Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliam tarihe "kara leke "olarak geçti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliamın tarihe "kara leke "olarak geçtiğini ve bu lekenin ona şartsız, koşulsuz destek veren ülkelerin alnına da yapıştığını bildirdi.

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliam tarihe "kara leke "olarak geçti

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28'inci Taraflar Konferansı kapsamında Expo City Dubai'de düzenlenen Dünya İklim Eylemi Zirvesi'ne katıldıktan sonra Türkiye'ye dönüşünde uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Erdoğan, Türkiye'nin 2053 yılı itibarıyla net sıfır emisyon hedefine ulaşmasını öngördüklerini belirterek, toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yüzde 55'e çıkardıklarını, bu oranla Türkiye'nin Avrupa'da 5'inci, dünyada 12'nci sırada yer aldığını söyledi.

Buradaki hitabında, ülkelerin iklim finansmanı kaynaklarına ve teknoloji transferi imkanlarına daha adil şekilde erişmeleri gerektiğine dikkat çektiğini anımsatan Erdoğan, "Ülkemizin, dünyamıza, doğamıza olan sorumluluğundan kaynaklanan bilinçle, küresel iklim eylemine katkı sunmaya devam edeceğinin altını çizdik. Ayrıca uluslararası topluma iklim değişikliğiyle mücadelede gereken dayanışmanın sergilenmesi çağrısında bulundum. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin 60'ıncı oturumunu inşallah ocak ayında İstanbul'da yapacağız." dedi.

Zirvede 2026'da düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı'na ev sahipliği yapmak istediklerini de ifade ettiklerini aktaran Erdoğan, "Adaylığımıza destek talebinde bulunduk. Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramını da zirve gündemine taşıdım. Liderler Zirvesi’ne katılan muhataplarımın bir kısmıyla ikili görüşmeler de gerçekleştirdim. Dünya İklim Eylemi Zirvesi'nin sonuçlarının ve Dubai'de yaptığımız tüm görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum." şeklinde konuştu.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, İsrail ile Hamas arasında kalıcı ateşkesin sağlanmasına dair umudu ve başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti'nin kurulması için bir eylem planı olup olmadığına ilişkin soru üzerine, "Şu ana kadar Gazze'deki İsrail saldırılarının sona ermesi ve kalıcı ateşkesin sağlanması için nasıl her mahfilde çabamızı gösterdiysek, bundan sonra da yine aynı istikamette bu gayretleri göstermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

"Barışın peşini bırakmayacağız"

Baştan itibaren çatışmalara "insani ara"dan ziyade ateşkesin kalıcı olarak ilanından yana olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"İsrail'in hukuk tanımaz yaklaşımı neticesinde gelinen durum, endişelerimizde haklı olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Burada bir barış fırsatı yakalanmıştı ve bu fırsatı maalesef İsrail'in bu uzlaşmaz yaklaşımıyla şimdilik kaybettik. Ancak 'bundan sonrası da böyle olacak, barış fırsatları heba edilecek' yaklaşımı içerisinde değiliz, umudumuzu yitirmeyelim. İnşallah tekrar beklediğimiz kalıcı barış fırsatını yakalarız. Barışın peşini bırakmayacağız. Bu tabloda dahi, 'Durmak yok, yola devam.' diyoruz. 'Ateşkesle ilgili hangi adımları atar ve nereleri zorlarsak, kalıcı barış fırsatını yeniden yakalarız?' bunun arayışı içerisindeyiz. Devlet ve hükümet başkanlarıyla irtibatlarımızı devam ettiriyoruz. Nitekim bugün yaptığımız görüşmelerde de muhataplarımıza bu düşüncemizi ifade ettik. Onlarla birlikte bu gayreti devam ettirerek inşallah bir netice alalım istiyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da içinde olduğu Dışişleri Bakanlarından oluşan Yedililer Grubu'nun da bu çalışmaları devam ettirdiğine işaret ederek, "İnşallah bu çalışmalardan da bir netice alırız." temennisinde bulundu.

