İstanbul Adliyesine terör saldırısında saldırganların amacının kamu görevlilerini rehin almak olduğu değerlendirildi

İstanbul Adliyesine yönelik terör saldırısı soruşturmasının detaylarına ulaşıldı. Savcılığın sevk yazısında, saldırganların amacının kamu görevlilerini rehin almak olduğu belirtildi.

AA
AA
TT

İstanbul Adliyesine terör saldırısında saldırganların amacının kamu görevlilerini rehin almak olduğu değerlendirildi

AA
AA

İstanbul Adliyesi önündeki polis kontrol noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin soruşturmada savcılığın sevk yazısına ulaşıldı.

İstanbul Adliyesine yönelik terör saldırısı soruşturmasında 48 şüpheli tutuklandı

Sevk yazısında, terör örgütü DHKP/C'nin yapısı, örgüt şeması, Grup Yorum ve İdil Kültür Merkezi ile Halkın Hukuk Bürosu'nun yapılanması anlatıldı.

Yazıda, örgüt yöneticilerinin örgüt üyeleri arasında iş bölümü yapma, örgütün hedef ve amaçları doğrultusunda yapılacak eylem, gösteri yürüyüşü ve propaganda faaliyetlerine ilişkin talimat verdiği ve hiyerarşiyi belirledikleri aktarıldı.

Sevk yazısında, saldırganlar Emrah Yayla ve Pınar Birkoç'un 6 Şubat günü saat 11.32 sıralarında İstanbul Adliyesi'nin karşısında bulunan E-5 yan yol üzerindeki İETT durağında otobüsten indikleri ve metrobüs üst geçidini kullanarak adliye yönüne geçtikleri belirtildi.

Adliyenin D Blok kapısına yaklaştıklarında Birkoç'un polislerin yanına giderek, yüzlerine 2-3 saniye boyunca biber gazı sıktığı anlatılan yazıda, diğer saldırgan Yayla'nın da polisin göğsünü hedef alarak silahını ateşlemeye çalıştığı ancak ilk etapta silahın ateş almadığı kaydedildi.

Yazıda, saldırganın yeniden silahını ateşlemesi sonucu polis memurunun ayağından yaralandığı, polislerden biri adliye binası, diğeri adliyenin C kapısı istikametine doğru giderken iki saldırganın da polisleri hedef alarak ateş ettiği bildirildi.

Bu sırada adliyenin önündeki yaya yolunda yürüyen sivil vatandaşların C kapısı yönüne doğru koşmaya başladığı belirtilen yazıda, maktul Dilfiraz Karataş'ın saldırganlar tarafından açılan ateş sonucu sırt kısmından giren iki mermiyle yaralandığı ve hastanede hayatını kaybettiği kaydedildi.

Yazıda, adliyenin C kapısı önündeki nöbet kulübesine doğru gelen polis memuruna silahla ateş eden Yayla'nın, kulübedeki polislerin karşılık vermesi üzerine etkisiz hale getirildiği, ardından ateş eden Birkoç'u da görevli polislerin etkisiz hale getirdiği belirtildi.

Saldırıda 1 sivil vatandaşın hayatını kaybettiği, 3 sivil ile 3 polis memurunun yaralandığı aktarılan yazıda, saldırganların üzerinden ele geçirilen örgütsel dokümanlara da yer verildi.

Yazıda, saldırının ardından yapılan aramada teröristlerin yanında, saldırıda kullandıkları 2 adet silah, turist hattı takılı 2 adet cep telefonu, çok sayıda plastik kelepçe, sahte bomba düzeneği, mermi, yedek şarjörler, falçata ve biber gazı bulunduğunun tespit edildiği bildirildi.

Yayla'nın üzerinden çıkan kağıt parçasında bazı gazeteci ve milletvekillerinin isim, soy isim ve telefon numaralarını içeren not kağıtları bulunduğu aktarılan yazıda, diğer saldırgan Birkoç'un çantasından örgüte ait olduğu tespit edilen manifestonun çıktığı, içeriğinde ise ''DHKP/C terör örgütüne üye olmak'' suçundan yargılanan ve hükümlü bulunan örgüt mensuplarının serbest bırakılmasına dair taleplerin yer aldığının belirlendiği kaydedildi.

Sevk yazısında, saldırganlardan Birkoç'un kardeşi Necmiye Birkoç'un saldırının gerçekleştiği gün saat 11.00'de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılandığı davanın duruşması olduğu, Necmiye Birkoç'un özellikle mahkeme huzurunda hazır bulunup savunma yapmak istediğine dair dilekçe verdiğinin tespit edildiği belirtildi.

Duruşma salonunda, örgüte yardım ettikleri belirlenen şüphelilerin de izleyici olarak dağınık düzende oturduklarının belirlendiği aktarılan yazıda, saldırının ardından terör örgütü DHKP/C'nin örgüte eleman devşirme ve eylem planlama merkezi olarak kullandığı İdil Kültür Merkezi, Halkın Hukuk Bürosu yapılanması, Halkın Mühendis ve Mimarlar yapılanması, TAYAD ve Grup Yorum yapılanmasına yönelik operasyonlar düzenlendiği kaydedildi.

Saldırganların amacının kamu görevlilerini rehin almak olduğu değerlendirildi

Yazıda, saldırganlar Yayla ve Birkoç’un amacının, silahla adliyeye girerek yanlarındaki malzemelerle birlikte, örgüt yöneticileri tarafından verilen talimat doğrultusunda, duruşma bahanesiyle içeri giren ve eylem için hazır bekleyen şüpheliler Elif Ersoy, Diyar Ersoy, Necla Birkoç ve Ercan Güneş'in yardımlarıyla kamu görevlilerini rehin almak olduğu anlatıldı.

Saldırganların yakalanmamak için yanlarında taşıdıkları sahte bomba görünümlü düzenek ile hukuksuz talepler içeren manifestolarını okuyacaklarının tespit edildiği kaydedilen yazıda, terör örgütü DHKP/C'den ceza alan teröristler Ali Osman Köse ve Ercan Kartal'ın serbest bırakılmasını istemeyi amaçladıkları aktarıldı.

Yazıda, saldırganlar Yayla ve Birkoç'un üzerlerinden ele geçirilen listede yer alan gazeteci ve milletvekillerinden oluşan 9 kişilik sözde müzakere heyeti aracılığıyla taleplerini kamuoyuyla paylaşarak kabul ettirmeyi amaçladıkları, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise 31 Mart 2015'te savcı Mehmet Selim Kiraz'ı şehit ettikleri gibi rehin aldıkları kişilere de sözde cezalandırma eylemi yapmayı hedefledikleri anlatıldı.

Eylemin, örgüt yöneticilerinin talimatıyla tasarlanarak gerçekleştirildiğine vurgu yapılan yazıda, 48 şüphelinin tutuklanması talep edildi.

Şüpheliler emniyette örgütün talimatlarıyla hareket etti

Yazıda, gizli tanık ifadesi ve etkin pişmanlık beyanında bulunan Kerim Kaya ve Cem Ömür'ün ifadelerine göre şüphelilerin örgütün hiyerarşik yapılanması içerisinde yer aldıkları, örgütün hedef ve amaçları doğrultusunda gerçekleştirilecek eylemlere katıldıkları kaydedildi.

Şüphelilerin emniyet sorgusunda hiçbir evraka imza atmadıkları, açlık grevine gittikleri, parmak izi vermedikleri ve saldırganlar Yayla ile Birkoç lehine sık sık slogan attıkları belirtilen yazıda, örgütün yayın organlarında bu durum yayınlanarak şüphelilerin sahiplenildiğine yönelik paylaşımlar yapıldığı aktarıldı.

Yazıda, şüphelilerin söz konusu eyleminin örgütün "Gözaltına Alındığınızda Ne Yapmalısınız?" kitabında yer alan talimatlara uygun olduğu ve buna göre hareket ettiklerinin değerlendirildiği anlatıldı.



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.


FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
TT

FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri

Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede önemli ilerleme kaydetti. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) son değerlendirmesine göre kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali istihbaratın kullanımı ve uluslararası işbirliğinde gelişme sağlanırken kara para aklamaya ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısı da önemli ölçüde arttı.

FATF, çarşamba günü yayımladığı değerlendirmede Türkiye'nin sınır ötesi suç gelirlerinin izini sürme ve yurt dışında bulunan yasa dışı varlıkların geri alınması konusunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Kuruluş ayrıca karmaşık ve yüksek riskli davalardaki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Değerlendirme, FATF'ın Türkiye'ye yönelik 2019 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı incelemenin ardından geldi. Buna göre Ankara, o tarihten bu yana özellikle kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali bilgilerin kullanımı ve yabancı makamlarla işbirliği alanlarında mali suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirdi.

Türkiye'nin teknik uyum düzeyindeki iyileşmenin göstergelerinden biri de FATF'ın 40 tavsiyesi kapsamında hiçbir başlıkta "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaması oldu. Türkiye yalnızca iki tavsiyede "kısmen uyumlu" olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin ekonomik konumundan kaynaklanan riskler

Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeye rağmen FATF, ülkenin bölgesel bir finans, ticaret ve lojistik merkezi olması, nakit işlemlerin yaygınlığı ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü nedeniyle kara para aklama risklerine açık olmaya devam ettiğini belirtti.

Başlıca riskler arasında dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve kumar ile uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetleri yer alıyor.

FATF, Türkiye'nin karmaşık kara para aklama soruşturmaları yürütme kapasitesini geliştirdiğine dikkat çekti. Soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısının da önceki değerlendirmeye kıyasla önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Yurt dışındaki varlıkların takibinde zorluklar

Yetkililerin performansındaki iyileşmeye rağmen FATF, yurt dışında bulunan suç gelirlerinin geri alınmasını daha fazla çalışma gerektiren alanlardan biri olarak belirledi. Kuruluş ayrıca sınır ötesi hareket eden yasa dışı gelirlerin izinin sürülmesi kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, Türkiye'nin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) mali bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılmasında merkezi bir rol üstlendiği belirtildi. MASAK'ın 300'den fazla veri tabanına doğrudan erişim imkanına sahip olduğu kaydedildi.

FATF ayrıca MASAK ile kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumları arasındaki işbirliğine övgüde bulundu. Türkiye'nin sınır ötesi soruşturmalarda resmi ve gayriresmi işbirliği kanallarından yararlandığına dikkat çekildi.

Üç yıllık yol haritası

FATF, Türkiye'ye yüksek riskli suçlardan kaynaklanan kara para aklamaya ilişkin soruşturma ve kovuşturmalara daha fazla öncelik vermesi çağrısında bulundu. Bu suçlar arasında uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı bahis faaliyetleri yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yurt dışında bulunan suç varlıklarının daha etkin şekilde tespit edilmesi, izlenmesi ve geri alınması yönündeki kapasitenin geliştirilmesini tavsiye etti. Terörizmin finansmanı riskleriyle mücadele kapasitesinin de ülkenin güncellenmiş risk profiliyle uyumlu şekilde güçlendirilmesi istendi.

FATF, etkinlik ve teknik uyum değerlendirmelerinin sonuçlarına dayanarak Türkiye'yi "artırılmış izleme" sürecine dahil etti. Buna göre Ankara'nın önümüzdeki üç yıl içinde tavsiyelerin uygulanmasında kaydettiği ilerlemeye ilişkin FATF'a rapor sunması gerekiyor.


Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. Görevini bağımsız sürdüreceğini belirten Yavaş, muhalefetteki ayrışmaların demokratik siyasete zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Yavaş, 23 Eylül'de X hesabından yaptığı yazılı açıklama ile kararını duyurdu.

19 Mart sonrası yaşanan tartışmalara ve "mutlak butlan" sürecine işaret ederek bunların CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini söyledi.

Yavaş, bağımsız olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini belirtti.

Mansur Yavaş açıklamasında parti değişikliğine de kapıyı kapatan ifadeler kullandı.

"Seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum" dedi.

Yavaş istifa açıklamasında CHP Sözcüsü Müslim Sarı'ya da yanıt verdi.

Sarı, Yavaş'ı, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile temas halinde olmakla eleştirmişti.

Kılıçdaroğlu istifayı, "İstifa tek taraflı bir işlemdir. Kendi siyasi tercihi" şeklinde değerlendirdi.

YENİ Parti'den açıklama

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesiyle ilgili açıklama yaptı.

Emir, Meclis'te basın mensuplarının sorusu üzerine verdiği kısa yanıtta şöyle dedi:

"Sayın Mansur Yavaş, sadece bizim değil 86 milyonun bence onur duyduğu, hizmetleriyle, dürüstlüğüyle, halkçı belediyeciliğiyle ön plana çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapmaya ihtiyaç duyarsa da kendisi yapacaktır."

'Hadsizlik' yanıtı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 23 Eylül'de Ankara'daki basın toplantısında Yavaş'ı işaret ederek, "Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez" dedi.

Sarı, "CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değildir ve kendisini CHP'den üstün görmemelidir" diye konuştu.

Önümüzdeki günlerde belediye başkanları toplantısı yapacaklarını belirten Sarı, "Ortaya çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız" dedi.

Mansur Yavaş yaptığı istifa açıklamasında bu çıkışa yanıt verdi ve "Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım" dedi.

Muhalefete birlik çağrısı

Aylardır devam eden tartışmaların, özellikle de "mutlak butlan" üzerinden yürütülen sürecin CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceği uyarısını yineleyen Yavaş, bunun yalnızca partiye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna da zarar verebileceğini belirtti.

Yavaş, "Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir," ifadelerini kullandı.

Kendisini hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmediğini, böyle bir iddiayı "hadsizlik" sayacağını belirten Yavaş, buna karşılık siyasi yönetimler arasında sağlanamayan birliğin seçmenler arasında kurulabileceğini savundu.

"Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara'da başardık," diyen Yavaş, farklı siyasi görüşlerden insanları ortak bir irade etrafında buluşturduklarını ve kimseyi siyasi kimliği nedeniyle ayırmadıklarını söyledi.

CHP'yi küçük düşürecek veya partiye oy verenleri mahcup edecek bir davranışta bulunmadığını vurgulayan Yavaş, Ankara'da ayrım yapmayan, şeffaf ve hesap verebilir bir belediyecilik anlayışıyla çalıştıklarını belirtti.

Yavaş, üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiği, mücadele ettiği ve desteğini gördüğü kişilere teşekkür borçlu olduğunu ifade ederek, geçmişte birlikte yürüdüğü arkadaşlarını bugünkü siyasi tercihleri nedeniyle yok saymayacağını kaydetti.

'Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur'

Açıklamasında bağımsız devam etme kararının gerekçesine de değinen Yavaş, seçmenlerin sandıkta yalnızca bir kişiye değil, siyasi bir iradeye de oy verdiğini vurguladı.

Yavaş, "Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur," dedi.

Seçmenin iradesini kişisel hesaplarla başka bir yere taşımanın "seçmene karşı ağır bir vebal" olduğunu söyleyen Yavaş, belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti ve "Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır," ifadelerini kullandı.

Kendisine oy verip vermediğine veya siyasi görüşüne bakmaksızın bütün Ankaralılara hizmet etmeye devam edeceğini ifade eden Yavaş, "Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir," diye yazdı.

9 Eylül'de Erdoğan ile görüşmüştü

Yavaş, 10 Eylül'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Erdoğan'la görüşmesinde gündemin Ankara olduğunu vurgulamıştı.

Görüşmenin ardından ortaya atılan "parti değiştirecek" iddialarına da yanıt veren Yavaş, kendisini destekleyen insanları "hayal kırıklığına" uğratacak bir tutum içinde olmayacağını söylemişti.

Yavaş ayrıca hem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel'in öncesinde görüşmeden haberdar olduğunu açıklamıştı.