Çin silahları 21 Afrika ülkesine akıyor ve çatışmaları uzatıyor

Le Monde, silahların Orta Afrika Cumhuriyeti veya Çad'dan gelmiş olması olasılığını daha muhtemel görüyor

 Çin, 2019 ile 2023 yılları arasında yaklaşık 21 ülkeye önemli miktarda silah sevkiyatı yaparak, Sahra Altı Afrika'nın en büyük silah tedarikçisi haline geldi (Reuters)
Çin, 2019 ile 2023 yılları arasında yaklaşık 21 ülkeye önemli miktarda silah sevkiyatı yaparak, Sahra Altı Afrika'nın en büyük silah tedarikçisi haline geldi (Reuters)
TT

Çin silahları 21 Afrika ülkesine akıyor ve çatışmaları uzatıyor

 Çin, 2019 ile 2023 yılları arasında yaklaşık 21 ülkeye önemli miktarda silah sevkiyatı yaparak, Sahra Altı Afrika'nın en büyük silah tedarikçisi haline geldi (Reuters)
Çin, 2019 ile 2023 yılları arasında yaklaşık 21 ülkeye önemli miktarda silah sevkiyatı yaparak, Sahra Altı Afrika'nın en büyük silah tedarikçisi haline geldi (Reuters)

Sagir el-Haydari

ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından yayınlanan ve Sudan gibi Afrika ülkelerine akan Çin silahlarında rekor artıştan bahseden bir rapor, bu silahların nasıl ulaştığı ve kıta genelinde çatışmaları uzatmadaki etkileri hakkındaki soruları yeniden gündeme getirdi.

Pekin, kıtanın güvenlik ve savunma alanlarına doğrudan müdahil olmadığı iddialarına rağmen, 2019 ile 2023 yılları arasında yaklaşık 21 ülkeye önemli miktarda silah sevkiyatı yaparak, Sahra Altı Afrika'nın en büyük silah tedarikçisi haline geldi.

Eylül 2024'te Çin hükümeti, Afrika'da 6 bin askeri personelin eğitimi için tahsis edilecek 140 milyon dolarlık bir harcama planı açıkladı. Çinli savunma devi Norinco, Afrika'daki dördüncü bölgesel ofisini Dakar'da açtı ve bunu Burkina Faso, Mali ve Nijer'e askeri teçhizat satışlarını artırmak için kullandı.

Afrika ülkelerine aktığı ortaya çıkan Çin silahları arasında GP-50A tipi bombalar ile AH-4 155 mm obüsler de bulunuyor.

Büyük bir belirsizlik

Örneğin, Sudan gibi bir ülkede Çin, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile Sudan ordusu arasında çatışmalar devam ederken, herhangi bir tarafa açıkça destek vermiyor. AFRICOM raporunda ise Çin silahlarının HDK'ye ulaştığı belirtilmiş ancak hangi güzergahlardan geçtikleri belirtilmemiş.

Afrika işleri konusunda uzman güvenlik ve siyasi araştırmacı Muhammed Aval, “Çin silahlarının Hızlı Destek Kuvvetlerine ulaştırılması için izlenen güzergahlar konusunda önemli bir belirsizlik olduğunu” düşünüyor. Aval şunu da belirtti: “Ancak örneğin Le Monde gazetesi, bu silahların Orta Afrika Cumhuriyeti veya Çad'dan gelmiş olabileceği olasılığını daha muhtemel görüyor. Her halükârda, Çin kaynaklı olsun veya olmasın Sudan'a devam eden silah akışı, o ülkedeki çatışmayı uzatıyor.”

Aval, kendisi ile yaptığımız özel röportajda şunları ekledi: “Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelere artan Çin silah akışı, Pekin'e kıtanın alışık olmadığı bir rol veriyor. Zira Çin hükümeti geleneksel olarak çatışmalara girmeden altyapı ve diğer sektörlere yatırım yapmaya odaklanmıştı, ancak kıtadaki Çin varlığının doğasında bir değişim olduğu aşikâr.”

