Özgür Özel: AYM üyeleri hakkında suç duyurusu başvurusu, akıldan, liyakatten, matematikten kopuk bir karardır

"Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararı Meclis'e, Anayasa Mahkemesi'ne karşı, Anayasa Mahkemesi'nin tüzel kişiliğine karşı darbe girişimidir"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel (AA)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel (AA)
TT

Özgür Özel: AYM üyeleri hakkında suç duyurusu başvurusu, akıldan, liyakatten, matematikten kopuk bir karardır

CHP Genel Başkanı Özgür Özel (AA)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel (AA)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grubu'nu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere dün saat 21.00'de olağanüstü toplantıya çağırdı. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından, grup toplantısı basına açık devam etti.

Özel, yaptığı konuşmada, mazbatasını bugün aldığını, grup toplantısını gelecek hafta yapmayı planlarken Türkiye'de bugün "iki büyük hukuk garabetinin" ortaya çıktığını, bu yüzden CHP grubunu olağanüstü toplantıya çağırma durumunda kaldığını söyledi. Saat 20.00'de hukukçu milletvekilleriyle, saat 21.00'den itibaren de milletvekilleriyle durumu değerlendirdiklerini kaydeden Özel, bir dizi kararlar aldıklarını bildirdi.

Anayasa Mahkemesi önünde dün basın meslek örgütlerinin olduğunu hatırlatan Özel, Anayasa Mahkemesi'nin "sansür yasasını" iptal etmesini beklediklerini, kendilerinin de buna destek verdiklerini ancak Anayasa Mahkemesi'nin, oy çokluğuyla iptal talebini reddettiğini anımsattı. Bu kararın üzüntüsü içerisindeyken olağanüstü toplanmaya sebep olan bir "garabetle" karşı karşıya kaldıklarını bildiren Özel, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararını göstererek, "Karar, öyle tartışılacak bir karar değil. Bu karar düpedüz bir darbe girişimi." dedi.

"Halkı bu kalkışmayı da bastırmaya davet ediyoruz"

Kararın, Can Atalay'ı mağdur eden bir karar olduğunu belirten Özel, hedefindekilerin Can Atalay ile sınırlı olmadığını savundu. Özel, "Can Atalay kararı örneğiyle, Anayasa'yı hiçe sayma, anayasal düzeni ortadan kaldırma, doğrudan bir kalkışma girişimidir Yargıtay eliyle. Karar, sadece Can Atalay'ı değil, Hatay halkına, Türkiye'deki tüm seçmenlere, TBMM'nin kurumsal yapısına, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkan sıfatıyla aldığı kararlara ve Anayasa Mahkemesi'nin üyelerine ayrı ayrı had bildirmeye kalkmakta; kendilerini Meclis'in, Meclis Başkanı'nın ve milli iradenin üzerinde görmektedirler. Karar Meclis'e, Anayasa Mahkemesi'ne karşı, Anayasa Mahkemesi'nin tüzel kişiliğine karşı darbe girişimidir." ifadesini kullandı.

Durumun, Can Atalay'ın haklarının ezilmesinin çok ötesinde olduğunun altını çizen Özel, "Kriz, Cumhur İttifakı'nın krizidir; kriz, MHP-AK Parti krizidir; AK Parti'nin içindeki kliklerin çatışma krizidir. AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın bir bileşeninin şımarttığı birilerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bir yargı krizine, devlet krizine sokacak kadar ciddi bir krizdir. Buna el koymak, direnmek gerekmektedir. Halkı bu kalkışmayı da bastırmaya davet ediyoruz." diye konuştu.

"Bu mahkeme, Anayasa Mahkemesi'ne açıkça meydan okumaktadır"

15 Temmuz akşamı "Vakit darbeye direnme vaktidir, vakit milli iradeye, anayasaya sahip çıkma vaktidir" diyen milletvekillerinden birisi olduğunu vurgulayan Özel, şöyle devam etti:

Sayın Numan Kurtulmuş, Meclis Başkanı sıfatıyla bu darbeye direnmelidir. Darbeciler, Kurtulmuş'a şunu söylüyorlar: 'Anayasa Mahkemesi'nin, Dairemizin verdiği onama kararından yaklaşık bir ay sonra ihlal kararı verdiği halde, TBMM tarafında bu süreçte hükümlü Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi işlemlerinin anayasanın açık hükmüne rağmen tamamlanmadığı anlaşılmıştır.' Burada Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararı bekleyerek demokratik bir karar sergilemiştir. Daha önce Cemil Çiçek ve ondan önceki Meclis Başkanları dönem sonuna bırakarak ortaya koydukları milli iradenin temsiline olanak verecek içtihat Meclis'te yerleşikken bunun aksine geçmişteki birkaç kötü kararı bekleyenler Numan Kurtulmuş'a ayar veriyorlar. Numan Kurtulmuş direnecekse arkasında CHP'yi bulacaktır. Bu mahkeme Anayasa Mahkemesi'ne açıkça meydan okumaktadır.

Anayasa Mahkemesi'nin kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ni de Meclis'i de bağladığını vurgulayan Özel, kararda "Anayasaya rağmen bizi bağlamaz" denildiğini belirtti. Özel, şöyle devam etti:

Buna Anayasa Mahkemesi'nin üyeleri, ayrı ayrı ve kurumsal olarak direneceklerse, gerekeni yapacaklarsa CHP arkalarındadır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi kararını yargısal aktivizm olarak değerlendiren şunu da söylemektedir: 'Biz bu kararı verirken Can Atalay'ın dosyasına bakmadık. Can Atalay'a değil onunla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin tüm iş ve işlemlerine husumet duyuyoruz. Anayasa Mahkemesi kaldırılmalı diyen siyasilerin açıklamalarından cesaret alıyoruz. Hukuka aykırı bu yaklaşıma destek veriyoruz. Biz yargı krizi çıkarmak istiyoruz' demektedirler. Bunu bu devlete, bu milletin her bir ferdinin muhtaç olduğu yargının bağımsızlığına olan inançlarına yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusu başvurusu, akıldan, liyakatten, matematikten gerçekten kopuk bir karardır.

"10 üye nasıl bunların yargılanmasına karar verecek?"

Anayasa Mahkemesi'nin, kararı 5'e karşı 9 oyla aldığını, bir de çekimser oy kullanıldığını anımsatan Özel, Anayasa Mahkemesi üyelerinin yargılanması için, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi'nin kendisinin 15 üyesinden 10'nun karar vermesi gerektiğini söyledi. İlgili kararı 9 üyenin aldığını hatırlatan Özel, "Geriye 6 üye kalıyor. 10 üye nasıl bunların yargılanmasına karar verecek? Kaldı ki Anayasa Mahkemesi üyeleri kendileriyle ilgili karar verilecek oturumlara katılamazlar. Katılamadığında toplantı yeter sayısı yok. Katılmadığında bu karar nasıl verilecek? O zaman katılan 5 üye, katılmayan 10 üyenin yargılanmasına, azınlığın çoğunluğu hem de toplantı yeter sayıları olmaksızın yargılanmalarına karar verecek." diye konuştu.

"CHP, adalet oturumu talebini Meclis gündemine taşıyacaktır"

Yaşananlara ilişkin CHP olarak gelecek 24 saat içerisinde atacakları adımları ve beklentilerini açıklayan Özel, şunları kaydetti:

Sayın Numan Kurtulmuş'u sabah erken saatlerde ayrıca telefonla arayacağım ama burada bugün, grubu bulunan tüm siyasi partilerin grup başkanlarını ve genel başkanlarını kendi başkanlığında bir Danışma Kurulu toplantısı yapmaya davet ediyorum. Danışma Kurulunun İç Tüzüğün 19'uncu maddesine göre yapacağı toplantısında, Meclisin çalışma planına yeniden karar vermesi, yani uluslararası anlaşmaları görüşmek yerine özel bir oturumla bir genel görüşme açarak bir adalet oturumu gerçekleştirmesini ve içinde bulunduğumuz adalet krizine TBMM'nin nasıl el koyacağına karar vermesini bekliyoruz ve talep ediyoruz. Sayın Kurtulmuş bu toplantı kararını alırsa, bunu, siyasi parti genel başkanları, grup başkanları tartışacaklar ve karara bağlayacaklardır.

Bu toplantının yapılmaması durumunda Sayın Numan Kurtulmuş'tan acil randevu talebim vardır. Ardından CHP, bir adalet oturumu talebini Meclis gündemine taşıyacaktır. Bu adalet oturumunda gerekirse kapalı oturum talep edeceğiz ve içinde bulunduğumuz büyük krizin ne manaya geldiğini, tutanaklarının10 yıl yayınlanmasının yasak olduğu bir kapalı oturumda tüm milletvekilleriyle konuşacağız.

1 Mart'ta, Türkiye'ye, Recep Tayyip Erdoğan'ın Amerika'ya verdiği söze rağmen Amerikan askerinin postallarının basılmaması, bir kapalı oturumda o günkü 550 milletvekilinin vicdanlarıyla karar vermeleri, bir grup kararını, bir dayatmaya direnmeleriyle olmuştu. Bu yargı krizinin kapalı oturumunda biz milletvekillerinin vicdanlarına sesleniriz. Oturum açıldığında parti gruplarının mutlaka Anayasa ve Adalet Komisyonlarından birer temsilciyle cuma, cumartesi, pazar günü gerekli çalışmayı yapmalarını; pazartesi günü Adalet Komisyonuna sevk edilmek üzere bu yargı krizine el koymalarını öneriyoruz. Önerilerimizi toplanacak çalışma grubunda ve pazartesi günkü Adalet Komisyonunda dile getireceğiz. Dayatmamız yoktur ama bu yargı krizini çözecek fikrimiz ve irademiz vardır. Ben bütün grupların, bütün milletvekilleriniz bu iradeye uygun davranmalarını bekliyorum.

"20 milletvekili adalet nöbetini sürdürecek"

Cumhur İttifakı'nın, adalet oturumu yapılması için genel görüşme açılması konusundaki tekliflerini reddetmesi durumunda farklı bir yol izleyeceklerini belirten Özel, "Genel görüşme teklifimiz reddedilirse biz adalet oturumunu Meclis'te sürdüreceğiz. Bütün milletvekilleri, Meclis kapansa da Meclisi terk etmeyecekler. Ardından ikinci bir karar alana kadar Türkiye'deki gelişmeleri de değerlendirerek CHP, Meclisin açık olduğu her saat adalet meselesini gündeme getirip mücadelesini iç tüzük sınırları içinde verecek. Ancak Meclis kapandığında bir grubu oluşturacak sayı olan en az 20 milletvekili adalet oturumunu, adalet nöbetini sürdürecektir." ifadelerini kullandı.

Özel, CHP'nin sadece Can Atalay'ın özgürlüğü konusunda değil anayasaya sahip çıkmak ve anayasaya karşı yapılan darbe girişimini püskürtmek ve bastırmak için üzerine düşeni yapacağını dile getirerek, "Bu iş Türkiye kamuoyuna mal olacaktır. İster isteyelim, ister istemeyelim bütün dünya Türkiye'deki bu garabeti görecektir." dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sözlerini şöyle tamamladı:

Sadece Meclis'te değil, halkı, tüm parti gruplarını, tüm milletvekillerini direnmeye çağırıyoruz. Mesele sadece hukuki değildir. Hukuku aşan siyasi boyutları, devleti tehdit eden boyutları vardır. Tüm anayasacıları, geçmişte tüm anayasal kurumlarda görev yapmış olanları açıklamalar yapmaya, tüm akademisyenleri görüşlerini kamuoyuyla açıkça paylaşmaya, tüm hukukçuları, tüm toplumu bu meseleye gösterdikleri tepkiyi dillendirmeye davet ediyoruz. Anayasayı ortadan kaldıranlara karşı gün susma günü değildir. Tarih susanları da yazacaktır, direnenleri de yazacaktır. Tüm halkımızı bu darbe girişimine karşı direnmeye davet ediyoruz. Örgütümüzden, sivil toplumdan, meslek örgütlerinden gelecek her reaksiyonu sonuna kadar destekliyoruz. Türkiye Barolar Birliği'nin bugünkü olağanüstü toplantısını önemsiyor, girişimlerini destekliyoruz. Sivil toplumun, meslek örgütlerinin yanındayız. Önlerinde olmamız gerektiğinde önlerinde olacağız. Halkın mücadelesine karşı birer nefer olarak CHP'nin tüm fertleri olmaları gereken yerde olacaktır. Sokaklarda, meydanlarda direneceğiz, bu hukuksuzluğa teslim olmayacağız.



Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
TT

Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)

Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, "demokratik bütünleşme" olarak adlandırdığı "barış sürecinin" yeni bir aşamasının başladığını duyurdu.

Öcalan, İmralı Cezaevi'nde, Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HADEP) heyetiyle yaptığı görüşmede, sürecin ikinci aşamasına aktif olarak katılma arzusunu dile getirdi.

Bu durum, PKK’nin feshedilmesi için yasal çerçeveyi geliştirmekle görevli parlamento komitesinin, süreçle ilgili öneri ve tavsiyeleri içeren bir taslak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün, bir oturum düzenlemesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre öneriler, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını ve anadil hakları ile eşit vatandaşlık gibi temel konuları dışarıda bırakıyor, bunun yerine "temel hakların" tanımlanması çerçevesinde mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler içeriyor.


Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Türkiye’den Sincar bölgesinde PKK operasyon sinyali

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)
TT

Türkiye’den Sincar bölgesinde PKK operasyon sinyali

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK militanları (Reuters)

Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki Sincar bölgesinde, PKK kalıntılarına yönelik sınırlı bir askeri operasyon düzenleme tehdidinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, pazartesi akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, PKK militanlarının "artık tamamen Irak sorunu haline geldiğini" belirterek, "Egemen bir devlet, topraklarının yasaklı bir grup tarafından işgal edilmesine nasıl izin verebilir?" diye sordu.

Fidan, Haşdi Şabi Güçleri'nin karadan ilerlemesi ve Türk hava desteğini içeren "basit" bir operasyonun iki veya üç gün içinde gerçekleştirilebileceği ihtimaline işaret etti.

Fidan, "Suriye'deki Kürt sorununun Irak boyutu da var" diyerek, "Irak'ın Suriye'de yaşananlardan (SDG güçlerinin Suriye ordusuna entegre edilmesi anlaşması) ders çıkaracağını ve oradaki geçişi kolaylaştıracak daha akıllı kararlar alacağını" umduğunu ifade ederek, Kürdistan PKK militanlarına atıfta bulundu.