Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Ortak Yuvarlak Masa Toplantısı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 2022 yılında yüzde 41 artışla 6,5 milyar dolara ulaştığını belirtti

(AA)
(AA)
TT

Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Ortak Yuvarlak Masa Toplantısı

(AA)
(AA)

Bakan Bolat, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından İstanbul'da bir otelde düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Ortak Yuvarlak Masa Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, tarihi ve kültürel bağlara sahip olunan Suudi Arabistan ile ekonomik ve ticari ilişkilerimiz devlet başkanlarımızın gösterdiği istikamette her geçen gün güçlenerek geliştiğini söyledi.

İki ülke arasındaki ilişkilerin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ​​​​​​Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman'la 17-18 Temmuz tarihlerinde, Cidde'de gerçekleştirdikleri zirve toplantılarından sonra her seviyede olağanüstü hızla geliştiğine dikkati çeken Bolat, ticaretin önündeki sorunların da bir bir ortadan kaldırıldığını dile getirdi.

"Orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hedefleniyor"

Suudi Arabistan'ı, EXPO 2030 organizasyonunu 180 ülkeden 119'unun kabul oyuyla kazanarak elde ettikleri başarıdan ötürü tebrik eden Bakan Bolat, Türkiye'nin bu oylamada Suudi Arabistan'a çok güçlü destek verdiğini ve EXPO 2030 organizasyonuna Türkiye'nin şanına yakışır bir pavilyonla katılacağını bildirdi.

Bakan Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2022 yılında yüzde 41 artışla 6,5 milyar dolara ulaştığını belirterek, "Karşılıklı ticaretimiz bu yılın 11 ayında, 6,2 milyar dolara yaklaşmıştır. İnşallah geçen yılın rakamını rahatlıkla aşacağız. Burada altını çizmek istediğim husus, dünyada büyük bir talep daralması ve durgunluk ve ticaret gerilemesi bulunmakta. Başta enerji olmak üzere emtia fiyatları, gıda fiyatlarında ciddi bir düşüş var. Dolayısıyla bizim Suudi Arabistan'la ticaretimiz esasında miktar bazında çok daha yüksek bir artış kaydetmiştir. İnşallah orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaret, iki ülkenin stratejik hedefleridir." diye konuştu.

"STA sürecini başlatmak adına mayıs ayında verimli istikşafi görüşmeler yapıldı"

Türk ihracatçılarının başta konfeksiyon, tekstil, makine, gıda, savunma sanayi ürünleri olmak üzere Suudi Arabistan'ın güvenilir ortakları konumunda olduğunu vurgulayan Bolat, şöyle devam etti:

Suudi Arabistan da başta petrol ürünleri, kimyasallar ve demir çelikte ülkemiz için önemli bir tedarikçidir. İki ülke de Avrupa, Asya ve Afrika kıtasının kesiştiği kavşakta çok stratejik bir konumda bulunmaktadırlar. Güçlü altyapıları, dünyaya entegre açık ekonomileri ve girişimci ruhuna sahip iş dünyası ile Türkiye ve Suudi Arabistan'ın ticaret ve yatırım iş birliğinde çok güçlü potansiyelleri bulunmaktadır. Bunu hayata geçirme noktasında en önemli araçlardan biri de Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında bir serbest ticaret anlaşması yapılmasıdır. Nitekim Körfez İşbirliği Konseyi, Türkiye ile STA sürecini başlatmak adına mayıs ayında Türkiye'yle verimli istikşafi görüşmeler yapmıştır. Ümidimiz en kısa sürede resmi müzakerelere başlayarak iş dünyamızın hizmetine bu serbest ticaret anlaşmasını sunmaktır.

Türkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerinin önemli bir boyutunun da müteahhitlik sektörü olduğuna dikkati çeken Bolat, şunları söyledi:

Türk müteahhitlik sektörü 1972 yılında Libya, Irak ve Suudi Arabistan'la başladığı uluslararası projeler ve taahhütler yolculuğunda bugüne kadar 133 ülkede 11 bin 950 projeyi, 480 milyar dolarlık bir ihale bedeliyle başarıyla tamamlamışlardır. Dünyadaki en büyük müteahhitler ligi listesinde, 42 firma ile Türk müteahhitleri, Çin'in ardından dünyada ikinci sırada gelmektedirler ve müteahhitlerimiz Suudi Arabistan'ın kalkınmasında, altyapı ve üstyapı projelerinde bugüne kadar 28 milyar dolar değerinde 400 projeyi başarıyla üstlenmişlerdir.

Bakan Bolat, ekonomik ilişkilerde önemli bir diğer konunun da karşılıklı yatırımlar olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan'ın bugüne kadar Türkiye'de 2 milyar dolar değerinde özel sektör yatırımı gerçekleştirdiğini dile getiren Bolat, "Bu noktada her iki ülke arasında çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması ve yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşması imzalanmış ve yürürlüktedir. Dolayısıyla yatırımlar için güçlü bir yasal altyapı bulunmaktadır. Türkiye olarak da Suud yatırımlarının teşvik noktasında her türlü uygun ortamı sağlamaktayız. Nitekim bugüne kadar tam 1400 Suud'lu firma, Türkiye'de kurularak yatırım fırsatlarından yararlanmaktadırlar. Ümit ediyoruz ki bu karşılıklı yatırımlar daha da hızlanacaktır." ifadelerini kullandı.

"Ticarette gümrükler ve teknik konular noktasında hemen hemen hiçbir engel kalmamıştır"

Toplantı öncesinde, Suudi Standartları, Metroloji ve Kalite Örgütü Başkanı Sayın Dr. Saad Al-Qasabi ve heyetiyle çok verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Bolat, şunları kaydetti:

Bu görüşmede iki ülke arasındaki sorunları bitirme noktasında önemli bir mesafe sağladık. Gerek Türk Standartları Enstitüsünün Suudi Arabistan'da tanınması gerekse beyaz kanatlı ürünler ve balıkçılık ürünlerinde Türk şirketlerinin standartlarının tanınması noktasında, inşallah heyetlerimiz çok kısa bir sürede kalan engelleri ortadan kaldıracaklar. Böylece geçen temmuz ayında Cumhurbaşkanı'mızın Suudi Arabistan ziyaretinden bu yana iki ülke arasındaki ticarette gümrükler ve teknik konular noktasında hemen hemen hiçbir engel kalmamıştır. Ayrıca Suudi Arabistan, 17 Ekim tarihinden itibaren Türkiye'den Suudi Arabistan'a gidecek vatandaşlarımız için e-vize uygulamasını başlatmıştır, Türkiye'yi bu listeye dahil etmiştir. Böylece iş insanlarımızın seyahati noktasında büyük bir kolaylık sağlanmış oldu. Bu vesileyle değerli başkan nezdinde Suud'lu dostlarımıza çok teşekkür ediyoruz.

Ticaret Bakanı Bolat, bugünkü yuvarlak masa toplantısının iki ülkenin iş insanları arasında önemli fırsatların değerlendirilmesi için büyük bir vesile olacağını ifade ederek,"İş konseylerimiz Türk Suud İş Konseyi'nin iki tarafının değerli katkılarıyla hazırlanan bildiri, ve bildiride sektör bazlı projelere yer verilmesi her iki ülkedeki yatırım imkanlarının yeniden değerlendirilmesi, üçüncü ülkelerde ortak yatırım yapma konuları ve 2024 yılı için hazırlanan eylem planını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Ve bu eylem planının gerçekleştirilmesi için her türlü desteği vereceğiz." şeklinde sözlerini tamamladı.

Toplantı, konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.



Katar ve Türkiye'den Pakistan’ın savaşı sona erdirme çabalarına destek

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Lusail Sarayı’ndaki çalışma ofisinde Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti. (QNA)
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Lusail Sarayı’ndaki çalışma ofisinde Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti. (QNA)
TT

Katar ve Türkiye'den Pakistan’ın savaşı sona erdirme çabalarına destek

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Lusail Sarayı’ndaki çalışma ofisinde Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti. (QNA)
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Lusail Sarayı’ndaki çalışma ofisinde Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti. (QNA)

Katar ve Türkiye, salı günü yaptıkları açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini tehlikeye atabilecek veya uluslararası deniz taşımacılığının istikrarını etkileyebilecek tek taraflı adımları reddettiklerini vurguladı.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın düzenlediği ortak basın toplantısında, iki taraf gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları ve Pakistan’ın ABD ile İran arasında anlaşma sağlanması için yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini desteklediklerini açıkladı.

Katar Dışişleri Bakanı, ülkesinin Türkiye ile koordinasyon içinde hareket ettiğini ve en kısa sürede çözüme ulaşılması amacıyla Pakistan’ın diplomatik girişimlerini desteklediklerini söyledi.

Al Sani, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğü son ABD ziyaretinin amacının da Pakistan’ın çabalarına destek verilmesine ve Körfez bölgesindeki çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya ulaşılması için girişimlere katkı sunulmasına odaklandığını belirtti.

Pakistan’ın rolünün “bölge ve dünya açısından son derece önemli ve belirleyici” olduğunu ifade eden Al Sani, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin gerilimin düşürülmesine yardımcı olmadığını söyledi ve İran’a boğazı bir silah olarak kullanmaktan vazgeçme çağrısında bulundu.

sdvfd
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile Türkiye Dışişleri Bakanı’nın Doha’daki görüşmesinden bir kare. (QNA)

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani de salı günü Lusail Sarayı’ndaki çalışma ofisinde Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti.

Katar Emiri Divanı’ndan yapılan açıklamada, görüşmede iki ülke arasındaki stratejik iş birliği ilişkilerinin ve bu ilişkilerin güçlendirilmesi yollarının ele alındığı belirtildi.

Ayrıca bölgede yaşanan gelişmeler, özellikle ABD ile İran arasındaki ateşkes, gerilimin düşürülmesine yönelik çabalar ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacak diplomatik çözüm ilkesi de görüşüldü.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile Türk Dışişleri Bakanı arasındaki görüşmede de iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri, bunların geliştirilmesi yolları ve bölgede yaşanan son gelişmeler değerlendirildi. Özellikle ABD ile İran arasındaki ateşkes ve gerilimin azaltılması için yürütülen temasların bölgesel güvenlik ve istikrara katkısı üzerinde duruldu.

Taraflar ayrıca Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün önemini vurgularken, Gazze Şeridi, işgal altındaki Filistin toprakları ve Lübnan’daki gelişmeleri de ele aldı.

Katar Haber Ajansı’nın aktardığına göre taraflar, “ticari gemilere yönelik her türlü saldırıyı veya bölgedeki deniz güvenliğini tehdit eden girişimleri kınadıklarını, bu tür eylemlerin uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ve uluslararası ticaret ile hayati tedarik hatlarının istikrarını tehdit ettiğini” belirtti.

İki taraf, önümüzdeki dönemde bölgesel güvenlik ve istikrarı desteklemek amacıyla daha fazla koordinasyon, istişare ve stratejik ortaklığın güçlendirilmesine ihtiyaç olduğu konusunda mutabakata vardı.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Katar Emiri’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını ilettiğini söyledi.

Fidan, bölgede yaşanan gelişmelerin Türkiye ile Katar arasında daha fazla istişare ve dayanışmayı gerekli kıldığını ifade etti.

“Pakistan’ın yürüttüğü görüşmelere Katar ile birlikte güçlü destek veriyoruz. Her iki taraf da savaşın sona ermesini istiyor” diyen Fidan, savaşın yeniden başlamasının daha fazla yıkıma yol açacağını belirtti.

Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasına yönelik çabaları desteklediğini kaydeden Fidan, “Bu boğaz hiçbir şekilde bir silah olarak kullanılmamalıdır” ifadelerini kullandı.


Mısır ve Türkiye, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecini destekleme konusunda mutabık

Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır ve Türkiye, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecini destekleme konusunda mutabık

Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, “ABD ile İran arasındaki müzakere sürecinin desteklenmesi” konusunda mutabakata vardı. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, “gerilimin azaltılması ve savaşın sona erdirilmesi için tek yolun diplomatik çözümler ve diyalog olduğunu” vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bugün yaptığı açıklamaya göre iki bakan, “tüm tarafların sorumluluk ve sağduyu çerçevesinde hareket etmesi, anlaşmazlıkların çözümünde tamamen diplomasi seçeneğine başvurulması” yönündeki beklentilerini dile getirdi. Açıklamada ayrıca, “bölgesel güvenlik ve istikrarın sürdürülebilirliğinin, halkların kazanımlarını koruyacak siyasi çözümlerin öncelenmesine bağlı olduğu” ifade edildi.

Öte yandan Abdulati, pazar günü Kahire’de Fransız mevkidaşı Jean-Noel Barrot ile yaptığı görüşmede, “deniz taşımacılığı özgürlüğünün korunmasının ve Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarının dikkate alınmasının önemine” dikkat çekti. Mısır ayrıca, “Arap kardeş ülkelere yönelik haksız saldırıları kınadığını” belirtti.

Mısır daha önce de “liderliği, hükümeti ve halkıyla Körfez ülkeleriyle tam dayanışma içinde olduğunu”, güvenlik tehditlerine karşı ortak hareket edilmesi, gerilimin düşürülmesi ve bölgesel barış ile güvenliğin korunması için diplomatik yolun tercih edilmesi gerektiğini açıklamıştı.

Kahire yönetimi ayrıca, “bölgede artan gerilimin derhal durdurulması ve tüm ihtilafların ciddi diyalog ile diplomatik yollarla çözülmesi” çağrısında bulundu.

dfbg
Mısır Dışişleri Bakanı, Türk mevkidaşı ile daha önce yaptığı görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı açıklamasından aktardığına göre Abdulati ile Fidan arasındaki telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki ikili ilişkiler de ele alındı. Taraflar, “ortak çıkarlar doğrultusunda iş birliğini farklı alanlarda geliştirme ve halkların kalkınma ile refah beklentilerini destekleme” konusundaki ortak iradelerini teyit etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen şubat ayında Kahire’yi ziyaret etmiş ve çeşitli alanlarda bir dizi anlaşma imzalanmıştı. Erdoğan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Gazze, Sudan, Libya ve Afrika Boynuzu başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası konuda Türkiye ile Mısır arasında “görüş yakınlığı” bulunduğunu söylemişti.

Abdulati ayrıca geçen ay Türkiye’de düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış, burada Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye dışişleri bakanlarının yer aldığı dörtlü toplantıda, ABD-İran müzakereleri ve bölgede gerilimin azaltılması konuları ele alınmıştı.


Erdoğan: Türkiye'nin yer almadığı herhangi bir Avrupa oluşumu eksik ve zayıf kalacaktır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: Türkiye'nin yer almadığı herhangi bir Avrupa oluşumu eksik ve zayıf kalacaktır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin hak ettiği yeri almadığı hiçbir Avrupa yapılanmasının tam anlamıyla güçlü olamayacağını belirterek, Türkiye olmadan Avrupa’nın kriz yönetim kapasitesinin zayıf kalacağını söyledi.

Erdoğan, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Avrupa Birliği’nin 76 yıl önce üzerine inşa edildiği temellerin bugün çok boyutlu krizler nedeniyle ciddi sınamalardan geçtiğini ifade etti. Küresel ölçekte etkili savaşlar, siyasi krizler ve ekonomik sorunların AB’yi daha kapsayıcı politikalar izlemeye zorladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa bütünleşmesinin temelini oluşturan “Schuman Deklarasyonu”nun barış, iş birliği ve karşılıklı saygıya dayalı ortak gelecek hedefinin somut göstergesi olduğunu vurguladı.

Avrupa ülkeleri her yıl 9 Mayıs’ta, eski Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın 1950’de yaptığı ve daha sonra Avrupa Birliği’nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen deklarasyon anısına “Avrupa Günü”nü kutluyor.

Erdoğan açıklamasında, Türkiye’nin AB’ye aday ülke olarak sürecin vazgeçilmez bir unsuru olmaya devam ettiğini belirtti ve “Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne duyduğundan daha fazladır ve bu ihtiyaç gelecekte daha da artacaktır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ilişkilerini tam üyelik perspektifi ve karşılıklı kazanım anlayışı çerçevesinde sürdürmeye kararlı olduğunu kaydeden Erdoğan, Avrupa’dan da aynı samimi iradeyi göstermesini beklediklerini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Türkiye, 1987’de yaptığı üyelik başvurusunun ardından 1999’da aday ülke statüsü kazanmış, üyelik müzakereleri ise 2005’te başlamıştı. Ancak süreç, son 10 yılı aşkın süredir fiilen donmuş durumda bulunuyor.

Öte yandan Ursula von der Leyen’in Avrupa Birliği’nin genişleme politikasına ilişkin son açıklamaları Türkiye’de tepki çekti. Von der Leyen, Avrupa’nın Rusya, Türkiye ve Çin gibi aktörlerin etkisine açık hale gelmemesi için genişleme politikasının tüm Avrupa kıtasını kapsaması gerektiğini söylemişti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (AFP)Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (AFP)

Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçen pazartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Bugünün Türkiyesi eski Türkiye değildir” diyerek, Türkiye’nin siyasi nedenlerle AB üyelik masasının dışına itildiğini savundu.

Erdoğan, Yunanistan’ın kısa sürede üyeliğe kabul edildiğini hatırlatarak, Türkiye-AB ilişkilerinin özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002’de iktidara gelmesinden sonra ivme kazandığını söyledi. Ayrıca 2015 sonrası Suriye savaşı ve Avrupa’daki göç krizinin ilişkileri yeniden hareketlendirdiğini ancak AB’nin, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Türkiye’ye yeterli desteği vermediğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’nın bugün bir yol ayrımında olduğunu ifade ederek, ya Türkiye’nin yükselen gücünü ve küresel ağırlığını bir fırsat olarak değerlendireceğini ya da dışlayıcı söylemler nedeniyle kendi geleceğini riske atacağını belirtti.

Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Priveaux (AFP)Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Priveaux (AFP)

Bu arada Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot da güvenlik ve savunma alanlarında Türkiye ile iş birliğinin vazgeçilmez olduğunu belirtti. Türk medyasına konuşan Prévot, “Türkiye olmadan Avrupa’nın güvenlik ve ekonomik mimarisinden söz etmek mümkün değil” ifadesini kullandı.

Belçika’nın 10-14 Mayıs tarihleri arasında Kraliçe Kraliçe Mathilde başkanlığında Türkiye’ye ekonomik heyet göndereceğini açıklayan Prévot, özellikle savunma sanayisinde son dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle Türkiye ile savunma iş birliği fırsatlarının artırılmasının önemine dikkat çekti.

Prévot ayrıca, 1996’da imzalanan Türkiye-AB Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi gerektiğini belirterek, iki taraf arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 12 milyar euroya ulaştığını söyledi.

Brüksel'in çeşitli ülkelere yılda iki kez düzenlediği "ekonomik misyonlar", Belçika sisteminde güçlü siyasi boyuta sahip ekonomik diplomasi faaliyetlerinin en öne çıkanları arasında yer alıyor. Ekonomik misyon kapsamında Türkiye'yi ziyaret edecek heyette Dışişleri Bakanı Maxime Priveaux ve Savunma Bakanı Theo Francken de yer alacak.