Erdoğan ve Kılıçdaroğlu ev hanımlarının oylarına talip

Türkiye'de kadın seçmenlerin oylarını kazanmak için evlerin kapılarını çalmak yaygın bir yol (AFP)
Türkiye'de kadın seçmenlerin oylarını kazanmak için evlerin kapılarını çalmak yaygın bir yol (AFP)
TT

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu ev hanımlarının oylarına talip

Türkiye'de kadın seçmenlerin oylarını kazanmak için evlerin kapılarını çalmak yaygın bir yol (AFP)
Türkiye'de kadın seçmenlerin oylarını kazanmak için evlerin kapılarını çalmak yaygın bir yol (AFP)

Türk muhalefeti, Pazar günü (28 Mayıs) yapılacak seçimin ikinci turunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yarışacak adayları Kemal Kılıçdaroğlu için tüm siyasi güçlerini seferber etmiş durumda.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, geçtiğimiz Çarşamba günü Millet İttifakı’nı destekleyeceğini ifade ederek, Kılıçdaroğlu ile göçmenlerin seçimlerden sonraki bir yıl içinde ülkelerine geri gönderme konusunda anlaştıklarını söyledi.

İstanbul Beşiktaş’taki bir çarşıda satıcıların yüksek sesleri ve alışveriş yapan insanlar arasında insan hakları aktivisti Rojda Aksoy, “Erdoğan’dan kurtulalım” diye bağırdı.

Diğer arkadaşlarıyla birlikte çarşıya giren Aksoy, “28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur seçimlerinde haklarını savunun” dedi.

14 Mayıs’ta gerçekleşen seçimin ilk turunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleyen başka biri ise, “Erdoğan kazanacak” diye bağırarak alkış topladı.

İkinci tur öncesi muhalifler, Erdoğan’ı destekleyen ev kadınları başta olmak üzere kadın seçmenlere her zamankinden daha fazla çalışma gösteriyor.

Kısıtlamalar ve sınırlar

Kamuoyu yoklamalarına göre, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ev kadınları kamu hizmetlerinde ve üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasına yüzde 60'a varan oranlarda evet oyu verdi. Ancak kadınlar son yıllarda enflasyonun ağırlığıyla yükselen soğan fiyatlarını eleştirerek, çantalarında değeri düşen banknotlar taşıdıklarını ifade etmeye başladı.

AFP’ye konuşan Rojda Aksoy, “Her ne kadar 20 yılı aşkın süredir bu ülkeyi AK Parti yönetiyor olsa bile gidip yüzleşmeliyiz, medya dahil tüm propaganda araçlarına sahip olsalar bile kazanamadılar” dedi.

Muhalefet adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, kendi mutfağında çektiği kampanya videolarıyla ilk turda oyların sadece yüzde 44,9'unu alabildi.

50 yaşındaki bir diğer kadın seçmen ise seçimin ilk turunda Sinan Oğan’ı desteklediğini ifade ederek, Türkiye’nin laik bir ülke olduğunu ve kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildiğini vurguladı.

Ayrıca “Erdoğan’ın radikal İslamcı oluşum HÜDA-PAR'dan arkadaşlarını meclise getirerek bizi içine ittiği talihsiz duruma bakın” diyerek, peynirin yüksek fiyatından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi ve Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini söyledi.

Seçim vizyonu

Saç rengiyle uyumlu kırmızı gözlük takan Ticen Albanlı (60) ise, Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini ifade ederek, İslamcıların Erdoğan'ın koalisyonuna katılmasından endişe duyduğunu dile getirerek "Kadınlar öldürüldü ve neredeyse hiçbir katil cezalandırılmadı” dedi.

Buna karşılık Raziye Kozkaya ve kızı, “Her istediğimizi alamayabiliriz ama önemli değil. Kanımızın son damlasına kadar devam” dedi.

Pek çok ilde Kılıçdaroğlu'nu destekleyen aktivistler, seçimler konusunda kararsız görünen kadın seçmenleri ikna etmeye çalışıyor.

CHP’li İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ev hanımları başta olmak üzere ulaşamadıkları kitleler olduğunu belirterek, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 20 yıldır kadınların evlerinin kapısını çaldığına işaret etti.

Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanının belirlenmesinde Türk kadınının rolü büyük (AFP)
Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanının belirlenmesinde Türk kadınının rolü büyük (AFP)

Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu sırada, eşi Emine Erdoğan evleri ziyaret ederek seçim faaliyetlerine öncülük etti.

Kapıları çalmak

Paris Siyasi Bilimler Akademi’nde siyaset uzmanı olan Brunel Amy’e göre, daha sonra Başbakan ardından da Cumhurbaşkanı olan Erdoğan bu fikri, AK Parti’ye üye olan kadınların ev hanımlarıyla tanışmak, tartışmak ve ikna etmek için bir yöntem olarak benimsendi.

AK Parti’ye üye kadın sayısı hali hazırda 5 milyonu aştı.

Amy'e göre doğum, evlilik ve ölüm durumlarında nezaket ziyaretleri, mahalle anketlerinin ve veri toplamanın yerine getirilmesini sağlamlaştırmanın yanı sıra halkla ilişkiler ve iletişimin bir parçası. Siyasi uzman, yerel düzeyde AK Parti’nin popülaritesini arttıranın zanaat kursları, belediye sosyal ve aile merkezlerinden en çok yararlanan ev kadınları olduğuna dikkati çekti.

AK Parti’nin 14 Mayıs’ta yapılan seçimlerde 20 sandalye kaybettiğini belirten Aksoy, bu sebeple ‘insanlara umut ekmek’ gerektiğini ifade etti.



Türkiye'de DEAŞ üyesi oldukları şüphesiyle 119 kişi yakalandı

Türk polisi (Arşiv- Reuters)
Türk polisi (Arşiv- Reuters)
TT

Türkiye'de DEAŞ üyesi oldukları şüphesiyle 119 kişi yakalandı

Türk polisi (Arşiv- Reuters)
Türk polisi (Arşiv- Reuters)

İçişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan açıklamaya göre, Türkiye genelinde düzenlenen operasyonlarda terör örgütü DEAŞ ile bağlantılı oldukları şüphesiyle 119 kişi gözaltına alındı.

Bakanlık açıklamasında, operasyonların İstanbul, Ankara ve Adana dahil olmak üzere 30 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği belirtildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, örgütle bağlantılı oldukları, sosyal medya üzerinden örgüt propagandası yaptıkları ve "terör örgütüyle ilişkili yapılar ile yardım kuruluşu adı altındaki dernekler" aracılığıyla finansman sağladıkları belirtildi.

Ankara'daki operasyonların ardından süreç hızlandı

Haziran ayı sonunda, Ankara’nın güneyinde polis ile girdiği çatışma sonucu DEAŞ şüphelisi bir kişi etkisiz hale getirilmişti. Söz konusu olay, başkentte düzenlenecek NATO zirvesinden iki hafta önce gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile DEAŞ ve aşırı sol gruplarla bağlantılı oldukları şüphesiyle 209 kişi gözaltına alındı.


Türkiye, AB üyelik çabalarının mutabakat metninde göz ardı edilmesini eleştirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, AB üyelik çabalarının mutabakat metninde göz ardı edilmesini eleştirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bakanlık heyeti, 30 Haziran 2026 tarihinde Ankara’da Avrupa Birliği (AB) heyetiyle görüşmeler gerçekleştirdi. AB heyetinde Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner yer aldı. (Dışişleri Bakanlığı)

Avrupa Birliği’nin (AB) yayımladığı Ortak Anlayış belgesi, Türkiye’nin AB üyeliğine aday ülke statüsünü görmezden gelmesi nedeniyle Ankara ile Brüksel arasında yeni bir gerilim başlattı.

Türkiye, çarşamba günü yayımlanan belgeyi ‘objektiflik ve adaletten uzak’ olarak nitelendirirken, belgenin AB’nin ortak geleceğe ilişkin stratejik vizyondan yoksun olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, belgede Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerin ‘hakkaniyetli bir yaklaşımdan uzak’ olduğunu söyledi. Keçeli, belgenin Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünü de göz ardı ettiğini ifade etti.

Önyargılı bir anlayış

Keçeli dün X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Bahse konu belgenin, Avrupalı Müttefiklerin NATO bünyesinde kayda değer ilave sorumluluklar üstlendikleri yeni dönemin temellerinin atıldığı ve Türkiye’nin vazgeçilmez rolünün teyit edildiği tarihi NATO Ankara Zirvesi akabinde, bu gerçeği gölgelemeye çalışan bir üslupla kaleme alındığı görülmektedir” ifadesini kullandı.

Belgenin Doğu Akdeniz konusunda gerçeğe dayanmayan iddialara yer verdiğini belirten Keçeli, bunun AB’nin olaylara yönelik önyargılı ve çarpık anlayıştan hâlâ kurtulamadığını gösterdiğini kaydetti.

Kıbrıs meselesine de değinen Keçeli paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Kıbrıs meselesi açısından ise çözümün, 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddeden ve 2017 yılındaki Kıbrıs Konferansı’nda uzlaşmaz bir tutum benimseyerek sürecin sonuçsuz kalmasına sebebiyet veren Kıbrıs Rum tarafınca engellendiğini bir kez daha hatırlatırız.”

Keçeli, AB’ye tüm tarafların çıkarlarına hizmet edecek daha gerçekçi ve dengeli bir vizyon ile söylem benimsemesi çağrısında bulundu.

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da Türkiye’nin AB’ye aday ülke statüsünü göz ardı eden yaklaşımın, AB’nin ortak geleceğe ilişkin vizyon eksikliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Duran, X hesabından yaptığı açıklamada, belgede yer alan değerlendirmelerin objektiflikten ve stratejik bakış açısından yoksun olduğunu belirtti.

Ankara’daki NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğindeki vazgeçilmez rolünü açıkça ortaya koyduğu bir dönemde bu gerçeğin görmezden gelinmesinin yapıcı diyaloğun güçlenmesine katkı sağlamayacağını ifade eden Duran, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında tekrarlanan tek taraflı söylemlerin uluslararası hukuku ve tarihi gerçekleri yansıtmadığını dile getirdi. Duran, AB’nin önyargılardan uzak, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayanan daha sorumlu bir söylem benimsemesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin yakınlaşma girişimleri

Türkiye, son iki yıldır AB ile katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması amacıyla üst düzey temaslar yoluyla diplomatik çabalarını sürdürüyor. Bu temasların son haftalarda yoğunlaştığı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i kabul etti. (Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i kabul etti. (Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile bir araya gelerek Türkiye-AB ilişkilerini ele aldı.

Türkiye, haziran ayının sonunda da AB’den üst düzey bir heyeti ağırladı. Heyette AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Kos ve İçişlerinden Sorumlu Komiser Magnus Brunner yer aldı. Ziyaret, nadir gerçekleşen üst düzey temaslardan biri olarak değerlendirildi.

Ziyaret, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan raporu onaylamasının ardından gerçekleşti. Ankara’nın sert tepkisine yol açan raporda, “hukukun üstünlüğünün ciddi ve sürekli şekilde aşındığı, muhalefet üzerindeki baskıların arttığı mevcut koşullarda AB ile müzakerelerin yeniden başlatılamayacağı” ifade edildi. Raporda ayrıca Türkiye’nin, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) gibi AB üyesi ülkelerle yaşadığı krizlere de dikkat çekildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avrupa Birliği (AB) heyetini kabul etti, 30 Haziran 2026 (Dışişleri Bakanlığı)Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avrupa Birliği (AB) heyetini kabul etti, 30 Haziran 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Heyet, GKRY’nin AB dönem başkanlığının son gününe denk gelen ziyarette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve bakanlık yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Heyet ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Taraflar, yayımladıkları ortak açıklamada, bölgesel ve ekonomik istikrarın sağlanması açısından Türkiye-Avrupa ilişkilerinin stratejik önemine vurgu yaptı. Jeopolitik zorluklarla mücadelede ortak hareket edilmesi gerektiğini belirten taraflar, bölgesel bağlantı gündemi kapsamında ticaret, enerji, ulaştırma ve dijitalleşme alanlarında iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Avrupa’nın görmezden gelmesi

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, AB üyeliğinin Türkiye için hâlâ ‘stratejik bir hedef’ olduğu belirtilerek, Ankara’nın bu temel üzerinde AB ile ilişkileri geliştirmeye hazır olduğu ifade edildi. Açıklamada, “AB’nin Türkiye ile ilişkilerini ayrımcılık yapmadan, objektif kriterler ve liyakat temelinde güçlendirmesini bekliyoruz” denildi.

Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Genel Merkezi (Reuters)Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) Genel Merkezi (Reuters)

Görüşmelerde, 2018’den bu yana askıya alınan Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması konusunun ağırlıklı olarak ele alınmadığı görüldü. Avrupa Komisyonu’nun kısa süre önce Brüksel’deki merkezinde düzenlenen Genel Kurul toplantısında da AB, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokrasi konularına vurgu yaptı.

Avrupa heyetinin ziyaretinin ardından yayımlanan ortak açıklamada genişleme konusuna da değinilerek, müzakerelerin yeniden başlatılması için Türkiye’de “hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ile yüksek demokratik standartların güvence altına alınması gerektiği” ifade edildi.


Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
TT

Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)

Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), bugün sabah saatlerinde merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki birçok ilde hissedilen 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremde herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmadığı bildirildi.

AFAD tarafından yapılan açıklamada, saat 06.20'de merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan 5 büyüklüğündeki depremin; Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerinde de hissedildiği belirtildi. Açıklamada, "Deprem sonrası herhangi bir olumsuz durum bildirilmemiştir. Ekiplerimiz sahada çalışmalarını sürdürmektedir" ifadelerine yer verildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık, ancak bütün ihbarları titizlikle değerlendirmeye devam ediyoruz" dedi.

2023 yılında Güneydoğu Türkiye'yi vuran yıkıcı depremlerde 53 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve bölgedeki birçok şehirde büyük hasar oluşmuştu.