Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu seçim sonuçlarını değerlendirdi: Maalesef, çocukları Erbakan Hoca'mızın bıraktığı emanete doğrudan doğruya ihanet ettilerhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/4357131-saadet-partisi-genel-ba%C5%9Fkan%C4%B1-karamollao%C4%9Flu-se%C3%A7im-sonu%C3%A7lar%C4%B1n%C4%B1-de%C4%9Ferlendirdi
Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu seçim sonuçlarını değerlendirdi: Maalesef, çocukları Erbakan Hoca'mızın bıraktığı emanete doğrudan doğruya ihanet ettiler
"Meclis'te bir grup kurulabilmek için birtakım çabalar gösterilecek. Biraz erken belki şartları, altyapısı nasıl olur konuşmak için ama bu arayışın içinde olmamız gayet tabiidir"
Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu seçim sonuçlarını değerlendirdi: Maalesef, çocukları Erbakan Hoca'mızın bıraktığı emanete doğrudan doğruya ihanet ettiler
AA
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Meclis'te grup kurulabilmek için çaba gösterileceğini, bu arayış içinde olmalarının "gayet tabii" olduğunu söyledi.
Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Önemli bir seçim sürecinin tamamlandığını belirten Karamollaoğlu, bu süreçte her türlü algı ve manipülasyon ile akla, hayale gelmedik yalan ve iftiraların yer aldığını ileri sürdü.
Cumhurbaşkanı adayları Kemal Kılıçdaroğlu'nun tüm bunlara rağmen sakinliğini koruduğunu ve samimiyetle gayret gösterdiğini ifade eden Karamollaoğlu, bu duruşu nedeniyle kendisine teşekkür ederek, "Hemen hemen her iki seçmenden birinin oyunu almayı başarması nedeniyle de kendisini tebrik ediyorum." dedi.
"Hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz." diyen Karamollaoğlu, seçimlerin anormal şartlar altında yapıldığı gerçeğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, süreç boyunca ağır bir kamplaştırma ve kutuplaştırma siyaseti yürütüldüğünü savundu.
"Partimiz, toplumun makul çoğunluğunun takdirini kazanmıştır"
Saadet Partisi olarak elde ettikleri seçim sonuçlarını titiz bir şekilde değerlendirdiklerini aktaran Karamollaoğlu, her parti gibi kendilerinin de bu seçim sonuçlarından çıkaracakları dersler bulunduğunu dile getirdi.
Değerlendirmeleri parti teşkilatları ve "milli görüşçü kuruluşlarla" bütün yönleriyle ele alacaklarını kaydeden Karamollaoğlu, kendi paylarına en doğru değerlendirmeleri yaparak milletin en hızlı ve en geniş şekilde kucaklamanın yollarını taramaya devam edeceklerini anlattı.
Karamollaoğlu, "Seçim sonuçları ne olursa olsun, Saadet Partimiz, bu seçimlerdeki duruşuyla toplumun makul çoğunluğunun takdirini kazanmıştır. Yürüttüğü ilkeler siyasetiyle toplumda derin kırılma ve kutuplaşmaları engelleme gayreti içerisinde olmuştur." ifadelerini kullandı.
Dünden bugüne Türkiye'deki siyasi partilerle seçim işbirliği, ittifak ve koalisyonlar yaptıklarına işaret eden Karamollaoğlu, bundan sonra da yapmaktan çekinmeyeceklerini vurguladı.
"Biz suni çıkışlara itibar etmeyiz"
Konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu'na 28 Mayıs akşamı Kılıçdaroğlu ile Millet İttifakı liderleri olarak CHP'de yaptıkları görüşme hatırlatıldı.
Karamollaoğlu, bir araya gelmelerinin "tabii bir mesele" olduğunu, görüşmede hiçbir "ciddi meseleye" girilmediğini, "nezaket toplantısı" olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yeniden Refah Partisinin aldığı oy oranını hatırlatan bir basın mensubunun "Milli görüş oyları sizce nereye gitti? Saadet nasıl bir oy kaybı yaşadı?" sorusunu ise Karamollaoğlu, şöyle yanıtladı:
"Biz suni çıkışlara itibar etmeyiz. Allah rahmet eylesin, Erbakan Hoca'mız Saadet Partisinin Genel Başkanı olarak hayata veda etti. Bu çok önemli bir konu. Onun arkasından, maalesef, çocukları Erbakan Hoca'mızın bıraktığı emanete doğrudan doğruya ihanet ettiler. Kendilerinin birlikte olması için bir gayret gösterdik biz, ama şu anda burada detayına inmeyeceğim, birçok konular gündeme geldiği için babasına ihanet eden AK Parti'ye gitti, onlarla beraber hareket etti. Bunun altında da birtakım konular yatıyordur diye düşünüyorum. Ama elbette biz onların durumunu da değerlendiririz. Milletimiz bugüne kadar seçimlerde birtakım değerlendirmelerde bulundu. Onların attığı adımları da bir siyasi parti olarak değerlendirmeye mecburuz. Ama siyasi parti, gerçekler üzerine inşa edilir. Erbakan Hoca'mızın söylemlerini ezberleyip onu ekranlarda dile getirmek, hocamızın yolunda olmanın işareti de değildir."
"Meclis'te grup kurma arayışı içinde olmamız tabiidir"
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun Meclis'te grup kurulmasına yönelik çağrısına ilişkin soruya ise Karamollaoğlu, geçmişte bu gayreti gösterdiklerini ancak bir ittifak sağlanamadığını hatırlattı.
Karamollaoğlu, "Meclis'te bir grup kurulabilmek için birtakım çabalar gösterilecek. Nasıl bir netice alınır onu zaman içinde göreceğiz. Biraz erken belki şartları, altyapısı nasıl olur konuşmak için ama bu arayışın içinde olmamız gayet tabiidir." ifadelerini kullandı.
Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5289522-ankara-zirvesi-avrupa%E2%80%99daki-abd-varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-konusunu-yeniden-g%C3%BCndeme-getiriyor
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek zirvesi, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltabileceğine yönelik endişelerin gölgesinde gerçekleştirilecek. Yaklaşık 77 yıldır ABD ve NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında bulunan Avrupa’da, Washington’ın izleyeceği yeni politika yakından takip ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Avrupa’daki kaygılar daha da arttı. Trump, son dönemde ‘kâğıttan kaplan’ olarak nitelendirdiği NATO’dan çekilme tehdidini birden fazla kez dile getirdi. Trump’ın, İran’ın şubat ayı sonunda ABD-İsrail’in başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması üzerine, seyrüsefer özgürlüğünün korunması için Avrupalı müttefiklerinden destek talep etmesine rağmen olumlu yanıt alamaması da Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki gerilimi artırdı. Avrupalı liderler ise bu tutumlarını iki gerekçeyle savundu. İlk olarak, Trump’ın Avrupa’nın çıkarlarını doğrudan etkileyen bir savaşı başlatmadan önce müttefiklerine danışmadığını belirttiler. İkinci olarak ise NATO’nun görev alanının Körfez bölgesini kapsamadığını, ayrıca ittifakın beşinci maddesinin ancak üyelerden birine saldırı düzenlenmesi halinde işletilebileceğini, oysa bu savaşta ilk askeri adımı atan tarafın ABD olduğunu vurguladılar.
ABD kuvvetlerinin yeniden konuşlandırılması
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 18 Haziran’da Berlin’de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısı sırasında, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının kapsamlı şekilde gözden geçirileceğini açıkladı. Hegseth, söz konusu değerlendirmenin altı ay süreceğini belirtti. Açıklama, Washington’ın NATO’dan çekilmeyi ya da Avrupa’daki tüm askerlerini geri çekmeyi planladığına işaret etmese de Avrupa’da yeni bir endişe dalgasına yol açtı. Zira böyle bir adımın ittifakın fiilen sona ermesi anlamına geleceği değerlendiriliyor. ABD yönetiminin hedefinin, Avrupalı müttefiklerin güvenliği için üstlendiği yükü hafifletmek ve kuvvet konuşlanmasını yeniden düzenleyerek Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamak olduğu belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın doğusundaki Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nde Starmer ve Macron ile birlikte (AFP)
Hegseth’in planına ilk tepkilerden biri, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakan Vekili Alice Rufo’dan geldi. Rufo, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Washington’da Trump ile görüşmek üzere yola çıkmasından önce kendisiyle yaptığı görüşmenin ardından Politico Europe’a verdiği röportajda, “ABD’nin askeri varlığının azaltılmasının, Avrupalılar için yeni sorunlar yaratmayacak şekilde planlı, koordineli ve etkili biçimde gerçekleştirilmesini istiyoruz” dedi. Uzun yıllar Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un danışmanlığını yapan ve kendisine yakın isimlerden biri olarak bilinen Rufo, “Atlantik ötesi ilişkilerde yaşanan büyük dalgalanmalar dikkate alındığında ne abartıya ne de inkâra kapılmalıyız” ifadesini kullandı.
Rufo’ya göre Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük sınama, büyük ölçüde ABD tarafından sağlanan stratejik destek unsurlarının yerini doldurmak olacak. Bunlar arasında hava ve deniz taşımacılığı, havada yakıt ikmali, istihbarat kapasitesi ve uzay tabanlı imkânlar bulunuyor. Avrupa içindeki görüş ayrılıklarına da dikkat çeken Rufo, Avrupalı ülkeleri birbirlerini suçlamaktan kaçınmaya çağırarak, “Önemli olan sadece rakamlar değil, gerçek askeri sonuçlardır” değerlendirmesinde bulundu.
Kayıp şeffaflık
ABD’den daha fazla ‘şeffaflık’ talep eden tek ülke Fransa değil. Almanya da Savunma Bakanlığı aracılığıyla, Washington’ın Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planına ilişkin ayrıntılı bir ‘yol haritası’ sunmasında ısrar ediyor. Berlin, bu sayede ABD ile Avrupa arasında güvenlik sorumluluklarının devrinin planlı şekilde yürütülmesini amaçlıyor.
Bu süreçten en fazla etkilenecek ülkelerin başında Almanya geliyor. Washington, Avrupa’daki en büyük Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan Almanya’dan 5 bin askerini çekmeyi planladığını açıkladı. Almanya’da yaklaşık 35 bin ABD askeri bulunurken, Ortadoğu ve Afrika operasyonları açısından Amerikan ordusunun en önemli üslerinden biri olan Ramstein Hava Üssü de burada yer alıyor. Almanya’daki ikinci önemli ABD üssü olan Wiesbaden Hava Üssü ise ABD Avrupa ve Afrika Komutanlığı’na ev sahipliği yapmasının yanı sıra, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların koordinasyonunda kilit rol üstleniyor.
2025 yılında Lahey’de düzenlenen NATO zirvesi sırasında NATO liderlerinin toplu fotoğrafı (DPA)
ABD yönetiminin kapsamlı değerlendirme sürecini tamamlaması beklenirken, basına yansıyan bilgilere göre Washington’ın Avrupa’daki stratejik bombardıman uçaklarının sayısını yarıya, savaş uçaklarının sayısını ise üçte bire indirmeyi planladığı belirtiliyor. Ayrıca Reaper tipi insansız keşif hava araçlarının sayısının azaltılması, NATO Kuvvet Modeli kapsamında İttifak için tahsis edilen denizaltı ve savaş gemilerinin kademeli olarak düşürülmesi de planlar arasında yer alıyor. NATO ülkeleri, bu sistem çerçevesinde olası bir savaş durumunda tahsis edecekleri asker ve askeri teçhizatı düzenli olarak belirliyor.
Rutte son günlerde, Washington’ın attığı adımların ‘sürpriz olmadığını’ söyleyerek Avrupalı müttefikleri rahatlatmaya çalıştı. Ancak yaşanan gelişmeler bunun aksini gösteriyor ve ABD yönetiminin karar alma sürecindeki tutarsızlıklara işaret ediyor. Nitekim Almanya’dan asker çekme kararı, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın İran savaşını yönetme biçimine yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Benzer şekilde, ABD’nin Polonya’da konuşlandırmayı planladığı birlikleri aniden iptal etmesi, ardından bu karardan geri adım atması da müttefikler arasında şaşkınlık yarattı. Romanya’dan bin ABD askerinin çekilmesi de aynı kapsamda değerlendiriliyor.
Tüm bu gelişmeler, Avrupalı müttefikler arasında ABD’nin gerçek niyetine ilişkin belirsizliği artırırken, Washington’ın uzun vadeli stratejisine yönelik soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Yüklerin devri
Bugüne kadar Avrupa savunma kaynaklarına göre Paris’te net olan husus, ABD’nin ‘yüklerin devri’ olarak adlandırılan süreci hızlandırmak istediğidir. Bu konu, Ankara’da düzenlenecek zirvenin ana gündem maddelerinden biri olacak.
Bu kavram, Avrupa kıtasının savunmasında daha büyük yükün Avrupalı ülkelere bırakılmasını ifade ediyor. Washington ise bu süreçte odağını, başta Çin ile sistemsel rekabet olmak üzere diğer stratejik önceliklere yöneltmek istiyor. Öte yandan Avrupalı ülkeleri en çok endişelendiren konu, Rusya’nın gelecekte atabileceği olası adımlar. Fransa ve Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesindeki üst düzey askeri yetkililer, Rusya’nın Ukrayna’nın ardından, on yılın sonuna doğru Avrupa’da yeni bir askeri maceraya girişebileceği uyarısında bulunmayı sürdürüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Haziran 2025’te Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşme sırasında (DPA)
Genel anlayışa göre Washington, Avrupalıların ‘konvansiyonel savaş’ olarak adlandırılan alanda kendi savunmalarını üstlenmesini, buna karşılık ABD’nin ‘nükleer caydırıcılığı’ elinde tutmasını istiyor. ABD’nin Almanya, İtalya, Belçika ve Hollanda’da nükleer silahları bulunuyor. Buna karşılık Fransa ve Birleşik Krallık ise kendi bağımsız nükleer caydırıcılık kapasitesine sahip.
Trump’ın, ilk başkanlık döneminden bu yana Avrupalı müttefiklerine savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yaptığı biliniyor. Bu baskılar sonuç verdi; NATO müttefikleri savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma konusunda uzlaştı.
Halihazırda Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları yüzde 2 ile 3 arasında değişirken, Polonya gibi bazı ülkeler yüzde 4’ün üzerine çıktı. Rutte, bu verileri Trump’ı ittifak içinde tutmak için kullanıyor. Bununla eş zamanlı olarak Avrupalılar, savunma sanayilerini geliştirmeye ve yeni iş birliklerini hızlandırmaya çalışıyor. Bu çabalar, Fransa’nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı sırasında Mart 2022’de Versay’da kabul edilen savunma planı çerçevesinde yürütülüyor.
Ukrayna savaşının başlaması ve Avrupa’da yarattığı güvenlik endişelerinin ardından, Avrupa liderleri savunma harcamalarını artırma, savunma sanayi ve teknoloji altyapısını güçlendirme, enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve ‘stratejik özerklik’ hedefini geliştirme kararı aldı.
Buna karşın bazı değerlendirmelere göre, NATO’nun Avrupa kanadı hem Avrupalılara hem de ABD’ye hizmet ediyor. ABD, 30 Avrupa ülkesinden oluşan bu yapı sayesinde ‘sabit bir uçak gemisi’ avantajı elde ediyor. Bu nedenle Washington’ın ne Avrupa’dan ne de NATO’dan tamamen çekileceği görüşü de savunuluyor.
Mısır ve Türkiye askeri iş birliğini derinleştiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5289475-m%C4%B1s%C4%B1r-ve-t%C3%BCrkiye-askeri-i%C5%9F-birli%C4%9Fini-derinle%C5%9Ftiriyor
Mısır ve Türkiye askeri iş birliğini derinleştiriyor
Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, Kahire'de ağırladığı Türk mevkidaşı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile bir araya gelerek, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda askeri iş birliği alanlarını güçlendirmenin ve çabaları koordine etmenin önemine dikkat çekti.
Mısır Askeri Sözcülüğü tarafından dün yapılan açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı'nın birkaç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında Kahire'de bulunduğu ve görüşmelerde ortak ilgi alanına giren konular ile askeri iş birliğini artırmanın yollarının ele alındığı belirtildi.
İki ülkenin Genelkurmay Başkanları, Mısır-Türkiye Askeri İşbirliği Komitesi’nin beşinci toplantısının kapanış oturumuna başkanlık etti. Görüşmelerin ardından, iki ülke silahlı kuvvetleri arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi ve tecrübe paylaşımını öngören faaliyetlerin uygulanmasını içeren tutanaklar imzalandı.
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, Mısır ve Türk silahlı kuvvetleri arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dikkat çekerek, bu iş birliğinin iki dost ülkenin ortak çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti.
Anadolu Kartalı 2026 tatbikatı, (Mısır askeri sözcüsü)
Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise iki ülke arasındaki köklü bağlara duyduğu takdiri dile getirerek, önümüzdeki dönemde Mısır ve Türkiye silahlı kuvvetleri arasındaki verimli askeri ilişkileri daha da geliştirme konusundaki kararlılıklarını vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu ziyaret, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şubat ayında Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette imzalanan "Askeri Çerçeve Anlaşması"nın ardından iki ordu arasında artan hareketliliğin devamı olarak öne çıkıyor.
Türkiye Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz perşembe günü Mısır ve Azerbaycan’ın katılımıyla "Anadolu Kartalı 2026" isimli üçlü bir hava tatbikatının başladığını duyurdu. 3 Temmuz’a kadar sürecek olan tatbikatın, operasyonel kabiliyetleri geliştirmeyi ve yeni teknik-taktik hava operasyon prosedürlerini uygulamayı hedeflediği belirtildi. Tatbikata Mısır 5 adet F-16 savaş uçağı ile katılıyor.
Söz konusu üçlü tatbikat, 11-21 Haziran tarihleri arasında Mısır hava üslerinde gerçekleştirilen ve farklı tipte çok görevli savaş uçaklarının katıldığı Mısır-Türkiye ikili hava tatbikatının hemen ardından düzenleniyor. Mısır Askeri Sözcülüğü, bu eğitimlerin katılımcı kuvvetlerin becerilerini geliştirmeyi ve her türlü koşulda ortak hava görevlerini yüksek verimlilikle yerine getirme hazırlığını artırmayı amaçladığını ifade etti.
ABD, Türkiye'ye uçak motoru satışında ilerleme kaydettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5288386-abd-t%C3%BCrkiyeye-u%C3%A7ak-motoru-sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1nda-ilerleme-kaydetti
ABD, Türkiye'ye uçak motoru satışında ilerleme kaydetti
Washington'daki Boeing fabrikasında bulunan bir uçak motoru (Reuters)
Donald Trump yönetiminin, Türkiye’ye yüzlerce milyon dolar değerinde onlarca uçak motoru satışı için ilerleme planladığı bildirildi. Gelişme, ABD Kongresi’ndeki itirazlara rağmen gündeme gelirken, kararın önümüzdeki NATO zirvesi öncesinde Türkiye ile ilişkilerde önemli bir adım olabileceği değerlendiriliyor.
Kaynaklara göre motorlar, ABD merkezli General Electric tarafından üretilecek ve Türkiye’nin yerli savaş uçağı TAI Kaan programında kullanılacak. Söz konusu anlaşmanın değerinin 700 milyon doları aşabileceği belirtiliyor.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Türkiye, 2016’da başlattığı KAAN projesiyle savunma alanında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Trump döneminde genel olarak olumlu bir seyir izlese de Ankara’nın 2019’da S-400 hava savunma sistemi satın alması sonrası Lockheed Martin F-35 programından çıkarılmasıyla gerilim yaşamıştı.
Trump’ın, Türkiye’ye yönelik yeni adımlar atabileceğine dair açıklamaları da dikkat çekerken, Beyaz Saray’ın bazı çevreleri F-35 programına dönüş ihtimalini hâlâ değerlendirdiği ifade ediliyor.
ABD Kongresi’nde ise sürece yönelik itirazlar devam ediyor. Özellikle Demokrat Partili vekil Gregory Meeks, Türkiye’nin S-400 sahipliği nedeniyle anlaşmaya karşı çıkan isimler arasında yer alıyor.
Meeks, yönetimin yeterli bilgilendirme yapmadığını savunurken, bazı uzmanlar motor satışının F-35 programına dönüşten daha kolay bir adım olduğunu, ancak asıl kritik meselenin Ankara’nın S-400 politikası olduğunu vurguluyor.
ABD’li yetkililer, resmi sürecin sürdüğünü ve nihai kararın Kongre bilgilendirmesi sonrası şekilleneceğini ifade ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة