‘Aman Allah’ım Erdoğan kazanıyor’

Araplar ve Türkiye seçimleri hakkında

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (AFP)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (AFP)
TT

‘Aman Allah’ım Erdoğan kazanıyor’

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (AFP)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (AFP)

Saad bin Tifle el-Acmi

Sonuçları ne olursa olsun, bu ayın 28'inde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk tur oylamada sorunsuz bir şekilde tekrarlanırsa kazanan Türkiye olacak. Geçtiğimiz Pazar günü, TBMM'ye 600 milletvekili seçilmesi için 24 parti ve 151 bağımsız adayın yarıştığı milletvekilliği seçimleri gerçekleştirildi. Sonuçlar iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) lehine olduğunu gösterdi. Ancak partinin adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (yüzde 49,5), rakibi Kemal Kılıçdaroğlu'na (yüzde 45) karşı ikinci tura kalmamak için oyların yüzde 50'sinden fazlasını alamadı.

Seçimlere katılımı neredeyse yüzde 90'a ulaşan Türkiye, en eski Batı demokrasilerinin ulaşamadığı bir yüzdeyle kazanacak. Erdoğan ile önce Başbakan olarak ardından 2018'de Anayasa’da değişiklikler yaptıktan sonra geniş yetkilere sahip bir Cumhurbaşkanı olarak 20 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı devirmek için çeşitli görüşlerden altı partiyi bir araya getiren rakibi arasındaki rekabet birliğinin önemini yansıtıyor.

Katılım oranının kendisi, seçimlerin yüksek derecede dürüst olduğunun kanıtıdır. Uluslararası gözlemciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partisini medya üzerindeki hakimiyeti, rakiplerinin özgürlüklerini kısıtlamaları ve muhalifleri hapishanelere atmalarıyla suçlasalar bile seçim sürecinin şeffaf olduğu konusunda hemfikir. Sınır Tanımayan Gazeteciler, Türkiye'yi basın ve medya özgürlüğü açısından 180 ülke arasında 165. sırada sıralamıştı.

Ancak iki ana aday olan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasındaki kişisel farklılıklar önemli. Erdoğan, deneyimli bir siyasetçi, etkileyici bir konuşmacı ve karizmatik, popüler bir liderdir. Rakibi ise cılız bir ses tonuna sahip olan ve sosyal medyayı seçim mesajını iletmek için bir pencere olarak kullanan biridir. Mesajı özgürlüklerin genişletilmesi, ulusal birlik ve enflasyonun Ekim ayında yüzde 85'e yükseldiği, ancak geçtiğimiz ay yüzde 44'e gerilediği ülkenin ekonomik çözümlerine odaklanıyor.

Körfez ülkeleri ve Arap dünyasının büyük bir bölümü olarak bizim için, tamamen pragmatik ve kişisel çıkar nedenleriyle Erdoğan'ın bir sonraki turda başarılı olması bizim çıkarımızadır. Bugünkü Erdoğan, Körfez ve özellikle Mısır ile olan ilişkileri açısından beş yıl önceki Erdoğan değil. Halen Irak, Suriye ve Libya'ya askeri müdahalede bulunduğu doğru ancak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilişkisini onarırken, 2013'te eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye karşı düzenlenen ‘halk devriminin’ ardından düşman ilan ettiği Mısır ile ilişkisini düzeltmeye başladı.

Erdoğan'ın başarısı, Arap Körfezi'ndeki ülkelerimiz ile Türkiye gibi önemli bir bölge ülkesi arasındaki bu iyileşmenin devam etmesi anlamına geliyor. Rakiplerinin başarısı ise bizim için bilinmeyenin başarısıdır. Bir atasözü, “Bildiğin düşman bilmediğin dosttan iyidir” der. Altı partili muhalefet, bugün Erdoğan’ı devirme amacı dışında bir araya gelmesi mümkün olmayan altı büyük patinin oluşturduğu bir ittifaktır. Başarılı olsalar, kendi içinde çatışmalara girecekler. Bu da dost bir bölgesel güç olarak Türkiye ile ilişkilerimizi güçlendirmemizi zorlaştıracaktır.

Erdoğan'ı başarısını dilememizin ikinci nedeni ise, sadece iyilik ve barış dilediğimiz dost Türk halkına duyduğumuz ilgi ve Türk-Türk çatışmalarından duyduğumuz endişedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçimlerde kaybetmesi durumunda bunun ne boyuta ulaşabileceğini kimse bilmiyor. Türkiye'deki siyasi durum gergin bir süreçten geçiyor. Öyle ki adayların farklı mezheplerden olması, ortamı mezhep çatışmaları atmosferinden de yoksun bırakmıyor. Erdoğan bir Sünni iken Kılıçdaroğlu’nun bir Alevi olduğu biliniyor. Erdoğan kaybetse bile iktidarı kolay bir şekilde teslim edeceğini düşünmüyorum.

Birkaç gün önce bir gazetecinin seçimlerde başarılı olmazsa iktidarı devretme olasılığıyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta böyle bir konuyu değerlendirmeyi ‘saçma’ bulduğu, seçimle geldiğini, halk böyle karar verdiği takdirde seçimle gideceğini vurguladığı doğru. Ancak partisinin 2019 İstanbul seçimlerindeki sabıkası bunun aksini söylüyor. O yıl muhalefetin önde gelen isimlerinden Ekrem İmamoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin adayı ve eski Başbakan Binali Yıldırım ile yarışmıştı. Ekrem İmamoğlu 13 bin oy farkla kazanmıştı. Ancak iktidar partisi sonuca itiraz ederek oyların yeniden sayılmasını talep etmişti. Bu sayım Ekrem İmamoğlu'nun zaferini teyit etmişti. Erdoğan ve partisi, alenen seçim ihlalleri bahanesiyle sonuca itiraz etmiş ve yeniden seçim talep etmişti. Bu durum Ekrem İmamoğlu’nun tekrardan 775 bin oy farkla kazanmasına yola açmıştı.

Ekrem İmamoğlu'nun daha sonra seçimleri denetleyen kurumlara hakaretten iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve kararı temyiz ettiğine tanık olduk.

Recep Tayyip Erdoğan önümüzdeki Pazar günü başarılı olmazsa İstanbul seçimlerindeki tecrübenin tekrarlanmasına dair endişeler artıyor. Böyle bir durum, bölgemizde dost ve önemli bir ülkede hiçbir barışseverin isteyemeyeceği sonuçlara neden olabilir. İran, Irak, Gazze, Mısır, Afganistan veya hatta Sudan gibi ülkelerde olduğu gibi devrimler, darbeler ve hatta seçimler yoluyla iktidara gelen siyasal İslam'ın barışçıl bir şekilde iktidarı hiçbir zaman gönüllü olarak bırakmadığından bahsetmiyorum bile. Sudan bugün, 1989'da Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) ile devrilen seçilmiş Sadık el-Mehdi hükümetinin ardından askeri güçler arasında yıkıcı bir çatışmanın yaşandığı bir durumda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı komplo kuran küresel, Siyonist, emperyalist, sömürgeci güçler, Haçlı komploları ve bazı Araplar tarafından yürütülen medya savaşını bir kenara bırakırsak, Erdoğan, Araplar ve Müslüman Kardeşler'in sevgilisi, İslam dininin destekçisidir. Körfez ülkelerinin milyarlarca dolar yatırım yaptığı -ki bunların sonuncusu, Suudi Arabistan'ın birkaç gün önce Türk Lirası'nı desteklemek için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na yatırdığı 5 milyar dolardır- Türkiye'nin istikrarını sağlamak için Erdoğan'ın bu aşamada başarılı olması genel olarak Arapların, özel olarak da Körfez'in çıkarınadır.

*Independent Arabia’da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku’l Avsat tarafından yapılmıştır.



Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün (Salı) Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda bir araya geldi. Görüşmede bölgesel ve küresel gelişmeler ile bu konularda yürütülen çalışmalar ele alındı. Ayrıca liderler, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin durumu ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, görüşmenin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılarken, Erdoğan da ziyaretten ve Suudi yetkililerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Erdoğan, Riyad’a gelişinde El-Yemame Sarayı’nda resmi törenle karşılandı.

fedvfedv
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafında Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Turki bin Faysal, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bandar, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, Kültür Bakanı Prens Badr bin Abdullah bin Farhan, Devlet Bakanı ve Güvenlik Danışmanı Dr. Musaad el-‘Aiban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Maliye Bakanı Muhammed el-Ced’an, Yatırım Bakanı Müh. Halid el-Falih, Ulaştırma ve Lojistik Hizmetler Bakanı Müh. Saleh el-Casser ile Türkiye Büyükelçisi Fahd Ebü’n-Nasr katıldı.

bgtbhgt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın huzurunda tokalaştı. (SPA)

Türk tarafında ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Yardımcısı Efkan Ala, milletvekili İsmet Büyükataman, Türkiye’nin Riyad  Büyükelçisi Emrullah İşler, Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Ofisi Müdürü Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç hazır bulundu.

dcdc
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’a ulaştığında bölge valisi yardımcısı tarafından karşılandı. (SPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’a resmi ziyaret kapsamında bugün (Salı) geldi. Havalimanında kendisini Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdulaziz bin Ayaf, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Türkiye Büyükelçisi Emrullah İşler  ve Suudi yetkililer karşıladı.


Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)

Suudi Arabistan’a resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin bölgesel barış, istikrar ve refah açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, İran ve ABD arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirterek, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel güvenlik mekanizmaları önerisi

Erdoğan, krizlerin önlenmesine yönelik bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu. Ziyaretinin gündeminde, başta Gazze’deki ateşkes ve Suriye’deki durum olmak üzere bölgesel meselelerin görüşülmesi, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve somut adımlar atılması hedeflerinin bulunduğunu aktardı.

Türkiye-Suudi Arabistan İşbirliği

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki dost ülke olduğunu belirterek, savunma sanayii işbirliğinin güven tesis etmeyi, kapasiteyi artırmayı ve teknolojiyi geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Erdoğan, “Bu ilişkiyi yalnızca ikili gündemle sınırlı görmedik; bu değerli dostluk, bölgemizde barış, istikrar ve refah için stratejik öneme sahiptir” dedi.

fergb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022’de Ankara’daki görüşmeleri sırasında (SPA)

Erdoğan, ekonomik ilişkilerin ötesinde, koordinasyon ve ortak akılla istikrar sağlayacak bir yaklaşımın benimsendiğini ifade ederek, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile önceki görüşmelerde bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alındığını ve ortak çalışmanın artırılmasına yönelik kararlılığın teyit edildiğini söyledi.

İkili ve bölgesel gündem

Cumhurbaşkanı, ziyaretin temel amacının bölgesel konularla ilgili istişareleri derinleştirmek ve ikili ilişkileri ileriye taşımak olduğunu belirtti. Ziyaret kapsamında iş dünyasıyla toplantıların da yapılacağı, ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.

Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve zorunlu göçlerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ikinci aşama barış planının başarısının ateşkesin güçlendirilmesine ve yeniden imar çalışmalarına bağlı olduğunu söyledi. Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bu süreçte aktif rol oynayacağını belirtti.

efgthju
Erdoğan, geçen ekim ayında Gazze’de barış için Şarm El-Şeyh Anlaşması’na katılmıştı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve yerinden edilmeleri sona erdirmeden herhangi bir çözümün mümkün olamayacağını vurguladı. Ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve yeniden imarın acilen başlatılması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi kararına uygun olarak İsrail’in Gazze’den kademeli şekilde çekilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçte aktif rol oynayacağını ifade etti.

