Washington Büyükelçisi Mercan: Türkiye-ABD ilişkileri stratejik müttefiklik esasları üzerine kurulmalı

Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan, Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin karşılıklı "al-ver" mantığıyla değil, "stratejik müttefiklik" esasları üzerine kurulması gerektiğini belirterek "Aksi durumda herkes kaybeder" dedi

Hasan Murat Mercan (AA)
Hasan Murat Mercan (AA)
TT

Washington Büyükelçisi Mercan: Türkiye-ABD ilişkileri stratejik müttefiklik esasları üzerine kurulmalı

Hasan Murat Mercan (AA)
Hasan Murat Mercan (AA)

ABD'de Mart 2021'den beri görev yapan ve yaş haddinden emekli olacağı için görev süresi 12 Ocak 2024'te dolacak olan Büyükelçi Mercan, AA muhabirinin Türk-Amerikan ilişkileri ile ilgili sorulanını yanıtladı.

Mercan, Suriye, Ukrayna ve şimdi de Gazze’de yaşanan "yıkıcı" krizlerin dünyanın geleceği için endişe verici olduğunu söyledi.

Türkiye’nin yapıcı siyasetiyle bölgesinde ve dünyada alternatif bir güç odağı haline geldiğini belirten Mercan, bugüne kadar yaşanan olayların Türkiye’yi birçok kez haklı çıkardığını vurguladı.

Mercan, Türkiye'nin uyarılarının zamanında dinlenmediğini ifade ederek "Afganistan’dan Somali’ye kadar, Sudan’a kadar, hatta Balkanlara kadar, Orta Doğu’ya kadar neresi varsa düzenler yıkıldı, insanların hayatları mahvoldu. Ama yerine daha iyi yeni bir şey, maalesef konmadı." dedi.

Türk-ABD ilişkileri "stratejik müttefiklik" üzerine kurulmalı

Büyükelçi Mercan, "Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler karşılıklı 'al-ver' mantığıyla değil, 'stratejik müttefiklik' esasları üzerine kurulmalı. Aksi durumda herkes kaybeder." uyarısında bulundu.

Teoride herkesin stratejik ilişkilerden bahsettiğini ancak terör örgütleri PKK/YPG ve FETÖ ile savunma sanayisi gibi konulara bakıldığında bunu "al-ver temelli" ve "geçirgen bir yapı" olduğunun görüldüğünü belirten Mercan, "Bunun sürdürülmesi mümkün değildir ve bunu her yerde söyledim, Kongrede söyledim, yönetimle çok görüşmeler yaptım, Pentagon'da Savunma Bakanlığında, Beyaz Saray’da ve düşünce kuruluşlarında." diye konuştu.

Türkiye’nin F-16 alım talebi

Mercan, tüm sorunlara rağmen gayretler sonucunda Türkiye-ABD ilişkilerinde diyalogların çok daha geliştiğini vurgulayarak "Tüm bunlar oldu. İnşallah F-16'lar da yakın bir zamanda olacaktır. Uzun yıllardan sonra ilk defa eğer Kongre onaylarsa F-16'ları, ilk defa bir Kongre onay sürecinden geçirmiş olacağız. Bu kadar yüklü bir paket için bunlar pozitif gelişmeler." ifadelerini kullandı.

Görevi boyunca ABD’nin PKK/YPG'ye bakışının ilişkilerde zorluk yarattığını ve yaratmaya devam ettiğini söyleyen Mercan, Fetullahçı Terör Örgütü konusunda da ABD yönetiminin yeterli duyarlılığı göstermediğini kaydetti.

Büyükelçi Mercan, Türkiye'nin NATO üyesi, ABD'nin ise NATO’nun en önemli aktörlerinden biri olduğunu belirterek "NATO’nun da varlık nedeni üye ülkelerin güvenliklerini sağlamak ve üye ülkelerinin karşılaştığı güvenlik tehlikelerine karşı ortak hareket etmek." diye konuştu.

