YSK Başkanı Ahmet Yener: Deprem bölgesi de tüm Türkiye de 31 Mart 2024 seçimlerine hazır

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, "Deprem bölgesi de tüm Türkiye de 31 Mart 2024 seçimlerine hazır. Martta deprem bölgesine gidip, geldiğimiz son noktanın tespitini yapacağız" dedi

YSK Başkanı Ahmet Yener (AA)
YSK Başkanı Ahmet Yener (AA)
TT

YSK Başkanı Ahmet Yener: Deprem bölgesi de tüm Türkiye de 31 Mart 2024 seçimlerine hazır

YSK Başkanı Ahmet Yener (AA)
YSK Başkanı Ahmet Yener (AA)

Yener, Anadolu Ajansının (AA) "Seçim 2024 Özel" yayınında, 31 Mart'ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri'ne ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan YSK'de, TBMM'de grubu bulunan 6 siyasi partinin de temsilcisinin bulunduğunu belirten Yener, siyasi parti temsilcilerinin, kurulun tüm toplantılarına katıldığını, görüşlerini ifade ettiğini ancak oy verme haklarının olmadığını söyledi.

Yener, YSK'nin, yaptığı toplantılar sonucunda kararlarını oy çokluğuyla aldığını ifade ederek, YSK'den sandık kuruluna kadar tüm aşamalarda siyasi partilerin temsilcilerinin yer aldığını, seçim süreci ve sistemin işleyişinin siyasi partilerle eş güdümle devam ettiğini vurguladı.

"Geçen yıl mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi ikinci tura kalınca 15 gün gibi kısa sürede ikinci seçimi yaptınız. Bu nasıl bir tecrübeydi?" sorusu üzerine Yener, bu durumun, Türk siyasi hayatında ilk kez gerçekleştiğini hatırlattı.

İkinci tura kalan adaylar kesinleştikten sonra öncelikli olarak oy pusulalarının basılması gerektiğini kaydeden Yener, 16 Mayıs sabahı itibarıyla oy pusulalarının basımına başladıklarını dile getirdi.

(AA)
(AA)

Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin, hem yurt içinde hem de yurt dışında gerçekleştiğini, yurt dışındaki oy verme işleminin, 20 Mayıs 2023 tarihinde başlayıp 24 Mayıs 2023 tarihinde sona erdiğini anlatan Başkan Yener, şöyle konuştu:

Yani 16 Mayıs ila 19 Mayıs arasında 3 günlük bir sürede Azerbaycan'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne, Kırgızistan'dan Çin'e, Özbekistan'dan Avustralya'ya, Türkmenistan'dan Almanya'ya, Mısır'dan Brezilya'ya kadar geniş bir coğrafyada oy pusulalarının basılması, diplomatik kargoların hazırlanması, uçuş planının yapılması gibi bir süreci Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle organize edip olağanüstü bir çalışmayla oy pusulalarının basımı ve ilgili merkezlere dağıtımı gerçekleşmiştir. 73 ülke, 151 temsilcilik, 16 merkez olmak üzere 167 nokta ve 46 gümrük kapısında bu işlemin gerçekleştirilmesinin ne kadar zor olduğunu ve bu işlemin gerçekleştirilmesi için nasıl bir çalışma gerektiğini kamuoyunun takdirlerine bırakıyoruz. Ayrıca yurt dışındaki ve gümrükteki oylar kullanıldıktan sonra 24 ve 27 Mayıs arasında yine 3 günlük sürede yurt dışından ve gümrüklerden ülkeye transferi de yine aynı şekilde planlanıp gerçekleştirilmiştir.

"Oy pusulalarının yurt dışına ulaştığı an rahat nefes aldığımız an"

Yener, oy pusulalarının gönderilmesi ve tekrar gelmesinde Dışişleri Bakanlığı personeli ile 6 günlük yoğun bir süreç yaşadıklarını belirterek, "Süreçte en önemlisi, bu oy pusulalarının gönderilmesi. Çünkü 20 Mayıs itibarıyla oy pusulaları basılıp gönderilmemiş olsa oy verme işlemi başlayamayacağı için seçimler de doğal olarak başlayamayacaktı. 3 günlük süre bizim için çok yoğun ve stresli bir ortamdı. İlk olarak oy pusulalarının yurt dışına ulaştığı an rahat nefes aldığımız andır." yanıtını verdi.

YSK Başkanı Yener, "YSK, 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının son seçimlerini gerçekleştirdi. 31 Mart 2024'te de Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk seçimlerini gerçekleştirecek. Yani bizler Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının son seçimlerini ve ikinci yüzyılının ilk seçimlerini yapma şerefine nail oluyoruz. Bu da bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır." dedi.

