Dışişleri Sözcüsü Keçeli'den İsrail Dışişleri Bakanı Cohen'in sosyal medya paylaşımına tepki

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen'in sosyal medyada yaptığı paylaşıma ilişkin, "İşgalci bir gücün, sivil nüfusa yönelik hunharca saldırıları hiçbir şekilde meşru müdafaa olarak kabul edilemez" ifadelerini kullandı

(AA)
(AA)
TT

Dışişleri Sözcüsü Keçeli'den İsrail Dışişleri Bakanı Cohen'in sosyal medya paylaşımına tepki

(AA)
(AA)

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Cohen'in sosyal medya platformundaki paylaşımına ilişkin yazılı yanıt verdi.

Sözcü Keçeli, İsrail-Filistin sorununun geçmişinde de görüldüğü üzere, İsrail'in Filistinlilere baskı uygulamayı ve onların temel özgürlüklerini yok etmeyi sürdürdükçe, kolektif ve bireysel haklarını savunan Filistinli sayısının daha da artacağını ve İsrail'in daha fazla direnişle karşılaşacağını vurguladı.

Mevcut sorunun temelinde İsrail'in hukuku, insan haklarını ve evrensel ilkeleri tamamen hiçe sayan işgalci tutumunun, yayılmacı zihniyeti ve baskıcı eylemlerinin yattığını belirten Keçeli, "İşgalci bir gücün, sivil nüfusa yönelik hunharca saldırıları hiçbir şekilde meşru müdafaa olarak kabul edilemez." ifadesini kullandı.



Bayraktar AKINCI C ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi

AA
AA
TT

Bayraktar AKINCI C ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi

AA
AA

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Savunma Sanayii Başkanlığı liderliğinde yürütülen AKINCI Projesi kapsamında Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Taarruzi İnsansız Hava Aracı Bayraktar AKINCI C, ilk uçuş testini başarıyla tamamladı.

Böylece Bayraktar AKINCI TİHA'nın 2X850 HP gücündeki üçüncü varyantı gökyüzü ile buluştu.

1700 HP gücünde

Bayraktar AKINCI C, 2X850 HP olmak üzere toplamda sahip olduğu 1700 HP güç ile sınıfının en etkili ve kabiliyetli muharip platformu olacak.

Bugün gerçekleştirilen test faaliyetinde Bayraktar AKINCI C, 1 saatten fazla havada kaldı. Uçuş sırasında aerodinamik parametre adımları başarıyla test edildi.

En büyük ihracat anlaşması

İlk uçuşunu 6 Aralık 2019'da yapan Bayraktar AKINCI TİHA, 29 Ağustos 2021'de envantere girdi.

Yakın dönemde 2X450 HP gücündeki Bayraktar AKINCI A ve 2X750 HP gücündeki Bayraktar AKINCI B, Türk güvenlik güçlerinin yanı sıra başta Azerbaycan olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin envanterine de katılmaya başladı.

Azerbaycan envanterine giren Bayraktar AKINCI TİHA'nın 9 Şubat'ta gerçekleştirdiği ilk uçuşunu Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar birlikte izledi.

Suudi Arabistan ile geçen yıl yapılan ihracat ve işbirliği anlaşması, Cumhuriyet tarihinde Türk savunma ve havacılık sanayisinin tek seferde yaptığı en büyük ihracat anlaşması oldu.

ASELFLIR-500 ile vurdu

22 Şubat'ta icra edilen test kapsamında Bayraktar AKINCI, Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi'ni kullanarak deniz üstünde seyreden Albatros İDA'yı başarıyla imha etti.

AKINCI TİHA, 40 bin uçuş saatini başarıyla tamamlayarak Türk havacılık tarihinde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı.

45 bin 118 feet ile milli havacılık irtifa rekoruna sahip olan Bayraktar AKINCI, 2023'te 3 ülkeyi uçarak geçmek suretiyle Bakü'ye gitmişti. Bu uçuş için Tekirdağ-Çorlu'dan havalanan TİHA, Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan'ı bir uçtan bir uca katetti. Ayrıca, 2022'de Efes Tatbikatı kapsamında Batman'dan kalkarak İzmir'deki hedefleri başarıyla vurmuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail yönetimi bir avuç toprak parçasına sıkıştırdığı Gazzelileri acımasızca katlediyor

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail yönetimi bir avuç toprak parçasına sıkıştırdığı Gazzelileri acımasızca katlediyor

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İşgalci İsrail Yönetimi'nin Dezenformasyon Faaliyetleri ve Gazetecilere ve Medya Kuruluşlarına Yönelik Saldırıları" temasıyla gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı'na gönderdiği video mesajda, katılımcıları selamlarken, toplantının başarılı geçmesini diledi.

İslam dünyasının dört bir yanından toplantıya katılanlara "Hoş geldiniz" diyen Erdoğan, "Toplantınızın başta işgal edilmiş Filistin topraklarında gazetecilik görevini yapmaya çalışan medya mensupları başta olmak üzere tüm basın camiası için hayırlara vesilesi olmasını Rabb'imden niyaz ediyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, 7 Ekim'den beri Gazze'de ve İsrail'in işgali altındaki Filistin topraklarında çok büyük vahşet yaşandığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Batılı güçlerin koşulsuz desteğini arkasına alan İsrail yönetimi bir avuç toprak parçasına sıkıştırdığı Gazzelileri acımasızca katlediyor. Bugüne kadar 30 binin üzerinde Filistinli kardeşimiz hunharca şehit edildi, 70 binin üzerinde kardeşimiz de yaralandı. İsrail'in katlettiği Gazzelilerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. İsrail işgal güçleri sadece masum sivilleri değil aynı zamanda sahadaki gerçekleri dünyaya duyurmaya çalışan basın mensuplarını da hedef alıyor. Özgür basının sesini kesmek amacıyla İsrail'in katlettiği medya mensubu sayısı da 100'ün üzerindedir."

İsrail'in yıldırma, korkutma, susturma politikalarına rağmen gazetecilerin her türlü riski göze alarak Gazze halkına ve hakikate karşı görevlerini yerine getirdiğini belirten Erdoğan, "Filistinli mazlumların sesi soluğu olan tüm cesur gazetecileri selamlıyor, vefat edenlere Allah'tan rahmet diliyorum." diye konuştu.

"İsrail'in dezenformasyon çabalarının engellenmesi en önemli görevlerimiz arasındadır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel basın kuruluşlarındaki tasallutunu da kullanan İsrail'in, eş zamanlı olarak dezenformasyon faaliyetlerine hız verdiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşlediği savaş ve insanlık suçlarını örtmek için İsrail, gerçeklerin çarpıtılması ve propaganda başta olmak üzere her yolu kullanmaktadır. Yaptıkları tarafgir haberlerle Batılı medya organları İsrail'in propaganda makinasının işlemesine katkı sunmuşlardır. Bu tablo karşısında İslam ülkeleri olarak sorumluluklarımızdan biri de yalanın hakikati perdelemesinin önüne geçmektir. Gazzeli kardeşlerimize yönelik barbarlıkların kayıt altına alınması, duyurulması, İsrail'in dezenformasyon çabalarının engellenmesi en önemli görevlerimiz arasındadır. 'Filistin topraklarında gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik dezenformasyon ve saldırılar' başlıklı toplantınızın buna vesile olacağına inanıyorum."

Toplantının düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik eden Erdoğan, "Rabb'im Filistinli kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun." dedi.


Dışişleri Bakanlığından Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2. yılına ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığından Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2. yılına ilişkin açıklama
TT

Dışişleri Bakanlığından Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2. yılına ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığından Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2. yılına ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2. yılına ilişkin, "Ukrayna'nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü temelinde, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasına yönelik çabalarımızı devam ettireceğiz." açıklamasında bulundu.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Ukrayna'daki savaşın 2. yılı geride bırakılırken, çatışmaların Ukrayna üzerindeki yıkıcı etkisinin büyüdüğü, bölgesel ve küresel düzeydeki olumsuz sonuçlarının derinleştiği kaydedildi.

"Diplomatik süreci yeniden canlandırmaya imkan verecek koşulların en nihayetinde ortaya çıkacağına inanıyoruz." ifadesi kullanılan açıklamada, bu anlayışla taraflara gerekli telkinlerin sürdürüldüğü vurgulandı.

Açıklamada, "Ukrayna'nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğü temelinde, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasına yönelik çabalarımızı devam ettireceğiz." ifadesine yer verildi.


Çocuk müstehcenliğiyle mücadeleye yönelik "Sibergöz-22" operasyonunda yakalanan 18 zanlıdan 14'ü tutuklandı

AA
AA
TT

Çocuk müstehcenliğiyle mücadeleye yönelik "Sibergöz-22" operasyonunda yakalanan 18 zanlıdan 14'ü tutuklandı

AA
AA

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 18 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 14'ü çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, 4'ü adli kontrolle serbest bırakıldı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi ile mücadele kapsamında, çocuklara ait müstehcen ürünleri ülkeye sokma, çoğaltma, satma, depolama, bulundurma ve kullanma suçlarının önlenmesine yönelik, Kayseri merkezli Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Gaziantep, İstanbul, Sakarya, Samsun ve Van'da eş zamanlı operasyon düzenlendiğini açıklamıştı.

"Telegram" mesajlaşma uygulaması üzerinden çocukların müstehcen görüntülerinin para karşılığı satışa sunulduğu ve çeşitli ödeme kanallarıyla ödemelerin yapılıp, görüntülerin satın alındığının tespit edildiğini aktaran Yerlikaya, operasyonlar kapsamında 15 şüphelinin yakalandığını, çok sayıda dijital materyale el konulduğunu kaydetmişti.

Operasyon kapsamında gözaltına alınan zanlı sayısı daha sonra 18'e yükselmişti.


Hakim ve savcı adayı atamaları Resmi Gazete'de

AA
AA
TT

Hakim ve savcı adayı atamaları Resmi Gazete'de

AA
AA

Resmi Gazete'de yer alan Hakimler ve Savcılar Kuruluna ait atama kararına göre, 148 adli yargı hakimi, cumhuriyet savcısı ve idari yargı hakimi adayının ataması, 20 Şubat'ta yapılan ad çekme sonucunda gerçekleştirildi.

Söz konusu atamalar, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 13. maddesi gereğince yapıldı.


Terör örgütü PKK'nın sözde sorumlularından Murat Kızıl, MİT ve emniyetin ortak operasyonuyla yakalandı

AA
AA
TT

Terör örgütü PKK'nın sözde sorumlularından Murat Kızıl, MİT ve emniyetin ortak operasyonuyla yakalandı

AA
AA

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, MİT ve EGM İstihbarat Dairesi Başkanlığı, terörist Murat Kızıl'ın yurt dışında saklandığı yeri tespit etti. Bir süre takip edilen "Mazlum Mardin" kod adlı terörist, Avrupa'ya kaçmaya çalışırken yakalandı.

Türkiye'ye getirilen terörist Kızıl'ın 2015 yılında terör örgütü PKK/KCK'nın kırsal kadrolarına katıldığı belirtildi.

Suriye ve Irak'ta sözde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren Kızıl'ın "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan arandığı bildirildi.


Adnan Oktar silahlı suç örgütünün "güncel yapılanması" davasının mahkemesi değişti

Adnan Oktar (AA)
Adnan Oktar (AA)
TT

Adnan Oktar silahlı suç örgütünün "güncel yapılanması" davasının mahkemesi değişti

Adnan Oktar (AA)
Adnan Oktar (AA)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca Adnan Oktar organize suç örgütünün güncel yapılanması ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik hazırlanan iddianameyi kabul eden İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyaya ilişkin yeni karar aldı.

Mahkeme, sadece terör suçlarına ilişkin davalara baktığı için dosyayı görevsizlik kararıyla İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Bu mahkemece kabul edilen iddianame kapsamında sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde, Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu, 42'si firari 72 sanık hakkında açılan yeni davaya ilişkin yargılama da önümüzdeki günlerde yapılacak.

(AA)

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna'nın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan 5 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Bu kişilerin ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddesi uyarınca, örgüt üyelerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği bütün suçlarından dolayı fail olarak cezalandırılması da talep ediliyor.

Adnan Oktar, Meltem Daban ve Ferhunde Eda Babuna'nın bu kapsamda, "örgütün veya amacının propagandasını yapma" suçundan 10,5 yıldan 31,5'ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, diğer 17 sanığın "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "örgüte yardım" ve "örgütün veya amacının propagandasını yapma" gibi suçlardan da farklı oranlarda hapisle cezalandırılması öngörülüyor.


Afrika Boynuzu’ndaki Türk varlığı Kahire-Ankara ilişkilerinin gelişmesine engel olur mu?

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)
TT

Afrika Boynuzu’ndaki Türk varlığı Kahire-Ankara ilişkilerinin gelişmesine engel olur mu?

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud. (Reuters)

Ankara-Kahire ilişkilerinin hızla geliştiği bir dönemde Somali'nin Türkiye ile Savunma ve Ekonomik İş birliği Anlaşması’nı onaylaması, Türkiye'nin Afrika Boynuzu’ndaki varlığını güçlendiren anlaşmanın Mısır'ın bölgedeki çıkarları üzerindeki etkisinin boyutuna ilişkin soruları gündeme getirdi. Yaklaşık bir hafta önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire'ye yaptığı ziyaretten sonra, iki ülke arasında üst düzey bir stratejik iş birliği konseyi kurulmasına yönelik anlaşma imzalanmıştı.

Türkiye ve Afrika konularında çalışan uzmanlar Şarku'l Avsat'a şu değerlendirmelerde bulundular:

“Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde son dönemde yaşanan dikkat çekici yakınlaşma rekabete değil iş birliğine dayanıyor. Her iki ülke için de stratejik öneme sahip olan Afrika Boynuzu bölgesinde Mısır ve Türkiye'nin varlığı, Etiyopya'nın hamlelerine karşı bir iş birliği çerçevesi sağlayabilir.”

Çarşamba günü Somali Parlamentosu ve Bakanlar Kurulu, Türkiye ile 10 yıllık Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması’nı onayladı. Somali resmi haber ajansı SONNA, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un, anlaşmanın ‘Somali donanmasını inşa etmeyi ve deniz kaynaklarını korumayı’ amaçladığını söylediğini aktardı. Mahmud, ‘başka hiçbir ülkeye düşman olmadıklarını ve hiçbir şekilde başka bir ülke veya hükümetle nefreti veya çatışmayı kışkırtmayı amaçlamadıklarını’ vurguladı.

Ankara’nın ülkesine verdiği desteğe övgüde bulunan Mahmud, Türkiye'nin ‘Somali'nin karasularını korumasına, kaynaklarını kullanmasına ve Somali donanmasını rehabilite etmesine yardım etme isteğini ifade eden tek ülke’ olduğunu söyledi.

Gerçek bir müttefik

Somali Başbakanı Hamza Abdi Barre ise Türkiye ile yapılan anlaşmanın deniz sınırlarının terör, korsanlık ve yasa dışı balıkçılık operasyonlarından korunmasına katkıda bulunacağını söyledi. Barre, “Artık Somali'nin uluslararası sahnede gerçek bir müttefiki, dostu ve kardeşi olacak” ifadesini kullandı.

Türkiye söz konusu anlaşma kapsamında, karasularını terör, korsanlık ve dış müdahale gibi tehditlerden daha iyi koruyabilmesi amacıyla Somali Donanması'na eğitim ve teçhizat sağlayacak. Reuters dünkü haberinde, bir Türk Savunma Bakanlığı yetkilisinin, Türkiye'nin Afrika ülkesinin karasularını savunmasına yardımcı olmak için Somali'ye deniz güvenliği desteği sağlayacağını söylediğini aktardı.

Ortak tutum

Somali'nin Türkiye ile Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması’nı imzalaması, Etiyopya hükümetinin ayrılıkçı Somaliland bölgesiyle ilk anlaşmayı imzalamasından yalnızca bir ay kadar sonra gerçekleşti. Söz konusu anlaşmaya göre Addis Ababa, Etiyopya'nın Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanıması ve diğer ekonomik faydalar karşılığında Berbera bölgesinde ticari bir liman ve askeri üs içeren bir deniz limanı elde edecek.

Ancak Somali hükümeti, Etiyopya ile Somaliland arasındaki anlaşmayı kararlı bir şekilde reddetti ve Addis Ababa'daki büyükelçisini geri çağırdı. Ayrıca Mahmud, Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü baltalamaya yönelik her türlü girişime karşı duracağına söz vererek anlaşmayı iptal etme kararı yayınladı.

Mısır ve Türkiye, diğer ülkeler ve bölgesel kuruluşlarla birlikte Etiyopya ile Somaliland arasındaki anlaşmayı kınadı. Mahmud geçtiğimiz ay Kahire'yi ziyaret ederken, Türkiye de durumu görüşmek üzere bir dizi Somalili yetkiliyi kabul etti. Türkiye son birkaç yılda Somali hükümetinin yakın müttefiki haline geldi. Ankara, Somali’de okullar, hastaneler ve altyapı inşa etti. Ayrıca Somalililere Türkiye'de eğitim görmeleri için burs sağladı.

Rekabet değil iş birliği

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye meseleleri konusunda uzmanlaşmış araştırmacı Kerem Said, Türkiye-Somali anlaşmasını çevreleyen zamansal bağlamın önemine dikkat çekti. Bunun, Mısır-Türkiye ilişkilerindeki kayda değer iyileşmenin yanı sıra, Etiyopya-Somaliland anlaşmasının yarattığı gerginlik durumuyla da örtüştüğünü vurguladı.

Şarku'l Avsat'a konuşan Said, Mısır ve Türkiye'nin Etiyopya'nın Somaliland'la yaptığı anlaşmaya karşı durma konusunda anlaştığını belirterek, iki ülkenin Afrika Boynuzu'ndaki çıkarlarının, onları iş birliğini güçlendirmeye yönelteceğini kaydetti. Türkiye'nin eğiliminin Mısır başta olmak üzere bölge ülkeleriyle, öncesinde de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ‘sıfır sorun’ ilkesi olduğunu ifade etti. Said sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin temas kurduğu Arap ülkelerinin her birinin Afrika Boynuzu bölgesinde geniş çıkarları var. Bu durum, özellikle bölgedeki Fransız ve Amerikan nüfuzunun azalması ışığında, Türkiye'yi söz konusu Arap ülkeleriyle entegrasyonu güçlendirmeye yöneltebilir. Türkiye'nin Afrika Kıtası’ndaki nüfuzunu güçlendirmeye çalışan İran'la yaşadığı tarihsel rekabet bağlamında etkili ortaklara ihtiyacı var. Bu nedenle Türkiye'nin Arap ülkeleriyle, özellikle de Mısır'la koordinasyon eğilimi buna en yakın adım. Türkiye ilişkilerindeki mevcut ortam rekabetten çok iş birliğine yöneltiyor.”

Said'e göre, Afrika Boynuzu'nda Mısır-Türkiye iş birliği fikrinin hakimiyetinin bir başka göstergesi. Türkiye'nin Somaliland anlaşmasına ilişkin tutumunun ardından iki ülkenin sahip olduğu stratejik ilişkilere rağmen, Etiyopya ile Türkiye arasındaki ilişkilerde mevcut gerginlik durumunda yatıyor. Etiyopya, Afrika'daki Türk yatırımlarının neredeyse yarısını, yani yaklaşık altı milyar doları alıyor. Türkiye, Etiyopya hükümetinin Tigray'e karşı yürüttüğü savaşta da destek verdi. Bu gerilimin sadece Mısır-Türkiye koordinasyonuna yol açmayacağı düşünüldüğünde Rönesans (Nahda) Barajı konusunda da kullanılabileceği düşünülüyor.

Çıkar yönetimi

Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Salah Halime, Türkiye ile Somali arasındaki Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması’nın ardından Afrika Boynuzu'nda Ankara ile Kahire arasındaki mevcut manzarayı ‘rekabet değil, iş birliği’ olarak görüyor. Ancak Mısır ve Türkiye'nin Somali'deki çıkarlarının doğası perspektifinden başka bir bakış açısına odaklanan Halime, bu iki ülkenin Somali'nin yıllardır yaşadığı güvenlik ve ekonomik zorluklarla yüzleşmesinde desteklenmesi hususlarına öncelik verme eğiliminde olduğuna inanıyor. Kuşkusuz bu, Mısır ile Türkiye’nin Somali'yi destekleme hedefini tutarlı kılıyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Halime, Erdoğan’ın Kahire ziyareti sırasında iki ülke arasında stratejik iş birliği anlaşmasının imzalanmasıyla sonuçlanan son Mısır-Türkiye anlayışlarının, iki ülkenin karşılıklı olarak iş birliği yapacağı inancına neden olduğunu kaydetti. Halime, her iki ülkenin de stratejik öneme sahip Afrika Boynuzu bölgesinde çıkar yönetimini sağlayacak anlayış çerçevesine sahip olduğunu belirtti.

Halime, Türkiye-Somali anlaşmasının ‘Kahire'nin öfkesini uyandırmadığına’ dikkat çekti. Zira terörizm ve bölgesel krizler karşısında Mısır ve Türkiye'nin Somali'ye verdiği desteğin üç ülkenin ortak çıkarlarına hizmet ettiği dikkate alındığında, Somali topraklarının istikrarı ve birliği hem Mısır hem de Türkiye çıkarları açısından bir ‘güvenlik unsuru’ teşkil ediyor.

Somali, yıllardır ideolojik olarak El Kaide bağlantılı olan ve Somali ile komşu ülkelerdeki birçok terör operasyonunun sorumluluğunu üstlenen, yüzlerce kişinin yaşamına mal olan eş-Şebab Hareketi’ne karşı mücadele veriyor.


Yabancı gelin sayısında zirvenin yeni sahibi Özbek kadınlar

(AA)
(AA)
TT

Yabancı gelin sayısında zirvenin yeni sahibi Özbek kadınlar

(AA)
(AA)

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, geçen yıl Türkiye'deki evlenmelerde yabancı damatların sayısı 6 bin 345, yabancı gelinlerin sayısı 31 bin 29 oldu.

Uyruklarına göre incelendiğinde, 2014 sonrasında Özbek gelin sayısındaki artış dikkati çekti. Söz konusu yılda Türkiye'de 560 Özbek kadın evlenirken, bu sayı geçen yıl itibarıyla 3 bin 716'ya yükseldi. Böylece Özbekler, bu alanda 2015'ten bu yana ilk sırada olan Suriyelileri (3 bin 519) geride bırakarak zirveye yerleştiler.

Özbekler ve Suriyelilerin ardından 2023'te Azerbaycan (2 bin 818), Rusya (2 bin 339), Almanya (2 bin 243) uyruklu kadınlar, Türkiye'de en çok evlilik yapan yabancı gelinler olarak öne çıktılar.

Yabancı damatta ilk sırada Almanlar bulunuyor

Söz konusu veri setinin açıklanmaya başlandığı 2009'dan bu yana nikah masasına oturan yabancı erkekler sayısında ilk sırada Almanlar yer alıyor.

Türkiye'de evlenen Alman erkeklerin sayısı 2023 itibarıyla 1387 olurken, bu ülke uyruklu erkekleri Suriye (1219), Avusturya (326), Afganistan (316) ve Azerbaycan (254) uyruklular izledi.


RTÜK, reklamlarla ilgili "daha sıkı denetim" kararı aldı

(AA)
(AA)
TT

RTÜK, reklamlarla ilgili "daha sıkı denetim" kararı aldı

(AA)
(AA)

RTÜK'ten yapılan açıklamada, Üst Kurulun 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun çerçevesinde Türkiye'de yayın yapan tüm radyo ve televizyonları düzenlediği ve denetlediği hatırlatıldı.

​Radyo ve televizyon yayınlarının içerik denetimlerinin Üst Kurul Uzmanlarınca "titizlikle ve aralıksız" yapıldığı belirtilen açıklamada, son dönemdeki incelemelerde ticari iletişim yayınlarının hem içeriği hem de süreleriyle ilgili mevzuatta yer alan hükümlerin ihlal edildiğinin görüldüğü kaydedildi.

Açıklamada,​ "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak 6112 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil eden ticari iletişim yayınlarıyla ilgili tüm iyi niyetli uyarılarımızı zaman zaman gerek basın açıklamaları gerekse ikili görüşmeler yoluyla yapsak da yayıncılarımızın bu konuda gerekli özeni göstermedikleri belirlenmiştir." ifadelerine yer verildi.

1 saatte yayınlanabilecek azami reklam süresi 12 dakika

Yayınlarda 1 saatlik zaman diliminde yayınlanabilecek azami reklam süresinin 12 dakika olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bazı medya hizmet sağlayıcılarının bu süreyi aşarak hem rekabet ortamını zedelediği hem de kurallara uygun hareket eden muadillerine karşı haksızlık yaptığı belirtildi.

​ Reklam yayınları esnasında ses seviyelerinin artırılması ve gizli reklam uygulaması gibi ihlallerin de tespit edildiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

Ürün yerleştirme uygulamaları ise kanunun izin verdiği şekilde yapılmamaktadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında, medya hizmet sağlayıcıların editöryal bağımsızlığına müdahale edildiği, ürün veya hizmetlerin kiralanması veya satın alınmasının doğrudan teşvik edildiği ve ürüne aşırı vurgu yapıldığı belirlenmiştir. Bu tespitlerin ardından Üst Kurulumuz, reklamlarla ilgili daha sıkı denetim süreci başlatma kararı almıştır. Yukarıda bahsedilen temel kurallara uygun hareket edilmesi tüm yayıncılarımızın kendi menfaatine olacaktır. Aksi halde 6112 sayılı Kanundan kaynaklanan yaptırım gücümüzü çekinmeden kullanacağımızı açıkça ilan ediyoruz.