Meclis, Erzincan'daki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasını araştıracak

TBMM Genel Kurulunda, Erzincan'daki madende yaşanan toprak kaymasının tüm yönleriyle araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu

(AA)
(AA)
TT

Meclis, Erzincan'daki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasını araştıracak

(AA)
(AA)

TBMM Genel Kurulunda, Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasının tüm yönleriyle araştırılarak muhtemel maden kazalarının önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla araştırma komisyonu kurulması kabul edildi.

Genel Kurulda, siyasi parti gruplarının İliç'teki maden ocağında yaşanan toprak kaymasının araştırılmasına ilişkin önergelerinin birleştirilerek ele alınmasına yönelik Danışma Kurulunun önerisi kabul edildi.

Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ, maden ocaklarının çok ciddi şekilde denetlenmesi gerektiğini ancak denetim mekanizmalarının zayıf olduğunu savundu. Özdağ, şu değerlendirmede bulundu:

Erzincan'daki madende altının çıkarılmasıyla ilgili çok fazla feveranlar, konuşmalar var, ÇED raporlarıyla ilgili şaibeler var. Madende yaşanan bu facia ilk değil. Daha önce Soma'da oldu ve 301 kişi vefat etti. Bunun üzerine Meclis araştırma komisyonu kuruldu. Ben de içindeydim. Tam 7 ay çalıştık. 7 ay boyunca görmüş olduğumuz tüm yanlışların raporlarını yazdık, TBMM Başkanlığına teslim ettik. Rapordaki önerilerimize hiç kimsenin kulak vermediğini gözlemliyoruz. Siz 10 yıl içinde neden bunlarla ilgili doğru dürüst bir çözüm önerisi bulmadınız? Çünkü meseleyi samimi olarak incelemiyorsunuz.

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan da Soma'da, Amasra'da büyük maden kazaları yaşandığını, geçen yıl büyük bir depremin meydana geldiğini, yıllardır orman yangılarıyla mücadele ettiklerini belirterek, "Görülüyor ki iktidarın bu faciaların hiçbirini ruhu duymadı. İnsana saygıları yok ki çevreye saygıları olsun." dedi.

"Dua edelim de önlemler alınana kadar yağmur ve kar yağmasın"

İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, İliç'teki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasında siyanür ve sülfürik asit atık dağlarının korkunç bir şekilde çöktüğünü, milyonlarca ton zehirli atığın Fırat Nehri'ne doğru ilerlediğini söyledi.

Fırat Nehri'nin kirlenmesiyle milyonlarca insan ve hayvanın zehirlenebileceğini dile getiren Sunat, "Sadece Türkiye değil, Fırat'ın suyunun Orta Doğu'ya doğru gittiği düşünüldüğünde bölge için çok büyük bir tehlike. Korkunç bir çevre faciası yaşanabilir. Yetkililerce 'bu toprak kaymasıyla akan zehirli kimyasalların Fırat Nehri'ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla Sabırlı Deresi'nin Fırat Nehri'ne ulaştığı menfezin kapakları kapatıldı.' deniliyor. Dua edelim de önlemler alınana kadar yağmur ve kar yağmasın." diye konuştu.

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da İliç'teki olayın bir doğal afetin ötesinde insan yapımı bir felaketin acı sonuçlarını gözler önüne serdiğini dile getirdi. Maden işletmelerinde kullanılan tehlikeli kimyasalların potansiyel zararlarının yıllarca tartışıldığını ve gelişmiş ülkelerde yasaklandığını söyleyen Akalın, sorumlular hakkında başlatılan soruşturma kapsamındaki gözaltıların olumlu bir gelişme olduğunu ancak yaşanan kayıpların telafi edilmesi için yeterli olmadığını ifade etti. Akalın, şöyle dedi:

Madencilik sektöründe yaşanan bu tür felaketler bireysel hataların sonucu değil aynı zamanda sistemik sorunların bir göstergesidir. Gelecekte benzer felaketlerin önlenmesi adına madencilik sektörüyle ilgili mevzuatın gözden geçirilmesi, daha sıkı denetimlerin ve etkili önlemlerin alınması gerekmektedir.

"Sırf ekonomik rant uğruna çevrenin harap edilmesine karşı dururuz"

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, hadisenin boyutlarının çok büyük olduğunu, olayın ilk anından itibaren devletin tüm gücüyle bölgeye intikal ederek çalışmalarına başladığını söyledi.