(AA)
(AA)

Seçimlere katılacak siyasi parti sayısı 35

Yerel seçimlerle ilgili 1 Ocak'ta seçim takviminin işlemeye başlamasıyla 2 Ocak'ta seçime katılacak siyasi parti sayısını 36 olarak ilan ettiklerini anımsatan Yener, sonradan Yenilik Partisi'nin seçimlere katılmayacağı kararını açıkladığını söyledi.

Ahmet Yener, "Şu an itibarıyla 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleşecek olan seçimlere katılacak siyasi parti sayısı 35'tir. Ayrıca bizim ilan ettiğimiz listede Büyük Türkiye Partisi olarak ismi geçen siyasi partimiz, süreç içerisinde ismini Ocak Partisi olarak değiştirdiği için bundan sonraki süreçte ve ilanlarımızda Büyük Türkiye Partisi'nin ismi, Ocak Partisi olarak geçecektir." diye konuştu.

Seçim takvimi süreçleri

Seçim takvimi süreçlerini de aktaran Ahmet Yener, takvim uyarınca, 4-17 Ocak arasında muhtarlıklarda askıda kalan seçmen listelerinde hata bulunması halinde seçmenlerin bu süre içerisinde ilçe seçim kurullarına müracaat ederek varsa yanlışlıkları giderebileceğini, bugünden sonra kayıtlarda herhangi bir düzenleme ya da düzeltme yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığını bildirdi.

Siyasi partilerin aday listelerinin ve bağımsız aday olmak isteyenlerin başvurularını seçim kurullarına vermelerinin son gününün 20 Şubat 2024 saat 17.00 olduğunu belirten Yener, 27 Ocak'ta siyasi partilerin birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için kura çekileceğini anlattı.

Geçici aday listelerinin 23 Şubat'ta, kesin aday listelerinin ise 3 Mart'ta ilan edileceğini aktaran Yener, siyasi partilerin sandık kurulları için bildirecekleri isimler için son tarihin ise 24 Şubat olduğunu belirtti. Yener, seçim propagandasının 21 Mart'ta başlayacağını ve 30 Martta sona ereceğini kaydetti.

"Güvenlik tedbirlerinin alınması için tüm çalışmalarımız yapılmıştır"

YSK Başkanı Ahmet Yener, sorular üzerine seçim güvenliğine ilişkin de bilgi verdi.

Seçim güvenliğini sadece seçim günü olarak görmediklerini, seçim öncesi iş ve işlemlerle ilgili de seçim güvenliği hazırlıklarının yapıldığına işaret eden Başkan Yener, sandık kurullarında da yer alan siyasi parti temsilcilerinin tutulan tutanakları ıslak imza altına almasının ve bu tutanaklara ilişkin yasal itiraz, şikayet müesseselerinin bulunmasının, seçim güvenliğini sağlayan unsurlardan olduğunu vurguladı.

Yener, kurul olarak, gerekli tüm teknik hizmetlerin alınması, eksikliklerin giderilmesi için tüm kamu kurum ve kuruluşları ve belediyelerle yazışmaları yaptıklarını belirterek, oy verilen sandık alanlarından matbaalara kadar gerekli tüm yerlerde güvenlik tedbirlerinin alınması için tüm çalışmaların yürütüldüğünü bildirdi.

"Üzerimize düşen tüm tedbirleri aldık"

Başkan Ahmet Yener, YSK'nin, seçim günü verilerin girildiği, 7 gün 24 saat anlayışıyla sürekli izlenen, internete kapalı güvenli ağda hizmet veren Seçim Bilişim Sistemi'nin (SEÇSİS) kullandığını hatırlattı.

Yener, "SEÇSİS'de kullanılan donanım ve yazılımlarda mümkün olduğu kadar yerli ve milli ürünler tercih edilmekte, yabancı bir ürüne ihtiyaç duyulması halinde açık kaynak kodlu ürünler tercih edilmektedir. Ayrıca SEÇSİS, tüm parçalarıyla bağımsız kurumlar tarafından siber güvenlik testlerinden geçilmekte ve bu siber güvenlik testlerinin sonucunda alınan raporlar uyarınca gerekli çalışmalar, güncellemeler yapılmaktadır." bilgisini verdi.

Ahmet Yener, seçim öncesinde seçime katılma yeterliğine sahip siyasi partilerle deneme testleri yaptıklarını belirterek, şöyle konuştu:

Sanal ortamda test seçimleri yapılmakta. Veri akışında bir problem olup olmadığı konusunda bu testlerde alınan raporlar sonucunda siyasi partilerimizin varsa eksikliklerinin giderilmesi çalışmaları yapılmaktadır. 31 Mart 2024 tarihine kadar da yine siyasi partilerimizle deneme testlerimiz de gerçekleşecektir. 2023 yılındaki seçimler, Yüksek Seçim Kurulu teknik ekibinin ve HAVELSAN teknik ekibinin yapmış olduğu yeni veri merkezinde gerçekleşmiş ve 2023 seçimleri, oldukça başarılı bir şekilde yeni hizmete alınan veri merkezimizde sorunsuz olarak yapılmıştır. Biz üzerimize düşen tüm tedbirleri aldık. Siyasi partilerimizle de gerekli deneme testlerimizi yaptık. Bir sorun olacağını şu an itibarıyla düşünmemekteyiz.

