Erdoğan: İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır

Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır

Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İletişim Başkanlığınca bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'ne (Stratcom Summit'23) gönderdiği video mesajda, katılımcıları İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Zirvenin bu yıl, tarifi imkansız acıların yaşandığı sancılı bir dönemde düzenlendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de, 7 Ekim'den beri insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsinin ayaklar altına alındığı büyük bir vahşet ve katliamın yaşandığını vurguladı.

İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden gazetecilere dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in kasıtlı bir şekilde hedef aldığı siviller, sadece çocuklar ve kadınlarla da sınırlı değil. İsrail, özellikle tüm zorluklara rağmen Gazze'deki insani trajediyi dünyaya duyurmaya çalışan gazetecileri de öldürüyor. İsrail'in saldırıları sonucunda bugüne kadar 60'tan fazla gazeteci katledildi. Elektriğini, suyunu, yakıtını, gıdasını keserek açıkça savaş suçu işleyen İsrail, Gazze halkının dışarıyla iletişimini keserek de yaşanan zulmün duyulmasına engel olmaya çalışmaktadır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ve küresel sistemin çok kötü bir sınav verdiğini kaydetti.

Küresel barış ve istikrarı sağlamakla görevli olan BM Güvenlik Konseyinin bu süreçte tamamen işlevsiz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "BM Genel Kurulunda 40 ülkenin çekimser, 121 ülkenin ise 'evet' oyuyla kabul edilen karar ise insanlığın ortak vicdanını yansıtması bakımından anlamlıydı, değerliydi." dedi.

Kendilerini Gazze krizinde çocuk ölümleri kadar üzen bir başka durumun da uluslararası basın kuruluşlarının tarafgir yayınları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"7 Ekim hadisesini öne süren birçok basın yayın kuruluşu, İsrail'in Gazze'de işlediği insanlık ve savaş suçlarını görmezden geldi. Hatta İsrail güvenlik güçleri tarafından kendi meslektaşlarının katledilmesi karşısında bile bu tavır değişmedi. Bu ilkesiz tutumun sadece hayatını kaybeden gazetecilerin ailelerini değil, basın camiasının tamamını derinden yaraladığına inanıyorum. Türkiye olarak nasıl ilk günden itibaren Gazze halkının yanında, İsrail zulmünün karşısında olduysak, İsrail'in hakikati imha veya tahrif etmeyi amaçlayan propaganda savaşına da geçit vermedik."

"Hakikatin savunuculuğunu yapan tüm gazetecileri yürekten tebrik ediyorum"

Buradan yerli-yabancı ayrımı yapmadan hakikatin savunuculuğunu yapan tüm gazetecileri yürekten tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, "Gazze başta olmak üzere son dönemde yaşadığımız kritik gelişmelerin bize hatırlattığı en kritik husus, stratejik iletişimin önemidir. Savaş, çatışma, saldırı ve savunmaların yalnızca cephede olmadığını hep birlikte gördük, görüyoruz. Dezenformasyonun demokrasiyi yozlaştıran, bireysel hak ve özgürlükleri hedef alan yıkıcı etkilerine karşı topyekun mücadele etmemiz gerekiyor. İletişim Başkanlığımızın ev sahipliğinde 3'üncüsü düzenlenen Stratejik İletişim Zirvesi'ni bu yönüyle çok önemli buluyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hibrit Tehditlerle Küresel Mücadele: İstikrar, Güvenlik, Dayanışma" temasıyla düzenlenen zirvedeki tartışmaların verimli geçmesi temennisinde bulunarak, zirveye katkı sağlayacak tüm konuşmacılara ve misafirlere şükranlarını sunduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Fidan: Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır

Dışişleri Bakanı Fidan, "Ezberleri tekrarlayarak İsrail'in bir savaş suçunu başka bir suç işleyerek unutturmasına izin vererek gerçek barışa ulaşılamayacağını belirtti, "Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır" dedi.

Bakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi"nde (Stratcom Summit’23) açılış konuşması yaptı.

Fidan, uluslararası sistemin ve jeopolitik denklemin dönüşüm geçirdiğini, stratejik rekabetin Soğuk Savaş'ın bitişinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.