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Riyad Zirvesi'nde alınan karardan sonra ilgili temas grubunun, İslam İşbirliği Teşkilatı adına çalışmalarına başladığını da aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada dikkat edilmesi gereken birkaç husus var. Birincisi, İslam ülkeleri Gazze ve Filistin meselesine yoğunlaşırken diğer taraftan da bugüne kadar olmadık bir şekilde bir araya gelip, bizim uzun yıllardır söylediğimiz 'bölge halklarının kendi sorununa sahip çıkması' prensibini hayata geçirdiler. Bunun kurumsallaşması belki en büyük stratejik kazancımız. Gazze'yle ilgili ortaya konulan bu grubun faydası, İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerini ortak politika etrafında birleştirmesi oldu. Bir yandan Gazze'deki ateşkesin sağlanması için çalışırken bunun paralelinde iki devletli çözüme yönelik de çalışmaların sürmesi gerekiyor. Bunu ilk önce kendi aramızda bir başlangıç noktası olarak kabul ettik, daha sonra muhataplarımıza aktarmaya başladık. İkinci nokta, Gazze'yi iki devletli çözümün olmadığı bir ortamda tartışmama konusunda muhataplarımızı bir noktaya getirdik. Ortak baskımız neticesinde Avrupa ülkelerinin bir kısmının hem bizim konumumuzu anladığını, hem de bizim savunduğumuz tezleri sahiplenmeye başladıklarını gördük."

Erdoğan, Londra'da, Paris'te, Barselona'da Akdeniz İşbirliği Toplantısı'nda ve en son New York'ta, Birleşmiş Milletler'de yapılan kapsamlı görüşmelerde grubun çalışmalarının çok ciddi netice vermeye başladığını gördüklerini de vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Grup geldiği yer itibarıyla artık bir yol haritası hazırlanabileceği görüşünde ve bunun için çalışmalar var. Çalışma grubu haftaya da Amerika Birleşik Devletleri ile bir araya gelecek. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere olmak üzere İsrail'i destekleyen Batılı ülkeler, İsrail'in savaş değerlendirmesinden hareketle iki devletin çözümden ziyade 'Hamas tehdidini ne yapacağız?' diye bir soruyu sürekli hem bizim, hem dünya kamuoyunun önüne getiriyorlar. Biz de diyoruz ki 'Eğer iki devletli çözümü şu anda merkeze alırsak, Gazze ve karşılıklı tehdit konuları da zaten ortadan kalkar. Bunu buradan halletmek lazım. Hamas'ın dışlanması, Hamas'ın yok edilmesi gerçekçi bir senaryo değil.' Bundan etkileniyorlar ve İsrail'e yönelik baskı artıyor."

"Bu soykırımı unutmayacak ve unutturmayacağız"

Bir gazetecinin Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesine Filistinlilerin yaptığı başvuruyu hatırlatarak, "Bu başvuru süreci hangi aşamada? Netanyahu'yla ilgili nasıl bir karar almasını öngörüyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Erdoğan, 3 bine yakın avukatın Lahey'de Uluslararası Ceza Mahkemesine gerekli başvuruyu yaptığını vurguladı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel'in heyette olduğunu ve Lahey'deki süreci takip edeceklerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Oradan beklentimiz, Netanyahu başta olmak üzere suçüstü yakalanan bu soykırımcıların, bu Gazze kasaplarının gereken cezayı almalarıdır. Temennimiz odur ki verilecek kararla adaleti bekleyenler, 'İşte şimdi oldu' desinler. Bizler bu davanın üst seviyede takibini yapacağız. Milletvekilimiz Cüneyt Yüksel Lahey'deki görüşmelerinin başarılı geçtiğini ifade etti. Beklentimiz verdiğimiz belgeler, bilgilerle beraber Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde inşallah olumlu neticeler alma istikametinde. Peşini bırakmayacağız, takipçisi olacağız. Biz bu soykırımda parmağı olan tüm İsrail yöneticilerinin yargılanıp ceza almasını istiyoruz. Bunun için dünyaya görev düşüyor. Hem rahmetli Aliya'nın dediği gibi 'Unutulan soykırım tekrarlanır.' Biz bu soykırımı unutmayacak ve unutturmayacağız. Er ya da geç, mutlaka İsrail bunun hesabını verecek. Buna sessiz kalmanın utancını, dilini zalime uzatmaya çekinenler muhakkak yaşayacak. 'Bizim kimseye borcumuz yok' derken bunu söylüyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün başta İspanya gibi bazı "yürekli" ülkeler hariç, Batılı ülkelerin Filistin'e borçlandığını ve zulme karşı çıkma sorumluluklarını yerine getirmediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:

"Biz tarihin hiçbir döneminde zalim de olmadık, zulme rıza da göstermedik. Bu yüzden alnımız aktır. Ancak bugün sessiz kalanların yüzleri kararmaktadır. Netanyahu yönetiminin Gazze'de gerçekleştirdiği katliam tarihe bir kara leke olarak geçti. Bu leke sadece Netanyahu yönetiminin değil, ona şartsız ve koşulsuz destek veren ülkelerin alnına da yapıştı. Bu devletlerin ve uluslararası kuruluşların kayıtsızlığını dünya asla unutmayacak. Yıllar ve nesiller boyunca bu sessizliklerinin bedelini ödeyecekler. Uluslararası Ceza Mahkemesinin bu soykırıma ceza vermesi için elimizden geleni yapacağız. Ancak küresel sistemin çarpıklığı nedeniyle bir yerde bunun önüne geçmeye çalışanlar olacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar vicdan mahkemelerinden aldıkları cezadan kurtulamayacaklar. Soykırım mağduru diye yıllarca ortalıkta dolaşan İsrailli yöneticiler, artık atalarının katillerine dönüşmüştür. Bu hükmü insanların zihinlerinden de tarihin kayıtlarından da vicdanlardan da silemeyecekler."

Bir gazetecinin, Erdoğan'ın işgalci yerleşimcileri, "terörist" olarak tanımlamasının büyük yankı uyandırdığını belirterek, "Şimdi bu safhadan sonra İslam ülkeleri yöneticileri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi'nin Filistinlilerin malına mülküne çöken bu yağmacı teröristleri terörist olarak resmi kayıtlara geçirme noktasında iyi bir mesai harcamasını bekliyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinde işgalci yerleşimcilerin "terörist" olarak ilk defa kayıt altına alındığını söyledi.

Şu anda Batılıların savunamadığı tek şeyin "yerleşimcilerin işledikleri cinayetler" olduğunu belirten Erdoğan, "Bu hukuksuzlukları Amerikalılar dahi açıktan eleştiriyorlar. Bu işgalci teröristler için yerleşimci tabirini terk edip işgalci terörist tanımlamasını kullanıp yaygınlaştırarak işe başlayabiliriz." dedi.

"Bu bir devlet terörüdür. Bu devlet terörü karşısında da suskun duramayız"

Bu kişilerin gasbettiği evler, araziler, iş yerlerinin Filistinlilerin "öz malları" olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bunu anlayıp, anlatarak mesafe alabiliriz. Hukuki zeminde yapılacaklar, devletlerin alması gereken tutumlar başkadır. Düşünün bir eviniz var, atanız dedeniz o evde yaşamış, yıllarca o toprağı işlemiş, üzerinde yaşamışsınız sonra eli silahlı bu teröristler geliyor ve size, 'Burası artık benim.” diyor. Bu zulüm değil de nedir? Diğer taraftan Tevrat'taki on emir içerisinde sadece 'Öldürmeyeceksin.' emri yok. On emrinden biri de 'Komşunun malına, mülküne göz dikmeyeceksin.' emridir. Bunların böyle bir derdi yok. Netanyahu sürekli dini söylemlerle soykırımlarını temellendirmeye çalışıyor ancak görüyorsunuz bunların yaptıklarının dini bir dayanağı da yok. Bunlar işgalci, bunlar zalim. Ortada çok büyük bir terör vakası var. Bu bir devlet terörüdür. Bu devlet terörü karşısında da suskun duramayız." diye konuştu.

Gazze'deki durum karşısında, Batı'da özellikle de ABD'de gençlerin, Filistin'de ne olduğunu anlayabilmek için Kur'an-ı Kerim okumaya yöneldikleri hatırlatılarak, "İlginç bir insani ve vicdani hareket dünyada karşılık buluyor. Bu durum insanlık vicdanını harekete geçirme yolunda nasıl bir etki uyandırabilir?" sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle bizlerin vazifesi, hakikati en yalın haliyle ve mümkün olduğunca da çok sayıda kişiye anlatmaktır. Bundan vazgeçmeyeceğiz, tereddüt etmeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu konuda yazılı ve görsel medyaya büyük iş düştüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hem ülkemizin hem dünyanın büyük bir çoğunluğuna sizinle ulaşabiliriz. Bizler de ulusal, uluslararası toplantılarımızda bunu yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. Şu gerçeği de bilmemiz lazım, hiçbir zaman bunların bu zalimliklerini gizlemeye güçleri yetmeyecektir. Bütün gerçekler su yüzüne çıkıyor. Gazze'de yaşanan vahşet ve oradaki şehitlerimizin fedakarlığı dünyada yeni bir uyanışa, yeni bir silkinişe Allah'ın izniyle vesile olacaktır. Bu vahşet, bu cinayet, bu terör ne kadar yayılırsa yayılsın Gazze'de dökülen tek bir damla kan, akan tek bir damla gözyaşı bile boşa gitmeyecektir.