"Seçmen kütükleri 9 veriyle kontrol ediliyor"

Seçmen kütükleri konusunda 2008'den beri Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğünün MERNİS sistemiyle entegre olarak çalışıldığını belirten Yener, yurt içi ve yurt dışı seçmen kütüğünün de 298 sayılı yasanın 33 ve 35. maddesindeki hükümler çerçevesinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nden alınan verilerle güncellendiği bilgisini paylaştı.

Bir kişinin seçmenlik sıfatını taşıyabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve 18 yaşını ikmal etmiş olması gerektiğini vurgulayan Yener, "Seçmen kütükleri bizim '9 veri' dediğimiz veri ile kontrol edilmektedir. Bir kişinin birden fazla kaydının olup olmadığı, kamuoyunda mükerrerlik, 'ölü seçmenlere oy kullandırıldı', 'vatandaş olmayan kişiler oy kullandı' gibi algılar gerçeği yansıtmıyor. Her dönem için 9 bilgiyle bir kişinin kayıtlarının gerçek olup olmadığını kontrol etmekteyiz. Bunlar adı, soyadı, anne adı, baba adı, doğum yılı, doğum yeri, nüfusa kayıtlı olduğu il, nüfusa kayıtlı olduğu ilçe, adres numarası gibi bilgilerle sistem kendisini test etmektedir. Ayrıca bunun yanı sıra yaş kontrolü dediğimiz kontrolü yapmaktayız." ifadelerini kullandı.

Kısıtlı ya da hükümlülere, silah altında bulunanlara yönelik de kontrollerin sağlandığını, kamu hizmetinden yasaklı olup olunmadığı gibi bilgilerin de kontrol edildikten sonra kişinin seçmen niteliğine haiz olup olmadığının belirlendiğini anlatan YSK Başkanı Yener, "Kurulumuza bugüne kadar mükerrer ya da ölü seçmen kaydıyla ilgili olarak herhangi bir müracaat olmamıştır." dedi.

Yener, 4-17 Ocak tarihleri arasında vatandaşların kontrolü için askıda kalan seçmen listelerinin ayrıca yasal hükümler uyarınca seçimlere katılma yeterliliğine haiz tüm siyasi partilerle de paylaşıldığını belirterek, "Yani sistem ve seçmenlerin bilgilerinin doğru olup olmadığı siyasi partilerimizle paylaşılmakta ve varsa siyasi partilerimizin de kendileri açısından eksik gördükleri bir kayıt, hata, yasal prosedürler işletilerek kurul önüne kadar gelmekte ve varsa bir eksiklik ya da yanlışlık bunlar da kurul kararıyla düzeltilmektedir." şeklinde konuştu.

(AA)
(AA)

"Parlamentonun bu konuda bir yasal düzenleme yapması gerekir"

YSK Başkanı Ahmet Yener, "Türkiye ne zaman elektronik oya geçecek?" sorusuna şu cevabı verdi:

Elektronik seçimin Türkiye'de 298 sayılı yasa hükümleri uyarınca yurt dışı seçimler için uygulanması mümkün. Yasada bu konuda düzenleme var ancak bugüne kadar uygulanmamış. Bunun dışında Yüksek Seçim Kurulunun yapmış olduğu milletvekili, Cumhurbaşkanlığı ve mahalli idareleri seçimleri için elektronik oylama ile oy kullanmaya imkan veren bir yasal düzenleme söz konusu değil. Öncelikle parlamentonun bu konuda bir yasal düzenleme yapması gerekir. YSK olarak 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleşen seçimlerden sonra bu konuda bir takım beyanatlarımız oldu. Bu beyanatlarımızdan sonra Ankara Üniversitesi Rektörümüzün bu konuya duyarlı yaklaşımı ile Ankara Üniversitesinin değerli hocalarıyla iki toplantı gerçekleştirdik ve süreç içerisinde de elektronik oylama ile ilgili olarak Ankara Üniversitesi ile bilgi paylaşımımız devam edecektir.

Cumhurbaşkanlığı, milletvekili ve mahalli idareler seçimlerinin yanı sıra siyasi partilerin il, ilçe ve büyük kongreleri ile odalar ve baroların seçimlerinin de YSK'nin gözetim ve denetiminde yapıldığını hatırlatan Yener, elektronik oylamanın, yasal bir düzenlemeyle pilot olarak siyasi partilerin veya odaların seçimlerinde uygulanıp, uygulamanın sonuçlarının değerlendirilebileceğini belirtti.

