19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde devrilen teleferik direğine çarpan kabinin parçalanması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı. 19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, 5 kabindeki 29 kişiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor
TT

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla yoğunluk yaşanan Tünektepe Teleferik Tesisi'nde direklerden birisi henüz belirlenemeyen nedenle devrildi. Devrilen direğe çarparak parçalanan kabindeki 8 kişi kayalık alana düştü.

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis, sağlık ve kurtarma ekipleri sevk edildi.

Bölgeye ulaşan ekipler, Memiş Gümüş'ün (54) yaşamını yitirdiğini, Özlem Şahin, Kaan Akgün, Fatih Gümüş, Keziban Çapar Gümüş, Lütfullah Kerim Gümüş, Herdem Eyüpoğlu ve Kırgızistan uyruklu Akmaral Abdyldaeva'nın yaralandığını belirledi.

Valilikten yapılan açıklamada, helikopterler eşliğinde kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğü kaydedildi.

Saat 11.45 itibarıyla 19 kabindeki 56'sı helikopterle 137 kişinin tahliye edildiği belirtilen açıklamada, "Tahliye edilenlerden 9'unun ambulansla hastaneye sevki gerçekleşmiş, tedavilerinin ardından 7 kişi taburcu edilmiştir. Havada asılı bulunan 5 kabinde 29 kişi için tahliye çalışmaları devam etmektedir." bilgisi paylaşıldı.

Ayrıca Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, teleferik kazası sonrası mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına destek için Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığından AS-532 Couger tipi helikopterin de görevlendirildiği bildirildi.

İçişleri Bakanı Yerlikaya: 112 kişi tahliye edildi 

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Antalya'daki teleferik kazasında kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğünü ve asılı kalan 112 kişinin başarıyla tahliye edildiğini açıkladı.

Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sahil Güvenlik Komutanlığına ait 4 helikopterin kurtarma çalışmalarında aktif görev aldığını belirtti.

Kurtarma çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü bildiren Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Asılı kalan 15 kabindeki 98 kişi başarıyla tahliye edilmiştir. Bölgeye AFAD, jandarma, polis ve asker, UMKE, STK ve itfaiyeden oluşan 543 arama kurtarma personeli ile 7 helikopter, 1 askeri kargo uçağı, 108 araç ve 6 ambulans ile dron görevlendirilmiştir."

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kazaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu bilgileri paylaştı:

"Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde bir teleferik kabininin düşmesi sonucunda bir kişi hayatını kaybetmiş, 10 kişi yaralanmıştır. Kaza sebebiyle 6 ambulans ve 2 UMKE timiyle, toplam 24 kişilik sağlık ekibi görevlendirilmiştir. Yaralılar ilk müdahalelerin ardından hastanelere sevk edilerek tedavilerine başlanmıştır, sağlık durumları ciddiyet arz etmemekte."

İletişim Başkanı Altun: Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm gelişmeleri yakından takip etmekte

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, olayda hayatını kaybeden vatandaşa Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Kaza sonrası mahsur kalan kişilerin tahliyesi için İçişleri Bakanlığının yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Altun, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu elim hadiseyle ilgili tüm gelişmeleri yakından takip etmekte, konu hakkında ilgili bakanlıklardan ve Valiliğimizden anlık bilgi almaktadır. Olayla ilgili gerekli soruşturmalar başlatılacak, kaza tüm yönleriyle araştırılacaktır. Vatandaşlarımızın, yaşanan bu elim hadise ile ilgili sosyal medyada ortaya atılabilecek dezenformasyon içeren paylaşımlara itibar etmemeleri, gelişmeleri resmi kanallardan takip etmeleri büyük önem taşımaktadır."

"İpli sistem yöntemiyle kurtarmaya çalışacağız"

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, bölgeye gelerek kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı.

Böcek, gazetecilere yaptığı açıklamada, olayın ardından Antalya Valiliğince hızla kriz masası oluşturulduğunu söyledi.

Bütün ekiplerin olay yerinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Böcek, "İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya da aradı. Bursa'dan özel gece görüşlü helikopterler de geliyor. Kriz merkezinde bütün arkadaşlarımız el birliğiyle yardımcı olmaya çalışıyoruz." dedi.

Gece uçuş kabiliyetine sahip bir jandarma helikopteri bölgeye ulaşarak kurtarma çalışmalarına katıldı. Kabindeki bir kişi sedyeyle helikoptere alındı.

AFAD'ın sosyal medya hesabından yapılan kurtarma çalışmalarının aralıksız devam ettiği aktarılan açıklamada, ilk etapta asılı kalan 8 kabindeki 49 kişinin başarıyla tahliye edildiği belirtildi.