Türkiye'de maden arama ve çıkartma izni verilirken başta ÇED olmak üzere tüm rapor ve yasal prosedürlerin yerine getirilmesi şartı arandığını dile getiren Başkan, "Burada asıl mesele, verilen ruhsatın ve maden çıkarılan sahanın düzenli olarak denetlenmesi, tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediği daha hassas bir şekilde denetlenerek gerekli yaptırımların en ağır şekilde uygulanması gerekmektedir. İş güvenliği ve iş sağlığı her şeyin önündedir. Hiçbir ekonomik bedel insan sağlığından ve canından daha kıymetli değildir." ifadesini kullandı.

MHP olarak çevre hassasiyetlerinin yüksek olduğunu ve tatlı su kaynaklarının mutlaka korunması gerektiğine inandıklarını söyleyen Başkan, "Kimse endişe etmesin ki sırf ekonomik rant uğruna çevrenin harap edilmesine karşı dururuz ve ihmaller varsa bunların ortaya çıkarılması adına ne gerekiyorsa yapacağımızdan kimse endişe duymasın." diye konuştu.

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, İliç'teki felaketin çok kötü olduğunu, gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda bu tür felaketlerle karşılaşılmaya devam edileceğini söyledi.

Bu tür kazalara ilişkin gerekli tedbirlerin alınması noktasında Meclis'in ağır bir sorumluluğu bulunduğunu belirten Akın, "Bu ağır sorumluluğu yerine getirme konusunda herkesin duyarlı olmasını, Meclis araştırma komisyonunun kurulmasını, ayrımsız, siyasi parti gözetmeksizin bütün milletvekillerinin gereğini yapmasını ve bunun çerçevesinde de bu sorumlulukların yerine getirilmesini özellikle rica ediyoruz." dedi.

"Meclis araştırması açılsa ne olacak?"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın, muhalefetin birçok uyarısını dinlememesi nedeniyle bu tür acılar ve çevre felaketleri yaşandığını dile getirdi.

İliç'te toprak kayması yaşanan maden ocağıyla ilgili daha önce soru önergesi verdiğini belirten Gürer, ilgili madene ÇED raporu verilmesinde sorumluluğu bulunan herkesin soruşturulması gerektiğini savundu. Gürer, sözlerini şöyle sürdürdü:

Muhalefet olarak da biz bu konuda uyarıyoruz. Neden bunlar dikkate alınmadı? Bu olayın olacağı belliydi. Herkes işini doğru yapsa bugün bunlar olmaz. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye'yi Avrupa'da iş cinayetlerinde birinci noktaya taşıyan, vurdumduymazlıktır. Kalkıp da günah çıkarmanın alemi yok. Meclis araştırması açılsa ne olacak? Yarın bu Meclis araştırmasının raporu ortaya çıkınca bununla ilgili sorumlular gerekli cezayı alacak mı?

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel de olayın kaza değil cinayet olduğunu savunarak, "Eğer önceden uyarmışsanız ve bu uyarılara uymamışsanız bu artık bir kaza değil bu bir cinayettir." dedi.

"Maden sahası 6 ayda bir denetlenmiştir"

AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından kaybolan işçilerin bulunması için devletin ilgili tüm birimlerinin titizlikle çalıştığını belirtti.

Maden sahasında yaşanan toprak kayması sırasında akan malzemenin Fırat Nehri'ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla yapılan çalışmaları anlatan Çolakoğlu, "Sabırlı Deresi'nin Fırat Nehri'ne ulaştığı menfezin kapakları hızlı bir şekilde kapatılmıştır. Sonradan toprak kaymasını önlemek amacıyla menfezlerin önüne de seddeler oluşturulmuştur. Yağmur ve benzeri nedenlerle oluşabilecek akış sularını toplamak için tedbir olarak her ihtimale karşı sızdırma ihtimali ortadan kaldırılmış olan yüzey suyu toplama havuzu oluşturulmuştur. Oluşabilecek herhangi bir akış durumunda atık depolama barajına verilecek sistem de kurulmuştur. Şu ana kadar yapılan incelemelerde ve ölçümlerde kirlilik ve tehlike oluşturan herhangi bir unsura rastlanmamıştır." diye konuştu.

