Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nda konuştu

"Enflasyonu düşürürken sıra dışı bir şey yapmayacağız, konvansiyonel para politikaları uygulanacak, para politikalarının sıkılaştırılması işe yarayacak. Yılın ikinci yarısında enflasyon kayda değer oranda düşmüş olacak"

Mehmet Şimşek (AA)
Mehmet Şimşek (AA)
TT

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nda konuştu

Mehmet Şimşek (AA)
Mehmet Şimşek (AA)

Şimşek, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nun açılışındaki konuşmasında, etkinliğe katılımın yüksek olduğunu, iş insanlarının bir yere durduk yere gelmeyeceğini dile getirdi. Gelen iş insanlarının Türkiye ile Suudi Arabistan'ın doğal ortaklığına inandığı için burada olduğunu belirten Şimşek, Türkiye'deki yatırım ortamı ve Orta Vadeli Program'ı (OVP) içeren sunum yaptı.

Türkiye'de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren ve Suudi Arabistan'a yardımcı olunabilecek alanlara değinen Şimşek, özellikle turizmin Türkiye'de çok büyük bir başarı hikayesinin bulunduğunu söyledi.

Şimşek, "Türkiye şu an gelen turist sayısı anlamında dünya dördüncüsü. Bu alanda çok büyük bilgimiz, deneyimimiz ve kaynaklarımız var. Burada Suudi Arabistan'a yardımcı olabiliriz. Bir başka alan da inşaat sektörü. İnşaat alanında Türkiye büyük küresel oyunculardan biri. Burası da ortak iş yapabileceğimiz bir alan. Suudi Arabistan'da dünyanın en büyük projelerinden bazılarının inşaatı başlamış durumda ve biz bunun bir parçası olmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Sunumunda havacılık ve savunma sektörü başta olmak üzere geçen 20 yılda Türkiye'de yaşanan gelişmeler ve sektörlerde sağlanan ilerlemeler hakkında bilgi veren Şimşek, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın üçüncü ülkelerde de birlikte çalışabileceğine işaret etti.

Şimşek, "Suudi Arabistan savunma sanayisini yerelleştirmeyi amaçlıyor. Biz, birlikte tasarlamak, birlikte geliştirmek, birlikte üretim ve birlikte küresel ihracat yapma projelerine açığız." diye konuştu.

Türkiye ile Suudi Arabistan'ın bölgede birlikte barış ve güvenliği tesis edebileceğine dikkati çeken Şimşek, dünyanın çalkantılı bir dönemden geçtiğini, bu süreçte caydırıcı ülkelerin varlığının çok önemli olduğunu ifade etti.

"2028 itibarıyla fiyat istikrarını sağlamış olacağız, yolculuk başlamış durumda"

Sunumunda Türkiye ekonomisi ve Orta Vadeli Program'a da değinen, Orta Vadeli Program'ın fiyat istikrarına ve tek rakamlı enflasyona ulaşmayı amaçladığının altını çizen Şimşek, şunları kaydetti:

İnanıyoruz ki buraya ulaşmak için doğru programa sahibiz. 2028 itibarıyla fiyat istikrarını sağlamış olacağız, yolculuk başlamış durumda. Mali sağlığı düzeltiyoruz, büyük depremden kaynaklanan hasarı onarıyoruz, eksikleri azaltıyoruz, daha da önemlisi bu kazanımları sürekli kılmak için yapısal reformlar uygulayacağız. Enflasyonu düşürürken sıra dışı bir şey yapmayacağız, konvansiyonel para politikaları uygulanacak, para politikalarının sıkılaştırılması işe yarayacak. Yılın ikinci yarısında enflasyon kayda değer oranda düşmüş olacak. Enflasyon azaltılmasına giden yol; enflasyonun bu yıl yüzde 30'ların ortalarına düşmesini, gelecek yıl yüzde 14 civarına düşmesini, 2026'da tek basamaklıya düşmesini hedefliyoruz. Bu, küresel deneyimle uyumlu bir öngörü.

