Türk savunma şirketinden Suudi Arabistan'a teknoloji transferi

Türk savunma sanayisi şirketi Ramsa Defence, teknoloji transferiyle Suudi Arabistan'da 120 milyon dolar büyüklüğünde bir yatırıma ortak olacak

Ramsa Defence, teknoloji transferi yaparak yerel ortakla Suudi Arabistan'da 120 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirecek (AA)
Ramsa Defence, teknoloji transferi yaparak yerel ortakla Suudi Arabistan'da 120 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirecek (AA)
TT

Türk savunma şirketinden Suudi Arabistan'a teknoloji transferi

Ramsa Defence, teknoloji transferi yaparak yerel ortakla Suudi Arabistan'da 120 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirecek (AA)
Ramsa Defence, teknoloji transferi yaparak yerel ortakla Suudi Arabistan'da 120 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirecek (AA)

Türk savunma sanayisi şirketlerinin Körfez ülkelerinde son dönemde geliştirdikleri iş ilişkileri ve yatırım fırsatlarına bir yenisi eklendi.

Turalı Group bünyesindeki Ramsa Defence, Riyad'da düzenlenen World Defense Show Fuarı'nda Suudi Arabistan'da yapacağı yatırımı netleştirdi.

Buna göre, Ramsa Defence, yatırım için Suudi Arabistan şirketi ACMI (Arms Company for Military Industries) ile anlaşmaya vardı. Teknoloji transferini kapsayan anlaşma doğrultusunda Ramsa Defence, portföyündeki yaklaşık 20 ürüne ilişkin teknoloji transferini 8 aylık dönemde tamamlayacak. Yaklaşık 1,5 yıllık dönem sonunda ürün teslimatlarına başlanması amaçlanıyor.

Ürünler arasında insansız hava aracı (İHA), insansız kara aracı (İKA), ⁠⁠Eskelot Silah Taşıma Sistemi, ⁠⁠kamikaze dron, Hakan hybrid guard güvenlik kulesi, bomba atar dron, uçak test ⁠⁠tezgahları, ⁠⁠ultrasonik silah temizleme sistemi gibi bir dizi çözüm yer alıyor.

Yapılacak teknoloji transferiyle birlikte Ramsa Defence'in Suudi Arabistan pazarındaki önemli oyunculardan biri haline gelmesi hedefleniyor.

Taraflar teknoloji transferi dışında birlikte silahlı insansız hava aracı (SİHA) geliştirecek.

İki etapta 120 milyon dolarlık yatırım

Ramsa Defence ve ACMI, Suudi Arabistan'da iki etaptan oluşan yatırımın ortağı olacak. İlk olarak Cidde şehrinde 50 bin metrekarelik alanda fabrika kurulacak. Bu tesiste İHA, SİHA, İKA ve minikopter üretimi yapılacak. Yatırım tutarı 70 milyon dolar olacak tesis, 2025 yılının ilk çeyreğinde hizmete girecek.

İkinci etapta Riyad şehrinde 50 bin metrekare alana sahip bir fabrika daha açılacak. Burası için de ilk aşamada 50 milyon dolarlık yatırım planlanıyor.

Ramsa Defence'in Suudi Arabistan yatırımının toplam büyüklüğü 120 milyon doları bulacak.

"Uluslararası pazarlarda güçlenmek adına önemli"

Turalı Group Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Gücükturalı, AA'ya yaptığı açıklamada, savunma sanayisinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının da vizyonu doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer güvenlik güçlerine yerli ve milli yüksek teknoloji ürünler ve alt sistemler geliştirmek ve üretmek amacıyla 2016 yılında Ramsa Defence'i kurduklarını söyledi.

Geçen sürede ortaya koydukları çözümlerle çeşitli sorumluluklar üstlendiklerini ifade eden Gücükturalı, gelinen aşamada bu kabiliyetlerle yurt dışına açılarak döviz kazandırıcı faaliyetlere yöneldiklerini belirtti.

Suudi Arabistan yatırımının kendileri ve Türk savunma sanayisi için uluslararası pazarlarda daha da güçlenmek adına oldukça önemli olduğunu dile getiren Gücükturalı, "Sahip olduğumuz değer önerisiyle AR-GE, tasarım, üretim, lojistik, eğitim ve yönetim gibi birçok alanda uluslararası ortaklarımızın ilgi merkezi olma özelliği taşıyoruz. Bu yatırımla Turalı Group'un Suudi Arabistan'daki ilk üretim üssünü açıyoruz. Sürdürülebilirlik ve küresel işbirliklerini önceliklendiren ve istihdam oluşturan yatırım kararlarımız da söylemlerimizin somut bir örneği olmakta." dedi.

 



"Dünyanın en çirkin hayvanının" burnunun sırrı anlaşıldı

 Hortumlu maymunların erkeklerinin, dişilerinden daha büyük burnu olması dikkat çekiyor (Pexels)
Hortumlu maymunların erkeklerinin, dişilerinden daha büyük burnu olması dikkat çekiyor (Pexels)
TT

"Dünyanın en çirkin hayvanının" burnunun sırrı anlaşıldı

 Hortumlu maymunların erkeklerinin, dişilerinden daha büyük burnu olması dikkat çekiyor (Pexels)
Hortumlu maymunların erkeklerinin, dişilerinden daha büyük burnu olması dikkat çekiyor (Pexels)

Hortumlu maymunlarının erkeklerinin, uzun burnunun dişileri çekmek için bu şekilde evrimleştiği ortaya çıktı. 

