Meksika sınırında ABD federal kurumlarına kafa tutan Teksas, ekonomik gücüne güveniyor

ABD'nin güney sınırına ilişkin Başkan Joe Biden yönetimi ile Teksas eyaleti arasındaki anlaşmazlık büyürken, hükümete karşı ekonomisine güvenen Teksas'ta iş gücünde düzensiz göçmenlerin oynadığı rol dikkati çekiyor

Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)
Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)
TT

Meksika sınırında ABD federal kurumlarına kafa tutan Teksas, ekonomik gücüne güveniyor

Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)
Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)

Meksika'dan ayrılarak ABD'nin 28'inci eyaleti olarak ülkeye katılan Teksas, tarım, hayvancılık ve petrol endüstrilerindeki faaliyetleriyle ülke ekonomisine büyük katkıda bulunuyor.

ABD Ticaret Bakanlığına bağlı "Ekonomik Analiz Bürosunun" internet sitesinde, ülkenin Gayrisafi Yurt içi Hasılası (GSYH) yaklaşık 27 trilyon dolar olarak kaydedildi.

Ülkenin gayri safi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet olan Teksas, yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık ekonomiye sahip.

ABD'de en büyük gayrisafi hasılaya sahip ilk eyalet ise yaklaşık 3,5 trilyon dolarla Kaliforniya.

(AA)

ABD Nüfus Sayım Bürosunun Temmuz 2023 verilerine göre, yaklaşık 30 milyon nüfusu sahip Teksas, bu gayri safi hasılayla Rusya, Kanada, İtalya gibi ülkelerin ekonomileriyle yarışıyor.

"American Immigrant Council" adlı sivil toplum kuruluşunun Temmuz 2022'de yayımladığı bir çalışmada, 2019 itibarıyla ülkede Kaliforniya'dan sonra göçmenlerin en çok bulunduğu 2'nci eyaletin de Teksas olduğu ifade ediliyor.

ABD'nin Meksika ile en uzun sınırının bulunduğu Teksas'ta göçmen nüfusunun yaklaşık 4,9 milyon (nüfusun yaklaşık yüzde 17'si) olduğu kaydedilen çalışmada, kayıtlı göçmen nüfusunun eyaletteki iş gücünü "güçlendirdiği" belirtildi. Teksas'taki göçmenler, iş gücünün yaklaşık yüzde 21,9'unu oluşturuyor.

Öte yandan, Teksas basınında düzensiz göçmenlerin, burada kayıtsız olarak düşük ücretlere çalıştırıldığına ilişkin haberleri yer alıyor. Bu göçmenlerin, üretim ve inşaat alanlarında çalıştığı kaydedildi.

(AA)

ABD'nin en büyük ham petrol üreticisi Teksas

Pazar ve tüketici verileri üzerine çalışan Alman şirket Statista'nın internet sitesindeki verilere göre, Teksas, ABD'de açık ara en büyük petrol üreticisi konumunda. 2022'de Teksas eyaleti, 1,8 milyar varil ham petrol üretti.

Teksas Petrol ve Gaz Derneğinin (TXOGA) internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, TXOGA Başekonomisti Dean Foreman, eyaletin, Ekim-Kasım 2023 döneminde günde 5,7 milyon varil ham petrol üretimiyle rekor kırdığını belirtti.

Foreman, "Teksas'ın enerji alanındaki rolü, verimlilik kazançları sayesinde mütevazı sondaj faaliyetleri aracılığıyla giderek daha önemli hale geldi." dedi.

Eyaletin petrol ve doğal gaz üretiminde, işlemesinde ve ihracatında "yeni rekorlar kırdığını" kaydeden Foreman, Teksas'ın "ulusal ve küresel enerji"de öneminin arttığına dikkati çekti.

Teksas eyaletindeki zengin petrol rezervi, 1910'un başında Spindletop petrol rafinerisinde bulundu. Burada, günde yaklaşık 100 bin varile tekabül eden miktarda petrol çıktı.

İlerleyen yıllarda, Teksas'ın Corsicana, Ranger, Borger, Odessa, Kilgore gibi bölgelerinde de petrol bulunması, eyaletin petrol endüstrisinin önde gelenleri arasına girmesine yol açtı.