Aval, şuna da dikkat çekti: “Yıllar önce Çin, yatırımlarını saldırılardan korumak için kendisine bağlı özel güvenlik şirketlerine belirli Afrika ülkelerinde faaliyet gösterme yetkisi verme yoluna gitti, ancak şimdi gerçek güvenlik rolü oynamaya doğru bir kayma var.”

 Çatışmaları körüklemek

Birçok Afrika ülkesi, el-Kaide ve DEAŞ gibi radikal örgütlerin yoğunlaşan faaliyetleri ve özellikle Batı Afrika ülkelerinden Fransız ve diğer kuvvetlerin çıkarılmasının ardından Batı nüfuzunun gerilemesi ile birlikte ciddi güvenlik krizleri yaşıyor.

Afrika işleri konusunda uzman siyasi araştırmacı Muhammed Turşin’e göre, “Amerikan silah satış sistemi siyasi boyutlara ve katı koşullara bağlı. Bu nedenle, Afrika ülkeleri ve kıtada yaşanan çatışmaların bazı tarafları, siyasi koşullara tabi olmayan veya demokratik sistemlerle bağlantılı olmayan ucuz Çin ve Rus silahlarına başvuruyor.”

Turşin kendisi ile yaptığımız özel röportajda şunu da belirtti: “Amerika Birleşik Devletleri'nin endişeleri, Çin silahlarının Afrika'daki çatışmaları uzatma olasılığından değil, özellikle Rusya gibi diğer ülkelerle rekabetin gölgesinde, Çin silahlarının Afrika pazarında hakimiyet kurma potansiyelinden kaynaklanıyor.”

 “Bu nedenle, bu Çin silahlarının, tıpkı Amerikan silahları gibi, çatışmaları körüklemede şüphesiz bir rol oynayacağına inanıyorum. Çin, silahlarının Afrika ülkelerine veya taraflara akışını her zaman, bunların ikinci bir tarafa satıldığını ve daha sonra bu tarafın onları üçüncü bir tarafa aktardığını iddia ederek haklı çıkarıyor. Dolayısıyla bu, Pekin'in belirli taraflara doğrudan silah tedarikinde yer almadığı anlamına gelebilir.”

Potansiyel etki

Bu gelişmeler, Pekin'in yatırımlarını artırmak için iddialı planlar açıkladığı bir dönemde yaşanıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre silahlarının Afrika’daki çatışmalara dahil olması, çatışmalardan ve bunların muazzam insani ve ekonomik maliyetlerinden bıkmış Afrikalılar arasında Çin'in imajı üzerindeki etkisi konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.

Muhammed Aval’ın görüşüne göre “Çin silahlarının Afrika ülkelerindeki belirli taraflara akışının doğrudan veya dolaylı olup olmadığına bakılmaksızın, bu durum, Pekin'i kendi sınırları içindeki çatışmaları körüklemekle suçlayabilecek yerel topluluklar arasında Çin'in imajını etkileyecektir.”

Aval şunu da vurguladı: “Bu durum göz ardı edilemeyecek başka riskleri de beraberinde getiriyor, sözgelimi bu rolün Rusya ile bir çatışmaya neden olma ihtimali gibi. Rusya'nın Mali, Burkina Faso, Nijer ve Ekvator Ginesi'ndeki doğrudan müdahalesi göz önüne alındığında, güvenlik ve savunma alanında Pekin’in kendisi ile rekabet etmesini kabul etmeyebilir. Zira Moskova bu konuda önemli çaba sarf etti ve güvenlik alanındaki nüfuzunun çökmesine izin vermeyecektir.”

Ancak Muhammed Turşin, “Çin silahlarının akışı Pekin'in imajına zarar vermeyecektir, çünkü bu vasıtası ile gerçekleşiyor. Bu nedenle, Pekin'in herhangi bir yasal, ekonomik veya siyasi sonuçla karşılaşacağına düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu.



Zambiya Cumhurbaşkanı Hichilema ikinci başkanlık dönemi için yeniden seçildi

Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)
Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)
TT

Zambiya Cumhurbaşkanı Hichilema ikinci başkanlık dönemi için yeniden seçildi

Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)
Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)

Zambiya Seçim Komisyonu, bugün yaptığı açıklamada, geçen hafta düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 60’ını alan Devlet Başkanı Hakainde Hichilema’nın ikinci kez seçildiğini duyurdu.

