Bakan Bolat: Türkiye ile Suudi Arabistan ticaret hacmindeki artış sürecek

Ticaret Bakanı Bolat, Türkiye ile Suudi Arabistan ticaret hacmindeki artışın süreceğini belirterek, "Orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaretimiz için var gücümüzle çalışacağız." dedi.

AA
AA
TT

Bakan Bolat: Türkiye ile Suudi Arabistan ticaret hacmindeki artış sürecek

AA
AA

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğince (MÜSİAD) Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad’da gerçekleştirilen 27. IBF Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu kapsamında düzenlenen Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılışında konuştu.

Bolat, kongrenin ve fuarın Türk ve Suudlu iş dünyası üyelerine ticaret ve yatırım açısından çok büyük faydalar sağlayacağına işaret ederek, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında var olan kardeş ve dostça ilişkilerin siyaset, ekonomi, ticaret, yatırım, turizm ve kültür gibi her alanda çok daha ileri seviyelere yükselmesine büyük katkılar sunacağını vurguladı.

Ticaret Bakanlığı olarak Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın gerçekleştirilmesine destek verdiklerini dile getiren Bolat, Türk firmalara yurt dışı fuarlara katılmaları için sundukları desteklerden bahsetti.

İhracatçılara hem yurt dışında hem de Türkiye'de sundukları desteklerin devam edeceğinin altını çizen Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü.

"Bugünkü Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda yapı ve inşaat, kapı ve pencere, iklimlendirme, elektrik, aydınlatma, gıda, kozmetik, makine, ambalaj, mobilya tekstil, sağlık, mutfak ekipmanları ve hizmetler alanlarında Türk firmalar ürünleri sergiliyor. 27. IBF Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu ise dünyanın diğer ülkelerinden gelen Müslüman iş insanlarının Suudi Arabistanlı ve Türk meslektaşlarıyla buluşmalarına ve iş yapmalarına büyük katkı sağlayacaktır. Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler çok iyi düzeyde ilerlemektedir."

Bolat, iki ülke liderinin karşılıklı ziyaretlerinden bahsederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ın bu konudaki kararlı ve yüksek iradesine işaret etti.

"Orta vadede 10 milyar dolar karşılıklı ticaret için var gücümüzle çalışacağız"

Bakan Bolat, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminde yaşanan artışa değinerek, Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Macid el-Kasabi ve diğer mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmelerde çok önemli projelerin gündeme geldiğini söyledi.

Ticaret hacmindeki artışın süreceğini dile getiren Bolat, "2024, Allah'ın izniyle, Türkiye-Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkilerde altın bir yıl olarak yerini alacaktır. Zaten yılın ilk 2 ayında da Türkiye olarak bizim ihracatımızda yüzde 56'lık bir artış gerçekleşmiştir. Orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaretimiz için var gücümüzle çalışacağız." diye konuştu.

Bolat, özellikle inşaat, inşaat malzemeleri ve savunma sanayisi ürünlerinde, muhtelif projelerin devreye alınmasıyla beraber, karşılıklı ticaret ve yatırımlarda çok büyük bir sıçrama yaşanacağını söyledi.

İki ülke arasında son yıllarda gerçekleşen ekonomik ziyaretlerden ve etkinliklerden bahseden Bolat, çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdiklerini, iş forumları, iş konseyi toplantıları ve alım heyeti gibi programlar düzenlendiğini anlattı.

"İslam ülkeleri ile ticaretimiz 2023'te 132 milyar dolara yükseldi"

Ticaret Bakanı Bolat, tüm dünyada olumsuzluklar ve sıkıntılar yaşanırken Türkiye'nin ihracatını artırmaya ve büyümeye devam ettiğini belirterek, Türkiye'nin gayrisafi milli hasılanın tarihte ilk defa 1 trilyon doları aşarak 1 trilyon 119 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

İhracatta ve dış ticarette son 20 yılda yaşanan gelişmeleri ve ilerlemeleri anlatan Bolat, mal ihracatının 256 milyar dolara, hizmet ihracatının ise 100 milyar dolara yükseldiğini söyledi.

Bolat, "2028 için vizyonumuz mal ihracatında 375 milyar dolar, hizmetler ihracatında da 200 yüz milyar dolara ulaşmak. Tüm üreticilerimizle ve ihracatçılarımızla var gücümüzle çalışacağız." dedi.

Geleneksel pazarları arasında yer alan AB, ABD ve OECD ülkelerinin yanı sıra İslam ülkeleri ile ihracatı geliştirme ve uzak ülkeler stratejisi sayesinde bu hedefe ulaşmak için çalıştıklarını dile getiren Bolat, Türkiye'nin İslam ülkeleri ile gerçekleştirdiği ticaret konusunda verileri paylaştı.

