İsrail sağıyla ordu liderliği arasındaki ittifak bozuluyor

‘Menfaatlerin Buluşması İttifakı’ çatlaklara sahne oluyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
TT

İsrail sağıyla ordu liderliği arasındaki ittifak bozuluyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)

İsrail'de Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidardaki sağcılar ve ordu liderliği arasındaki ‘Menfaatlerin Buluşması İttifakı’, Gazze'ye karşı ‘çılgın’, Batı Şeria'da ise daha az çılgın ama acımasız bir savaşa dönüştü. Bu ittifak, tahammül sınırına ulaştı ve Tel Aviv siyasi çevrelerinde açıkça görüldüğü gibi, şeffaf bir şekilde çatlaklara sahne olmaya başladı.

Ordu, Gazze'de büyük yıkıma yol açan ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana benzeri görülmemiş bir felakete neden olan savaşın başında konuştuğundan farklı bir dil kullanmaya, ‘Hamas'ı yok etmek’ yerine ‘Hamas'ın yönetme ve savaşma becerisine ölümcül bir darbe vurmaktan’ söz etmeye başladı. Ordu, "Hamas'ın herhangi bir varlığını engelleyebileceğimizi düşünen kimse hiçbir şey bilmiyor" diyor. Ayrıca Eski Genelkurmay Başkanı Bakan Gadi Eisenkot, halkı intikam ruhuyla harekete geçirmek yerine ‘ordunun savaştaki ahlakı’ hakkında konuşmaya başladığını ve aşırı sağcı bakanlarla çatışmaya girdiğini söyledi. Eisenkot, Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakanlar Konseyi'nin geçtiğimiz pazartesi günü yapılan son oturumunda yaptığı açıklamanın devamında şunları söyledi:

Bu bakanlar Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'ye bağırdı, o da buna karşılık vererek Bakan Itamar Ben Gvir'i kendisine karşı tehditlerde bulunmaması konusunda uyardı.

Bu hafta, ordunun Gazze Şeridi'ndeki kasabalarda füzelere karşı duvarlar inşa etmeye başladığı ortaya çıktı. Bu, belediye başkanlarının şu soruyu sormasına neden oldu:

Ordu, savaşın bitmesini ve Hamas'ın kasabalarımıza füze atmasını beklemeyi mi planlıyor?

sfv
İsrail Başbakanı ve ABD Savunma Bakanı geçtiğimiz pazartesi günü Tel Aviv'de basın toplantısı düzenlediler. (DPA)

İsrail ordusunun, savaşa karşı ABD tutumuna, siyasi liderliğine duyduğu saygıdan çok daha fazla saygı duyduğu görülüyor. Bilindiği gibi, Amerikalılar bu savaşa, herhangi bir önceki İsrail savaşına müdahalelerinden daha fazla ve daha derinlemesine müdahale ettiler. Aslında, yönetiminde önemli katkıları söz konusu.

Ayrıca askeri trene (ilk kez kullanılan mühimmat ve silahların 200 hava nakliye uçuşu, gemi seyirleri ve İsrail'deki ABD ordusu depolarının açılması, savaş gemileri ve denizaltılar da dahil olmak üzere), mali desteğe (14 milyar 300 milyon dolar) ek olarak, İsrail'e en önemli ABD liderlerini içeren siyasi bir hava ekibi geldi. Başkan Joe Biden'dan Dışişleri Bakanı Antony Blinken'a (5 kez), Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'a (3 kez), Savunma Bakanı Lloyd Austin'e (2 kez), Genelkurmay Başkanı General Charles Brown'a ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı William Burns'e kadar. Savaş yönetiminin her alanında hem ertesi gün hem de Lübnan ve Kızıldeniz'deki bölgesel zorluklara yanıt vermek için en üst düzeyde koordinasyon ve boşluk azaltma üzerinde çalışıyorlar. İsrailli meslektaşlarıyla otururken, masaya savaş planlarını, saha haritalarını ve ajandalarını koyuyorlar.

Sonuç olarak, iki taraf neredeyse her konuda anlaşıyor. Siyasi liderler arasındaki durum böyle değil. Savaşın boyutunu, kapsamını ve hatta operasyonların türünü azaltmak anlaşmaya varılan konular arasında yer alıyor. Bunların, aşamalı bir program çerçevesinde yapılması planlanıyor. Bu programın, bu ayın sonunda ikinci aşamanın sona ermesini ve İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'nde yeniden konuşlandırılmasını öngörmesi bekleniyor. Daha sonra, birkaç ay süren yerel operasyonlara odaklanan üçüncü aşamaya geçilmesi ve ardından bölgeden tamamen çekilme yapılması planlanıyor.

dsw
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken çarşamba günü Washington'daki Dışişleri Bakanlığı genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD’liler, bunu yaparak öncelikle savaşın hedeflerinde ortaklığı sürdürmek, ikinci olarak İsrail'e, savaş için gerçekçi olmayan hedefler belirleyerek çıktıkları yüksek ağaçtan mümkün olduğunca az zararla inmelerine, ardından başka bir siyasi aşamaya geçmelerine yardımcı olmak istiyor.