Teksas'ta tarım ve hayvancılık

Teksas ekonomisinde tarım ve hayvancılık da önemli rol oynuyor. ABD Tarım Dairesinin verilerine göre, ülkenin pamuk üretiminin yüzde 40'ını oluşturan Teksas, en büyük pamuk üreticisi olarak kayıtlara geçiyor.

Teksas Tarım Dairesinin yayımladığı verilere göre, eyalette gıda ve dokuma sektörlerinin ekonomik etkisi yaklaşık 100 milyar dolara denk geliyor.

Topraklarının yüzde 86'sı tarımsal üretimde kullanılan Teksas'ta, tarımsal işletmelerin yüzde 98,5'i şahıslara ait.

Teksas'ta çalışan her 7 kişiden 1'i, tarımla uğraşıyor. Öte yandan, besicilik alanında Teksas'taki büyükbaş hayvanlar, ABD'dekilerin yüzde 13'ünü oluşturuyor.

Tarımsal faaliyetlerinde mısır, buğday, fıstık ve pirinç gibi ürünlerin en çok üretildiği eyaletlerden biri olan Teksas, pamuk ve saman üretiminin yanı sıra koyun, keçi ve at gibi hayvanların besiciliğiyle de ülkede öne çıkıyor.

Vali Abbot'a göre Teksas, "Amerika'nın ekonomik motoru", ayrıca vergi yükümlülüğü en az olan eyaletlerden biri

Teksas Valisi Greg Abbott, eyaletin ekonomik ve iş çevresini değerlendirdiği basın toplantısında, Teksas'ın "Amerika'nın ekonomik motoru" olduğunu ifade etti.

Eyalete yatırım yapan iş verenlere ve çalışmak üzere gelen kişilere değinen Abbott, eyalette "düşük maliyetli işletmeler için stratejiler oluşturduklarını" kaydetti.

Abbott, Teksas'ta "en iyi istihdamı" sağladıklarını öne sürdü.

Eyalet valiliğinin internet sitesine göre, ABD'nin vergi yükümlülüğü en az olan eyaletlerinden biri olan Teksas'ta kurumlar gelir vergisi ve kişisel gelir vergisinin olmaması, girişimciler ve çalışanlar için önem teşkil ediyor.

Teksas'ta kurumlar gelir vergisi ve kişisel gelir vergisinin olmaması nedeniyle eyaletten ve ülke dışından birçok girişimci, burada yatırım yapıyor.

Ayrıca Fortune 500 listesinden yaklaşık 55 firmanın eyalette şubesinin bulunmasının, istihdam açısından ekonomiyi olumlu etkilediği kaydediliyor.

Öte yandan, Teksas'ta bazı makine ve ekipman üreten işletmelere satış vergisinden muafiyet tanınması gibi çeşitli fırsatlar da sunuluyor.

(AA)

İç Savaş'ta Teksas

ABD'de 1861-1865 yılları arasında kuzey ve güney eyaletleri arasında yaşanan İç Savaş'ta Teksas'ın yer almasında da eyaletin ekonomisi etkili oldu.

Ülkenin güneyindeki bölgelerinde tarıma dayalı ekonominin hakim olması, çiftliklerdeki iş gücünün Afrika kökenli siyahilerden sağlanması Teksas'ın bu savaşta güneyli eyaletlerin yanında yer almasında rol oynadı.

Ülkede köleliğin kaldırılmasını savunan kuzey eyaletleri ile buna karşı çıkan güney eyaletleri arasındaki İç Savaş'ta Teksas'taki pamuk üretimi, güneyli eyaletlerin kurduğu "Amerikan Konfedere Devletleri" için önemli bir finansal kaynaktı.

Savaş için yaklaşık 100 bin asker sağlayan Teksas'ta topraklarının genişliği, eldeki kaynaklar ve Meksika Körfezi'ne erişim gibi imkanlar nedeniyle konfederasyon için savaş sürecinde ekonomik destek açısından da önemliydi.

