Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yaklaşımının stratejik boyutları

Addis Ababa, Ankara'nın bölgede artan rolüne ihtiyatlı bir memnuniyetle bakıyor

Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)
Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)
TT

Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yaklaşımının stratejik boyutları

Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)
Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)

Mahmud Ebu Bekir

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Türkiye'ye Somali topraklarında bir uydu fırlatma üssü kurmasına izin verdiklerini açıkladı. Başkent Mogadişu'da iş insanlarıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, Somali'nin Türk uydu fırlatma üssüne ev sahipliği yapmasının öneminin milyarlarca dolarlık yatırımları aştığını ve Somali'nin küresel arenadaki stratejik rolünü vurguladığını söyledi.

Gözlemciler, 6 milyar dolarlık projenin Ankara'nın uzun menzilli füze denemeleri ve uzay araştırmaları alanındaki hedeflerini ilerletirken, Afrika Boynuzu ülkelerinden biri olan Somali ile artan bağlarını da güçlendireceğini düşünüyor. Türkiye, Somali'nin ekvatora yakın stratejik konumundan yararlanarak Hint Okyanusu üzerinden etkili bir şekilde füze fırlatılmasını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Somali ise istihdam yaratma ve artan yatırımlardan faydalanıyor.

Türkiye'nin Somali ile ilişkileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somali’nin altyapısına yönelik devasa yatırımlarının ve insani yardımların başladığı 2011 yılındaki ziyaretinden bu yana istikrarlı bir şekilde büyüdü.

Askeri üs ve sondaj istasyonları

Ankara ayrıca 2017 eylülünde Mogadişu'da yurtdışındaki en büyük askeri üssünü kurduğu Somali aracılığıyla Afrika Boynuzu'ndaki varlığını da güçlendirdi. Hint Okyanusu kıyısında yer alan üs, üç askeri okulun yanı sıra diğer tesislere de ev sahipliği yapıyor ve Türkiye dışındaki en büyük Türk askeri eğitim üssü olma özelliğini taşıyor.

Oruç Reis Araştırma Gemisi, geçtiğimiz ekim ayında, Türk Deniz Kuvvetlerine ait iki fırkateyn ve destek gemileriyle birlikte Somali açıklarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini başlatmak amacıyla Somali'ye ulaştı. Gemi, iki ülke arasında geçtiğimiz temmuz ayında imzalanan hidrokarbon arama ve üretim anlaşması kapsamında yaklaşık 5 bin kilometrekarelik bir alanda petrol ve doğalgaz arayacak.

Afrika Boynuzu işleri uzmanları, Türkiye'nin Somali'ye yönelik 2011 yılında başlayan ilgisinin amacını, uluslararası seyrüsefer faaliyetlerinde en etkili su yollarında yeniden konumlanarak uluslararası rolünü güçlendirmek isteyen Ankara'nın stratejik varlığını güçlendirmek olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye ayrıca Etiyopya ve Somali arasındaki liman krizinde arabuluculuk yaparak önemli bir rol oynadı ve iki tarafı geçtiğimiz haftalarda Ankara'da anlaşma imzalamak üzere bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anlaşmadaki taahhütlerin uygulanıp uygulanmadığını takip etmek üzere ocak ayında Mogadişu ve Addis Ababa'yı ziyaret etmesi bekleniyor.

Türkiye'nin yaklaşımının hedefleri

Somali işleri uzmanı Muhammed Eidi'ye göre Türkiye-Somali ilişkilerinin tarihi kökleri çok eskilere, 14. yüzyılda Osmanlı Devleti’ne kadar uzanıyor. O dönem Adal Sultanlığı, (bugünkü Cibuti, Somali ve Etiyopya topraklarında hüküm sürmüş bir Müslüman emirliği olan) Afrika Boynuzu'ndaki kontrolünü genişletirken, Somalililer, Habeşistan'a ve Vasco de Gama liderliğindeki Portekiz'e karşı çetin savaşlara girdi. Portekizlilerin Kızıldeniz'i geçip Somalilerin savunma hatlarını aşarak Hicaz bölgesindeki İslami mabetleri kontrol etmek istemesi, Adal Sultanlığı liderlerinin Osmanlıları işgalcileri püskürtmeye çağırmasına neden oldu.