Depremin geçici büyük bir açık ortaya koyduğunu anımsatan Şimşek, bunun etkisinin geçici olduğunu, cari açık ve GSMH'de ilerlemeler yaşanmaya devam edeceğini anlattı.

"Cari açık bu yılın ilk yarısında 30 milyar doların altına inecek"

Şimşek, "Türkiye'nin borçluluğu, gelişmekte olan birçok pazara göre görece düşük. Kamu-özel-şirket borçlarını bir araya alsanız bile, küresel gelişmekte olan piyasaların yarısından daha az ve dünya ortalamasının üçte birinden daha az. Cari açığın GSMH'nin yüzde 2,5'inden daha azına düşmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin rezervlerini artırma hedefinde olduklarını belirten Şimşek, şöyle devam etti:

Cari açık aşağı doğru düşmeye başladı bile, doğru yolda olduğumuzu düşünüyoruz. Cari açık bu yılın ilk yarısında 30 milyar doların altına inecek. Türkiye'de büyüme güçlü. Türkiye büyüme bağlamında dünyanın önde gelen büyümekte olan pazarlarından biri. Geçici olarak bir yavaşlama görüyoruz ancak bu büyümeyi yeniden inşa etmek ve orta vadede sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlamak için yapısal reformlar kilit alanlardan biri. Rekabetçi bir ekonomi inşa etmek istiyorsanız, üretken bir ekonomi ortaya koymak istiyorsanız ve uzun vade büyüme potansiyelini geliştirmek istiyorsanız bunun tek yolu yapısal dönüşüm. OVP programımızın işe yaradığına dair güçlü kanıtlar var. Bu program nasıl çalışacağını bilmemiz gerek; mantıklı politikalar ve yapısal dönüşümlerin bir araya gelmesi, iyi bir anlatı... Bu anlatı, yatırımcı güvenini tekrar inşa etmeye yardımcı olacak, içeri akışı artıracak, paranın değerinin artmasını sağlayacak. Enflasyonun azalması hızlanacak ve ekonomideki dengesizlikler bu şekilde dengelenmiş olacak. Programın planlanan çalışma şekli bu ve bu program çalışmaya, işe yaramaya başladı bile.

"Piyasa enflasyonun önümüzdeki 12 ayda yüzde 40'ın altına düşeceğini öngörüyor"

Türkiye'nin risk priminde yaşanan düşüşe dikkati çeken Şimşek, portföy girişi, döviz gibi konularda yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi. Şimşek, "Enflasyon beklentileri düzeldiği için, piyasa enflasyonun önümüzdeki 12 ayda yüzde 40'ın altına düşeceğini öngörüyor ve piyasa şu an hedeflediğimiz rakamlara çok yakın, bu da bize cesaret veriyor." diye konuştu.

Türkiye'de yaşanan tüm ilerlemelerin puanlama ajansları tarafından da görüldüğünü, bunu da puanlamalarına yansıttıklarına işaret eden Şimşek, "Türkiye'nin risk algısı şu andaki puanlardan çok daha iyi durumda. Makas açıklığına bakacak olursak, aslında şu andaki puanlama kurumlarının Türkiye'ye verdiği puanın 2 basamak yukarısında. Şimdiden piyasalar, Türkiye'de daha az risk olduğunu düşünüyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Şimşek, sunumunda katılımcı iş insanlarına Türkiye'nin yatırım yapma konusunda barındırdığı diğer avantajlar hakkında da bilgi verdi. Türkiye'nin yeşil alanlarda, yeşil ürünlerde dev bir potansiyeli bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu alanda da Suudi Arabistan ile ortak çalışılabileceğini kaydetti.

Şimşek sunumunda, altyapı ve üst yapıda yapılan yatırımlara, hedeflenen çalışmalara, yapay zeka, dijitalleşme alanlarında Türkiye'nin bakış açısına değinerek, "Yenilenebilir enerji yatırımı yapıyoruz. 12 yıl boyunca en az 100 milyar dolarlık yatırım yapacağız." dedi.