İlgili maden ocağı için ilk ÇED raporunun 16 Nisan 2008'de "olumlu" olarak verildiğini, sahada projeye yönelik değişikliklere, kapasite artışlarına ilişkin olarak 2012, 2014, 2021 yıllarında da "ÇED olumlu" kararı verildiğini dile getiren Çolakoğlu, rapor hazırlanırken ilgili bütün kurumlardan da olumlu görüş alındığını söyledi. Çolakoğlu, şunları kaydetti:

Mevcut 'ÇED olumlu' kararı verilen alan içinde 5,83 hektarlık alanda açık ocak işletmeciliğinde sadece şev düzenlemesi için 14 Ağustos 2023'te 'ÇED gerekli değildir' raporu verilmiştir. Bunda kapasite artışı, bu raporda kesinlikle ve kesinlikle yer almamıştır. ÇED raporu, işletmelerin çevresel etkilerini değerlendirmek için verilir. ÇED'de Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkilerin denetimini yapar. İşletme çevreye zarar veriyor mu, vermiyor mu bunu denetler. Bakanımız Murat Kurum çevresel etki denetimlerini çok sık yaptırmıştır. Çevre Kanunu'ndaki en üst cezayı bu işletmeye kesmiş ve bu işletme aylarca kapatılmıştır, faaliyetine son verilmiştir. Söz konusu işletmede 21 Haziran 2022 tarihinde yapılan incelemede Çevre Kanunu'na aykırılık tespit edilmiş, en üst sınırdan 16 milyon 441 bin lira idari para cezası uygulanmıştır. Benzeri olayların bir daha yaşanmaması için de ilaveten tedbirler alınıncaya kadar çevresel iyileştirmeler de yapılıncaya kadar işletme faaliyetlerine son verilmiştir.

İşletmenin yaptığı çalışmalar ve gerekli tedbirlerin alınmasının ardından maden ocağının 3,5 ay sonra tekrar faaliyete başladığını ifade eden Çolakoğlu, "Maden sahası da 6 ayda bir denetlenmiştir. Son olarak 2023 yılı Ağustos ayında bu denetleme meri mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmiştir." dedi.

Yapılan görüşmelerin ardından Erzincan'daki madende yaşanan toprak kaymasının tüm yönleriyle araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kabul edildi; tüm siyasi partiler olumlu yönde oy kullandı. 22 üyeden oluşacak komisyonun çalışma süresi 3 ay olacak ve gerektiğinde Ankara dışında da çalışabilecek.

Genel Kurulda AK Parti Grubunun kabul edilen önergesine göre, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemin ilk sırasına alındı. Genel Kurulda, bugün, yarın ve 20 Şubat Salı günü bu kanun teklifinin görüşmeleri tamamlanacak, ardından enerji alanında düzenlemeler içeren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanacak. Teklifin görüşmelerinin 22 Şubat Perşembe günü tamamlanmaması halinde Genel Kurul 23 Şubat Cuma günü de mesai yapacak.

Genel Kurulda, Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasının kabul edilmesinin ardından Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.



Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.


Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye ve Ermenistan, diplomatik ilişkilerin kesilmesinin üzerinden geçen onlarca yılın ardından, “1915 olaylarının soykırım olduğu iddiaları” ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle derinleşen anlaşmazlıklara rağmen ilişkileri normalleştirme yönünde yeni bir adım attı.

İki ülke, her yıl 24 Nisan’da Ermenistan ve birçok Batı ülkesinin “Ermeni Soykırımı” olarak andığı olayların anılması sırasında yaşanan gerilim ve karşılıklı açıklamaların yerini bu yıl iş birliği projelerine bırakmaya başladı. Türkiye, söz konusu olayların soykırım olmadığını, Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da her iki taraftan da kayıpların yaşandığını savunuyor.

ABD desteğiyle temaslar ve yeni iş birliği

Washington’ın da memnuniyetle karşıladığı süreç kapsamında, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki Kars kentinde, Ermenistan sınırına yakın bir noktada iki ülke arasında “Ortak Çalışma Grubu” toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının amacı, Kars ile Ermenistan’ın Gümrü kenti arasındaki demiryolu hattının yeniden onarılması ve işletmeye açılması olarak açıklandı.

dfgt
Türkiye ile Ermenistan arasında, iki ülke arasındaki demiryolu hattının yeniden işletmeye açılmasını görüşmek üzere Kars sınır kentinde gerçekleştirilen toplantıdan bir görüntü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, salı günü yapılan toplantının, 2021 yılında başlatılan normalleşme süreci çerçevesindeki mutabakatların devamı olduğunu belirtti.

Taraflar, Kars-Gümrü demiryolu hattının mümkün olan en kısa sürede yeniden faaliyete geçirilmesinin bölgesel ulaşım bağlantıları açısından önemine dikkat çekti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, toplantıyı sosyal medya platformu X üzerinden “bölgesel bağlantı ve barış açısından önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Barrack, hattın bir asırdan uzun süredir bölgeyi birbirine bağlayan önemli bir ticaret yolu olduğunu ve son trenin Temmuz 1993’te geçtiğini hatırlattı.

Barrack ayrıca Türkiye ile Ermenistan’ın ekonomik ve toplumsal yakınlaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu sürecin ABD’nin “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu” vizyonu ve 8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen (ABD-Azerbaycan-Ermenistan) “tarihi barış zirvesi” ile uyumlu olduğunu ifade etti.

Normalleşme süreci

Türkiye, 2020’deki Dağlık Karabağ savaşında Azerbaycan’a güçlü destek vermişti. Buna rağmen 2021 yılında Ermenistan ile normalleşme ve çözüm görüşmelerini başlattı. Bu kapsamda Türkiye, eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ı özel temsilci olarak atarken, Ermenistan da Meclis Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan’ı temsilci olarak görevlendirdi.

ddvfd
ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında el sıkışma anı (EPA)

Geçen yıl Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir barış anlaşması metni üzerinde uzlaşma sağlanması, Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki normalleşme sürecine de ivme kazandırdı. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, iki ülke arasındaki Alican-Margara sınır kapısı 35 yıl sonra ilk kez insani yardım geçişi için açıldı.

Üst düzey ziyaretler ve diplomatik temaslar

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin törenine katıldı. Ardından 20 Haziran 2025’te Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’ye resmi çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaret, iki ülke arasında üst düzeyde gerçekleşen ilk ziyaretlerden biri oldu.

Paşinyan, ziyaret sırasında Dolmabahçe Sarayı’nda Erdoğan ile görüştü. Ermenistan Meclis Başkanı Alen Simonyan, bu ziyareti “tarihi” olarak nitelendirdi.

sc c vcf
20 Haziran 2025’te İstanbul’da, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katıldığı görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Paşinyan daha sonra yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile temasların “çok yapıcı” olduğunu belirterek, somut sonuçlar henüz alınmasa da önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Paşinyan, üç yıl önce Ermenistan’ın Türkiye’nin tutumunu öğrenmek için üçüncü ülkeler aracılığıyla iletişim kurmak zorunda kaldığını, ancak bugün doğrudan ve hatta günlük temasların sürdüğünü ifade etti.


Yedi Kule ve Samatya… Tarihi İstanbul’da eşsiz atmosfer ve sonsuz keşif imkânları

Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)
Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)
TT

Yedi Kule ve Samatya… Tarihi İstanbul’da eşsiz atmosfer ve sonsuz keşif imkânları

Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)
Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)

İstanbul’a yapılan her yolculuğun, doğal olarak kentin dünyaca ünlü simge yapılarıyla başlaması beklenir. Bu yapılar, şehrin kimliğini pekiştirirken, binlerce yıllık medeniyetlerin şekillendirdiği tarihsel derinliğiyle de her ziyaretçinin listesinde özel bir yer edinir. Ancak İstanbul, yalnızca ünlü yapılarından ibaret değildir; çok daha fazlasını sunar.

Zengin tarihi sayesinde İstanbul, her biri kendine özgü atmosfer ve keşif imkânları sunan farklı semtleriyle öne çıkar. Her ziyaret, yeni bir deneyim ve keşif fırsatı anlamına gelir.

Bu semtler arasında, şehrin tarihi surları boyunca uzanan Yedikule ve Samatya, İstanbul’un en çekici ve dikkat çekici bölgelerinden ikisi olarak öne çıkmaktadır. Bu bölgeler bir zamanlar imparatorlara ev sahipliği yapmış, farklı dini toplulukların merkezi olmuş ve bugün hâlâ canlı yerel kültürüyle dikkat çekmektedir.

Sokaklarında dolaşan ziyaretçiler, geçmiş medeniyetlerin izlerini, geleneksel dükkânları, tarihi köşkleri ve geleneksel kafeleri bir arada görebilir. Aynı zamanda bu bölgeler, nesilden nesile aktarılan zengin bir mutfak kültürünü de korumaktadır ve bu yönleriyle Türk geleneklerini yansıtan ideal yerlerdir.

Yedi Kule… Kalıcı bir miras

Yedikule (Yedi Kule) Hisarı, İstanbul’un en eski surları boyunca yürüyüşe başlamak için en uygun noktalardan biridir. Bu surlar, kültürel açıdan şehrin en zengin bölgelerinden biri olan Tarihi Yarımada boyunca uzanmaktadır.

Kalenin tarihi 5. yüzyıla, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Şehir, çeşitli saldırılara karşı korunmak amacıyla inşa edilmiş, daha sonra Osmanlı döneminde yeni surlar ve kapılar eklenerek genişletilmiştir.

SDVFD
Tarihi Aya Haralambos Kilisesi (Şarku’l Avsat)

Birçok kapıya sahip olan kalede, özellikle ünlü Altın Kapı (Golden Gate) görülmeden geçilmemelidir. İçeride ziyaretçiler, kaleye adını veren yedi kuleyi, zindanları, silah depolarını ve hazine bölümlerini keşfedebilir. Ayrıca kuleleri birbirine bağlayan koridorlarda yürüyerek Marmara Denizi ve Tarihi Yarımada’nın panoramik manzarasının keyfini çıkarabilirler.

Samatya’ya uzanan yol

Yedikule ziyaretinden sonra keşif Samatya yönünde devam edebilir. Yol boyunca, Rum Ortodoks Aziz Konstantin ve Helena Kilisesi gibi dikkat çekici yapılar yer alır. Bu kilise zarif çan kulesiyle bilinir.

DVF
İstanbul’daki Samatya sokakları (Şarku’l Avsat)

Samatya yakınlarında ayrıca Studios Manastırı kalıntıları bulunur. Daha sonra İmrahor Camii’ne dönüştürülen bu yapı, bölgenin Bizans ve Osmanlı mirasını birlikte yansıtır.

Kutsal taşlardan ortak sofralara: Samatya’nın ruhu

Samatya’ya varıldığında ziyaretçileri, Türk dizilerinde de sıkça yer almış tarihi meydan karşılar. Sıcak ve davetkâr atmosferiyle dikkat çeker.

Bölgede ikinci el kitapçılar, kafeler, restoranlar, tatlı dükkânları ve özgün tarihi ahşap evler bir aradadır. Restore edilerek kafeye dönüştürülmüş bazı köşklerde Türk kahvesi içmek, bölgenin en karakteristik deneyimlerinden biridir. Sokaklarda sıklıkla görülen dost canlısı kediler de bu atmosferin bir parçasıdır.

Yedikule ile Samatya arasındaki eski demiryolu hattı yakınında bulunan Demiryolu İşçileri Kilisesi (Samatya Kilisesi) bugün Süryani cemaati tarafından kullanılmaktadır. Kilise, geç Osmanlı dönemindeki demiryolu işçileriyle olan bağlantısıyla dikkat çeker.

Bölgede ayrıca Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi ve Aziz Mimas Kilisesi de bulunur. Bu yapılar, Samatya’nın çok kültürlü yapısını açıkça ortaya koyar.

Samatya, geçmişte küçük bir balıkçı köyü iken bugün zengin bir gastronomi merkezine dönüşmüştür. Özellikle taze balıklar ve topik gibi geleneksel mezeler (nohut ezmesi ve karamelize soğanla yapılan ve patates veya unla karıştırılan köfte benzeri bir yiyecek) öne çıkar.

Ekstra önemli yapılar

Balıklı Rum Hastanesi… ve Aya Haralambos (Hagios Charalambos) Kilisesi

İstanbul’da bazı tarihi hastaneler günümüzde de faaliyet göstermeye devam etmektedir. Yedikule ve Samatya’da kültür ve gastronomi keşfinin ardından Balıklı Rum Hastanesi ziyaret edilebilir. Bu kurum, şehrin kültürel ve sosyal hafızasında özel bir yere sahiptir ve Türkiye içinden ve dışından hastalara hizmet vermeye devam etmektedir. Aynı zamanda yaşayan bir müze ve kültürel miras alanı olarak kabul edilmektedir.

Hastane bahçesinde yer alan Aya Haralambos Kilisesi, 18. yüzyılda hastalar ve personel için ibadet yeri olarak inşa edilmiştir. Adını 2. yüzyılda yaşamış ve Ortodoks Kilisesi’nde “salgın hastalıklardan koruyucu” olarak kabul edilen Aziz Haralambos’tan alır.

Bu kilise, veba salgınlarının yoğun olduğu dönemlerde kurulan hastaneye manevi bir koruma ve umut sembolü olarak görülmüştür.