Güvenlik ve insanî önlemler

Erdoğan, barış gücü veya uluslararası misyon tartışmalarına ilişkin olarak, bu tür mekanizmaların yalnızca sivilleri koruma, insani yardımları ulaştırma ve kalıcı barışı sağlama amacıyla anlamlı olacağını ifade etti. Türkiye’nin gerekli koşullar sağlandığında, Gazze’de barışı sağlamak için askerî katkı da dahil olmak üzere her türlü desteğe hazır olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, çözümün tek bir ülkenin veya tarafın varlığıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, barış planının doğru koşullar, doğru otorite ve doğru hedefler üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, çözümün meşruiyet kaynağının yalnızca Filistin halkının iradesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin rolünün, kalıcı ateşkes, adil barış, insani yardımlara erişim ve yeniden imar ile siyasi çözümü desteklemek olduğunu söyledi.

Suriye’de barış ve birlik

Erdoğan, Suriye’de hükümet ile “Suriye Demokratik Güçleri” arasındaki uzlaşma çabalarına değinerek, ülkenin savaş ve bölünme yıllarının ağır bedellerini ödediğini belirtti. Türkiye’nin önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak, ulusal birliği güçlendirmek ve devlet otoritesini tüm ülkeye yaymak olduğunu vurguladı.

evfedrv
Erdoğan, 24 Mayıs 2025’te Dolmabahçe Sarayı’nda Şara’yi kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı, çatışma bölgelerinin daraltılması ve sağlanan anlaşmaların ilerleme kaydettiğini, ancak saha gelişmelerinin tek başına kalıcı kazanımlar için yeterli olmadığını ifade etti. Toplumsal uzlaşının sağlanması ve merkezi hükümete destek verilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, bunun kuzeydoğu Suriye’den güneyine, sahil bölgelerinden tüm ülkeye uygulanması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Suriye’nin komşularına tehdit oluşturmayan, terör örgütlerine alan açmayan ve tüm toplumsal bileşenlerini eşit vatandaşlık temelinde kucaklayan bir ülke olmasının bölgesel istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu sürece Suudi Arabistan ve diğer dost ülkelerle birlikte aktif destek sağlayacağını belirtti.

Sudan’da barış çabaları

Sudan’daki savaşın bininci gününe yaklaşılırken Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik çabalarla barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin Sudan’da güvenilir bir dış aktör olarak mevcut çabaları güçlendirdiğini belirten Erdoğan, TİKA ofisinin ve Türk Ziraat Bankası şubesinin açılması, THY seferleri ile bölgesel bağlantının artırıldığını ifade etti.

Türkiye’nin insani yardımlar kapsamında Sudan’a 12 bin 600 ton malzeme ve 30 bin çadır gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, tarım, madencilik ve enerji alanlarındaki iş birliğinin sürdüğünü ve yeniden imar çalışmalarının değerlendirildiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, ABD ve Mısır ile iş birliğine de önem verdiğini belirtti.

Somali ve İsrail’in tanıma kararı

Erdoğan, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının meşruiyetinin olmadığını ve Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, Netanyahu hükümetinin eylemlerinin Afrika Boynuzu’nda istikrarı tehdit ettiğini ve bu adımların tüm Afrika kıtasına risk oluşturduğunu belirtti. Erdoğan, bölgesel aktörlerin ve uluslararası kuruluşların bu karara karşı tavır almasını desteklediklerini ifade etti.

İran ve bölgesel arabuluculuk

Erdoğan, ABD-İran geriliminin önlenmesine yönelik olarak Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölge ülkeleriyle yürüttüğü istişare ve koordinasyon girişimlerine değindi. Türkiye’nin herhangi bir savaşın çıkmasına izin vermeyeceğini, diplomasi ve ortak akılla çözüm üretme ilkesini benimsediğini vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve istikrarın sağlanmasına önem verdiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Salı günü Suudi Arabistan’a resmi bir ziyaret kapsamında Riyad’a geldi.

Erdoğan’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdülaziz bin Ayyaf, refakatçi bakan sıfatıyla Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Suudi Arabistan’ın Türkiye Ankara Fehd Ebu’n-Nasr, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile bölge polis müdür vekili Tümgeneral Mansur bin Nasır el-Uteybi karşıladı.