Buna da yürekten inanıyorum. Bu ödenen bedeller Allah'ın izniyle lehe dönüşecektir, hiç endişeniz olmasın. Bu silkiniş üstat Sezai Karakoç'un bizlere anlattığı o 'Diriliş muştusu'na inanıyorum ki vesile olacaktır. Çünkü diriliş muştusunun bedeli öyle kuru kuruya olmuyor. Bakın Filistin davasını merak edenler şimdi İslam'la şerefleniyor. Yeni bir uyanış, yeni bir diriliş. İsrail Filistin'in sesini, nefesini kesmek için fosfor bombaları dahil binlerce bomba atıyor. Sizler televizyon yayınlarında bunları yakalıyor, bu fosfor bombalarının nasıl atıldığını ispatlıyorsunuz. Amerika başta olmak üzere Batı tüm imkanlarıyla yükleniyor, her türlü desteği veriyor ama nafile…"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "nasıl olsa hakikat bir gün ortaya çıkar" diye el kol bağlı durulamayacağını belirterek, "Yapmamız gereken rehavete kapılmadan elimizle, dilimizle bunu anlatmaktır. Bu tür kötülükleri gördüğümüz zaman, elimizle, eğer buna gücümüz yetmiyorsa dilimizle, eğer buna da gücümüz yetmiyorsa, o zaman kalbimizle, gönlümüzle buğzedeceğiz. Bu da imanın en zayıf halidir. Bunları yapmamız lazım ve çok çalışacağız. İsrail, kardeşlerimize yaptıkları karşısında 'Ben bu işi bitirdim.' diyemeyecek. Onun için Lahey önemli. Bunun dışında da attığımız adımlarla bunların nefesini, soluğunu inşallah kestireceğiz. Gayret bizden tevfik Allah'tan."

ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı Nelson'ın açıklamaları

Ankara'da temaslarda bulunan ABD Hazine Bakanlığı Müsteşarı Brian Nelson'ın, Türkiye'nin Hamas'ı desteklemesinden dolayı endişeli olduklarını söylediği hatırlatılarak, "Oysa ABD, PKK gibi terör örgütlerine yıllardır silah, finansman ve siyasi destek sağlayan bir ülke. PKK'ya böyle davranırken, Hamas konusunda Türkiye'den bu konuda beklenti içerisinde olmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"Ben Amerika'ya daha ilk seyahatimde orada Jewish Community ile toplantı yapmıştım. 20 yıl önce bana orada Hamas'ı sormuşlardı. Ben de demiştim ki 'Hamas bir terör örgütü değildir. Onlar sadece 1947'den şu ana kadar elde tutabildikleri bir avuç toprakta mücadelelerini sürdüren insanlardır.' Şu anda ben aynı yerdeyim. Hamas'ı, kim ne derse desin, bir terör örgütü olarak asla kabul edemem. Böyle de tasvir edemem. Siz PKK'yı, YPG'yi, FETÖ'yü ödüllendirirken, hatta hatta bunları Oval Ofis'te ağırlarken, kalkıp da Hamas'ı bu şekilde yorumlamamızı bekleyemezsiniz. Ben bunu ne inancım ne vicdanımla bağdaştırırım."

Hamas'ın içindekileri, El Fetih'i, Amerika gibi değil, gayet iyi tanıdığını, Hamas'ın her şeyden önce Filistin'in bir gerçeği olduğunu ve bir siyasi parti olarak seçime girip kazandığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Terör örgütü' dediler, çamur attılar, 'Tutmasa da iz bırakır.' dediler. Hamas'ı bu şekilde, başta Amerika olmak üzere, Batı, böyle bir konumlandırmayla sürekli olarak anlattı, anlatıyor. Bunu çok iyi bilmemiz lazım. Bizler dış politikamızı Ankara'da oluşturur ve sadece Türkiye'nin menfaatlerine, halkımızın beklentilerine göre dizayn ederiz. Muhataplarımız eminim ki Türkiye'nin bu tip insani krizlerde ve çatışmalardaki tutarlı ve dengeli dış politika adımlarını takdirle karşılamaktadır ancak bunları bambaşka gerekçelerle yüksek sesle dile getirememektedir. Türkiye'nin atacağı adımlara yönelik ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda beklentilerinin olması doğaldır. Ayakları yere basan, reel zeminde düşünüldüğünde bunların gerçekleşme olasılığının ne kadar düşük olduğunu tahmin etmek de güç değildir."

Yunanistan ziyareti

5. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı için 7 Aralık'ta Yunanistan'a bir ziyaret gerçekleştireceği belirtilerek, "Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in bir açıklaması oldu son günlerde. 'Türkiye'yle işbirliği şart.' dedi. Miçotakis'in bu açıklaması ne anlama geliyor sizce? Özellikle Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey toplantısı sonrası iki ülke arasında yeni bir dönem başlar mı?" sorusunu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temennimiz odur ki yeni bir dönem başlamış olsun." ifadesini kullandı.

Kendisinin her zaman, "Biz dostları artırmaya, düşmanları azaltmaya çalışıyoruz." dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunları ikili görüşmemizde de kendisine çok açık net, bundan önce söylediğim gibi yine söylemekte fayda olduğuna inanıyorum. Çünkü Türkiye'den seslendiğiniz zaman Kos Adası'ndan o ses duyuluyor. Arasındaki mesafe bu kadar yakın, bu kadar geçmişi itibarıyla iç içe olan iki ülkenin hala düşmanlığı körükleyen seslerle yürümesi doğru değil. Bir diğer taraftan da bizi kızıştıran kim? Bu noktada baktığımız zaman Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birileri bizi birbirimize düşürmenin gayreti içerisinde. Parasını ödediğimiz halde bize F-16'larımız verilmezken Yunanistan'a hala F-16'ları gönderiyor, mühimmatını gönderiyor. Amerika böyle yapıyor diye bizim de herhalde geri çekilecek bir halimiz yok. Yanı başımızdaki komşumuza ziyaretimizi yaparız, oturur konuşuruz. Eğer birbirimizin çıkarlarına zarar verecek tutumlar içerisine girmiyorsak mesele yok. Yolumuza aynen devam ederiz. Tabii ki görüş ayrılıklarımız var ve çözümü bir çırpıda mümkün olmayan derin meseleler bulunuyor. Fakat hemen çözebileceğimiz ve iş birliği zeminini genişletecek başlıklar da yok değil. Yeni bir dönem başlatır, verilen sözleri tutar ve dış etkilerden arındırılmış bir düzlemde bu ilişkileri geliştirebilirsek eminim ki kazançlı çıkarız. Bizim dış politika anlayışımız 'hep ben kazanayım karşıdaki kaybetsin' değildir. Biz 'kazan-kazan' anlayışı ile Atina'ya gideceğiz. Orada yeni dönemin ruhuna yakışır kararlar almak için hem ikili ilişkilerimizi hem Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini ele alacağız."

Özgür Özel'in İYİ Parti'yi ziyareti

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in yerel seçimlere 81 ilde tek başlarına seçime gireceklerini açıklamasına rağmen, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Akşener'i ziyaret ederek, işbirliği çağrısı yaptığı hatırlatılarak, "İYİ Parti Genel Başkanı ile CHP Genel Başkanı arasındaki görüşmeden sonra süreç biraz değişti. İttifaka açık kapı bırakıldı. Genel İdare Kurulu'nda alınacak karar doğrultusunda karar açıklayacaklarını söylediler. Bu süreç sizin aday belirleme takviminizi etkiliyor mu? Bu süreci nasıl yorumlarsınız?" sorusu üzerine Erdoğan, kendilerinin politikalarını muhalefete göre değil, tamamıyla Cumhur İttifakı'nın çerçevesiyle belirlediklerini bildirdi.

Bu konularda da öncelikle önlerinde büyükşehirler ile ilgili analizler olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyükşehirlerle ilgili arkadaşlarımız şu anda yoğun bir çalışmanın içerisindeler. 30 büyükşehrin dışında da 51 normal il belediyesi ile ilgili değerlendirmeleri yine Cumhur İttifakı olarak yapacağız. Buradaki değerlendirmelerle birlikte de yola çıkacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"Şu anda seçim işleri başkanlarımız, MHP'den üç arkadaşımız ve AK Parti Genel Başkanvekilimiz Efkan Ala ile görüşmeleri yapıyorlar. 6 kişilik komisyon bu çalışmaları tamamlayıp birkaç gün içinde de bizim üst kurulumuza getirecekler, orda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. CHP ile İYİ Parti veya HEDEP ne yapar? Bizim bunlarla uğraşmak gibi bir derdimiz yok. Biz kendi işimize bakacağız. Bizim altılı masa, on altılı masa vesaire gibi masalarımız yok. Sadece Cumhur İttifakımız var. Bu Cumhur İttifakımızı da en uygun şekilde çalıştırmanın gayreti içerisinde olacağız. Biz yolumuza bakarız. Kimin kiminle görüştüğüne, kimin kimi nerede aday gösterdiğine bakmayız. Karşımıza kim çıkarsa en son seçimde olduğu gibi milletimizin desteğiyle dersini verir ve kendi iç buhranları ile onları baş başa bırakırız. Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler. Milletimiz zaten masadan kalkanları, sonra tekrar oturanları, birbirlerini hançerleyenleri, Cumhurbaşkanlığına layık gördüklerini kısa süre sonra Genel Başkanlık koltuğuna layık görmeyenleri çok iyi biliyor. Biz uzun zamandır bu partilerin ne dediğiyle söylemleri birbirini tutmadığı için ilgilenmiyoruz. Ne yaptıkları da bizi ilgilendirmiyor. Biz millete hakkıyla hizmet etmenin, ülkemizi güçlendirmenin, şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Biz şehirlerimizi en iyi şekilde yönetecek adaylarımızı oluşturmakla, projelerimize son halini vermekle meşgulüz. Onların atacağı ya da atmayacağı hiçbir adım bizi etkilemez."

İstanbul adayı

"İstanbul'u yeniden kazanacak aday konusunda kafanızda herhangi bir profil şekillendi mi? Kabinenizden herhangi bir feragat söz konusu olur mu?" sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne olur ne olmaz, şimdi konuşulmaz. İstanbul'da da, Ankara'da da parti teşkilatımın içerisinde görevli olan arkadaşlarım çalışmalarını yürütüyorlar. Çalışmaları belli bir noktaya getirdikten, müracaat süreleri bittikten sonra biz de açıklamamızı yaparız. Şu an itibariyle bu tür açıklamayı yapmamız asla doğru olmaz. Bırakalım çalışmalar devam etsin. Belli bir noktaya gelsin. Açıkladığımız zaman da mesele bitmiştir. Hepiniz zaten bunları gayet güzel bir şekilde öğreneceksiniz. Ama bizleri mahcup edecek isimleri Allah’ın izniyle biz milletimizin önüne koymayız. Bizim belediyecilik anlayışımız dillerde destandır." diye yanıtladı.

"Kim hukuksuzluk yapıyorsa cezasını çeker"

Bazı sosyal medya fenomenlerinin kara para aklama, vergi kaçırma gibi suçlamalarla tutuklandıkları hatırlatılarak, "Ayrıca DenizBank'ın bir şube müdürü, saadet zinciri dedikleri yöntemle para toplamış böyle bir iş yaptığı ortaya çıkıyor. Bu olayla ilgili yorumunuz nedir?" sorusunu Erdoğan, şu şekilde cevapladı:

"Türkiye hukuk devletidir ve kim hukuksuzluk yapıyor ise cezasını çeker. Konu yargıdadır ve yargı bununla ilgili gerekli araştırmasını yapmaktadır. Vatandaşlarımız kolay para vaadiyle, kısa zamanda yüksek kar sunan dolandırıcıların türlü tuzaklarına düşmemelidir. Devlet tabii ki bunların peşindedir ve oyunları bozmaktadır. Ancak bu illegal fon vaatlerine, yasal olmayan yollarla elde edileceği söylenen karlara karşı halkımız çok dikkatli olmalıdır. Bu konularla ilgili kararlar inanıyorum ki yargı tarafından en ideal şekilde verilecektir. Buradan sakınma diye bir şey söz konusu değil. Bu olayda adı geçen şüphelilerle ilgili araştırmalar devam ediyor. Futbolcu arkadaşlarla ilgili de aynı şekilde süreç devam ediyor. Bankanın en üst düzey yöneticileri ile ilgili de şu anda bütün soruşturmalar devam ediyor. Öyle zannediyorum ki kısa zamanda burada da inşallah neticeleri alacağız."