İç savaş, 4 yılın sonunda kuzeyin galibiyetiyle sona erdi. Yenilginin ardından dağılan konfederasyondaki eyaletlerde "yeniden yapılanma" dönemiyle devlet ve toplum yapısında düzenlemeler yapıldı.

Savaşın ardından ABD Kongresinin çıkardığı yasayla Aralık 1865'te kölelik ABD'de tamamen yasaklandı.

Meksika sınırında göçmen problemi

Teksas, son dönemlerde ABD'nin güney sınırındaki düzensiz göç probleminin Başkan Joe Biden yönetimi ile eyalet yönetimi arasında gerginliğin tırmanmasına yol açması nedeniyle gündeme geliyor.

Eyalet yönetiminde Cumhuriyetçilerin bulunduğu Teksas, Demokrat hükümetin göç yaklaşımlarından en çok etkilenen bölgelerden biri haline geldi.

Mevcut Teksas Valisi Abbott'ın düzensiz göçmenlerin ülkeye girmesini önlemek için sınıra dikenli tel çekilmesine onay vermesinin ardından ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika sınırında Rio Grande Nehri boyunca çekilen dikenli tellerin kaldırılması kararı aldı.

Yüksek Mahkemenin kararını kabul etmeyen Abbott, eyaletindeki ulusal muhafızların böyle bir işlem yapmayacağını, hatta "sınırı korumak" için yeni dikenli teller koyacaklarını deklare etmişti.

Abbott, sınır güvenliği konusunda federal yönetimi suçlayarak, Biden yönetiminin düzensiz göçmenleri önlemek için hiçbir şey yapmadığını savunmuştu.

Teksas'ın bir "işgal" ile karşı karşıya olduğunu belirten Abbott, "Eyalet sınırlarımızı her türlü tehdide karşı korumak anayasal görevimiz ve bunu yerine getireceğiz." açıklamasını yapmış, ülkedeki diğer Cumhuriyetçi eyaletlerin de yardımını talep etmişti.

Abbott'ın destek çağrısına kısa sürede yanıt veren 25 eyaletin Cumhuriyetçi valileri, ortak bir bildiriye imza atarak güney sınırının korunması konusunda Teksas'a her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını belirtmişti.

Bu kapsamda başta Oklahoma eyaleti olmak üzere birçok Cumhuriyetçi eyalet valisi, belli sayıda ulusal muhafız birliğini Teksas eyaletine destek amacıyla göndereceklerini bildirmişti.

Teksas'a bir destek de halen Cumhuriyetçilerin en güçlü başkan aday adayı konumundaki, eski ABD Başkanı Donald Trump da tüm eyaletlere çağrı yaparak ulusal muhafızlarını Teksas'a göndermeleri ve ABD'nin güney sınırını yasa dışı göçmenlerden korumaları gerektiğini belirtmişti.

Söz konusu gerginlikler nedeniyle Teksas'ın ekonomisinin ülke ekonomisine etkileri, merak uyandırıyor.



ABD Dışişleri: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
TT

ABD Dışişleri: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı, bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, Washington’da görüşmeler gerçekleştiren Lübnan ve İsrail heyetlerinin, “daha fazla ilerleme sağlanabilmesi amacıyla İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 45 gün süreyle uzatılması” konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Tarafların siyasi müzakere sürecine 2-3 Haziran’da yeniden başlaması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, “16 Nisan’da ilan edilen ateşkes, daha fazla ilerleme kaydedilmesi amacıyla 45 gün daha uzatılacak” dedi.

Bakanlık, perşembe ve cuma günleri Washington’da gerçekleştirilen görüşmeleri “son derece verimli” olarak nitelendirirken, iki ülkenin 2 ve 3 Haziran’da yeni müzakereler yapacağını bildirdi.

Washington’daki Lübnan heyeti ise ateşkesin uzatılmasının “kalıcı istikrara yönelik siyasi bir sürecin önünü açtığını” ifade etti.

Bu haftaki görüşmeler, İsrail ile Lübnan tarafları arasında gerçekleştirilen üçüncü temas oldu. İsrail, Hizbullah’ın 2 Mart’ta İsrail’e roket fırlatmasının ardından Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Söz konusu saldırılar, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlamasından üç gün sonra gerçekleşmişti. İsrail ayrıca geçen ay Güney Lübnan’daki kara operasyonlarının kapsamını genişletmişti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 16 Nisan’da ateşkes ilan ettiğini duyurmasına rağmen İsrail’in Lübnan’daki operasyonları devam etti. Ancak o tarihten bu yana çatışmalar büyük ölçüde Güney Lübnan ile sınırlı kaldı.


Trump, Irak’taki İran etkisini sınırlamak için Zeydi’yi sınıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
TT

Trump, Irak’taki İran etkisini sınırlamak için Zeydi’yi sınıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’nin, artan bölgesel gerilimler ortamında iç ve dış baskılar arasında denge kurabilecek bir kabine oluşturmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya olduğunun farkında. Washington yönetimi, Irak’ı enerji arz güvenliğinin korunmasında önemli bir ortak olarak görürken, İran’a yakın silahlı grupların ülkedeki etkisinden duyduğu endişeyi de sürdürüyor.

ABD’de, Zeydi’nin görevlendirilmesi bir ‘test süreci’ olarak değerlendiriliyor. Washington’ın öncelikleri arasında Irak topraklarının saldırılar için kullanılmasının engellenmesi, bankacılık sistemi üzerinden kara para aklama ve terör finansmanıyla mücadele, güvenlik reformu, yabancı askerlerin kademeli çekilmesi ve buna karşın istihbarat ile hava desteğinin sürdürülmesi yer alıyor.

Körfez Araştırmaları Merkezi tarafından Washington’da düzenlenen ve Şarku’l Avsat’ın da katıldığı panelde uzmanlar, hükümeti kurmakla görevlendirilen ismin karşı karşıya olduğu güvenlik, ekonomi ve demokrasi alanındaki sorunları ele aldı. Panelde ayrıca ABD’nin, istikrarı destekleme ile güvenlik sektörü ve devlet yönetiminde köklü reform talepleri arasında denge kurmaya çalışan yaklaşımı da değerlendirildi.

Körfez Ülkeleri Enstitüsü Irak Programı Direktörü Abbas Kazım yaptığı değerlendirmede, Irak’ın mevcut süreçte son derece karmaşık bir bölgesel ortamda daha geniş çaplı bir geçiş döneminden geçtiğini söyledi. Kazım, ülkenin güvenlik, ekonomi ve siyaset alanlarında birbirine bağlı sorunlarla karşı karşıya olduğunu, bunun yanı sıra devam eden terör tehditleri ve devlet kontrolü dışındaki silahlı grupların varlığıyla mücadele ettiğini ifade etti.

Kazım, Zeydi’nin şimdiye kadar sessiz kalmasını ve kamuoyuna açıklama yapmamasını ise hiçbir tarafı karşısına almama isteğine bağladı. Hükümetinin parlamentodan güvenoyu almasına kadar tartışma yaratabilecek açıklamalardan kaçınmayı tercih ettiğini belirten Kazım, bunun demokratik ilkelerle çeliştiğini savundu. Kazım’a göre hükümet kurmakla görevlendirilen isimlerin, seçim sürecinde politikalarını kamuoyu tartışmasına açmaları gerekiyor.

Ortak çıkarlar

Irak Ulusal Güvenlik Danışmanlığı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Seyfeddin ed-Derraci ise Irak’ın karmaşık bir bölgesel ortamda stratejik bir geçiş sürecinden geçtiğini belirterek, Bağdat yönetiminin Arap ülkeleri, Körfez bölgesi ve ABD’yi hedef alan saldırıları kesin şekilde reddettiğini söyledi.

Derraci, güvenlik sektörü reformunun geleneksel ‘DDR’ modeliyle (silahsızlandırma, terhis ve yeniden entegrasyon) yürütülmediğini, bunun yerine ‘DDIR’ adı verilen bir çerçevenin benimsendiğini ifade etti. Söz konusu modelin; silahsızlandırma, terhis, belirli unsurların tek komuta altında devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil yaşama yeniden kazandırılmasını içerdiğini belirten Derraci, sürecin özellikle ABD’den gelecek sürekli uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

dffdvfd
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)

Derraci, Irak’a Suriye’deki hapishanelerden nakledilen 5 bin 407 DEAŞ mensubunun oluşturduğu güvenlik tehdidine ilişkin değerlendirmesinde ise bu kişilerin aynı zamanda önemli bir istihbarat kaynağı olduğunu söyledi. Tutuklular sayesinde DEAŞ’ın yapısı, lider kadrosu, finans kaynakları ve lojistik ağları hakkında bilgi toplanabildiğini belirten Derraci, bu durumun söz konusu mahkûmları ‘aynı anda hem tehdit hem fırsat’ haline getirdiğini ifade etti.

Toplumsal düzeyde ise Irak’ın mevcut durumuna ilişkin karamsar değerlendirmeler öne çıkıyor. Bağdat merkezli Beyan Merkezi Direktörü ve siyasal sosyoloji araştırmacısı Ali Tahir el-Hammud, mevcut ekonomik ve sosyal koşulların, Ekim 2019 protestolarına yol açan ortamla benzerlik taşıdığı uyarısında bulundu. Her yıl 750 binden fazla Iraklı gencin iş gücü piyasasına katıldığını hatırlatan Hammud, hükümeti reform sürecine zorlamak için iç ve dış baskının sürmesi gerektiğini söyledi. Hammud ayrıca ABD tarafına, Irak’ın sosyal ve kültürel yapılarının daha iyi anlaşılması gerektiği tavsiyesinde bulundu.

Irak’taki kontrol dışı silahlı gruplar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Hammud, ‘Başkomutanın emirlerine bağlı olmayan silahlı yapılar bulunduğunu, bunun da kaotik bir ortam yaratarak ülkeyi ciddi bölgesel sonuçlarla karşı karşıya bıraktığını’ kabul etti. Ancak Hammud, ‘Irak Şiileri ile devlet dışındaki silahlı grupların birbirinden ayrılması gerektiğini’ vurguladı.

Hammud ayrıca, siyasi çevrelerde silahlı grupların oluşturduğu risklerin farkına varıldığına dair işaretler bulunduğunu, bu sorunların siyasi diyalog ve dini otoritelerin baskısıyla çözülmesine yönelik adımların atılmaya başlandığını söyledi.

Tehdit altındaki demokrasi

Irak’taki demokratik kurumların genel yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Marsin Alshamary, hükümet kurma sürecini eleştirerek bunun siyasi elitlerin anayasaya yönelik ‘saygısızlığını’ ortaya koyduğunu söyledi. Boston Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi olan Alshamary, anayasal sürelerin aşılması ve daha önce ABD yaptırımlarına konu olan bankacılık sektörüyle bağlantıları bulunan, siyasi deneyimi sınırlı bir isim olarak gördüğü Zeydi’nin tercih edilmesinin bu yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.

Alshamary, 2019 protestolarının halkın yürütme organı liderlerini doğrudan seçme isteğini açık şekilde ortaya koyduğunu, ancak siyasi elitlerin kapalı kapılar ardında seçilmemiş isimleri görevlendirmeyi sürdürdüğünü belirtti.

fvfr
Bağdat'ta, Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Öte yandan CNAS (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) Ortadoğu Güvenliği Programı’nda araştırmacı olarak görev yapan Hamza Haddad yaptığı değerlendirmede, Zeydi’nin programının güvenlik ve dış politikayı yeniden öncelik haline getirdiğini söyledi. Haddad, bunun, 2019 protestolarının ardından hizmet odaklı politikalar izleyen Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinden farklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Haddad genel olarak ise hükümet programında ‘uygulamaya dönük net planların bulunmamasını’ eleştirdi. Irak hükümetlerinin geçmişte benimsediği ‘tarafsızlık iddiası’ politikasının saldırıların yeniden başlamasına katkıda bulunduğunu savunan Haddad, “Siyasi taraflar çatışmaya sürüklenmemek için durağanlık taktiğine bel bağladı. Bu yaklaşım Ekim 2023 ile Şubat 2026 arasında kısmen başarılı oldu ancak savaş ihtimalinin yaklaşmasıyla Irak yeniden şiddet sarmalının içine çekildi” dedi.