Erdoğan, İran'la savaşın sonuçları konusunda uyarıda bulunarak Türkiye'nin tarafsızlığını teyit etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan, İran'la savaşın sonuçları konusunda uyarıda bulunarak Türkiye'nin tarafsızlığını teyit etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün, İran'da savaşın genişlemesine karşı uyarıda bulunarak, hükümetinin önceliğinin bölgedeki mevcut aşamayı zarar görmeden atlatmak ve ülkeyi gerilimin ateşinden uzak tutmak olduğunu hatırlattı.

Erdoğan, “gayrimeşru” olarak nitelendirdiği bu savaşın ana sorumluluğunu İsrail hükümetine yükleyerek, “bu savaşın sadece bölgeyi bir çatışma alanına dönüştürmekle kalmayıp, tüm insanlığı ekonomik yükler altında ezdiğini” söyledi.

Erdoğan, “Bu savaşta dökülen her damla kanın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iktidarını uzatacağını unutmamalıyız” ifadesini kullandı.

fdbfdb
Erdoğan, dün Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmada (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmada, bölgenin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden birinin sadece savaşın devam etmesi değil, aynı zamanda bunun daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya dönüşme riski olduğunu belirtti; zira enerji, ulaşım ve sivil altyapıyı hedef alan misilleme saldırıları ne yazık ki bu olasılığı artırmaktadır.

Erdoğan, 28 Şubat'ta bölgede başlayan ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmanın ilk ayını geride bıraktığını ve tehdit ve tehlike düzeyinin giderek daha da artarak devam ettiğini belirtti.

İran ile savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediğini, aksine onu baltaladığını belirten Erdoğan, diplomasi, diyalog ve uzlaşmanın bu çıkmazdan kurtulmak için mevcut en iyi araçlar olduğunu vurguladı ve aşırı taleplere sarılmak yerine ortak bir zemin aranması gerektiğini ifade etti.

Barış Yolu

Cumhurbaşkanı, daha fazla kan dökülmeden barış yolunun açılacağına dair umudunu dile getirerek, "Bu nedenle, kendimizi tehlikeye atmamız gerekse bile elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarıyla yapılan dörtlü toplantıya katıldığını ve toplantıda İran savaşıyla ilgili endişeler ile savaşı sona erdirme adımlarının müzakere edildiğini belirtti.

Ayrıca, Savunma Bakanı Yaşar Güler, İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ve diğer yetkililerin kendi alanlarında yoğun çaba sarf ettiklerini belirterek, “Kan dökülmesini durdurmak, silahları susturmak ve sorunları diplomatik yollarla çözmek için bir umut ışığı varsa, bu fırsatı değerlendirmek bizim görevimizdir” dedi.

İncirlik'in kullanımı

Aynı bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan çarşamba günü Mısır, Ürdün, Katar ve Japonya'daki mevkidaşlarıyla bölgedeki savaşın son gelişmelerini ve savaşı sona erdirmek için gösterilen çabaları görüştü.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Direktörlüğü'ne bağlı “Medya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi”, X hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Adana'daki İncirlik Hava Üssü'nün ABD'nin “B-1 B Lancer” bombardıman uçakları tarafından kullanıldığı iddialarını yalanladı.

Açıklamada, bu iddiaların yanıltıcı bilgiler içerdiği, bu konuda dolaşan fotoğraf ve videoların eski olduğu, daha önceki rutin eğitim faaliyetlerine ait olduğu ve güncel olmadığı, ayrıca mevcut bölgesel çatışmalarla hiçbir şekilde bağlantılı olmadığı belirtildi.

Açıklamada, kaynağı belirsiz iddialara veya resmi olmayan kaynaklardan gelen kışkırtıcı içeriklere itibar edilmemesi çağrısında bulunuldu.


Türkiye’den Kürt gruplara uyarı: İran’da savaşırsanız müdahale ederiz

PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)
PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)
TT

Türkiye’den Kürt gruplara uyarı: İran’da savaşırsanız müdahale ederiz

PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)
PJAK unsurlarının gerçekleştirdiği tatbikattan bir kare (Reuters)

Türk yetkililer, İran’a yönelik bazı cephelerde PKK’nın İran uzantısı PJAK aktif rol alması halinde, Ankara’nın Suriye tecrübesini referans göstererek Kuzey Irak’a müdahale tehdidinde bulunduğunu açıkladı.