Yener, elektronik oylamanın hem getirisinin hem de götürüsünün olduğunu anlatarak, "'Getirisi nedir?' diyecek olursak, geçersiz oy oranının düşmesini sağlayabilir. Engelli seçmenlerin daha rahat oy kullanmasını sağlayabilir. Ama götürüsü dediğimiz husus özellikle hacklenme olayı, siber saldırı, manipüle edilebileceği gibi hususlar tartışılıyor. Dünyadaki örneklerde de bunun gündeme geldiğini görüyoruz." diye konuştu.

Yüksek Seçim Kurulunun 2014'te, elektronik seçimle ilgili yurt dışındaki uygulamalarla ilgili gözlemde bulunduğunu ancak daha sonradan bu konuda bir çalışma yapılmadığını ifade eden Yener, "Biz kurul olarak genel seçimlerden sonra akademik ve bilimsel çevrelerle ve bu konuya duyarlı teknolojik birimler ile gerekli çalışmaları yaptıktan, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerimizle de görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra, yurt dışındaki örnekleri de inceleyip bunun ülkemizde uygulanmasına ilişkin bir yol haritası çizmeye çalışacağız. Ama elbette ki yurt dışındaki seçimler haricinde bunun diğer seçim türleri konusunda uygulanıp uygulanmayacağındaki son takdir parlamentonundur.

(AA)
(AA)

"Martta deprem bölgesine gideceğim"

Başkan Yener, sorular üzerine, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşandığı illerdeki seçim hazırlıklarını hakkında da bilgi verdi.

31 Mart 2024'teki yerel seçim hazırlıklarıyla ilgili geçen hafta iki kurul üyesi, genel müdür ve genel müdür yardımcısının Hatay'a gittiğini hatırlatan Yener, "Hatay'da eksiklik bulunup bulunmadığı, gelinen aşamada hangi durumda olduğumuza yönelik çalışmalar yapıldı. İlerleyen süre içerisinde de tıpkı 2023'te gerçekleşen seçimler gibi personelimizin, kurul üyelerimizin ve benim deprem bölgesine gidip son durumun ne olduğuna bakıp konteyner, teknik donanım konusunda geldiğimiz son noktanın ne olduğunun tekrar bir tespitini yapacağız." dedi.

Bölgedeki okulların durumunu takip ettiklerini ifade eden Yener, seçime kısa bir süre kala bölgedeki okulların son durumunu tespit edip, konteyner ihtiyacı olması halinde bunların giderilmesini sağlayacaklarını söyledi. Yener, şöyle konuştu:

Aynı şekilde seçmenlerimizin kayıt olması ve oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri için 2023'te gerçekleşen seçimlerdeki tedbirleri aynen bu seçimlerde de uygulamaktayız. Yani deprem bölgesinde yaşayıp diğer illerimize göç eden vatandaşlarımız, bu seçim döneminde bölgelerine dönmek istedikleri zaman, diğer bölgedeki seçmenlerimizde aradığımız elektrik, su, telefon faturası, kira sözleşmesi gibi belgeleri aramadan belirtmiş oldukları adreslere tescil işlemleri gerçekleştirilmekte. Seçmen kağıtlarının dağıtılmasında da yine 2023'te yapıldığı gibi gerekli tedbirler alınarak seçmen bilgi kağıtlarının da taşınması sağlanacaktır. Deprem bölgesi de tüm Türkiye de 31 Mart 2024 tarihinde gerçekleşecek olan seçimlere hazır. 31 Mart 2024 tarihine kısa bir süre kala, mart ayı içerisinde tüm deprem bölgesinde tekrar bir inceleme yapacağız ve o anda, son haftalarda bölgeden, ilçe seçim kurullarımızdan, il seçim kurullarımızdan bize yansıyan bir talep olursa bunları da en kısa zamanda gerçekleştireceğiz. Şu an itibarıyla zaten, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile zaten temas halindeyiz. Bir sıkıntı olacağını şu an için öngörmüyoruz.

Yener, 31 Mart'ta gerçekleşecek seçimlerin tüm siyasi partilere, bağımsız adaylara ve Türk halkına hayırlı olmasını dileyerek, "Bu bir demokrasi şöleni. Bu şölende yarışanlar siyasi partilerimiz. Biz sadece bu yarışı yönetmekle görevliyiz. 2023'te olduğu gibi 2024'te de sağ duyunun hakim geleceğini ve sorunsuz bir seçim sürecinin yaşanacağına inanmaktayız." ifadelerini kullandı.



Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)

Ömer Önhon

Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve 28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a saldırısı, küresel enerji güvenliğini ve alternatif transit yolları uluslararası gündemin ön saflarına taşıdı. Kafkasya bölgesi bu bağlamda kilit bölgelerden biri. Enerji kaynaklarına sahip olan ve/veya hayati ulaşım yolları üzerinde bulunan üç Kafkas ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan), Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki rekabetin yanı sıra, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölgesel güçlerin rekabetinden, ek olarak, bölgenin ekonomik ve ticari potansiyelinden pay almak isteyen Batılı ülkeler ile diğer güçler arasındaki rekabetten doğrudan etkilenmektedir.