Asgari ücret

Yeni asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, asgari ücretle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın çalışmalarını yaptığını ve bu çalışmalarını olgunlaştırdıktan sonra nihai tabloyu önlerine koyacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Çünkü burada işçi, işveren temsilcileri ile görüşmelerini bitirdikten sonra bize neticeyi getirecek. Biz de kendisini dinleyeceğiz. Ondan sonra en uygun asgari ücret neyse bunun kararını vereceğiz. Bütün mesele tarafları mağdur etmeden bir neticeye varabilmek. Asgari ücret artışı zaten biliyorsunuz yıl içinde bir kezdir. Bir kez verilecek zamla bu iş biter. Bunun da sorumlusu birinci derecede Çalışma Bakanımız Vedat Işıkhan'dır. Biz vatandaşımızı bugüne kadar enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyiz. Ekonomi yönetimimiz bir yandan da enflasyonu dizginleyici adımlar attı, bunlar da sürüyor. İşaretler olumlu, yakında enflasyonun kalıcı bir şekilde dizginleneceğini göreceğiz. Enflasyon sorununu da tarihe karıştıracağız."



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.


FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
TT

FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri

Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede önemli ilerleme kaydetti. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) son değerlendirmesine göre kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali istihbaratın kullanımı ve uluslararası işbirliğinde gelişme sağlanırken kara para aklamaya ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısı da önemli ölçüde arttı.

FATF, çarşamba günü yayımladığı değerlendirmede Türkiye'nin sınır ötesi suç gelirlerinin izini sürme ve yurt dışında bulunan yasa dışı varlıkların geri alınması konusunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Kuruluş ayrıca karmaşık ve yüksek riskli davalardaki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Değerlendirme, FATF'ın Türkiye'ye yönelik 2019 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı incelemenin ardından geldi. Buna göre Ankara, o tarihten bu yana özellikle kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali bilgilerin kullanımı ve yabancı makamlarla işbirliği alanlarında mali suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirdi.

Türkiye'nin teknik uyum düzeyindeki iyileşmenin göstergelerinden biri de FATF'ın 40 tavsiyesi kapsamında hiçbir başlıkta "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaması oldu. Türkiye yalnızca iki tavsiyede "kısmen uyumlu" olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin ekonomik konumundan kaynaklanan riskler

Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeye rağmen FATF, ülkenin bölgesel bir finans, ticaret ve lojistik merkezi olması, nakit işlemlerin yaygınlığı ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü nedeniyle kara para aklama risklerine açık olmaya devam ettiğini belirtti.

Başlıca riskler arasında dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve kumar ile uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetleri yer alıyor.

FATF, Türkiye'nin karmaşık kara para aklama soruşturmaları yürütme kapasitesini geliştirdiğine dikkat çekti. Soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısının da önceki değerlendirmeye kıyasla önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Yurt dışındaki varlıkların takibinde zorluklar

Yetkililerin performansındaki iyileşmeye rağmen FATF, yurt dışında bulunan suç gelirlerinin geri alınmasını daha fazla çalışma gerektiren alanlardan biri olarak belirledi. Kuruluş ayrıca sınır ötesi hareket eden yasa dışı gelirlerin izinin sürülmesi kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, Türkiye'nin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) mali bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılmasında merkezi bir rol üstlendiği belirtildi. MASAK'ın 300'den fazla veri tabanına doğrudan erişim imkanına sahip olduğu kaydedildi.

FATF ayrıca MASAK ile kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumları arasındaki işbirliğine övgüde bulundu. Türkiye'nin sınır ötesi soruşturmalarda resmi ve gayriresmi işbirliği kanallarından yararlandığına dikkat çekildi.

Üç yıllık yol haritası

FATF, Türkiye'ye yüksek riskli suçlardan kaynaklanan kara para aklamaya ilişkin soruşturma ve kovuşturmalara daha fazla öncelik vermesi çağrısında bulundu. Bu suçlar arasında uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı bahis faaliyetleri yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yurt dışında bulunan suç varlıklarının daha etkin şekilde tespit edilmesi, izlenmesi ve geri alınması yönündeki kapasitenin geliştirilmesini tavsiye etti. Terörizmin finansmanı riskleriyle mücadele kapasitesinin de ülkenin güncellenmiş risk profiliyle uyumlu şekilde güçlendirilmesi istendi.

FATF, etkinlik ve teknik uyum değerlendirmelerinin sonuçlarına dayanarak Türkiye'yi "artırılmış izleme" sürecine dahil etti. Buna göre Ankara'nın önümüzdeki üç yıl içinde tavsiyelerin uygulanmasında kaydettiği ilerlemeye ilişkin FATF'a rapor sunması gerekiyor.


Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. Görevini bağımsız sürdüreceğini belirten Yavaş, muhalefetteki ayrışmaların demokratik siyasete zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Yavaş, 23 Eylül'de X hesabından yaptığı yazılı açıklama ile kararını duyurdu.

19 Mart sonrası yaşanan tartışmalara ve "mutlak butlan" sürecine işaret ederek bunların CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini söyledi.

Yavaş, bağımsız olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini belirtti.

Mansur Yavaş açıklamasında parti değişikliğine de kapıyı kapatan ifadeler kullandı.

"Seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum" dedi.

Yavaş istifa açıklamasında CHP Sözcüsü Müslim Sarı'ya da yanıt verdi.

Sarı, Yavaş'ı, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile temas halinde olmakla eleştirmişti.

Kılıçdaroğlu istifayı, "İstifa tek taraflı bir işlemdir. Kendi siyasi tercihi" şeklinde değerlendirdi.

YENİ Parti'den açıklama

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesiyle ilgili açıklama yaptı.

Emir, Meclis'te basın mensuplarının sorusu üzerine verdiği kısa yanıtta şöyle dedi:

"Sayın Mansur Yavaş, sadece bizim değil 86 milyonun bence onur duyduğu, hizmetleriyle, dürüstlüğüyle, halkçı belediyeciliğiyle ön plana çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapmaya ihtiyaç duyarsa da kendisi yapacaktır."

'Hadsizlik' yanıtı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 23 Eylül'de Ankara'daki basın toplantısında Yavaş'ı işaret ederek, "Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez" dedi.

Sarı, "CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değildir ve kendisini CHP'den üstün görmemelidir" diye konuştu.

Önümüzdeki günlerde belediye başkanları toplantısı yapacaklarını belirten Sarı, "Ortaya çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız" dedi.

Mansur Yavaş yaptığı istifa açıklamasında bu çıkışa yanıt verdi ve "Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım" dedi.

Muhalefete birlik çağrısı

Aylardır devam eden tartışmaların, özellikle de "mutlak butlan" üzerinden yürütülen sürecin CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceği uyarısını yineleyen Yavaş, bunun yalnızca partiye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna da zarar verebileceğini belirtti.

Yavaş, "Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir," ifadelerini kullandı.

Kendisini hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmediğini, böyle bir iddiayı "hadsizlik" sayacağını belirten Yavaş, buna karşılık siyasi yönetimler arasında sağlanamayan birliğin seçmenler arasında kurulabileceğini savundu.

"Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara'da başardık," diyen Yavaş, farklı siyasi görüşlerden insanları ortak bir irade etrafında buluşturduklarını ve kimseyi siyasi kimliği nedeniyle ayırmadıklarını söyledi.

CHP'yi küçük düşürecek veya partiye oy verenleri mahcup edecek bir davranışta bulunmadığını vurgulayan Yavaş, Ankara'da ayrım yapmayan, şeffaf ve hesap verebilir bir belediyecilik anlayışıyla çalıştıklarını belirtti.

Yavaş, üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiği, mücadele ettiği ve desteğini gördüğü kişilere teşekkür borçlu olduğunu ifade ederek, geçmişte birlikte yürüdüğü arkadaşlarını bugünkü siyasi tercihleri nedeniyle yok saymayacağını kaydetti.

'Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur'

Açıklamasında bağımsız devam etme kararının gerekçesine de değinen Yavaş, seçmenlerin sandıkta yalnızca bir kişiye değil, siyasi bir iradeye de oy verdiğini vurguladı.

Yavaş, "Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur," dedi.

Seçmenin iradesini kişisel hesaplarla başka bir yere taşımanın "seçmene karşı ağır bir vebal" olduğunu söyleyen Yavaş, belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti ve "Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır," ifadelerini kullandı.

Kendisine oy verip vermediğine veya siyasi görüşüne bakmaksızın bütün Ankaralılara hizmet etmeye devam edeceğini ifade eden Yavaş, "Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir," diye yazdı.

9 Eylül'de Erdoğan ile görüşmüştü

Yavaş, 10 Eylül'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Erdoğan'la görüşmesinde gündemin Ankara olduğunu vurgulamıştı.

Görüşmenin ardından ortaya atılan "parti değiştirecek" iddialarına da yanıt veren Yavaş, kendisini destekleyen insanları "hayal kırıklığına" uğratacak bir tutum içinde olmayacağını söylemişti.

Yavaş ayrıca hem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel'in öncesinde görüşmeden haberdar olduğunu açıklamıştı.