19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde devrilen teleferik direğine çarpan kabinin parçalanması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı. 19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, 5 kabindeki 29 kişiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor
TT

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

19 kabindeki 137 kişi kurtarıldı, kurtarma çalışmaları sürüyor

Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla yoğunluk yaşanan Tünektepe Teleferik Tesisi'nde direklerden birisi henüz belirlenemeyen nedenle devrildi. Devrilen direğe çarparak parçalanan kabindeki 8 kişi kayalık alana düştü.

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis, sağlık ve kurtarma ekipleri sevk edildi.

Bölgeye ulaşan ekipler, Memiş Gümüş'ün (54) yaşamını yitirdiğini, Özlem Şahin, Kaan Akgün, Fatih Gümüş, Keziban Çapar Gümüş, Lütfullah Kerim Gümüş, Herdem Eyüpoğlu ve Kırgızistan uyruklu Akmaral Abdyldaeva'nın yaralandığını belirledi.

Valilikten yapılan açıklamada, helikopterler eşliğinde kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğü kaydedildi.

Saat 11.45 itibarıyla 19 kabindeki 56'sı helikopterle 137 kişinin tahliye edildiği belirtilen açıklamada, "Tahliye edilenlerden 9'unun ambulansla hastaneye sevki gerçekleşmiş, tedavilerinin ardından 7 kişi taburcu edilmiştir. Havada asılı bulunan 5 kabinde 29 kişi için tahliye çalışmaları devam etmektedir." bilgisi paylaşıldı.

Ayrıca Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, teleferik kazası sonrası mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına destek için Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığından AS-532 Couger tipi helikopterin de görevlendirildiği bildirildi.

İçişleri Bakanı Yerlikaya: 112 kişi tahliye edildi 

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Antalya'daki teleferik kazasında kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğünü ve asılı kalan 112 kişinin başarıyla tahliye edildiğini açıkladı.

Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sahil Güvenlik Komutanlığına ait 4 helikopterin kurtarma çalışmalarında aktif görev aldığını belirtti.

Kurtarma çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü bildiren Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Asılı kalan 15 kabindeki 98 kişi başarıyla tahliye edilmiştir. Bölgeye AFAD, jandarma, polis ve asker, UMKE, STK ve itfaiyeden oluşan 543 arama kurtarma personeli ile 7 helikopter, 1 askeri kargo uçağı, 108 araç ve 6 ambulans ile dron görevlendirilmiştir."

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kazaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu bilgileri paylaştı:

"Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde bir teleferik kabininin düşmesi sonucunda bir kişi hayatını kaybetmiş, 10 kişi yaralanmıştır. Kaza sebebiyle 6 ambulans ve 2 UMKE timiyle, toplam 24 kişilik sağlık ekibi görevlendirilmiştir. Yaralılar ilk müdahalelerin ardından hastanelere sevk edilerek tedavilerine başlanmıştır, sağlık durumları ciddiyet arz etmemekte."

İletişim Başkanı Altun: Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm gelişmeleri yakından takip etmekte

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, olayda hayatını kaybeden vatandaşa Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Kaza sonrası mahsur kalan kişilerin tahliyesi için İçişleri Bakanlığının yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Altun, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu elim hadiseyle ilgili tüm gelişmeleri yakından takip etmekte, konu hakkında ilgili bakanlıklardan ve Valiliğimizden anlık bilgi almaktadır. Olayla ilgili gerekli soruşturmalar başlatılacak, kaza tüm yönleriyle araştırılacaktır. Vatandaşlarımızın, yaşanan bu elim hadise ile ilgili sosyal medyada ortaya atılabilecek dezenformasyon içeren paylaşımlara itibar etmemeleri, gelişmeleri resmi kanallardan takip etmeleri büyük önem taşımaktadır."

"İpli sistem yöntemiyle kurtarmaya çalışacağız"

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, bölgeye gelerek kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı.

Böcek, gazetecilere yaptığı açıklamada, olayın ardından Antalya Valiliğince hızla kriz masası oluşturulduğunu söyledi.