Gürcistan, büyük ölçüde Batı ile mi yoksa Rusya ile mi daha yakın ilişkiler konusunda yaşanan ciddi bir siyasi krizle mücadele etmeye devam ediyor. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, her iki ülkenin de 1990 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından şiddetli bir şekilde yeniden su yüzüne çıktı.

Ermenistan, 2020'deki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından tamamen sona ermeden önce, yaklaşık 35 yıl boyunca Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini işgal etti. Bu savaşı, 2023 yılında Azerbaycan ordusunun terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirilen bir günlük askeri operasyonu izledi.

Bu durum, Azerbaycan ve Ermenistan'ın yanı sıra Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önünü açtı. Ne var ki halen çözülmesi gereken birçok hassas konu mevcut.

Seçimler öncesi durum

Ermenistan'da 7 Haziran'da seçimler yapılacak. Geçen hafta Erivan'a yaptığım bir gezi sırasında, bu seçimlere giden süreçte ülkedeki durumu bizzat gözlemleme fırsatım oldu.

Karabağ'ın kaybedilmesi ve Ermenistan'daki ekonomik ve sosyal koşulların kötüleşmesi, Başbakan Nikol Paşinyan ve Sivil Sözleşme Partisi'ne destekte düşüşe neden oldu. Paşinyan'a destek oranının yaklaşık yüzde 25-30'a düştüğü söyleniyor. Bununla birlikte, artık ona sempati duymayan seçmenler bile diğer adaylara daha fazla karşı oldukları için, Paşinyan hâlâ önde gelen aday konumunda.

Türkiye, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle Ermenistan'da ve genel olarak Kafkasya'da önemli bir konuma sahiptir

Paşinyan'ın en öne çıkan potansiyel rakipleri arasında, eski cumhurbaşkanı ve aşırı milliyetçi Taşnaktsutyun Partisi (Ermeni Devrimci Federasyonu) tarafından desteklenen Ermeni İttifakı'nın adayı Robert Koçaryan, Ermeni-Rus işadamı ve Güçlü Ermenistan Partisinin adayı Samvel Karapetyan yer alıyor.

Eski Ermenistan dışişleri bakanı, Paşinyan karşıtı cephenin ana dayanaklarını “Rusya, Kilise ve Taşnaklar” olarak tanımladı.

Paşinyan, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmeyi, Batı ile bağları güçlendirmeyi ve ekonomiyi canlandırmayı vaat ediyor. Ancak rakiplerinin politikaları, komşu ülkelerle devam eden çatışma ve Rusya ile daha yakın ilişkilerle dolu bir geleceğe işaret ediyor.

vfvbfb
Erivan'da, tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesinde Azerbaycan ile çatışmayı sona erdirme anlaşmasını protesto eden bir halk gösterisi 12 Kasım 2020 (AFP)

Paşinyan, kazanma olasılığı en yüksek aday olmaya devam ediyor. Ancak soru şu: Eğer kazanırsa, yönetebilecek mi, yoksa ona karşı olan güçler ülkeyi krize sürükleyecek şekilde yönetime dahil mi olacaklar?

Türkiye'nin konumu ve rolü

Türkiye, hem Ermenistan'da hem de genel olarak Kafkasya'da, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle bu denklemde önemli bir konumda yer alıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtuluşu Kafkasya'da yeni bir dönemi başlattı" dedi ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin başladığını belirtti.

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor

Bu yaklaşım -Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Türkiye'nin önce Ermeni soykırımını tanıması şartını kaldırma kararıyla birlikte- yenilenmiş diplomasiye zemin hazırladı. Bu bağlamda, Türkiye ve Ermenistan tarafından atanan özel temsilciler düzenli görüşmeler yapmaya devam ediyor.

Buna paralel olarak, Türk Hava Yolları ve Türkiye'nin en büyük özel havayolu şirketi Pegasus Havayolları, İstanbul ile Erivan arasında günlük direkt uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu uçuşlar her iki yönde de tamamen dolu olup, yolcuların büyük çoğunluğu Ermeni vatandaşlardan oluşuyor.

İki ülke arasında şu anda doğrudan ticaret bulunmuyor, ancak Gürcistan üzerinden Ermenistan'a yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde Türk malı ihraç ediliyor.

35 yıldır kapalı olan Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican/Margara sınır kapısından insan ve araç geçişine izin verecek altyapı mevcut olmasına rağmen, sistemi aktif hale getirmek için gerekli siyasi karar henüz alınmadı.

Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini, diplomatik bağların kurulmasını ve iki ülke arasındaki sınırın tamamen açılmasını istiyor. Bu yönde olumlu gelişmeler olduğunu belirtiyor ancak aynı zamanda yavaş ilerlemeden de şikayetçi.

frbgfbgfb
Türkiye’nin doğusunda Türk-Ermeni sınırına yakın Kars Kalesi, 9 Ocak 2022 (AFP)

Ermeniler, sınır kapısının açılmasının ve en azından üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin verilmesinin Ermenistan içinde çok olumlu bir atmosfer yaratacağına inanıyor.

Öte yandan Türkiye, 2009'da Türkiye ve Ermenistan'ın Zürih Protokollerini imzalamasıyla yaşanan gerilimlerin tekrarını önlemek için Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan ile koordine etmeye ve senkronize etmeye önem veriyor.

Azerbaycan ise, barış anlaşması imzalanmadan önce Ermenistan'dan anayasasında Karabağ'ın Ermenistan'ın bir parçası olduğunu öngören maddeleri kaldırmasını bekliyor.

Paşinyan bu adımı atmaya hazır olduğunu açıkladı, ancak önce seçimleri kazanması gerekiyor. Daha sonra anayasa değişikliğinin parlamento tarafından onaylanması ve ardından halk referandumuna sunulması gerekiyor.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki son önemli ve olumlu gelişme, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 4 Mayıs'ta Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Forumu toplantısına katılması oldu. Erivan'da bulunduğu süre boyunca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ermeni mevkidaşıyla ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmenin iyi geçtiği belirtildi.

Rusya da Ermenistan için büyük bir endişe kaynağı

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor.

Paşinyan, Ermenistan'ın geleceğini Batı ile iş birliği ve entegrasyonda gören bir politikacı. Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesini destekliyor ve ülkesinin tekrar Rus egemenliğine girmesini istemiyor.

Eski bir üst düzey Ermeni diplomat, “daha fazla Batı” ve “daha fazla Türkiye”nin Ermenistan için “daha az Rusya” anlamına geldiğini söyledi.

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor

Paşinyan iktidara geldiğinden beri, Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzu ve varlığı belirgin şekilde azaldı. Elektrik şebekesi artık Ermeni devletinin kontrolünde ve sınır kontrolü Ruslardan Ermeni sınır muhafızlarına devredildi.

Ancak, doğalgaz, bankacılık ve demiryolları gibi ülkedeki diğer stratejik sektörler kısmen veya büyük ölçüde Rus kontrolü altında kalmaya devam ediyor. Gümrü'deki Rus 102. Askeri Üssü de varlığını sürdürüyor.

Trump'ın iş ve kâr odaklı politikası

Yaklaşık 1800 çalışanıyla Erivan'daki ABD Büyükelçiliği'nin büyüklüğü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ermenistan'a ve daha geniş çapta bölgeye olan ilgisinin açık bir göstergesi.

vgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen üçlü anlaşma imza töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile el sıkışıyor, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Başkan Trump, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmanın, dünyada sona erdirdiği dokuz savaştan biri olduğunu defalarca dillendirdi. Trump, adını taşıyan Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi aracılığıyla barış anlaşmasından faydalanma yönünde adımlar attı.

Bu proje, 43 kilometrelik bir ulaşım ve enerji koridoru üzerinden Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne ve oradan da Türkiye'ye bağlayacaktır. Yol Ermenistan'ın Sünik bölgesinden de geçiyor.

Türkiye ve Azerbaycan, uzun zamandır Zangezur Koridoru olarak adlandırdıkları bu projeyi güçlü bir şekilde destekliyorlar. Bu proje hayata geçirildiğinde, Türkiye'nin Orta Asya ve genel olarak Asya ile bağları güçlenecektir.

Ancak İran, sınırlarındaki olası bir Amerikan varlığından endişe duyduğu ve bunu bölgesel bir merkez olma hırsıyla rekabet edebilecek bir girişim olarak gördüğü için projeden memnun değil. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Rusya'nın da benzer çekinceleri var.

Peki Ermeni diasporası nerede duruyor?

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor.

Erivan'da görüştüğüm, çok çeşitli görüşleri temsil eden Ermeni politikacılar ve kanaat önderleri, Ermeni diasporasının ve sertlik yanlısı Taşnakların hâlâ bir güce sahip olduğunu, ancak eskiden sahip olduğu kadar güç ve nüfuza sahip olmadığını söylediler.

Birinci Dünya Savaşı'nın karanlık günlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan ve Ermenistan'ın soykırım olarak nitelendirdiği, Türkiye'nin ise o dönemin şartlarında her iki tarafın da kayıplar verdiği trajik olaylar olarak tanımladığı ölümler, on yıllardır Türkler ve Ermeniler arasında büyük bir gerilim kaynağı oldu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Türkiye, geçmişteki trajik olayların iki ülke arasındaki ilişkileri gölgelemesini önlemeyi ve gelecekte karşılıklı saygı ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan bir politika izliyor.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 24 Nisan'da yayınladığı taziye mesajında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni kökenli birçok Osmanlı vatandaşının büyük acılar çektiğini, Ermenilerin acısını paylaştığını ve hayatını kaybeden tüm Osmanlı vatandaşlarını bir kez daha saygıyla andığını ifade etti.