Sonuç büyük ölçüde bekleniyordu. 2021’den bu yana iktidarda bulunan Hichilema, ilk kez cumhurbaşkanlığı yarışına giren eski bir bölge bakanının da aralarında bulunduğu 13 adayla yarıştı.

Zambiya Seçim Komisyonu Başkanı Mwangelwa Zaloumis, mayıs ayında seçim yarışına katılan 55 yaşındaki eski bakan Brian Mundubile’nin oyların yaklaşık yüzde 38’ini aldığını açıkladı.

Zaloumis, 226 seçim bölgesinden 5’inde oyların henüz sayılmadığını, ancak “kalan oyların seçimlerin genel sonucunu önemli ölçüde değiştirmesinin beklenmediğini” söyledi.

13 Ağustos’ta yapılan seçimlere, muhalefetin seçimlerde usulsüzlük yapıldığı yönündeki suçlamaları damga vurdu. Seçim görevlilerine yönelik saldırılar ve oy pusulalarının çalınmasının ardından ülke genelindeki oy sayım süreci askıya alındı.

Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları da seçim öncesinde siyasi alanın daralması konusunda uyarıda bulunarak, seçim kampanyalarına yönelik kısıtlamalara dikkat çekmişti.

Uluslararası ve yerel seçim gözlem heyetleri de hafta sonu yaptıkları açıklamalarda, seçim sürecinin içinde bulunduğu koşulların adaylar arasında eşit olmayan bir rekabete yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre seçimler, Hichilema’nın ilk dönemine ilişkin bir referandum niteliğinde görülüyordu. Bu dönemde Zambiya ekonomisi, yıllarca süren mali krizlerin ardından yeniden büyümeye başladı.


Kongo: Ebola salgını, ülke tarihindeki en ölümcül salgın haline geldi

Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)
Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)
TT

Kongo: Ebola salgını, ülke tarihindeki en ölümcül salgın haline geldi

Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)
Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)

Hükümet tarafından dün yayımlanan verilere göre, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden Ebola salgını 2 bin 325 kişinin ölümüne yol açtı. Böylece salgındaki can kaybı, 2018-2020 yılları arasındaki Ebola salgınında kaydedilen 2 bin 299 ölümü aşarak ülke tarihinin en ölümcül salgını oldu.

Kongo Halk Sağlığı Enstitüsü’nün son raporunda, doğrulanmış vaka sayısının son 24 saatte tespit edilen 101 yeni vakayla birlikte 4 bin 945’e yükseldiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ülkede 17’nci olan Ebola salgını, vaka sayısı bakımından da Kongo tarihindeki en büyük salgın olma özelliğini temmuz ayı sonunda kazanmıştı.

Hükümetin son verileri, toplam can kaybının daha önce ülke tarihinin en ağır salgını olarak kabul edilen 2018-2020 dönemindeki 2 bin 299 kişilik ölüümü geride bıraktığını gösterdi.

Toplam doğrulanmış vaka sayısı ise 4 bin 945’e ulaştı. Salgının resmi olarak ilan edilmesinden üç ay sonra ulaşılan bu rakam, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika’da yaşanan Ebola salgınını geride bırakıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre Gine, Liberya ve Sierra Leone’yi etkileyen söz konusu salgında 28 bin 616 vaka ve 11 bin 310 ölüm kaydedilmişti.

Batı Afrika’daki salgında can kaybının 1000’e ulaşması, salgının ilan edilmesinden yaklaşık beş ay sonra gerçekleşmişti. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki mevcut salgında ise ölü sayısı üç aydan kısa bir sürede 2 bine ulaştı.

Halen ülkede yayılan Ebola virüsünün Bundibugyo suşuna karşı kullanılabilecek onaylı bir tedavi veya aşı bulunmuyor.