Teknolojik gelişmelerin de etkisiyle devletler arasındaki rekabetin sadece konvansiyonel olmaktan çıktığına dikkati çeken Fidan, dezenformasyon ve siber saldırıların birer tehdit unsuru olarak öne çıktığı bireylerin de devletleri tehdit edebildiği bir uluslararası düzen içerisinde olduklarını belirtti.

Hakan Fidan (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Hakan Fidan (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, dezenformasyonun hakikati bulanıklaştırdığı bir dünyada yaşandığını ifade ederek "Geçmişte Afganistan ve Irak'a müdahalenin yolunu açan ve bölgemizi kaosa sürükleyen kurumsallaşmış dezenformasyon, bugün Gazze'de iş başında. Halbuki bizim devlet anlayışımız devletlerin her ne şartta olursa olsun, gerçekleri söylemesi esasına dayanmakta, devletleri de güvenilir yapan işte bu gerçektir. Bu noktada devletlere düşen görev hakikatin yitirilmesi krizine son vermektir." değerlendirmesinde bulundu.

İletişim teknolojileri, kuantum ve yapay zeka gibi çığır açıcı inovasyonların hasım ellerde kötü amaçla kullanılabildiğine dikkati çeken Fidan, yapay zekanın bu konuda çok çarpıcı bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Fidan, Türkiye olarak hibrit tehditlere karşı önlemler aldıklarını, güvenlik konseptlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını belirtti. Bakan Fidan şöyle devam etti:

"Dışişleri Bakanlığımız da Türkiye'nin milli güvenlik sisteminin bir parçası olarak bu çabalara güçlü bir şekilde iştirak etmektedir. Bakanlığımdaki yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında dijital çağın sunduğu imkanlardan yararlanarak stratejik iletişime özel bir ağırlık vermekteyiz. 260 misyonla dünyanın en büyük beşinci diplomatik ağına sahip bir teşkilat olarak kendimizi ve altyapımızı zamanın ihtiyaçlarına göre yenileyecek kapasiteye fazlasıyla sahip durumdayız."

Fidan, terör gruplarının sosyal medyanın yaygınlaşmasından faydalandığını, haberleşme sistemleri, siber saldırı yazılımları ve yapay zeka kullanımıyla taktik hazırlıklar yaptıklarını aktardı.

"Milli güvenliğimizi tahkim edecek her adımı atacak her önlemi de alacağız"

Terörizmle mücadelede geçmişin yöntemlerinin, bugünün ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiğini söyleyen Fidan, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini çağın gereklerine göre sürekli geliştiren bir ülke olduğunu kaydetti.

Fidan, terörle mücadele çabalarında zaman zaman yalnız kaldıklarını belirterek "Zaman zaman dost ve müttefiklerimizi terör örgütleriyle aynı safta gördük. Bu kapsamda emperyal güçlerin maşası haline gelmiş ve vekil örgütlerle de mücadele etmek durumunda bırakıldık yine de doğruları söylemekten asla geri durmadık, durmayacağız. DEAŞ'la mücadele kisvesi altında PKK'ya ve uzantısı YPG'ye başta Amerika olmak üzere müttefiklerimizin verdiği desteğin büyük bir stratejik hata olduğunu her zaman ve her platformda dile getirdik. Bugün bir kez daha bu kürsüden vurgulamak isterim; Türkiye için yaşamsal bir tehdit olan bu konuda milli güvenliğimizi tahkim edecek her adımı atacak her önlemi de alacağız." diye konuştu.

Bakan Fidan, bazı Batılı ülkelerin, düzensiz göçle mücadelede Türkiye'den daha fazla çaba beklentisi içerisinde olduğunu gördüklerini aktararak "Bu ülkelere izninizle şunu açık bir şekilde sormak istiyorum; bir terör örgütüne değil de müttefikiniz Türkiye'ye destek verseydiniz terörle mücadeleye seferber ettiğimiz beşeri, siyasi, ekonomik ve askeri imkanları düzensiz göçle mücadeleye sevk etmemiz daha kolay olmaz mıydı?" ifadelerini kullandı.

"Şartlar oluştuğunda barış görüşmelerine yeniden ev sahipliği yapma irademiz de bakidir"

Fidan, Ukrayna Savaşı'nda da bir yandan cephe hattında muharebeler yaşandığını, diğer yandan ise siber saldırılar ve enformasyon faaliyetlerinin de yoğun olarak kullanıldığını aktardı.

Bu tehditlerin bertaraf edilmesinin en etkili yolunun "savaşın bir an önce müzakereler yoluyla sona erdirilmesi" olduğunu vurgulayan Fidan, Türkiye'nin başından beri Ukrayna'nın egemenliği, bağımsızlığı ve Kırım dahil toprak bütünlüğüne siyasi ve stratejik destek verdiğini hatırlattı.

Hakan Fidan, Türkiye'nin Karadeniz Tahıl Girişimi'yle küresel düzeyde gıda piyasasının istikrarsızlığa sürüklenmesini engellediğini belirterek "Şartlar oluştuğunda barış görüşmelerine yeniden ev sahipliği yapma irademiz de bakidir. Yalnız açıkça ifade edelim; bu, tek başına başarılacak bir iş değil. Çatışmaların sona erdirilmesini destekleyen ülkelerin birlik ve eş güdüm içinde hareket etmesi, barışa giden yolu hızlandıracaktır. Unutmamalıyız ki savaşın uzaması hibrit tehdit yöntemlerinin adeta cazibesini artıracaktır." dedi.

Hibrit sınamalar ve dezenformasyon

Dezenformasyonun, bugün "hibrit sınamaların en sık başvurulan yöntemlerinden biri olduğunu" kaydeden Fidan, "İsrail'in 7 Ekim olayları sonrasında Gazze'de ve Batı Şeria'da işlediği savaş suçları bağlamında iki tür dezenformasyonla" karşı karşıya kaldıklarını aktardı.

Fidan, "Birincisi, birçok Batılı basın yayın kuruluşunun Filistinlilerin maruz kaldığı insani dramı yok sayan tarafgir tutumudur. Diğeri ise 7 Ekim olaylarıyla sınırlı olmayan, İsrail'in gerçekleri perdeleyerek bütün dünyayı inandırmaya çalıştığı kurumsallaşmış dezenformasyondur. İsrail'in bu dezenformasyonunun şu anki kriz özelindeki amacı, 6 bini çocuk olmak üzere 14 binin üzerinde sivil Filistinliyi Orta Çağı hatırlatan bir hunharlıkla katletmesini meşru müdafaa kisvesi altında aklamaktır." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in bu nedenle hastaneleri vurup suçu başkasına attığını ve vurduğu sağlık merkezlerinin altında tüneller aradığını vurgulayan Fidan, "Ancak İsrail'in kurguladığı bu hikayenin esas odağı, işgali örtbas edip Kudüs'te, Batı Şeria'da ve Gazze'deki eylemleriyle iki devletli çözümü fiilen imkansız hale getirmektir." ifadelerini kullandı.

Fidan, Türkiye'nin çabalarını iki kulvarda yürüttüğünü, birinci kulvarda "tam ateşkesin sağlanması ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde Gazze'ye girişini" hedeflediklerini, ikinci kulvarda ise "iki devletli çözüm temelinde kalıcı bir barışın sağlanması çabalarına geri dönülmesi" bulunduğunu dile getirdi.

İkili ve çok taraflı temelde yoğun bir diplomasi trafiği içinde olduklarını belirten Fidan, "İsrail Filistin sorununa tek geçerli çözüm yolunun başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin devletinin hayat bulması olduğu genel kabul görmekte." dedi.

"Bu tarihi adaletsizliğe bir son vermeliyiz"

Dışişleri Bakanı Fidan, bunun da yeterli olmadığını vurgulayarak "Sadece ezberleri tekrarlayarak, İsrail'in bir savaş suçunu başka bir suç işleyerek unutturmasına izin vererek gerçek barışa ulaşmak mümkün değil. Geçtiğimiz günlerde 20. vefat yıldönümünü idrak ettiğimiz Filistinli büyük düşünce insanı Edward Said'in söylediği gibi kolay formülleri, hazır klişeleri, muktedirlerin söylediklerini veya yaptıklarını yumuşak başlılıkla teyit etmeyi bir kenara bırakmamız gerekmekte. Dolayısıyla yeni söylemler ve yöntemlerle kalıcı çözümü hayata geçirmeliyiz. Bu tarihi adaletsizliğe bir son vermeliyiz. " diye konuştu.

Bakan Fidan, barışın ancak bölgesel sahiplenme temelinde bir garantörlük mekanizması ile korunabileceğini açıkladıklarını belirterek bu fikrin tartışılmaya başlandığını görmelerinin kendilerini memnun ettiğini söyledi.

"Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalı"

Batılı hükümetlerin "katliamlara sessiz kalmaları" ve "anlamlı bir ateşkes çağrısında dahi bulunmamalarının ahlaki ve siyasi çöküşe işaret ettiğini" vurgulayan Fidan, bu durumun uluslararası hukuka olan itimadı tamamen ortadan kaldırma riskini beraberinde getirdiğini aktardı.

Bakan Fidan, "Batı dünyası İsrail'in savaş suçlarıyla aralarına artık mesafe koymalıdır. İsrail'e verilen koşullu koşulsuz her türlü destek daha fazla Filistin'in, Filistinlinin öldürülmesi için açık bir çektir." ifadelerini kullandı.

"Kur'an ı Kerim'e yönelik saldırıların güya ifade özgürlüğü olarak kabul edildiği günümüz Avrupa'sında, Filistin bayrağına ve barış çağrılarına tahammül edilememesini tarih unutmayacaktır." diyen Fidan, gerçek barışın adalet, uluslararası işbirliği ve hakikatle mümkün olduğunu vurguladı.



Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Şahbaz Şerif, İran savaşını sona erdirmenin yollarını görüştü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran ve ABD arasında ilan edilen geçici ateşkesin ülkesi adına memnuniyet duyduğunu ifade ederek, yapıcı diyalog ve diplomasinin barışa giden en kısa yol olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in 15 günlük bu anlaşmaya varılmasını sağlayan girişimini övdü ve ülkesinin Pakistan ve diğer taraflarla kalıcı bir ateşkes sağlamak ve İsrail'in provokasyonlarıyla başlayan İran'daki "saçma savaşı" sona erdirmek için gösterdiği çabaları vurguladı.

Erdoğan, Antalya’da beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da katıldı.

Bu görüşmeden önce Şerif ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında bir görüşme yapılmış ve bu görüşmeye Pakistanlı mevkidaşı da katılmıştı.

Her iki görüşmede de İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ateşkesle ilgili son gelişmelerin yanı sıra, geçen cumartesi günü yapılan ve somut bir anlaşmayla sonuçlanmayan ilk tur görüşmelerin ardından İslamabad'da yeni bir İran-Amerika müzakereleri turu düzenleme çabaları ele alındı.

Üçlü görüşme ve İran konulu toplantılar

Şerif ile görüşmesinin ardından Erdoğan, Pakistan Başbakanı'nın yanı sıra Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad al Sani'nin de katıldığı üçlü bir toplantı düzenleyerek ateşkesle ilgili gelişmeleri, İran-Amerika müzakerelerini ve İran'ın savaşa girmesinin bölge üzerindeki etkilerini ele aldı.

Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun oturum aralarında Şerif ve Katar Emiri ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın katıldı.

k Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre bu görüşmeler, başta ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışma olmak üzere bölgesel sorunlara "bölgesel sahiplenme" ilkesi çerçevesinde çözüm yolları bulmak amacıyla Antalya'da düzenlenen Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının üçüncü toplantısının ardından gerçekleşti.

Fidan ve mevkidaşları Faysal bin Ferhan, Bedr Abdülati ve Muhammed İshak Dar, İran savaşını durdurmak için dört ülkenin arabuluculuk çabalarının devamı olarak 18 Mart'ta Riyad'da, ardından 29 Mart'ta İslamabad'da ikinci bir toplantı gerçekleştirdiler.

Antalya Diplomasi Forumu'ndaki açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail-İran çatışması nedeniyle Körfez ülkelerinin uluslararası sulara erişimine kısıtlama getirilmesinden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

En önemli şeyin, yerleşik kurallara uygun olarak seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına almak ve Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere açık tutmak olduğunu ifade etti.

Savaşın, komşu bölgelerden uluslararası pazarlara enerji kaynaklarının taşınması için alternatif yolların aranmasını hızlandırdığı şeklinde algılandığını belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye temsilcisi olarak, “Kalkınma Yolu” gibi iddialı projeler aracılığıyla enerji ve bağlantı alanlarında komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzu duyurmak istediğini ifade etti.

Erdoğan, kalıcı barışı tesis etmek için mevcut ateşkes fırsatından en iyi şekilde yararlanmanın gerekliliğine inandıklarını ve çatışmalar ne kadar şiddetlenirse şiddetlensin, silahların diyaloğun, kanlı çatışmaların ise anlaşmazlıkların çözümünde müzakerenin yerini almaması gerektiğini söyledi. “Barışa giden en kısa yolun yapıcı diyalog ve diplomasi olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Erdoğan, "Sadece güçlülerin kanununa saygı duyan bir dünya düzeni, insanlığı daha derin ve daha ağır bir çatışma ve adaletsizlik çıkmazına sürükleyecektir ve bölgemizi kırk gün boyunca barut kokusuyla dolduran İran savaşı bunun son örneğidir" ifadesini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Beşinci Antalya Diplomasi Forumu'na 150'den fazla ülkeden 20'den fazla devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 cumhurbaşkanı yardımcısı ve hükümet başkanı, 40'tan fazla dışişleri bakanı da dahil olmak üzere 50'den fazla bakan, 75 uluslararası kuruluş temsilcisi de dahil olmak üzere 460'tan fazla üst düzey yetkili, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Beşinci Antalya Diplomasi Forumu faaliyetlerini yarın tamamlayacak.


Erdoğan: Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki ateşkesi uzatmak için çalışıyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)
TT

Erdoğan: Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki ateşkesi uzatmak için çalışıyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün yaptığı açıklamada, Ankara'nın ABD ve İran arasındaki ateşkesi uzatmak, gerilimi azaltmak ve görüşmelerin devamını sağlamak için çalıştığını belirterek, anlaşmazlıklar olmasına rağmen müzakerelerden umutlu olduğunu söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Erdoğan parlamentoda yaptığı konuşmada, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının barış umutlarını baltaladığını belirtti ve ateşkes fırsatının değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Ayrıca, ABD ile İran arasındaki görüşmelerdeki zorlu meselelerin, barışın getireceği faydalara odaklanılması halinde çözülebileceğini vurguladı.


Kahramanmaraş'ta okulda silahlı saldırı: 9 ölü, 13 yaralı!

Okul saldırısı sonrası aileler (Reuters)
Okul saldırısı sonrası aileler (Reuters)
TT

Kahramanmaraş'ta okulda silahlı saldırı: 9 ölü, 13 yaralı!

Okul saldırısı sonrası aileler (Reuters)
Okul saldırısı sonrası aileler (Reuters)

Kahramanmaraş'ta Ayser Çalık Ortaokulu'na yapılan silahlı saldırıda saldırgan hariç ölenlerin sayısı dokuza yükseldi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ölü sayısının 9'a çıktığını duyurdu. Bakan Çiftçi, silahlı saldırıda 6'sı ağır, 13 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Çiftçi, ölenlerden sekizinin öğrenci birinin de öğretmen olduğunu belirtti.

Daha önce Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer bir öğretmen ile üç öğrencinin hayatını kaybettiğini açıkamıştı.

Vali "Saldırıyı düzenleyen öğrenci kendine ateş ederek hayatını kaybetti. Kargaşadan mı oldu bilinçli mi henüz bilinmiyor" dedi.

Polis müfettişleri, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki bir okulda meydana gelen silahlı saldırının gerçekleştiği yerde çalışmalarını sürdürüyor (EPA)Polis müfettişleri, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki bir okulda meydana gelen silahlı saldırının gerçekleştiği yerde çalışmalarını sürdürüyor (EPA)

Vali Ünlüer, en az dört yaralının durumunun ağır olduğunu kaydetti.

Saldırganın iki sınıfa girdiği ve yanında beş silah ile yedi şarjör olduğu açıklandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek olayla ilgili üç cumhuriyet başsavcı vekili ve dört cumhuriyet savcısı görevlendirildiğini duyurdu.

Şanlıurfa'da bir lisede dün eski bir öğrencinin ateş açması sonucu çoğunluğu öğrenci olmak üzere 16 kişi yaralanmıştı.

Türkiye'de okul saldırıları nadir görülmektedir.