Osmanlı Devleti’nin Adal Sultanlığı’na gelişmiş sahra silahları sağladığını belirten Eidi, bunun da savaşın dengesini, Habeşistan'ın (bugünkü Etiyopya) başkenti Gondar'ın kontrolünü ele geçiren ve Portekiz işgalini püskürten Dini Lider Ahmed İbrahim el-Gazi liderliğindeki Adal Sultanlığı lehine değiştirdiğini söyledi.

Türkiye-Somali ilişkilerinin son elli yıldır çeşitli nedenlerden ötürü soğuduğunu belirten Somalili uzman, aynı şekilde Somali devletinin 1991 yılında çökmesi ve ülkenin acımasız bir iç savaşa girmesinin iki ülke arasında neredeyse bir yabancılaşmaya yol açtığını vurguladı. Somali'nin toparlanması ve uluslararası arenaya göreceli olarak geri dönmesinin, iki ülke arasındaki tarihi ilişkilerin yeniden canlanmasını sağladığını belirten Eidi, 2011 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çeşitli kalkınma ve yardım projeleri başlattığı Mogadişu ziyaretinin bunun bir örneği olduğunu ifade etti. Eidi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2015 yılındaki ikinci ziyareti sırasında da Doğu Afrika'nın en büyük hastanesinin açıldığını ve Mogadişu ile e Mogadişu ile İstanbul arasında bir eşleştirme projesinin hayata geçirilmesine olanak sağladığını belirtti.

Stratejik boyutlar

Türkiye'nin Somali'deki varlığına ilişkin net stratejik hedefleri olduğunun altını çizen Eidi, genel olarak uluslararası alanda yükselen bir güç olarak Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz havzasındaki uluslararası stratejiler içinde varlığını ortaya koymaya çalıştığını söyledi.

Türkiye'nin genel olarak bu bölgeye ve özel olarak Somali'ye yönelik çabalarının stratejik boyutlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Somalili uzman, bunlardan birincisinin, Türkiye'nin kendi toprakları dışındaki en büyük askeri üssünü Mogadişu'nun güneyinde Hint Okyanusu kıyısında inşa etmesi ve bu üs aracılığıyla barışın ve güvenliğin korunmasına yaptığı katkının yanı sıra, Somali ordusunun iyileştirilmesine de katkıda bulunması nedeniyle stratejik ve askeri boyut olduğunu söyledi. Eidi’ye göre ikincisi, Ankara'nın Somali kıyılarında petrol ve doğalgaz aranmasına ilişkin anlaşmalar imzalayabildiği ekonomik ve ticari dosya boyutu. Üçüncü boyut ise jeopolitik boyut. Zira Ankara, özellikle Körfez petrolünü Avrupa'ya ulaştırmak başta olmak üzere uluslararası ticari seyrüseferin yaklaşık yüzde 14'ünün bu bölgeden geçmesi nedeniyle, bölgedeki güvenlik ve siyasi stratejiler içinde varlığını kabul ettirmek istiyor. Ankara ayrıca 21. yüzyıl boyunca en büyük korsanlık faaliyetlerine sahne olan bu bölgede, terörizm ve organize suçlarla mücadeleye yönelik uluslararası çabalara da katkıda bulunmayı hedefliyor.

Dördüncü boyut, özellikle Mogadişu'nun uluslararası ticarete açık politikalar benimsemesi çerçevesinde Somali'nin Doğu Afrika ülkelerine açılan önemli bir kapıyı temsil etmesi nedeniyle, Türkiye'nin Türk malları için Afrika pazarlarına ulaşma çabasında ortaya çıkmaktadır.