Az sayıda deneysel aşı ve tedavi yöntemi değerlendirilirken, küresel sağlık otoriteleri mevcut Ebola tedavilerinin bu suşa karşı koruma sağlayıp sağlayamayacağını araştırıyor. Şu ana kadar bu konudaki kanıtlar yalnızca hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarla sınırlı.

Ebola virüsü, hastalığa yakalanmış kişilerin canlı ya da ölü olması fark etmeksizin vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Virüs ateş, kusma ve ishale neden olabilirken, ağır vakalarda iç ve dış kanamalara yol açabiliyor.


BM: Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola her 30 dakikada bir hastanın hayatını kaybetmesine yol açıyor

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
TT

BM: Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola her 30 dakikada bir hastanın hayatını kaybetmesine yol açıyor

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)

BM’nin üst düzey yetkililerinden biri, dün yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola virüsünün her 30 dakikada bir kişinin ölümüne yol açtığını belirterek salgınla mücadele için uluslararası çabaların artırılması çağrısında bulundu.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki bir hastanede Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir kişinin tabutunu taşıyan sağlık çalışanları. (EPA)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki bir hastanede Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir kişinin tabutunu taşıyan sağlık çalışanları. (EPA)

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve İnsani İşlerden Sorumlu Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher yaptığı açıklamada, “Bu, şimdiye kadar görülen en hızlı yayılan salgın” dedi. Fletcher, “Virüs bizi daha fazla geride bırakmadan hızlı hareket etmeli, müdahaleyi genişletmeli ve dayanışmayı artırmalıyız” ifadelerini kullandı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 15 Mayıs’ta ortaya çıktığı açıklanan Ebola salgınında, 4 bin 500’den fazla vaka arasından en az 2 bin 128 kişi hayatını kaybetti. BM daha önce salgının, hastalık tarihindeki en ölümcül Ebola salgını olma yolunda ilerlediği uyarısında bulunmuştu.

Vücuttaki sıvılarla temas yoluyla bulaşan ve hemorajik ateşe yol açan virüsü kontrol altına almaya yönelik son çalışmaları değerlendiren Fletcher, “Ebola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde üstünlük sağlıyor. Virüsün müdahale kapasitemizi aşmasına izin veremeyiz” uyarısında bulundu.

Fletcher, “Salgın her 30 dakikada bir kişiyi öldürüyor” diyerek, çok daha fazla insanın risk altında olduğunu belirtti.

Fletcher, ülkelerin şimdiye kadar salgınla mücadele için oluşturulan fona yaklaşık 300 milyon dolar bağışladığını ifade etti.

BM kuruluşlarının gerçekleştirdiği toplantının ardından, Birleşmiş Milletler Acil Müdahale Fonu’ndan 30,5 milyon dolar ek kaynak ayrıldığı duyuruldu. Bu miktar, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve diğer dört ülkenin salgınla mücadelesine destek amacıyla daha önce tahsis edilen 24 milyon dolara ilave edildi.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin altı eyaletinde vaka tespit edilirken, Uganda’da da vakalar görüldü. Ayrıca Güney Sudan sınırına yakın bölgelerde de vakalar kaydedildi.

Fletcher, Ebola ile mücadele için 20 personelin daha “ön saflara” gönderildiğini, ancak daha fazlasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

“Güvenli ve insani cenaze işlemlerini sağlayan ekiplerin sayısını iki katına çıkarmalı, tedavi kapasitesini üç kat artırmalı, temaslı takibini geliştirmeli ve daha deneyimli yöneticiler görevlendirmeliyiz” diyen Fletcher, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En önemlisi ise bölgedeki su, sanitasyon, sağlık hizmetleri ve diğer temel ihtiyaçların karşılanması için gereken kapsamlı desteği sağlamalıyız.”

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ebola’nın 17. salgını, bilinen bir tedavisi veya aşısı bulunmayan Bundibugyo suşundan kaynaklanıyor.

Ebola virüsü, son 50 yılda Afrika’da 15 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.

2018-2020 yılları arasında yaşanan ve hastalığın en ölümcül salgını olarak kayıtlara geçen son büyük salgında ise yaklaşık 3 bin 500 vakadan 2 bin 300 kişisi hayatını kaybetti.