Bolat, 2002'de 10,7 milyar dolar olan Türkiye'nin bütün İslam ülkeleri ile ticaretinin 2023'te 12 kat artışla 132 milyar dolara yükseldiğini vurguladı.

Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerde geçen yıl bir sıçrama yaşandığını ifade eden Bolat, şunları kaydetti:

"Körfez-Arap İş Birliği Konseyi’nden ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırımlar 2002’de 227 milyon dolar iken, 2022’de 16,2 milyar dolara; İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ülkemize gelen yatırımlar ise 2002’de 296 milyon dolar iken, 2022’de 21,4 milyar dolara yükselmiştir. Öte yandan ülkemizden Körfez-Arap İşbirliği Konseyi’ne doğrudan yabancı yatırımlar 2002’de 22 milyon dolar iken, 2022’de 171 milyon dolara; İslam İşbirliği Teşkilatı’na yatırımlarımız 2002’de 1,4 milyar dolar iken, 2022’de 5,4 milyar dolara yükselmiştir. Bunun yanında Türkiye Suudi Arabistan’dan 2 milyar dolardan fazla yatırımı çekmeyi başarmıştır. Ayrıca geçen ay İstanbul’da gerçekleşen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu'nda eğitimi desteklemek amacıyla Suudi Kalkınma Fonu ve Hazine ve Maliye Bakanlığımız arasında 55 milyon dolarlık kalkınma kredisi anlaşması imzalanmıştır."

"Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetleri 2023 yılında 3 milyar dolara ulaştı"

Türkiye’deki uluslararası sermayeye sahip şirket sayısının 2002 yılında 5 bin 600 iken 2023 yılında 80 bin 500’e yükseldiğini belirten Bolat, Türkiye’ye yapılan yabancı yatırımların ise 2003-2023 yıllarında 262 milyar dolara, Türkiye’den yurt dışına yabancı yatırımların da 60 milyar dolar seviyelerine ulaştığını aktardı.

Bolat, Türkiye'nin Körfez-Arap İş Birliği Konseyi ülkelerinde 716 proje ile 74 milyar dolarlık müteahhitlik hizmeti verdiğini, Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetlerinin ise 2023 yılında 16 proje ile yaklaşık 3 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Türkiye'nin turizm açısından Arap bölgesi için önemli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Bolat, Suudi Arabistan’dan ülkeye gelen turist sayısının 2023 yılında 820 binin üzerine çıkarak önemli bir seviyeye geldiğini belirtti.

Açılış konuşmalarının ardından Bakan Bolat ve Suudi Arabistan Ticaret Bakanı el-Kasabi ile beraberindekiler Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılış kurdelesini kesti. Açılışın ardından bakanlar ve beraberindeki heyet fuar alanını ziyaret etti. Türk ihracatçı ve üreticileriyle sohbet eden Bolat, iş insanlarıyla fotoğraf çektirdi.



Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
TT

Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)

NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek zirvesi, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltabileceğine yönelik endişelerin gölgesinde gerçekleştirilecek. Yaklaşık 77 yıldır ABD ve NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında bulunan Avrupa’da, Washington’ın izleyeceği yeni politika yakından takip ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Avrupa’daki kaygılar daha da arttı. Trump, son dönemde ‘kâğıttan kaplan’ olarak nitelendirdiği NATO’dan çekilme tehdidini birden fazla kez dile getirdi. Trump’ın, İran’ın şubat ayı sonunda ABD-İsrail’in başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması üzerine, seyrüsefer özgürlüğünün korunması için Avrupalı müttefiklerinden destek talep etmesine rağmen olumlu yanıt alamaması da Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki gerilimi artırdı. Avrupalı liderler ise bu tutumlarını iki gerekçeyle savundu. İlk olarak, Trump’ın Avrupa’nın çıkarlarını doğrudan etkileyen bir savaşı başlatmadan önce müttefiklerine danışmadığını belirttiler. İkinci olarak ise NATO’nun görev alanının Körfez bölgesini kapsamadığını, ayrıca ittifakın beşinci maddesinin ancak üyelerden birine saldırı düzenlenmesi halinde işletilebileceğini, oysa bu savaşta ilk askeri adımı atan tarafın ABD olduğunu vurguladılar.

ABD kuvvetlerinin yeniden konuşlandırılması

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 18 Haziran’da Berlin’de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısı sırasında, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının kapsamlı şekilde gözden geçirileceğini açıkladı. Hegseth, söz konusu değerlendirmenin altı ay süreceğini belirtti. Açıklama, Washington’ın NATO’dan çekilmeyi ya da Avrupa’daki tüm askerlerini geri çekmeyi planladığına işaret etmese de Avrupa’da yeni bir endişe dalgasına yol açtı. Zira böyle bir adımın ittifakın fiilen sona ermesi anlamına geleceği değerlendiriliyor. ABD yönetiminin hedefinin, Avrupalı müttefiklerin güvenliği için üstlendiği yükü hafifletmek ve kuvvet konuşlanmasını yeniden düzenleyerek Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamak olduğu belirtiliyor.

dfvbf
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın doğusundaki Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nde Starmer ve Macron ile birlikte (AFP)

Hegseth’in planına ilk tepkilerden biri, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakan Vekili Alice Rufo’dan geldi. Rufo, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Washington’da Trump ile görüşmek üzere yola çıkmasından önce kendisiyle yaptığı görüşmenin ardından Politico Europe’a verdiği röportajda, “ABD’nin askeri varlığının azaltılmasının, Avrupalılar için yeni sorunlar yaratmayacak şekilde planlı, koordineli ve etkili biçimde gerçekleştirilmesini istiyoruz” dedi. Uzun yıllar Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un danışmanlığını yapan ve kendisine yakın isimlerden biri olarak bilinen Rufo, “Atlantik ötesi ilişkilerde yaşanan büyük dalgalanmalar dikkate alındığında ne abartıya ne de inkâra kapılmalıyız” ifadesini kullandı.

Rufo’ya göre Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük sınama, büyük ölçüde ABD tarafından sağlanan stratejik destek unsurlarının yerini doldurmak olacak. Bunlar arasında hava ve deniz taşımacılığı, havada yakıt ikmali, istihbarat kapasitesi ve uzay tabanlı imkânlar bulunuyor. Avrupa içindeki görüş ayrılıklarına da dikkat çeken Rufo, Avrupalı ülkeleri birbirlerini suçlamaktan kaçınmaya çağırarak, “Önemli olan sadece rakamlar değil, gerçek askeri sonuçlardır” değerlendirmesinde bulundu.

Kayıp şeffaflık

ABD’den daha fazla ‘şeffaflık’ talep eden tek ülke Fransa değil. Almanya da Savunma Bakanlığı aracılığıyla, Washington’ın Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planına ilişkin ayrıntılı bir ‘yol haritası’ sunmasında ısrar ediyor. Berlin, bu sayede ABD ile Avrupa arasında güvenlik sorumluluklarının devrinin planlı şekilde yürütülmesini amaçlıyor.

Bu süreçten en fazla etkilenecek ülkelerin başında Almanya geliyor. Washington, Avrupa’daki en büyük Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan Almanya’dan 5 bin askerini çekmeyi planladığını açıkladı. Almanya’da yaklaşık 35 bin ABD askeri bulunurken, Ortadoğu ve Afrika operasyonları açısından Amerikan ordusunun en önemli üslerinden biri olan Ramstein Hava Üssü de burada yer alıyor. Almanya’daki ikinci önemli ABD üssü olan Wiesbaden Hava Üssü ise ABD Avrupa ve Afrika Komutanlığı’na ev sahipliği yapmasının yanı sıra, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların koordinasyonunda kilit rol üstleniyor.

dfrtb
2025 yılında Lahey’de düzenlenen NATO zirvesi sırasında NATO liderlerinin toplu fotoğrafı (DPA)

ABD yönetiminin kapsamlı değerlendirme sürecini tamamlaması beklenirken, basına yansıyan bilgilere göre Washington’ın Avrupa’daki stratejik bombardıman uçaklarının sayısını yarıya, savaş uçaklarının sayısını ise üçte bire indirmeyi planladığı belirtiliyor. Ayrıca Reaper tipi insansız keşif hava araçlarının sayısının azaltılması, NATO Kuvvet Modeli kapsamında İttifak için tahsis edilen denizaltı ve savaş gemilerinin kademeli olarak düşürülmesi de planlar arasında yer alıyor. NATO ülkeleri, bu sistem çerçevesinde olası bir savaş durumunda tahsis edecekleri asker ve askeri teçhizatı düzenli olarak belirliyor.

Rutte son günlerde, Washington’ın attığı adımların ‘sürpriz olmadığını’ söyleyerek Avrupalı müttefikleri rahatlatmaya çalıştı. Ancak yaşanan gelişmeler bunun aksini gösteriyor ve ABD yönetiminin karar alma sürecindeki tutarsızlıklara işaret ediyor. Nitekim Almanya’dan asker çekme kararı, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın İran savaşını yönetme biçimine yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Benzer şekilde, ABD’nin Polonya’da konuşlandırmayı planladığı birlikleri aniden iptal etmesi, ardından bu karardan geri adım atması da müttefikler arasında şaşkınlık yarattı. Romanya’dan bin ABD askerinin çekilmesi de aynı kapsamda değerlendiriliyor.

Tüm bu gelişmeler, Avrupalı müttefikler arasında ABD’nin gerçek niyetine ilişkin belirsizliği artırırken, Washington’ın uzun vadeli stratejisine yönelik soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Yüklerin devri

Bugüne kadar Avrupa savunma kaynaklarına göre Paris’te net olan husus, ABD’nin ‘yüklerin devri’ olarak adlandırılan süreci hızlandırmak istediğidir. Bu konu, Ankara’da düzenlenecek zirvenin ana gündem maddelerinden biri olacak.

Bu kavram, Avrupa kıtasının savunmasında daha büyük yükün Avrupalı ülkelere bırakılmasını ifade ediyor. Washington ise bu süreçte odağını, başta Çin ile sistemsel rekabet olmak üzere diğer stratejik önceliklere yöneltmek istiyor. Öte yandan Avrupalı ülkeleri en çok endişelendiren konu, Rusya’nın gelecekte atabileceği olası adımlar. Fransa ve Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesindeki üst düzey askeri yetkililer, Rusya’nın Ukrayna’nın ardından, on yılın sonuna doğru Avrupa’da yeni bir askeri maceraya girişebileceği uyarısında bulunmayı sürdürüyor.

xsvfvb
ABD Başkanı Donald Trump, Haziran 2025’te Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşme sırasında (DPA)

Genel anlayışa göre Washington, Avrupalıların ‘konvansiyonel savaş’ olarak adlandırılan alanda kendi savunmalarını üstlenmesini, buna karşılık ABD’nin ‘nükleer caydırıcılığı’ elinde tutmasını istiyor. ABD’nin Almanya, İtalya, Belçika ve Hollanda’da nükleer silahları bulunuyor. Buna karşılık Fransa ve Birleşik Krallık ise kendi bağımsız nükleer caydırıcılık kapasitesine sahip.

Trump’ın, ilk başkanlık döneminden bu yana Avrupalı müttefiklerine savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yaptığı biliniyor. Bu baskılar sonuç verdi; NATO müttefikleri savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma konusunda uzlaştı.

Halihazırda Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları yüzde 2 ile 3 arasında değişirken, Polonya gibi bazı ülkeler yüzde 4’ün üzerine çıktı. Rutte, bu verileri Trump’ı ittifak içinde tutmak için kullanıyor. Bununla eş zamanlı olarak Avrupalılar, savunma sanayilerini geliştirmeye ve yeni iş birliklerini hızlandırmaya çalışıyor. Bu çabalar, Fransa’nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı sırasında Mart 2022’de Versay’da kabul edilen savunma planı çerçevesinde yürütülüyor.

Ukrayna savaşının başlaması ve Avrupa’da yarattığı güvenlik endişelerinin ardından, Avrupa liderleri savunma harcamalarını artırma, savunma sanayi ve teknoloji altyapısını güçlendirme, enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve ‘stratejik özerklik’ hedefini geliştirme kararı aldı.

Buna karşın bazı değerlendirmelere göre, NATO’nun Avrupa kanadı hem Avrupalılara hem de ABD’ye hizmet ediyor. ABD, 30 Avrupa ülkesinden oluşan bu yapı sayesinde ‘sabit bir uçak gemisi’ avantajı elde ediyor. Bu nedenle Washington’ın ne Avrupa’dan ne de NATO’dan tamamen çekileceği görüşü de savunuluyor.


Mısır ve Türkiye askeri iş birliğini derinleştiriyor

Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır ve Türkiye askeri iş birliğini derinleştiriyor

Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır Genelkurmay Başkanı ve Türk mevkidaşı Kahire'de bir araya geldi (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, Kahire'de ağırladığı Türk mevkidaşı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile bir araya gelerek, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda askeri iş birliği alanlarını güçlendirmenin ve çabaları koordine etmenin önemine dikkat çekti.

Mısır Askeri Sözcülüğü tarafından dün yapılan açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı'nın birkaç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında Kahire'de bulunduğu ve görüşmelerde ortak ilgi alanına giren konular ile askeri iş birliğini artırmanın yollarının ele alındığı belirtildi.

İki ülkenin Genelkurmay Başkanları, Mısır-Türkiye Askeri İşbirliği Komitesi’nin beşinci toplantısının kapanış oturumuna başkanlık etti. Görüşmelerin ardından, iki ülke silahlı kuvvetleri arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi ve tecrübe paylaşımını öngören faaliyetlerin uygulanmasını içeren tutanaklar imzalandı.

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, Mısır ve Türk silahlı kuvvetleri arasındaki stratejik ortaklığın derinliğine dikkat çekerek, bu iş birliğinin iki dost ülkenin ortak çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti.

sfght5j
Anadolu Kartalı 2026 tatbikatı, (Mısır askeri sözcüsü)

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise iki ülke arasındaki köklü bağlara duyduğu takdiri dile getirerek, önümüzdeki dönemde Mısır ve Türkiye silahlı kuvvetleri arasındaki verimli askeri ilişkileri daha da geliştirme konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu ziyaret, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şubat ayında Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette imzalanan "Askeri Çerçeve Anlaşması"nın ardından iki ordu arasında artan hareketliliğin devamı olarak öne çıkıyor.

Türkiye Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz perşembe günü Mısır ve Azerbaycan’ın katılımıyla "Anadolu Kartalı 2026" isimli üçlü bir hava tatbikatının başladığını duyurdu. 3 Temmuz’a kadar sürecek olan tatbikatın, operasyonel kabiliyetleri geliştirmeyi ve yeni teknik-taktik hava operasyon prosedürlerini uygulamayı hedeflediği belirtildi. Tatbikata Mısır 5 adet F-16 savaş uçağı ile katılıyor.

Söz konusu üçlü tatbikat, 11-21 Haziran tarihleri arasında Mısır hava üslerinde gerçekleştirilen ve farklı tipte çok görevli savaş uçaklarının katıldığı Mısır-Türkiye ikili hava tatbikatının hemen ardından düzenleniyor. Mısır Askeri Sözcülüğü, bu eğitimlerin katılımcı kuvvetlerin becerilerini geliştirmeyi ve her türlü koşulda ortak hava görevlerini yüksek verimlilikle yerine getirme hazırlığını artırmayı amaçladığını ifade etti.


ABD, Türkiye'ye uçak motoru satışında ilerleme kaydetti

Washington'daki Boeing fabrikasında bulunan bir uçak motoru (Reuters)
Washington'daki Boeing fabrikasında bulunan bir uçak motoru (Reuters)
TT

ABD, Türkiye'ye uçak motoru satışında ilerleme kaydetti

Washington'daki Boeing fabrikasında bulunan bir uçak motoru (Reuters)
Washington'daki Boeing fabrikasında bulunan bir uçak motoru (Reuters)

Donald Trump yönetiminin, Türkiye’ye yüzlerce milyon dolar değerinde onlarca uçak motoru satışı için ilerleme planladığı bildirildi. Gelişme, ABD Kongresi’ndeki itirazlara rağmen gündeme gelirken, kararın önümüzdeki NATO zirvesi öncesinde Türkiye ile ilişkilerde önemli bir adım olabileceği değerlendiriliyor.

Kaynaklara göre motorlar, ABD merkezli General Electric tarafından üretilecek ve Türkiye’nin yerli savaş uçağı TAI Kaan programında kullanılacak. Söz konusu anlaşmanın değerinin 700 milyon doları aşabileceği belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Türkiye, 2016’da başlattığı KAAN projesiyle savunma alanında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.

ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Trump döneminde genel olarak olumlu bir seyir izlese de Ankara’nın 2019’da S-400 hava savunma sistemi satın alması sonrası Lockheed Martin F-35 programından çıkarılmasıyla gerilim yaşamıştı.

Trump’ın, Türkiye’ye yönelik yeni adımlar atabileceğine dair açıklamaları da dikkat çekerken, Beyaz Saray’ın bazı çevreleri F-35 programına dönüş ihtimalini hâlâ değerlendirdiği ifade ediliyor.

ABD Kongresi’nde ise sürece yönelik itirazlar devam ediyor. Özellikle Demokrat Partili vekil Gregory Meeks, Türkiye’nin S-400 sahipliği nedeniyle anlaşmaya karşı çıkan isimler arasında yer alıyor.

Meeks, yönetimin yeterli bilgilendirme yapmadığını savunurken, bazı uzmanlar motor satışının F-35 programına dönüşten daha kolay bir adım olduğunu, ancak asıl kritik meselenin Ankara’nın S-400 politikası olduğunu vurguluyor.

ABD’li yetkililer, resmi sürecin sürdüğünü ve nihai kararın Kongre bilgilendirmesi sonrası şekilleneceğini ifade ediyor.