Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliam tarihe "kara leke "olarak geçti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliamın tarihe "kara leke "olarak geçtiğini ve bu lekenin ona şartsız, koşulsuz destek veren ülkelerin alnına da yapıştığını bildirdi.

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliam tarihe "kara leke "olarak geçti

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28'inci Taraflar Konferansı kapsamında Expo City Dubai'de düzenlenen Dünya İklim Eylemi Zirvesi'ne katıldıktan sonra Türkiye'ye dönüşünde uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Erdoğan, Türkiye'nin 2053 yılı itibarıyla net sıfır emisyon hedefine ulaşmasını öngördüklerini belirterek, toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yüzde 55'e çıkardıklarını, bu oranla Türkiye'nin Avrupa'da 5'inci, dünyada 12'nci sırada yer aldığını söyledi.

Buradaki hitabında, ülkelerin iklim finansmanı kaynaklarına ve teknoloji transferi imkanlarına daha adil şekilde erişmeleri gerektiğine dikkat çektiğini anımsatan Erdoğan, "Ülkemizin, dünyamıza, doğamıza olan sorumluluğundan kaynaklanan bilinçle, küresel iklim eylemine katkı sunmaya devam edeceğinin altını çizdik. Ayrıca uluslararası topluma iklim değişikliğiyle mücadelede gereken dayanışmanın sergilenmesi çağrısında bulundum. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin 60'ıncı oturumunu inşallah ocak ayında İstanbul'da yapacağız." dedi.

Zirvede 2026'da düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı'na ev sahipliği yapmak istediklerini de ifade ettiklerini aktaran Erdoğan, "Adaylığımıza destek talebinde bulunduk. Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramını da zirve gündemine taşıdım. Liderler Zirvesi’ne katılan muhataplarımın bir kısmıyla ikili görüşmeler de gerçekleştirdim. Dünya İklim Eylemi Zirvesi'nin sonuçlarının ve Dubai'de yaptığımız tüm görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum." şeklinde konuştu.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, İsrail ile Hamas arasında kalıcı ateşkesin sağlanmasına dair umudu ve başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti'nin kurulması için bir eylem planı olup olmadığına ilişkin soru üzerine, "Şu ana kadar Gazze'deki İsrail saldırılarının sona ermesi ve kalıcı ateşkesin sağlanması için nasıl her mahfilde çabamızı gösterdiysek, bundan sonra da yine aynı istikamette bu gayretleri göstermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

"Barışın peşini bırakmayacağız"

Baştan itibaren çatışmalara "insani ara"dan ziyade ateşkesin kalıcı olarak ilanından yana olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"İsrail'in hukuk tanımaz yaklaşımı neticesinde gelinen durum, endişelerimizde haklı olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Burada bir barış fırsatı yakalanmıştı ve bu fırsatı maalesef İsrail'in bu uzlaşmaz yaklaşımıyla şimdilik kaybettik. Ancak 'bundan sonrası da böyle olacak, barış fırsatları heba edilecek' yaklaşımı içerisinde değiliz, umudumuzu yitirmeyelim. İnşallah tekrar beklediğimiz kalıcı barış fırsatını yakalarız. Barışın peşini bırakmayacağız. Bu tabloda dahi, 'Durmak yok, yola devam.' diyoruz. 'Ateşkesle ilgili hangi adımları atar ve nereleri zorlarsak, kalıcı barış fırsatını yeniden yakalarız?' bunun arayışı içerisindeyiz. Devlet ve hükümet başkanlarıyla irtibatlarımızı devam ettiriyoruz. Nitekim bugün yaptığımız görüşmelerde de muhataplarımıza bu düşüncemizi ifade ettik. Onlarla birlikte bu gayreti devam ettirerek inşallah bir netice alalım istiyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da içinde olduğu Dışişleri Bakanlarından oluşan Yedililer Grubu'nun da bu çalışmaları devam ettirdiğine işaret ederek, "İnşallah bu çalışmalardan da bir netice alırız." temennisinde bulundu.

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Riyad Zirvesi'nde alınan karardan sonra ilgili temas grubunun, İslam İşbirliği Teşkilatı adına çalışmalarına başladığını da aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada dikkat edilmesi gereken birkaç husus var. Birincisi, İslam ülkeleri Gazze ve Filistin meselesine yoğunlaşırken diğer taraftan da bugüne kadar olmadık bir şekilde bir araya gelip, bizim uzun yıllardır söylediğimiz 'bölge halklarının kendi sorununa sahip çıkması' prensibini hayata geçirdiler. Bunun kurumsallaşması belki en büyük stratejik kazancımız. Gazze'yle ilgili ortaya konulan bu grubun faydası, İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerini ortak politika etrafında birleştirmesi oldu. Bir yandan Gazze'deki ateşkesin sağlanması için çalışırken bunun paralelinde iki devletli çözüme yönelik de çalışmaların sürmesi gerekiyor. Bunu ilk önce kendi aramızda bir başlangıç noktası olarak kabul ettik, daha sonra muhataplarımıza aktarmaya başladık. İkinci nokta, Gazze'yi iki devletli çözümün olmadığı bir ortamda tartışmama konusunda muhataplarımızı bir noktaya getirdik. Ortak baskımız neticesinde Avrupa ülkelerinin bir kısmının hem bizim konumumuzu anladığını, hem de bizim savunduğumuz tezleri sahiplenmeye başladıklarını gördük."

Erdoğan, Londra'da, Paris'te, Barselona'da Akdeniz İşbirliği Toplantısı'nda ve en son New York'ta, Birleşmiş Milletler'de yapılan kapsamlı görüşmelerde grubun çalışmalarının çok ciddi netice vermeye başladığını gördüklerini de vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Grup geldiği yer itibarıyla artık bir yol haritası hazırlanabileceği görüşünde ve bunun için çalışmalar var. Çalışma grubu haftaya da Amerika Birleşik Devletleri ile bir araya gelecek. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere olmak üzere İsrail'i destekleyen Batılı ülkeler, İsrail'in savaş değerlendirmesinden hareketle iki devletin çözümden ziyade 'Hamas tehdidini ne yapacağız?' diye bir soruyu sürekli hem bizim, hem dünya kamuoyunun önüne getiriyorlar. Biz de diyoruz ki 'Eğer iki devletli çözümü şu anda merkeze alırsak, Gazze ve karşılıklı tehdit konuları da zaten ortadan kalkar. Bunu buradan halletmek lazım. Hamas'ın dışlanması, Hamas'ın yok edilmesi gerçekçi bir senaryo değil.' Bundan etkileniyorlar ve İsrail'e yönelik baskı artıyor."

"Bu soykırımı unutmayacak ve unutturmayacağız"

Bir gazetecinin Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesine Filistinlilerin yaptığı başvuruyu hatırlatarak, "Bu başvuru süreci hangi aşamada? Netanyahu'yla ilgili nasıl bir karar almasını öngörüyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Erdoğan, 3 bine yakın avukatın Lahey'de Uluslararası Ceza Mahkemesine gerekli başvuruyu yaptığını vurguladı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel'in heyette olduğunu ve Lahey'deki süreci takip edeceklerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Oradan beklentimiz, Netanyahu başta olmak üzere suçüstü yakalanan bu soykırımcıların, bu Gazze kasaplarının gereken cezayı almalarıdır. Temennimiz odur ki verilecek kararla adaleti bekleyenler, 'İşte şimdi oldu' desinler. Bizler bu davanın üst seviyede takibini yapacağız. Milletvekilimiz Cüneyt Yüksel Lahey'deki görüşmelerinin başarılı geçtiğini ifade etti. Beklentimiz verdiğimiz belgeler, bilgilerle beraber Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde inşallah olumlu neticeler alma istikametinde. Peşini bırakmayacağız, takipçisi olacağız. Biz bu soykırımda parmağı olan tüm İsrail yöneticilerinin yargılanıp ceza almasını istiyoruz. Bunun için dünyaya görev düşüyor. Hem rahmetli Aliya'nın dediği gibi 'Unutulan soykırım tekrarlanır.' Biz bu soykırımı unutmayacak ve unutturmayacağız. Er ya da geç, mutlaka İsrail bunun hesabını verecek. Buna sessiz kalmanın utancını, dilini zalime uzatmaya çekinenler muhakkak yaşayacak. 'Bizim kimseye borcumuz yok' derken bunu söylüyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün başta İspanya gibi bazı "yürekli" ülkeler hariç, Batılı ülkelerin Filistin'e borçlandığını ve zulme karşı çıkma sorumluluklarını yerine getirmediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:

"Biz tarihin hiçbir döneminde zalim de olmadık, zulme rıza da göstermedik. Bu yüzden alnımız aktır. Ancak bugün sessiz kalanların yüzleri kararmaktadır. Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliam tarihe bir kara leke olarak geçti. Bu leke sadece Netanyahu yönetiminin değil, ona şartsız ve koşulsuz destek veren ülkelerin alnına da yapıştı. Bu devletlerin ve uluslararası kuruluşların kayıtsızlığını dünya asla unutmayacak. Yıllar ve nesiller boyunca bu sessizliklerinin bedelini ödeyecekler. Uluslararası Ceza Mahkemesinin bu soykırıma ceza vermesi için elimizden geleni yapacağız. Ancak küresel sistemin çarpıklığı nedeniyle bir yerde bunun önüne geçmeye çalışanlar olacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar vicdan mahkemelerinden aldıkları cezadan kurtulamayacaklar. Soykırım mağduru diye yıllarca ortalıkta dolaşan İsrailli yöneticiler, artık atalarının katillerine dönüşmüştür. Bu hükmü insanların zihinlerinden de tarihin kayıtlarından da vicdanlardan da silemeyecekler."

Bir gazetecinin, Erdoğan'ın işgalci yerleşimcileri, "terörist" olarak tanımlamasının büyük yankı uyandırdığını belirterek, "Şimdi bu safhadan sonra İslam ülkeleri yöneticileri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi'nin Filistinlilerin malına mülküne çöken bu yağmacı teröristleri terörist olarak resmi kayıtlara geçirme noktasında iyi bir mesai harcamasını bekliyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinde işgalci yerleşimcilerin "terörist" olarak ilk defa kayıt altına alındığını söyledi.

Şu anda Batılıların savunamadığı tek şeyin "yerleşimcilerin işledikleri cinayetler" olduğunu belirten Erdoğan, "Bu hukuksuzlukları Amerikalılar dahi açıktan eleştiriyorlar. Bu işgalci teröristler için yerleşimci tabirini terk edip işgalci terörist tanımlamasını kullanıp yaygınlaştırarak işe başlayabiliriz." dedi.

"Bu bir devlet terörüdür. Bu devlet terörü karşısında da suskun duramayız"

Bu kişilerin gasbettiği evler, araziler, iş yerlerinin Filistinlilerin "öz malları" olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bunu anlayıp, anlatarak mesafe alabiliriz. Hukuki zeminde yapılacaklar, devletlerin alması gereken tutumlar başkadır. Düşünün bir eviniz var, atanız dedeniz o evde yaşamış, yıllarca o toprağı işlemiş, üzerinde yaşamışsınız sonra eli silahlı bu teröristler geliyor ve size, 'Burası artık benim.” diyor. Bu zulüm değil de nedir? Diğer taraftan Tevrat'taki on emir içerisinde sadece 'Öldürmeyeceksin.' emri yok. On emrinden biri de 'Komşunun malına, mülküne göz dikmeyeceksin.' emridir. Bunların böyle bir derdi yok. Netanyahu sürekli dini söylemlerle soykırımlarını temellendirmeye çalışıyor ancak görüyorsunuz bunların yaptıklarının dini bir dayanağı da yok. Bunlar işgalci, bunlar zalim. Ortada çok büyük bir terör vakası var. Bu bir devlet terörüdür. Bu devlet terörü karşısında da suskun duramayız." diye konuştu.

Gazze'deki durum karşısında, Batı'da özellikle de ABD'de gençlerin, Filistin'de ne olduğunu anlayabilmek için Kur'an-ı Kerim okumaya yöneldikleri hatırlatılarak, "İlginç bir insani ve vicdani hareket dünyada karşılık buluyor. Bu durum insanlık vicdanını harekete geçirme yolunda nasıl bir etki uyandırabilir?" sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle bizlerin vazifesi, hakikati en yalın haliyle ve mümkün olduğunca da çok sayıda kişiye anlatmaktır. Bundan vazgeçmeyeceğiz, tereddüt etmeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu konuda yazılı ve görsel medyaya büyük iş düştüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hem ülkemizin hem dünyanın büyük bir çoğunluğuna sizinle ulaşabiliriz. Bizler de ulusal, uluslararası toplantılarımızda bunu yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. Şu gerçeği de bilmemiz lazım, hiçbir zaman bunların bu zalimliklerini gizlemeye güçleri yetmeyecektir. Bütün gerçekler su yüzüne çıkıyor. Gazze'de yaşanan vahşet ve oradaki şehitlerimizin fedakarlığı dünyada yeni bir uyanışa, yeni bir silkinişe Allah'ın izniyle vesile olacaktır. Bu vahşet, bu cinayet, bu terör ne kadar yayılırsa yayılsın Gazze'de dökülen tek bir damla kan, akan tek bir damla gözyaşı bile boşa gitmeyecektir.

Buna da yürekten inanıyorum. Bu ödenen bedeller Allah'ın izniyle lehe dönüşecektir, hiç endişeniz olmasın. Bu silkiniş üstat Sezai Karakoç'un bizlere anlattığı o 'Diriliş muştusu'na inanıyorum ki vesile olacaktır. Çünkü diriliş muştusunun bedeli öyle kuru kuruya olmuyor. Bakın Filistin davasını merak edenler şimdi İslam'la şerefleniyor. Yeni bir uyanış, yeni bir diriliş. İsrail Filistin'in sesini, nefesini kesmek için fosfor bombaları dahil binlerce bomba atıyor. Sizler televizyon yayınlarında bunları yakalıyor, bu fosfor bombalarının nasıl atıldığını ispatlıyorsunuz. Amerika başta olmak üzere Batı tüm imkanlarıyla yükleniyor, her türlü desteği veriyor ama nafile…"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "nasıl olsa hakikat bir gün ortaya çıkar" diye el kol bağlı durulamayacağını belirterek, "Yapmamız gereken rehavete kapılmadan elimizle, dilimizle bunu anlatmaktır. Bu tür kötülükleri gördüğümüz zaman, elimizle, eğer buna gücümüz yetmiyorsa dilimizle, eğer buna da gücümüz yetmiyorsa, o zaman kalbimizle, gönlümüzle buğzedeceğiz. Bu da imanın en zayıf halidir. Bunları yapmamız lazım ve çok çalışacağız. İsrail, kardeşlerimize yaptıkları karşısında 'Ben bu işi bitirdim.' diyemeyecek. Onun için Lahey önemli. Bunun dışında da attığımız adımlarla bunların nefesini, soluğunu inşallah kestireceğiz. Gayret bizden tevfik Allah'tan."

ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı Nelson'ın açıklamaları

Ankara'da temaslarda bulunan ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı Brian Nelson'ın, Türkiye'nin Hamas'ı desteklemesinden dolayı endişeli olduklarını söylediği hatırlatılarak, "Oysa ABD, PKK gibi terör örgütlerine yıllardır silah, finansman ve siyasi destek sağlayan bir ülke. PKK'ya böyle davranırken, Hamas konusunda Türkiye'den bu konuda beklenti içerisinde olmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"Ben Amerika'ya daha ilk seyahatimde orada Jewish Community ile toplantı yapmıştım. 20 yıl önce bana orada Hamas'ı sormuşlardı. Ben de demiştim ki 'Hamas bir terör örgütü değildir. Onlar sadece 1947'den şu ana kadar elde tutabildikleri bir avuç toprakta mücadelelerini sürdüren insanlardır.' Şu anda ben aynı yerdeyim. Hamas'ı, kim ne derse desin, bir terör örgütü olarak asla kabul edemem. Böyle de tasvir edemem. Siz PKK'yı, YPG'yi, FETÖ'yü ödüllendirirken, hatta hatta bunları Oval Ofis'te ağırlarken, kalkıp da Hamas'ı bu şekilde yorumlamamızı bekleyemezsiniz. Ben bunu ne inancım ne vicdanımla bağdaştırırım."

Hamas'ın içindekileri, El Fetih'i, Amerika gibi değil, gayet iyi tanıdığını, Hamas'ın her şeyden önce Filistin'in bir gerçeği olduğunu ve bir siyasi parti olarak seçime girip kazandığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Terör örgütü' dediler, çamur attılar, 'Tutmasa da iz bırakır.' dediler. Hamas'ı bu şekilde, başta Amerika olmak üzere, Batı, böyle bir konumlandırmayla sürekli olarak anlattı, anlatıyor. Bunu çok iyi bilmemiz lazım. Bizler dış politikamızı Ankara'da oluşturur ve sadece Türkiye'nin menfaatlerine, halkımızın beklentilerine göre dizayn ederiz. Muhataplarımız eminim ki Türkiye'nin bu tip insani krizlerde ve çatışmalardaki tutarlı ve dengeli dış politika adımlarını takdirle karşılamaktadır ancak bunları bambaşka gerekçelerle yüksek sesle dile getirememektedir. Türkiye'nin atacağı adımlara yönelik ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda beklentilerinin olması doğaldır. Ayakları yere basan, reel zeminde düşünüldüğünde bunların gerçekleşme olasılığının ne kadar düşük olduğunu tahmin etmek de güç değildir."

Yunanistan ziyareti

5. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı için 7 Aralık'ta Yunanistan'a bir ziyaret gerçekleştireceği belirtilerek, "Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in bir açıklaması oldu son günlerde. 'Türkiye'yle işbirliği şart.' dedi. Miçotakis'in bu açıklaması ne anlama geliyor sizce? Özellikle Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey toplantısı sonrası iki ülke arasında yeni bir dönem başlar mı?" sorusunu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temennimiz odur ki yeni bir dönem başlamış olsun." ifadesini kullandı.

Kendisinin her zaman, "Biz dostları artırmaya, düşmanları azaltmaya çalışıyoruz." dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunları ikili görüşmemizde de kendisine çok açık net, bundan önce söylediğim gibi yine söylemekte fayda olduğuna inanıyorum. Çünkü Türkiye'den seslendiğiniz zaman Kos Adası'ndan o ses duyuluyor. Arasındaki mesafe bu kadar yakın, bu kadar geçmişi itibarıyla iç içe olan iki ülkenin hala düşmanlığı körükleyen seslerle yürümesi doğru değil. Bir diğer taraftan da bizi kızıştıran kim? Bu noktada baktığımız zaman Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birileri bizi birbirimize düşürmenin gayreti içerisinde. Parasını ödediğimiz halde bize F-16'larımız verilmezken Yunanistan'a hala F-16'ları gönderiyor, mühimmatını gönderiyor. Amerika böyle yapıyor diye bizim de herhalde geri çekilecek bir halimiz yok. Yanı başımızdaki komşumuza ziyaretimizi yaparız, oturur konuşuruz. Eğer birbirimizin çıkarlarına zarar verecek tutumlar içerisine girmiyorsak mesele yok. Yolumuza aynen devam ederiz. Tabii ki görüş ayrılıklarımız var ve çözümü bir çırpıda mümkün olmayan derin meseleler bulunuyor. Fakat hemen çözebileceğimiz ve iş birliği zeminini genişletecek başlıklar da yok değil. Yeni bir dönem başlatır, verilen sözleri tutar ve dış etkilerden arındırılmış bir düzlemde bu ilişkileri geliştirebilirsek eminim ki kazançlı çıkarız. Bizim dış politika anlayışımız 'hep ben kazanayım karşıdaki kaybetsin' değildir. Biz 'kazan-kazan' anlayışı ile Atina'ya gideceğiz. Orada yeni dönemin ruhuna yakışır kararlar almak için hem ikili ilişkilerimizi hem Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini ele alacağız."

Özgür Özel'in İYİ Parti'yi ziyareti

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in yerel seçimlere 81 ilde tek başlarına seçime gireceklerini açıklamasına rağmen, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Akşener'i ziyaret ederek, işbirliği çağrısı yaptığı hatırlatılarak, "İYİ Parti Genel Başkanı ile CHP Genel Başkanı arasındaki görüşmeden sonra süreç biraz değişti. İttifaka açık kapı bırakıldı. Genel İdare Kurulu'nda alınacak karar doğrultusunda karar açıklayacaklarını söylediler. Bu süreç sizin aday belirleme takviminizi etkiliyor mu? Bu süreci nasıl yorumlarsınız?" sorusu üzerine Erdoğan, kendilerinin politikalarını muhalefete göre değil, tamamıyla Cumhur İttifakı'nın çerçevesiyle belirlediklerini bildirdi.

Bu konularda da öncelikle önlerinde büyükşehirler ile ilgili analizler olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyükşehirlerle ilgili arkadaşlarımız şu anda yoğun bir çalışmanın içerisindeler. 30 büyükşehrin dışında da 51 normal il belediyesi ile ilgili değerlendirmeleri yine Cumhur İttifakı olarak yapacağız. Buradaki değerlendirmelerle birlikte de yola çıkacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"Şu anda seçim işleri başkanlarımız, MHP'den üç arkadaşımız ve AK Parti Genel Başkanvekilimiz Efkan Ala ile görüşmeleri yapıyorlar. 6 kişilik komisyon bu çalışmaları tamamlayıp birkaç gün içinde de bizim üst kurulumuza getirecekler, orda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. CHP ile İYİ Parti veya HEDEP ne yapar? Bizim bunlarla uğraşmak gibi bir derdimiz yok. Biz kendi işimize bakacağız. Bizim altılı masa, on altılı masa vesaire gibi masalarımız yok. Sadece Cumhur İttifakımız var. Bu Cumhur İttifakımızı da en uygun şekilde çalıştırmanın gayreti içerisinde olacağız. Biz yolumuza bakarız. Kimin kiminle görüştüğüne, kimin kimi nerede aday gösterdiğine bakmayız. Karşımıza kim çıkarsa en son seçimde olduğu gibi milletimizin desteğiyle dersini verir ve kendi iç buhranları ile onları baş başa bırakırız. Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler. Milletimiz zaten masadan kalkanları, sonra tekrar oturanları, birbirlerini hançerleyenleri, Cumhurbaşkanlığına layık gördüklerini kısa süre sonra Genel Başkanlık koltuğuna layık görmeyenleri çok iyi biliyor. Biz uzun zamandır bu partilerin ne dediğiyle söylemleri birbirini tutmadığı için ilgilenmiyoruz. Ne yaptıkları da bizi ilgilendirmiyor. Biz millete hakkıyla hizmet etmenin, ülkemizi güçlendirmenin, şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Biz şehirlerimizi en iyi şekilde yönetecek adaylarımızı oluşturmakla, projelerimize son halini vermekle meşgulüz. Onların atacağı ya da atmayacağı hiçbir adım bizi etkilemez."

İstanbul adayı

"İstanbul'u yeniden kazanacak aday konusunda kafanızda herhangi bir profil şekillendi mi? Kabinenizden herhangi bir feragat söz konusu olur mu?" sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne olur ne olmaz, şimdi konuşulmaz. İstanbul'da da, Ankara'da da parti teşkilatımın içerisinde görevli olan arkadaşlarım çalışmalarını yürütüyorlar. Çalışmaları belli bir noktaya getirdikten, müracaat süreleri bittikten sonra biz de açıklamamızı yaparız. Şu an itibariyle bu tür açıklamayı yapmamız asla doğru olmaz. Bırakalım çalışmalar devam etsin. Belli bir noktaya gelsin. Açıkladığımız zaman da mesele bitmiştir. Hepiniz zaten bunları gayet güzel bir şekilde öğreneceksiniz. Ama bizleri mahcup edecek isimleri Allah’ın izniyle biz milletimizin önüne koymayız. Bizim belediyecilik anlayışımız dillerde destandır." diye yanıtladı.

"Kim hukuksuzluk yapıyorsa cezasını çeker"

Bazı sosyal medya fenomenlerinin kara para aklama, vergi kaçırma gibi suçlamalarla tutuklandıkları hatırlatılarak, "Ayrıca DenizBank'ın bir şube müdürü, saadet zinciri dedikleri yöntemle para toplamış böyle bir iş yaptığı ortaya çıkıyor. Bu olayla ilgili yorumunuz nedir?" sorusunu Erdoğan, şu şekilde cevapladı:

"Türkiye hukuk devletidir ve kim hukuksuzluk yapıyor ise cezasını çeker. Konu yargıdadır ve yargı bununla ilgili gerekli araştırmasını yapmaktadır. Vatandaşlarımız kolay para vaadiyle, kısa zamanda yüksek kar sunan dolandırıcıların türlü tuzaklarına düşmemelidir. Devlet tabii ki bunların peşindedir ve oyunları bozmaktadır. Ancak bu illegal fon vaatlerine, yasal olmayan yollarla elde edileceği söylenen karlara karşı halkımız çok dikkatli olmalıdır. Bu konularla ilgili kararlar inanıyorum ki yargı tarafından en ideal şekilde verilecektir. Buradan sakınma diye bir şey söz konusu değil. Bu olayda adı geçen şüphelilerle ilgili araştırmalar devam ediyor. Futbolcu arkadaşlarla ilgili de aynı şekilde süreç devam ediyor. Bankanın en üst düzey yöneticileri ile ilgili de şu anda bütün soruşturmalar devam ediyor. Öyle zannediyorum ki kısa zamanda burada da inşallah neticeleri alacağız."

Asgari ücret

Yeni asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, asgari ücretle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın çalışmalarını yaptığını ve bu çalışmalarını olgunlaştırdıktan sonra nihai tabloyu önlerine koyacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Çünkü burada işçi, işveren temsilcileri ile görüşmelerini bitirdikten sonra bize neticeyi getirecek. Biz de kendisini dinleyeceğiz. Ondan sonra en uygun asgari ücret neyse bunun kararını vereceğiz. Bütün mesele tarafları mağdur etmeden bir neticeye varabilmek. Asgari ücret artışı zaten biliyorsunuz yıl içinde bir kezdir. Bir kez verilecek zamla bu iş biter. Bunun da sorumlusu birinci derecede Çalışma Bakanımız Vedat Işıkhan'dır. Biz vatandaşımızı bugüne kadar enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyiz. Ekonomi yönetimimiz bir yandan da enflasyonu dizginleyici adımlar attı, bunlar da sürüyor. İşaretler olumlu, yakında enflasyonun kalıcı bir şekilde dizginleneceğini göreceğiz. Enflasyon sorununu da tarihe karıştıracağız."



Mısır, Libya-Türkiye mutabakatına ilişkin hukuki tutumunu yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Trablus'ta geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile görüşürken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Trablus'ta geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile görüşürken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, Libya-Türkiye mutabakatına ilişkin hukuki tutumunu yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Trablus'ta geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile görüşürken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Trablus'ta geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile görüşürken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Libya ile Türkiye arasında imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı”na ilişkin hukuki tutumunu yineleyerek, deniz sınırlarının belirlenmesi konusunda kendi kaygılarının uluslararası hukuk kuralları ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Kahire yönetimi, bu yaklaşımın iki ülkenin çıkarlarını koruması gerektiğine dikkat çekti.

Mısır'ın bu tutumu, Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati tarafından cumartesi günü Trablus'ta, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile yaptığı görüşmede dile getirildi. Görüşme, Abdülati'nin Sahel-Sahra Devletleri Topluluğu Yürütme Konseyi'nin 22'nci dönem toplantısına katılmak üzere bulunduğu Trablus'ta gerçekleştirildi.

Mısır, Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasına karşı çıkıyor. Kahire yönetimi, farklı vesilelerle yaptığı açıklamalarda, anlaşmanın onaylanmasının Mısır açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını vurgulamıştı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre Abdülati, iki ülke arasındaki tarihî ve kardeşlik ilişkilerinden hareketle, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin süreçte Mısır'ın kaygılarının dikkate alınmasının önemini vurguladı. Abdülati, bunun uluslararası hukuk kuralları ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi doğrultusunda, iki ülkenin ortak çıkarlarını gözeterek gerçekleştirilmesi gerektiğini ve bu konuda mutabakata varıldığını belirtti.

Dibeybe ise Libya-Mısır Ortak Komisyonu'nun deniz sınırları konusunu görüşmek üzere toplanacağını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Qahera News’ten aktardığı habere göre Dibeybe, “Haritaları olanlar bunları sunsun. Diyalog kurmak ve konuyu tartışmak sağlıklı bir yaklaşımdır. Ancak tek taraflı kararlar ve uzlaşmaz tutumlar, iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek hiçbir sonuca ulaştırmaz” dedi.

Açıklamalar, Libya Temsilciler Meclisi'nin geçen ekim ayında Trablus ile Ankara arasında 2019 yılında imzalanan mutabakatı onaylamasının ardından geldi. Söz konusu adım, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın itirazlarına yol açarken, Avrupa'dan da anlaşmaya yönelik geçmişte eleştirel açıklamalar yapılmıştı.

Dibeybe, ekim ayında yaptığı açıklamada da hükümetinin mutabakata ilişkin Mısır'ın kaygılarını dikkate almaya özen gösterdiğini belirtmişti. Bu açıklama, Kahire'nin Libya Temsilciler Meclisi'nin anlaşmayı onaylamasını reddettiğini duyurmasından birkaç gün sonra gelmişti. Gelişmeler, deniz yetki alanları meselesinin iki ülke arasındaki ilişkilerde gündemdeki yerini koruduğunu gösteriyor.

Öte yandan Abdülati ile Dibeybe arasındaki görüşmede Libya'daki siyasi krizin son gelişmeleri de ele alındı. Mısır Dışişleri Bakanı, ülkesinin krizin çözümünde tek çıkış yolu olarak siyasi çözümden yana tutumunu yineledi. Bu çözümün, geniş kapsamlı ulusal uzlaşıya dayanan, Libyalıların sahipliğinde ve liderliğinde yürütülecek kapsayıcı bir diyalog yoluyla sağlanması gerektiğini ifade etti.

Bakanlık açıklamasına göre Abdülati, siyasi çözümün temel referanslarına bağlı kalınmasının önemini vurgulayarak, başta Suheyrat Anlaşması olmak üzere mevcut mutabakatların esas alınması ve dış dayatmalar ile müdahalelerden uzak durulması gerektiğini belirtti.

Abdülati, Libya'nın birliğini koruyacak, devlet kurumlarını muhafaza edecek ve bu kurumların birleştirilmesini destekleyecek bir siyasi uzlaşıya ulaşılmasının önemine işaret ederek, böylece ülkedeki mevcut bölünmüşlüğün sona erdirilmesi gerektiğini kaydetti.

Libya'da, merkezi Trablus'ta bulunan ve Abdülhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti ile Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen ve Usame Hammad başkanlığındaki hükümet arasında siyasi bölünmüşlük sürüyor. Ülkenin doğusunda ve güneyinin bazı kesimlerinde yönetimi elinde bulunduran Hammad hükümeti, Mareşal Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu'nun nüfuz alanında faaliyet gösteriyor.


Salah'ın Trabzon'a transferi Mısır-Türkiye ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdı

Trabzonspor formasıyla Kahire'de poz veren Türk yetkililer (Türkiye'nin Mısır Büyükelçiliği)
Trabzonspor formasıyla Kahire'de poz veren Türk yetkililer (Türkiye'nin Mısır Büyükelçiliği)
TT

Salah'ın Trabzon'a transferi Mısır-Türkiye ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdı

Trabzonspor formasıyla Kahire'de poz veren Türk yetkililer (Türkiye'nin Mısır Büyükelçiliği)
Trabzonspor formasıyla Kahire'de poz veren Türk yetkililer (Türkiye'nin Mısır Büyükelçiliği)

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaret, Mısır'ı medeniyetlerin beşiği olarak nitelendirmesi ve Türk halkının kalbinde özel bir yere sahip olduğunu belirterek “Dünyanın Anası” şeklinde tanımlaması, iki ülke arasındaki halklar arası ilişkiler ve turizm alanında yeni bir köprünün kurulmasına vesile oldu. Genç'in, kısa süre önce Trabzonspor'a transfer olan Mısır Milli Takımı kaptanı Muhammed Salah'ın önemine dikkat çekmesi de bu yakınlaşmada etkili oldu.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye'nin Kahire Büyükelçiliği tarafından düzenlenen Trabzon Günü etkinliğine katıldığı sırada yaptığı açıklamada, Kahire ziyaretinin yalnızca Türk şehrinin tanıtımıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda iki ülkenin şehirleri, halkları ve turizm sektörleri arasındaki dostluk ve işbirliğini güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı.

Genç, ticaret, yatırım, turizm ve kültür alanlarında ilişkilerin gelişmesinin hem iki ülkeye hem de bölgeye fayda sağlayacağını ifade etti.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı, Muhammed Salah'ın Trabzonspor'a transferine de değinerek Mısırlı futbolcuyu “olağanüstü bir yıldız” olarak nitelendirdi. Salah'ın değerinin futbol sahalarıyla sınırlı olmadığını belirten Genç, yıldız futbolcunun insani değerlere verdiği destek ve kriz dönemlerinde dünya kamuoyunun vicdanına seslenen tutumuyla da öne çıktığını söyledi. Genç, Salah'ın Trabzonspor'u şampiyonluklara taşımasını ve iki kültür ile medeniyet arasında yakınlaşmaya katkıda bulunmasını temenni etti.

dsveb
Türk yetkililer, Kahire'deki buluşmada Trabzonspor formasıyla (Türkiye'nin Mısır Büyükelçiliği)

Muhammed Salah, İngiltere'nin Liverpool takımındaki sözleşmesinin sona ermesiyle Trabzonspor'a yıllık 17 milyon avro karşılığında imza atmış, ayrıca kendi adını taşıyan ürünlerin satış gelirlerinden yüzde 20 pay alması konusunda anlaşmaya varılmıştı. Kulüp yöneticilerinin açıkladığı anlaşma, 35 binden fazla taraftarın ve futbolseverin katıldığı bir etkinlikte imzalanmıştı.

Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen ise etkinliğin Trabzon'un doğal güzelliklerini, mirasını, örf ve adetlerini tanıtmayı amaçladığını, bunun yanı sıra Ankara ile Kahire arasındaki ilişkilere de katkı sunduğunu belirtti.

Muhammed Salah'ın Trabzonspor kadrosunda yer almasının ve iki halk arasında oluşturduğu bağın Trabzon'u Mısırlılara daha yakın bir şehir haline getirdiğini kaydeden Şen, kentin doğal güzelliklerine dikkat çekti. Trabzon'un yemyeşil doğası ve dağlarının İrlanda'da ve İskandinav ülkelerinde bile benzerinin bulunmadığını ifade eden Büyükelçi, kentin mimari ve kültürel mirasının da önemli bir zenginlik olduğunu söyledi. Şen, katılımcıları Trabzon'u bu doğrudan deneyim aracılığıyla tanıtmaya ve ardından şehri ziyaret etmeye davet etti.

sdvb
Mohamed Salah Trabzonspor'da (Facebook hesabı)

Trabzonspor'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Trabzon'dan gelen heyetin 158'den fazla kişiden oluştuğu bildirildi. Mısır'ın başkentine ulaşan heyetin, iki taraf arasındaki turizm ve ticaret alanlarında işbirliği fırsatlarını ele almak üzere sektör temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdiği kaydedildi.

Mısırlı turizm uzmanı Muhammed Kerem, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı'nın Kahire ziyaretinin turizm ve ekonomi açısından önemli boyutlar taşıdığını belirterek bunun iki ülke arasında yatırım ve turizm hareketliliğini artırma fırsatlarını ortaya koyduğunu söyledi.

Kerem, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Muhammed Salah'ın Trabzonspor'a transferinin Türkiye'deki Mısır'ın yumuşak gücünü temsil ettiğini ve spor dünyasının önde gelen isimlerinin turizm destinasyonlarının tanıtımındaki etkisini gözler önüne serdiğini ifade etti.

Önümüzdeki dönemde Mısırlı ve Türk şirketleri arasında anlaşmaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Kerem, iki ülkenin turizm destinasyonlarını kapsayan ortak programlar hazırlanmasının önemine işaret etti. Bu kapsamda özellikle Trabzon'un tanıtılmasının yanı sıra Mısır'ın farklı turizm merkezlerine yönelik ziyaretlerin de teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.

Kerem, Trabzon'un dağlık coğrafyası, büyüleyici gölleri ve etkileyici doğal manzaralarıyla öne çıktığını, bu özelliklerin iki ülke arasında ortak turizm programları geliştirilmesi için önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.

Trabzon heyeti, Mısır ziyareti kapsamında Muhammed Salah'ın memleketi olan, Nil Deltası'ndaki Garbiye vilayetine bağlı Nagrig köyünü de ziyaret etti. Heyet üyeleri burada köy sakinleriyle bir araya geldi, gençlik merkezini gezdi ve köyün muhtarıyla görüştü. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı, Muhammed Salah'ın köyünü ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek bölge halkını Trabzon'a davet etti.

Mısırlı spor yorumcusu Lutfi es-Sak'an ise Trabzon'dan resmi bir belediye heyetinin Mısır'ı ziyaret etmesini, Muhammed Salah'a gösterilen ilgiyi ve futbolcunun Trabzon'da bulunmasından yararlanılarak kentin turizm açısından tanıtılmasını doğal, önemli ve gurur verici bir gelişme olarak değerlendirdi.

Es-Sak'an, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Salah'ın Trabzonspor ile sözleşme imzalamasından bu yana kentte turizmin artacağına ilişkin işaretlerin ortaya çıktığını belirtti. Trabzonspor'un Salah transferinde belediyenin de yer aldığı anlaşmanın bir parçasının, futbolcunun şöhretinden ve geniş taraftar kitlesinden yararlanarak kentte turizmi canlandırmak olduğunu söyledi.

Heyetin Salah'ın memleketi Nagrig köyünü ziyaret etmesinin ve bu ziyareti Türk şehrinin tanıtımı için bir fırsata dönüştürmesinin doğal olduğunu ifade eden Es-Sak'an, şu değerlendirmede bulundu: “Bu insanlar turizmi canlandırmak ve kentin tanıtımını yapmak için çalışıyor. Belediye, Salah'ın transferine yaptığı katkı ölçüsünde Trabzon'u Mısırlılara Türkiye'de bir turizm destinasyonu olarak tanıtmak amacıyla Mısır'a geldi. Bu, futbol sahasının dışındaki futbol yatırımlarının ve tanıtım faaliyetlerinin bir parçası. Çünkü saha dışındaki pazarlama çalışmaları da önemli gelirler sağlıyor.”

Es-Sak'an, Muhammed Salah'ın Trabzon'da bulunmasının futbolcuyu kent için ayırt edici bir simge haline getirdiğini belirterek, “Salah, Türkiye'de adeta bir ikona dönüştü. Futbolun tamamlayıcı unsurlarından biri de bu. Futbol yalnızca bir oyun değil; saha dışında da pek çok gelişme yaşanıyor. Salah'ın yaşadığı sokağa adının verilmesi de bir tanıtım faaliyeti. Salah artık Türkiye'de ustalıkla pazarlanan bir markaya dönüştü” dedi.

Öte yandan, iki ülke arasındaki ikili ilişkiler son dönemde önemli bir ivme kazandı. Bu gelişmede, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen şubat ayında Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaret ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından resmi törenle karşılanması etkili oldu.

İki lider, Kahire'de düzenlenen Mısır-Türkiye İş Forumu'nun kapanış oturumuna da birlikte katıldı. Forumda, Mısır'da faaliyet gösteren veya yeni yatırım fırsatlarını değerlendirmek isteyen 460'tan fazla Türk şirketinin başkanı ve temsilcisinin yanı sıra Mısır özel sektöründen yaklaşık 270 temsilci yer aldı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan'da: Kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler emellerine asla ulaşamayacak

Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanları, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini vurgulamak amacıyla pazar günü Azerbaycan'daki Zafer Günü kutlamalarında el ele (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanları, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini vurgulamak amacıyla pazar günü Azerbaycan'daki Zafer Günü kutlamalarında el ele (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan'da: Kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler emellerine asla ulaşamayacak

Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanları, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini vurgulamak amacıyla pazar günü Azerbaycan'daki Zafer Günü kutlamalarında el ele (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Azerbaycan ve Türkiye cumhurbaşkanları, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini vurgulamak amacıyla pazar günü Azerbaycan'daki Zafer Günü kutlamalarında el ele (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye ile Azerbaycan, Bakü'nün okullarda kıyafet kurallarını değiştirmesi ve bazı eğitim kurumlarında başörtüsünü yasaklamasıyla başlayan anlaşmazlığı geride bırakmaya çalışıyor. Ankara'nın tepkisinin ardından diplomatik temasların yeniden yoğunlaşması, ilişkilerdeki gerilimi düşürdü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Kasım Zafer Günü kutlamalarına katılmak üzere pazar günü Azerbaycan'a gerçekleştirdiği ziyarette, iki ülke arasındaki ilişkilerin zayıflatılamayacağı mesajını verdi. Erdoğan, Bir millet, iki devlet olarak tanımlanan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin sarsılmaz niteliğine vurgu yaptı.

Sonsuza kadar birlik

Erdoğan, Dağlık Karabağ'daki Fuzuli kentinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkilerini zayıflatmaya yönelik girişimlerin geçmişte sonuç vermediğini, gelecekte de başarılı olamayacağını söyledi.

d cdf
Erdoğan, Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile daha da güçlenen iki ülke arasındaki birlikteliğin sonsuza kadar süreceğini belirten Erdoğan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin ortak dil, tarih ve kültürün çok ötesinde bir anlam taşıdığını ifade etti.

Erdoğan, “15 Haziran 2021'de Azerbaycan'ın Şuşa kentinde imzaladığımız beyannameyle pekiştirdiğimiz bu kardeşliği zayıflatmaya çalışanlar, geçmişte amaçlarına ulaşamadıkları gibi gelecekte de ulaşamayacaklar” dedi.

Türk Devletleri Teşkilatı'nın bugün ulaştığı ileri seviyenin, iki ülkenin ortak iradesinin ve çabalarının en somut göstergesi olduğunu da sözlerine ekledi.

Erdoğan, Azerbaycan'ın Karabağ'da elde ettiği zafer ve tarihi Şuşa kentinin 2020 yılında kurtarılmasına da değindi. Azerbaycan'ın 44 gün süren Vatan Muharebesi sırasında topraklarını işgalden kurtarmasının Güney Kafkasya'da yeni bir dönemin kapısını açtığını söyledi.

“Bugün görevimiz, savaş meydanlarında kazanılan zaferi kalıcı barış ve istikrarla taçlandırmaktır” diyen Erdoğan, Türkiye'nin bölgede kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik Azerbaycan'ın samimi çabalarını desteklemeyi sürdüreceğini vurguladı.

Aliyev'den Türkiye'nin tutumuna övgü

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de Zafer Günü'nde Erdoğan'ın yanlarında bulunmasından duyduğu derin memnuniyeti dile getirdi.

Aliyev, 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı sırasında Erdoğan'ın ve Türk halkının Azerbaycan'a verdiği desteği hatırlattı. Savaşın ilk saatlerinde Erdoğan'ın yaptığı açıklamanın ve kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin, Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini belirten Aliyev, “Erdoğan'ın açıklaması bize daha fazla güç ve büyük  moral verdi” dedi.

dscv
Aliyev, Erdoğan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Dağlık Karabağ Savaşı sırasında sergilediği tutum dolayısıyla Erdoğan'a ve Türk halkına teşekkür etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın Azerbaycan'ın yalnız olmadığı ve Türkiye'nin her zaman yanında bulunduğu yönündeki sözlerini hatırlatan Aliyev, Azerbaycan halkının bu gerçeğin bilincinde olduğunu söyledi.

İkinci Karabağ Savaşı'nın Türkiye ile Azerbaycan arasındaki birliği bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Aliyev, Şuşa Beyannamesi'nin iki ülke arasındaki ilişkileri resmen müttefiklik seviyesine yükselttiğini ifade etti.

Erdoğan'ın Azerbaycan ziyareti ve Zafer Günü kutlamalarına katılımı, okul kıyafetlerine ilişkin kararın yol açtığı gerilimi yatıştırmayı ve bunun iki ülke arasındaki yakın siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel ilişkilere zarar vermesini önlemeyi amaçladı. Her iki ülkenin diplomasisinde sıkça kullanılan «İki devlette bir millet» söylemi, bu yakınlığın temel ifadelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Başörtüsü krizi

İki ülke arasındaki anlaşmazlık, Erdoğan'ın başdanışmanı Oktay Saral'ın Azerbaycan'da uygulamaya konulan yeni okul kıyafeti kurallarını eleştirmesiyle derinleşti. Bakü yönetimi, bu açıklamayı ülkenin içişlerine müdahale olarak değerlendirdi.

sdvf
Aliyev, Azerbaycan'daki başörtüsü krizi nedeniyle iki ülke arasında yaşanan gerilim üzerine Erdoğan'ın davetini yinelemesine rağmen 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılmadı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Azerbaycan, 21 Ekim'de 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını istenmeyen kişi ilan ederek ülkeye girişini yasakladı. Bu isimler arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, bazı milletvekilleri, gazeteciler ve sosyal medya aktivistleri de bulunuyordu.

Aynı gün Erdoğan, Aliyev'i telefonla arayarak 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etti. Ancak Aliyev zirveye katılmadı ve Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Bu gelişme, Erdoğan'ın telefon görüşmesinde yaptığı davete ve başdanışmanı Oktay Saral'ı görevden almasına rağmen yaşandı.

vb
Aliyev ve eşi, Dağlık Karabağ'daki Fuzuli Havalimanı'nda Erdoğan ve eşini karşılarken (AFP)

Aliyev'in zirveye katılmaması, Bakü medyasında daha önceden planlanmış bir spor etkinliğine katılacak olmasıyla açıklandı. Aliyev, daha önce 2 Ekim'de yaptığı sert açıklamada ülkesinin içişlerine herhangi bir müdahaleyi kabul etmeyeceklerini vurgulamıştı. Karabağ zaferinin Azerbaycan ordusunun kendi imkânlarıyla kazanıldığını belirten Aliyev, Türkiye'ye üstü kapalı bir göndermede bulunarak, ülkesine silah sağlayanlar olmuşsa bile bunları kendi paralarıyla satın aldıklarını söylemişti.

Buna rağmen Erdoğan, Zafer Günü kutlamalarına katılmak üzere Azerbaycan'ı ziyaret edeceğini duyurdu.

Anlaşmazlıklar geride bırakılıyor

Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva, Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'ı Fuzuli Uluslararası Havalimanı'nda karşıladı.

Azerbaycan ordusunun Şuşa'da elde ettiği zafer, Ermenistan'la uzun süren savaşın sona ermesinin önünü açmıştı. Azerbaycan, 2023 yılında Ankara'nın desteğiyle gerçekleştirdiği ani bir operasyon sonucunda Dağlık Karabağ'ın tamamında kontrolü sağlamış, bu gelişmenin ardından ABD arabuluculuğunda Ermenistan'la barış görüşmeleri başlamıştı.

Yaşanan gerilime rağmen Türkiye ile Azerbaycan, askeri işbirliği ve enerji alanlarında yakın ilişkilerini sürdürüyor. Türkiye, Azerbaycan'ın petrol ve doğal gaz ihracatını Avrupa'ya ulaştırmasında başlıca güzergâhlardan biri olma özelliğini koruyor.