Ankara'nın Addis Ababa ve Mogadişu arasında yaşanan diplomatik krizde üstlendiği etkin siyasi roller, özellikle Somali'nin Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM) bünyesinde görev yapan Etiyopya askerlerinin çekilmesini ve yerlerine Mısır askerlerinin yerleştirilmesini talep etmesinin ardından neredeyse bölgesel bir savaşın eşiğine gelinen anlaşmazlığa güvenli ve barışçıl çözümler bulunmasını sağladı.

Etiyopya ve Somali temsilcileri arasında üç tur süren müzakerelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'i Somaliland bölgesi ile imzalanan ve Etiyopya'nın Somali kıyılarına egemen deniz erişimini garanti altına alan mutabakat zaptından vazgeçmeye ikna edebildi. Bunun yerine Mogadişu ile Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması karşılığında, Addis Ababa'nın Hint Okyanusu'na güvenli erişimini sağlayacak, Somali egemenliğinde bir limanın kiralanmasını öngören anlaşma imzalandı. Bu da Somali tarafından yapılan önerinin kabulüyle elde edilen ve Etiyopya'nın onurunu koruyan bir başarı olacak görüldü.

Mogadişu’nun kurtarılması

Afrika Boynuzu meselelerinde uzman Etiyopyalı araştırmacı Selemun Mehari, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yönelik yeni yöneliminin önemli iç ve dış hedefleri olduğunu söyledi. Osmanlı Devleti döneminde hakimiyeti Kızıldeniz kıyılarına kadar uzanan Ankara’nın, tarihi etkisini yeniden canlandırmak ve modern uluslararası koşullara uygun yeni kurallara göre siyasi ve stratejik rollerini yeniden canlandırmak istediği değerlendirmesinde bulundu. Mehari, “Etiyopya'da Osmanlı dönemine dair olumsuz geçmişe ve sultanlığın Somali'nin Etiyopya topraklarını işgaline verdiği desteğe rağmen, mevcut Etiyopya yönetimi, Ankara ile yeni temeller üzerine güçlü ilişkiler kurmaya çalıştı. Somalililer de Etiyopya'nın denize güvenli erişim taleplerine karşı Türkiye ve Mısır dahil olmak üzere bölge ülkelerine güvenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

Bazı Etiyopyalı seçkinler tarafından dile getirilen çeşitli endişelere rağmen, Türkiye’nin yeni yaklaşımının Etiyopya için çeşitli kazanımlar sağladığını kabul eden Mehari, “Bunlardan belki de en önemlisi, Mogadişu'nun Mısır-Eritre-Somali üçlü ittifakı da dahil olmak üzere Etiyopya'yı hedef alan siyasi ve askeri ittifaklardan çıkarılmasıdır” dedi.

Mısır, Eritre ve Somali arasındaki üçlü zirvenin Eritre'nin başkentinde yapıldığına dikkati çeken Etiyopyalı araştırmacı, Kahire ve Asmara'nın Etiyopya’yı hedef alan farklı siyasi ve stratejik hedefleri olduğunu belirtti. Addis Ababa’nın, özellikle Mogadişu'nun Mısır birliklerini Somali'nin Etiyopya ile ortak sınırına yerleştirme kararından sonra tehlikeyi sezdiğini vurgulayan Mehari, “Dolayısıyla Abiy Ahmed ve Hasan Şeyh Mahmud'u Ankara anlaşmasına kim getirdiyse,” Somali'yi bu üçlü ittifaktan çıkarmış oldu. Bu açıdan Addis Ababa, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda artan rolüne temkinli bir memnuniyetle bakıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Çıkar ve nüfuz oyunu

Öte yandan Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki yaklaşımının bölgedeki uluslararası stratejiden bağımsız olarak görülemeyeceğini ifade eden Mehari, Ankara'nın çabalarını Batılı güçlerle koordine ettiğini ve bu güçlerin çoğunlukla Etiyopya'nın tutumlarını desteklediğini açıkladı. Şarku'l Avsat'ın Indepenedent Arabia'dan aktardığı analize göre Mehari ayrıca, Somali'deki Türk askeri üssünün, Somali ordusunu yeniden inşa etmek amacıyla yılda yaklaşık bin 500 Somali askerini eğittiğini ve böylece Somali ordusundan kadroların Eritre'de eğitilmesinin risklerini en aza indirdiğini belirtti.