"ABD ve diğer Batılı ülkeler, Türkiye ile ilişkilerini daha uzun vadeli ve stratejik bir perspektife oturtmak zorundadır, oturtmazlarsa Türkiye yoluna devam edecektir." diyen Mercan, "Yani burada Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmeler, istihbarat gelişmeleri, bugünkü ilerlemeler, bunlar zaten oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Mercan, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından sonra Türkiye’ye bakışın değişmeye başladığını belirterek "Şimdi orada da Türkiye çok etkili rol oynadı. Tahıl koridoru, burada kiminle görüştüysek teşekkür ettiler, takdir ettiler, şükranlarını sundular." dedi.

Deprem felaketinin güçlendirdiği bağlar

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin ardından başlatılan yardım kampanyalarına da değinen Mercan, "Deprem sırasında Büyükelçilik olarak burada çok duygusal anlar yaşadık." diye konuştu.

Mercan, vatandaşların gözyaşları içinde gayretlerini gördüğünü belirterek "Çok gururlandım, mutlu oldum. İyi ki Türk'üm, iyi ki Türk vatandaşıyım. Bunu çok söyledim. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın." ifadelerini kullandı.

"Önümüzdeki yüzyıl Türkiye Yüzyılı olacak"

Mercan, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek yüzyılda öneminin daha da artacağına inandığına işaret ederek "Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki önümüzdeki yüzyıl Türkiye Yüzyılı olacak. Türkiye’nin önemi, bu söylediğim nedenlerle ülkenin tarihsel birikimi, kültürel birikimi, vizyonu, yapıcı olması, yumuşak gücü çok daha fazla önem kazanacak." diye konuştu.



Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
TT

Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)

Somali'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile federal hükümetin muhalifleri arasında, geçtiğimiz yıldan bu yana ülkedeki en önemli anlaşmazlık konularından biri olan ve bu yıl yapılması planlanan doğrudan seçimler öncesindeki görüşmelerle yeni bir boyut kazandı.

Eski Somali Cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet figürü Mohammed Abdullahi Farmaajo'nun da katıldığı görüşmeler, sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı görüşmelerinin ardından gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, bu görüşmeleri, Türkiye'nin Mogadişu'daki etkisi ve geniş nüfuzu çerçevesinde, siyasi krizi sona erdirmek ve bazı çözümler bulmak için seçimler öncesinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünün başlangıcı olarak gördüğünü ifade etti.

Mogadişu'daki evinde Türkiye’nin Büyükelçisi Aktaş ile bir araya gelen Farmaajo, yaptığı açıklamada, Türk Büyükelçi ile ülkedeki siyasi ve güvenlik durumunu ve ülkeye yönelik yatırımı artırmanın yollarını görüştüğünü belirtti. Türk hükümetini ve ülkesine verdiği kesintisiz desteği öven Farmaajo, görüşmeyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi.

‘es-Somal el-Cedid’ adlı haber sitesinin dün akşam yayınladığı habere göre Büyükelçi Aktaş, Farmaajo ile görüşmesi öncesinde Puntland Devlet Başkanı Said Abdullah Deni de dahil olmak üzere bazı Somalili siyasi isimlerle bir araya geldi.

fvfrdv
Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçisi, Puntland Devlet Başkanı ile bir araya geldi (Büyükelçinin X hesabı)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kilani, mevcut aşamanın merkezi hükümet ile bazı siyasi partiler arasında tırmanan gerilimler ve merkezi yönetim ile bazı bölgesel yönetimler, özellikle Cubaland ve Puntland yönetimleri arasındaki görüş ayrılıkları ile şekillendiğini düşünüyor.

Kilani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye'nin, 2026 Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesindeki hassas dönemde Somali siyasi partilerinin görüşlerini bir araya getirmek için arabuluculuk rolü oynadığı aşikar.”

Türkiye-Somali görüşmeleri, muhalefetle yapılan ve sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı toplantılarının ardından gerçekleşti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, 19 Şubat'ta federal hükümet tarafından düzenlenen istişare toplantılarına katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı sarayında muhalefet partisi ‘Somali'nin Geleceği Konseyi’ üyeleri ve yetkilileriyle bir araya geldi.

Somali Haber Ajansı SONNA'nın o günkü haberine göre görüşmelerde yaklaşan seçimler, ulusal birlik ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi ve ‘güvenlik ve istikrarı tehdit eden (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milisleriyle mücadele’ konuları ele alındı.

Somali'nin Geleceği Konseyi, Nairobi'de yapılan bir toplantının ardından geçtiğimiz yıl ekim ayında oluşturuldu. Konsey, Cubaland ve Puntland devlet başkanları Ahmed Madobe ve Said Deni ile muhalefet partisi ‘Somali Kurtuluş Forumu’ liderleri, yani eski başbakanlar Hasan Ali Kayre ve Abdi Farah Shirdon, milletvekili Abdurrahman Abduşşakur ve diğer bazı isimler tarafından, özellikle doğrudan seçimler konusunda hükümetle bir yıl süren radikal anlaşmazlıklar sonrası kuruldu.

Kilani, Türkiye'nin diplomatik etkisi ve Somalili çeşitli taraflarla dengeli ilişkileri, eğitim ve kurumsal destek programları aracılığıyla güvenlik ve askeri varlığı, altyapı projeleri ve yatırımlar aracılığıyla ekonomik ve kalkınma desteği ve arabuluculuk girişimlerini yönetme kapasitesini artıran cumhurbaşkanlığı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, siyasi sahneyi etkileyebilecek araçlara sahip olduğuna inanıyor.

Ankara, etkili bölgesel ortaklarıyla çabalarını koordine edecek gibi görünüyor ve bu koordinasyon, arabuluculuk çabalarının başarı şansını artırabilir.

Birkaç olasılığa işaret eden Kilani’ye göre bunlardan ilki, gerilimin azalması ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının tarafları birbirine yaklaştırarak seçimlerin daha az gergin bir ortamda yapılmasının önünü açması, ikincisi ise özellikle farklı bölgesel ittifaklarla bağlantılı bölgesel yönetimlerin bazı çekincelerinin devam etmesi, siyasi krizin kötüleşmesi ve seçim tarihinden önce uzlaşma çabalarının durması olasılığına dair kısmi başarısızlık senaryosu.


Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık Körfez ülkelerine saldırmasını “son derece yanlış bir strateji” olarak nitelendirdiğini ve bunun bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını söyledi.

TRT Haber Özel Yayın'ında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Fidan, “İran’ın bu bölgeleri rastgele bombalaması çok yanlış bir strateji” dedi. Fidan Tahran’ın stratejisini “Ben batarsam, bölgeyi de batırırım” olarak tanımladı.

Bakan Fidan, İran saldırılarına maruz kalan ülkelerin bu saldırılar devam ettiği sürece sessiz kalamayabileceğine ve çatışmanın kapsamının genişlemesinin endişe verici bir durum olduğuna dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı, İran’da rejim değişikliğinin “bölge için tehlikeler” oluşturabileceğini belirtti. Fidan, yeni İran liderliğinin seçilip göreve gelmesi halinde, ABD ve İsrail ile savaşın sona erdirilmesi için bir fırsat sunabileceğini söyledi. Herhangi bir uzlaşmanın, savaşın uzamasından daha iyi olacağını vurgulayan Fidan, yeni İran liderliğinin çatışmayı sonlandırma yönünde “irade” göstermesini umut etti.


Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
TT

Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)

Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, "demokratik bütünleşme" olarak adlandırdığı "barış sürecinin" yeni bir aşamasının başladığını duyurdu.

Öcalan, İmralı Cezaevi'nde, Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HADEP) heyetiyle yaptığı görüşmede, sürecin ikinci aşamasına aktif olarak katılma arzusunu dile getirdi.

Bu durum, PKK’nin feshedilmesi için yasal çerçeveyi geliştirmekle görevli parlamento komitesinin, süreçle ilgili öneri ve tavsiyeleri içeren bir taslak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün, bir oturum düzenlemesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre öneriler, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını ve anadil hakları ile eşit vatandaşlık gibi temel konuları dışarıda bırakıyor, bunun yerine "temel hakların" tanımlanması çerçevesinde mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler içeriyor.