Kaynaklar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının 28 Şubat’tan bu yana başlamasıyla birlikte Türkiye’nin, PKK ve PJAK unsurlarının Batı İran’da operasyonlar düzenlemesine yönelik planlar konusunda tüm taraflara uyarılarda bulunduğunu belirtti.

Hükûmete yakın Türkiye gazetesine göre kaynaklar isim vermeden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Savaşı’nın hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştüğünü ve Türkiye’nin “saldırı için ‘terör örgütlerinin’ kullanılmasına izin vermeyeceğini” vurguladığını aktardı. Erdoğan’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğü konusundaki tutumunun açık ve net olduğu ifade edildi.

Ankara’nın hamlesi ve Öcalan’dan uyarı

Kaynaklar, bu görüşmenin ardından Türkiye Dışişleri ve İstihbarat teşkilatlarından heyetlerin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi yetkilileri ile görüşmeler gerçekleştirdiğini ve onlara “Suriye’de yaptığımız gibi müdahale edeceğiz” mesajını ilettiğini belirtti.

Ayrıca, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Türkiye’deki İmralı cezaevinden, Kuzey Irak’taki Kandil Dağı’ndaki parti yöneticilerine iletilen bir uyarıda bulunduğu ve İsrail’in oyununa kanmayın dediği aktarıldı. Bu uyarının bölgedeki güç dengelerini değiştirdiği ifade edildi.

Trump ve Türkiye’nin tutumu

Analistler, Türkiye’nin İsrail destekli Kürt örgütlerinin herhangi bir hareketine karşı tutumunu, Trump’ın bir ay sonra Miami’deki “Gelecek Yatırım Girişimi” zirvesinde yaptığı konuşmada Türkiye’ye övgüde bulunmasıyla ilişkilendirdi. Trump, “Bence Türkiye harikaydı, gerçekten etkileyiciydiler ve bizden beklenen alanların dışında kaldılar” ifadelerini kullanarak Erdoğan’ı “muhteşem lider” olarak nitelendirdi.

Yazar ve siyasi analist Murat Yetkin, bu övgünün, başka koşullarda Türkiye’de büyük tartışmalara yol açabileceğini belirterek, övgünün Türkiye’nin İran Savaşı sırasında attığı adımlar ve İsrail ile NATO arasında doğrudan çatışmayı önlemedeki rolüne duyulan takdiri gösterdiğini belirtti.

Yetkin, NATO’nun İran’dan Türkiye hava sahasına yönelen üç füzeyi püskürttüğünü, Türkiye’nin hava savunmasının “Patriot” sistemleriyle güçlendirildiğini ve Adana’daki İncirlik üssünde, altıncı tümen komutasında çok uluslu bir tugay kurulması projesinin açıklanmasının, İran Savaşı’nın Türkiye-NATO ilişkilerini yeni bir düzeye taşıdığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Yetkin, bunun, Türkiye’ye yönelik herhangi bir saldırıya cevabın önce NATO’dan geleceği, Türkiye’nin doğrudan çatışmaya girmeden, güney ve doğudaki tehditlere karşı koruma sağlanacağı anlamına geldiğini ve bunun İsrail’in herhangi bir provokatif adımını da kapsadığını belirtti.

Analiste göre, Trump’ın Erdoğan’a övgüde bulunarak amaçladığı şey, Türkiye’yi İsrail ile doğrudan çatışmadan uzak tutmak ve olası felaket senaryolarının NATO’nun tarafı olmasını önlemekti.


İran'ın ardından Türkiye'yi ‘bir sonraki düşman’ olarak gören İsrail neden korkuyor?

Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)
Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)
TT

İran'ın ardından Türkiye'yi ‘bir sonraki düşman’ olarak gören İsrail neden korkuyor?

Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)
Ortadoğu'da son yıllarda tırmanan gerginlikler, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkiledi (Twitter)

Ragida Atme

Ortadoğu’nun tamamının, bölgedeki güvenlik ve siyasi dengeleri yeniden şekillendirebilecek açık bir çatışmaya sürükleneceğine dair endişeler artarken Türkiye, ulusal güvenliğini etkileyebilecek her türlü gelişmeye karşı askeri hazırlık seviyesini yükseltti. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) askeri varlığını altı adet F-16 savaş uçağı konuşlandırarak güçlendirirken Milli Savunma Bakanlığı, gerginliğin tırmanmasıyla hava sahasını etkileyebilecek olası tehditlere karşı hava ve füze savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla güneyde Malatya'ya gelişmiş uzun menzilli Patriot Hava Savunma Füze Sistemi konuşlandırdığını duyurdu. Türkiye'nin askeri hazırlık düzeyini artırmaya yönelik açık eğilimleri, NATO ile koordinasyon çerçevesinde gerçekleşmiş olsa da İsrail nezdinde ciddi güvenlik ve askeri imalar taşıyor. Onlarca İsrailli bakan, yetkili ve analist, Türkiye'yi İran'ın ardından ‘bir sonraki düşman’ olarak görmeye başladı. Ancak insansız hava araçlarından (İHA) tanklara ve deniz toplarına kadar çeşitli alanlardaki gelişmiş savunma yetenekleri, Türkiye'yi son yıllarda küresel silah pazarının başlıca aktörlerinden biri haline getirdi.

İsrail hükümetine bağlı Ulusal Güvenlik Riskleri Değerlendirme Danışma Kurulu (Nagel Komitesi) raporunda, Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etmeye yönelik politikasının İsrail için ‘artan bir stratejik tehlike’ oluşturduğu uyarısında bulunuldu. Raporda, Tel Aviv hükümeti, Türkiye ile doğrudan bir çatışma çıkma olasılığına hazırlıklı olması uyarısı yapıldı. Sosyal araştırmalar şirketi Areda Survey tarafından ‘Dış Politika ve Savunma Sanayii’ başlığı altında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre katılımcıların yüzde 60,1'i İsrail'in bir gün Türkiye'ye saldırabileceğini düşünürken, yüzde 54,7'si geçtiğimiz yıl İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nın kendilerine dış tehditlere karşı güven verdiğini belirtti.

Gerginliklerin tırmanması

İsrail'in eski Başbakanı Naftali Bennett'in, Türkiye'nin bölgede “yeni bir İran” haline geldiğini söylediği ve Ankara'nın, kendi ifadesiyle ‘İsrail'i kuşatmayı amaçlayan düşmanca bir Sünni eksen oluşturma’ çabalarına karşı uyarıda bulunduğu tartışmalı açıklamalarına rağmen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma çıkma olasılığının son derece düşük olduğunu vurguladı. Güler, özellikle herhangi bir tırmanışın veya istenmeyen bir durumun ortaya çıkmasının önlenmesi amacıyla İsrail tarafıyla iletişim ve koordinasyon kanalları oluşturulduğunu belirtti.

Olası gerginliklerin veya çatışmaların, doğrudan bir çatışmaya yol açabilecek herhangi bir tırmanışı önlemek amacıyla diplomatik ve askeri kanallar aracılığıyla son derece dikkatli bir şekilde ele alındığını belirten Güler, son yıllarda Ortadoğu’da tırmanan gerginliklerin Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri büyük ölçüde etkilediğinin altını çizdi. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’na (SETA) göre Ankara, Batı ile ilişkileri ile bölgesel çıkarları arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, uygun koşullar sağlandığında diplomatik arabulucu rolünü üstlenme olasılığını da açık tutuyor.

dfrvfdv
Türkiye, askeri bağımsızlığını sağlama konusunda olağanüstü bir yetenek sergiledi ve dünya pazarında en önemli silah ihracatçılarından biri haline geldi (TSK)

İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden (INSS) İsrailli araştırmacı Gallia Lindenstrauss, bu ayın başlarında kaleme aldığı bir makalede, bazı bölgesel alanlarda İsrail'in stratejik rakibi olarak görülen Türkiye'nin, İran'a karşı doğrudan askeri müdahaleye ya da rejimin devrilmesine, Kürt sorununun tırmanmasına ya da bölgesel dengelerin bozulmasına yol açabilecek olası güvenlik sonuçlarından korktuğu için istekli olmadığını belirtti.

