Muhalefetin Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığından uzaklaştırma hayali acı bir gerçeğe dönüşebilir

Erdoğan’ın az bir miktar daha  ihtiyacı var. Kılıçdaroğlu ilk kez oy kullanacak 5 milyon gence güveniyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk muhalefetinin görevi zorlu görünüyor. (AFP)
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk muhalefetinin görevi zorlu görünüyor. (AFP)
TT

Muhalefetin Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığından uzaklaştırma hayali acı bir gerçeğe dönüşebilir

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk muhalefetinin görevi zorlu görünüyor. (AFP)
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Türk muhalefetinin görevi zorlu görünüyor. (AFP)

Türkiye’de laik çizgideki ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk kez ikinci tura bırakmayı başardı ancak 28 Mayıs'ta kazanma şansı zayıf görünüyor.

Pazar günü gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Kemal Kılıçdaroğlu'nun iyi bir performans göstermesi bekleniyordu, fakat aldığı oy yüzde 45'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oy oranı ise seçimlerin kazananı olmak için gereken yüzde 50 barajının biraz altında kaldı.

Bugün, altı partiden oluşan muhalefet ittifakının, ilk kez 2003 yılında geldiği iktidarının ömrünü 2028 yılına kadar uzatmak için sadece biraz daha oya ihtiyacı olan Erdoğan'ı yenmek için büyük bir çaba sarfetmesi gerekiyorsa da bunu başarması imkansız gibi görünüyor.

Muhalefetin hesapları, Türk halkının, özellikle de ilk kez oy kullanacak olan 5 milyondan fazla gencin, Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarından bıktığı inancı üzerineydi.

Bu hesaba, zorlu ekonomik koşulları, enflasyonun yaklaşık yüzde 85'e yükselmesini, Türk lirasının büyük değer kaybetmesini de ekliyorlardı. Ancak muhafazakar çizgideki Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm anketlerden çıkan sonuçların aksine pazar günü oyların yüzde 49,5'ini alırken, Kılıçdaroğlu yüzde 44,89'da kaldı.

Oyların yüzde 5’ini ise üçüncü aday olan milliyetçi çizgideki eski milletvekili Sinan Oğan (55) aldı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına gre aslında seçim kampanyası, seçmenlerin yaklaşık yüzde 89'unun sandık başına gittiği ilk tur için resmi sonuçlar açıklanmadan önce üstü kapalı olarak başlamıştı.

Pazarı pazartesiye bağlayan gece oylar sayılırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Ankara'daki genel merkezinin balkonundan coşkulu bir kalabalığın karşısına çıkarak kollarını yukarıya kaldırıp onları selamladı.

Diğer yandan CHP Genel Merkezi binasının etrafında sessiz bir hava hakimdi. Kemal Kılıçdaroğlu, dün yaptığı konuşmada, “Ancak şurası da net, bu kadar ceberut bir iktidardan kurtulmak için çok daha fazla mücadele etmesi gereken taraf da biziz” ifadelerini kullanırken CHP kampı, ‘her türlü muhalif sesi susturma girişimini ve medyaya uygulanan kısıtlamaları’ kınadı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise dün yaptığı açıklamada, “İkinci tur bizim için daha kolay olacak. Çünkü oy farkı çok açık bir şekilde ortada. Arada 5 puan, 2,5 milyona yakın oy farkı var. Bunun kapanma ihtimali yok gibi” diye konuştu.

Anketler, genç seçmenlerin oylarının rakiplerin bire karşı iki oy almasını sağlayacağını gösterdiğinden daha fazla genç seçmenin sandık başına gitmesi Kılıçdaroğlu'nun şansını artırabilir.

Pazar günü 5 milyondan fazla genç 18 yaşını doldurarak ilk kez sandık başına gitti ve büyük olasılıkla değişim istiyorlardı. Çünkü Erdoğan’dan başka lider tanımamışlardı.

Eski bir devlet memuru olan 74 yaşındaki Kılıçdaroğlu dün, Twitter'da gençlere seslendiği paylaşımında destekçilerini cesaretlendirmeye çalıştı. Kılıçdaroğlu tweetinde şunları söyledi:

“En büyük kazığı da gençlere attılar. Sizin hiçbir şeye yetecek paranız yok. Bir kahveyi bile düşünmek zorundasınız. Yaşama sevinciniz çalındı. Oysa gençlik kaygısızlıktır. Bunu bir gün bile yaşatmadılar size. Bizler tartışırken, onlar size karşı birleşmiş durumda.”

