Biden’dan İran'a Nergis Muhammedi'yi derhal serbest bırakma çağrısı

İranlı aktivist Nergis Muhammedi. (AP)
İranlı aktivist Nergis Muhammedi. (AP)
TT

Biden’dan İran'a Nergis Muhammedi'yi derhal serbest bırakma çağrısı

İranlı aktivist Nergis Muhammedi. (AP)
İranlı aktivist Nergis Muhammedi. (AP)

ABD Başkanı Joe Biden, İran'da tutuklu bulunan İranlı insan hakları aktivisti Nergis Muhammedi'yi ‘derhal’ serbest bırakması için Tahran’a çağrı yaptı. Muhammedi’nin bu yılın Nobel Barış Ödülü'nü kazandığını söyleyen Biden, onun ‘sarsılmaz cesaretine’ övgüde bulundu. Biden’ın açıklaması şöyle dolu:

“Bu ödül, dünyanın Nergis Muhammedi'nin özgürlük ve eşitlik çağrısı yapan gür sesini halen duyduğunun ilanıdır. İran hükümetini onu ve cinsiyet eşitliği savunucusu arkadaşlarını derhal serbest bırakmaya çağırıyorum.”

Biden'dan önce Birleşmiş Milletler de Muhammedi'nin serbest bırakılmasını talep etmişti. Cenevre'deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Liz Throssell, “İran'daki kadınlar dünyaya ilham kaynağı oldu. Misilleme, korkutma ve şiddet karşısında cesaretlerini ve kararlılıklarını gördük. Onun ve İran'da hapsedilen tüm insan hakları savunucularının serbest bırakılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler Sözcüsü Alessandra Veloce ise BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in "İran'daki kadın ve kız çocuklarının haklarını savunma konusunda çok net olduğunu" söyledi.

İranlı genç kadın Mahsa Amini'nin ölümüne yol açan baskılara karşı düzenlenen protestolardan birinde alınan görüntüsü. (Reuters arşiv)
İranlı genç kadın Mahsa Amini'nin ölümüne yol açan baskılara karşı düzenlenen protestolardan birinde alınan görüntüsü. (Reuters arşiv)

Kadınlara yönelik baskı

2023 Nobel Barış Ödülü, kadın hakları konusundaki çalışmalarından dolayı cezaevinde bulunan İranlı aktivist Nergis Muhammedi'ye verildi. Norveç Nobel Komitesi Başkanı Berit Reiss-Andersen dün yaptığı açıklamada, İran'da ‘baskı altındaki kadınlar için gösterdiği mücadele ve herkes için insan hakları ve özgürlükleri teşvik etme çabasından’ dolayı ödülün 51 yaşındaki aktivist ve gazeteciye verildiğini söyledi.

Nergis Muhammedi'nin ailesi ise yazılı bir açıklama yaparak tutuklu Nergis'e Nobel Barış Ödülü verilmesinin “İran'daki özgürlük mücadelesi için tarihi ve önemli bir an" diye niteledi. Muhammedi'nin ailesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Bu ödülü tüm İranlılara, özellikle de cesaretleri, özgürlük ve eşitlik mücadeleleriyle tüm dünyaya ilham veren İranlı kadın ve kızlara ithaf ediyoruz."

Aktivist Nergis Muhammedi, hayatını İran'da insan haklarını savunmaya adadı. Bu da onun parmaklıklar ardında geçirdiği yıllara ve ailesinden acı dolu bir şekilde ayrılmasına mal oldu. Başörtüsü takma zorunluluğuna ve ölüm cezasına karşı mücadele eden Muhammedi cezaevlerinde ve bir yıldan fazla bir süre önce yeniden alıkonulduğu Tahran'daki Evin Hapishanesi’ndeki hücresinde meydana gelen cinsel şiddeti kınadı. 

Fotoğraf Altı: İranlılar, Mahsa Amini'nin öldürülmesinin birinci yıl dönümünü anarken protestolarda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları Brüksel'de sergileniyor. (Reuters)
İranlılar, Mahsa Amini'nin öldürülmesinin birinci yıl dönümünü anarken protestolarda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları Brüksel'de sergileniyor. (Reuters)

Tutuklamalar

Nergis Muhammedi 1998'den bu yana birçok kez hapse atıldı. Yakın zamanda yeni suçlamalarla yargılanması bekleniyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Nergis'i ‘gerçek adli baskının’ kurbanı olarak görüyor. ‘Kadın... Hayat... Özgürlük’ hareketleri bir yılı aşkın süredir İran'ı sarsıyor. Ancak Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Nobel Barış Ödülü'nün aktiviste verilmesi oldukça sembolik olarak nitelendiriliyor.

