Fransa’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen yeni gösteriler, dün, önceki üç haftaya kıyasla daha düşük katılımla başladı. Özellikle Paris’te yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Yetkililer, gösteriler sırasında 17 Ekim’de yaşanan taşkınlık ve yağma olaylarının tekrarlanmasını önlemeye çalışıyor. Hareketliliğin merkezi olarak kabul edilen Paris dışında, İçişleri Bakanı’na yakın kaynakların verdiği bilgiye göre, öğleden sonra düzenlenen 68 gösteriye yaklaşık 7 bin kişi katıldı. Bu rakam, katılımda belirgin bir düşüşe işaret ediyor.
Perşembe günü düzenlenen büyük sendikal gösterilerin ardından gerçekleştirilen yeni eylemler, hükümetin yarın sabah sendikalar ve işveren temsilcilerinin katılımıyla düzenlemeyi planladığı konferans öncesinde yetkililer üzerindeki baskıyı sürdürmeyi amaçlıyor. Hükümet, konferansın ardından öğleden sonra öğrenci örgütleriyle de görüşmeler gerçekleştirecek.

Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, satın alma gücü ve ücretlerin ele alınması amacıyla yarın işçi sendikaları ve işveren birliklerinin katılımıyla bir konferans düzenleneceğini açıkladı. Hükümet, asgari ücreti artırmayı planladığını belirtirken okullardaki eğitim personeli sayısının artırılması ve eğitime ayrılan bütçenin yükseltilmesi taahhüdünde bulundu. Öte yandan, öğrenci ve öğretmenleri temsil eden sendikalar, hükümetin eğitim harcamalarını artırması yönündeki baskıyı sürdürmek amacıyla gelecek salı günü greve gidilmesi çağrısı yaptı. Haftalardır devam eden eylemler kapsamında okulların kapatılması ve protestolar düzenleniyor.
Söz konusu sendikalar dün yayımladıkları ortak açıklamada, “Hareketimiz güçlü bir konumda, hükümet ise zayıf durumda ve geri adım atmaya başladı” ifadesini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Protestoların kapsamını genişletmenin ve hükümet üzerindeki baskıyı sürdürmenin zamanı geldi” denildi.

Kriz, başlangıçta liselerdeki eğitim sisteminin durumunu protesto eden öğrencilerin başlattığı eylemlerle ortaya çıktı. Daha sonra hayat pahalılığına ilişkin talepler de eklendi. Eylemler, on yıllık iktidarının ardından mayıs ayında cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılacak olan Macron’a yönelik protestolara da dönüştü.
Lecornu, cuma günü sosyal taraflara gönderdiği mektupta, ücretler ve satın alma gücü konusunda dile getirilen beklentileri ve işverenlerin endişelerini dinlediğini belirtti. Söz konusu konferansın, ‘Fransızların beklentilerine yönelik somut yanıtların ortaya konulmasını sağlayacağını’ ifade etti. Gençlik sendikaları konfederasyonu ile yerel sendikalar birliği, ‘hayat pahalılığına karşı ve gençler için’ sloganıyla dün gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundu. İzin verilen yürüyüşün, Paris’in merkezindeki Place de la Republique’den (Cumhuriyet Meydanı) başlayarak Place de la Nation’a (Ulus Meydanı) kadar devam etmesi planlandı. Saat 15.00 civarında yürüyüşün sakin bir şekilde sürdüğü bildirildi.

Öte yandan, Sarı Yelekliler hareketinin koordinasyon komitesi, Ulusal Meclis binasının yakınındaki Place de la Concorde’de ayrı bir gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundu. Ancak yetkililer bu gösteriyi yasakladı. Dün öğleden sonra yaklaşık 100 kişi meydanda toplandı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre polis, göstericileri hızla kuşatırken hareketin liderlerinden biri Ulusal Meclis binası önünde gözaltına alındı. Sarı Yelekliler, 17 Ekim’de düzenledikleri yaklaşık bin 700 eylemin ardından bugünlerde Fransa’nın farklı bölgelerinde yaklaşık 120 eylem gerçekleştirmeyi planlıyor.
Aşırı sağcı aday Marine Le Pen’in önde olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan az bir süre kala Sebastien Lecornu hükümeti, Ulusal Meclis’te çoğunluğa sahip değil. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise yeni bir toplumsal krizle karşı karşıya. Radikal solun cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon’un, kamuoyu yoklamalarında ikinci tura kalmasının beklendiği seçim sürecinde bu krizden yararlanmayı planladığı belirtiliyor. Melenchon, seçim kampanyasını başlatmak üzere büyük bir miting düzenleyecek.
Melenchon, cumartesi günü 2027 seçim programını açıklarken asgari ücretin artırılmasını ve ülkede emeklilik yaşının 60’a düşürülmesini vaat etmeyi planlıyor.
75 yaşındaki Melenchon, solun en güçlü adayı olarak görülüyor. Son kamuoyu yoklamaları, gelecek nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Le Pen ile karşı karşıya geleceğine işaret ediyor. Ancak anketler, ikinci turda seçimi kaybedeceğini de gösteriyor.

Programı ‘Ortak Bir Gelecek’ başlığını taşıyor. Bu program, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin beşinci seçim programı olma özelliğini taşıyor ve Melenchon’un önceki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyalarının temelini oluşturan politikaları büyük ölçüde yeniden gündeme getiriyor.
Programın başlıca vaatleri arasında, Macron tarafından kabul edilen ve kamu maliyesini güçlendirmek amacıyla Fransa’daki asgari emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran emeklilik reformunun iptal edilmesi yer alıyor. Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, sisteme 40 yıl boyunca katkıda bulunanlar için emeklilik yaşının yeniden 60’a düşürüleceğini belirtiyor.
Program ayrıca, aylık net asgari ücretin yaklaşık bin 480 eurodan bin 700 euroya yükseltilmesini, sermaye gelirlerine uygulanan sabit oranlı verginin kaldırılmasını, varlıklı ailelere yönelik vergilerin artırılmasını ve temel gıda ürünlerinin fiyatlarına üst sınır getirilmesini öngörüyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, nükleer enerjiden aşamalı olarak vazgeçilerek tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı bir elektrik sistemine geçilmesini de destekliyor. Bu kapsamda nükleer reaktör programının iptal edilmesi ve nükleer santrallerin faaliyet ömrünün 60 yılın ötesine uzatılmaması öngörülüyor.
Dış politika konusunda ise Melenchon’un programı, uzun süredir eleştirdiği NATO’ya yönelik tutumunu yineliyor. Programda, Fransa’nın öncelikle NATO’nun entegre askerî komutanlık yapısından ayrılması, ardından ittifaktan aşamalı olarak çekilmesi çağrısında bulunuluyor.
Programda ayrıca, Almanya’nın Avrupa Birliği’nin (AB) ekonomi politikaları üzerindeki etkisi eleştiriliyor. Berlin, Avrupa’da ‘düzenlenmiş liberalizm’ anlayışının başlıca savunucusu olarak nitelendiriliyor. Söz konusu ekonomik yaklaşım, katı bütçe kuralları, fiyat istikrarı ve bağımsız para politikası ilkelerine dayanıyor. Program, yerli sanayiye daha fazla koruma sağlanmasını, üretimin Fransa’ya taşınmasını teşvik edecek önlemler alınmasını ve devletin ekonomide daha müdahaleci bir rol üstlenmesini de savunuyor.