Bölgeye AFAD, jandarma, polis ve asker, UMKE, STK ve itfaiyeden oluşan 366 arama kurtarma personeli ile 6 helikopter, 1 askeri kargo uçağı, 76 araç ve 6 ambulansın görevlendirildiği belirtildi.

Kurtarma çalışmaları gece görüşlü helikopter eşliğinde devam ediyor: 59 kişi tahliye edildi

Kaza nedeniyle kabinlerde mahsur kalanlar, gece görüşlü helikopterlerin yardımıyla kurtarılıyor.

Tesisteki direklerden birisinin devrilmesi sonucu yaşanan kazada kabinlerde mahsur kalanları kurtarma çalışmaları, gece görüşlü helikopter eşliğinde devam ediyor.

Antalya Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, 10 kabinden, 18'i helikopterle olmak üzere 59 kişi tahliye edildi. Kalan 14 kabinde tahliye çalışmaları sürüyor.

Bölgede çalışmaları takip eden AA ekibi, gece uçuş kabiliyetine sahip jandarma helikopterinin mahsur kalan vatandaşları kurtarma görüntülerine ulaştı.

Görüntülerde, helikopterden halat yardımıyla kabine sepet ulaştırılması, kazazedelerin bu sayede kurtarılması ve kurtarılanların ekiplere teşekkür etmeleri yer alıyor.

Öte yandan, helikopterle kurtarılan vatandaşlar ise önce sağlık kontrolünden geçiriliyor.

Ekipler tarafından kurtarılan vatandaşlardan İbrahim Yusuf Yüksel, AA muhabirine, Konya'dan tatil için Antalya'ya geldiklerini söyledi.

Teleferiğe 7 kişilik ailesiyle bindiğini belirten Yüksel, "Bir anda teleferik durdu, mahsur kaldık, hiç böyle bir şey olacağını tahmin etmedik. Ekipler gelip bizi kurtardı. Helikopterle karaya indik. Çok şükür iyiyiz, bir sıkıntımız yok." diye konuştu.

Mahsur kalanlar kurtarılmayı bekliyor

Öte yandan, mahsur kalan vatandaşların yakınları da bir an önce sevdiklerine kavuşmayı bekliyor.

Eşi, çocukları, ağabeyi, yeğenleri mahsur kalan Özkan Sumur, AA muhabirine, eşinin araması üzerine kazadan haberdar olduğunu söyledi.

11 yakınının mahsur kaldığını dile getiren Sumur, "Aralarında 3, 5, 10, 12 yaşında çocuklar var. İlk etapta korkuyorlardı, şimdi biraz sakinleştirdik. Açlık ve tuvalet sıkıntısı yaşıyorlar. Bir de üşüyorlar." dedi.

Sumur, kabinde bulunan amcasıyla görüntülü konuştu. Kurtarma ekiplerinin çalışma yaptığını ve en kısa zamanda kendilerini kurtaracağını anlatan Sumur, amcasından da kabindeki yakınlarının durumları hakkında bilgi aldı. Amcası, eşinin panikatak nedeniyle zaman zaman rahatsızlandığı ve bir an evvel kurtulmayı beklediklerini söyledi.

Öte yandan, AFAD'dan yapılan bir diğer açıklamada, çalışmaları koordine etmek üzere AFAD Başkanı Okay Memiş ile iki daire başkanının olay yerine ulaştığı belirtilen paylaşımda, "Kurtarma çalışmaları AFAD, itfaiye, 112 Sağlık, UMKE, emniyet, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve STK ekiplerimizden, 150 personel, 2 Sahil Güvenlik helikopteri ile aralıksız devam etmektedir." ifadelerine yer verildi.

Çalışmalara destek vermek üzere Ankara, Erzurum, Bursa ve Afyon'dan 8️0️ profesyonel dağcı ekibi, 4️ helikopter ve 1 askeri kargo uçağının bölgeye görevlendirildiği belirtildi.

Mahsur kalan vatandaşların tahliyesi için ekipler çalışıyor

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "AFAD ve Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri kurtarma çalışmalarını yürütürken, Sahil Güvenlik helikopterimiz vagonda mahsur kalan 5 kişiyi tahliye etmiş, 2 yaralının da tahliye çalışmaları devam etmektedir." açıklamasını yaptı.

Bugün Antalya Konyaaltı ilçesinde bulunan Sarısu-Tünektepe teleferik hattını taşıyan direklerden birinin devrilmesi sonucu vagonlardan biri kayalık bölgeye düşmüş; teleferikte bulunun 1 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetmiş, 7 kişi ise yaralanmıştır

Gece uçuş kabiliyetine sahip bir Jandarma helikopterinin mahsur kalanların tahliyesi için saat 20.00'de Aydın'dan bölgeye ulaşmak için havalandığını belirten Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Antalya'da çalışmaları koordine etmek üzere Arama Kurtarma Daire Başkanımız 20 kişilik dağcı helikopterle bölgeye hareket etmiştir. Olaya, Antalya İl AFAD, itfaiye, 112 Sağlık, UMKE, emniyet ve 2 sahil güvenlik helikopteri ile 110 kişiyle müdahale edilmektedir. Ayrıca Bursa İl AFAD ve JAK'tan 30 profesyonel dağcı ekibiyle, Erzurum İl AFAD ve JAK'tan 25 dağcı ekibinin havayolu ile bölgeye sevki sağlanıyor. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Gelişmelerden kamuoyu bilgilendirilecektir."

Olayla ilgili adli soruşturma başlatıldı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kazaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sarısu-Tünektepe teleferik hattındaki teleferik direğinin kırılarak seyir halindeki kabinlerden birinin düşmesi sonucu meydana gelen olayda hayatını kaybeden kişiye Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlara da acil şifalar diledi.

Teleferik kabinlerinde mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için çalışmaların büyük bir dikkat ve hassasiyetle devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:

"Önceliğimiz vatandaşlarımıza bir an önce ulaşılmasıdır. Hepimizi üzen olayla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatılmıştır. Olayın nedeni ve sorumlularının tespiti için makine mühendisi, elektrik mühendisi ve iş sağlığı güvenliği uzmanlarından oluşan 5 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup, halihazırda olay yerinde incelemelerine devam etmektedirler. Adli soruşturma, bir Cumhuriyet Başsavcıvekili ve bir Cumhuriyet Savcısının koordinasyonunda tüm yönleriyle sürdürülmektedir."

Mülkiye müfettişleri görevlendirildi

Öte yandan İçişleri Bakanı Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Olayla ilgili mülkiye müfettişleri görevlendirilmiştir" ifadesini kullanarak gelişmelerden kamuoyunun bilgilendirileceğini aktardı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan'dan açıklama

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Antalya'nın Konyaaltı ilçesindeki teleferik kazasında hayatını kaybeden vatandaşa Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Antalya'nın Konyaaltı ilçesindeki teleferik hattında meydana gelen kazada hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Devletimiz tüm imkanlarıyla teleferik kabinlerinde mahsur kalan vatandaşlarımızın tahliyesi için çalışmaları sürdürmektedir." ifadelerini kullandı.

MSB, kurtarma çalışmalarına destek için askeri uçak görevlendirdi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) teleferik kazasında mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına destek için Türk Silahlı Kuvvetlerine ait C-130 tipi uçak görevlendirdi.

MSB'den yapılan açıklamada, "Antalya'da meydana gelen teleferik kazası sonrası mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına katılacak ekiplerin ve ihtiyaç duyulan malzemelerin Erzurum'dan Antalya'ya ulaştırılabilmesi için Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait bir C-130 tipi uçak görevlendirildi." ifadesine yer verildi.



Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili kanun teklifi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla TBMM'ye sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onayına ilişkin kanun teklifinin parlamentoya sunulmasının, üç kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.

Duran, söz konusu stratejik ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi, ortak savunma kapasitesini artırmayı ve bölgede güvenlik ile istikrarı korumayı amaçladığını ifade etti.

Duran, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, bölge ülkelerinin bölgesel meselelerde sorumluluk üstlenmesi ilkesine dayanan Mekke Anlaşması’nın, güvenlik ve dayanışmaya öncelik veren ortak bir iradeyi yansıttığını kaydetti.

Duran, “Anlaşmanın parlamentoda onay sürecinin ülkemiz ve kardeş ülkeler Suudi Arabistan ile Pakistan için hayırlı olmasını temenni ediyor, bu sürece katkı sağlayacak tüm siyasi partilere ve milletvekillerine şimdiden teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

vfghy
Hakan Fidan ve Faysal bin Ferhan, pazartesi günü yaptıkları telefon görüşmesinde bölgesel meseleleri ve Husilerin saldırılarını ele aldı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Parlamento kaynakları, şu anda çalışma ziyareti için Kırgızistan’da bulunan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Türkiye’ye dönüşünün ardından kanun teklifini, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığındaki Dışişleri Komisyonu’na sevk edeceğini bildirdi. Teklif, komisyonda ele alınmasının ardından onaylanmak üzere Genel Kurul’a sunulacak.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırının üç ülkeye yapılmış bir saldırı sayılması gibi önemli hükümler içeriyor. Bu düzenleme, NATO Antlaşması’nın 5. maddesini andırıyor.