Bu siyasi aşama, içinde bulunduğu belirsizliklere rağmen, İsrail'deki sağ siyasi liderliği korkutan bir kabus. ABD, Filistin meselesinin çözümünü de içeren kapsamlı bir bölgesel barış planından bahsediyor. Söz konusu plan, Arap ülkeleri ile yapılan anlaşmalara dayanıyor ve vizyonu Arap Barış Girişimi'nden kaynaklanıyor. Bu planın hayata geçirilmesi, İsrail'de Filistin meselesinin çözümünü anlayan ve kabul eden yeni bir hükümetin kurulmasını gerektiriyor.

Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin İsrail'in Gazze'deki sivil kayıplarını azaltırken Hamas'ın oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak zorunda olduğuna inandığını söyledi. Blinken düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

İsrail'in Hamas tehdidini ortadan kaldırmakla Gazze'deki sivil kayıplarını azaltmak arasında seçim yapmak zorunda olmadığına hâlâ inanıyoruz İsrail'in her ikisini de yapma zorunluluğu var ve her ikisini de yapmakta stratejik çıkarı var. İki devletli çözüm, Amerika dahil tüm tarafların zor seçimler yapmasını gerektirecek.

gh
Aşırı sağcı bakanlar, mini bakanlar kurulunun son toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu'nun müdahalesi olmadan genelkurmay başkanına saldırdı. (Reuters)

Görünen o ki İsrail sağı, mevcut ABD yönetimiyle bir savaş daha yaşandığına inanıyor ve bundan sonra da savaşmaya hazırlanarak bunu ‘gerçek kader savaşı’ olarak değerlendiriyor. Temellerini yakın müttefiki ve dostu Biden yönetiminin önerdiği her şeyi reddetmek üzerine kuruyor. Bu savaşta sağ, orduya ve güvenlik güçlerine saldırmak, iç çatışmayı yeniden yaratmak, hatta iç savaşa dönüşmek dahil tüm öldürücü silahları kullanıyor... Bu, kişisel olarak Netanyahu için bir siyasi ölüm kalım savaşı ve sağcı yönetim için varoluşsal bir savaş.

Son Bakanlar Kurulu olağanüstü toplantısı, bu mücadelenin şiddetinin bir örneğiydi. Sağcı bakanlar, Itamar Ben-Gvir ve beraberindeki Miri Regev ve David Amsalem, Başbakan Netanyahu'nun müdahalesine rağmen, ordu komutanı Benny Gantz'ı eleştirdiler. Öncelikle, 7 Ekim'deki çatışmalarda ve savaşın yönetiminde ordunun yetersiz olduğunu ve başarısız olduğunu iddia ettiler. Ayrıca, savaşın durdurulmasına yol açabilecek esir takası anlaşmalarından da uyardılar. Bunu açık bir gerginlikle yaptılar. Zira bu savaşın kaybedileceğini bekliyorlardı. Çünkü sağda bile, Netanyahu'dan kurtulmak isteyen güçlü bir akım var. Sağ kanadın sözcüsü olan ‘Israel Hayom’ gazetesi dün, Netanyahu'nun savaşın durdurulması durumunda görevinden istifa etmesini talep etti. Ancak gazetenin yazarlarından Nadav Shragai kaleme aldığı makalede şu ifadeleri kullandı:

Binyamin Netanyahu'nun artık savaşın bitiminde ayrılacağı veya bunun son dönemi olacağı yönünde inisiyatifini açıklama ihtimali şu anda sanki hayal dünyasından alınmış gibi görünüyor. Sonuçta bu Netanyahu'dan bahsediyoruz. Ancak bu, İsrail devleti için çok faydalı bir çıkardır. Netanyahu, savaşın gölgesinde siyasi geleceğini düşünmekten vazgeçtiği anda, içinde bulunduğumuz zor siyasi ve askeri mücadelede lider olarak daha saf ve gerçek bir performans sergileyeceğiz. Bu mücadele halen önümüzde ve bitmek üzere görünmüyor.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe