Gadi Eisenkot… Netanyahu dönemini sona erdirmek isteyen ihtiyatlı general

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)
TT

Gadi Eisenkot… Netanyahu dönemini sona erdirmek isteyen ihtiyatlı general

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, görev süresi sona eren Başbakan Binyamin Netanyahu’ya karşı üstünlük sağlarken, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog dün yaptığı açıklamada kendisini yeni hükümeti kurmakla görevlendireceğini duyurdu. Bazı seçmenlerin rakibinden farklı olarak sakin tavrını bir avantaj olarak gördüğü ihtiyatlı generalin, Knesset’in güvenoyunu alabilmek için hâlâ müttefiklere ihtiyacı bulunuyor.

66 yaşındaki eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğu, 27 Ekim’de yapılan seçimlerde 120 sandalyeli Knesset’te 48 sandalye kazanırken, Netanyahu cephesi 53 sandalye elde etti. Birleşik Arap Listesi ile Ortak Liste ise daha önce görülmemiş bir sonuçla 19 sandalye kazandı. Her iki liste de Eisenkot’un hükümeti kurmakla görevlendirilmesini tavsiye etti. Böylece kendisine görev verilmesini destekleyen milletvekillerinin sayısı 67’ye yükseldi. Ancak Eisenkot’un bloğunun güvenoyu almak için iki Arap listesinin oylarına dayanmayı kabul edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı.

dfrtg
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu (Reuters)

Netanyahu'nun tartışmalı açıklamalarından bıkan bazı seçmenler, Eisenkot’un ‘karizmadan yoksun’ olmasını en önemli güçlü yönlerinden biri olarak görüyor. Eisenkot İngilizceyi güçlükle konuşuyor ve mütevazı bir görünüm sergilemeye özen gösteriyor. İsrail’de seleflerinin tamamından daha uzun süre başbakanlık yapan Netanyahu ise Amerikan aksanıyla akıcı İngilizce konuşuyor, ABD televizyonlarının haber bültenlerinde öne çıkacak ve sosyal medyada geniş yankı bulacak ifadeler kullanmayı iyi biliyor.

2015-2019 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapan Eisenkot, Netanyahu’nun yıllar süren iktidarı boyunca derinleşen toplumsal bölünmeleri ve aşırı sağın güçlenmesini sona erdirerek İsraillileri birleştirme sözü verdi. Ayrıca Gazze Şeridi’nde üç yıldır devam eden savaş, işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği şiddet eylemleri, Güney Lübnan’daki savaş ve geniş çaplı yıkım ile Suriye’nin güneyine yönelik askeri operasyonların ardından zarar gören İsrail’in uluslararası imajını düzeltme taahhüdünde bulundu. Yerleşimcilerin son dönemde gerçekleştirdiği saldırıları ‘Yahudi terörü’ olarak nitelendiren Eisenkot, Netanyahu hükümetini saldırganlarla iş birliği yapmakla suçladı. Ancak Eisenkot, Filistin devletinin kurulmasını engelleme sözü vererek sağ seçmenlerin oyları için Netanyahu ile rekabet etmeye çalıştı. Ayrıca Netanyahu’nun ABD baskısı altında bu fikre açık olduğunu ifade ettiği eski bir video kaydını yayımladı.

Eisenkot, 2006 yılında Hizbullah ile yaşanan savaş sırasında İsrail ordusunun Operasyonlar Dairesi Başkanı olarak görev yapıyordu. 2008 yılında ise Kuzey Komutanlığı görevini yürüttüğü sırada, Hizbullah’ın kalesi olan Beyrut’un güney banliyölerine atıfla Dahiye Doktrini olarak bilinen yaklaşımı açıkladı. Bu doktrin, İsrail’e yönelik saldırıların gerçekleştirildiği bölgelere karşı, sivil altyapının hedef alınmasını da içeren orantısız güç kullanımını öngörüyor. İsrail, Gazze Şeridi’nde de bu doktrini yeniden uygulamaya koydu. Savaş, bölgede büyük bir yıkıma ve on binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Bu eylemler, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) göre insanlığa karşı suç ve savaş suçu kapsamına girebilecek nitelikte.

sdcfgvt
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)