Eritre-Türkiye ilişkilerinin Etiyopya-Türkiye ilişkilerine kıyasla önemsiz olduğunu ifade eden Etiyopyalı uzman, Ankara ile Kahire arasında Addis Ababa tarafından algılanan tehlikeleri en aza indirmeye katkıda bulunan, geçmişten bu yana süregelen bir rekabetin bulunduğunu da ifade etti.

Etiyopya ve Somali arasında Ankara’da imzalanan anlaşmanın özelliklerinden birinin Türkiye’nin bu anlaşmanın uygulanmasının garantörü olması olduğunu belirten Mehari, “Ankara gerek Somali topraklarındaki fiili askeri varlığı gerekse petrol arama projeleri sayesinde Mogadişu ile iç içe geçmiş ticari, ekonomik ve mali ilişkileri açısından Somali'de ezici bir nüfuza sahip olduğu göz önüne alındığında, anlaşmayı uygulamak için yeterli güce sahip. Türkiye’nin Etiyopya'daki yatırımları bu yıl yaklaşık 3,3 milyar dolara ulaştı ve Türkiye, ülkedeki en büyük ikinci yatırımcı oldu. Dolayısıyla Etiyopya'daki ticari ve mali çıkarları önemli derecede etkili” yorumunda bulundu.



NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
TT

NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)

NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları, İran savaşının ortaya çıkardığı güvenlik sınamaları karşısında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı.

Salıyı çarşambaya bağlayan gece, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen toplantıda, bölgedeki güvenlik gelişmeleri, deniz ulaşım yollarının güvenliği ve İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamındaki ülkeler ile NATO arasındaki ortaklığın geliştirilmesi ele alındı.

(foto altı) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

Toplantı, 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye’nin, İran savaşı ile bunun bölge ve dünya üzerindeki etkilerini değerlendirme girişimi çerçevesinde düzenlendi.

Görüşme, ABD ile İran arasında geçici bir barış anlaşmasına varılmış olmasına rağmen, Hürmüz Boğazı’nda haftalardır devam eden gerginliğin ardından gerçekleştirildi.

İş birliğini güçlendirmek

Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sırasında İran saldırılarına maruz kalan Körfez ülkelerinin istikrarının Avrupa’nın istikrarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Konunun, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nın ötesine geçtiğini vurgulayan Prevot, bölgesel istikrarın Avrupa güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.

Toplantıya katılan Körfez ülkelerinin temsilcileri de NATO ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

VGBHYJU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah’ın Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleşen görüşmesinden (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi’nin ev sahibi ülkesi olan Kuveyt’i toplantıda Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed temsil etti. El-Ahmed, NATO Zirvesi’nin başlamasından bir gün önce (pazartesi) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürü Şeyh Abdullah bin Ali Al Halife başkanlık etti.

Katar heyetinin başkanı Muhammed el-Huleyfi toplantıda yaptığı açıklamada, ülkesi ile NATO’nun ayrıntıları henüz açıklanmayan bir ortaklık programı üzerinde anlaşmaya vardığını duyurdu. El-Huleyfi, söz konusu programın iki taraf arasındaki sivil ve askerî iş birliğinin düzenlenmesi ve yönlendirilmesi için kapsamlı stratejik çerçeveyi oluşturacağını söyledi.

XSDVFBHYTJ
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısına katılan Körfez heyetleri (Dışişleri Bakanlığı)

Katar’ın İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında NATO ile iş birliğinin geliştirilmesine büyük önem verdiğini belirten el-Huleyfi, NATO himayesinde Katar’da kurulacak Bölgesel Barış Destek Operasyonları Merkezi’nin kuruluş sürecinde son aşamaya yaklaşıldığını açıkladı.