İranlı Mahsa Amini'nin sıkı kıyafet kurallarına uymadığı için ‘ahlak polisi’ tarafından tutuklanmasının ardından öldürülmesiyle başlayan protestolar şiddetle bastırıldı. Ancak Muhammedi için İran'daki değişimin artık ‘geri dönüşü yok.’ Muhammedi geçen ay parmaklıklar ardında yazışmalar yoluyla AFP’ye verdiği özel röportajda şunları söyledi:

“Protesto hareketi, artık geri döndürülemez hale gelen demokrasi, özgürlük ve eşitlik arayışı sürecinin hızlanmasına katkıda bulundu ve insanlar dine karşı bile hoşnutsuz ve düşman hale geldi.”

Protestoların başladığı 16 Eylül 2022'den iki ay önce Nergis Muhammedi, ailesinin yönettiği Instagram hesabında başörtüsü zorunluluğuna karşı çıkan bir gönderi paylaştı. Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

“Bu otoriter rejimde kadınların sesi ve saçı yasak. Ben Nergis Muhammedi, zorunlu başörtüsünü kabul etmeyeceğimi beyan ederim."

Bu paylaşımdan iki ay sonra İran'da kadınların başörtülerini yaktığı videolar yayıldı.

Fotoğraf Altı: İran, Mahsa Amini'nin ölümünün ardından çıkan protestolarda tutuklanan yedi kişiyi idam etti. (Reuters arşiv)
 İran, Mahsa Amini'nin ölümünün ardından çıkan protestolarda tutuklanan yedi kişiyi idam etti. (Reuters arşiv)

İran'dan ayrılmayı reddettim

İran'ın kuzeybatısındaki Zencan şehrinde 1972 yılında doğan Nergis Muhammedi, mühendislik ve fizik okudu. Reformcu gazetelerle iş birliği yaparak gazetecilik alanında da çalıştı. 21’inci yüzyılın ilk on yılında Muhammedi, 2003 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı avukat Şirin Ebadi tarafından kurulan İnsan Hakları Savunucuları Merkezi'ne (şu anda Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor) katıldı. İranlı aktivist idam cezasının kaldırılması için mücadele ediyor.

Paris'te ikamet eden ve Muhammedi'yi de iyi tanıyan İranlı insan hakları aktivisti Rıza Maini, AFP’ye şunları söyledi:

“Nergis'in ülkeyi terk etme fırsatı vardı ama o bunu yapmayı reddetti ve sessizlerin sesi oldu. Cezaevinde bile görevini unutmuyor ve tutukluların durumlarını rapor ediyor.”

Muhammedi, ‘Beyaz İşkence’ başlıklı kitabında mahkumların tutukluluk koşullarını ve özellikle de kendisinin de kurbanı olduğunu söylediği hücre hapsine konulmayı kınadı. Kocası Taki Rahmani'nin açıklamasına göre Muhammedi şu an Evin Hapishanesi'nin kadınlar koğuşunda 50 kadın mahkumla birlikte tutuklu bulunuyor. Rahmani, Nergis'in hayatında üç şeyin mücadelesi olduğunu vurguladı: insan haklarına saygı, feminizme bağlılık ve hesap verebilirlik.

Fotoğraf Altı: Nergis Muhammedi'nin kocası ailesinin fotoğraflarını gösterdi. (AP)
Nergis Muhammedi'nin kocası ailesinin fotoğraflarını gösterdi. (AP)

Çocuklarını göremedi

İdam cezasının kaldırılması için çağrıda bulunan Nergis Muhammedi, ‘yasal lisansı olmayan bir örgüt kurma ve büro açma’ suçlamasıyla yaklaşık beş yıl (Mayıs 2015- Ekim 2020) hapis cezasına çarptırıldı. Muhammedi daha sonra ‘rejim aleyhine propaganda yapmak’, ‘ulusal güvenliğe karşı suç işlemek amacıyla toplanmak’, ‘gizli anlaşma yapmak’ ve ‘yasa dışı grup kurmak’ suçlamalarıyla bir kez daha yıllarca hapis ve kırbaç cezasına çarptırıldı. Uluslararası Af Örgütü tarafından ‘düşünce mahkumu’ olarak görülen Muhammedi, 2015'ten bu yana iki çocuğu Kiana ve Ali'yi görmekten mahrum bırakılıyor.

Muhammedi AFP ile yaptığı daha önceki bir röportajında şunları söylemişti:

“Çocuklarım Kiana ve Ali'yi sekiz yıldan fazla bir süredir görmüyorum ve bir buçuk yıldır da onların sesini duymuyorum. Bu dayanılmaz ve tarif edilemez bir acı.”

Muhammedi’nin kocası ve 16 yaşındaki ikiz çocukları Fransa'da yaşıyor. Koca Taki Rahmani açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“24 yıllık evliliğimiz boyunca sadece 5 veya 6 yıl birlikte yaşadık. Hiç pes etmedi ve etmez. Denediler ama şu ana kadar başarılı olamadılar, aksine kararlılığını güçlendirdiler. Nergis çok hayat dolu ve iyimser bir insan.”



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe