Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yaklaşımının stratejik boyutları

Addis Ababa, Ankara'nın bölgede artan rolüne ihtiyatlı bir memnuniyetle bakıyor

Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)
Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)
TT

Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yaklaşımının stratejik boyutları

Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)
Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni karşılamak için Mogadişu Limanı’nda düzenlenen resmî törenden (Sosyal medya siteleri)

Mahmud Ebu Bekir

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Türkiye'ye Somali topraklarında bir uydu fırlatma üssü kurmasına izin verdiklerini açıkladı. Başkent Mogadişu'da iş insanlarıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, Somali'nin Türk uydu fırlatma üssüne ev sahipliği yapmasının öneminin milyarlarca dolarlık yatırımları aştığını ve Somali'nin küresel arenadaki stratejik rolünü vurguladığını söyledi.

Gözlemciler, 6 milyar dolarlık projenin Ankara'nın uzun menzilli füze denemeleri ve uzay araştırmaları alanındaki hedeflerini ilerletirken, Afrika Boynuzu ülkelerinden biri olan Somali ile artan bağlarını da güçlendireceğini düşünüyor. Türkiye, Somali'nin ekvatora yakın stratejik konumundan yararlanarak Hint Okyanusu üzerinden etkili bir şekilde füze fırlatılmasını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Somali ise istihdam yaratma ve artan yatırımlardan faydalanıyor.

Türkiye'nin Somali ile ilişkileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somali’nin altyapısına yönelik devasa yatırımlarının ve insani yardımların başladığı 2011 yılındaki ziyaretinden bu yana istikrarlı bir şekilde büyüdü.

Askeri üs ve sondaj istasyonları

Ankara ayrıca 2017 eylülünde Mogadişu'da yurtdışındaki en büyük askeri üssünü kurduğu Somali aracılığıyla Afrika Boynuzu'ndaki varlığını da güçlendirdi. Hint Okyanusu kıyısında yer alan üs, üç askeri okulun yanı sıra diğer tesislere de ev sahipliği yapıyor ve Türkiye dışındaki en büyük Türk askeri eğitim üssü olma özelliğini taşıyor.

Oruç Reis Araştırma Gemisi, geçtiğimiz ekim ayında, Türk Deniz Kuvvetlerine ait iki fırkateyn ve destek gemileriyle birlikte Somali açıklarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini başlatmak amacıyla Somali'ye ulaştı. Gemi, iki ülke arasında geçtiğimiz temmuz ayında imzalanan hidrokarbon arama ve üretim anlaşması kapsamında yaklaşık 5 bin kilometrekarelik bir alanda petrol ve doğalgaz arayacak.

Afrika Boynuzu işleri uzmanları, Türkiye'nin Somali'ye yönelik 2011 yılında başlayan ilgisinin amacını, uluslararası seyrüsefer faaliyetlerinde en etkili su yollarında yeniden konumlanarak uluslararası rolünü güçlendirmek isteyen Ankara'nın stratejik varlığını güçlendirmek olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye ayrıca Etiyopya ve Somali arasındaki liman krizinde arabuluculuk yaparak önemli bir rol oynadı ve iki tarafı geçtiğimiz haftalarda Ankara'da anlaşma imzalamak üzere bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anlaşmadaki taahhütlerin uygulanıp uygulanmadığını takip etmek üzere ocak ayında Mogadişu ve Addis Ababa'yı ziyaret etmesi bekleniyor.

Türkiye'nin yaklaşımının hedefleri

Somali işleri uzmanı Muhammed Eidi'ye göre Türkiye-Somali ilişkilerinin tarihi kökleri çok eskilere, 14. yüzyılda Osmanlı Devleti’ne kadar uzanıyor. O dönem Adal Sultanlığı, (bugünkü Cibuti, Somali ve Etiyopya topraklarında hüküm sürmüş bir Müslüman emirliği olan) Afrika Boynuzu'ndaki kontrolünü genişletirken, Somalililer, Habeşistan'a ve Vasco de Gama liderliğindeki Portekiz'e karşı çetin savaşlara girdi. Portekizlilerin Kızıldeniz'i geçip Somalilerin savunma hatlarını aşarak Hicaz bölgesindeki İslami mabetleri kontrol etmek istemesi, Adal Sultanlığı liderlerinin Osmanlıları işgalcileri püskürtmeye çağırmasına neden oldu.

Osmanlı Devleti’nin Adal Sultanlığı’na gelişmiş sahra silahları sağladığını belirten Eidi, bunun da savaşın dengesini, Habeşistan'ın (bugünkü Etiyopya) başkenti Gondar'ın kontrolünü ele geçiren ve Portekiz işgalini püskürten Dini Lider Ahmed İbrahim el-Gazi liderliğindeki Adal Sultanlığı lehine değiştirdiğini söyledi.

Türkiye-Somali ilişkilerinin son elli yıldır çeşitli nedenlerden ötürü soğuduğunu belirten Somalili uzman, aynı şekilde Somali devletinin 1991 yılında çökmesi ve ülkenin acımasız bir iç savaşa girmesinin iki ülke arasında neredeyse bir yabancılaşmaya yol açtığını vurguladı. Somali'nin toparlanması ve uluslararası arenaya göreceli olarak geri dönmesinin, iki ülke arasındaki tarihi ilişkilerin yeniden canlanmasını sağladığını belirten Eidi, 2011 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çeşitli kalkınma ve yardım projeleri başlattığı Mogadişu ziyaretinin bunun bir örneği olduğunu ifade etti. Eidi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2015 yılındaki ikinci ziyareti sırasında da Doğu Afrika'nın en büyük hastanesinin açıldığını ve Mogadişu ile e Mogadişu ile İstanbul arasında bir eşleştirme projesinin hayata geçirilmesine olanak sağladığını belirtti.

Stratejik boyutlar

Türkiye'nin Somali'deki varlığına ilişkin net stratejik hedefleri olduğunun altını çizen Eidi, genel olarak uluslararası alanda yükselen bir güç olarak Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz havzasındaki uluslararası stratejiler içinde varlığını ortaya koymaya çalıştığını söyledi.

Türkiye'nin genel olarak bu bölgeye ve özel olarak Somali'ye yönelik çabalarının stratejik boyutlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Somalili uzman, bunlardan birincisinin, Türkiye'nin kendi toprakları dışındaki en büyük askeri üssünü Mogadişu'nun güneyinde Hint Okyanusu kıyısında inşa etmesi ve bu üs aracılığıyla barışın ve güvenliğin korunmasına yaptığı katkının yanı sıra, Somali ordusunun iyileştirilmesine de katkıda bulunması nedeniyle stratejik ve askeri boyut olduğunu söyledi. Eidi’ye göre ikincisi, Ankara'nın Somali kıyılarında petrol ve doğalgaz aranmasına ilişkin anlaşmalar imzalayabildiği ekonomik ve ticari dosya boyutu. Üçüncü boyut ise jeopolitik boyut. Zira Ankara, özellikle Körfez petrolünü Avrupa'ya ulaştırmak başta olmak üzere uluslararası ticari seyrüseferin yaklaşık yüzde 14'ünün bu bölgeden geçmesi nedeniyle, bölgedeki güvenlik ve siyasi stratejiler içinde varlığını kabul ettirmek istiyor. Ankara ayrıca 21. yüzyıl boyunca en büyük korsanlık faaliyetlerine sahne olan bu bölgede, terörizm ve organize suçlarla mücadeleye yönelik uluslararası çabalara da katkıda bulunmayı hedefliyor.

Dördüncü boyut, özellikle Mogadişu'nun uluslararası ticarete açık politikalar benimsemesi çerçevesinde Somali'nin Doğu Afrika ülkelerine açılan önemli bir kapıyı temsil etmesi nedeniyle, Türkiye'nin Türk malları için Afrika pazarlarına ulaşma çabasında ortaya çıkmaktadır.

Ankara'nın Addis Ababa ve Mogadişu arasında yaşanan diplomatik krizde üstlendiği etkin siyasi roller, özellikle Somali'nin Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM) bünyesinde görev yapan Etiyopya askerlerinin çekilmesini ve yerlerine Mısır askerlerinin yerleştirilmesini talep etmesinin ardından neredeyse bölgesel bir savaşın eşiğine gelinen anlaşmazlığa güvenli ve barışçıl çözümler bulunmasını sağladı.

Etiyopya ve Somali temsilcileri arasında üç tur süren müzakerelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'i Somaliland bölgesi ile imzalanan ve Etiyopya'nın Somali kıyılarına egemen deniz erişimini garanti altına alan mutabakat zaptından vazgeçmeye ikna edebildi. Bunun yerine Mogadişu ile Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması karşılığında, Addis Ababa'nın Hint Okyanusu'na güvenli erişimini sağlayacak, Somali egemenliğinde bir limanın kiralanmasını öngören anlaşma imzalandı. Bu da Somali tarafından yapılan önerinin kabulüyle elde edilen ve Etiyopya'nın onurunu koruyan bir başarı olacak görüldü.

Mogadişu’nun kurtarılması

Afrika Boynuzu meselelerinde uzman Etiyopyalı araştırmacı Selemun Mehari, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na yönelik yeni yöneliminin önemli iç ve dış hedefleri olduğunu söyledi. Osmanlı Devleti döneminde hakimiyeti Kızıldeniz kıyılarına kadar uzanan Ankara’nın, tarihi etkisini yeniden canlandırmak ve modern uluslararası koşullara uygun yeni kurallara göre siyasi ve stratejik rollerini yeniden canlandırmak istediği değerlendirmesinde bulundu. Mehari, “Etiyopya'da Osmanlı dönemine dair olumsuz geçmişe ve sultanlığın Somali'nin Etiyopya topraklarını işgaline verdiği desteğe rağmen, mevcut Etiyopya yönetimi, Ankara ile yeni temeller üzerine güçlü ilişkiler kurmaya çalıştı. Somalililer de Etiyopya'nın denize güvenli erişim taleplerine karşı Türkiye ve Mısır dahil olmak üzere bölge ülkelerine güvenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

Bazı Etiyopyalı seçkinler tarafından dile getirilen çeşitli endişelere rağmen, Türkiye’nin yeni yaklaşımının Etiyopya için çeşitli kazanımlar sağladığını kabul eden Mehari, “Bunlardan belki de en önemlisi, Mogadişu'nun Mısır-Eritre-Somali üçlü ittifakı da dahil olmak üzere Etiyopya'yı hedef alan siyasi ve askeri ittifaklardan çıkarılmasıdır” dedi.

Mısır, Eritre ve Somali arasındaki üçlü zirvenin Eritre'nin başkentinde yapıldığına dikkati çeken Etiyopyalı araştırmacı, Kahire ve Asmara'nın Etiyopya’yı hedef alan farklı siyasi ve stratejik hedefleri olduğunu belirtti. Addis Ababa’nın, özellikle Mogadişu'nun Mısır birliklerini Somali'nin Etiyopya ile ortak sınırına yerleştirme kararından sonra tehlikeyi sezdiğini vurgulayan Mehari, “Dolayısıyla Abiy Ahmed ve Hasan Şeyh Mahmud'u Ankara anlaşmasına kim getirdiyse,” Somali'yi bu üçlü ittifaktan çıkarmış oldu. Bu açıdan Addis Ababa, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda artan rolüne temkinli bir memnuniyetle bakıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Çıkar ve nüfuz oyunu

Öte yandan Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki yaklaşımının bölgedeki uluslararası stratejiden bağımsız olarak görülemeyeceğini ifade eden Mehari, Ankara'nın çabalarını Batılı güçlerle koordine ettiğini ve bu güçlerin çoğunlukla Etiyopya'nın tutumlarını desteklediğini açıkladı. Şarku'l Avsat'ın Indepenedent Arabia'dan aktardığı analize göre Mehari ayrıca, Somali'deki Türk askeri üssünün, Somali ordusunu yeniden inşa etmek amacıyla yılda yaklaşık bin 500 Somali askerini eğittiğini ve böylece Somali ordusundan kadroların Eritre'de eğitilmesinin risklerini en aza indirdiğini belirtti.

Eritre-Türkiye ilişkilerinin Etiyopya-Türkiye ilişkilerine kıyasla önemsiz olduğunu ifade eden Etiyopyalı uzman, Ankara ile Kahire arasında Addis Ababa tarafından algılanan tehlikeleri en aza indirmeye katkıda bulunan, geçmişten bu yana süregelen bir rekabetin bulunduğunu da ifade etti.

Etiyopya ve Somali arasında Ankara’da imzalanan anlaşmanın özelliklerinden birinin Türkiye’nin bu anlaşmanın uygulanmasının garantörü olması olduğunu belirten Mehari, “Ankara gerek Somali topraklarındaki fiili askeri varlığı gerekse petrol arama projeleri sayesinde Mogadişu ile iç içe geçmiş ticari, ekonomik ve mali ilişkileri açısından Somali'de ezici bir nüfuza sahip olduğu göz önüne alındığında, anlaşmayı uygulamak için yeterli güce sahip. Türkiye’nin Etiyopya'daki yatırımları bu yıl yaklaşık 3,3 milyar dolara ulaştı ve Türkiye, ülkedeki en büyük ikinci yatırımcı oldu. Dolayısıyla Etiyopya'daki ticari ve mali çıkarları önemli derecede etkili” yorumunda bulundu.



Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
TT

Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kendisi için hazırlanan yeni bir yere geçtiğini açıkladı. Sancar, bu gelişmenin yürütülen sürecin hızlandırılmasını gerektirdiğini savundu. Marmara Denizi’nin güneyinde, İstanbul kıyılarına yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan adadaki yeni yerleşke, Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarında değişikliğe gidildiğini ortaya koydu.

Bu adım, hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, Öcalan ve Kürt tarafının ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı süreci ilerletme konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Ancak TBMM’nin 10 Ağustos’ta sürece ilişkin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu”nu, diğer adıyla çerçeve yasayı kabul etmesinden bu yana yeni adımlar atılmaması ve sürecin durgunluğa girmesi eleştirilere neden oluyor.

Barış sürecinde durgunluk

DEM Parti Milletvekili ve Öcalan ile devlet kurumları ve siyasi partiler arasındaki temasları yürütmek üzere partisi tarafından oluşturulan İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Öcalan’ın İmralı Cezaevi yerleşkesinde kendisi için hazırlanan yeni bir konuta taşındığını söyledi.

cd
İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar (X hesabından)

Sancar, PKK’ya yakınlığıyla bilinen Medya Haber kanalına verdiği ve pazar günü Türk medyasında yayımlanan röportajında, Öcalan’ın heyetleri kabul edebilmesi, resmî görüşmelerini gerçekleştirebilmesi ve siyasi mesajlarını iletebilmesi amacıyla tasarlanan yeni binaya geçmeyi kabul ettiğini belirtti. Sancar, ihtiyaç duyulması halinde Öcalan’ın gazetecilerle de görüşebileceğini ifade etti.

Sürecin iki aydan uzun süredir durgun olduğunu belirten Sancar, şu değerlendirmede bulundu:

“Daha önce belirli tarihler vermiştim ancak bunlar hayata geçirilmedi. Kürt hareketinin (PKK) attığı adımların ardından Öcalan ile birlikte çalışacak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu’nun İmralı’ya gitmesi ve sürecin koordinasyonunu kendisiyle birlikte ele alması gerekiyor.”

cdgbh
Öcalan’ın 1990 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından yaklaşık 27 yıldır tutulduğu İmralı Cezaevi (Türk medyası)

Türkiye’de barış sürecinin, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya yaptığı örgütü feshetme, silah bırakma ve demokratik, hukuki çerçevede siyasi faaliyetlere yönelme çağrısıyla başlamasının ardından Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki talepler de giderek arttı.

Ancak kendisine atfedilen açıklamalara göre Öcalan, İmralı Adası’ndan ayrılmak istemedi. Bunun yerine adadaki koşullarının iyileştirilmesini ve barış süreci ile demokratik dönüşüme ilişkin görüşlerini aktarabilmek amacıyla gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşme imkânı sağlanmasını talep etti.