Ankara’daki toplantının, güvenlik ve siyasi tehditlerin giderek daha fazla iç içe geçtiği, uluslararası çıkarların ise daha yoğun şekilde kesiştiği kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çeken el-Huleyfi, Ortadoğu ülkelerinin güvenliğini etkileyen ve bölgesel ile uluslararası istikrarın temellerini tehdit eden sorunlarla mücadelede çabaların birleştirilmesi ve koordinasyonun güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

İstanbul İşbirliği Girişimi ve İran savaşı

Bölgede art arda yaşanan krizler nedeniyle uzun süre askıda kalan İstanbul İşbirliği Girişimi, son gelişmeler ve ABD, İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ardından yeniden önem kazandı. Türkiye ise girişimin, bölgesel istikrarsızlığın yükünü taşıyan ülkelerle iş birliği içinde daha etkin bir mekanizmaya dönüştürülmesini savunuyor.

NATO liderleri, İstanbul İşbirliği Girişimi’ni 28 Haziran 2004’te İstanbul’da düzenlenen zirvede, terörle mücadele, enerji güvenliği, hava savunması ve ortak askerî tatbikatlar gibi alanlarda pratik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bir ortaklık çerçevesi olarak hayata geçirdi. Girişimin oluşturulmasında, 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlenen terör saldırılarının ardından NATO’nun kuruluş anlaşmasının 5. maddesini tarihinde ilk kez yürürlüğe koyması belirleyici rol oynadı. Sınır aşan ve ortak müdahale gerektiren terör tehdidinin ortaya çıkardığı yeni güvenlik ortamı, NATO’nun bölgesel ortaklarıyla siyasi ve operasyonel iş birliğini güçlendirmesini zorunlu kıldı.

SCDFRGTY6
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi, NATO’nun 1994 yılında başlattığı Akdeniz Diyaloğu ile Kuzey Afrika ülkeleriyle ortaklığını derinleştirme adımının devamı niteliğinde hayata geçirildi.

Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2005 yılında Körfez bölgesinden başlanarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da geniş kapsamlı bir iş birliği çerçevesi olarak uygulamaya konulan İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katıldı. Suudi Arabistan ile Umman ise girişime resmen katılmayarak yalnızca belirli faaliyetlerde yer almayı tercih etti.

Girişimin hedefleri

İstanbul İşbirliği Girişimi, başta Körfez bölgesi olmak üzere katılım göstermeye istekli Ortadoğu ülkeleriyle ikili ve uygulamaya dönük ortaklıklar kurarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

Girişim kapsamında, NATO ile ortak ülkeler arasındaki ilişkileri yürütmek üzere NATO üyesi ülkelerin siyasi danışmanlarından oluşan İstanbul İşbirliği Girişimi Grubu kuruldu. Daha sonra bu yapı, NATO’nun tüm ortaklık ilişkilerinden sorumlu olan Siyasi Ortaklıklar Komitesi ile değiştirildi.

DFGRTHY
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve dört Körfez ülkesinin temsilcileri Ankara’daki İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısında (NATO internet sitesi)

İstanbul İşbirliği Girişimi Bölgesel Merkezi, Ocak 2017’de Kuveyt’te kuruldu. Merkez, NATO ile girişime üye Körfez ülkeleri arasındaki eğitim, öğretim ve operasyonel ortaklığın geliştirilmesinde temel bir platform olarak faaliyet gösteriyor. NATO’nun eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de girişimin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla 2024 yılında Kuveyt’te düzenlenen toplantılara katılmıştı.