Bu adımlar, iki ülke arasındaki acı hatıraların üstesinden gelme, düşmanca politikaları terk etme ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği fikrini benimseme umuduyla atılıyor.

Sonuç olarak, genel izlenimim şu ki, bazı görüş ayrılıkları olsa da, Türkiye ve Ermenistan arasında karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayalı, ortak bir gelecek inşa etmek için gerekenlerin büyük bir kısmı zaten mevcut durumda; yeter ki siyaset bu yönde ilerlemeye devam etsin ve çeşitli üçüncü taraflar olayların seyrini olumsuz yönde etkilemesin.


Türkiye ve Ermenistan, sınır bölgelerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün restorasyonunda iş birliği yapacak

Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
TT

Türkiye ve Ermenistan, sınır bölgelerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün restorasyonunda iş birliği yapacak

Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)

Türkiye ile Ermenistan, dün iki ülke sınırında bulunan Orta Çağ’dan kalma Ani Köprüsü’nün restorasyonu için anlaşma imzaladı. Söz konusu adım, Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda sembolik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Erivan’da düzenlenen 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi kapsamında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile görüşmesinin ardından sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bugün mutabakat zaptıyla kabul edilen Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu gibi sembolik ve somut iş birliği alanlarının kalıcı bir barış ve güvenlik ortamının tesisine katkı sağlayacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Paşinyan da X üzerinden yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile verimli bir görüşme gerçekleştirdim” diyerek, tarihi Ani Köprüsü’nün ortaklaşa yeniden inşasına ilişkin protokolün imzalanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

10. yüzyıla kadar uzanan tarihi köprü, Türkiye’nin doğusundaki tarihi Ani Harabeleri sınırını oluşturan Arpaçay Nehri üzerinde inşa edilmiş olup, geçmişte alt katından kervanların, üst kısmından ise yayaların geçişine imkân sağlıyordu.

Günümüzde köprüden geriye kalan yalnızca ayakları görülebiliyor.

dscsvdsfv
31 Aralık 2025'te çekilen ve tarihi Ani Köprüsü'nün kalıntılarını gösteren fotoğraf (AFP)

2016 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgede, iki ülke arasında hâlihazırda bilimsel iş birliği yürütülüyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Erivan ile Ankara arasında henüz diplomatik ilişkiler kurulmazken, 1990’ların başında kısa süreliğine açılan kara sınırı hâlen kapalı durumda.

İki ülke, 2021 sonundan bu yana, Ermenistan’ın Azerbaycan karşısında Dağlık Karabağ’da uğradığı yenilginin ardından temkinli bir yakınlaşma süreci yürütüyor.

frbgrrf
Ermenistan-Türkiye ikili görüşmesinden  (Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın X sayfası)

Nisan ayı sonlarında taraflar, sınırın iki tarafındaki Kars-Gümrü demiryolu hattının yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda anlaşırken, Türk Hava Yolları mart ayında İstanbul ile Erivan arasında ilk doğrudan uçuşunu gerçekleştirdi.

Öte yandan Ermenistan, 1915-1916 yıllarında yaşanan olayların “soykırım” olarak tanınması için uluslararası toplum nezdinde girişimlerini sürdürürken, aralarında ABD, Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu çok sayıda ülke bu yönde tanıma kararı aldı.

Erivan’a göre, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hristiyan Ermeni azınlığa yönelik uygulamaları sırasında 1,5 milyona kadar insan hayatını kaybetti.

Türkiye ise Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından kurulan bir devlet olarak, yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmeyi reddederken, olayların Anadolu’daki iç savaş koşulları ve kıtlık ortamında meydana geldiğini, 300 bin ila 500 bin Ermeni ile benzer sayıda Türk’ün hayatını kaybettiğini belirtiyor.


Terörsüz Türkiye süreci çıkmazda mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Terörsüz Türkiye süreci çıkmazda mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

“Terörsüz Türkiye” girişimi kapsamında başlatılan barış süreci, bir buçuk yılı aşmasına rağmen ivme kazanamadı. Süreç; şüpheler, tıkanma uyarıları ve resmi iyimserlik arasında sıkışmış durumda.

Irak’ın kuzeyindeki Kandil Dağı’nda bulunan PKK yöneticileri, Türkiye hükümetini, örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2026’da başlattığı “barış ve demokratik toplum” girişimini “dondurmakla” suçluyor. Söz konusu girişim, örgütün feshedilmesini, silah bırakmasını ve yasal-demokratik zemine geçmesini öngörüyor.

Çelişkili tutumlar

KCK Yürütme Konseyi üyesi ve PKK liderlerinden Murat Karayılan, örgütün barış çabaları kapsamında ateşkes ilanı, silahlı mücadelenin sonlandırılması, silahların imhası ve Türkiye’den çekilme gibi önemli adımlar attığını söyledi. Ancak Karayılan, hükümetin süreci “dondurduğunu” ileri sürdü.

frb
PKK lideri Murat Karayılan (Reuters)

Örgütün yayın organı ANF'ye konuşan ve Türk medyasına yansıyan açıklamalarında Karayılan, hükümet yetkililerinin süreci ilerletecek yasal düzenlemenin Nisan ayında Meclis’e sunulacağını belirttiğini, ancak bu tarihin herhangi bir adım atılmadan geçtiğini ifade etti.

Karayılan ayrıca, Meclis bünyesinde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun önerdiği adımların, özellikle tutuklu siyasetçi ve aktivistlerin serbest bırakılması gibi temel hususların uygulanmadığını savundu. İmralı’daki Öcalan ile yaklaşık bir aydır görüşme yapılmamasını da “sürecin geleceği açısından tehlikeli bir işaret” olarak nitelendirdi.

Karayılan’ın açıklamaları, İmralı ile devlet arasında siyasi temasları yürüten DEM Parti’den tepki gördü. Parti eş genel başkanı Tülay Hatimoğulları, bu değerlendirmelerin “sürecin ruhuyla bağdaşmadığını” belirterek mevcut durumun “tam anlamıyla donmuş” olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.

ghy
DEM eş genel başkanı Tülay Hatimoğulları (DEM X hesabı))

Hatimoğulları, “Süreçte bir tıkanma olduğu söylenebilir. Önümüzde bazı engeller var ve bunları aşmak için yoğun çaba sarf ediyoruz” dedi.

Erdoğan eleştirileri reddetti

Bu gelişmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi. Bahçeli, 22 Ekim 2024’te Meclis’te “Terörsüz Türkiye” girişimini başlatmıştı.

İki liderin perşembe günkü görüşmesinde, söz konusu sürecin seyri başta olmak üzere çok sayıda iç ve dış mesele ele alındı.

Bahçeli, sürecin hızlandırılması ve tartışmaların sonlandırılması için siyasi adımlar atılmasını, bazı tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması ve görevden alınan bazı Kürt belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi gibi adımların gündeme alınmasını destekliyor.

 cfdvdfsv
Erdoğan, geçen Perşembe günü Bahçeli ile Terörsüz Türkiye sürecini  ilerleyişini görüştü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).

Öte yandan Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hükümeti “tereddüt, korkaklık ve oyalama” ile suçlayarak sürecin “tarihi bir fırsat” olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu eleştirileri reddederek, “Olumlu bir atmosfer var. Yapılması gerekenler belli ve süreç olması gerektiği gibi ilerliyor. Karamsar değerlendirmeler yapanlar gerçeklere değil, hayallere dayanıyor” dedi.

Erdoğan, 18 Şubat’ta komisyon raporunun kabul edilmesiyle kritik bir eşiğe gelindiğini belirterek, bu sürecin daha dikkatli yönetilmesi gerektiğini ifade etti. “Cumhur İttifakı”nın diğer siyasi partilerin desteğiyle bu aşamayı aşmayı hedeflediğini kaydetti.

Yasal adımlar gündemde

Bu gelişmeler ışığında, hükümete yakın medya organları, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında sürece ilişkin bir sunum yaptığını aktardı. Sunumda, silah bırakan PKK mensuplarının karşılanma süreci ve silahların akıbeti ele alındı.

gbg
Meclis komisyonu, PKK’nın silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeve hakkındaki raporunu 18 Şubat'ta tamamladı (TBMM X hesabı ).

AK Parti kaynaklarına göre, örgüt mensuplarına yönelik herhangi bir yasal düzenleme yapılmadan önce silah bırakma sürecinin doğrulanması gerektiği vurgulanıyor.

Öcalan ve DEM Parti ise, soruşturma veya yargılama sürecinde olanlar ile Interpol tarafından aranan üst düzey PKK yöneticilerini de kapsayacak geniş bir yasal düzenleme talep ediyor.

dsv
Bir grup PKK’lı 11 Temmuz 2025'te sembolik olarak silahlarını yaktı, ancak Türkiye tam silahsızlanmayı sağlamak istiyor (AFP)

Komisyon raporunda, Türkiye’ye dönmek isteyen PKK mensuplarının, MİT ile Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarının temsilcilerinden oluşacak bir mekanizma tarafından denetlenmesi öngörülüyor.

Öte yandan, AK Parti ile DEM Parti arasında perde arkasında görüşmelerin sürdüğü ve bu temaslarda, süreci düzenleyecek yasa teklifinin 15 Temmuz’dan önce Meclis’e sunulması konusunda mutabakata varıldığı ifade ediliyor.