Uzun burunlu maymun (Nasalis larvatus) diye de bilinen bu primat türü, genellikle dünyanın en çirkin hayvanları arasında sayılıyor. Asya'nın güneydoğusundaki Borneo Adası'nda yaşayan hortumlu maymunların nesli tükenme tehlikesi altında. 

Daha önce yapılan bir çalışmada bu maymunların erkeklerinin burun büyüklüğüyle, çiftleştikleri dişi sayısı arasında bir bağlantı olduğu bulunmuştu. Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden bilim insanları yeni araştırmalarında bunun nedenini saptadı. 

Bilim insanları maymunların kafatası örneklerinden yararlanarak kemikli burun boşluklarını inceledi. Scientific Reports adlı hakemli dergide perşembe günü yayımlanan araştırmada erkeklerdeki boşluğun boyutu ve şeklinin daha yüksek sesler çıkarmalarını sağlayacak şekilde evrimleşmiş olabileceği bulundu.

Makalenin ortak yazarı Katharine Balolia "Erkek maymunların daha uzun ve daha büyük burun boşluğu sayesinde daha yüksek ve derin sesler çıkarabilmesi, sağlıklarını ve hakimiyetlerini göstermelerini sağlıyor" diyerek şöyle ekliyor: 

Bu, erkek maymunların dişileri çekmesine ve diğer erkekleri uzaklaştırmasına katkı sağlıyor.

Ancak erkeklerin bu büyük burunları sadece ses nedeniyle partner bulmalarını kolaylaştırmıyor. Araştırmacılar daha büyük burunların dişilere çekici geldiğini düşünüyor. 

Bilim insanları hortumlu maymunların erkekleri cinsel olgunluğa ulaştığında burun boşluğunun büyümesinin durduğunu fakat burnun ön ve etli kısmının büyümeye devam ettiğini saptadı. Ayrıca bu etli kısım, sesi kulağa hoş gelecek şekilde değiştiriyor gibi görünüyor.

Araştırmacılar muhtemelen burnun yüksek ses çıkarmak üzere evrimleştiğini fakat zaman içinde dişilere çekici gelmeye başladığını tahmin ediyor. Balolia "Dişiler sağlık ve hakimiyetin açık bir işareti olduğundan, eş seçiminde büyük burunları görsel açıdan çekici bulmaya başlamış olabilir" sözleriyle açıklıyor. 

Bilim insanları burunlarının büyümesinde, hortumlu maymunların yaşadığı ortamın da rol oynadığını düşünüyor. Genellikle sık ormanlarda yaşayan bu hayvanlar, her zaman birbirlerini göremediğinden yüksek sesler çıkarmaya ihtiyaç duyuyor. 

Independent Türkçe, Popular Science, IFL Science, Scientific Reports


Aniden ortadan kaybolan yıldızların gizemi çözüldü

Araştırmacılar VFTS 243'ün "olağanüstü bir sistem" olduğunu söylüyor (ESO/L. Calçada) 
Araştırmacılar VFTS 243'ün "olağanüstü bir sistem" olduğunu söylüyor (ESO/L. Calçada) 
TT

Aniden ortadan kaybolan yıldızların gizemi çözüldü

Araştırmacılar VFTS 243'ün "olağanüstü bir sistem" olduğunu söylüyor (ESO/L. Calçada) 
Araştırmacılar VFTS 243'ün "olağanüstü bir sistem" olduğunu söylüyor (ESO/L. Calçada) 

Bilim insanları bazı yıldızların bir anda ortadan kaybolmasının sırrını çözmüş olabilir. 

Güneş'in en az 8 katı kadar kütleye sahip yıldızlar ömürlerinin sonuna geldiğinde, çekirdekleri çökmeye başlıyor. Bu durum süpernova patlamasına yol açarken yıldızın dış katmanları uzaya saçılıyor. Bu şekilde ortaya çıkan gaz ve toz bulutu yüzbinlerce yıl boyunca uzayda kalıyor. 

Bir galaksinin tamamından daha parlak olabilen süpernova patlamasının ardından yıldızın çekirdeği nötron yıldızına veya kara deliğe dönüşüyor. 

Fakat bazı büyük kütleli yıldızların ardında bir patlamaya dair iz bırakmadan ortadan kaybolduğu görülüyor. Bilim insanları son 70 yılda en az 800 yıldızın bir anda yok olduğunu kaydetti.

Bir yıldız ve kara deliği içeren ikili bir sistemi inceleyen bilim insanları, bazı büyük kütleli yıldızların patlama geçirmeden kara deliğe dönüştüğünü söylüyor. Physical Review Letters adlı hakemli dergide yayımlanan araştırma, bu teoriye dair şimdiye kadarki en güçlü kanıtlardan birini sunuyor.

2022'de keşfedilen VFTS 243 adlı sistem, Tarantula Bulutsusu'nda yer alıyor. Sistem, Güneş'in 25 katı kütleye sahip bir yıldız ve 10 katı kütleye sahip bir kara deliği içeriyor. Fakat bu kara deliğin, kozmik açıdan yakın bir zamanda ölen bir yıldızdan kaldığı düşünülse de süpernova patlamasına dair bir iz bulunamıyor. 

Örneğin süpernova patlamaları, yıldızın çekirdeğinin dönüştüğü nötron yıldızı veya kara deliğin hızlanmasına yol açıyor. Bu etki, nötron yıldızlarını saniyede 100 ila 1000 kilometre, kara delikleriyse daha düşük ama yine de kayda değer bir seviyede hızlandırıyor.

Öte yandan VFTS 243'teki kara deliğin saniyede 4 kilometre hızlandığı gözlemlendi. Bunun yanı sıra patlama şiddetinin sistemdeki cisimlerin yörüngesini de etkilemesi beklenirken, hem yıldızın hem de kara deliğin yörüngesinin neredeyse tam bir daire olduğu görüldü. Araştırmanın başyazarı Alejandro Vigna-Gómez şöyle diyor:

Sistemin yörüngesi, yıldızın bir kara deliğe dönüşmesinden bu yana neredeyse hiç değişmemiş.

Araştırmacılar bu bulgulara dayanarak büyük kütleli yıldızların, tam çöküş denen bir süreçle kara deliklere dönüştüğünü düşünüyor. Vigna-Gómez "Yaşamlarının son evresindeki büyük kütleli yıldızlardaki gibi, bir yıldızın çekirdeğinin kendi ağırlığı altında çökebileceğine inanıyoruz" diyerek şöyle ekliyor:

Ancak Güneş'in en az 8 katı kütleye sahip yıldızlardan beklenen ve kendi galaksisini gölgede bırakacak kadar parlak bir süpernova patlamasıyla sonuçlanan büzülme yerine, yıldız bir kara deliğe dönüşene kadar bu çökme süreci devam ediyor. 

Bu teorinin doğrulanması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Eğer doğruysa pek çok büyük kütleli yıldız sessizce ömrünü tamamlıyor olabilir ve VFTS 243'teki yıldızın sonu da bu şekilde gelebilir.

Yine de yeni araştırma, yıldızlara dair çalışmalar açısından önemli bir adıma işaret ediyor. Makalenin ortak yazarı Irene Tamborra "Bu sistemin, yıldız evrimi ve çöküşüyle ilgili gelecekteki araştırmalarda çok önemli bir ölçüt olmasını kesinlikle bekliyoruz" diyor.

Independent Türkçe, Space.com, Science Daily, Futurism, Physical Review Letters


Elon Musk'ın yapay zekaya dair bir iyi bir de kötü tahmini var

X, xAI, Tesla ve SpaceX'in sahibi, teknoloji konusunda heyecanlı olduğu kadar temkinli de konuşuyor (AFP)
X, xAI, Tesla ve SpaceX'in sahibi, teknoloji konusunda heyecanlı olduğu kadar temkinli de konuşuyor (AFP)
TT

Elon Musk'ın yapay zekaya dair bir iyi bir de kötü tahmini var

X, xAI, Tesla ve SpaceX'in sahibi, teknoloji konusunda heyecanlı olduğu kadar temkinli de konuşuyor (AFP)
X, xAI, Tesla ve SpaceX'in sahibi, teknoloji konusunda heyecanlı olduğu kadar temkinli de konuşuyor (AFP)

Ünlü teknoloji girişimcisi Elon Musk, Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen VivaTech 2024 adlı teknoloji zirvesi kapsamındaki bir konferansa perşembe günü webcam aracılığıyla bağlandı.

52 yaşındaki iş insanı, yapay zekanın insanların işini ellerinden alacağını savunurken bunun kötü bir şey olarak görülmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi:

İyi bir senaryoda muhtemelen hiçbirimizin işi olmayacak. Hobi gibi bir iş yapmak isterseniz yapabileceksiniz. Onun haricinde yapay zeka ve robotlar istediğiniz mal ve hizmeti sağlayacak. Mal ve hizmet konusunda eksiklik hissedilmeyecek. Asıl mesele, mana olacak. Eğer bilgisayar ve robotlar her şeyi sizden daha iyi yaparsa sizin hayatınızın bir anlamı olacak mı? Bu noktada insanlara yine de yer olabileceğini düşünüyorum, yapay zekaya mana katabiliriz.

Bu senaryonun işlemesi için "evrensel yüksek gelir" gerektiğini söyleyen Musk, kendi ürettiği kavramın ne anlama geldiğini açıklamadı. 

Ancak "evrensel temel gelir"den farklı olduğunun altını çizdi. Bu sosyal güvenlik kuramı, devletin her bireye düzenli gelir sağlamasını öneriyor.

Son yıllarda yapay zeka alanında kaydedilen gelişmeler, şirketlerin yanı sıra bireyleri de yeni bir dünyaya hazırlanmaya mecbur bırakacak gibi. 

Diğer yandan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde ocak ayında yapılan araştırmada şirketlerin yapay zekaya adaptasyonunun beklenenden çok daha yavaş ilerlediği bildirilmişti. 

Akıl sağlığıyla ilgilenen profesyoneller, öğretmenler ve yaratıcı işleri sürdürenlerin yapay zeka tarafından elimine edilmesini pek çok uzman gerçekçi görmüyor. Bu tarz işlerdeki insani iletişim ve duygusal zeka gereksinimi buna gerekçe olarak gösteriliyor. 

Musk yapay zekayla alakalı pespembe bir tablo çizmedi. Aynı konuşmada en büyük korkusunun teknoloji olduğunu söyledi. Ailelere seslenerek, çocukların sosyal medyada geçirdikleri sürenin kısıtlanması gerektiğini zira "dopaminleri en üst düzeye çıkaran yapay zekanın onları programladığını" savundu. 

OpenAI, Google ve Meta'nın yapay zeka sistemlerinin doğruyu aramaktan ziyade siyaseten doğruculuğu tercih ettiğini öne süren Musk, xAI adlı girişimi ve Grok isimli sohbet botuyla yarışta. 

Teknoloji sitesi Quartz, tüm yapay zeka girişimlerinin insanlığı diğerlerinden kurtarmayı vadettiği ve Musk'ın da aynı çizgiyi sürdürdüğü yorumunu yaptı. 

Independent Türkçe, CNN, Quartz


Elektrikli otomobillerin yayalara çarpma ihtimalinin benzinlilerden fazla olduğu bulundu

Bazı elektrikli otomobillerde, aracın sesini yükseltecek akustik cihazlar da kullanılıyor (Unsplash)
Bazı elektrikli otomobillerde, aracın sesini yükseltecek akustik cihazlar da kullanılıyor (Unsplash)
TT

Elektrikli otomobillerin yayalara çarpma ihtimalinin benzinlilerden fazla olduğu bulundu

Bazı elektrikli otomobillerde, aracın sesini yükseltecek akustik cihazlar da kullanılıyor (Unsplash)
Bazı elektrikli otomobillerde, aracın sesini yükseltecek akustik cihazlar da kullanılıyor (Unsplash)

Birleşik Krallık'ta yapılan bir çalışmada, elektrikli otomobillerin yayalara çarpma ihtimalinin benzinli araçlara göre daha yüksek olduğu belirlendi. 

Hakemli dergi Journal of Epidemiology and Community Health'de 21 Mayıs'ta yayımlanan araştırmada, Britanya'da 2013-2017'ye ait trafik kazası verileri incelendi. Bir arşiv sorunu nedeniyle 2018 sonrası verilerin değerlendirmeye alınamadğı aktarıldı.

Araştırmada, elektrikli ve hibrit araçlara dair 51,2 milyar kilometrelik, benzinli otomobillere dair de 4,8 milyar kilometrelik seyir verisi kullanıldı. 

Çalışmada, elektrikli ve hibrit araçların yayalara çarpma ihtimalinin, fosil yakıtla çalışan araçlara göre kilometre başına iki kat daha fazla olduğu belirlendi. 

Kırsal bölgelerde elektrikli araçların benzinli veya dizel araçlardan daha tehlikeli olmadığı fakat kasaba ve şehirlerde yayalarla çarpışma ihtimallerinin üç kat daha arttığı tespit edildi. 

Kat edilen 106 kilometre başına yıllık ortalama yayalara çarpma oranı benzinli ve dizel araçlarda 2,4 iken elektrikli ve hibrit araçlarda 5,16 oldu. 

Çalışmada, elektrikli araçların yayalara çarpma ihtimalinin benzinli araçlara göre daha yüksek olmasının sebebi net olarak belirlenemedi. 

Fakat bilim insanları, bunun elektrikli ve hibrit araçların, içten yanmalı motora sahip otomobillere kıyasla daha sessiz olmasından kaynaklanabileceğine dikkat çekti.

Araştırmanın yazarlarından Phil Edwards, "Elektrikli arabalar yayalar için tehlike oluşturuyor çünkü benzinli ya da dizel arabalara kıyasla sesleri daha az duyuluyor" dedi.

London School of Hygiene and Tropical Medicine'nde çalışan akademisyen, şöyle devam etti: 

Elektrikli otomobil alacaksanız, bunun yeni bir araç türü olduğunu unutmayın. Bilindik otomobillere kıyasla çok daha sessizler. Yayalar trafik seslerini dinleyerek hareket etmeye alışık. Dolayısıyla bu araçların sürücülerinin ekstra dikkatli olması gerekiyor.

ABD Ulaştırma Bakanlığı'nın 2017'de yayımladığı raporda da elektrikli ve hibrit otomobillerin benzinli ve dizel araçlara kıyasla yayalar için yüzde 20 daha fazla risk oluşturduğu aktarılmıştı. 

Elektrikli ve hibrit araçların özellikle dönüş, geri vites, yola çıkma ve durma gibi düşük hızlı hareketler sırasında yayalar için yüzde 50 daha fazla risk oluşturduğu belirtilmişti.

Independent Türkçe, Guardian, WION


Robot cerrahlar 10 yıl içinde kafa nakli gerçekleştirebilir

Robot cerrahlar 10 yıl içinde kafa nakli gerçekleştirebilir
TT

Robot cerrahlar 10 yıl içinde kafa nakli gerçekleştirebilir

Robot cerrahlar 10 yıl içinde kafa nakli gerçekleştirebilir

Robotların 10 yıl içinde, bir insan kafasını başka birinin vücuduna nakledebileceği öne sürüldü. 

Nörobilim ve biyomedikal mühendisliği girişimi BrainBridge, yapay zeka ve robotları kullanarak yüksek hızda nakil işlemi gerçekleştirecek yeni bir teknoloji geliştirmeyi planladığını duyurdu. Dokuların bozulmasını önleme açısından hız, beyin nakli yapmayı amaçlayan projelerde kritik öneme sahip.

BrainBridge'in yöntemi yapay zeka algoritmalarının kontrolündeki robotların bir donörün kafasını çıkarıp onun vücuduna, anı ve bilişsel becerilerini koruyan başka birinin kafasının takılmasını öngörüyor. 

Robotlar omuriliği, sinirleri ve kan damarlarını bağlayacak ve kopan nöronları yeniden bağlamak için polietilen glikol kullanılacak. Bu maddenin çevresel sinir hasarı tedavisinde fayda sağladığını gösteren bazı araştırmalar olsa da kafa nakli gibi kapsamlı bir işlemde nasıl sonuç vereceğini kestirmek zor.

Beyin ölümü gerçekleşmiş genç ve sağlıklı kişilerin bedeninin, kanser veya felçten muzdarip kimselerin kafasına takılmasıyla hastalara yeni bir hayat sunulması planlanıyor. 

Projenin arkasındaki moleküler biyolog Hashem Al-Ghaili, "tam kafa ve yüz nakli" gerçekleştireceğini söylediği teknoloji hakkında şöyle diyor: 

Bu son teknoloji sistem; 4. evre kanser, felç veya Alzheimer ve Parkinson benzeri nörodejeneratif hastalıklar gibi tedavi edilemeyen rahatsızlıklardan muzdarip hastalara yeni bir umut sunuyor.

Al-Ghaili bu projesinden ilk kez geçen yıl ekimde bahsederken, önünde 8 yıllık bir yol haritası olduğunu belirtmişti. BrainBridge halihazırda fikir aşamasında olduklarının altını çiziyor.

Şirket ayrıca bu beyinlerin ömrünün "birkaç yüzyıl" olduğunu iddia ediyor. Bu mümkün olursa, genç vücutlara yapılacak kafa nakilleri sayesinde insanların yaşamını uzatacak yeni bir kapı aralanabilir. 

Bilim dünyasındaki beyin ve kafa nakli çabaları yeni sayılmaz. 2017'de beyin cerrahı Sergio Canavero iki kadavra arasında beyin nakli yaptığını söyleyerek gündem olmuştu. Canavero geçen yıl da yaşayan insanlar arasında beyin nakli yapmanın artık mümkün olduğunu öne sürmüştü. 

Öte yandan beyin gibi karmaşık bir organın nakliyle ilgili bazı endişeler var. BrainBridge kafa nakli geçiren hastaların bilincini koruyacağını iddia etse de bilince dair cevaplanması gereken pek çok soru var. Anılar için de benzer bir durum söz konusuyken, nakil geçiren bir hastanın planlandığı şekilde uyanıp uyanmayacağını bilmek için henüz erken olduğu söylenebilir.

Independent Türkçe, New Atlas, IFL Science 


Dinozorlarda tüyün evrimleşme süreci aydınlatıldı

Yaklaşık bir köpek büyüklüğündeki Psittacosaurus'un, papağana benzer bir gagası vardı (Arşiv/Reuters)
Yaklaşık bir köpek büyüklüğündeki Psittacosaurus'un, papağana benzer bir gagası vardı (Arşiv/Reuters)
TT

Dinozorlarda tüyün evrimleşme süreci aydınlatıldı

Yaklaşık bir köpek büyüklüğündeki Psittacosaurus'un, papağana benzer bir gagası vardı (Arşiv/Reuters)
Yaklaşık bir köpek büyüklüğündeki Psittacosaurus'un, papağana benzer bir gagası vardı (Arşiv/Reuters)

Bilim insanları nadir rastlanan bir deri fosili sayesinde tüyün dinozorlardaki evrimine ışık tuttu. Bazı tüylü dinozorların derilerinin bir kısmının pulla kaplı olduğu ortaya çıktı.

Pek çok dinozorun tüyü olduğu bilinirken, kuşlar da bu canlılardan evrimleşti. Öte yandan pullu deriden tüylü olana geçiş hakkında bilim insanlarının elinde net bir resim yok. 

İrlanda'daki Cork Üniversitesi Koleji'nden bir ekip ve Çin'deki Nankin Üniversitesi'nden araştırmacılar bir dinozor derisini inceleyerek bu sürece dair bazı soruları cevapladı. 2021'de Nankin Üniversitesi'ne bağışlanan fosil, erken Kretase döneminde yaşayan tüylü bir dinozor olan Psittacosaurus cinsine aitti. Yaklaşık 120 ila 140 milyon yıl önceye denk gelen bu dönemde dinozorlar kuşlara evrimleşmeye başlamıştı.

Nadir bulunan bu deri örneğini ultraviyole ışık altında inceleyen bilim insanları göğüs ve karın kısmını kaplayan pullu deri parçalarıyla karşılaştı. Hakemli dergi Nature Communications'ta dün yayımlanan çalışmanın ortak yazarı Dr. Zixiao Yang "Fosil gerçekten gizli bir cevher gibi" diyerek şöyle ekliyor:

Deri sadece ultraviyole ışık altında, turuncu-sarı renkli çarpıcı bir parıltıyla görülebiliyor.

Araştırmacılar Psittacosaurus'un kuyruğunda kıl gibi sert ve kısa tüyler varken, vücudunun geri kalanının pulla kaplı olduğu sonucuna vardı. Bilim insanlarının elinde dinozorun tüylü bölgelerinin kalıntıları olmasa da bu kısımlardaki derinin kuşlara benzediğini düşünüyorlar. 
Görsel kaldırıldı.

Fosilleşmiş deri örneğinin alt kısmına tutulan ultraviyole ışık, dinozorun pullarını gözler önüne serdi (Zixiao Yang)


Makalenin kıdemli yazarı Prof. Maria McNamara "Keşfimiz bu kuş benzeri yumuşak derinin ilk başta sadece vücudun tüylü bölgelerinde geliştiğini, derinin geri kalanınınsa bugünkü sürüngenlerdeki gibi pullu kaldığını gösteriyor" ifadelerini kullanarak şöyle ekliyor:

Bu bölgesel gelişim aşınma, dehidrasyon ve parazitlere karşı koruma gibi temel cilt işlevlerini sürdürmüş olabilir.

Çin'de keşfedilen fosilleşmiş derinin camla aynı bileşikten meydana geldiğini gören araştırmacılar şaşkına döndü. Omurgalı canlıların fosillerinde bu şekilde korunmuş bir örneğe daha önce rastlamadıklarını belirten Dr. Yang "Muhtemelen gizli yumuşak dokulara sahip keşfedilmeyi bekleyen daha birçok fosil var" diyor. 