Bütün ekiplerin olay yerinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Böcek, "İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya da aradı. Bursa'dan özel gece görüşlü helikopterler de geliyor. Kriz merkezinde bütün arkadaşlarımız el birliğiyle yardımcı olmaya çalışıyoruz." dedi.

Gece uçuş kabiliyetine sahip bir jandarma helikopteri bölgeye ulaşarak kurtarma çalışmalarına katıldı. Kabindeki bir kişi sedyeyle helikoptere alındı.

AFAD'ın sosyal medya hesabından yapılan kurtarma çalışmalarının aralıksız devam ettiği aktarılan açıklamada, ilk etapta asılı kalan 8 kabindeki 49 kişinin başarıyla tahliye edildiği belirtildi.

Bölgeye AFAD, jandarma, polis ve asker, UMKE, STK ve itfaiyeden oluşan 366 arama kurtarma personeli ile 6 helikopter, 1 askeri kargo uçağı, 76 araç ve 6 ambulansın görevlendirildiği belirtildi.

Kurtarma çalışmaları gece görüşlü helikopter eşliğinde devam ediyor: 59 kişi tahliye edildi

Kaza nedeniyle kabinlerde mahsur kalanlar, gece görüşlü helikopterlerin yardımıyla kurtarılıyor.

Tesisteki direklerden birisinin devrilmesi sonucu yaşanan kazada kabinlerde mahsur kalanları kurtarma çalışmaları, gece görüşlü helikopter eşliğinde devam ediyor.

Antalya Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, 10 kabinden, 18'i helikopterle olmak üzere 59 kişi tahliye edildi. Kalan 14 kabinde tahliye çalışmaları sürüyor.

Bölgede çalışmaları takip eden AA ekibi, gece uçuş kabiliyetine sahip jandarma helikopterinin mahsur kalan vatandaşları kurtarma görüntülerine ulaştı.

Görüntülerde, helikopterden halat yardımıyla kabine sepet ulaştırılması, kazazedelerin bu sayede kurtarılması ve kurtarılanların ekiplere teşekkür etmeleri yer alıyor.

Öte yandan, helikopterle kurtarılan vatandaşlar ise önce sağlık kontrolünden geçiriliyor.

Ekipler tarafından kurtarılan vatandaşlardan İbrahim Yusuf Yüksel, AA muhabirine, Konya'dan tatil için Antalya'ya geldiklerini söyledi.

Teleferiğe 7 kişilik ailesiyle bindiğini belirten Yüksel, "Bir anda teleferik durdu, mahsur kaldık, hiç böyle bir şey olacağını tahmin etmedik. Ekipler gelip bizi kurtardı. Helikopterle karaya indik. Çok şükür iyiyiz, bir sıkıntımız yok." diye konuştu.

Mahsur kalanlar kurtarılmayı bekliyor

Öte yandan, mahsur kalan vatandaşların yakınları da bir an önce sevdiklerine kavuşmayı bekliyor.

Eşi, çocukları, ağabeyi, yeğenleri mahsur kalan Özkan Sumur, AA muhabirine, eşinin araması üzerine kazadan haberdar olduğunu söyledi.

11 yakınının mahsur kaldığını dile getiren Sumur, "Aralarında 3, 5, 10, 12 yaşında çocuklar var. İlk etapta korkuyorlardı, şimdi biraz sakinleştirdik. Açlık ve tuvalet sıkıntısı yaşıyorlar. Bir de üşüyorlar." dedi.

Sumur, kabinde bulunan amcasıyla görüntülü konuştu. Kurtarma ekiplerinin çalışma yaptığını ve en kısa zamanda kendilerini kurtaracağını anlatan Sumur, amcasından da kabindeki yakınlarının durumları hakkında bilgi aldı. Amcası, eşinin panikatak nedeniyle zaman zaman rahatsızlandığı ve bir an evvel kurtulmayı beklediklerini söyledi.

Öte yandan, AFAD'dan yapılan bir diğer açıklamada, çalışmaları koordine etmek üzere AFAD Başkanı Okay Memiş ile iki daire başkanının olay yerine ulaştığı belirtilen paylaşımda, "Kurtarma çalışmaları AFAD, itfaiye, 112 Sağlık, UMKE, emniyet, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve STK ekiplerimizden, 150 personel, 2 Sahil Güvenlik helikopteri ile aralıksız devam etmektedir." ifadelerine yer verildi.

Çalışmalara destek vermek üzere Ankara, Erzurum, Bursa ve Afyon'dan 8️0️ profesyonel dağcı ekibi, 4️ helikopter ve 1 askeri kargo uçağının bölgeye görevlendirildiği belirtildi.

Mahsur kalan vatandaşların tahliyesi için ekipler çalışıyor

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "AFAD ve Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri kurtarma çalışmalarını yürütürken, Sahil Güvenlik helikopterimiz vagonda mahsur kalan 5 kişiyi tahliye etmiş, 2 yaralının da tahliye çalışmaları devam etmektedir." açıklamasını yaptı.

Bugün Antalya Konyaaltı ilçesinde bulunan Sarısu-Tünektepe teleferik hattını taşıyan direklerden birinin devrilmesi sonucu vagonlardan biri kayalık bölgeye düşmüş; teleferikte bulunun 1 vatandaşımız maalesef hayatını kaybetmiş, 7 kişi ise yaralanmıştır

Gece uçuş kabiliyetine sahip bir Jandarma helikopterinin mahsur kalanların tahliyesi için saat 20.00'de Aydın'dan bölgeye ulaşmak için havalandığını belirten Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Antalya'da çalışmaları koordine etmek üzere Arama Kurtarma Daire Başkanımız 20 kişilik dağcı helikopterle bölgeye hareket etmiştir. Olaya, Antalya İl AFAD, itfaiye, 112 Sağlık, UMKE, emniyet ve 2 sahil güvenlik helikopteri ile 110 kişiyle müdahale edilmektedir. Ayrıca Bursa İl AFAD ve JAK'tan 30 profesyonel dağcı ekibiyle, Erzurum İl AFAD ve JAK'tan 25 dağcı ekibinin havayolu ile bölgeye sevki sağlanıyor. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Gelişmelerden kamuoyu bilgilendirilecektir."

Olayla ilgili adli soruşturma başlatıldı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kazaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sarısu-Tünektepe teleferik hattındaki teleferik direğinin kırılarak seyir halindeki kabinlerden birinin düşmesi sonucu meydana gelen olayda hayatını kaybeden kişiye Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlara da acil şifalar diledi.

Teleferik kabinlerinde mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için çalışmaların büyük bir dikkat ve hassasiyetle devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:

"Önceliğimiz vatandaşlarımıza bir an önce ulaşılmasıdır. Hepimizi üzen olayla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatılmıştır. Olayın nedeni ve sorumlularının tespiti için makine mühendisi, elektrik mühendisi ve iş sağlığı güvenliği uzmanlarından oluşan 5 kişilik bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup, halihazırda olay yerinde incelemelerine devam etmektedirler. Adli soruşturma, bir Cumhuriyet Başsavcıvekili ve bir Cumhuriyet Savcısının koordinasyonunda tüm yönleriyle sürdürülmektedir."

Mülkiye müfettişleri görevlendirildi

Öte yandan İçişleri Bakanı Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Olayla ilgili mülkiye müfettişleri görevlendirilmiştir" ifadesini kullanarak gelişmelerden kamuoyunun bilgilendirileceğini aktardı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan'dan açıklama

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Antalya'nın Konyaaltı ilçesindeki teleferik kazasında hayatını kaybeden vatandaşa Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Antalya'nın Konyaaltı ilçesindeki teleferik hattında meydana gelen kazada hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Devletimiz tüm imkanlarıyla teleferik kabinlerinde mahsur kalan vatandaşlarımızın tahliyesi için çalışmaları sürdürmektedir." ifadelerini kullandı.

MSB, kurtarma çalışmalarına destek için askeri uçak görevlendirdi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) teleferik kazasında mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına destek için Türk Silahlı Kuvvetlerine ait C-130 tipi uçak görevlendirdi.

MSB'den yapılan açıklamada, "Antalya'da meydana gelen teleferik kazası sonrası mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarına katılacak ekiplerin ve ihtiyaç duyulan malzemelerin Erzurum'dan Antalya'ya ulaştırılabilmesi için Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait bir C-130 tipi uçak görevlendirildi." ifadesine yer verildi.



Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla ifade verdi

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
TT

Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla ifade verdi

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği suçlamasıyla hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdi.

Davutoğlu, yaklaşık bir saat süren ifadesinin ardından yaptığı kısa açıklamada, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilktir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, yalnızca görüşünü ifade ettiği ve eleştirilerde bulunduğu için şüpheli sıfatıyla savcılığa çağrılıyor” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, gazetecilerin sorularını “Türkiye’nin itibarını korumak” gerekçesiyle yanıtlamadı. “Yargıya saygı duyuyorum; bu nedenle benden istenen ifadeyi verdim” diye konuştu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen perşembe günü Davutoğlu hakkında, 2021 yılına ait ve sosyal medya platformlarında yayımlanan bir video nedeniyle soruşturma başlatmıştı. Davutoğlu, videoda Erdoğan’ın adını doğrudan anmadan Cumhurbaşkanı’nı eleştirmişti.

“Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis. Suçun alenen işlenmesi halinde ise ceza altıda bir oranında artırılıyor.


Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır dışişleri bakanları, pazar günü İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Savunma Bakanı Israel Katz’ın Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tehcir edilmesine ilişkin açıklamalarını sert bir şekilde kınadı. Bakanlar, açıklamalarda Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik plan ve mekanizmaların gündeme getirilmesini de reddetti.

Bakanlar ortak açıklamada, söz konusu açıklama ve önerileri kışkırtıcı olarak nitelendirerek bunların uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ve Filistin halkının meşru ve devredilemez haklarına doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtti.

Açıklamada, Filistinlilerin tehcir edilmesini amaçlayan her türlü girişim ve planın kesin bir dille reddedildiği vurgulandı. Bu girişimlerin işgal altındaki Filistin toprakları içinde veya dışında olmasına ya da hangi ad ve gerekçeyle sunulmasına bakılmaksızın reddedildiği belirtilirken zorla tehcire yönelik çağrıların resmî politikaya veya Filistinlileri topraklarından koparmayı hedefleyen fiili uygulamalara dönüştürülmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuldu.

Bakanlar, bu tür adımların başta ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planı olmak üzere uluslararası barış çabalarına doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığını belirtti. Açıklamada, söz konusu planın zorla tehciri reddettiğine dikkat çekilerek bu tür girişimlerin bölgedeki istikrarın sağlanması ihtimalini zayıflatabileceği uyarısı yapıldı.

Ortak açıklamada, Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken Gazze ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistin topraklarının bütünlüğünün korunması gerektiği ifade edildi.

Bakanlar, adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda, ilgili uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Bakanlar ayrıca uluslararası topluma ve özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sorumluluklarını yerine getirerek işgal altındaki Filistin topraklarında yeni bir demografik veya coğrafi gerçeklik dayatma girişimlerine karşı çıkma çağrısında bulundu.

Açıklamada, uluslararası hukuk kurallarına uyulmasının güvence altına alınması istenirken Filistin halkının kendi topraklarındaki varlığını ve direncini destekleme kararlılığı yinelendi. Ayrıca Filistin meselesini ortadan kaldırmaya veya Filistin halkının meşru haklarını zayıflatmaya yönelik her türlü girişimin reddedildiği belirtildi.


İsrail ile Türkiye arasındaki yanlış anlaşılmaları önlemek için ABD’nin kararlı bir adım atması gerekiyor

Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

İsrail ile Türkiye arasındaki yanlış anlaşılmaları önlemek için ABD’nin kararlı bir adım atması gerekiyor

Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)

Michael Harari

İsrail’in Suriye’nin kuzeyine düzenlediği son saldırı, Kudüs ile Ankara arasındaki gerilimin ciddi şekilde tırmanmasına yol açtı. İki ülke arasındaki ilişkiler, son üç yılda belirgin biçimde kötüleşirken, derin görüş ayrılıklarının merkezinde, en azından Suriye’de Esed rejiminin devrilmesine kadar, Filistin meselesi ve Gazze savaşı yer aldı. Bugün ise Şam’daki yeni yönetimle birlikte Suriye, iki taraf arasındaki anlaşmazlığın bir başka cephesine dönüşmüş durumda. Bu durum, ağustos ayının ortalarında İsrail’in düzenlediği saldırının da gösterdiği üzere, tarafları tehlikeli biçimde doğrudan bir çatışmaya yaklaştırabilir. İki ülkenin kasıtlı ya da istemeden doğrudan bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek için öncelikle her iki tarafın çıkarlarının ortaya konulması ve sınırlarının net biçimde belirlenmesi gerekiyor.

hjg
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026’da Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’ndaki bir oturumda konuşma yapıyor. (Reuters)

İsrail, son dönemde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarına rağmen Türkiye ile doğrudan bir çatışma arayışında değil. Ancak olası bir İran senaryosuna karşı Suriye hava sahasında hareket serbestisini korumak istiyor. Bununla birlikte İsrail, Şera hükümetine yönelik derin şüphelerini sürdürüyor. Barrack da yakın zamanda verdiği bir röportajda bu kaygıları dikkat çekici bir ayrıntı düzeyi ve kayda değer bir tarafsızlıkla açıkladı.

İsrail ayrıca Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun genişlemesini veya aşırı ölçüde kalıcı hale gelmesini engellemek istiyor. Daha somut ifadeyle İsrail, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki mevcut askeri varlığını genişletmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Tüm bu hesaplamaların arka planında ise 7 Ekim’in yarattığı sonuçlar ve sonrasında İsrail’de ortaya çıkan yeni zihniyet bulunuyor. Bu zihniyet, kontrol altına alma politikasına dayanan yaklaşımları sert ve zaman zaman aşırı bir biçimde reddediyor.

Türkiye ise İsrail’le doğrudan bir çatışma istemiyor. Ancak Ankara, İsrail’in bölgedeki çeşitli cephelerde yürüttüğü ve giderek ‘yoğunlaşan İsrail faaliyetleri’ olarak değerlendirdiği girişimlerden duyduğu endişeyi artırıyor ve bunları bölgede ‘İsrail hegemonyası’ kurma çabası olarak görüyor.

Ankara, özellikle Suriye’de Şera hükümetini, başta Kürt meselesi olmak üzere hayati çıkarlarını korumasına ve aynı zamanda Suriye’de ve ötesinde nüfuzunu genişletmesine yardımcı olacak stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bu daha geniş hedefin son dönemdeki önemli örneklerinden birini oluşturuyor.

Suriye ise kendisini iki tarafın arasında sıkışmış halde buluyor. Bir yandan İsrail’in saldırısı siyasi açıdan Şam’ın işine geliyor. Saldırı, Şam’ın ‘İsrail’in saldırgan niyetleri’ ve Suriye’nin egemenliğinin ihlal edildiğine ilişkin söylemini güçlendirirken, İsrail’in faaliyetlerini sınırlandırması yönündeki uluslararası baskının artmasına da katkı sağlayabilir. Öte yandan Suriye’nin giderek tırmanan bir İsrail-Türkiye karşılaşmasının sahasına dönüşmesi, Şera’nın ülke üzerindeki kontrolünü pekiştirme ve ağır ekonomik sorunlarla mücadele etme çabalarını doğrudan zayıflatıyor. Bölgedeki pek çok dosyada olduğu gibi çözümün anahtarı Washington’da bulunuyor. ABD, yakın bölgesel ortakları olan İsrail ve Türkiye ile, siyasi açıdan büyük yatırım yaptığı Suriye hükümeti arasında denge kurmaya çalışırken, stratejik odağını İran üzerinde tutmak istiyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Barrack’ın son açıklamaları İsrail’i açıkça sorumlu tutan bir nitelik taşıdı. Barrack, ABD’nin Türkiye’nin İsrail tarafından hedef alınan havaalanında askeri varlık kurma yönündeki iddia edilen planlarına ilişkin İsrail istihbaratını incelediğini ve bu bilgilerin doğru olmadığı sonucuna vardığını söyledi. İsrail’de yaklaşan seçimlere yaptığı gönderme ise daha da dikkat çekiciydi. Başkan Trump bu açıklamalara doğrudan yanıt vermedi ve Barrack’ın tutumunu destekleyip desteklemeyeceği hâlâ belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte, adil bir değerlendirme açısından Barrack’ın Ankara’ya olan açık yakınlığının da göz önünde bulundurulması gerekiyor.

scfv
Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi tarafından 17 Nisan 2026 tarihinde yayınlanan fotoğrafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu’nun beşinci oturumunun açılış töreninde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile tokalaştığı görülüyor. (AFP)

İsrail ile Türkiye’nin bugün Suriye’de birbirlerinin ‘kırmızı çizgilerini’ test ettiği görülüyor. Taraflar, Suriye hükümeti ve merkezi yönetimin ülkenin tamamında kontrolü yeniden tesis etmeye çalıştığı bir dönemde, kendi çıkarlarını koruma ve nüfuzlarını genişletme konusunda ne kadar ileri gidebileceklerini anlamaya çalışıyor.

Türkiye, Ankara ile yakın ilişkiler içinde olan, güçlü ve kararlı bir merkezi hükümetin Şam’da yönetimi elinde tutmasını ve kendisine Suriye’de geniş bir nüfuz alanı açmasını tercih ediyor. İsrail ise mevcut Suriye hükümetine ne ölçüde güvenebileceği konusunda henüz kesin bir karar vermiş değil. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun daha fazla genişlemesini veya kalıcı hale gelmesini açıkça istemiyor. Bununla birlikte iki tarafın ortak bir temel çıkarı bulunuyor: İran’ı Suriye’nin dışında tutmak. İlginç olan ise tarafların bu ortak paydanın öneminin henüz tam anlamıyla farkında görünmemesi.

Önümüzdeki haftalar, özellikle her iki taraftaki iç siyasi hesaplar nedeniyle kritik olacak. Bu durum, özellikle 27 Ekim’de yapılması planlanan İsrail seçimleri yaklaşırken daha da önem kazanıyor. Bu nedenle, aralarındaki gerilim ve düşmanlık giderek artan iki tarafın yanlış hesaplamalar yaparak daha büyük bir çatışmaya yol açmasını önlemek için ABD’nin daha kararlı biçimde devreye girmesi gerekiyor. Türkiye’nin 2015’te bir Rus uçağını düşürmesi ve Suriye hava savunmasının 2018’de Lazkiye üzerinde başka bir Rus uçağını düşürmesi, ilgili tarafların aslında tırmanmayı istemediği durumlarda bile krizlerin ne kadar hızlı biçimde daha geniş çaplı çatışmalara dönüşebileceğini hatırlatmalı.

Bu nedenle İsrail ile Türkiye’nin, kamuoyundan uzak ve üst düzey doğrudan bir iletişim kanalı açması gerekiyor. Böylece taraflar hayati çıkarlarını ortaya koyabilir ve bir şekilde kendi kırmızı çizgileri üzerinde müzakere yürütebilir. Böyle bir kanal, yanlış anlamaların ve bunların sonucunda hesaplanmamış bir çatışmanın ortaya çıkma ihtimalini azaltabilir. Ayrıca iki taraf üzerinde ABD baskısına acilen ihtiyaç var. ABD, bu aşamada özel ve acil bir sorumluluk taşıyor. Washington’ın rolü, İsrail ile Türkiye’nin her ikisinin de istemediği bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek açısından belirleyici.