Kürt seçmenler

Seçmenlerin yaklaşık yüzde 10'unu temsil eden etnik bir azınlık olan Kürtler de ikinci turda Kılıçdaroğlu'nu güçlü bir şekilde destekleyebilir.

Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi (HDP), nisan ayı sonlarında, kendisi de bir Alevi Kürt olan ana muhalefet liderini destelediğini açıklamıştı.

Ancak pazar günü Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde seçimlere katılım oranının yüzde 80 olduğu düşünülüyor. Bu oran, seçmenlerin yaklaşık yüzde 89’unun sandık başına gittiği ülke geneline kıyasla oldukça geride kalıyor. Bu yüzden Kürtlerin daha fazla desteğini almak, iktidar mücadelesini kazanması neredeyse imkansızlaşan Kılıçdaroğlu için iki yanı keskin bir kılıca dönüşebilir.

Muhalefeti, onlarca yıldır Türk devletine karşı silahlı bir isyan yürüten Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) ile yan yana koyması Erdoğan'ın en katı söylemlerinden biriydi. Bu söylem, milliyetçilerle ve muhafazakârları aynı çerçevede bir araya getirmiş gibi görünüyor.

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli Türkiye uzmanı olarak çalışan Soner Çağaptay, Kılıçdaroğlu’nun HDP ile yaptığı seçim ittifakının genel olarak kendisine zarar verdiği değerlendirmesinde bulundu. Çağaptay’a göre Kürt nüfusun yoğun olduğu illerdeki bazı HDP seçmenleri seçim günü sandık başına gitmemeyi tercih ederken Türk milliyetçisi bazı seçmenler ise Kılıçdaroğlu'nu HDP ile ittifak yaptığı için suçlayarak ona oy vermedi.

Diğer yandan oyların yüzde 5'ini alan milliyetçi çizgideki cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan'ın desteği ikinci turda belirleyici bir rol oynayabilir. Oğan, Erdoğan'ın çevresindeki dindar muhafazakarlardan uzak, laik bir milliyetçi olarak görülüyor.

Oğan,  teröre karşı da hararetli bir seçim kampanyası yürüttü.

Erdoğan için daha kolay

Ankara'daki Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Kürşad Ertuğrul, Fransız Haber Ajansı’na (AFP) yaptığı değerlendirmede, “Oğan'ın temsil ettiği akımın Kürt karşıtı milliyetçiliği, Kılıçdaroğlu'nun onunla (ikinci turda) anlaşma yapmasını oldukça zorlaştırıyor” dedi.

İstanbul'daki Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Berk Esen ise Kılıçdaroğlu'nun bir şekilde Oğan'ın desteğini alsa bile Kürtlerin kendisine oy vermeyebileceğini söyledi.

Altı partiden oluşan ve bir yıl süren hararetli tartışmaların ardından Kılıçdaroğlu'nu ortak aday olarak seçen muhalefetteki Millet İttifakı, pazar günü yaşadığı hayal kırıklığının ardından şimdi de bir arada kalma zorluğuyla karşı karşıya.

Eurasia Group’tan Emre Peker, ikinci turda Erdoğan'ın seçmeni kazanmasının Kılıçdaroğlu'na göre daha kolay olacağı yorumunda bulundu. Peker, muhalefetin popülaritesi azalırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekçilerinin ikinci turda Kılıçdaroğlu'nun destekçilerinden daha fazla oy kullanması da muhtemel.

Diğer yandan Berk Esen, ilk turda yüzde 49,5 oy alan Erdoğan'ın 28 Mayıs'ta kazanması için Oğan'a büyük tavizler vermesine gerek olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Kürşad Ertuğrul ise Erdoğan'ın seçim kampanyasının ekonomik krizin ağır etkisine rağmen güvenlik konularına odaklanmaya devam edeceğini, çünkü bunun Türkiye'deki ‘muhafazakar milliyetçi’ işçi sınıfı arasında işe yarayan bir formül olduğunu öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajlarının temelinde, altyapı projeleri ve ‘muhafazakâr çoğunluğun manevi hassasiyetleri’ çerçevesinde ‘Güçlü Türkiye’yi inşa etme fikrinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertuğrul, “Öyle görünüyor ki (Erdoğan’ın) seçim kampanyası sosyal tabanında karşılık buluyor” dedi.