Haddad ayrıca, “Resmî tarafsızlık pasif kalmak anlamına gelmez. 28 Şubat’tan bu yana yaşananlar, bu pasif yaklaşımın başarısız olduğunu ortaya koydu. Iraklıların hayatını kaybetmesi, insansız hava araçları ve roket saldırılarının tekrarlanması bunun sonucu oldu” ifadelerini kullandı.

Tarafsızlık iddiası

Dış politika bağlamında değerlendirmelerde bulunan Haddad, ‘tarafsızlık’ ilkesinin farklı taraflarla iyi ilişkiler kurulmasına imkân verebileceğini ancak bunun her zaman Irak’ın çıkarlarını maksimize eden en doğru seçenek olmayabileceğini söyledi. Haddad, demokrasi ve federal yapının geçmişte ABD tarafından dayatılan projeler olarak sunulduğunu, ancak gerçekte Şii ve Kürt siyasi liderlerin bunları muhalefet dönemlerinde kendi siyasi çıkarları doğrultusunda benimsediklerini ifade etti. Son dönemde ABD dış politikasındaki değişimlere, özellikle Suriye örneğine atıf yapan Haddad, bu gelişmeler ışığında söz konusu siyasi aktörlerin sorumluluk üstlenmesi ve inisiyatifi yeniden ele alması gerektiğini belirtti. Haddad ayrıca, demokrasinin azınlık hakları güvence altına alınmadan başarılı olamayacağını ve bu konuda tüm kesimlerin sorumluluk taşıdığını vurguladı.

vbfrbv
 Washington’daki Körfez Araştırma Merkezi tarafından Irak’taki durum hakkında düzenlenen panelden (Şarku’l Avsat)

Panel sırasında, Trump yönetiminin Zeydi’ye verdiği ‘olağanüstü’ destek de tartışma konusu oldu. Zeydi’nin siyasi olarak görece yeni bir figür olmasına rağmen bu desteğin, siyasi bir mutabakatın mı yoksa Irak ordusuna yönelik askeri destek yöneliminin mi göstergesi olduğu soruları gündeme geldi. Derraci ise ABD desteğinin Washington’ın önceliklerinde yaşanan değişimi yansıttığını belirterek, “Irak, ulusal çıkarları ile ABD’nin politika gerekliliklerini birbirine karıştırmamalıdır” dedi.


Umman Denizi'nde düzenlenen silahlı saldırıda 3 Pakistan Sahil Güvenlik görevlisi öldürüldü

Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
TT

Umman Denizi'nde düzenlenen silahlı saldırıda 3 Pakistan Sahil Güvenlik görevlisi öldürüldü

Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)

Reuters’ın dün aktardığı bir haberde güvenlik yetkililerinin ayrılıkçı isyancılar tarafından Umman (Arap) Denizi'nde devriye görevini yerine getiren bir sahil güvenlik botuna düzenlenen ve bu türdeki bir ilk olan saldırıda üç Pakistanlı sahil güvenlik görevlisinin öldüğünü açıkladıkları bildirildi.

İstihbarat ve emniyet yetkilileri, teknenin Pakistan'ın İran sınırına yakın bir kıyı bölgesinde rutin devriye görevini yerine getirirken silahlı kişilerin ateş açarak teknedeki üç kişiyi öldürdüğünü belirtti. Bu olay, silahlı isyanın yaşandığı bir isyan merkezi olan Belucistan bölgesindeki güvenlik sorunlarını daha da artırdı. Bölgedeki silahlı gruplar, güvenlik güçlerini ve altyapıyı hedef almaya devam ediyor.

Saldırının sorumluluğunu yasaklı ayrılıkçı grup ‘Belucistan Kurtuluş Ordusu’ üstlendi. Grup tarafından yapılan açıklamada, “Kara operasyonlarının ardından, deniz sınırlarında gerçekleştirilen bu eylem, Belucistan Kurtuluş Ordusu'nun askeri stratejisinde yeni bir gelişme teşkil ediyor” denildi.

İstihbarat ve emniyet yetkilileri, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığını açıkladı.