mars çatlaklarından sızan gaz tespit edildi: Volkanik aktivite mi?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Mars çatlaklarından sızan gaz tespit edildi: Volkanik aktivite mi?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları Mars'tan gaz sızdığını saptadı. Bu durum, gezegenin yüzeyinin altında bir şeyler yaşandığına işaret ediyor.

Mars yüzeyinde yeni çatlaklar keşfedilmesi, Kızıl Gezegen'in derinliklerinde bir zamanlar (ve belki de hâlâ) jeolojik aktivite olabileceği sinyalini veriyor. Araştırmacılar, gezegenin içinden gelen gazın yüzeye doğru yükseldiğini düşünüyor.

Yeni bir çalışmada Mars yüzeyinin altındaki magmadan gelen hidrojen klorür gazına dair kanıtlar bulundu. Bu da gezegenin içinde uyku halinde bir tür volkanizma olabileceğine işaret ediyor.

Avrupa Uzay Ajansı'nın ExoMars Trace Gas Orbiter aracı, 2021'de Mars atmosferinde hidrojen klorür gazı tespit etmişti. Dünya'da bu gaz genellikle magmatik bacalardan çıktığı gözlemlendiği için bilim insanları, Mars'ta da aynı şeyin olabileceğini düşündü.

Yeni araştırmadaysa uzay bilimcileri, Mars'ın içinde yakın zamana kadar ve belki de hâlâ yüzey altındaki volkanizmayı destekleyecek kadar ısı olduğuna dair kanıtlar buldu.

Araştırmacılar, Mars'ın volkanik açıdan aktif olabileceğini uzun zamandır tahmin ediyordu. Mars, Güneş Sistemi'ndeki en büyük volkanları barındırsa da bunların ne kadar aktif olduğu net değil. Ayrıca yüzeydeki sensörler de Dünya'yı sarsanlara benzer "Mars depremleri" tespit ediyor.

Ancak gezegende bugüne kadar gerçek bir lav akışı ya da patlama gözlemlenmedi. Yeni bulgular, bunun yüzeyin altında gerçekleşiyor olabileceğini gösteriyor. Gazın, gezegenin içindeki bir tür volkanik boru sistemine benzetilen magma odasından sızdığı düşünülüyor.

Araştırmacılar, Mars'ın bir zamanlar bu şekilde aktif olması durumunda, yaşam için gerekli koşulların ortaya çıkabileceğine inanıyor. Örneğin kabuğun içinden ilerleyen lav, yeraltı sularıyla karışarak Dünya'dakine benzer biçimde yaşamın gelişebileceği küçük alanlar oluşturmuş olabilir.

Polonya Bilimler Akademisi Uzay Araştırma Merkezi'nden öğretim üyesi ve yeni makalenin ortak başyazarı Daniel Mège, "Alba Mons bölgesindeki sızıntı yapan çatlaklarda Mars'ta yaşam aramak son derece mantıklı bir hareket olur" diyor. 

Hidrotermal sistemler aktifse, mikroorganizmaların gelişmesi için gerekli bileşenleri ve enerjiyi barındırabilir ve mikroorganizmaları yüzeyin üstündeki tehlikeli ve değişken ortamdan koruyabilirler.

Çalışma, hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan "Enigmatic HCl detections as a potential signature of igneous activity on Mars" (Mars'taki magmatik faaliyetin potansiyel bir işareti olarak gizemli HCl tespitleri) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe