Ankara’daki saldırının ardından PKK’ya yönelik operasyonlar sürüyor

Güvenlik güçleri pazar günü Ankara’da, İçişleri Bakanlığı çevresinde konuşlandı. (AFP)
Güvenlik güçleri pazar günü Ankara’da, İçişleri Bakanlığı çevresinde konuşlandı. (AFP)
TT

Ankara’daki saldırının ardından PKK’ya yönelik operasyonlar sürüyor

Güvenlik güçleri pazar günü Ankara’da, İçişleri Bakanlığı çevresinde konuşlandı. (AFP)
Güvenlik güçleri pazar günü Ankara’da, İçişleri Bakanlığı çevresinde konuşlandı. (AFP)

İçişleri Bakanlığı’nın Atatürk Bulvarı’ndaki giriş kapısı önünde pazar günü meydana gelen saldırının faillerinden birinin kimliği açıklandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yapılan araştırmalar ve DNA incelemesi sonucunda, saldırıyı düzenleyen teröristlerden birinin PKK/KCK üyesi ‘Kanivar Erdal’ kod adlı Hasan Oğuz olduğunun tespit edildiği bildirildi.

Açıklamada ayrıca “Diğer teröristin kimlik belirleme çalışmaları devam etmektedir. Güvenlik birimlerimizce başlatılan soruşturma devam etmektedir” denildi.

Kayseri’den çalındığı tespit edilen hafif ticari araçla Ankara’ya gelen iki terörist, Ankara’da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne saldırdı.

Saldırganlardan birisi üzerindeki bomba düzeneğini patlatırken, ikincisi etkisiz hale getirildi. Çatışmada iki polis de hafif derecede yaralandı.

Saldırıyı PKK üstlendi

PKK söz konusu saldırıyı üstlenerek, örgütün silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri’ne bağlı ‘Ölümsüzler Taburu’ tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu.

Pazar günü meydana gelen olay, Kızılay Meydanı’nın yanındaki otobüs durağında 37 kişinin ölümü ve 125 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıdan yedi yıl sonra gerçekleşti.

Çalıntı araçta ele geçirilen mühimmatlar

Saldırganların, Kayseri’nin Develi ilçesinde veterinerlik yapan Mikail Bozloğan’ı başından vurarak öldürdüğü ve aracını gasp ettiği açıklandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Bozlağan’ın cenaze törenine katılarak ailesine başsağlığı diledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Bakan ayrıca, saldırıda yaralanan polis memurları Alim Reis Demirel ve Erkan Karataş’ı tedavi gördükleri Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi’nde ziyaret etti.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre saldırı girişiminin engellendiği yerde yapılan incelemelerde, 9 bin 700 gram RDX ihtiva eden C-4 patlayıcı madde, üç el bombası, bir roketatar, bir Glock marka susturucu takılı tabanca, bir Blow marka tabanca, bir M-4 marka Karabina uzun namlulu silah ve bir AK-47 marka uzun namlulu silah ele geçirildi.

Güvenlik operasyonları

Yetkililer, Ankara saldırısının ardından PKK üyeleri ve destekçilerini hedef alan operasyonlar başlattı.

İçişleri Bakanı Yerlikaya, terör örgütüne yönelik İstanbul ve Kırklareli’de 26 adrese düzenlenen operasyonlarda 20 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Yerlikaya açıklamasında şunları söyledi;

“Bölücü terör örgütünün faaliyetlerinden tutuklu ve hükümlü bulunan örgüt mensuplarına yardım toplayan, sözde kadro olarak tabir edilen örgüt mensuplarının saklanabileceği, barınabileceği güvenli evleri oluşturan şahıslar tespit edildi ve yakalanmalarına yönelik İstanbul’da 11 ilçemizde ve Kırklareli’nde 26 farklı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.”

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, PKK/KCK'nın ‘KCK/TDÖ’ siyasal alan yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri, tutuklu ile hükümlü örgüt mensupları için yardım topladıkları tespit edilen 26 şüpheliden 20’si düzenlenen operasyonlarla yakalandı.

Milli Savunma Bakanlığı, söz konusu saldırının ardından, Kuzey Irak’taki hedeflere hava harekatı düzenlendiğini duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada “Irak’ın kuzeyindeki Metina, Hakurk, Kandil ve Gara bölgelerinde bulunan terörist hedeflerine hava harekatları icra edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiği bildirilen açıklamada ayrıca, “Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için terörle mücadeleye tek bir terörist kalmayıncaya kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir” denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da TBMM’nin 28’inci dönem ikinci yasama yılı açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi;

“Vatandaşın huzuruna ve güvenliğine kast eden alçaklar, emellerine ulaşamamıştır, asla da ulaşamayacaktır. Güney sınırlarımızın tamamını en az 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik şeridiyle koruma, onun ötesindeki faaliyetleri de mutlak denetim altında tutma stratejimiz bakidir. Atacağımız yeni adımlar sadece hazırlık, zaman ve ortam meselesidir. Bunun için, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ sözü, kulaklardan hiç eksik olmasın diyoruz.”

Güvenlik önlemlerine ilişkin eleştiriler

Muhalif bazı gazete ve medya kuruluşları, güvenlik güçlerini, TBMM’nin yeni yasama yılı açılışına saatler kala meydana gelen saldırıyı önleyememeleri ve erken harekete geçememeleri nedeniyle eleştirdi.

Saldırı, Cumhurbaşkanı, bakanlar, üst düzey yetkililer ve milletvekillerinin yanı sıra yabancı devlet adamlarının da katılacağı açılış için sıkı güvenlik tedbirlerinin alınması beklenen bölgede gerçekleştirildi.

Söz konusu eleştiriyi yapanlar, ‘teröristlerin, sahibini öldürdükleri çalıntı arabayı silah ve patlayıcılarla dolu olarak Kayseri’den 500 kilometre uzaklıktaki Ankara’ya nasıl yakalanmadan götürdüklerini’ sorguladı.



Mısır-Türkiye yakınlaşması sıcak bölgesel dosyalara nasıl yansıyor?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır-Türkiye yakınlaşması sıcak bölgesel dosyalara nasıl yansıyor?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, bölgesel ilişkilerin haritasının yeniden çizilmesine katkıda bulunabilecek bir değişimle, yıllar süren gerginliğin ardından kayda değer bir yakınlaşmaya tanıklık ediyor. Dünyanın gözü ise bu gelişen ortaklığa ve bunun Libya, Suriye ve Gazze gibi bölgedeki sıcak meselelerin yanı sıra Afrika Boynuzu ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler üzerindeki potansiyel etkisine çevriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şubat ayında Mısır'a yaptığı benzer bir ziyaretin ardından Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin geçtiğimiz çarşamba günü Ankara'ya yaptığı ilk resmi ziyaret, Kahire ile Ankara arasındaki yakınlaşmayı pekiştirdi ve on yıllık gerginliğin ardından ilişkileri ‘yeni bir döneme’ soktu.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bu ziyaretin ardından iki ülkenin ikili iş birliğinden bölgesel iş birliğine geçtiğini ve bunun Mısır Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 4 Eylül'de Ankara'da iki ülke tarafından düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk ortak bildirisinin şartlarına da yansıdığını belirtti. Uzmanlar, iki ülkenin ya da bölgenin tanıklık ettiği kritik dosyaların önümüzdeki dönemde yaklaşımlar, anlayışlar ve geniş ve alışılmadık ortak destek için bir yol bulabileceğine işaret ettiler ki bunların başında Kahire ve Ankara'nın bu konudaki etkisi ve dengesi göz önüne alındığında Libya dosyası geliyor.

Libya'nın doğu ve batıda iki hükümet arasında bölünmüş olması ve her iki hükümetin de Mısır ya da Türkiye tarafında güçlü bağlara sahip olması, Mısır-Türkiye yakınlaşmasının bir sonucu olarak çatışan iki hükümet arasındaki uçurumun kapatılması şansını artırıyor.

Bir Türk askeri üssüne ev sahipliği yapan ve Mısırlı barış gücü askerlerini kabul etmeye başlayan Somali, Etiyopya'nın yılbaşından bu yana ayrılıkçı bir bölgede (Somaliland) liman kurma girişimini giderek daha fazla reddediyor. Ankara iki taraf arasında arabuluculuk yapmak için devreye girerken, Türkiye'nin Mısır ile iyi ilişkileri olan Suriye ile temasları da artıyor.

Diğer yandan iki ülke arasında İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaklaşık bir yıldır devam eden savaşına karşı ortak tutum ile Nisan 2023'ten bu yana Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmayı durdurma arzusu var.

Yaklaşımlar

4 Eylül'de Stratejik İşbirliği Konseyi'nin yeniden kurulmasına ilişkin ortak bildiri yayınlandı. Mısır ve Türkiye'nin ‘çevrelerinde barış, refah ve istikrarı teşvik etmeyi amaçladıkları’ belirtildi ve 36 maddeden 9'u ile Gazze Şeridi'nde iki ülke arasındaki koordinasyon ve iş birliği düzeyinin güçlendirilmesi vurgulandı.

grnhtyum
Mısır ve Türkiye Cumhurbaşkanları başkanlığında düzenlenen Mısır-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin ilk toplantısından (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, Suriye'nin egemenliğinin önemini vurgulayarak, çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulunması ve terörle mücadele konusundaki ortak kararlılıklarını teyit ettiler. Libya'da ise ‘Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kolaylaştırılacak bir siyasi süreci desteklemeyi dört gözle beklediklerini’ ifade ettiler.

İki ülke, Afrika Boynuzu'nda ‘barış, güvenlik ve istikrarın sağlanmasının önemi ve her ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı’ konusunda mutabık kaldı. Ayrıca ‘Sudan'daki çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalara destek’ vurgusu yapıldı.

Yansımalar

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Danışmanı Dr. Abdulkadir Azuz'a göre Mısır-Türkiye yakınlaşması ilişkileri ‘normalleşmeden stratejik iş birliğine taşıma’ arzusunu yansıtıyor. Azuz’a göre bu durum iki ülkenin bölgedeki ağırlığı nedeniyle çeşitli bölgesel konulara olumlu yansıyacak.

Sisi’nin basın toplantısında Ankara ile Şam arasındaki yakınlaşmayı memnuniyetle karşılamasının, Türkiye ve Suriye arasındaki meselelerin çözümünde Kahire ile Ankara arasında iş birliği olduğunu gösterdiğini belirten Dr. Azuz, “Mısır bu meselelerin birçoğunun uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak çözümünde önemli bir rol oynayabilir” dedi.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye meseleleri araştırmacısı olan Dr. Kerem Said de Mısır-Türkiye yakınlaşmasının Türkiye-Suriye yakınlaşmasını olumlu etkileyeceği görüşüne katılıyor. Said, Kahire ile Ankara'nın bölgenin iki ağır ülkesi olduğunu, bölgede geniş bir denge ve etkiye sahip olduklarını ve yakınlaşmalarının bölge için çözüm işaretleri taşıdığını belirtti.

Mısır-Türkiye yakınlaşmasından etkilenecek dosyaların başında Libya dosyasının geldiğini ve bunun seçimlerin hızlandırılması, askeri birlik ve istikrarın teşvik edilmesi temelinde ortak bir yaklaşıma yol açmasını umduklarını belirten Said, “Yakınlaşma ışığında Afrika Boynuzu'nda, özellikle de Somali'de iki ülkenin çıkarları ve bölgenin istikrarı açısından ortak düzenlemeler olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Nairobi'deki Doğu Afrika Çalışmaları Merkezi Direktörü Abdullah İbrahim, her iki ülkenin de Somali ve Doğu Afrika bölgesinde kendi çıkarları olduğunu ifade etti. İbrahim, ‘iki ülkenin çabalarını birleştirmeleri halinde Somali'nin toparlanma kabiliyetinin, güvenlik ve istikrarının artacağına, bölgenin savaş korkusundan kurtulacağına ve özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve Filistin'deki durum gibi bölgesel krizlerin ele alınmasında niteliksel bir sıçrama yaşanacağına’ inanıyor.

Yakınlaşmanın Filistin davasının gidişatına yansıyacağına inanan Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab, “Mısır ve Türkiye arasındaki yakınlaşma Filistin davasına alışılmadık bir şekilde fayda sağlayacaktır. Bu, Arap ve uluslararası arenalarda destekleyici rollerin daha da güçlendirilmesini ve Filistin hakkının tüm arenalarda, özellikle de uluslararası alanda desteklenmesi için daha fazla ortak baskı uygulanmasını ve bundan taviz verilmesinin reddedilmesini gerektirecektir” ifadelerini kullandı.

Dr. Kerem Said, yakınlaşmanın Filistin devletinin kurulmasını destekleyen ortak bir vizyon ışığında ve Türkiye'nin Gazze'deki krizin insani yardım ve müzakere düzeyinde yönetilmesinde Kahire'ye verdiği kayda değer destekle ya da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Mısır'a yönelik son suçlamalarını reddetmesiyle Filistin davasının gidişatına olumlu yansıyacağına inanıyor.

Türk siyasi analist Taha Avde, “Yakınlaşma dosyaları arasında en büyük zorluk kuşkusuz Gazze dosyası olacak” dedi. Avde’ye göre Mısır ve Türkiye'nin ortak mutabakatı bu dosyadaki uluslararası çabalarını güçlendirecek. Zira Mısır ile Türkiye'nin ilişkileri ikili iş birliğinden bölgesel ortaklığa doğru ilerliyor.

Avde, “Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin yanı sıra Doğu Akdeniz'deki Mısır-Yunanistan-Kıbrıs ilişkileri temelinde Mısır-Türkiye yakınlaşması, Kahire ile Addis Ababa arasındaki Rönesans (Nahda) Barajı krizinde ya da bir yandan Ankara, diğer yandan Atina ve Lefkoşa arasında olsun, her iki ülke için de çözümler ve hamleler getirebilir” dedi.

Libya dosyasına gelince, Libyalı siyasi analist Eyub el-Evceli, Mısır ve Türkiye'nin orada önemli oyuncular olduğunu, yeniden inşa projelerine sahip olduklarını ve yakınlaşmalarının, Merkez Bankası Başkanı’nın seçimiyle ilgili mevcut kriz de dahil olmak üzere birçok sorunun çözümünde yeni ufuklar açacağını belirtti. El-Evceli, Libya'da iki ülkeye yakın aktörlerin görüşlerini uzlaştırma, seçimlerin yapılmasını engelleyen konulara çözüm bulma ve herhangi bir çatışmayı önleme olasılığı olduğunu, ancak genel olarak Libya krizini çözmenin çok daha büyük bir mesele olduğunu ve bir gecede çözülemeyeceğini düşünüyor.

Sudanlı siyasi analist Muhammed Turşin'e göre Türkiye, Etiyopya ve Somali arasındaki arabuluculukta önemli bir rol oynayacak ve bu da Mısır'ın ve ulusal güvenliğinin yararına olacak. Ancak Turşin, ‘Türkiye'nin Rönesans Barajı üzerindeki etkisinin sınırlı olacağına’ inanıyor. Turşin, Sudan'ın barışı tesis etmesine ve kalkınma projelerini uygulamasına destek olmak için Mısır-Türkiye koordinasyonunu bekliyor.