Anlaşmada ayrıca ortak silah üretimi, savunma sanayisi şirketleri arasında teknoloji paylaşımı, askerî eğitim ve ortak tatbikatlar, uzman askerî personelin yetiştirilmesi, istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele alanlarında iş birliğine ilişkin hükümler bulunuyor.

Kanun teklifinin parlamentoya sunulmasından bir gün önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bölgesel güvenlik meselelerini görüştü.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre pazartesi günü telefonla gerçekleştirilen görüşmede iki bakan, Husilerin Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarına odaklandı.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Husilerin saldırılarını sert bir dille kınadı. Erdoğan, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği saldırının aralarında umrecilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açtığını söyledi.

csdfghy
Erdoğan, pazartesi akşamı Türkiye’de köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, pazartesi gecesi ile salıyı bağlayan saatlerde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuştu. Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıların bölgedeki gerilimi ciddi ölçüde artırdığını belirten Erdoğan, Suudi Arabistan’ı “dost ve kardeş ülke” olarak nitelendirdi.


Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
TT

Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).

Türk yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filminin başrol oyuncusu Özgü Namal ile sanatsal iş birliğinin, henüz 15 yaşındayken annesiyle birlikte İstanbul’da izlediği bir tiyatro oyununa dayandığını söyledi. O dönem Namal’ın sahnedeki varlığından çok etkilendiğini anlatan Çatak, genç bir oyuncu olmasına rağmen sahnede herkesten daha güçlü bir etki bıraktığını belirtti. Gösterinin ardından annesiyle uzun süre Namal’ın yeteneği hakkında konuştuğunu aktaran yönetmen, oyuncunun sonraki yıllarda yıldızlaşma sürecini de yakından takip ettiğini ifade etti.

Çatak, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Sarı Zarflar filminin hazırlıkları sırasında oyuncu seçimi direktörünün Özgü Namal’ı önermesiyle eski anısının yeniden aklına geldiğini söyledi. Namal’ın oyunculuğu bırakmış olabileceğini düşündüğünü belirten yönetmen, oyuncunun İstanbul’dan uzakta, kırsal bir bölgede yaşadığını ancak projeyi görüşmek üzere kendisiyle buluşmaya geldiğini anlattı. Bu görüşmenin Namal’ın yeniden oyunculuğa dönme isteğiyle aynı döneme denk geldiğini kaydeden Çatak, yıllardır performansının izini taşıdığı bir oyuncuyla çalışma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Sarı Zarflar, El Gouna Film Festivali kapsamında gösteriliyor. Film, Türkiye’de sanatla uğraşan Derya ve Aziz adlı evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Tiyatro oyunlarının açılışında yaşanan bir olayın ardından hayatları altüst olan çift, devletin hedefi haline geliyor. İnançlarından ödün vermeden ayakta kalmaya çalışırken günlük hayatın gerekliliklerini de karşılamak zorunda kalan ikilinin evliliği giderek artan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ergenlik çağındaki kızları ise babasının geri adım atmayı reddeden tutumuyla annesinin ailenin geleceğini güvence altına alma çabası arasında sıkışıp kalıyor.

Türk yönetmen, Özgü Namal ve Türk oyuncu Tansu Biçer’i seçmesinde ikisinin de tiyatro geçmişine sahip olmasının önemli rol oynadığını belirtti. İstanbul’da küçük bir tiyatro işleten Biçer’in sahne konusunda geniş deneyime sahip olduğunu vurgulayan Çatak, ortak seçmeler sırasında iki oyuncunun birbirleriyle kurduğu uyumun kısa sürede ortaya çıktığını söyledi. İkilinin birlikte sergilediği performansta aradığı ilişkiyi gördüğünü kaydeden yönetmen, oyuncuların birbirlerine doğal biçimde karşılık verebildiklerini ve böylece evlilik sahnelerinin senaryodaki diyalogların ötesinde bir canlılık kazandığını ifade etti.

cd vdf
Yönetmen, politik temalı filmler yapmayı tercih ediyor (Yapım şirketi)

Çatak, başrol oyuncularına diyalogları şekillendirme konusunda geniş özgürlük tanıdığını, kelimeleri değiştirmelerine ve kendi ifadelerini kullanmalarına izin verdiğini anlattı. Oyuncuların deneyimlerinin, sahnenin anlamını koruyarak bunu başarabileceklerine dair kendisine güven verdiğini belirten yönetmen, onlarla çalışmayı Lionel Messi gibi bir futbolcuyla sözleşme yapmaya benzetti.

Çatak, bu düzeyde bir yeteneğe sahip olmanın yönetmene de sorumluluk yüklediğini belirterek oyuncuların kendilerini ortaya koyabilecekleri koşulları sağlamanın önemine dikkat çekti. Herkesin önceden belirlenmiş bir yaklaşımın dışına çıkmaktan çekinmeden konuşabildiği ve öneriler sunabildiği bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu güvenin kendi çalışma biçimini de etkilediğini söyleyen Çatak, oyuncuların çalışma sırasında ortaya koyduklarını dinlemeye ve farklı önerilere daha açık hale geldiğini dile getirdi. Oyuncunun duygusuna nasıl ulaştığını çözümlemesine ya da kullandığı yöntemleri açıklamasını istemesine gerek duymadığını belirten yönetmen, kamera karşısında ikna edici bir sonuç elde edilmesini yeterli bulduğunu ifade etti.

Başrol oyuncularının hayatlarını oyunculuğa adadıklarını ve mesleklerine ilişkin önemli bir birikim edindiklerini kaydeden Çatak, bu nedenle performanslarına ilişkin kararları kendilerinin verebilmesi için onlara gerçek bir alan açılması gerektiğini söyledi. Yönetmene göre oyuncunun özgürlüğü, öncelikle senaryonun sağlamlığına dayanıyor. Karakterin neyi savunduğunu ve neyin peşinde olduğunu açıkça bilen oyuncu, sahnenin bütünlüğünü bozmadan kendi kelimeleriyle kendini ifade edebiliyor.

Filmlerinde yıldız oyunculara yer verme konusuna da değinen Çatak, tanınmış isimlerle çalışmayı bir zorunluluk olarak görmediğini ancak bu isimlerin filmin daha geniş kitlelere ulaşma ihtimalini artırdığının farkında olduğunu söyledi. Batı toplumlarında izleyicilerin belirli oyuncuları tanıyabildiğini, buna karşılık başka ülkelerdeki önemli yeteneklerin yıllarca ortaya koydukları eserlere ve mesleklerine yaptıkları katkılara rağmen yeterince bilinmeyebildiğini belirtti.

Geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmin çekim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çatak, önceki filmi Öğretmenler Odası ile Oscar yarışına ilişkin kampanya sona erdikten sonra çekimlere başladığını anlattı. Bu süreçte enerjisinin büyük bölümünü tükettiğini hissettiğini belirten yönetmen, aynı zamanda kariyerinin en büyük prodüksiyonuna hazırlanıyordu.

cd
Türk yönetmen İlker Çatak (Yapım şirketi)

Filmde diyaloglu rollerde yaklaşık 60 oyuncunun yer almasının geniş kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini vurgulayan Çatak, çok sayıda ayrıntıyı takip etmek zorunda kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra kamera önünde olup bitenlere, sahnelere ve karakterlere odaklanması gerektiğini belirten yönetmen, yoğun iş yükünün çekim sürecini daha da zorlaştırdığını ifade etti.

Alman ekip ile Türk oyuncuların bir arada çalışmasının da süreci güçleştirdiğini anlatan Çatak, iki dili konuşabilen sınırlı sayıdaki kişiden biri olduğu için çeviri yapmak ve talimatları aktarmak gibi sorumlulukların önemli bölümünü üstlendiğini kaydetti.

Çatak, Öğretmenler Odası filmini tamamlamadan önceki dönemi de hatırlatarak kariyerinde hangi filmlere yer vermek istediğini ve yıllar sonra geriye dönüp baktığında nasıl bir filmografiye sahip olmayı arzuladığını düşünmeye başladığını söyledi.

Bazı sanatsal tercihlerin bir izleyici tarafından başarılı bulunurken bir başkasını rahatsız edebileceğini belirten Çatak, bir filmin nasıl karşılanacağını yapım aşamasında kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bununla birlikte politik bir duruş taşıyan filmler yapmayı tercih ettiğini vurgulayan yönetmen, yaşadığımız dünyada toplumsal bilince ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü söyledi. Çatak, her sanatçının kendi eserlerinin niteliğini belirleme hakkına da saygı duyduğunu dile getirdi.

Çalışmaları sırasında bu özgürlük alanını aradığını ve filmleri hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasını doğal karşıladığını belirten Çatak, yeni bir fikri denemenin onun reddedilmesi ihtimalini de göze almayı gerektirdiğini söyledi. Yönetmen, risk alma isteğinin Sarı Zarflar filmindeki sanatsal kararlarının ardındaki temel motivasyonlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.