Eisenkot, Gazze savaşında oğlu Gal ve iki akrabasının hayatını kaybetmesinin ardından İsrailliler arasında geniş bir sempati kazandı. Seçmenler nezdindeki imajının cazibesinin bir bölümü de işçi sınıfı kökenlerinden kaynaklanıyor. Faslı göçmenlerin çocuğu olarak Taberiye’de dünyaya gelen ve Eilat’ta büyüyen Eisenkot, ABD’de tanınmış bir akademisyen olan babasının izinden gelen Netanyahu’nun temsil ettiği seçkin çevrelerden uzak bir geçmişe sahip. Eisenkot başbakan olması halinde, aile kökenleri Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya dayanan Mizrahim olarak bilinen Doğulu Yahudiler arasından bu göreve gelen ilk isim olacak.

Eisenkot, seçim kampanyası sırasında farklı kesimlerden seçmenlere hitap etmeye çalıştı. Dindar Yahudilerden oluşan bir topluluğa yaptığı konuşmada, işgal altındaki Batı Şeria üzerindeki İsrail kontrolünün sürdürülmesini savundu.

Buna karşılık, Filistin topraklarının ilhak edilmesine ve ruhsatsız yerleşim noktalarının kurulmasına karşı olduğunu açıkladı. Netanyahu hükümeti, Filistinlilere yönelik şiddetin tırmanmasına katkıda bulunan bu yerleşim noktalarının kurulmasına göz yummuştu.

Gazze konusunda ise Eisenkot, Hamas yönetimine 18 ay içinde son verme sözü verdi. Bunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın hareketin silahsızlandırılmasını ve yönetimin devredilmesini öngören ateşkes planının uygulanmasıyla ya da Hamas’ın askeri kanadını yok etmeyi amaçlayan ‘yenilikçi askeri operasyonlar’ yoluyla mümkün olabileceğini söyledi.

Savaşın üçüncü yılına girmesinin ardından İsrailliler arasında geniş rahatsızlığa yol açan bir diğer konuda Eisenkot, Yahudi dinî okullarındaki öğrencilerin askerlikten muaf tutulmasının sınırlandırılmasını taahhüt etti. Ultra Ortodoks Yahudileri (Harediler) ve Arap vatandaşları askerlik veya sivil hizmet yapmaya zorunlu kılacak Kapsamlı Ulusal Hizmet Yasası’nı çıkarma sözü verdi.

Eisenkot ayrıca, ‘yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, azınlık haklarını ve özgür basını koruma’ taahhüdünde bulunarak merkez ve liberal seçmenlerin desteğini kazanmaya çalıştı.

Eisenkot kendisini merkez sağın adayı olarak tanımlıyor. Bu tutum, Netanyahu’nun iktidarda geçirdiği yılların ülkenin demokratik kurumlarını zayıflatmış olabileceği endişesini taşıyan çok sayıda İsraillinin kaygılarıyla örtüşüyor.



Gadi Eisenkot… Netanyahu dönemini sona erdirmek isteyen ihtiyatlı general

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)
TT

Gadi Eisenkot… Netanyahu dönemini sona erdirmek isteyen ihtiyatlı general

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, görev süresi sona eren Başbakan Binyamin Netanyahu’ya karşı üstünlük sağlarken, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog dün yaptığı açıklamada kendisini yeni hükümeti kurmakla görevlendireceğini duyurdu. Bazı seçmenlerin rakibinden farklı olarak sakin tavrını bir avantaj olarak gördüğü ihtiyatlı generalin, Knesset’in güvenoyunu alabilmek için hâlâ müttefiklere ihtiyacı bulunuyor.

66 yaşındaki eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğu, 27 Ekim’de yapılan seçimlerde 120 sandalyeli Knesset’te 48 sandalye kazanırken, Netanyahu cephesi 53 sandalye elde etti. Birleşik Arap Listesi ile Ortak Liste ise daha önce görülmemiş bir sonuçla 19 sandalye kazandı. Her iki liste de Eisenkot’un hükümeti kurmakla görevlendirilmesini tavsiye etti. Böylece kendisine görev verilmesini destekleyen milletvekillerinin sayısı 67’ye yükseldi. Ancak Eisenkot’un bloğunun güvenoyu almak için iki Arap listesinin oylarına dayanmayı kabul edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı.

dfrtg
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu (Reuters)

Netanyahu'nun tartışmalı açıklamalarından bıkan bazı seçmenler, Eisenkot’un ‘karizmadan yoksun’ olmasını en önemli güçlü yönlerinden biri olarak görüyor. Eisenkot İngilizceyi güçlükle konuşuyor ve mütevazı bir görünüm sergilemeye özen gösteriyor. İsrail’de seleflerinin tamamından daha uzun süre başbakanlık yapan Netanyahu ise Amerikan aksanıyla akıcı İngilizce konuşuyor, ABD televizyonlarının haber bültenlerinde öne çıkacak ve sosyal medyada geniş yankı bulacak ifadeler kullanmayı iyi biliyor.

2015-2019 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapan Eisenkot, Netanyahu’nun yıllar süren iktidarı boyunca derinleşen toplumsal bölünmeleri ve aşırı sağın güçlenmesini sona erdirerek İsraillileri birleştirme sözü verdi. Ayrıca Gazze Şeridi’nde üç yıldır devam eden savaş, işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği şiddet eylemleri, Güney Lübnan’daki savaş ve geniş çaplı yıkım ile Suriye’nin güneyine yönelik askeri operasyonların ardından zarar gören İsrail’in uluslararası imajını düzeltme taahhüdünde bulundu. Yerleşimcilerin son dönemde gerçekleştirdiği saldırıları ‘Yahudi terörü’ olarak nitelendiren Eisenkot, Netanyahu hükümetini saldırganlarla iş birliği yapmakla suçladı. Ancak Eisenkot, Filistin devletinin kurulmasını engelleme sözü vererek sağ seçmenlerin oyları için Netanyahu ile rekabet etmeye çalıştı. Ayrıca Netanyahu’nun ABD baskısı altında bu fikre açık olduğunu ifade ettiği eski bir video kaydını yayımladı.

Eisenkot, 2006 yılında Hizbullah ile yaşanan savaş sırasında İsrail ordusunun Operasyonlar Dairesi Başkanı olarak görev yapıyordu. 2008 yılında ise Kuzey Komutanlığı görevini yürüttüğü sırada, Hizbullah’ın kalesi olan Beyrut’un güney banliyölerine atıfla Dahiye Doktrini olarak bilinen yaklaşımı açıkladı. Bu doktrin, İsrail’e yönelik saldırıların gerçekleştirildiği bölgelere karşı, sivil altyapının hedef alınmasını da içeren orantısız güç kullanımını öngörüyor. İsrail, Gazze Şeridi’nde de bu doktrini yeniden uygulamaya koydu. Savaş, bölgede büyük bir yıkıma ve on binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Bu eylemler, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) göre insanlığa karşı suç ve savaş suçu kapsamına girebilecek nitelikte.

sdcfgvt
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 28 Ekim’de seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasının ardından destekçileriyle bir araya geldi. (AFP)

Eisenkot, Gazze savaşında oğlu Gal ve iki akrabasının hayatını kaybetmesinin ardından İsrailliler arasında geniş bir sempati kazandı. Seçmenler nezdindeki imajının cazibesinin bir bölümü de işçi sınıfı kökenlerinden kaynaklanıyor. Faslı göçmenlerin çocuğu olarak Taberiye’de dünyaya gelen ve Eilat’ta büyüyen Eisenkot, ABD’de tanınmış bir akademisyen olan babasının izinden gelen Netanyahu’nun temsil ettiği seçkin çevrelerden uzak bir geçmişe sahip. Eisenkot başbakan olması halinde, aile kökenleri Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya dayanan Mizrahim olarak bilinen Doğulu Yahudiler arasından bu göreve gelen ilk isim olacak.

Eisenkot, seçim kampanyası sırasında farklı kesimlerden seçmenlere hitap etmeye çalıştı. Dindar Yahudilerden oluşan bir topluluğa yaptığı konuşmada, işgal altındaki Batı Şeria üzerindeki İsrail kontrolünün sürdürülmesini savundu.

Buna karşılık, Filistin topraklarının ilhak edilmesine ve ruhsatsız yerleşim noktalarının kurulmasına karşı olduğunu açıkladı. Netanyahu hükümeti, Filistinlilere yönelik şiddetin tırmanmasına katkıda bulunan bu yerleşim noktalarının kurulmasına göz yummuştu.

Gazze konusunda ise Eisenkot, Hamas yönetimine 18 ay içinde son verme sözü verdi. Bunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın hareketin silahsızlandırılmasını ve yönetimin devredilmesini öngören ateşkes planının uygulanmasıyla ya da Hamas’ın askeri kanadını yok etmeyi amaçlayan ‘yenilikçi askeri operasyonlar’ yoluyla mümkün olabileceğini söyledi.

Savaşın üçüncü yılına girmesinin ardından İsrailliler arasında geniş rahatsızlığa yol açan bir diğer konuda Eisenkot, Yahudi dinî okullarındaki öğrencilerin askerlikten muaf tutulmasının sınırlandırılmasını taahhüt etti. Ultra Ortodoks Yahudileri (Harediler) ve Arap vatandaşları askerlik veya sivil hizmet yapmaya zorunlu kılacak Kapsamlı Ulusal Hizmet Yasası’nı çıkarma sözü verdi.

Eisenkot ayrıca, ‘yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, azınlık haklarını ve özgür basını koruma’ taahhüdünde bulunarak merkez ve liberal seçmenlerin desteğini kazanmaya çalıştı.

Eisenkot kendisini merkez sağın adayı olarak tanımlıyor. Bu tutum, Netanyahu’nun iktidarda geçirdiği yılların ülkenin demokratik kurumlarını zayıflatmış olabileceği endişesini taşıyan çok sayıda İsraillinin kaygılarıyla örtüşüyor.


Polonya: Krakow’daki terör saldırısının faili, aşırı sağcı fikirlerden etkilenmiş

Polonya’nın Krakow kentindeki saldırının failinin evinin önünde, ailesine mensup olduğu düşünülen 3 cesedin bulunmasının ardından güvenlik güçleri ve polis konuşlandırıldı. (EPA)
Polonya’nın Krakow kentindeki saldırının failinin evinin önünde, ailesine mensup olduğu düşünülen 3 cesedin bulunmasının ardından güvenlik güçleri ve polis konuşlandırıldı. (EPA)
TT

Polonya: Krakow’daki terör saldırısının faili, aşırı sağcı fikirlerden etkilenmiş

Polonya’nın Krakow kentindeki saldırının failinin evinin önünde, ailesine mensup olduğu düşünülen 3 cesedin bulunmasının ardından güvenlik güçleri ve polis konuşlandırıldı. (EPA)
Polonya’nın Krakow kentindeki saldırının failinin evinin önünde, ailesine mensup olduğu düşünülen 3 cesedin bulunmasının ardından güvenlik güçleri ve polis konuşlandırıldı. (EPA)

Polonya’nın güneyindeki Krakow kentinde dün aşırı sağcı fikirlerden etkilenen silahlı bir kişinin düzenlediği saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti, en az 15 kişi yaralandı. Yetkililer saldırıyı doğrularken, Başbakan Donald Tusk olayı ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Tusk, dün kentte incelemelerde bulunduğu sırada gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırganın evinde iki kadın ve bir erkeğin cesedinin bulunduğunu doğrulayarak, hayatını kaybedenlerin saldırganın aile üyeleri olabileceğine işaret eden bulgular bulunduğunu söyledi.

Başbakan, ‘terör saldırısı’ olarak nitelendirdiği silahlı saldırının kurbanları için iki günlük ulusal yas ilan etti. Polonya İçişleri Bakanı Marcin Kierwinski ise saldıraganın aşırı sağ ideolojilerden etkilendiğine ilişkin güçlü işaretler bulunduğunu belirtti.

Polis, 2002 doğumlu şüphelinin aracıyla Krakow’un ana meydanına girerek çevredeki insanlara rastgele ateş açtığını bildirdi.

Polis, iki memurun yaralandığını, ardından şüpheliye ateş açtıklarını ve saldırganın hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

Polonya resmi haber ajansı PAP, savcılığın saldırıyla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu.