Konut mu, villa mı?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda yeni bir konut hazırlandığı yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a konuşan Bahçeli, Alçı’nın aktardığı bilgiler üzerinden “villa” yorumları yapıldığını belirterek, söz konusu yapının villa olmadığını söyledi. Bahçeli, “Villa diye bir şey yok. 250 metrekarelik bir konut yapıldı. Zaten bu konut cezaevi yerleşkesi içerisindedir” dedi.

ghyju
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli (Partinin X hesabından)

Öcalan’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulması planlanan “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nun kurulmasını beklediği belirtilmişti. Kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirmişti.

Çerçeve yasanın uygulanmasını denetlemek amacıyla oluşturulan İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu, dört komisyon kurulmasına karar vermişti. Bunlar “Adli ve Hukuki Koordinasyon”, “İzleme ve Gözetim”, “Toplumsal Uzlaşı ve Bütünleşme” ile “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon” komisyonları olarak sıralanmıştı.

dfrgthy
PKK’nın silahsızlandırılması sürecini izlemekle görevli “İzleme, Gözetim ve Entegrasyon Koordinasyon Kurulu”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında 24 Ağustos’ta toplandı (Yılmaz’ın X hesabından)

Ayrıca TBMM bünyesinde, başlıca siyasi partilerin temsil edileceği bir denetim komisyonunun kurulması da bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yaptığı açıklamada Öcalan’ın “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nda yer alacağını bildirmişti.

Hükümete yönelik eleştiriler

Hükümet, PKK mensuplarının silah bırakmasının tamamen doğrulanmasını, binlerce örgüt mensubunun Türkiye’ye dönerek topluma yeniden entegre edilmesine imkân sağlayacak çerçeve yasanın uygulanması için ön koşul olarak görüyor.

PKK, ekim ayında yaptığı açıklamada Türkiye’deki tüm silahlı unsurlarını geri çektiğini, Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki sığınaklarını silahlı unsurlardan ve silahlardan arındırdığını duyurmuştu. Örgüt, istenmeyen olayların yaşanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla bu adımları attığını belirtmişti.

Yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunan PKK, hükümetin de barış sürecinde harekete geçmesi, Öcalan’ın statüsünün değiştirilmesi ve sürecin yönetiminde kendisine gerekli rolün verilmesi gerektiğini ifade etmişti.

sf
PKK yöneticilerinden Besê Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde (Reuters)

Mithat Sancar ise sürecin yalnızca tek tarafın, yani Kürt tarafının beklenti ve talepleri üzerinden ilerleyemeyeceğini belirterek, temel sorunun çözümüne yönelik belirleyici adımın Öcalan tarafından atılacağını söyledi.

Öte yandan PKK’nın lider kadrosunda yer alan ve KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı görevini yürüten Besê Hozat da Türkiye hükümetinin tutumunu eleştirdi.

Hozat, PKK’nın silah bırakmasına rağmen Türkiye’nin barış süreci kapsamında somut hiçbir adım atmadığını savundu.

Sürecin Türkiye devletinin tutumu nedeniyle çıkmaza girdiğini ileri süren Hozat, parlamentoda kabul edilen demokratikleşme adımları ve hukuki reformlar hayata geçirilmediği sürece sürecin ilerleme kaydedemeyeceğini vurguladı.


Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında
TT

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye, cumhuriyetin ilanının 103. yılını kutluyor. Anadolu'nun işgalden kurtarılmasının ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, TBMM'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmesinin üzerinden 103 yıl geçti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında resmî törenler düzenlenirken, vatandaşlar da bayram coşkusunu meydanlarda, caddelerde ve çeşitli etkinliklerde paylaşıyor. Türk bayraklarıyla donatılan kentlerde Cumhuriyet’in anlam ve önemine dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir’i ziyaret etti

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. Yılı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Anıtkabir'i ziyaret etti. Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Başkan Erdoğan Türkiye Yüzyılı vurgusu yaptı. Başkan Erdoğan "Milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

csdfvgbh
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkânı yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atatürk’ün mozolesine üzerinde ay yıldız bulunan çelengi bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere yazdığı metni okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel deftere yazdığı metinde şu ifadelere yer verdi: “Aziz Atatürk, bugün, uğruna büyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıâlinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yâd ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaştırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz.

dvfgbhn
Fotoğraf: TCCB

Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıâlinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, millî davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Millî davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, millî davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."


Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.