Erdoğan: Ortadoğu savaşı Avrupa'yı zayıflatmaya başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)
TT

Erdoğan: Ortadoğu savaşı Avrupa'yı zayıflatmaya başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-Almanya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile Almanya ilişkilerinin son dönemde gerçekleşen üst düzey temaslarla iyi bir ivme kazandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgemizdeki savaşın Avrupa’yı da zayıflatmaya başladığını, bu gidişe barış odaklı yaklaşımla müdahale edilmemesi halinde çatışma sürecinin vereceği hasarın çok daha büyük olacağını belirtti.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün (Çarşamba) Ankara’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede, Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakereleri yeniden canlandırmak ve savaşan tarafların liderlerini bir araya getirmek için çaba gösterdiğini ifade etti.

Açıklamada ayrıca Erdoğan’ın, NATO’daki Avrupalı müttefiklerden transatlantik güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini beklediğini dile getirdiği kaydedildi.


Savaş, Türkiye’deki İranlıları ülkelerine dönmeye zorlayabilir

İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
TT

Savaş, Türkiye’deki İranlıları ülkelerine dönmeye zorlayabilir

İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)

İranlı Saderi Hakşenas, İstanbul’daki bir dükkânda hamur işi satarak günlerini geçiriyor; ancak aklı Tahran’daki kızında.

Ailesi, vize yenileme sürecinde yaşanan zorluklar nedeniyle kızlarını İran’a göndermek zorunda kaldı. Bu karar, kırılgan ateşkesin her an bozulabileceğine dair endişelere rağmen alındı.

Uzun yıllar boyunca kısa süreli ikamet izinleri, on binlerce İranlının ekonomik fırsatlar aramak ve Türkiye’de görece istikrarlı bir yaşam sürmek için ülkeye gelmesine olanak tanıdı. Ancak mevcut koşullar belirsizliğini korurken, savaşın etkisi durumu daha da riskli hale getirdi.

Hakşenas, çalıştığı pastane tezgâhının arkasında ellerini kaldırarak, “Her gün ağlıyorum. Ne ülkemde hayat var ne de burada. Ne yapacağımı bilmiyorum” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getirdi.

İran’a dönüş

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Saderi Hakşenas ve eşi beş yıl önce, iki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye taşındı. Aile, altı ay ile iki yıl arasında yenilenebilen turistik vizelerle yaşamını sürdürüyor.

Bu yıl, sağlık sorunları nedeniyle işsiz kalan eşinin durumu yüzünden bir avukat tutamayan aile, 20 yaşındaki kızları Asal için yeni vize başvurusu süresini kaçırdı. Lise son sınıf öğrencisi olan Asal, ayın başlarında bir kontrol noktasında gözaltına alındı ve bir geceyi göçmen merkezinde geçirdi.

ffgbfg
İstanbul’da bir pastanede çalışan 47 yaşındaki İranlı Saderi Hakşenas (AP)

Annesi, sınır dışı edilmenin ileride Türkiye’ye dönüşünü zorlaştırabileceği endişesiyle, kızını Tahran’a götürecek bir tanıdık buldu. Aile, Asal’ın öğrenci vizesiyle yeniden Türkiye’ye dönebilmesini umut ediyor.

Hakşenas, İran’da aylarca süren internet kesintisi nedeniyle kızından ayrıldığından bu yana onunla iletişim kuramadığını belirtiyor.

Türkiye’de yaşayan çok sayıda İranlı geçici statüye sahip bulunurken, ülkeye büyük çaplı bir mülteci akını yaşanmadı. İranlıların çoğu güvenliği kendi ülkelerinde aramayı tercih ederken, kara sınırlarından geçenlerin önemli bir kısmının başka ülke vatandaşlığına ya da oturum iznine sahip olduğu ifade ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye’de yaklaşık 100 bin İranlı yaşıyordu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre ise savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 89 bin İranlı Türkiye’ye giriş yaparken, 72 bine yakını ülkeden ayrıldı.

Bazı İranlılar, savaşın sona ermesini beklemek amacıyla kısa süreli ve vizesiz ikamet imkânlarından yararlanırken, ülkede daha uzun süre kalmak isteyenler için seçeneklerin sınırlı olduğu belirtiliyor.