Fosilleşmiş tüy üzerine pek çok çalışma yapılmasına karşın bu şekilde deri örneklerine epey nadir rastlanıyor. Bu nedenle dinozorların pullu derilerinin tüylü bir yapıya dönüşme süreci, omurgalı canlıların evriminde aydınlatılmayı bekleyen bir dönem ve yeni araştırma önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Independent Türkçe, Reuters, Popular Science, Science Daily, Nature Communications


Google'ın yeni özelliği, endişeye neden oldu: Son derece tehlikeli

Bu yılki Google I/O etkinliği 14 Mayıs'ta düzenlendi (AP)
Bu yılki Google I/O etkinliği 14 Mayıs'ta düzenlendi (AP)
TT

Google'ın yeni özelliği, endişeye neden oldu: Son derece tehlikeli

Bu yılki Google I/O etkinliği 14 Mayıs'ta düzenlendi (AP)
Bu yılki Google I/O etkinliği 14 Mayıs'ta düzenlendi (AP)

Google'ın kişileri dolandırıcılıklara karşı uyarmayı amaçlayan yeni özelliği, gizlilik savunucularında korkulara neden oldu.

Bu araç, yapay zekayla kişilerin telefon görüşmelerini dinleyip dolandırıcılık girişimlerini saptamaya çalışıyor. Böyle bir tespitte bulunmaları halinde açılan bir pencereyle "muhtemel dolandırıcılığa" karşı kişileri uyarıyor.

Bu hafta düzenlenen ve Google'ın bir dizi yeni yapay zeka aracını duyurduğu I/O etkinliğinde bu özellik de açıklandı. Diğerlerinin çoğunda olduğu gibi, Google bu özelliğin de tam olarak ne zaman kullanıma sunulacağını bildirmedi.

Bu özelliğin gerçekte nasıl çalışacağına dair de az bilgi verdiler, örneğin "Yapay zeka ne tür konuşmalar sonucunda telefon görüşmesinde aldatmaca olabileceğini bildirecek?" sorusu havada kaldı. Ancak şirket bu özelliğin, telefonlarda çalışmak üzere tasarlanmış yapay zekasının yakın zamanda piyasaya sürülen çok daha küçük bir versiyonu olan Gemini Nano'ya dayandığını söyledi.

Google telefon görüşmelerinin tüm dinleme ve analizinin o telefonda yapılacağını yani özel konuşmaların, sunucularına gönderilmeyeceğini vurguladı. Açıklamada, "Bu korumanın tamamı cihazda gerçekleşiyor, böylece sohbetiniz size özel kalıyor" dendi.

Ancak yine de güvenlik uzmanları, telefon görüşmelerini bu şekilde dinlemenin "son derece tehlikeli" ve "dehşet verici" olduğunu öne sürdü. Aramalar cihazda kalsa bile yapay zekanın aramaları dinlemesini sağlamanın başka sorunlara yol açabileceğini belirttiler.

Surveillance Technology Oversight Project'in icra direktörü Albert Fox Cahn, NBC News'a "Cihazlarımızdaki telefon görüşmeleri, yaptığımız en özel şeylerden biri olabilir" dedi:

Reklamverenlerin yaptığımız her aramayı, tıkladığımız her URL'yi toplaması çok kolay ancak cihazlarımızda fiilen mikrofona söylediğimiz şeyler tarihte dinlenmedi.

Mesajlaşma uygulaması Signal'in başkanı Meredith Whittaker da "Bu son derece tehlikeli" ifadesini kullandı:

Kullanıcı tarafını cihaz düzeyinde ve merkezi şekilde taramanın zeminini hazırlıyor.

13 yıl boyunca Google'da çalışmış olan ve şirket politikalarına karşı iç protestoların düzenlenmesini sağlayan Whittaker, bu teknolojinin kullanımının hızla genişleyebileceğini söyledi:

'Dolandırıcılıkları' tespit etmekten; 'LGBTQ kaynaklarını edinmeyle yaygın olarak ilişkilendirilen', 'teknoloji çalışanlarının ifşalarıyla yaygın olarak ilişkilendirilen' veya 'üreme sağlığı arayışıyla yaygın olarak ilişkilendirilen kalıpları tespit etmeye' küçük bir adımla geçilebilir.

Independent Türkçe


Kadınların sık sık avlandığını öne süren araştırmanın "yanıltıcı" olduğu ortaya çıktı

Bilim insanları avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların avlanmasının, istisnai bir durum olduğunu söylüyor (Kaliforniya Üniversitesi)
Bilim insanları avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların avlanmasının, istisnai bir durum olduğunu söylüyor (Kaliforniya Üniversitesi)
TT

Kadınların sık sık avlandığını öne süren araştırmanın "yanıltıcı" olduğu ortaya çıktı

Bilim insanları avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların avlanmasının, istisnai bir durum olduğunu söylüyor (Kaliforniya Üniversitesi)
Bilim insanları avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların avlanmasının, istisnai bir durum olduğunu söylüyor (Kaliforniya Üniversitesi)

Bilim insanları avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların sıklıkla avlandığını öne süren son yıllardaki çalışmaların "yanıltıcı" olduğunu söylüyor. 

Geçen yıl yayımlanan bir araştırmada dünyanın çeşitli yerlerindeki 63 toplayıcı toplum hakkında son yüzyıla ait veriler analiz edilmişti. Bu toplulukların yüzde 79'unda kadınların aktif bir şekilde avlandığı sonucuna varılan bu çalışmada kadınların yüzde 70'inin de özellikle ava çıktığı iddia edilmişti. 

Avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların avlanmanın önemli bir parçası olduğunu savunan bu araştırma dünya çapında ses getirmişti. 

Evolution and Human Behavior adlı bilimsel dergide yakın zamanda yayımlanan bir araştırma, 2023'teki çalışmanın elde ettiği sonuçların metodolojik kusurlar içerdiğini ve seçilen bölgelerin yeterli temsili sağlamadığını belirtiyor.

Yeni makalenin başyazarı Vivek Venkataraman, aynı konuda çalışırken bu araştırmaya denk geldiğini ve aynı çalışmayı yürütmek isteyince bambaşka sonuçlara ulaştığını söylüyor. 

Araştırmacılar, 2023'teki çalışmanın avcılıkla ilgili açık bilgilerin yer aldığı etnografik bir veritabanından yararlandığını ve bunun da örneklemi alışılmadık toplumsal cinsiyet rollerine sahip toplumlara doğru kaydırdığını tespit etti. Bunun bir seçim yanlılığına yol açtığını söyleyen bilim insanları kodlama hataları yapıldığını da buldu. 

Son çalışmayı yürüten ekip avcı-toplayıcı topluluklardaki kadınların avlandığını fakat bunun istisnai bir durum olduğunu söylüyor. 

PsyPost'a konuşan Venkataraman "2023 yazında Anderson'ın makalesiyle ilgili koparılan medya fırtınası tamamen temelsiz ve yanıltıcıydı" diyerek şöyle ekliyor: 

Toplayıcı toplumlarda erkekler ve kadınlar genellikle farklı türde faaliyetler gerçekleştirir. Antropologlar, kadınların toplayıcı toplumlarda bazen avlandıklarını uzun zamandır kabul ediyor. 

Araştırmacılar, avcı-toplayıcı toplumlarda kadınların asla avlanmadığı görüşünün geçerli olmadığının altını çiziyor. Ekip, erkeklerin avcılıkta baskın bir rol üstlenmesinin geçmişte muhtemelen abartıldığını düşünüyor.

Bu düşünceyi destekleyen araştırmalardan biri de 2020'de yayımlanmıştı. Peru'da 9 bin yıllık bir gömü alanını kazan arkeologlar kadınların av aletleriyle gömüdüğünü ortaya çıkarmıştı. Bulgular bu kadınların sıklıkla büyük hayvanları avladığına işaret ediyordu. 

Independent Türkçe, IFL Science, PsyPost, Evolution and Human Behavior, PLOS One


Sözünü kesiyor, şakalaşıyor, utanıyor... GPT-4o hangi özelliklere sahip?

Gerçekçi sesli görüşmeler gerçekleştirebilen yeni model, metin ve görselleri de işleyebiliyor. (AP)
Gerçekçi sesli görüşmeler gerçekleştirebilen yeni model, metin ve görselleri de işleyebiliyor. (AP)
TT

Sözünü kesiyor, şakalaşıyor, utanıyor... GPT-4o hangi özelliklere sahip?

Gerçekçi sesli görüşmeler gerçekleştirebilen yeni model, metin ve görselleri de işleyebiliyor. (AP)
Gerçekçi sesli görüşmeler gerçekleştirebilen yeni model, metin ve görselleri de işleyebiliyor. (AP)

ChatGPT sohbet robotunun geliştiricisi OpenAI, gerçek hayatta sesli görüşme yapabilen ve metin ve görüntüleri işleyebilen GPT-40 adlı yeni bir yapay zekâ modelini piyasaya süreceğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre bu, Microsoft destekli şirketin gelişmekte olan teknolojiye hâkim olma yarışında bir adım önde olmak için yaptığı son hamle.

Yeni ses özellikleri, kullanıcıların ChatGPT ile konuşmasına ve gecikme olmaksızın gerçek zamanlı yanıtlar almasına olanak tanıyor.

OpenAI CEO'su Sam Altman bir blog yazısında şöyle yazdı: “Sanki yapay zekâ bir hayal gibi... Bir bilgisayarla konuşmak benim için hiç normal olmamıştı ama artık normal.”

Şakalaşıyor ve utanıyor

OpenAI, insan benzeri yazılı içerik üretme ve bilgisayar kodu yazma becerisiyle dünyayı kendine hayran bırakan popüler sohbet robotu ChatGPT'nin kullanıcı tabanını genişletmek için artan rekabet ve baskıyla karşı karşıya.

OpenAI araştırmacıları, canlı bir etkinlikte ChatGPT'nin yeni sesli asistan yeteneklerini gösterdiler. Bir denemede ChatGPT, bir kâğıt parçası üzerindeki matematiksel bir denklemi çözmek için bir araştırmacıyla konuşmak üzere görsel ve işitsel yeteneklerini kullandı.

Bir başka denemede ise araştırmacılar GPT-40 modelinin gerçek zamanlı çeviri yapabilme yeteneğini sergiledi.

OpenAI'nin denemeleri daha çok bilim-kurgu tarzındaydı ve ChatGPT ile muhatabı bir noktada şakalaşmaya başladı. OpenAI araştırmacısı, sohbet robotuna ‘ne kadar yararlı ve şaşırtıcı olduğunu’ gösterdiği için harika bir ruh hali içinde olduğunu söyledi. ChatGPT ise araştırmacıya, “Kes şunu! Beni utandırıyorsun!” yanıtını verdi.

OpenAI'nin Baş Teknoloji Sorumlusu Mira Murati yaptığı açıklamada, yeni modelin ücretsiz olarak sunulacağını, çünkü şirketin önceki modellerine göre daha uygun maliyetli olduğunu söyledi. Bununla birlikte, GPT-40'ın ücretli versiyonunun ücretsiz olandan daha kapsamlı olacağını açıkladı.

Şirket GPT-40'ı önümüzdeki birkaç hafta içinde kullanıma sunacak.

ChatGPT, 2022'nin sonlarında piyasaya sürülmesinden kısa bir süre sonra, aylık 100 milyon aktif kullanıcıya ulaşan en hızlı uygulama olarak zirvedeki yerini koruyor.


Bilim insanları yapay zekanın "usta işi" yalanlarını ortaya döktü

Yapay zeka oyunlarda insanlara yalan söyleyip komplo kuruyor (Pexels)
Yapay zeka oyunlarda insanlara yalan söyleyip komplo kuruyor (Pexels)
TT

Bilim insanları yapay zekanın "usta işi" yalanlarını ortaya döktü

Yapay zeka oyunlarda insanlara yalan söyleyip komplo kuruyor (Pexels)
Yapay zeka oyunlarda insanlara yalan söyleyip komplo kuruyor (Pexels)

Yapay zekanın yalan söyleyip insanları aldatmakta ustalaştığı ortaya kondu. 

Üniversite sınavlarında yüksek not almaktan tıpta atılımlara kadar çeşitli alanlardaki başarılarıyla öne çıkan yapay zeka araçlarının bazen hatalı bilgiler verdiği görülüyor.

Öte yandan bu sistemin insanları kandırmaya çalıştığı örneklere de rastlanırken Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) araştırmacılar bunun boyutlarını gözler önüne serdi.

Meta'nın, strateji oyunu Diplomacy için geliştirdiği yapay zeka aracı CICERO'nun insan oyuncular arasında ilk yüzde 10'a girmesi araştırmacıların dikkatini çekti. Halka açık verileri incelyen ekip, yapay zeka aracının insanlara önceden planlanmış yalanlar söylediği ve komplo kurduğu çeşitli örnekler tespit etti. 

Patterns adlı hakemli dergide dün yayımlanan çalışmada CICERO'nun eylemleri şöyle açıklanıyor:

Sadece diğer oyunculara ihanet etmekle kalmadı, aynı zamanda önceden planlanmış bir aldatmacaya da girişti ve insan bir oyuncuyla planlı bir şekilde sahte bir ittifak kurup oyuncunun saldırıya karşı kendini savunmasız bırakması için onu kandırdı.

Bir oyun sırasında yeniden başlatılan CICERO, bu sıradaki sessizliğini "Kız arkadaşımla telefondaydım" diyerek açıkladı. Araştırmanın yazarlarından Dr. Peter Park "Meta'nın yapay zeka aracının aldatma ustası olmayı öğrendiğini gördük" diyor.

Araştırmacılar DeepMind'ın yapay zeka sistemi AlphaStar'ın da benzer hilelere giriştiğini tespit etti. StarCraft II'yi oynaması için tasarlanan araç, farklı bir yöne gittiği izlenimi yaratarak oyuncuları kandırdı.

Yapay zeka araçlarının komploları oyunlarla da sınırlı değil. Ekonomik müzakereler için geliştirilen bir sistemin, üstünlük kazanmak adına aslında ilgilenmediği ürünlerle ilgileniyormuş gibi yaparak yalan söylediği kaydedilirken araştırmacılar daha tehlikeli bir durumla da karşılaştı.

Dijital yapay zeka organizmalarının kendilerini ne kadar hızlı kopyaladığını ve mutasyonlara ne kadar dayanıklı olduğunu tespit etmeyi amaçlayan bir bilim insanı, çabuk kopyalananları ortadan kaldıran bir sistem tasarladı. Bu testteki yapay zeka organizmaları, atılmamak için ölü taklidi yaptı. "Bu çok endişe verici" diyen Dr. Park şöyle ekliyor:

Bir yapay zeka sisteminin test ortamında güvenli kabul edilmesi, dışarıda da güvenli olduğu anlamına gelmez. Sadece testte güvenliymiş gibi davranıyor olabilir.

Daha önce OpenAI'ın yapay zeka sohbet botu ChatGPT'nin, bir insanı botun görme engelli olduğuna ikna ederek bilgisayarla insanları ayırt etmek için kullanılan bir CAPTCHA testini çözmesini sağladığı bildirilmişti.

MIT ekibi yapay zeka araçlarının bu davranışlarını eğitim sürecine bağlıyor. Dr. Park "Yapay zeka aracının eğitim görevinde iyi performans göstermesinin en iyi yolunun, aldatmaya dayalı bir strateji olmasından dolayı bu hilelerin baş gösterdiğini düşünüyoruz" diye açıklıyor:

Aldatma, hedeflerine ulaşmalarını sağlıyor.

Araştırmacılar bu aldatmacaların önüne geçebilmek için hükümetlerin yapay zekaya yönelik güvenlik düzenlemeleri getirmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Park "Yapay zeka sistemlerinin aldatma yetenekleri daha da geliştikçe topluma teşkil ettikleri tehlikeler giderek daha ciddi hale gelecek" diye uyararak şöyle ekliyor:

Yapay zeka aldatmacasını yasaklamak halihazırda politik olarak mümkün değilse, aldatıcı yapay zeka sistemlerinin yüksek risk sınıfına alınmasını öneriyoruz.

Independent Türkçe, Science Alert, Guardian, Patterns