İsrail gazetesi Yediot Aharonot tarafından yayınlanan karamsar İsrail tahminlerine göre Türkiye'nin söylemi Tel Aviv'e yönelik sert eleştirilerle dolu olmaya devam ediyor. Türk yetkililer İsrail'i bölgedeki istikrarı bozmakla suçlamaya devam ederken, İran’dan Türkiye topraklarına atılan 3 füze düşürüldü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da NATO'nun devam eden savaş sırasında İran'dan fırlatılan üçüncü bir füzeyi önlemesinin ardından, savaşa karışmaktan kaçınacağını ve kendi ifadesiyle ‘provokasyonlara ve komplolara kapılmayacağını’ taahhüt etmekle yetindi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ABD merkezli Hudson Enstitüsü'nden araştırmacı Zeynep Rabee, İran'a karşı bir savaşın Türkiye'nin konumunu şüphesiz büyük ölçüde değiştireceğini düşünüyor. Rabee’ye göre İran'ın gücünün azalması, Ankara'ya bölgesel ve uluslararası nüfuzunu güçlendirmek için geniş bir alan açacak ve bu da İsrail'de, Türkiye'nin çeşitli bölgelerdeki varlığını genişletmesi konusunda gerçek endişeler yaratacak.

Stratejik ortaklar

Türkiye’nin askeri kapasitesini gözden geçirip hava savunma, füze ve siber güvenlik alanlarını güçlendirmesinin ardından, ileri düzey caydırıcılık kapasitelerine sahip olmak için çaba sarf etmesiyle, güç dengesini İsrail’in lehine yeniden ayarlamak amacıyla Tel Aviv, Türkiye’nin rakiplerini sadece sınırlı ortaklardan stratejik ortaklara dönüştürmeye çalışıyor.

İsrail'in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan ile son dönemde yaptığı iş birliği, sadece Akdeniz'de üçlü ortaklığı güçlendirmek ve Türkiye'nin nüfuz alanını daraltmak amacıyla değil, aynı zamanda bu iki ülkenin İsrail'e Türkiye kıyılarına yakın bir askeri varlık kurma fırsatı sunması amacını da taşıyor. Ankara ile Washington arasında son aylarda olumlu bir ilişki olmasına rağmen İsrail, ABD nezdindeki nüfuzunu kullanarak Türkiye'nin silahlanma programlarını ve siyasi ve ekonomik projelerini engellemeye çalışıyor. Türkiye'nin 2016 yılında Rus yapımı S-400 Hava Savunma Sistemi’ni satın almasının ardından Tel Aviv, Ankara'nın ilk altı savaş uçağının bedelini zaten ödemiş olduğu ABD'nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılması için çabaladı.

Dersler ve çıkarımlar

İsrail ile İran arasında geçtiğimiz yılın haziran ayında başlayan ve 12 gün süren savaşla ilgili kapsamlı analizlerin ardından, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bünyesinde kurulan Millî İstihbarat Akademisi (MİA), Türk hükümeti için önemli bir çalışma yayınladı. Çalışmada, İsrail'in son savaşta mutlak hava üstünlüğü sergilemesi üzerine çok katmanlı bir hava savunma sistemi kurulmasının gerektiği belirtildi. Çalışma, Türkiye'nin balistik ve hipersonik füzelere yönelik yatırımlarını artırmasını ve hızlandırmasını, savunma silahı üretiminde bunlara en yüksek önceliği vermesini tavsiye etti. Bu öneri, İran'ın 12 günlük savaşta gösterdiği, çok sayıda olmasına rağmen İran'ın ‘hipersonik’ füzelerine karşı koymaya yetmeyen İsrail hava savunma sistemlerini delme gücünden kaynaklanıyor.

vfdvfd
Türk savunma ve havacılık sanayisi, geçen yılın sonunda eşi benzeri görülmemiş tarihi bir sıçrama kaydetti (İsrail Ordusu)

İran ile İsrail arasındaki 12 günlük savaşta İran'ın geleneksel savunmasının İsrail'in elektronik savaşına karşı koyamadığının ortaya çıkmasının ardından, insansız sistemlere ve elektronik savaş teknolojilerine öncelik verilmesi gerektiğini tavsiye eden çalışma, Türk hükümetinin dikkatini, olası hava saldırılarına karşı erken uyarı sistemlerinin kurulması ve stratejik tesislerde gerekli teknik donanıma sahip sığınaklar ile özellikle büyük şehirlerde erişimi kolay toplu sığınaklar inşa edilmesi gerektiğine çekti. İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında iç kaynaklı unsurların önceki savaşta büyük rol oynaması nedeniyle çalışma, Türkiye'nin iç güvenliğini etkileyebilecek ekonomik, siyasi ve sosyal faktörlere özel önem vererek, benzer operasyonların önünü kesmenin önemini vurguladı. Çalışmada geçtiğimiz yıl yaşanan 12 günlük savaş, kara, hava ve deniz ile siber ve elektromanyetik alanları bir araya getiren ve sivil teknolojinin yoğun kullanımıyla geleneksel olmayan savaş yönetimi yöntemlerinin uygulandığı karmaşık bir ‘çok boyutlu operasyon’ örneği oluşturduğu belirtildi.

Büyük bir gelişme

İsrail’deki araştırma merkezleri, medya kuruluşları ve yetkililer, son on yıldır, Türkiye’nin savunma sanayi alanında kaydettiği dikkat çekici gelişmeyle ilgili ciddi endişelerini gizlemediler. Türkiye, askeri bağımsızlık konusunda üstün bir yetkinlik sergilemiş ve dünya pazarında en önemli silah ihracatçılarından biri haline geldi.

Türkiye Savunma Sanayii Kurumu Başkanı Haluk Görgün'ün açıklamasına göre Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisi, geçtiğimiz yılın sonlarında eşi benzeri görülmemiş tarihi bir sıçrama kaydetti.

İhracat değeri tarihinde ilk kez 10 milyar dolar barajını aşan sektör, 2024 yılında 7,1 milyar dolar olan ihracatına kıyasla yüzde 48'lik muazzam bir büyüme kaydetti. Gözlemcilere göre bu durum, Ankara'nın silah pazarında güvenilir bir küresel tedarikçi olarak konumunu pekiştiriyor.  Resmi verilere göre savunma sektörünün Türkiye'nin toplam ihracatındaki payı 2022'de yüzde 1,7'den 2025'te yüzde 3,7'ye sıçradı. Bu sıçrama, sektörün Türk ekonomisinin temel bir ayağı olarak artan stratejik önemini yansıtıyor. Gözlemcilere göre toplam ihracatın yüzde 56'sını NATO, AB ülkeleri ve ABD'nin oluşturması, büyük askeri güçlerin Türk savunma teknolojisine duyduğu güveni teyit ediyor. Türk savunma sanayisinin kaydettiği hızlı ilerlemeyi yansıtan dikkat çekici açıklamalardan biri de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından yapıldı. Bir televizyon röportajında, Türkiye’nin dünya çapında askeri insansız hava aracı pazarının yüzde 65'ini tekelinde tuttuğunu açıklayan Kacır, bu konumun Türkiye'yi, dünya çapında ilginin giderek arttığı insansız sistemlerin geliştirilmesi ve üretimi alanında en deneyimli ve öne çıkan ülkeler arasına yerleştirdiğini vurguladı.

Analistler, mevcut savaşın sonuçlarının bir yandan İsrail ve ABD ile diğer yandan İran arasındaki güç dengesi ile sınırlı kalmayacağını, aksine bu savaşın gidişatını izleyen tüm bölgesel güçlerin ve ülkelerin tutumlarına da yansıyacağını düşünüyor. Bu yüzden Tel Aviv’in, başta Türkiye olmak üzere söz konusu ülkelerin tutumlarını ve çevresindeki ve çatışmalardan etkilenen bölgesel aktörleri dikkate alarak, siyasi ve güvenlik hesaplamalarını yeniden gözden geçiren uzun vadeli analizlere girişeceğine şüphe yok.