Uluslararası koruma

İstanbul Barosu’na bağlı Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi’nden Sedat Albayrak, İranlılar için uluslararası koruma statüsü elde etmenin zor olabildiğini ve mevcut sistemin daha çok kısa süreli ikamet izinlerine yönlendirdiğini belirtti. Albayrak, “Bu izinlerle 10 yılı aşkın süredir yaşayan insanlar var” dedi.

Savaşın uzaması halinde daha fazla İranlının ülkelerine dönmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Yaklaşık 11 yıl önce çocuklarının eğitimi için Türkiye’ye gelen Nadir Rahim de bu riskle karşı karşıya. Rahim, mevcut koşulların devam etmesi durumunda ailesiyle birlikte İran’a dönmek zorunda kalabileceğini söylüyor.

Türkiye’de iş kurma ya da yasal olarak çalışma izni almanın zorluğu nedeniyle geçimini İran’daki motosiklet dükkânından elde ettiği gelirle sağlayan Rahim, savaşın başlamasından bu yana satış yapamadığını belirtiyor. Uluslararası yaptırımlar ve internet kesintileri de para transferini neredeyse imkânsız hale getiriyor.

fev
İstanbul’da bir İran marketi (AP)

Ailenin elindeki birikimin Türkiye’de yalnızca birkaç ay daha yaşamaya yeteceği ifade edilirken, çocukların Türkiye’de büyüdüğü, Farsça okuyamadıkları ve dili akıcı konuşamadıkları aktarılıyor. Rahim, çocuklarının İran’daki yaşama nasıl uyum sağlayacağı konusunda endişeli olduğunu dile getirerek, “Savaş devam ederse geri dönmekten başka seçeneğimiz kalmayacak” dedi.

Bu süreçte günlerinin büyük bölümünü telefonundan haberleri takip ederek geçiren Rahim, Tahran’daki ailesinden gelecek haberleri bekliyor ya da İranlı arkadaşlarıyla bir araya gelerek savaş hakkında sohbet ediyor.

Kötü hayat şartları

42 yaşındaki bir İranlı kadın, ailesine maddi destek sağlamak amacıyla sekiz ay önce Türkiye’ye geldi. Kendisi ve kızı, öğrenci vizesi alabilmek için üniversiteye kayıt yaptırdı. Kadın, yasal statüsünü koruyabilmek adına sabah saatlerinde derslere katıldıktan sonra hizmet sektöründe çalışıyor ve zaman zaman gece 03.00’e kadar mesai yapıyor.

Güvenlik gerekçesiyle isminin açıklanmasını istemeyen kadın, kızıyla birlikte bir evde altı kişiyle aynı odayı paylaştıklarını söyledi. İran’da bir gelecek görmediğini dile getiren kadın, Türkiye’de ise gelirinin son derece sınırlı olduğunu ve yalnızca ailesine küçük miktarlarda para gönderebildiğini ifade etti.

Öte yandan 33 yaşındaki serbest çalışan bir mimar, İran’da ocak ayında düzenlenen kitlesel protestolara yönelik sert müdahalelerin ardından Tahran’dan Türkiye’ye geldi. Geçici olarak sığındığı farklı yerler arasında yaşamını sürdüren kadın, başlangıçta durumun sakinleşmesiyle ülkesine dönmeyi planladığını, ancak şubat sonunda ABD ile İsrail’in İran’la savaşa girmesiyle planlarının değiştiğini belirtti.

devfre
İstanbul’da bir kafede oturan iki İranlı (AP)

İsmini açıklamak istemeyen mimar, “Durumun beklediğimden çok daha kötü olduğunu düşünmeye başladım” dedi. İnternet kesintileri nedeniyle İran’daki müşterileriyle çalışamadığını ifade eden kadın, 90 günlük vizesiz kalış süresinin dolmak üzere olduğunu ve Türkiye’de daha uzun süreli ikamet başvurusu yapacak maddi imkâna sahip olmadığını söyledi.

Kadın, bu nedenle Malezya’ya gitmeye karar verdiğini, burada vizesiz kalış süresi içinde bir ay boyunca barınma karşılığında sığınak inşaatında çalışacağını belirtti. Geleceğe dair net bir planı olmadığını da sözlerine ekledi.


Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.