Polis, hayatını kaybedenler arasında bir İngiliz vatandaşının bulunduğunu doğrularken, PAP’a konuşan yetkililer yaralanan 15 kişi arasında Avusturya, Birleşik Krallık, Almanya, Portekiz ve Rusya vatandaşlarının da olduğunu bildirdi. Daha sonra Krakow’un yaklaşık 150 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Ostrowiec Swietokrzyski kentindeki şüphelinin evinde üç kişinin daha cesedi bulundu. Polis, hayatını kaybedenlerin şüphelinin aile üyeleri olduğunu belirtti.

Saldırgan, olay sırasında polisin açtığı ateş sonucu yaralandı ve hastanede kritik durumda bulunuyor. İki polis memuru da saldırıda yaralandı.

Polisin kahramanlığı

Polis Sözcüsü Andrzej Wegrolak, şüphelinin saldırıda yarı otomatik tüfek kullandığını söyledi.

Tusk, “Görevlerini yerine getirirken hayatlarını tehlikeye atan kahraman polis memurlarına en derin takdirlerimizi sunuyoruz” dedi.

Cumartesi akşamı AFP muhabirleri, normalde oldukça hareketli olan ana meydanın tamamen kapatıldığını, ağır silahlı polis ekipleri ile olay yeri inceleme görevlilerinin saldırının gerçekleştiği bölgede çalışmalarını sürdürdüğünü gözlemledi.

İki polis memuru, yüz maskesi takan ve kurşun geçirmez yelek de dahil olmak üzere askerî kıyafetler giyen şüpheliyi kovaladıkları sırada yaralandı.

Polis, şüphelinin bir kavşakta aracını terk ettiğini ve yarı otomatik tüfekle polis memurlarına ateş açmaya başladığını bildirdi.

Olay yerinde bulunan Anette, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Meydanda dolaşırken insanlara ateş açan bir adam gördüm. Bu, Krakow için bir trajedi. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştık” dedi.

Fransa’nın kuzeybatısındaki Rennes kentinden gelen 22 yaşındaki turist Stella ise “Avrupa’da hâlâ bu tür tehlikelerin, yani terör kaynaklı risklerin bulunduğunu düşünmek korkunç” ifadesini kullandı.

Krakow’da yaşayan 27 yaşındaki Weronika Wilar AFP’ye yaptığı açıklamada, “Büyük bir şok ve derin bir üzüntü içindeyim. Krakow gerçekten dünyanın en güvenli yerlerinden biri. Böyle bir şeyin başımıza geleceğini hiç düşünmemiştim… Şehrimiz artık eskisi gibi olmayacak” diye konuştu.

Nadir görülen olaylar

Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi olan 38 milyon nüfusa sahip Polonya’da, ölümle sonuçlanan silahlı saldırılar nadiren yaşanıyor.

Ancak ülkede, Başbakan Tusk’ın sosyal medya platformlarının körüklediği ‘şiddeti benimseyen bir grup’ tarafından gerçekleştirildiğini söylediği ekim ayında yaşanan bir dizi bıçaklı saldırının ardından en üst düzeyde güvenlik alarmı uygulanıyor.

AB ve NATO’nun doğu kanadında yer alan Polonya, Moskova’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgal harekâtını başlatmasından bu yana Rusya’yı defalarca ‘sabotaj’ eylemleri gerçekleştirmekle suçladı.

fdvgbng
Polonya’nın Krakow kent merkezinde meydana gelen silahlı saldırı olay yerinde koşan bir güvenlik görevlisi (Reuters)

Ülkede ateşli silah ruhsatlarının sayısında da keskin bir artış yaşanıyor. Polis verilerine göre 2025 yılında 50 binden fazla yeni ruhsat verildi ve toplam ruhsat sayısı 411 bine ulaştı.

Polonya’nın güneyinde yer alan tarihi Krakow kenti, ülkenin bir dönem başkentliğini de yaptı. Önemli bir turizm merkezi olan kenti 2025 yılında 16 milyondan fazla turist ziyaret etti.

Siyah bayraklar ve kapalı dükkanlar

İçişleri Bakanlığı, polis memurlarından birinin durumunun ağır ancak stabil olduğunu açıkladı. Polis teşkilatı, silahlı saldırganla tereddüt etmeden karşı karşıya gelen polis memuru için kan bağışı çağrısında bulundu.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, iki polis memurunun silahlı saldırgana ateş açtığı, memurlardan birinin kendisi de yaralı olmasına rağmen saldırganı vurduğu görüldü.

Pazar sabahı, normalde oldukça hareketli olan saldırı bölgesi kırmızı-beyaz güvenlik şeridiyle çevrildi. Meydanda toplanan bazı kişiler mum yakarken polis ekipleri, meydandaki kafe ve restoranlarda çalışanların çantalarını aradı. Hediyelik eşya satan mağazaların büyük bölümü kapalı kaldı. Kentte siyah bayraklar göndere çekilirken, Polonya bayraklarına da siyah kurdeleler bağlandı. Varşova yönetimi, kurbanlar için pazar gününden itibaren iki günlük ulusal yas ilan etti.

Akrabalarının cesetleri bulundu

Medya kuruluşları, şüphelinin adını Michal O. olarak duyurdu. Bölge polisi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şüphelinin evinde bulunan üç cesedin 53 yaşındaki bir erkek ile 52 ve 21 yaşlarındaki iki kadına ait olduğunu, hayatını kaybedenlerin şüphelinin anne ve babası ile kız kardeşi olduğunu bildirdi.

Polis, “Cesetlerde ilk değerlendirmelere göre ateşli silahla açılan ateş sonucu meydana geldiği belirlenen yaralar bulunuyor. Dairede yedi ateşli silaha el konuldu” açıklamasını yaptı.

Polonya medyası, soruşturma görevlilerine dayandırdığı haberlerde, babasıyla birlikte bir atıcılık kulübüne üye olan Michal O.’nun daha önce herhangi bir suç kaydının bulunmadığını aktardı.

Tepkiler

Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham ise yaptığı açıklamada, “Dehşet verici silahlı saldırı karşısında şoke oldum ve derin üzüntü duyuyorum” dedi.

Burnham, X platformundaki paylaşımında, “Hayatını kaybedenlerin ailelerinin, yaralananların ve bu anlamsız şiddetten etkilenen herkesin yanındayım” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de “Ukrayna, Polonya ve Polonya halkıyla dayanışma içindedir. İnsanların güvenlik içinde yaşama hakkı vardır” dedi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, X platformundaki açıklamasında, “Almanya, bu zor günlerde bir dost ve ortak olarak Polonya’nın yanındadır” ifadelerine yer verdi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise yaşananları ‘trajedi’ olarak nitelendirerek, X platformundaki paylaşımında olayın etkilerinin ‘Polonya sınırlarının çok ötesine uzanacağını’ belirtti.


İran: Tahran Rafinerisi'nden yükselen yoğun dumanın nedeni fazla gazın yakılması

İran'ın başkenti Tahran'daki petrol rafinerisinde çıkan yangın (Arşiv – AFP)
İran'ın başkenti Tahran'daki petrol rafinerisinde çıkan yangın (Arşiv – AFP)
TT

İran: Tahran Rafinerisi'nden yükselen yoğun dumanın nedeni fazla gazın yakılması

İran'ın başkenti Tahran'daki petrol rafinerisinde çıkan yangın (Arşiv – AFP)
İran'ın başkenti Tahran'daki petrol rafinerisinde çıkan yangın (Arşiv – AFP)

İran Petrol Bakanlığı'na bağlı Şana haber ajansı, Tahran Rafinerisi Halkla İlişkiler Ofisi'ne dayandırdığı haberinde, bugün (pazar) rafineriden yükselen yoğun duman ve alevlerin, elektrik ve teknik sistemlerde yaşanan sorunların ardından fazla gazı yakma sistemlerinin devreye alınmasından kaynaklandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre, söz konusu sistemler, endüstriyel güvenlik prosedürleri kapsamında fazla gazın tahliye edilerek yakılması amacıyla devreye sokuldu.

Açıklamada, rafinerinin işleme ünitelerinde herhangi bir yangın çıkmadığı ve durumun kontrol altında olduğu vurgulandı. Ekiplerin faaliyetlerin normal seyrine dönmesi için çalışmalarını sürdürdüğü belirtilirken, yakıt üretimi ve sevkiyatının kesintisiz devam ettiği kaydedildi.