NATO Genel Sekreteri, ittifakın Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki ortaklarla yürüttüğü iş birliğini koordine etmek üzere Güney Komşuluğu Özel Temsilcisi atadı. Bu görev kapsamında, İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarıyla savunma planlaması, savunma bütçesi ve kapasite geliştirme ile sivil-asker ilişkileri gibi alanlarda, her ülkenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, NATO kuvvetleri ile ortak ülkelerin silahlı kuvvetleri arasında koordineli operasyonların yürütülmesine imkân sağlayacak iş birliği mekanizmalarının oluşturulması ve ortak ülkelerin NATO tatbikatlarına katılımının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Özel temsilci ayrıca belirli askerî tatbikat programlarının koordinasyonu, istihbarat paylaşımı yoluyla terörle mücadele, kitle imha silahları ve bunların taşıma sistemlerinin yayılmasının önlenmesi ile sınır güvenliği alanlarında da koordinasyon görevini yürütüyor. Çalışmalar; terörle mücadele, hafif silahların kontrolsüz yayılmasının önlenmesi, kaçakçılıkla mücadele ve doğal afetlere müdahale amacıyla sivil acil durum eylem planlarının hazırlanmasına odaklanıyor.


Trump, Türkiye'ye F-35 uçaklarının satışını değerlendireceklerini teyit etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)
TT

Trump, Türkiye'ye F-35 uçaklarının satışını değerlendireceklerini teyit etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, dün NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama töreninde (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün NATO Zirvesi’ne katılmak üzere geldiği Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Washington'ın Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışını değerlendireceğini teyit etti. Türkiye, Rusya yapımı hava savunma sistemi satın alması nedeniyle bu gelişmiş savaş uçağı programından çıkarılmıştı.

Trump, NATO Zirvesi için başkent Ankara’ya gelişinde “Bu alacağımız bir karar... İnanılmaz bir uçak, açık ara en iyi uçak ve kesinlikle göz önünde bulunduracağımız bir konu” dedi.

Trump ayrıca ABD'nin Türkiye'nin Rusya yapımı S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle ‘ABD’nin Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası’ (CAATSA) kapsamında Türkiye'ye uygulanan yaptırımları kaldıracağını da açıkladı.

Trump öte yandan NATO üyesi Avrupa ülkelerinin İran’daki savaşa dair tutumlarını bir kez daha eleştirdi. Bu ülkelerin güvenliğine milyarlarca dolar harcadıklarını ve İran konusunda destek istemediklerini, ancak Hürmüz Boğazı meselesinde de bu ülkelerin yardımdan çekindiğini vurgulayan Trump, “Hiçbir yardım istemiyorduk, bir anlamda insanları sınıyordum. Bizi destekleyip desteklemeyeceklerini görmek istiyordum. Çünkü ben her zaman onlara yardım ettiğimizi söyledim, ama aynısını yapıp yapmayacaklarından emin değilim.”


Trump Ankara'da: NATO beni büyük hayal kırıklığına uğrattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)
TT

Trump Ankara'da: NATO beni büyük hayal kırıklığına uğrattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara yakınlarındaki Etimesgut Hava Üssü'ne başkanlık uçağı Air Force One ile gelen ABD Başkanı Donald Trump'ı karşıladı. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, NATO Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere bugün (Salı) Ankara'ya geldi. Trump, İran'a yönelik savaş sırasında ittifakın tutumu nedeniyle NATO'dan "büyük hayal kırıklığı" duyduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde konuşan Trump, "NATO beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Açıkçası zirve Türkiye'de düzenlenmeseydi muhtemelen katılmazdım." ifadelerini kullandı.

İttifak üyelerinin İran'a yönelik savaşta destek vermemesine değinen Trump, "Hiçbir yardıma ihtiyacımız yoktu. Ama bir bakıma insanları test ediyordum. Yanımızda durup durmayacaklarını görmek istedim. Çünkü ben her zaman onlara yardım ettiğimizi söyledim. Fakat onların da aynısını yapacağından emin değilim." dedi.

AFP'nin aktardığına göre Trump'ın, çarşamba günü yapılacak zirvenin ana oturumu öncesinde NATO liderleri onuruna verilecek resmi akşam yemeğine katılması bekleniyor.

ABD başkanlık uçağı Ankara'ya inmeden önce NATO, milyarlarca dolarlık askeri projelerin tanıtıldığı bir savunma forumu düzenledi. Forumun amacı, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırdığını Trump'a göstermek olarak değerlendiriliyor.